Dolar
43.67
Euro
51.82
Altın
5,042.80
ETH/USDT
2,078.90
BTC/USDT
69,727.00
BIST 100
14,180.69
Dünya

62. Münih Güvenlik Konferansı devam ediyor

Bu yıl 62’ncisi düzenlenen ve dünyanın önde gelen dış politika uzmanlarını bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı devam ediyor.

Ekip  | 14.02.2026 - Güncelleme : 14.02.2026
62. Münih Güvenlik Konferansı devam ediyor Fotoğraf: Halil Sağırkaya/AA

Ankara

Bu yıl 62’ncisi düzenlenen ve transatlantik dünyanın önde gelen dış politika ve güvenlik uzmanlarını bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı devam ediyor.

Konferansa Türkiye'den, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: ABD yeniden yapılanma görevini bir kez daha üstleniyor

Almanya'da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) kapsamında gerçekleştirilen "Dünyada ABD" başlıklı panelde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rubio, konferansın ilk kez düzenlendiği 1963'ten bu yana dünyada farklı gelişmelerin yaşandığını anımsattı.

ABD Başkanı Donald Trump liderliğinde tarihte yapılan hatalarla yüzleşmeyi ve yeniden inşa etmeyi bir borç bildiklerini aktaran Rubio, "ABD, gururlu, egemen ve canlı bir gelecek vizyonuyla hareket ederek yenilenme ve yeniden yapılanma görevini bir kez daha üstleniyor. Gerekirse bunu tek başımıza yapmaya hazırız ancak Avrupa'daki dostlarımızla birlikte yapmayı tercih ediyor ve umuyoruz. ABD ve Avrupa olarak birbirimiz aidiz." dedi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Rubio, ABD ve Avrupa'nın derin bağlarla birbirine bağlı olduğuna işaret ederek, "İşte bu yüzden biz Amerikalılar bazen doğrudan ve acil davranabiliyoruz. Bu nedenle Trump da Avrupa'daki dostlarımızdan ciddiyet ve karşılık bekliyor. Bunun nedeni değerli dostlarım sizi çok önemsiyor olmamız. Zaman zaman yaşanan anlaşmazlıklar, sadece ekonomik ve askeri değil, manevi ve kültürel olarak da bağlı olduğumuz Avrupa'ya derin kaygımızdan kaynaklanıyor. Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Dünyayı değiştiren fikirlerin temellerinin Avrupa'da atıldığını, edebiyat ve sanat dünyasına yön veren isimlerin Avrupa'da doğduğunu ve birçok önemli eserin Avrupa'da bulunduğunu iddia eden Rubio, ittifakların sadece askeri işbirliğine değil, teknolojik rekabet, tedarik zinciri güvenliği, yapay zeka ve uzay araştırmaları gibi gelişmekte olan sektörlere de odaklanması gerektiğini vurguladı.

"ABD, her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacak"

Rubio, Birleşmiş Milletler'in (BM) dünyada iyilik için hala muazzam bir potansiyele sahip olduğunu ancak baskı gerektiren konularda rol oynayamadığını savunarak, "Gazze'deki savaşı çözemediler. Kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu. Ukrayna'daki savaşı çözemediler. ABD ve bugün burada bulunan birçok ülkenin liderliğinde barış müzakereleri için iki taraf masaya oturabildi." diye konuştu.

ABD'nin İran ve Venezuela'daki tehditlere yönelik de adımlar attığını kaydeden Rubio, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mükemmel bir dünyada tüm bu sorunlar ve daha fazlası diplomatlar ve sert ifadeli kararlar sayesinde çözülür. Ancak mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Vatandaşlarımızı açıkça tehdit eden ve küresel istikrarımızı tehlikeye atanların, kendilerinin de rutin olarak ihlal ettikleri uluslararası hukukun soyut kavramlarının arkasına saklanmalarına izin vermeye devam edemeyiz. Başkan Trump ve ABD'nin izlediği yol budur. Avrupa'daki sizlerden de bize katılmanızı istediğimiz yol budur. Daha önce birlikte yürüdüğümüz ve tekrar birlikte yürümeyi umduğumuz yol budur."

Rubio, ABD tarihinin birçok yerinde Avrupa'dan izlerin yer aldığını ve birlikte hareket etmenin önemini vurgulayarak, "Biz Amerikalılar için evimiz Batı Yarım Küre'de olabilir ancak her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız." dedi.

Panelin soru-cevap kısmında Ukrayna'daki savaşı değerlendiren Rubio, savaşın sona ermesi için soruların daraltıldığını ancak cevaplanması en zor soruların kaldığını ifade ederek, "Rusların savaşı sonlandırma konusunda ciddi olup olmadıklarını bilmiyoruz. Onlar hangi şartlar altında bunu yapacaklarını söylüyor, biz de Ukrayna için kabul edilebilir olanları bulabiliriz. Test etmeye devam ediyoruz." diye konuştu.

Rubio, Çin-ABD görüşmesine ilişkin de dünyanın iki büyük ekonomisi ve gücünün iletişim kurma sorumluluğu olduğuna işaret ederek, Çin ile uzun vadede üstesinden gelinmesi gereken zorlukların bulunduğunu kaydetti.

Von der Leyen, AB'nin "karşılıklı savunma paktını" hayata geçirmesi gerektiğini söyledi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "İlkeli ve Pragmatik: Kargaşa İçindeki Bir Dünyada Gücü Kullanmak" başlıklı oturumda konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın 4. yılına yaklaşılırken Avrupa’nın güvenlik, ekonomi ve teknoloji alanlarında daha bağımsız hale gelmesi gerektiğini belirten von der Leyen, AB'nin dış müdahalelerle içeriden zayıflatılmaya çalışıldığına ve küresel düzeyde rekabetin daha sert güç mücadelesine dönüştüğüne işaret etti.

Von der Leyen, Avrupa’nın demokratik temellerinin, vatandaşların güveninin ve "Avrupa yaşam tarzının" yeni tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirterek, savunma, enerji, ekonomi, ticaret, ham maddeler ve dijital teknolojilerde bağımsızlığın zorunlu hale geldiğini ifade etti.

"Bağımsız Avrupa’nın transatlantik bağlara aykırı olmadığı, aksine güçlü Avrupa’nın güçlü transatlantik ittifak anlamına geldiği" görüşünü dile getiren von der Leyen, Avrupa’nın kendi güvenliği ve refahı için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Von der Leyen, Avrupa’da savunma harcamalarının 2025 itibarıyla Ukrayna’daki savaş öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 80 arttığını, SAFE programı kapsamında hava ve füze savunması, dronlar ve askeri hareketlilik gibi alanlara yatırım yapıldığını söyledi.

Avrupa’nın Ukrayna’ya desteğinin sürdüğünü ifade eden von der Leyen, son olarak 90 milyar avroluk kredi mekanizmasının devreye alındığını, bu borcun yalnızca Rusya’nın savaş tazminatı ödemesi durumunda geri ödeneceğini belirtti.

Von der Leyen, 2028 yılına kadar Avrupa’daki savunma yatırımlarının, ABD’nin geçen yıl savunma ekipmanına yaptığı harcamayı aşmasının beklendiğini kaydetti.

Avrupa’nın uzay, istihbarat ve uzun menzilli saldırı kabiliyetleri gibi stratejik alanlarda kapasitesini artırması gerektiğini vurgulayan von der Leyen, şöyle devam etti:

"Hiçbir tabu sorgulanmadan kalamaz. Avrupa'nın karşılıklı savunma maddesini hayata geçirme zamanının geldiğine inanıyorum. Karşılıklı savunma, AB için isteğe bağlı değildir. Kendi antlaşmamızda (Madde 42) bir yükümlülüktür. Bunun iyi bir nedeni var. Saldırı durumunda birbirimizin yanında durma konusunda kolektif taahhüdümüzdür ya da basitçe söylemek gerekirse: 'Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için'. Avrupa'nın anlamı budur ancak bu taahhüt, güven ve yetenek üzerine kuruluysa ağırlık kazanır."

Oy birliği yerine nitelikli çoğunluk

Von der Leyen, karar alma süreçlerinin hızlandırılmasının önemine dikkati çekerek, bazı durumlarda oy birliği yerine nitelikli çoğunlukla karar alınabileceğini ifade etti.

"Gönüllüler Koalisyonu" gibi girişimlerin yeni güvenlik işbirliklerine örnek olduğunu belirten von der Leyen, AB'nin İngiltere, Norveç, İzlanda ve Kanada gibi ortaklarla ilişkilerini güçlendirmek istediğini söyledi.

Von der Leyen, yeni Avrupa Güvenlik Stratejisi'nin hazırlanması çağrısında bulunarak, ticaret, finans, standartlar, veri, kritik altyapılar, teknoloji platformları ve bilgi politikalarının güvenlik boyutuyla yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Ukrayna’daki savaşın sanayi kapasitesinin önemini gösterdiğini belirten von der Leyen, savunma ve sivil sektörler arasındaki sınırların azaltılması gerektiğinin altını çizdi.

Otomotiv, havacılık ve ağır makine sanayilerinin, savunma değer zincirinin parçası olarak görülmesi gerektiğini dile getiren von der Leyen, yapay zeka, siber güvenlik, insansız sistemler ve uzay teknolojileri gibi çift kullanımlı alanlarda inovasyonun hızlandırılmasının önemine dikkati çekti.

Von der Leyen, Kiev’de kurulan AB Savunma İnovasyon Ofisinin, Avrupa’nın üretim kapasitesini Ukrayna’nın hızlı inovasyon yaklaşımıyla birleştirmeyi amaçladığını söyledi.

Dronların Ukrayna’daki savaşta verilen hasarın yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu olduğuna işaret eden von der Leyen, bu alanda üretim ve inovasyonun hızlandırıldığını dile getirdi.

Avrupa’daki farklı silah sistemlerinin birlikte çalışabilirliğinin yazılım ve yapay zeka teknolojileriyle artırılabileceğini kaydeden von der Leyen, savunma harcamalarının artırılması gerektiğini, bunun aynı zamanda Avrupa ekonomisi için yeni bir sanayi büyüme fırsatı yaratacağını sözlerine ekledi.

Von der Leyen, Rubio'nun "Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz" açıklamasından memnun

Von der Leyen, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile katıldığı oturumda da açıklamalarda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun Münih Güvenlik Konferansı'nda transatlantik ilişkilere değindiği konuşmasına işaret eden von der Leyen, "Dışişleri Bakanı'nın konuşması beni çok rahatlattı. Onu tanıyoruz. İyi bir dost, güçlü bir müttefik, gerçekten de öyle ve onu dinlemek, benim için çok güven vericiydi. Yönetimde bazı kişilerin bu konularda daha sert bir üsluba sahip olduğunu biliyoruz ancak Dışişleri Bakanı çok netti." ifadelerini kullandı.

Von der Leyen, Rubio'nun konuşmasında değindiği güçlü Avrupa'nın kendilerinin de hedefi olduğunun altını çizerek, "Bağımsız bir Avrupa olmalıyız, birilerine yaslanan bir Avrupa değil dostlarımız ve müttefiklerimizle birlikte dışarıdaki zorluklarla yüzleşen, dolayısıyla güçlü bir Avrupa olmalıyız. Bu konuda Dışişleri Bakanı ile tamamen aynı fikirdeyim." değerlendirmesini yaptı.

İlgili konuşmasında Rubio, ABD ve Avrupa'nın derin bağlarla birbirine bağlı olduğuna işaret ederek, "Zaman zaman yaşanan anlaşmazlıklar, sadece ekonomik ve askeri değil manevi ve kültürel olarak da bağlı olduğumuz Avrupa'ya derin kaygımızdan kaynaklanıyor. Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullanmıştı.

Rutte'ye cevap

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin, Dünya Ekonomik Forumu'nda Davos'ta iki hafta önce yaptığı açıklamada, ABD'siz Avrupa savunmasının "hayal" olduğu yönündeki sözlerine de değinen von der Leyen, şunları kaydetti:

"NATO Genel Sekreteri'nin 'Hayal kurmaya devam edin.' sözüne de değinmek istiyorum. Hayır, sevgili dostum, sadece statüko devam etmiyor veya bölünme ve yıkım olmuyor. Arada birçok şey var ve statüko, ne bizim için ne de ABD için tatmin edici değil. Dolayısıyla arada çok daha fazla şey var ve bağımsız bir Avrupa, sürekli başkasına dayanmadan gücümüzü geliştirmek ve sonra güçlü bir şekilde ilerleyerek dünyanın bize sunduğu zorluklarla yüzleşmek anlamına geliyor. Sevgili dostum Mark'a söylemek istediğim bu."

Starmer, Avrupa'nın "daha Avrupalı NATO" oluşturmak için birlikte ilerlemesi gerektiğini söyledi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Rusya-Ukrayna Savaşı'na değinerek, Rusya'nın, Ukrayna halkına korkunç acılar yaşatarak saldırganlık eğilimini kanıtladığı değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Starmer, "(Rusya'nın) Hibrit tehditleri kıtamızın geneline yayılıyor, sadece güvenliğimizi tehdit etmekle kalmıyor, değerlerimizi baltalayan popülistlerle işbirliği yaparak sosyal sözleşmemizi de parçalıyor." dedi.

Starmer, Rusya'yı "dezenformasyon kullanarak bölünme yaratmak, siber saldırılar ve sabotajlar yapmak ve yaşam maliyeti krizini derinleştirmekle" suçladı.

İngiliz Başbakan, Rusya'nın Ukrayna'da büyük stratejik hata yaptığını ve bu hatanın 1 milyondan fazla can kaybına yol açtığını söyledi.

Rusya'nın savaş sürerken yeniden silahlandığını ve silahlı kuvvetlerini yeniden yapılandırdığını kaydeden Starmer, "NATO, Rusya'nın bu 10 yılın sonuna kadar ittifaka karşı askeri güç kullanmaya hazır olabileceği konusunda uyarıda bulundu." diye konuştu.

Starmer, çatışma istemediklerini açıkça belirtmenin önemli olduğunun altını çizerek, amaçlarının "kalıcı barış, stratejik istikrara dönüş ve hukukun üstünlüğü" olduğunu ifade etti. Başbakan Starmer, şöyle devam etti:

"Saldırganlığa karşı caydırıcı olabilmeliyiz ve evet, gerekirse savaşmaya hazır olmalıyız, halkımızı, değerlerimizi ve yaşam tarzımızı korumak için ne gerekiyorsa yapmalıyız ve Avrupa olarak kendi ayaklarımız üzerinde durmalıyız. Bu, daha cesur olmak, önemsiz politikalar ve kısa vadeli endişeleri bir kenara bırakmak anlamına geliyor. Daha güçlü bir Avrupa ve daha Avrupalı NATO inşa etmek için birlikte hareket etmek anlamına geliyor."

Starmer, ülkesinin artık "Brexit yıllarının İngilteresi" olmadığına işaret ederek, "Avrupa olmadan İngiltere'nin güvenliği, İngiltere olmadan da Avrupa'nın güvenliği olamaz. Bu, tarihin bize verdiği bir derstir ve aynı zamanda günümüzün gerçeğidir." ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, ülkesinin bu yıl Kuzey Atlantik ve Kuzey Kutbu bölgelerine uçak gemisi görev grubu göndereceğini duyuran Starmer, grubun, "HMS Prince of Wales" komutasındaki gemiler tarafından yönetileceğini ve "ABD, Kanada ve diğer NATO müttefikleriyle hareket edeceğini" aktardı.

Starmer, "(Bu), Avrupa-Atlantik güvenliğine bağlılığımızın güçlü göstergesidir. Bu nedenle Fransa ile nükleer işbirliğimizi de güçlendiriyoruz. On yıllardır İngiltere, tüm NATO üyelerini korumak için caydırıcı gücünü kullanmayı taahhüt eden Avrupa'daki tek nükleer güç olmuştur." şeklinde konuştu.

Starmer, savunma teknolojisi ve yapay zeka alanındaki liderliklerini Avrupa ile birleştirerek güçlerini katlamak ve kıtada savunma üretimlerini hızlandıracak ortak endüstriyel taban oluşturmak istediklerinin de altını çizdi.

Bunun, Avrupa genelinde daha fazla uyum ve koordinasyon sağlamak için liderlik gerektiren savunma üretimlerini hızla geliştirebileceğine işaret eden Starmer, "E3 kapsamında Almanya ve Fransa ile birlikte, AB ortaklarımızla, özellikle İtalya ve Polonya ile, ayrıca Norveç, Kanada ve Türkiye ile yakın işbirliği içinde bunu gerçekleştiriyoruz." dedi.

Rutte: Ukrayna'ya güvenlik garantilerinin yüzde 97'si tamamlandı diyebilirim

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de katıldığı "Yeteneklilerin Koalisyonu mu? Ukrayna için Uzun Vadeli Desteğin Sağlanması" başlıklı oturumda konuştu.

"Bu mücadelede güçlü kalabilmek için öncelikle Rusların bu savaşı kazanmadığını anlamamız gerekiyor." diyen Rutte, ABD'nin Ukrayna'ya NATO'nun Kanada ve Avrupalı ​​müttefikler tarafından finanse edilen "Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi (PURL)" programı kapsamında büyük miktarlarda tedarik sağlamaya devam ettiğine değindi.

Rutte, bunun dışında Avrupa ülkeleri ve Kanada'nın ikili anlaşmalar da yaptığını anımsatarak, "Biz onların tam olarak neye ihtiyaç duyduklarını biliyoruz." diye konuştu.

Üç düzeyde güvenlik garantisine ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Rutte, ilk olarak Ukrayna ordusunun eğitilmesi ve donatılması gerektiğini, daha sonra savaş sonrasında Rusya'nın bir kez daha işgale kalkışmayacağı caydırıcılığın sağlanması için "Gönüllüler Koalisyonu"na ve son olarak da ABD'nin dahline gereksinim olduğunu vurguladı.

Rutte, "Ocak ayında Paris'te Amerikalılarla çok başarılı bir görüşme yaptık ve güvenlik garantilerinin yüzde 97'si tamamlandı diyebilirim." ifadesini kullandı.

Trump yönetimini bir kez daha savundu

ABD'nin Rusya'nın barış konusunda ciddi olup olmadığını test ettiğini belirten Rutte, "Mevcut Amerikan hükümeti hakkında istediğiniz kadar eleştiri yapabilirsiniz ancak ben, onları bu konuda savunacağım." şeklinde konuştu.

Rutte, ABD'nin NATO'ya hem kendi güvenliği hem de kolektif güvenlik için bağlı olduğunu yineleyerek, şunları kaydetti:

"Gördüğüm şey, Avrupa'nın kendi savunması için daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduğu, NATO içinde daha fazla liderlik rolü üstleneceği, ABD'nin NATO'ya bağlı olarak, Avrupa'da güçlü bir konvansiyonel ve elbette nükleer varlığa sahip olacağı ancak ABD'nin Avrupa'dan daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği, ayrıca Asya-Pasifik'i ve kendi yarım küresini de kapsadığını kabul ettiği yönünde bir vizyon birliğiydi.

Ancak ilerleyen süreçte, hem nükleer hem de konvansiyonel anlamda ABD'nin Avrupa'da güçlü bir varlığı olacak. Bu tamamen mantıklı. Burası dünyanın en zengin yerlerinden biri, Avrupa. Çok büyük ekonomilerimiz var ve bunlara daha çok önem veriyoruz. Savunmamızda daha fazla liderlik söz konusu."

Ortak kuvvet komutanlıklarının zamanla Avrupalılar tarafından yönetileceğini aktaran Rutte, "NATO, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana kesinlikle her zamankinden daha güçlü." dedi.

AP Başkanı Metsola, kamuoyunda Ukrayna’ya destek konusunda "yorgunluk" yaşandığı iddialarını yalanladı

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de katıldığı "Yeteneklilerin Koalisyonu mu? Ukrayna için Uzun Vadeli Desteğin Sağlanması" başlıklı oturumda konuştu.

Ukrayna için yaklaşık 4 haftada üzerinde uzlaşı sağlanan 90 milyar avroluk kredi anlaşmasını gelecek hafta imzalayacağını ifade eden Metsola, bunun "benzeri görülmemiş bir hızla" hayata geçirildiğini vurguladı.

Metsola, AP'de Ukrayna’ya destek konusunda geniş bir çoğunluğun bulunduğunu dile getirerek Avrupa kamuoyunda Ukrayna’ya destek konusunda "yorgunluk" yaşandığı yönündeki yorumları reddetti.

Savaşın başladığı 24 Şubat 2022’den bu yana Avrupa’da savunma harcamalarının artırıldığını, Rusya’ya karşı çok sayıda yaptırım paketinin kabul edildiğini ve 20’nci yaptırım paketi üzerinde çalışıldığını aktaran Metsola, Rusya’ya ait olduğu belirtilen "gölge filo" konusunda yeni adımların, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile ele alındığını bildirdi.

Metsola, AP'de Ukrayna’nın AB'ye üye olmasına güçlü destekte bulunulduğunu belirterek Ukrayna’nın Avrupa ailesinin parçası olması gerektiğinin altını çizdi.

Konuşmasında, küresel siyasetin yeni bir döneme girdiğine işaret eden Metsola, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa ile ABD arasında ayrılık olduğu" yönündeki söylemine karşı birlik mesajı verdi.

Metsola, savaş koşullarında Ukrayna’da seçim tartışmalarına değinerek bombardıman altındaki ve elektrik kesintileri yaşayan bölgelerde seçim yapılmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Zelenskiy: Ukrayna, gerçek barışı getirecek bir anlaşmaya hazır

Zelenskiy, 62. Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde düzenlenen güvenlik konulu panelde yaptığı konuşmasında, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Savaşın sona erdirilmesi için diplomasi çalışmalarının sürdüğünü aktaran Zelenskiy, "Ukrayna, bu müzakerelerin başarılı olması için her şeyi, gerçekten her şeyi yapacak." dedi.

Savaşın bitirilmesi için gerçek barışı sağlayabilecek bir anlaşmanın yapılması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, "Ukrayna, bizim için Avrupa için gerçek barışı getirecek bir anlaşmaya hazırdır ve bu savaşın sona erdirilebileceğinden eminim." diye konuştu.

Zelenskiy, Avrupa'nın halihazırda üçlü müzakereler masasında yer almamasının doğru olmadığını belirterek "Amerikalılar sık sık tavizler konusunu gündeme getiriyor. Maalesef bu tavizler, çoğu zaman Rusya değil sadece Ukrayna bağlamında tartışılıyor." ifadelerini kullandı.

"Savaş, beklemediğimiz kötülük biçimlerini ortaya çıkarıyor"

Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'da yeni toprakları işgal etmek istediğini savunarak "(Putin) Kendini bir kral olarak görüyor olabilir ama aslında savaşın kölesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya'nın Ukrayna'da ilerlediği her kilometre toprak için büyük kayıplar verdiğini belirten Zelenskiy, şöyle devam etti:

"Rus ordusu için bir metre toprağın bedeli 156 askerdir. Savaş, beklemediğimiz kötülük biçimlerini ortaya çıkarıyor ve ne kadar uzun sürerse saldırgan o kadar çok kaynak elde eder."

"Saldırılardan hasar görmeyen tek bir elektrik santralimız bile kalmadı"

Ukraynalı lider Zelenskiy, Rus ordusunun ülkesine yönelik yoğun hava saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.

Rusya'nın Ukrayna'da enerji altyapısını ağırlıklı olarak hedef almaya devam ettiğini belirterek "Ukrayna'da, Rus saldırılarından zarar görmemiş tek bir elektrik santrali bile kalmadı." dedi.

Zelenskiy, daha fazla hava savunma füzelerine ihtiyaç duyduklarını ifade ederek "Hava savunmamız, müttefiklerimiz tarafından pazar günü bize teslim edilen füzeleri, perşembe gecesi itibarıyla hava sahamızı korumaya başladı." diye konuştu.

"Avrupa cephesini Ukraynalılar tutuyor"

Zelenskiy, cephede savaşan Ukraynalıların aynı zamanda Avrupa'nın da güvenliği için mücadele ettiğini vurguladı.

Ukrayna'nın güçlü orduya sahip olduğunu kaydeden Zelenskiy, "Avrupa cephesini Ukraynalılar tutuyor. Bağımsız bir Polonya ve özgür Baltık devletleri, halkımızın arkasında duruyor." ifadelerini kullandı.

NATO'nun Ukrayna'nın ordusuna ihtiyaç duyduğunu belirten Zelenskiy, "Ukrayna ordusu gibi bir orduyu NATO'nun dışında tutmak mantıklı değil. Bu, Putin'in değil, sizin vereceğiniz karar olsun." değerlendirmesinde bulundu.

"Seçim için ateşkes gerekli"

Zelenskiy, Ukrayna'da devlet başkanı seçimlerinin yapılabilmesi için önce ateşkesin ilan edilmesi gerektiğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya'yı ateşkes yapmaya zorlayabileceğini vurgulayan Zelenskiy, "Eğer Amerikalılar ve Rusya, Ukrayna'da seçim istiyorsa buna açığız." dedi.

Norveç ve Almanya, Münih'te savunma alanında işbirliği anlaşması imzaladı 

Norveç'te yayın yapan NRK, Norveç Savunma Bakanı Tore Onshuus Sandvik ve Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius'un katılımıyla 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) çerçevesinde iki ülke arasında savunma anlaşmasının imzalandığını duyurdu.

Sandvik, NRK'ye yaptığı açıklamada, "Birçok savunma anlaşmamız var ancak şu anda çok daha kapsamlı ve geniş savunma anlaşmaları imzaladığımız bir dönemdeyiz. Bunu daha önce İngiltere ile yaptık, şimdi de Almanya ile yapıyoruz." dedi.

Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerektiğine işaret eden Sandvik, "Almanya, Norveç'in Avrupa'daki en önemli müttefiklerinden, Avrupa Birliği'ndeki (AB) en önemli ortağıdır. Şimdi bu yakın ve güçlü işbirliğini bir adım daha ileriye taşıyoruz." diye konuştu.

"Hansa" adı verilen anlaşmanın, uzay tabanlı gözetim, deniz güvenliği ve Kuzey Atlantik ile Kuzey Denizi'ndeki operasyonlar ve savunma sanayi konularında işbirliğini içerdiği kaydedildi.

Münih'teki imza törenine, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz de katıldı.

MİT Başkanı Kalın, Münih Güvenlik Konferansı'na katıldı

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre MSC'ye katılan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, konferansta, ikili ve bölgesel konular, İran, Gazze, Suriye, Kuzey Afrika, istihbarat diplomasisi, terörle mücadele, yasa dışı göç, siber güvenlik konularında yabancı muhataplarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, Münih’te Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Akane ile görüştü

Dışişleri Bakanlığı’nın ABD merkezli X platformundaki resmi hesabından yapılan açıklamaya göre, Suriye Dışişleri Şeybani, Münih Güvenlik Konferansı kapsamında UCM Başkanı Akane ile görüştü.

Açıklamada, görüşmenin konferans oturumları arasında gerçekleştirildiği belirtilerek, toplantıda geçiş dönemi adaleti konularının ele alındığı kaydedildi.

Görüşmede ayrıca, savaş suçlarından sorumlu kişilerin hesap vermesi ve mağdurların haklarının güvence altına alınmasına yönelik konuların ele alındığı ifade edildi.

Çin Dışişleri Bakanı Vang'dan ABD'ye "büyük güç ilişkilerinde diyalog ve istişare" çağrısı

Bakan Vang Yi, Almanya'da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda (MSC 2026) "Çin'in Dünyadaki Yeri" başlıklı oturumda konuştu.

Çin ile ABD ilişkilerinin uluslararası durumun temel doğrultusunu belirleyeceğini vurgulayan Vang, iki ülkenin diyalog ve istişare yoluyla büyük ülkeler olarak geçinmenin doğru yolunu bulabileceklerine inandıklarını belirtti.

Vang, "Çin ve ABD, iyi geçinebilir ancak bu hedefin erişilebilir olup olmadığı ABD'nin iradesine bağlı olacaktır." dedi.

Başkan Donald Trump'ın, Çin ile ABD'nin birlikte çalıştığında büyük işler başarabileceklerine inandığını aktaran Vang, "Ancak ABD'de herkesin aynı görüşü paylaştığından emin değilim. Bazıları hala Çin'i çevrelemek ve baskılamak için her şeyi deniyor, hala saldırmaya ve karalamaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.

Çin-ABD ilişkilerinin gelişimi için iki yol gördüğünü dile getiren Vang, ABD'nin Çin'i akılcı ve objektif şekilde anlayarak buna uygun olumlu ve pragmatik bir politika geliştirebileceğini ve iki tarafın aynı doğrultuda birlikte çalışarak çıkarlarını genişletebileceğini kaydetti.

Vang, "Diğer seçenek de ABD, Çin ile ekonomik ayrışma yolu seçip tedarik zincirlerini bozar, küçük dışlayıcı halkalar oluşturur ve Tayvan'ı Çin'den ayırmaya çalışarak Çin'in kırmızı çizgilerini ihlal ederse, bu iki ülkeyi çatışmaya götürür." değerlendirmesinde bulundu.

"Japonya, militarizmin hayaletinden hala kurtulamadı"

Çin Dışişleri Bakanı, oturumda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'nin geçen yıl ülkesinin parlamentosunda Tayvan Boğazı'na yönelik bir müdahaleyi, ülkesinin varlığını tehdit eden durum olarak değerlendireceğine ve askeri güç kullanabileceğine ilişkin sözlerini hatırlatarak, şunları dile getirdi:

"80 yılda ilk kez bir Japon Başbakan bu sözleri sarf ediyor. Bu sözler, Çin'in egemenliğine ve Tayvan'ın Çin'e iade edildiği gerçeğine meydan okuyor, Japonya'nın Çin'e taahhüdünü ihlal ediyor. Çin'in böyle bir provokasyonu kabul etmesi mümkün değil."

Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nazi dönemi suçlarıyla tam bir yüzleşme yaşadığını, Nazi ideolojisini öven söz ve eylemleri yasakladığını hatırlatan Vang, "Ancak Japonya, hala A sınıfı savaş suçlularına saygı gösteriyor, onları tapınaklarda 'sözde kahraman ruhlar' olarak kutsuyor. Bu, Japonya'da hala Tayvan'ı işgal etme ve sömürgeleştirme heveslilerinin olduğu ve ülkenin hala militarizmin hayaletinden kurtulamadığı anlamına geliyor." diye konuştu.

Gazze, İran, Ukrayna ve Venezuela

Dünyada halen 60'tan fazla çatışmanın sürdüğüne dikkati çeken Vang, ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik vizyonunun gereğine ve sorunların çözümünde diyaloğun ve arabuluculuğun önemine vurgu yaptı.

Vang, Gazze'de ateşkesin ve yeniden inşanın gerçekleşebilmesinin iki devletli çözüm ve Filistin halkı için adaletin tesis edilmesine bağlı olduğunu, uluslararası toplumun bu konuda kaçınılmaz sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti.

İran'daki durumun Orta Doğu'daki barışı doğrudan etkileyeceğine dikkati çeken Vang, ilgili taraflara "ihtiyatla hareket etme ve yeni çatışmalar yaratmaktan kaçınma" çağrısında bulundu.

Vang, Ukrayna krizinde nihayet diyalog kapısının açıldığını, ilgili tüm tarafların kapsamlı, kalıcı ve bağlayıcı bir barış anlaşmasına ulaşmak için fırsatı değerlendirmesi ve çatışmanın kökeninde yatan sebepleri ortadan kaldırarak, Avrupa'da kalıcı barışı ve istikrarı sağlamasını umduklarını dile getirdi.

Çinli Bakan, Avrupa ülkelerinin Ukrayna krizinin çözümünden dışlanmasına karşı olduklarını ifade etti.

ABD'nin Venezuela'ya müdahalede bulunarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini alıkoymasına da değinen Vang, uluslararası hukukun kırmızı çizgilerinin aşılmaması ve devlet egemenliğinin korunması gerektiğinin altını çizdi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2