ABD Başkanı Donald Trump’ın, Grönland’ın ABD’nin ulusal güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu savunarak adanın kontrolünün Washington için gerekli olduğu yönündeki açıklamaları, Arktik’teki jeopolitik rekabeti diplomatik krize dönüştürdü.
Ekin Esin İlgün |30.01.2026 - Güncelleme : 03.02.2026
Ankara
Danimarka’nın Grönland üzerindeki egemenlik vurgusu, Avrupa’dan gelen art arda destek açıklamaları ve Grönland yönetimi ile halkının “satılık değiliz” çıkışları, Washington’dan gelen “mülkiyet ve kontrol” söylemleriyle yeni bir gerilim hattı oluşturdu.
ABD’nin ulusal güvenlik gerekçesiyle adayı “kritik” gördüğünü yineleyen açıklamalar, Kopenhag ve Nuuk’tan “sınırlar zorla değiştirilemez” mesajlarıyla karşılanırken, tartışma kısa sürede NATO ve AB’nin de pozisyon aldığı çok taraflı bir başlığa dönüştü.
ABD’nin Grönland’a ilgisi, 1940’lardan bu yana üsler üzerinden somutlaşırken, Trump’ın 2019’da yeniden gündeme taşıdığı “satın alma” söylemi 2024 sonu ve 2025 boyunca sertleşen açıklamalarla tırmandı; Danimarka ve Grönland liderleri ise “toprak bütünlüğü” ve “satılık değiliz” çizgisini yineledi.
Süreçte, eriyen buzullarla açılan yeni deniz yolları ve kritik madenler “stratejik avantaj” başlığı altında öne çıkarken ABD’nin istihbarat toplama iddiaları, savunma anlaşmaları, tarifelerle baskı mesajları ve Davos’taki görüşmeler gerilimi çok taraflı bir krize taşıdı. Avrupa başkentleri ve AB kurumları Danimarka’ya destek verirken, Grönland’da kamuoyu tepkisi anketlere ve gösterilere yansıdı; tartışmanın piyasalarda dalgalanma yaratması da dosyanın diplomasiyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu.
Anadolu Ajansı, Grönland dosyasını tarihsel arka planı, güncel siyasi gelişmeleri ve bölgesel yansımalarıyla odağına aldı.
—
Son gelişmeler
2 Şubat 2026: Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, ABD’nin Grönland politikaları nedeniyle Avrupa’ya yönelen tehditlere karşı, Avrupa’nın çıkarlarına yönelik saldırıları caydıracak “büyük güç” gibi davranması gerektiğini söyledi. Barrot, AB’nin her türlü gözdağı ve baskıya “hayır” demesi ve stratejik özerkliğini güçlendirmesi çağrısı yaptı.
30 Ocak 2026: Eski AB Konseyi Başkanı Charles Michel, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi ABD ile ilişkilerdeki tutumu nedeniyle sert sözlerle eleştirdi ve güvenini kaybettiğini belirtti. Michel, Grönland’daki tehditlerin “kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak Rutte’den NATO içindeki birliği savunmak için daha güçlü ses çıkarmasını istedi.
ABD’nin Grönland’a yönelik son dönemde yeniden gündeme gelen ilgisini tarihsel bir çerçeveye oturtmak amacıyla, Washington’un geçmişte toprak satın alma yoluyla genişleme stratejilerine başvurmasına kısaca bakmak gerekiyor.
Amerika kıtasının Avrupalı güçler tarafından keşfi, 15. yüzyılın sonlarında Cenevizli kâşif Kristof Kolomb’un seferleriyle başladı. Bu gelişmeyi izleyen yüzyıllarda İspanya, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Avrupa devletleri kıta genelinde koloniler kurdu; yerli halkların yaşadığı topraklar savaşlar, zorla yerinden etmeler ve sömürge politikalarıyla Avrupalı güçlerin kontrolüne geçti.
18. yüzyılın sonlarında bağımsızlığını ilan eden ABD, kısa sürede güvenlik ve ekonomik çıkarlarını merkeze alan genişleme politikası izlemeye başladı. 1776’daki Bağımsızlık Bildirgesi’nin ardından Washington yönetimleri, askeri yöntemlerin yanı sıra diplomatik ve mali araçları da kullanarak topraklarını büyütmeyi stratejik bir öncelik olarak benimsedi.
Bu çerçevede ABD, 1803’te Fransa’dan Louisiana bölgesini satın alarak yüzölçümünü önemli ölçüde artırdı; 19. yüzyıl boyunca Florida’nın kontrol altına alınması, Meksika’dan yapılan toprak alımları ve 1867’de Alaska’nın Rusya’dan satın alınmasıyla stratejik bölgelerde egemenliğini genişletti. 1917’de Danimarka’dan Virgin Adaları’nın alınması ise ABD ile Danimarka arasında gerçekleşen tek doğrudan egemenlik devri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Kutbu’nda Danimarka’ya bağlı özerk bölge olan Grönland’ın güney ve batıdaki küçük bir kıyı kısmı hariç büyük bölümü buzla kaplı. 2 milyon 166 bin kilometrekare ile Türkiye’nin yaklaşık 3 katı yüz ölçümüne sahip olan Grönland’da günümüzde 56 bin 562 kişi yaşıyor. Nüfusunun yüzde 88’i yerli İnuit halkından oluşurken, adanın resmi dili ise Kalaallisut. Danca ise ikinci dil olarak kullanılıyor.
Dünyanın yüzölçümü bakımından en büyük adası olan Grönland, yüzyıllar boyunca uzak coğrafyası ve sert iklimi nedeniyle küresel siyasetin periferisinde kaldı. Ancak son yıllarda Arktik’te değişen jeopolitik dengeler, buzulların erimesiyle açılan yeni deniz yolları ve artan büyük güç rekabeti, Grönland’ı uluslararası gündemin merkezine taşıdı.
Grönland’a ilk yerleşim, yaklaşık 4 bin 500 yıl önce İnuit halkının adaya gelmesiyle başladı. 10. yüzyılda ise Ada’ya sürgün edilen bir İskandinav Vikingi ile yerlilerin dışındaki ilk yerleşim gerçekleşti. İskandinavlar, 15. yüzyıla kadar Grönland’da yaşamlarını sürdürse de İnuit halkıyla çıkan çatışmalar ya da iklim koşulları nedeniyle bölgeden “aniden kayboldu.” 1721 yılında Norveçli bir rahibin gelişiyle Grönland yerlilerine Hristiyanlığın öğretilmesi süreci başladı ve zamanla Grönland, Danimarka-Norveç Krallığı’nın sömürge alanı haline geldi.
1814’te Danimarka-Norveç birlikteliğinin dağılmasıyla karlı bir sömürge olarak görülen Grönland, Danimarka’nın kolonisi olarak konumlandı. ABD, 1916’da Danimarka'nın Grönland üzerindeki hakkını tanıdı, Norveç de Ada üzerindeki hak iddiasından mahkeme kararıyla vazgeçti.
Ada, 2. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Danimarka’yı işgali sırasında ABD’nin koruması altına girdi ve 1945’te Danimarka’ya iade edildi. Ada, savaş sırasında önemli bir stratejik konum haline geldi. 1953’te ise Grönland’ın statüsü değişti ve Ada, Danimarka Krallığı’na bağlı bir il haline getirildi. Böylece Grönland 230 yılı aşkın süredir devam eden sömürge statüsü sona ermiş oldu.
1979 yılında kabul edilen düzenlemeyle Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı yarı özerk bölge statüsü kazandı. 2009’da yürürlüğe giren Özerklik Yasası ise Grönland halkını uluslararası hukuk kapsamında kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bir halk olarak tanıdı ve bağımsızlığa gitme kararını tamamen Grönland halkına bıraktı. Araştırmalar, Grönland halkının bağımsızlığı istediğini ancak iklim şartları oldukça zorlu Ada’nın Danimarka’nın desteğine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Dışişleri, güvenlik ve mali konularda hala Danimarka’ya bağlı Grönland’da, uranyum başta olmak üzere altın ve değerli taşların yanı sıra petrol ve gaz rezervleri de yer alıyor.
“Stratejik avantaj"
Zengin yer altı rezervlerine sahip Grönland'ın hem ABD'ye yakınlığı hem de kilit deniz yolları üzerindeki konumu, Washington için özellikle Rusya ve Çin ile artan rekabet bağlamında "stratejik avantaj" olarak görülüyor.
Küresel ısınmanın etkisiyle Arktik buzullarının hızla erimesi, Grönland’ı iklim krizinin en görünür cephelerinden biri haline getirirken, Ada’nın jeostratejik önemini de artırıyor. Uzmanlar, buzulların geri çekilmesiyle yaşanabilir alanların genişlediğini, bunun karasal ve denizel faaliyetleri canlandırdığını belirtiyor. Eriyen buz tabakalarının, Kuzeybatı Geçidi ve Kuzey Deniz Rotası gibi ticaret yollarını daha erişilebilir hale getirdiği, Grönland’ın konumu gereği uluslararası ticaret gemilerinin geçişinde kolaylık sağladığı ifade ediliyor. Bu gelişmelerin, Kuzey Atlantik ile Asya arasındaki deniz ulaşımında daha kısa ve ekonomik güzergahların oluşmasına zemin hazırladığı değerlendiriliyor.
Buzulların erimesiyle birlikte Grönland’ın uzun süredir büyük ölçüde erişilemeyen doğal kaynakları da gündeme geldi. Yapılan araştırmalar, Ada’da nadir toprak elementleri başta olmak üzere uranyum, altın, demir, bakır, lityum, nikel, kobalt ve çinko gibi stratejik mineraller ile petrol rezervlerinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu kaynakların, yenilenebilir enerji, savunma sanayii ve yüksek teknoloji üretimi gibi kritik sektörler açısından taşıdığı önem, Grönland’ı ABD için “çekici” kılan unsurlar arasında yer alırken, Washington yönetiminin nadir toprak mineralleri konusunda Çin’e olan bağımlılığını azaltma hedefi de Ada’ya yönelik ilgiyi artırıyor.
Grönland’ın artan jeopolitik ve ekonomik değeri, zaman zaman “satın alma” tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde, yüz ölçümü, doğal kaynaklar ve ekonomik göstergeler dikkate alındığında Ada’nın olası değerinin yüz milyonlarca dolar ile birkaç milyar dolar arasında olabileceği öne sürülüyor. Ancak hem Danimarka hükümeti hem de Grönland yönetimi, Ada’nın satılık olmadığı yönündeki tutumlarını her fırsatta yineliyor.
ABD açısından Grönland, yalnızca doğal kaynaklarıyla değil, aynı zamanda askeri ve stratejik konumuyla da kritik öneme sahip bulunuyor. Kuzey Kutbu üzerinden gelebilecek olası füze tehditlerine karşı erken uyarı sistemlerine ev sahipliği yapan Ada, Rusya ve Çin’in Arktik’te artan askeri ve ekonomik faaliyetleri nedeniyle Washington’un güvenlik planlamasında merkezi bir yer tutuyor. Uzmanlar, ABD’nin Grönland’a yönelik ilgisinin, büyük ölçüde bu güvenlik ve savunma kaygılarından kaynaklandığını belirtiyor.
ABD’nin Grönland'a ilgisi
ABD'de Grönland'ı satın alma fikri ilk kez 1867’de dile getirildi. Alaska’nın satın alınmasının ardından Grönland’ın da ABD topraklarına katılması düşüncesi tartışıldı.
1916 yılında ABD, Danimarka’nın Grönland üzerindeki egemenliğini resmi olarak tanıdı. Bu dönemde ada üzerindeki hukuki statü netleşirken, ABD’nin stratejik ilgisinin sürdüğü belirgindi.
ABD’nin Grönland’daki ilk varlığı 1941’de açılan üsle başladı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da 1949’dan itibaren ABD ve Danimarka iki iyi NATO müttefiki oldu.
ABD, Grönland'daki eskiden “Thule Hava Üssü” olarak bilinen “Pituffik Uzay Üssü” sayesinde Rus füzelerini, bombardıman uçaklarını ve nükleer silahlı denizaltılarını izledi. Üs aynı zamanda Arktik'teki Rus faaliyetlerine karşı koymak için stratejik bir konumda yer alıyordu.
Grönland’ın Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki en kısa hat üzerinde bulunması, askerî açıdan stratejik değer taşımaktaydı.
Eski ABD Başkanı Harry Truman, 1946’da Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın teklif etti. Truman'ın teklifi üç seçenek içeriyordu: Grönland'daki ABD askeri üslerinin uzun vadeli olarak güçlendirilmesi, Danimarka'nın ABD askeri korumasını kabul etmesi ve bölgenin tamamen satın alınması. Danimarka, bu teklifi reddetse de ABD'nin buradaki askeri varlığını devam ettirmesine izin verdi.
Grönland'a ilgisini gizlemeyen ABD, özellikle soğuk savaş döneminde buraya önemli yatırımlar yaparak ve askeri üs kurarak bölgedeki varlığını güçlendirdi.
Truman’ın teklifinden 73 yıl sonra dönemin ABD Başkanı Donald Trump, 2019’da Grönland’ı satın almak istediklerini belirtti. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, bu teklifi “saçma” olarak yorumlarken, Grönland’ın Grönlandlılara ait olduğunun altını çizdi. Grönland’ın o dönemki başbakanı Kim Kielsen de Ada’nın “Danimarkalı” olmadığını Grönland halkına ait olduğunu belirtti.
Konu Danimarka ile ABD arasında kısa süreli diplomatik krize neden olurken, Trump Danimarka’ya yapacağı resmi geziyi iptal etti.
2020 yılında ABD’nin Nuuk’ta daha önce kapattığı konsolosluğunu yeniden açma kararı alması, Washington’un adaya yönelik diplomatik varlığını güçlendirdiği bir adım olarak kayda geçti. Bu hamlenin, yenilenebilir enerji ve maden kaynakları başta olmak üzere ekonomik iş birliği alanlarını genişletme amacı taşıdığı bildirildi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Mayıs 2021’de, ülkesinin Grönland’ı satın almak istemediğini kaydetti.
6 Kasım 2024'te gerçekleşen seçimle ikinci kez ABD başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, 23 Aralık 2024’te sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı açıklamada, Grönland’ın mülkiyet ve kontrolünün, ABD’nin ulusal güvenliği ile “dünya genelinde özgürlük” için “mutlak bir zorunluluk” olduğunu savundu.
Dönemin Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede, bunun üzerine yaptığı yazılı açıklamada Grönland'ın "satılık olmadığını" vurgulayarak, "Grönland, Grönland halkına aittir. Biz satılık değiliz ve asla satılık olmayacağız. Uzun süredir devam eden özgürlük mücadelemizi kaybetmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. 2025’in Ocak ayında Danimarka Başbakanı Frederiksen de benzer şekilde ABD’nin yaklaşımına karşı çıktı.
Donald Trump, 7 Ocak 2025'te Florida’da düzenlediği basın toplantısında, Panama Kanalı ile Grönland'ı kontrol edebilmek için asker kullanmayacağı konusunda taahhütte bulunup bulunmayacağıyla ilgili soruya, "Hayır, bu ikisi hakkında size güvence veremem. Belki bir şeyler yapmamız gerekebilir. Ekonomik güvenliğimiz için bunlara ihtiyacımız var." yanıtını verdi.
Konu üzerine 8 Ocak 2025'te açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, France Inter radyosunda katıldığı yayında, "AB'nin, dünyadaki diğer ulusların, hangisi olursa olsun, kendi egemen sınırlarına saldırmasına izin vermesi söz konusu değil." dedi. Trump'ın Grönland'ın ABD kontrolünde olması gerektiği yönündeki açıklamalarına ilişkin Barrot, ABD'nin Grönland'ı "işgal" edeceğine inanmadığını söyledi.
"Grönland'ı Yeniden Büyük Yapalım" Yasası
Aynı tarihte dünya liderleri konu üzerine açıklama yapmaya devam etti. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, ABD ile bir dış politika krizi yaşandığını düşünmediğini belirterek, tansiyonun düşürülmesi gerektiğini söyledi. Trump’ın Kuzey Kutbu’na ilgisinin arttığını gözlemlediğini dile getiren Rasmussen, her düşüncenin kamuoyunda yüksek sesle dile getirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise sınırların dokunulmazlığı ilkesinin doğuda ya da batıda tüm ülkeler için geçerli olduğunu vurguladı. Scholz, sınırların güç kullanılarak değiştirilemeyeceğini, bunun uluslararası hukukun ve Batılı değerlerin temelini oluşturduğunu söyledi; Avrupa güvenliğinin NATO çerçevesinde ortak hareketle güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Avrupa Birliği Komisyonu sözcülerinden Anitta Hipper, Trump’ın Grönland’a ilişkin açıklamalarına dair ayrıntıya girmeyeceğini belirterek, AB’nin bu konudaki tutumunun ilkesel olduğunu söyledi. Hipper, devletlerin egemenliğine saygı duyulmasının AB için temel bir ilke olduğunu, bunun aynı zamanda Birliğin diplomatik değerleri arasında yer aldığını ifade etti.
Komisyon sözcülerinden Olof Gill ise Trump’ın açıklamalarına yönelik tepki ve endişelerin “varsayımsal” nitelik taşıdığını savunarak, henüz göreve başlamamış bir yönetim hakkında aşırı senaryolar üretilmemesi gerektiğini söyledi. Gill, AB’nin önceliğinin yeni ABD yönetimiyle transatlantik ilişkilerde karşılıklı yarar sağlayacak işbirliği alanları bulmak olduğunu kaydetti.
AB Komisyonu Baş Sözcüsü Paula Pinho da Grönland’a yönelik olası bir askeri harekatın, AB Antlaşması’nın 42’nci maddesindeki “karşılıklı yardım” hükmünü devreye sokacağını teyit etti. Pinho, ABD’nin Grönland’ın kontrolünü almasına yönelik senaryoları değerlendirmeyi reddederek, bu tür soruları “fazla teorik” olarak nitelendirdi.
14 Ocak 2025'te, ABD Kongresindeki Cumhuriyetçiler, seçilmiş başkan Donald Trump'a "Grönland'ı Danimarka'dan satın alabilmek için yetki veren" bir tasarıyı Temsilciler Meclisine sundu. "Grönland'ı Yeniden Büyük Yapalım Yasası" başlığıyla sunulan tasarı, Cumhuriyetçi meclis üyesi Andy Ogles tarafından hazırlandı.
Grönland'ın eski başbakanı Egede, 22 Ocak 2025'te Nuuk'ta düzenlediği basın toplantısında, ABD ile görüşmelerin gelecekte de devam edeceğini, askeri ve güvenlik konularında işbirliğinin süreceğini aktardı. Egede, Trump ile bir toplantı ayarlamaya çalıştığını belirterek, "Eğer Grönland hakkında konuşmak istiyorlarsa, Grönland ile konuşmak zorunda oldukları gerçeğinden kaçamazlar." diye konuştu. Grönland'ın bir ABD eyaleti olma olasılığını da reddeden Egede, "Grönland halkı ne olmak istediğini açıkça ortaya koymalıdır. Biz Danimarkalı olmak istemiyoruz, Amerikalı olmak da istemiyoruz." dedi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’ın söylemlerinin NATO’ya zarar vermeyeceğini belirterek, bu açıklamaların, kuzeydeki jeopolitik ve stratejik önemin altını çizdiğini söyledi. Rutte, Grönland meselesinin yalnızca Ada ile sınırlı olmadığını, Finlandiya, İsveç, Norveç, İzlanda, Danimarka, Kanada ve ABD’yi kapsayan NATO’nun kuzey güvenlik hattının bir parçası olduğunu vurguladı. Rutte ayrıca, ABD olmadan kolektif savunmanın işlemesinin mümkün olmadığını, Grönland’ın da bu çerçevede hem Avrupa hem de ABD’nin ortak savunma mimarisinde kritik konumda bulunduğunu ifade etti.
31 Ocak 2025’te ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Grönland konusunda “şaka yapmadığını” ve satın alma konusunda “kararlı” olduklarını açıkladı. Böylece ABD yönetiminin pozisyonu resmi düzeyde netlik kazandı.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 27 Ocak 2025'te düzenlediği basın toplantısında, bu konunun müzakereye açık olmadığını belirterek, AB’nin üyesi Danimarka’yı ve özerk bölgesi Grönland’ı desteklediklerini söyledi. Kallas, yeni ABD yönetiminin pazarlık dilini benimsediğini, ancak AB’nin de kendi ekonomik ve siyasi gücünün farkında olarak hareket ettiğini vurguladı. Avrupa ile ABD’nin güvenlik ve ekonomi alanlarında karşılıklı bağımlılık içinde olduğunu ifade eden Kallas, AB’nin yalnızca yönlendirilen bir aktör olmadığını, ortaklarıyla ilişkilerinde ve rakiplerine karşı tutumunda kendi gücünü hafife almaması gerektiğini dile getirdi.
28 Ocak 2025'te Sud Radio'ya konuk olan Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, Grönland'a Avrupalı birlik gönderilmesine ilişkin soruya karşılık, "Neden olmasın, güvenlikle ilgili bir mesele var. Avrupa Birliği'nin sınırları pazarlık konusu olamaz. Güvenlik çıkarlarımızın korunup korunmadığını değerlendirmeye hazır olan Danimarka ile bunu görüşmeye başladık." dedi.
AB'nin, Trump'ın Grönland'ın kontrolünü ele geçirme söylemlerine karşı Danimarka'ya "tam destek" verdiğini vurgulayan Costa, "Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaşta olduğu gibi, ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunmaya hazırız" dedi. Costa, "AB üyesi bir devletin toprak bütünlüğü söz konusu olduğunda bu ilkeleri (ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü) savunmaktan vazgeçmemeliyiz. Tahmin edebileceğiniz gibi Danimarka'nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve sınırlarının istikrarı bizim için çok önemli bir konudur." diye konuştu.
Grönland'ın Danimarka'ya bağlı olduğuna dikkati çeken Costa, "Danimarka egemen bir devlettir. Danimarka kendi çıkarlarını belirler ve AB, Danimarka'yı destekleyecektir." ifadesini kullandı. Costa, uluslararası hukuka uyulması gerektiğinin altını çizerek, "Spekülasyon yapmayacağız. Doğal olarak bu ihtilafın çatışmaya dönüşmemesini ve eğer bir çatışma varsa da müttefikler arasında olması gerektiği gibi dostane şekilde çözülmesini umuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
20 Ocak 2025'te ikinci başkanlık dönemi başlayan Donald Trump, 5 Mart 2025'te ABD kongresindeki oturumda gerçekleştirdiği konuşmada, "Bu akşam Grönland halkına da bir mesajım var. Kendi geleceğinizi belirleme hakkınızı kuvvetle destekliyoruz ve eğer isterseniz, sizi Amerika Birleşik Devletleri'ne bekliyoruz. Grönland'a ulusal güvenlik ve hatta uluslararası güvenlik için ihtiyacımız var. Sanırım öyle ya da böyle bunu elde edeceğiz. Bunu elde edip sizi güvende tutacağız. Sizi zengin edeceğiz ve birlikte Grönland'ı daha önce mümkün olduğunu düşünmediğiniz yerlere taşıyacağız." ifadelerini kullandı.
Danimarka'dan bağımsızlığın daha hızlı kazanılması için kampanya yürüten Naleraq, yüzde 24,5 oy topladı.
Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede'nin liderliğindeki Inuit Ataqatigiit (Halk Topluluğu) Partisi ise oyların yaklaşık yüzde 21'ini aldı.
Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'daki tüm partiler, Ada'nın bağımsız olması konusunda hemfikir olsa da bu sürecin hızı konusunda farklı görüşlere sahip.
Bağımsızlık çağrıları yaklaşık on yıllardır Ada'nın gündeminde yer alırken, genel seçimin ardından Danimarka'dan bağımsızlığını kazanabilmesi için bir referandum düzenlenmesi de gündemde.
2025'in mart ayının son günlerinde Rusya'nın Murmansk şehrinde düzenlenen Uluslararası Arktik Forumu'nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Grönland konusunda son dönemde atılan adımları değerlendirerek, "Bu planlar, uzun süredir devam eden tarihsel köklere sahiptir. ABD'nin Arktik bölgesinde jeostratejik, askeri, siyasi ve ekonomik çıkarlarını sistematik olarak öncelemeye devam edeceği açıktır." diye konuştu.
Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın yönetiminde bir araya gelen bazı üst düzey yetkililer, istihbarat birimlerinin başkanlarına Grönland'daki bağımsızlık hareketleri ile Ada'daki ABD madencilik faaliyetlerine yönelik kamuoyunun tutumu hakkında daha fazla bilgi toplanması talimatı verdi.
Söz konusu gelişmeler, Başkan Trump'ın Grönland'ı satın alma arzusunu gerçekleştirme yönünde atılan ilk somut adımlardan biri olarak değerlendirildi.
2025'in haziran ayında, Danimarka Parlamentosu, Grönland konusunda gerilime rağmen ABD'nin ülkede askeri üs kurmasının önünü açan savunma anlaşmasını onayladı. Trump göreve gelmeden önce iki ülke arasında 2023’te imzalanan "Savunma İşbirliği Anlaşması", “ülkeye zararlı” olduğu gerekçesiyle bazı Parlamento üyelerince eleştirilse de büyük çoğunluğun onayını aldı.
22 Aralık 2025'te Louisiana Valisi Jeff Landry'yi Grönland Özel Temsilcisi olarak atayan Trump, konu ile ilgili açıklamasında, bu atamanın kendilerinin Grönland'e verdikleri önemi gösterdiğini söyledi. “Grönland'e madenler için değil, finansal güvenlik için ihtiyacımız var. Ulusal güvenlik için Grönland'e ihtiyacımız var. Grönland'e bakarsanız, kıyı şeridini baştan sona gözden geçirirseniz, her yerde Rus ve Çin gemileri olduğunu görürsünüz. Ulusal güvenlik için ona ihtiyacımız var. Oraya sahip olmalıyız, Grönland çok önemli." diye konuştu.
4 Ocak 2026'da ABD Başkanı Donald Trump'ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller'ın eşi olan podcast yayıncısı Katie Miller, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan "Yakında" başlığıyla Grönland'ı ABD bayrağıyla paylaştı.
Danimarka'nın Washington Büyükelçisi Jesper Moller Sorensen aynı gün bu paylaşıma tepki göstererek, "ABD'nin güvenliği Grönland ve Danimarka'nın da güvenliğidir. Grönland aynı zamanda bir NATO üyesidir. Danimarka Krallığı ve ABD, Arktik'te güvenliği sağlamak için birlikte çalışmaktadır." ifadelerini kullandı.
7 Nisan 2025'te göreve gelen Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, 5 Ocak 2026'daki açıklamasında, "Geleceğimiz sosyal medya tarafından şekillenmeyecek. Şunu söylemek isterim ki, korku ve endişeye gerek yok. Fotoğraf saygısızlık içeriyor. Ülkeler arasındaki ilişkiler saygı ve uluslararası hukuka dayanır, haklarımızı görmezden gelen ayrılıkçı ifadeler kullanılmamalı." ifadelerini kullandı.
ABD'nin müdahale edeceği "son ülke Venezuela olmayacak”
ABD Başkanı Trump, Venezuela'ya askeri müdahalenin Grönland için ne anlama geleceğine ilişkin soruya, bunu kendilerinin incelemesi gerekeceği yanıtını verdi.
Danimarka Başbakanı Frederiksen, bu açıklamaların ardından ülkesinin devlet televizyonu TV2’ye özel açıklamalarda bulunarak, “ABD'nin Grönland'ı devralmasının gerekliliğini tartışmak kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyor ve tehditlerini durdurmalılar. Çünkü ABD'nin, Danimarka Krallığı Birliği'ni (Rigsfallesskabet) oluşturan iki özerk bölgeden herhangi birini ilhak etme hakkı ve yetkisi yoktur." İfadelerini kullandı.
Başbakan ayrıca Grönland'ın bir NATO toprağı olduğunun altını çizerek, adanın ittifakın kolektif güvenlik garantisi kapsamında bulunduğunu vurguladı.
Avrupa ülkelerinden Danimarka'ya destek mesajları
5 Ocak 2026'da dünya liderlerinden peşpeşe açıklamalar geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, kamu yayıncısı Deutschlandfunk radyosuna yaptığı açıklamada, Grönland'ın Danimarka'ya ait olduğunu, bu konudaki pozisyonlarının çok net olduğunu dile getirerek "Bu, Avrupa'da tartışmasız bir gerçek ve bu konuda Avrupa'nın birlik içinde olduğu da çok açık." dedi.
Trump'ın Çin ve Rusya'nın bu bölgeye ilgisinin arttığını "haklı olarak" belirttiğini söyleyen Wadephul, "Bu durum bizim güvenlik çıkarlarımızı da ilgilendiriyor." diye konuştu.
Wadephul, bu konuların ABD ile görüşülmesine açık olduklarını ve NATO içerisinde Arktik bölgesindeki güvenlik durumunun tartışılması gerektiğini belirterek "Ancak bu, Grönland'ın ve Danimarka'nın toprak bütünlüğüne ilişkin meseleyi hiçbir şekilde etkilemez." ifadesini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, basına yaptığı açıklamada, Grönland konusunda Danimarka'ya destek mesajı verdi. Confavreux, Grönland'ın Grönlandlılara ve Danimarkalılara ait olduğunu, bölgeye ilişkin kararı da onların verebileceğini vurgulayarak "Sınırlar güç kullanarak değiştirilemez." Dedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Anitta Hipper, Brüksel'deki günlük basın toplantısında, gazetecilerin Trump'ın Grönland hakkında yaptığı açıklamalar hakkındaki sorularını yanıtladı.
Ulusal egemenlik, toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı ve BM Şartı ilkelerini savunmaya devam edeceklerini belirten Hipper, "Bunlar evrensel ilkelerdir ve özellikle bir AB üye ülkesinin toprak bütünlüğü sorgulandığında, bunları savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz." dedi.
Hipper ayrıca, Grönland'ın statüsünde yapılacak herhangi bir değişimin yalnızca Danimarkalılar ve Grönlandlılar tarafından kararlaştırılabileceğini kaydetti.
AB Komisyonu Başsözcüsü Paula Pinho da ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinden sonra Grönland konusunda Birliğin caydırıcı yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyup duymadığı sorusunu, "Grönland'ın ABD'nin müttefiki olduğunu ve NATO ittifakı kapsamında olduğunu hatırlatmak isteriz ve bu çok büyük bir fark. Bu nedenle Grönland'ın tamamen yanındayız ve (Venezuela'da) yaşananlarla hiçbir şekilde bir benzerlik görmüyoruz." diye cevapladı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz Sky News televizyonuna yaptığı açıklamada, "Grönland'ın geleceği, yalnızca Danimarka ve Grönland'ın elinde olmalı. Danimarka, yakın bir Avrupa ve NATO müttefikidir. Bu yüzden Grönland'ın geleceği, sadece Grönland ve Danimarka Krallığı tarafından belirlenmelidir. Bu konudaki duruşumuz çok net." diye konuştu.
İngiltere İçişleri Bakanlığında Göç ve Vatandaşlıktan Sorumlu Devlet Bakanı Mike Tapp ise Sky News televizyonunda katıldığı programda, "ABD'nin Grönland'ı işgal etmesinin yanlış olup olmayacağı" sorusuna yanıt vermekten defalarca kaçındı.
Grönland, ABD ile diyoloğu doğru kanallar üzerinden sürdürme niyetinde
Grönland Başbakanı Nielsen, 5 Ocak 2026'da Grönland’ın başkenti Nuuk’ta düzenlediği basın toplantısında, "Son gelişmeler ışığında halkın endişelenmesi anlaşılabilir bir durum ancak buna gerek yok. Grönland, 'doğru kanallar' aracılığıyla ABD ile diyaloğu sürdürme arayışında. ABD ile uzun yıllardır devam eden güven ve iş birliğini sürdürme niyetindeyiz." ifadesini kullandı.
Jens-Frederik Nielsen, hem toplum olarak hem de müttefiklerle birlik içerisinde hareket etmeleri gerektiğini vurgulayarak, NATO ile işbirliğini de genişletmek istediklerinin altını çizdi. Nielsen, Trump'ın Grönland'a ilişkin söylemlerinin sonunun gelmesi gerektiğine işaret ederek, uzun yıllardır devam eden dostluğun baskı altında olduğunu aktardı.
ABD ile iyi iş birliğinin yeniden kurulmasının önemini yineleyen Nielsen, Grönland için "tek gecede ele geçirilme" riskinin bulunmadığını kaydetti.
Danimarka Başbakanı Frederiksen ise 6 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "ABD Başkanı Trump'ın defalarca Grönland'ı istediğini dile getirmesi ciddiye alınmalı. Yalnız şunu da açıkça belirtmek isterim ki eğer ABD bir başka NATO ülkesine askeri saldırı kararı alırsa, her şey durur. Buna NATO ve İkinci Dünya Savaşı'nın sonlanmasından bu yana sağlanan güvenlik de dahil." İfadelerini kullandı.
Demokrasi ve uluslararası hukuka inancı olduğunu aktaran Frederiksen, sınırlarının hiçbir şekilde değişmeyeceğine de inandığını söyledi.
Frederiksen, Grönland'a uygulanan baskının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Gergin değilim. Saf da değilim. Şu an haritadaki tüm hareketleri yakından takip ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.
“Eğer Grönland'ı biz ele geçirmezsek Rusya veya Çin komşunuz olacak”
10 Ocak’ta Beyaz Saray’da yaptığı basın toplantısında, Grönland konusundaki duruşlarının değişmediğini ve buraya "sahip olmak" istediklerini bir kez daha tekrarlayarak bu konuda Avrupa ülkelerine "iyilik yaptığını" savundu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 8 Ocak’ta Fox News'e verdiği mülakatta, Avrupa'nın bu konuda "çok sızlandığını" söyledi. Vance, "Avrupa, Trump'ın ve yönetiminin temel argümanıyla başa çıkamıyor. Grönland, yalnızca ulusal değil, dünya güvenliği için önemli. İnsanlar, tüm füze savunma altyapısının kısmen Grönland'a bağlı olduğunun farkında değil. Tanrı korusun, yapacaklar demiyorum ancak Rusların ya Çinlilerin kıtamıza ya da Avrupa'ya nükleer füze atması halinde Grönland bu füze savunmasının önemli bir parçası." diye konuştu.
Avrupa'nın ve Danimarka'nın Grönland'ı güvenceye almadığını, Avrupa'nın güvenliğe yeterli yatırım yapmadığını savunan Vance, Avrupa'nın geçmişte İkinci Dünya Savaşı'nda ve terörle mücadelede ABD'ye destek verdiğini sürekli dile getirdiğini ifade etti.
ABD askerlerinin Grönland gibi soğuk yerlerde "iyi çalıştığını" savunan Vance, "Ben orada çalışmak istemezdim, neyse ki ABD Başkan Yardımcısı Washington'da kalıyor." değerlendirmesini yaptı.
Trump'ın, Grönland'ın ele geçirilmesi için askeri plan hazırlanması talimatı verdiği iddiası
İngiliz Daily Mail gazetesinin konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı 11 Ocak’taki haberine göre Trump'a yakın isimlerin, ABD'nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin ardından cesaretlendiği ve "Rusya veya Çin harekete geçmeden önce Grönland'ın ele geçirilmesini istediği" iddia edildi.
Trump'ın Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığına (JSOC) işgal planı hazırlanması yönünde talimat verdiği ileri sürülen haberde, üst düzey askeri yetkililerin "yasa dışı olacağı ve Kongre'nin desteğini alamayacağı" gerekçesiyle söz konusu hamleye karşı çıktığı savunuldu.
Askeri yetkililerin, Trump'ın dikkatini başka konulara çekmek amacıyla Rusya'nın hayalet filosunun engellenmesi ya da İran'a saldırı gibi "daha az tartışmalı" seçenekleri gündeme getirdiği öne sürüldü.
Danimarka Başkanı Frederiksen, 12 Ocak'ta Danimarka'nın Nyborg kentinde Sosyal Liberal Parti'nin düzenlediği yeni yıl toplantısında, "ABD Grönland'a karşı askeri müdahalede bulunursa Danimarka'nın bir planı var mı?" sorusuna, "Bunları somut görünenden daha temel bir şekilde ele almalıyız. Bir yol ayrımındayız. Bir kader anı söz konusu." yanıtını verdi.
Frederiksen, gözle görünenden daha büyük bir tehlikenin söz konusu olduğuna işaret ederek, "ABD bir müttefikini tehdit ederek Batı ittifakına, NATO iş birliğine sırtını çeviriyor. Bu ABD tarafından daha önce hiç yaşamadığımız bir durum. Böyle bir şey yaşanırsa her şey durur." ifadelerini kullandı.
Washington yönetiminin Grönland konusunu ele almak amacıyla Danimarkalı yetkililerle bir araya geleceği görüşmeye ilişkin Frederiksen, tutumlarını savunmak için ellerinden geleni yapacaklarını ve "sapamayacakları" konuların olduğunu belirtti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 12 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland tehdidine ilişkin sorulara doğrudan cevap vermekten kaçınarak, önemli olan hususun "bir sonraki adım için birlikte çalışmaya devam etmek" olduğunun altını çizdi.
“Danimarka Krallığı'nın bir parçasıyız ve satılık değiliz”
13 Ocak’ta, Danimarka Başbakanı Frederiksen ve Grönland Başbakanı Nielsen, Kopenhag'da basın toplantısı düzenledi.
Frederiksen, ABD ile zor bir yıl geçirdiklerini belirterek, Donald Trump'ın Grönland'a "ihtiyacı oldukları" söylemini devam ettirmesine ilişkin, "Bu Danimarka'nın değil Krallığın meselesi. Sınırlar zorla değiştirilemez. Başka bir halkı satın alamazsınız ve küçük ülkeler büyük ülkelerden korkmamalı." dedi.
ABD'deki görüşmede Danimarka ve Grönland'ın yan yana duracağını aktaran Frederiksen, NATO'nun da Grönland'ı koruması gerektiğine işaret etti.
Nielsen de NATO'nun desteğini aldıklarını belirterek "Danimarka Krallığı'nın bir parçasıyız ve satılık değiliz. Herkesin anlaması gereken bir durum var. Grönland, ABD'ye ait olmayacak. Grönland, ABD tarafından yönetilmeyecek. Grönland, ABD'nin bir parçası olmayacak." ifadelerini kullandı.
Grönland'ın önünde seçmesi gereken bir durum olsaydı yine Krallık, Avrupa Birliği (AB) ve NATO'yu seçeceğini vurgulayan Nielsen, birlik içerisinde hareket etmeleri gerektiğinin altını çizdi.
“ABD'nin Grönland'ı alması halinde NATO güçlenecek”
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 14 Ocak’ta AB Komisyonu üyelerinin haftalık toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
ABD'nin Grönland'a yönelik tehdidini değerlendiren von der Leyen, "Grönland halkına aittir. Dolayısıyla Danimarka ve Grönland'ı ilgilendiren konularda karar vermek yalnızca onlara aittir." dedi.
Danimarka hükümetiyle sürekli iletişim halinde olduklarını ifade eden von der Leyen, "Ayrıca Grönlandlıların ihtiyaçlarını da dinliyoruz, çok yakın temas halindeyiz." diye konuştu.
Grönland'ın NATO'nun parçası olduğuna dikkati çeken von der Leyen, NATO'nun temel prensibinin kolektif güvenlik olduğuna vurgu yaptı.
AB'nin sadece "sözlerle değil, eylemlerle de Grönland'ın yanında olduğunu" belirterek, "Grönlandlıların isteklerine ve çıkarlarına saygı duyduğumuzu ve bize güvenebileceklerini bilmeleri gerekiyor." mesajını verdi.
Donald Trump, aynı gün Grönland'a yönelik sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. NATO'ya Grönland'ın alınmasına "öncülük etme" çağrısı yapan Trump, "Grönland ABD'nin elinde olduğunda, NATO çok daha güçlü ve etkili hale gelecektir." ifadesini kullandı. Trump, NATO'nun caydırıcılığını da ABD'ye borçlu olduğunu savundu.
Daha sonra yaptığı paylaşımda, Çin ile Rusya'nın Grönland'a yönelik faaliyetlerini artırdığına ilişkin bir haberi alıntılayarak "NATO: Danimarka'ya onları (Çin ve Rusya'yı) buradan hemen çıkarmasını söyleyin! İki köpek kızağı buna yetmez. Bunu sadece ABD yapabilir." değerlendirmesinde bulundu.
"ABD mi, Rusya-Çin mi?"
Beyaz Saray, ABD merkezli sosyal medya platformu X'teki resmi hesabından 14 Ocak'ta yaptığı paylaşımda, Grönland halkına seslendi.
Paylaşımda, bir tarafta ABD bayrağı ve Beyaz Saray'ın bulunduğu bir görsel, diğer tarafta ise Rusya ve Çin bayrakları ile bu ülkelerin devlet başkanlık saraylarının bulunduğu bir görsele yer verildi.
Aynı paylaşımda, ABD ile Rusya ve Çin'i sembolize eden görsellere doğru koşan Grönland bayraklı köpekli kızakların üstünde, "Grönland halkı, hangi yol?" mesajı dikkati çekti.
Beyaz Saray'ın paylaşımında ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin Grönland'e ulusal güvenlik gerekçesiyle ihtiyaç duyduğunu ifade eden cümlesine de yer verildi.
Aynı tarihte Washington'da bir araya gelen ABD, Danimarka ve Grönland Dışişleri bakanlarının görüşmesi sonrasında da temel anlaşmazlıkların devam ettiği belirtildi, ABD'nin Grönland'ı "ele geçirme arzusunun açık" olduğu kaydedildi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 15 Ocak’ta düzenlediği basın brifinginde, bir önceki gün Beyaz Saray’da gerçekleşen Başkan Yardımcısı JD Vance ve Danimarkalı yetkililer arasındaki toplantıyı "verimli" şeklinde nitelendirdi. Leavitt, "Toplantıda, iki taraf, Grönland'ın satın alınması konusunda teknik görüşmeler yapmaya devam edecek bir çalışma grubu kurma konusunda anlaştı. Bu görüşmenin 2 ila 3 haftada bir yapılacağı kaydedildi." diye konuştu.
Bu gelişmelerin ardından, Danimarka ve Grönland'dan müttefiklerle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma çağrıları yapıldı. Bu kapsamda Avrupa ülkeleri küçük askeri birlikler ve subayları Grönland'a göndereceklerini açıkladılar.
Danimarka, Grönland'daki askeri varlığını artıracağını duyurdu
Danimarka Savunma Bakanlığından 14 Ocak'ta yapılan yazılı açıklamada, Arktik'te güvenlik endişelerinin büyüdüğüne işaret edilerek, "Grönland Hükümeti ve Danimarka Savunma Bakanlığı, Grönland'da NATO müttefikleriyle yakın işbirliği içerisinde tatbikat faaliyetlerini artırma kararı aldı. Bu demek oluyor ki bugünden itibaren Grönland ve çevresinde askeri varlığımız da artmış olacak." denildi.
Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen aynı gün yaptığı açıklamada, ABD'nin Grönland'a olası askeri müdahalesini "varsayımsal" olarak niteledi.
Gerilimin önemli dönemeçlerinden biri 16 Ocak’ta yaşandı. Trump, Beyaz Saray'da "Kırsal Sağlık Hizmetleri" konulu yuvarlak masa toplantısında yaptığı konuşmada, Grönland ile ilgili dış politika konularına değindi.
Bazı Avrupa ülkelerindeki ilaç fiyatlarını karşılaştıran Trump, Fransa'ya ABD tarafından uygulanabilecek bir vergiyle ilgili detaylara yer verdiği sırada, "Bunu Grönland için de yapabilirim." ifadesini kullandı.
Grönland ile ilgili ABD çıkarlarıyla uyumsuzluk sergileyen ülkeleri ikna etmek adına gümrük vergilerini bir koz olarak kullanabileceğini ima eden Trump, "Çünkü ulusal güvenlik için Grönland'a ihtiyacımız var." diye ekledi.
Ertesi gün TruthSocial adlı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD'nin yıllardır Danimarka ve Avrupa Birliği ülkelerinin tamamını gümrük vergisi veya başka herhangi bir ödeme şekli almadan desteklediğini belirten Trump, "Şimdi, yüzyıllar sonra Danimarka'nın karşılık verme zamanı geldi. Dünya barışı tehlikede! Çin ve Rusya Grönland'ı istiyor ve Danimarka'nın bu konuda yapabileceği hiçbir şey yok." ifadesini kullandı.
Trump, Grönland'ın savunma olarak "iki köpek kızağı" kullandığını belirterek, "Bu oyunu ancak Trump yönetimindeki ABD başarılı bir şekilde oynayabilir. Özellikle ABD'nin ve genel olarak dünyanın ulusal güvenliği tehlikede olduğundan kimse bu kutsal toprak parçasına dokunmayacak." dedi.
Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya'nın, "bilinmeyen amaçlarla" Grönland'a gittiğini öne süren Trump, "Bu, gezegenimizin güvenliği, emniyeti ve hayatta kalması için çok tehlikeli bir durumdur. Bu çok tehlikeli oyunu oynayan bu ülkeler, sürdürülebilir veya kabul edilebilir olmayan bir risk seviyesi ortaya koymuşlardır." ifadesini kullandı.
Trump, küresel barış ve güvenliği korumak, potansiyel olarak bu tehlikeli durumun hızla ve sorgusuz sualsiz sona ermesi için güçlü önlemler alınmasının şart olduğunu savundu.
Trump, "ABD, bu işlemi 150 yılı aşkın süredir gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Birçok başkan bunu haklı nedenlerle denemiştir, ancak Danimarka her zaman reddetmiştir." ifadesini kullandı.
ABD'nin "hem saldırı hem de savunma amaçlı modern silah sistemleri" nedeniyle Grönland'a ihtiyacı olduğunu öne süren Trump, bu konuda yapılan milyarlarca dolar yatırımın ancak Grönland toprakları dahil edildiğinde maksimum potansiyel ve verimlilikte çalışabileceğini iddia etti.
Trump, ABD'nin Danimarka ve ilgili ülkelerle bu konuda acilen müzakereye açık olduğunu belirtti.
Tepkiler
Gümrük vergisi uygulanacağının duyurulmasının ardından dünya liderleri peş peşe açıklamalar yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin gümrük vergisi kararına ilişkin, “Tarife tehditleri kabul edilemez ve bu bağlamda yeri yok. Doğrulanmaları halinde Avrupalılar buna birlik ve koordinasyon içinde yanıt verecek. Avrupa’nın egemenliğine saygı gösterilmesini sağlamayı biliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Hollanda’da geçici hükümetin Dışişleri Bakanı David van Weel de X hesabından yaptığı paylaşımda, Grönland’daki askeri tatbikatların Arktik güvenliğine katkı sağlamak amacıyla yürütüldüğünü belirtti. Van Weel, ABD’nin gümrük tarifeleriyle ilgili açıklamalarını gördüklerini ve Hollanda’nın vereceği tepki konusunda Avrupa Komisyonu ve ortaklarıyla yakın temas halinde olduğunu bildirdi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise yazılı açıklamasında, Grönland konusundaki duruşlarının değişmediğini belirterek, “Grönland Danimarka Krallığı’nın parçasıdır ve geleceği Grönlandlılar ile Danimarkalıların elindedir.” ifadesini kullandı.
Arktik güvenliğinin tüm NATO üyeleri için önemli olduğuna dikkati çeken Starmer, müttefiklere gümrük vergisi uygulanmasının kolektif güvenlik anlayışıyla bağdaşmadığını ve konuyu ABD yönetimiyle doğrudan görüşeceklerini kaydetti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da yaptıkları ortak açıklamada, ABD’nin gümrük vergisi kararının transatlantik ilişkileri zayıflatacağını ve tehlikeli bir sarmala yol açabileceğini belirtti.
Von der Leyen ve Costa, Grönland’daki askeri tatbikatların önceden koordine edildiğini, Arktik güvenliğini güçlendirmeyi amaçladığını ve kimseye tehdit oluşturmadığını vurgulayarak, AB’nin Danimarka ve Grönland halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu bildirdi.
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson X hesabından yaptığı açıklamada, ABD’nin yeni gümrük vergisi kararına karşı geri adım atmayacaklarını belirterek, “Şantaja boyun eğmeyeceğiz. Danimarka ve Grönland’ı ilgilendiren konularda sadece Danimarka ve Grönland karar verir.” ifadelerini kullandı.
8 Avrupa ülkesinden ortak açıklama
Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç ve İngiltere, 18 Ocak'ta yaptıkları ortak açıklamayla ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland konusunda Danimarka'dan yana tavır aldıkları gerekçesiyle kendilerine uyguladığı gümrük vergisine tepki gösterdi.
Grönland'da yapılacak "Arctic Endurance" tatbikatına katılımın daha önceden koordine edildiği belirtilen açıklamada, "Tatbikat, (Arktik güvenliği) bu gerekliliğe yanıt vermektedir ve kimseye yönelik tehdit oluşturmamaktadır." ifadeleri kullanıldı.
"Danimarka Krallığı ve Grönland halkıyla tam bir dayanışma içindeyiz." değerlendirmesine yer verilen açıklamada, 8 ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerine dayalı bir diyaloğa girmeye hazır olduğu vurgulandı.
Açıklamada, "Gümrük vergisi tehditleri, transatlantik ilişkileri zayıflatmakta ve tehlikeli bir aşağı yönlü sarmal riskini doğurmaktadır. Birlik ve eş güdüm içinde durarak karşılık vermeye devam edeceğiz. Egemenliğimizi korumaya kararlıyız." ifadeleri kullanıldı.
Keir Starmer, Trump'ın Grönland baskılarına karşı geri adım atmayacaklarını söyledi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 18 Ocak'ta ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a ilişkin söylemlerinin yoğunlaştığı süreçte, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Trump’la ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Starmer, bu görüşmelerde Grönland konusunda Danimarka’ya verdikleri desteği yineleyerek, Arktik güvenliğinin NATO müttefikleri ve Avrupa-Atlantik çıkarları açısından önemli olduğunu vurguladı.
Starmer, Grönland konusunda Danimarka’dan yana tutum alan ülkelere ABD tarafından uygulanan gümrük vergilerine karşılık vermekten kaçınmayı hedeflediklerini belirterek, müttefikler arasındaki sorunların sakin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. İngiltere ile ABD arasındaki ilişkilerin güvenlik ve ekonomi alanlarında büyük önem taşıdığını dile getiren Starmer, iklim değişikliğiyle Arktik’te yeni ticaret yollarının ortaya çıktığına dikkati çekerek, bu bölgede daha fazla yatırım ve güçlü işbirliğine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti. Starmer, Grönland’ın geleceğine ilişkin kararın yalnızca Grönland halkı ve Danimarka Krallığı’na ait olduğunu vurguladı.
İngiltere Parlamentosu’nda yaptığı açıklamalarda ise Starmer, Trump’ın Grönland konusunda Danimarka yanlısı tutumu nedeniyle kendisi ve İngiltere üzerinde baskı kurmak istediğini ancak bu duruştan geri adım atmayacaklarını söyledi. Müttefiklere baskı amacıyla gümrük vergisi uygulanmasının yanlış olduğunu yineleyen Starmer, İngiltere’nin Grönland’ın geleceği konusundaki prensiplerinden ve değerlerinden vazgeçmeyeceğini ifade etti. ABD ile güvenlik, savunma ve ticaret alanlarındaki ilişkilerin önemine işaret eden Starmer, buna rağmen Grönland meselesinde tutumlarının net olduğunu ve konunun diyalogla çözülmesi gerektiğini dile getirdi.
Trump, Grönland'ı kontrol etmek için ne kadar ileri gidebileceği sorusuna yanıt vermedi
Trump, 19 Ocak'ta NBC'ye yaptığı açıklamada, Grönland'ı ele geçirmek için güç kullanıp kullanmayacağı sorusuna, "Yorum yok." yanıtını verdi.
Trump, ülkesinin ulusal güvenlik çıkarları için satın almak istediği Grönland konusunda direnç gösteren Avrupalı liderlere yönelik eleştirilerde bulundu, "Avrupa, Rusya ve Ukrayna ile olan savaşa odaklanmalı. Avrupa'nın odaklanması gereken şey bu, Grönland değil." ifadelerini kullandı. Grönland anlaşması olmadığı takdirde Avrupa ülkelerine gümrük vergisi uygulama planlarını hayata geçirip geçirmeyeceği sorulan Trump, "Kesinlikle geçireceğim, yüzde 100." sözlerine yer verdi.
AB’den Grönland konusunda olağanüstü zirve kararı
Avrupa Birliği, konuyu üst düzeyde ele alma kararı aldı. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, üye ülkelerin Grönland bağlamında uluslararası hukuk, toprak bütünlüğü ve ulusal egemenlik ilkelerinde birlik içinde olduğunu vurgulayarak, önümüzdeki günlerde olağanüstü liderler toplantısı yapılacağını duyurdu. Costa, Danimarka ve Grönland’a destek konusunda uzlaşı sağlandığını, NATO aracılığıyla Arktik’te ortak transatlantik güvenlik çıkarlarının tanındığını ve ABD’nin açıkladığı gümrük vergilerinin AB-ABD ilişkilerine zarar vereceği görüşünün paylaşıldığını belirtti.
AB Komisyonu cephesinde ise Trump yönetiminin Grönland nedeniyle aldığı tarife kararlarına karşı ekonomik misilleme seçenekleri gündeme geldi. Komisyon sözcülerinden Olof Gill, Grönland ve Danimarka Krallığı’nın egemenliği ile toprak bütünlüğünü koruma taahhütlerinin sürdüğünü belirterek, ABD’nin gümrük vergilerini hayata geçirmesi halinde AB’nin yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. Gill, gümrük vergilerinin Atlantik’in her iki yakasındaki tüketici ve işletmelere zarar vereceğine dikkati çekerken, AB liderlerinin önceliğinin gerilimi tırmandırmadan diyalog yoluyla çözüm bulmak olduğunu ifade etti.
Politico internet sitesinde yer alan habere göre, AB ülkelerinin büyükelçileri, 19 Ocak'ta Brüksel'de olağanüstü toplantı yaptı. AB'nin ABD'ye karşı uygulayabileceği çeşitli seçeneklerin görüşüldüğü toplantıda, Trump’ın gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesi halinde hangi seçeneklerin kullanılabileceği tartışıldı.
Toplantıda, AB'nin geçen yıl hazırladığı ancak ABD ile Temmuz ayında sağlanan ticaret anlaşması ile askıya alınan önlemleri yeniden etkinleştirme fikri de öne çıktı. Bu kapsamda, ABD'ye misilleme olarak hızla 93 milyar avroluk gümrük vergileri uygulanması da değerlendirildi. Öne çıkan bir başka karşılık ise AB'nin şimdiye kadar hiç kullanmadığı "ticaret bazukası" olarak bilinen ve ekonomik tehditte bulunan ülkeleri cezalandırmak için tasarlanmış "Zorlama Karşıtı Aracı" oldu.
Diğer ülkelerin ekonomik baskı uygulamasına yanıt vermek için tasarlanmış bir yasal çerçeve olan AB Zorlama Karşıtı Aracı'nın devreye sokulması ile AB, ABD'ye karşı çeşitli ekonomik önlemler alabiliyor. Bu araç ile ABD şirketlerinin Avrupa pazarına erişimi engellenebiliyor, şirketlerin ticari lisansları ile kamu ihalelerine erişimleri sınırlanabiliyor.
AB'den ABD'ye "yol ayrımına geldik" uyarısı
Ursula von der Leyen, ABD’nin Grönland nedeniyle gümrük vergileri uygulama hazırlığına ilişkin, AB ile ABD arasında “bir yol ayrımına” gelindiğini belirterek, Avrupa’nın önceliğinin diyalog ve çözüm olduğunu, ancak gerekmesi halinde birlik, aciliyet ve kararlılıkla hareket etmeye hazır olduklarını söyledi. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda konuşan von der Leyen, Grönland’ın yalnızca stratejik bir coğrafya değil, aynı zamanda kritik ham maddeler açısından zengin ve gelişen küresel deniz yollarında önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı. Grönland’ın özgür ve egemen bir halka ev sahipliği yaptığını belirten von der Leyen, Ada’nın geleceğine yalnızca Grönlandlıların karar verebileceğini ifade etti. Arktik güvenliği konusunda ABD ile özellikle NATO çerçevesinde işbirliği yaptıklarını kaydeden von der Leyen, güvenlik gerekçesiyle ek gümrük vergileri tehdidinin yanlış olduğunu ve müttefikler arasında gerilimi tırmandırmanın rakipleri cesaretlendireceğini dile getirdi.
Antonio Costa ise ilave gümrük tarifelerinin transatlantik ilişkileri zedeleyeceği ve AB-ABD anlaşmalarıyla bağdaşmadığı uyarısında bulundu. Avrupa’nın uluslararası hukuk, toprak bütünlüğü ve ulusal egemenlik ilkeleri etrafında birleştiğini vurgulayan Costa, Danimarka Krallığı ve Grönland ile tam dayanışma içinde olduklarını, Danimarka ve Grönland’ın geleceğine yalnızca kendilerinin karar verebileceğini söyledi. Arktik’te barış ve güvenliğin sağlanmasının NATO çerçevesinde ortak bir transatlantik çıkar olduğuna dikkati çeken Costa, AB’nin her türlü baskı ve zorlamaya karşı kendisini ve üye ülkelerini savunmaya hazır olduğunu, buna karşın ABD ile ortak çıkar alanlarında yapıcı angajmanı sürdürmek istediklerini ifade etti.
Trump sosyal medya paylaşımlarına devam etti
Donald Trump, 20 Ocak'ta sosyal medya hesabından, daha önce Avrupalı liderleri Oval Ofis'te ağırlarken çekilmiş bir fotoğraf üzerinde oynanarak oluşturulan bir görsel paylaştı.
Trump'ın, Oval Ofis'te Avrupalı liderler ile karşılıklı oturduğu görselde, Kanada, Venezuela ve Grönland'ın ABD toprağı olarak gösterildiği bir harita görüntüsü eklediği görüldü.
Trump, sosyal medya hesabından aynı gün yaptığı bir başka paylaşımda içerisinde kendisinin, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun olduğu bir görsele yer verdi.
Avrupa Parlamentosu, AB ile ABD arasındaki ticaret anlaşmasının onay sürecini askıya aldı
AP Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından 22 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) resmi olarak Avrupa Birliği ile ABD arasında Temmuz 2025'te uzlaşılan ticaret anlaşmasını süresiz biçimde askıya aldığını belirtti.
Uluslararası Ticaret Komitesinin, AB-ABD anlaşması konusunda çalışmalarını dondurmaya karar verdiğine işaret eden Lange, "Egemenliğimiz ve toprak bütünlüğümüz tehlikede. İşleri her zamanki gibi yapmaya devam etmek imkansız. Grönland ve Danimarka ile Avrupa'daki müttefiklere yönelik devam eden ve artan tehditler, özellikle de gümrük vergisi tehditleri göz önüne alındığında, anlaşma üzerindeki çalışmaları askıya almaktan başka seçeneğimiz kalmadı." ifadesini kullandı.
Davos süreci
19-23 Ocak tarihleri arasında, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen ve bu yılki teması "Diyalog Ruhu" olarak belirlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) dünya liderlerinin odaklandığı konulardan biri, Trump’ın Avrupa ekonomisini ve küresel güvenlik mimarisini hedef alan açıklamaları oldu.
ABD Başkanı Trump, Davos'a gitmek için Washington'dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, Danimarka'ya bağlı Grönland Adası'nın stratejik nedenlerle ABD kontrolüne geçmesi gerektiğini yineledi. Danimarka'nın satışa karşı çıkması durumunda, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine yönelik 1 Şubat'tan itibaren cezai gümrük vergileri uygulanacağını belirten Trump, NATO ortaklarıyla "herkesi mutlu edecek" bir çözüm bulunacağına inandığını ifade etti.
Ancak "Grönland için ne kadar ileri gidebilirsiniz?" sorusuna Trump'ın "Görürsünüz" yanıtı, Avrupalılar arasında egemenlik endişelerini artırdı. Trump, Davos'a gelmeden önce müttefiklerini savunma harcamalarını artırmaya zorlayarak NATO'yu kendisinin güçlendirdiğini söyledi.
NATO'nun "ABD'nin gücü oranında güçlü olduğunu" savunan Trump, "Eğer biz NATO'nun yanında olmazsak NATO çok güçlü olmaz." dedi.
WEF'te gerçekleşen oturumlarda, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump’ın Grönland’ın ilhakına yönelik taleplerini ve Avrupa’ya yönelik ek gümrük vergisi tehditlerini kınadı.
"'Evet' diyebilirler ve biz çok minnettar oluruz, ya da 'hayır' diyebilirler ve biz bunu unutmayız"
Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu’nda 21 Ocak'ta yaptığı konuşmada, ABD’nin Grönland’ı satın alması için Danimarka ile “acil müzakereler” başlatılmasını talep ederken, askeri güç kullanmayacağını ve “zor kullanmak istemediğini” söyledi. Grönland’ı ulusal güvenlik gerekçesiyle istediklerini savunan Trump, Ada’nın yalnızca ABD için değil Avrupa’nın güvenliği için de kritik olduğunu ileri sürerek, “ABD dışında hiçbir ülkenin Grönland’ın güvenliğini sağlayacak durumda olmadığını” iddia etti. Trump, “Dünyayı korumak için bir buz parçasını istiyoruz” ifadesini kullanarak, Danimarka’nın “evet” demesi halinde memnuniyet duyacaklarını, “hayır” demesi halinde bunu “unutmayacaklarını” dile getirdi.
Grönland’ın ABD’ye geçmesinin NATO’yu zayıflatmayacağını, aksine güçlendireceğini savunan Trump, bir yerin gerçek anlamda savunulabilmesi için “mülkiyet ve sahiplik” gerektiğini öne sürdü; Arktik’in gelecekteki çatışmalarda merkezi rol oynayacağını ve füze savunma planlaması açısından kritik olduğunu belirtip “Altın Kubbe” olarak tanımladığı savunma sisteminin Grönland’ı da kapsayacağını söyledi. Ayrıca Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesinde, Grönland’ı nadir toprak elementleri için istemediğini, gerekçenin güvenlik olduğunu vurguladı.
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, Donald Trump’ın Mark Rutte ile Grönland konusunda bir “anlaşma çerçevesi” oluşturduklarını söylemesinin ardından Danimarka Yayın Kurumu DR’ye yaptığı açıklamada, Rutte ile kısa bir görüşme yaptığını ve görüşmede Arktik’te Danimarka’yı da yakından ilgilendiren güvenlik durumunun ele alındığını belirterek, “gün, başladığından daha iyi bitiyor” dedi. Rasmussen, olası bir anlaşmanın çerçevesine ilişkin yorum yapmaktan kaçınırken, ABD’nin Grönland’ın sahibi olmasının söz konusu olmadığını vurgulayarak bunun Danimarka’nın “kırmızı çizgisi” olduğunu ifade etti.
Özellikle Grönland konusunda hem NATO hem de Avrupalı liderlerle çok olumlu görüşmeler yaptıklarını anlatan Trump, bu konuda istedikleri her şeyi aldıklarını savundu.
Trump, NATO ile vardıkları çerçeve anlaşma konusunda, "Gerçekten bir müzakere olduğunu söyleyebiliriz, ama bu anlaşma süresiz, yani bir zaman sınırı yok. 99 yıl ve 50 yıl değil, sonsuza kadar sürüyor. (Grönland konusunda) İstediğimiz her şeyi yapabiliriz, askeri işler dahil." dedi. Grönland'da ABD'nin ne tür faaliyetler yürüteceği konusunda NATO ile işbirliğine atıf yapan Trump, "Hepimiz birlikte çalışacağız ve aslında NATO da bizimle birlikte olacak. Bazı işler masraflı bir şekilde olacak, ancak Altın Kubbe'yi inşa etmekten başka masrafımız olmayacak. Buraya Altın Kubbe nedeniyle geleceğiz." şeklinde konuştu.
Trump, Danimarka'nın bu sürece nasıl baktığı ile ilgili bir soruya, "Aslında bunu herkes beğendi. (Danimarka konusunu) İki hafta içinde size haber veririm." yanıtını verdi.
Putin, Grönland’ın fiyatının "200-250 milyon dolar" olabileceğini söyledi
21 Ocak'ta, Rusya Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleriyle çevrim içi toplantı düzenleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Grönland meselesinin Rusya’yı ilgilendirmediğini belirterek, konunun ABD ile Danimarka arasında çözüleceğini söyledi. ABD’nin 1867’de Alaska’yı Rusya’dan satın almasına atıf yapan Putin, Alaska’nın 7,2 milyon dolara satıldığını ve bugünkü enflasyonla bunun yaklaşık 158 milyon dolara karşılık geldiğini ifade etti. Grönland’ın yüzölçümünün Alaska’dan daha büyük olduğunu kaydeden Putin, bu kıyas üzerinden Grönland’ın olası fiyatının 200-250 milyon dolar aralığında olabileceğini dile getirdi; Danimarka’nın Grönland’a tarihsel yaklaşımına ilişkin eleştiride bulunmakla birlikte bunun ayrı bir konu olduğunu belirtti.
AB liderlerinin olağanüstü Grönland zirvesi
Donald Trump, Davos'ta yaptığı açıklamada gümrük tarifelerini durdurduklarını duyurmuş olsa da AB Konseyi, Grönland'a ilişkin tehdidi ele alacakları zirvenin gerçekleşeceğini bildirdi.
AB liderleri, 22 Ocak'ta Brüksel’de olağanüstü zirvede bir araya geldi. Antonio Costa’nın başkanlık ettiği toplantıda, transatlantik ilişkiler ana gündem maddesi olurken, Kaja Kallas, Avrupa ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların hasımları memnun edeceği uyarısında bulundu. Kallas, Grönland ve Arktik güvenliği bağlamında transatlantik ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ABD’ye verilmesi gereken temel mesajın “gücün birlikten doğduğu” olduğunu söyledi.
Zirve sonrasında konuşan Costa, AB ile ABD’nin Arktik bölgesinin güvenliği konusunda özellikle NATO çerçevesinde ortak çıkarlara sahip olduğunu belirterek, AB’nin Arktik’te daha güçlü bir rol üstleneceğini ifade etti. Danimarka Krallığı ve Grönland’a tam destek verdiklerini yineleyen Costa, bu iki tarafı ilgilendiren konularda karar yetkisinin yalnızca Danimarka ve Grönland’a ait olduğunu vurguladı. ABD’den yeni gümrük vergisi uygulanmayacağına dair açıklamayı olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Costa, buna karşın AB’nin çıkarlarını, şirketlerini ve vatandaşlarını her türlü baskıya karşı koruyacak güç ve araçlara sahip olduğunu söyledi.
Ursula von der Leyen ise zirve sonrası değerlendirmesinde, Grönland konusunda önceki güne kıyasla daha iyi bir noktaya gelindiğini belirterek, AB’nin Arktik güvenliğine yeterince yatırım yapmadığını ve bu açığın kapatılması gerektiğini dile getirdi. ABD’nin olası gümrük vergilerine karşı ticari ve tarife dışı araçlarla hazırlık yaptıklarını kaydeden von der Leyen, AB’nin Grönland ile ilişkilerini güçlendirmek amacıyla, gelecekteki bütçede Ada’ya yönelik mali desteğin iki katına çıkarılmasını ve yakında kapsamlı bir yatırım paketi sunulmasını planladıklarını açıkladı.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch de ABD’nin Grönland bağlantılı tarife tehditlerinin Avrupa’da jeopolitik riskleri yükselttiğini değerlendirdi.
Piyasalar açısından Grönland tartışması, “siyasi bir gerilim” olmaktan çıkıp tarife–misilleme sarmalı ihtimaliyle birlikte fiyatlanan bir risk başlığına dönüştü. Davos’ta tarifelerin durdurulması ise tansiyonun geçici olarak hafiflemesine dönük bir sinyal olarak okundu.
Grönland halkı ne düşünüyor?
Grönland iç kamuoyunda tepki, hem anketlere hem de sokak gösterilerine yansıdı. 2025 başındaki bir ankette, halkın %85’inin ABD’nin parçası olma fikrine karşı olduğu bildirildi. Sokakta da karşılık görüldü: 15 Mart 2025’te Nuuk’ta yaklaşık 1000 kişilik bir grubun ABD Konsolosluğu’na yürüyerek Trump’ın “ilhak” söylemlerini protesto ettiği, “Ülkemizi ele geçiremezsiniz” gibi pankartlar taşıdığı aktarıldı.
2026 Ocak’ında ise tepki daha “gündelik hayat” dilinde ölçüldü. AA’nın Nuuk’ta görüştüğü ada sakinleri, Trump’ın “adayı bir şekilde alacakları” yönündeki açıklamalarından rahatsız olduklarını; bazıları Danimarka üzerinden sahip oldukları güvenlikten memnun olduklarını ve ada üzerindeki belirsizliğin ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.
ABD Başkanı Trump'ın, Danimarka'ya bağlı özerk bölge Grönland'ı kontrol altına alma niyetine ilişkin açıklamalarının ardından ada halkı ABD yönetimine sıcak bakmıyor
🗣️ AA'ya konuşan Grönlandlılar, Danimarka tarafından sağlanan ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetlerini, ABD'nin… pic.twitter.com/XceAzos1H0
Ayrıca Grönland yönetiminin kriz durumlarında vatandaşlara yol gösteren broşür hazırladığı bilgisi, tartışmanın yalnızca diplomatik düzeyde kalmadığına, günlük hayat planlamasına kadar indiğine işaret eden bir başka gösterge oldu.
www.aa.com.tr internet sayfamızda sizlere daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla zorunlu çerezler kullanılmaktadır. “Çerez Kontrol Paneli” üzerinden bu çerezler devre dışı bırakılamamaktadır. Sitemizde kullanılan çerezleri, “Çerez Kontrol Paneli” üzerinden görüntüleyebilir ve tercihlerinizi değiştirebilirsiniz.
Zorunlu Çerezler
Bu çerez, insanlarla botları ayırt etmek için kullanılır. Bu, web sitelerinin kullanımı hakkında geçerli raporlar hazırlamak için kullanılmakta olup web sitesi için faydalıdır.
İşlevsel Çerezler
Kullanıcının web sitesinin seçtiği dil sürümünü hatırlar.
Performans/Analitik Çerezler
Ziyaretçinin web sitesini nasıl kullandığına ilişkin istatistiksel veriler oluşturmak için kullanılan benzersiz bir kimliği kaydeder. Google Analytics tarafından talep oranını kısmak için kullanılır.
Reklam/Pazarlama Çerezleri
Bu çerez, Alexa Analytics'e gönderilen tüketici davranışları hakkında bilgi toplamak için kullanılır. (Alexa Analytics bir Amazon şirketidir.)