Bakan Fidan: Amerika ve İsrail'in hukuksuz olarak başlattığı bu savaş bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa
Bakan Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları konusunda, "Maalesef Amerika'nın ve İsrail'in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa." dedi.
Ankara
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı A Haber yayınında gündemi değerlendirdi, Haktan Uysal ve Banu El'in sorularını yanıtladı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının hem bölgeye hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olduğuna işaret eden Fidan, "Maalesef Amerika'nın ve İsrail'in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa." uyarısında bulundu.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Fidan, Türkiye'nin başından beri hedefinin; savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması, savaşın yayılmasının engellenmesi ve Türkiye'nin bunun dışında tutulması olduğunu belirterek, günlük politikaları uygularken, temasları yaparken ve inisiyatifleri geliştirirken bu çerçeve içinde hareket ettiklerini dile getirdi.

Maalesef mazisi çok önceki yıllara dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan dolayı olan bu artık birikmiş enerjinin bir savaş halinde ortaya çıktığına dikkati çeken Fidan, "Bir numaralı hedefimiz; savaşın durması. Bunu yaparken de savaşın daha büyük yaygınlık göstermemesi önemli bizim için. Burada diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önemli. İnşallah öyle veya böyle bir noktada biter." değerlendirmesini yaptı.
Hakan Fidan, savaşlardan sonra ülkeler arasındaki husumetin yıllarca devam edebileceğini vurgulayarak, "Orada artık işbirliğini, kalkınmayı, refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmasını istemiyoruz. Bütün çabamız aslında bunu önlemeye yönelik." ifadelerini kullandı.
Savaşın ortaya koyduğu tehditleri diğer aktörlerin de gördüğünü belirten Fidan, "Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi gibi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Bunu Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz." diye konuştu.
"Umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam"
Fidan, mevcut müzakere pozisyonlarının iki tarafın da savaş önceki müzakere pozisyonlarından farklı olduğuna işaret ederek, "Şimdi aslında savaş, epey bir noktaya geldi. Belli bir yıkım oldu İran üzerinde de. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacak. Bu da aradaki arabulucuların biraz daha işini zorlaştıran bir durum ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam." değerlendirmesinde bulundu.
Tarafların müzakerelerde taleplerini yukarıda tutmalarının yönetilebilir bir tavır olduğuna dikkati çeken Fidan, "Benim iki tarafa da ifadem yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın ama gerçekte bir niyet varsa iki tarafta da onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekilmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleri." ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Fidan, İran'ın haklı olarak bir güven kaybı içinde olduğunu belirterek "Biz diyoruz zaten, 'korkulan savaş var ama şu anda bunu durdurmak önemli'. Amerikalılar da bu noktada isteklilik gösteriyorlar ama öngörülemez problemler çıkabilir mi? Tarafların niyetlerinden bağımsız olabilir." dedi.
Pakistan'ın müzakerelerde merkezi bir rol oynadığının altını çizen Fidan, kendisinin de Mısırlı, Avrupalı ve bölgeden mevkidaşlarıyla çok sık konuştuğunu aktardı.
Fidan, bütün dünyanın beklentisinin bu haksız savaşın bir an önce durması ve olumsuz etkisinin artık son bulması olduğunun altını çizerek, "Onu bizim işte birkaç tane kilit ülkenin bir pratiğe dönüştürmesi gerekiyor." ifadesini kullandı.
Bölgenin adım adım İsrail'in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi geldiğimiz noktada; aslında İran'a savaş açılırken, bir İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz; bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek." diye konuştu.
İsrail'in senaryosu uyarısı
Körfez ülkelerindeki izlenimlerine ilişkin Fidan, bölgedeki 7-8 ülkenin İran füzelerinin hedefi olduğuna ve bu ülkelere 8 bin civarında füze ve SİHA saldırısı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Biz Türkiye olarak nasıl İran'a bir tavsiyede bulunuyorsak onlara da tavsiyemiz toplantı esnasında, 'aman sabredin, bir reaksiyon göstermeyin'. Bu reaksiyon daha sonra uzun süreli kalıcı unsurlar bırakır. Bu da tam İsrail'in istediği bir senaryo.Yani işte İslam ülkelerinin bölgede birbiriyle uzun süreli bir kavgaya girmesi. Aman deyin bunu yapmayın, hem İran'a tavsiyemiz hem diğer ülkelere tavsiyemiz."
Bakan Fidan, Riyad'daki toplantının gündeminin, İran'ın saldırdığı ülkeler olduğuna dikkati çekerek "Bizim yaptığımız orada esas itibarıyla bu kendilerine yönelik saldırının aslında bir boşluk içerisinde olmadığı, Amerikan ve İsrail saldırganlığıyla başlayan daha büyük bir resmin yansıması olarak bunun olduğu, her ne kadar biz bunu haksız bulsak da Türkiye olarak bizim pozisyonumuz hiçbir şekilde provoke etmeyen bu ülkelere saldırılmamasıydı." ifadelerini kullandı.
Orta Doğu'da birçok ülke ile temas kurarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajını ilettiğini anlatan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim bölgeye yönelik kapsayıcı bir çözümü getirmede bir vizyonumuz var ama bunu pratiğe geçirmede daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var ve şartlar giderek daha da aslında karmaşık hale gelmiş durumda ama çok şükür en azından biz öncelik sonralık sırasını burada görüyoruz ama dediğim gibi inşallah bölgesel yayılmayı burada görmeyiz. O biraz daha savaşı daha sıkıntılı hale getirir. Şu anda müzakereler bir zemine oturursa inşallah iyi bir haber alırız. Bütün gayretimiz bu yönde."
"Barışın önündeki şu anda en büyük engel, İsrail’in durduğu yer"
Hakan Fidan, barışın gelmesi konusunda her tarafın niyetini okuyabildiklerinin altını çizerek şöyle devam etti:
"Bu konularda aslında hiçbir tarafta problem yok bence, niyet konusunda, şu aşama itibarıyla, bir aktör hariç, İsrail. İsrail'in Amerikan siyaseti üzerindeki yapısal etkisini kullanmaya devam etmesi ve bu konuda bölgenin geleceğine ilişkin farklı bir hesap ve arayış içerisinde olması, mevcut savaşın gidişatından çıkardığı dersler ve analizlerle eğer daha fazla suistimal edilebilecek yerler, kanatılabilecek yerler, noktalar düşünürse bu yola devam eder. Barışın önündeki şu anda en büyük engel, İsrail’in durduğu yer."
ABD'nin seçime gideceğini ve bu konuda büyük bir tepki altında olduğunu belirten Fidan, "İlk başta söylediği askeri hedeflerin yerine getirildikten sonra savaşın devam ettirilmesine ilişkin gerekçeyi de kimse anlayabilmiş değil. Bir gerekçe değiştirmesi lazım, onun için şu anda barış arayışları da bir noktada aslında devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, 2025'te ilan edilen savaşın hedefinin "nükleer kapasiteyi yok etmek" olduğunu anımsatarak bunun yapıldığına dair bir deklarasyonda bulunulduğunu kaydetti.
Bakan Fidan, şöyle devam etti:
"Bu sefer de başlanırken füze ve askeri sanayi altyapılarının yok edilmesiyle ilgili bir hedef deklare edildi kamuoyuna. Bunun da yerine getirildiğine ilişkin büyük ölçüde bir izahla karşı karşıyayız. Dolayısıyla onların kamuoyu ve dünya kamuoyu da soruyor, 'madem böyle bir şey var bütün dünyaya çok ciddi ekonomik geri dönüşümü olan, negatif manada bu savaşı niye devam ettiriyorsunuz?' Orada o baskı var. Fakat sorun, Gazze meselesinde olduğu gibi ve diğer konularda olduğu gibi dünyanın, İsrail üzerinde bir baskı mekanizması uygulayamaması. Burada tabii Amerika'nın eğer İran'la bir anlaşmaya, müzakereye varacaksa İsrail üzerinde çok ciddi bir etki kullanmayı da göze alması gerekiyor, burada kim kimin bileğini bükecek onu göreceğiz, ben bu yapısal sorunu tabii ki ifade etmek zorundayım."
İsrail'in karşı olduğu barışın, ABD tarafından tesis edilip edilmeyeceğine yönelik soru üzerine Bakan Fidan, "Bu, Amerika'nın kendi siyasal sisteminde yapısal bir sorun. Kim kimi ne kadar yönetiyor, ne kadar etki edecek onu göreceğiz. Burada her şey, uluslararası kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Bir de Gazze'den bu yana şöyle bir fark var. İsrail'in aslında siyaset üzerindeki etkisi, aslında ortaya koyduğu manipülasyon giderek daha fazla ifşa edilmiş, deşifre edilmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan, ABD'nin de bunu kendi içinde ciddi şekilde tartıştığını belirterek bunun, halk arasında dillendirilen bir komplo teorisi olmaktan çıktığını, entelektüellerin gerekçeleriyle beraber ortaya koyduğu ciddi bir husus olduğunu kaydetti.
İsrail'in bu kadar deşifre edilmişken İsrail'i destekleyen özellikle Evanjelist tabanın giderek daha fazla ses çıkarmaya başlandığının da görüleceğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:
"Bu aslında Amerikan sisteminde bizim aslında gözetlemeye devam edeceğimiz bir iç siyasi mücadele olacak. Amerika, burada böyle bir vesayetten kurtulabilecek mi, kurtulamayacak mı? Böyle bir şey var, sorunu var, Amerikan siyaseti büyük bir vesayet altında esas itibarıyla. Buradan kurtulacak mı kurulmayacak mı onun mücadelesi var. Bazı siyasetçiler vesayet altında olduklarını kabul etmiyorlar. Bazıları İsrail'in vesayetinden olduğuna ilişkin çok ciddi izah getirenler var, açıklama getirenler var. Bunu göreceğiz, bu mücadele, devam eden mücadele sistem içerisinde, bunun yansıması olarak sadece İran'daki müzakere değil, aslında Gazze, Suriye Filistin devletinin geleceği vesaire bu konular da aslında şekillenecek kendi içinde."
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan toplantısı
Fidan, diplomasi trafiğinin devam ettiğini, sürecin sıkıntılı ve sancılı olduğunu vurgulayarak "Bizim aslında planlı bir toplantımız vardı, bunu ilk başta Türkiye'de yapmayı düşünüyorduk. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan toplantısını...Fakat Pakistanlı kardeşimiz, ülkesinde kalmak zorunda kaldığı için onu Pakistan'a kaydırdık. Belki hafta sonu orada bir araya geleceğiz. Özellikle yürüyen bu savaştaki müzakere meselesi nereye gidiyor, bu 4 ülke konuları nasıl değerlendiriyor, neler yapabilir." ifadelerini kullandı.
Arabuluculuk sürecinin, Türkiye'de yapılma ihtimaline ilişkin konuşan Fidan, "Bizim getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı, nerede yapılacağından ziyade, kurduğumuz mekanizma, nasıl olacağıydı." dedi.
Bakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi'nin kendisini ziyaret ettiğinde, ABD ile müzakerelerin kilitlenmiş durumda olduğunu anımsatarak, ABD'nin 4 ayrı konuyu aynı anda tartışmak istediğini, İranlıların 2 konuyu ele almak istediğini aktardı.
Bunun üzerine ABD'nin askeri harekat hazırlığına başladığını anımsatan Fidan, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımızın müdahalesi, aradaki arabuluculukla vesaire bizi ocak ayının sonuna doğru olması mümkün harekatı bir nebze durdurduk. Hatta o günlerde dedik, 'önümüzdeki günlerde biz çok acil bir şey beklemiyoruz' diye. Daha sonra olay, müzakere zeminine dönmesi için biz bir şey getirdik, dedik ki Abbas Erakçi geldiğinde, 'biz Gazze'de bir yöntem geliştirdik 8 ülke bir araya geldik, Amerika'yla masaya oturduk, böyle bir sorun var, bu sorunu beraber çözelim hem sizin lehinize hem bizim lehimize. Ve oradan bir mesafe almaya doğru gitmeye çabalıyoruz, aynı yöntemi burada da kullanabiliriz, zaten iki konuyu sen Amerikalılarla konuş, biz onu Amerikalılarla konuşuruz. Geri kalan iki konuyu da sen bölge ülkeleriyle konuş, zaten bölgenin sorunu ağırlıklı olarak bunlar, biz bölge ülke olarak bu konuyu kendi içimizde hallettiğimiz zaman yani Amerikalılar da bu konuda çok fazla bir şey söyleyecek hali kalmaz'."
Hakan Fidan, 8 ülkenin konunun içindeyken ABD'nin askeri hayata geçmesinin daha zor olacağını aktardığını ve Umman örneğinin yakın zamanda görüldüğünü belirtti.
Umman’ın aziz ve saygın bir millet olduğuna işaret eden Fidan, "Onların hukukunun çiğnenmesinde hiç kimse bir zarar görmedi. O yaşanmış bir örnek, ondanda hareketle biz bunu söyledik. Bizim getirdiğimiz bu teklif hayata geçseydi, Allahu alem...Ben netice alınabilir diye düşünüyordum." diye konuştu.
Fidan, İran’ın karar alma mekanizmalarında farklı yöntemler olduğuna dikkati çekti.
"Bu noktada çok yoğun bir diplomatik trafiğimiz var"
Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta herkesin kolektif çaba göstermesinin uygulanabilir olduğunu söyleyerek "Ben şu aşamada arabulucuların içeriklere çok fazla müdahil olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok erken bir dönem, tartışma aşamasına geçilmedi. (Müzakere konusunda) Sadece bir tarafın talebi diğer tarafa iletilmiş durumda. Diğer taraf da kendi cevabını buna iletecek ve pozisyonlar görüldükten sonra, arabulucuların bu pozisyonlara ilişkin eğer uyuşmuyorlarsa kendileri daha yaratıcı fikirleri, çözümleri varsa orada devreye girme imkanları açıkçası oluyor." diye konuştu.
Müzakerelerin başlaması için ilk andan itibaren çok yoğun bir trafik olduğunu belirten Fidan, "Uluslararası kamuoyunda çok ciddi bir beklenti var, istek var ama bu isteğin bir pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Biz de o noktada elimizden gelen gayreti gösteriyoruz." dedi.
Hakan Fidan, Avrupa'daki, Rusya, Çin ve diğer Asya ülkelerindeki mevkidaşlarının kendisini sık sık aradığını aktararak, şunları söyledi:
"İki tane husus var: Birincisi ne oluyor? Türkiye olayı nasıl görüyor? Olanı anlamaya çalışıyorlar ve olanı anlamada ve izah etmede de en objektif aktörlerden Türkiye'yi görüyorlar ve onun için bizim olayla ilgili görüşümüze başvuruyorlar. İkincisi, nasıl durdurabilirsiniz? Umutlanmalı mıyız, umutlanmamalı mıyız? Herkesin kendi ekonomisine, iç politikasına ciddi maliyetler getiren, yükler getiren bir noktada yani herkes kendi ayağını yorganına göre uzatacak. O yorganın ebadı ne olacak? Şimdi onu hesaplamaya çalışıyor herkes."
Fidan, hiç kimsenin kendi toplumuna panik havası yansıtmamaya çalıştığını vurgulayarak "Ama Avrupa'da ve Asya'da birçok ülkenin esas itibarıyla ifade ettiğiniz gibi özellikle enerji krizinden kaynaklı sanayi maliyetlerine yansıyan, tüketici fiyatlarına yansıyan çok ciddi ekonomik problem alanlarının olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Piyasaların henüz uzun vadeli bir kriz satın alımına gitmek istemediğini söyleyen Bakan Fidan, şunları kaydetti:
"Esas itibarıyla ülkeler bu görüntüyü vermek istemiyorlar. Dolayısıyla gerçek resimleri bizden duymak istiyorlar. Görüşlerini paylaşıyorlar. Arabuluculuk veya çözüme katkı noktasında beraber neler yapabiliriz, o noktada yoğun öneriler, teklifler geliyor. Hepsiyle görüşüyoruz. Biz de onların görüşlerini alıyoruz. Bu türden bir niyet birliğinin, görüş birliğinin olduğunu görmek, esas itibarıyla bizim sırtımıza daha fazla yük bindiriyor. Daha fazla mesuliyet hissediyoruz. Genel manada bu noktada çok yoğun bir diplomatik trafiğimiz var."
"(Hürmüz'de) Türk gemileri de bu konuda belli noktada istifade edebilir dendi"
Fidan, Hürmüz Boğazı'nın işleyişine ve kalıcı çözüme ilişkin çalışmalar olduğunu belirterek "Amerika'nın başlattığı başka bir tartışma var; buradaki sorunu aşmak için eğer barış olmazsa bir askeri imkan gerekecekse bunu nasıl mobilize edeceğiz? (ABD'nin) Ülkelere yönelik bir çağrısı var." ifadelerini kullandı.
Avrupa'da Hürmüz'le ilgili sorunu, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaştan ayrıştırma eğilimi başladığını söyleyen Fidan, "Orada bazı ülkelerin söylemde de olsa bir destek verebileceğine ilişkin bazı yeni söylemler geliştirdiğini görüyoruz. Bir de ABD'nin görüşmeler esnasında ufak miktarlarda da olsa belli bayrak taşıyan ülkelerin buradan gemilerinin geçmesine izin verilmesinin bir iyi niyet göstergesi olacağını da ifade ettikleri konular oldu." dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, İran'ın da konuya ilişkin pozitif cevabı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Türk gemileri de bu konuda belli noktada istifade edebilir dendi. Ben burada daha fazla açıkçası detaya girmek istemiyorum çünkü bugünlerde de bir paket üzerinde çalışıyoruz taraflarla beraber ama önemi ortada, getirdiği etki ortada ve inşallah bunun çözümü de sulh yoluyla, diyalog yoluyla, diplomasi yoluyla olur. Güç kullanımına gerek kalmaz. Çünkü ülkelerin geri kalanı eğer sorun uzun sürerse, ağır ağır İran karşıtı, çok daha geniş, başka ülkelerin de katıldığı bir koalisyona doğru gidecek Hürmüz'de."
Hürmüz'deki durum
Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı'ndan dünyadaki enerjinin yüzde 20'lik kısmının geçtiğini hatırlatarak, boğaz etrafındaki bütün ülkelerin ortak anlayışına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.
Hürmüz'ün uluslararası ticareti tamamıyla etkileyen bir noktada olduğunu aktaran Fidan, burada uluslararası ticaretin ve aktörlerin baktığı noktanın, geçişin engelsiz olması olduğunu belirtti.
Fidan, fiziki engel olmaması, ticaretin, enerji ve gemi akışının öngörülebilir olmasının önemine değinerek, Hürmüz'den petrol ve gazın yanı sıra birçok ürünün geçtiğine işaret etti.
Aynı zamanda Hürmüz'ün gıda ve diğer tüketici maddeleri açısından da önemini vurgulayan Hakan Fidan, Körfez ülkelerinde kendisine yapılan bilgilendirmelerde bölgede gıda fiyatlarında artış olduğunun dile getirildiğini aktardı.
Türkiye'nin önemi
Fidan, bunun nedeninin ithal edilen gıdaların artık farklı yollardan gelmesi olduğuna dikkati çekerek "Türkiye, bu noktada önemli bir rol oynamaya başladı." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu bu bağlantısallık meselesinin ne kadar önemli olduğunun görüldüğünün altını çizen Fidan, Kalkınma Yolu Projesi'ne ilişkin bilgiler verdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, savaştan sonra Türkiye üzerinden geçebilecek enerji hatlarına değinerek, Türkiye'den uluslararası piyasalara transferler yapılmasına şahit olunacağını dile getirdi.
Enerji krizinin "ciddi" olduğunu vurgulayan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve ekibinin çok yoğun çalıştığını ve bakanlıklar ve kurumlar arasında koordinasyon olduğunu bildirdi.
Fidan, Türkiye'nin, uzun zamandır çevre ülkelerdeki enerji kaynaklarını "kendi üzerinden bir hub olarak" hem kendi kullanımına hem de dünyanın hizmetine verme konusundaki vizyonunun haklı çıktığının altını çizdi.
Enerji meselesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da vizyon netliği ve iradesi olduğuna dikkati çeken Fidan, "Çoğu zaman olmayışlar; bizim muhataplarımızın aslında ya yetersizliklerinden, ya karar alamayışlarından, ya başka imkansızlıklardan oluyor." ifadesini kullandı.
Fidan, gelecekteki olası projelerden bahsederek savaşın bağlantısallığın önemini gösterdiği ve dünya enerji piyasalarına ve kaynakların çeşitlendirilmesine etkisi olacağı tespitini yaptı.
Ucuz enerji talep eden ülkelerin farklı arayışlara girebileceğini aktaran Bakan Fidan, nükleer enerjiye daha fazla kayış olabileceğine atıfta bulundu.
İran'daki Kürt gruplar
Fidan, İran'daki durumu çok yakından takip ettiklerini vurgulayarak "(İran) Bölgedeki Kürt kardeşlerimizin belli bir noktada suistimal edilmesi ve bu oyuna alet edilmesi meselesi, bizim tabii ki görmek istemediğimiz bir husus. Belli örgütlerin bu noktada Mossad tarafından temas edildiğini de biz biliyoruz." dedi.
Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) bunu çok hassas bir şekilde takip ettiğini söyleyen Hakan Fidan, şunları kaydetti:
"Her zaman bizim hem Suriye'de hem Irak'taki hem İran'daki Kürt kardeşlerimizin durumuyla ilgili perspektifimiz belli. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer belli, bizim durduğumuz yer. Ne oradaki insanların ezilmesine müsaade ederiz ne de başka ülkelerin suistimal etmesine, kendi işlerine karşı."
Fidan, belli Kürt gruplarının suistimal edilerek başkalarının amaçları etrafında kullanılmalarının ve daha sonra daha büyük sıkıntılara yol açılmasının, bölgesel istikrarsızlığa hizmet eden bir husus olduğunu belirtti.
Bakan Fidan, "Bu yakından takip ettiğimiz bir husus olduğu için mümkün olduğunca kontrol altında tutuyoruz ama diğer taraftan İsrail'in bu konudaki arayışı bitmiyor. Bu konudaki temas ve açıklanan teklifleri de hiç saklamadan devam ediyor. Buna yönelik de bizim karşı duruşumuz devam edecek." diye konuştu.
"Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil değişiyor"
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak stratejik bir üstünlük elde ettiğini belirten Fidan, İran petrolünün yüzde 70 veya 80'inin ihraç edildiği Ada'nın ele geçirilmesi durumunda, ABD'nin de stratejik bir avantaj kazanacağını söyledi.
Fidan, karşı tarafa daha fazla baskı uygulamak ve savaşta stratejik üstünlüğü elde tutmak için bu gibi hamlelerin sürekli yapıldığına işaret ederek, bunun "savaşın doğasında olduğunu" dile getirdi.
Kalıcı etki yaratacak operasyonlar devreye girmeden önce ateşkes ve barış müzakerelerinde ilerleme sağlanmasının önemine dikkati çeken Fidan, bu tür askeri adımların atılması halinde sürecin geri dönüşünün zorlaşabileceği ve müzakere masasındaki dengelerin ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtti.
Fidan, tarafların sahadaki güç dengelerine bağlı olarak söylem ve taleplerini yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, "Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil, ortaya koyduğu şartlar değişiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin siyasi çizgisi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu günden itibaren devlet içerisinde sorunları çözmeye yönelik çok farklı yaratıcı yaklaşımlar geliştirdiğinin altını çizen Fidan, bu yaklaşımların ağırlıklı olarak sonuç odaklı olduğunu söyledi.
Fidan, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı farklı kültürlerle etkileşim halinde olduğunu ve hepsine ilişkin bölgesel analiz, duruş ve eylem geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, "Şimdi bizim durduğumuz yerde, siyasal çizgimiz belli. Türkiye'nin tarihi yolculuğu, bu coğrafyadaki kültürlerle, milletlerle, halklarla kurduğu ilişki belli ve dünyadaki modern olaylardan çıkardığımız dersler ortada. Dünyanın başka yerinde olan yani kalkınma, refah, mutluluk, istikrar, huzur bizim yaşadığımız bölgelerde niye olmasın?" diye konuştu.
Türkiye'nin çevresindeki tüm ülkelerin kendilerine has imkanları, fırsatları, krizleri ve sıkıntıları olduğuna işaret eden Fidan, Türkiye'nin kendisini bunlardan ayıramayacağını dile getirdi.
Fidan, Türkiye'nin siyasal kültüründe dominasyona değil her alanda işbirliğine gittiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"İşbirliği ve barış çağrısı politikalarımızın kıymet kazanmasındaki en önemli sebep şu; güçlü bir ülkesiniz, bu türden olayları başka araçlar kullanarak yapma imkanınız da var. Diğer ülkelerin olduğu gibi. Kaba güç ve daha hilekar yollar, daha örtülü faaliyetlerle...Ama biz bunu istemiyoruz. Daha açık, daha şeffaf, herkesin faydasına olacak. Herkesin gönüllü katılımıyla. Çünkü açıkçası baktığınız zaman, bölgemizdeki ülkelerin hepsi kendi menfaatlerini düşünmek zorundalar."
Hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki diğer aktörleri uzun süredir tanıyor olmasının önemine işaret eden Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu devamlılık, bölge liderlerinin Cumhurbaşkanımızı yıllardır tanıyor oluşu, orada oluşan güven, istikrar, bu gerçekten ulusal ilişkilere çok fazla etki eden bir faktör. İnsanların gelip sözünü dinlediği, güven duyduğu, tırnak içinde 'racon kesmesini istediği' veya 'Reis, sen bize söyle' dediği, ben bunları yüzlerce kez duydum, 'siz ne derseniz biz onu yapacağız' diye çok gelindiği, ülkelerin tabii ki adını vermek doğru olmaz, yani bu Afrika'dan olur, başka bir yerden olur, oradan olur. Cumhurbaşkanımız da gerçekten büyük bir mütevazilikle bu sorunlara vukufiyetle eğilerek çözme iradesi her zaman göstermiştir ve bu da Türkiye'yi bölgede güvenilir ve istikrarlı bir aktör yapmıştır. Eğer görseler ki, biz belli olayları kendi lehimize eğip büküyoruz, buradan ucuz çıkarlar veya sürekli suistimaller peşindeyiz, halkları birbirine kırdırma, mezhep savaşı çıkartma, etnik savaş çıkartma peşindeyiz veya birini diğerine tercih edip öbürünü ezme peşindeyiz, bu politikaların hiçbiri başarılı olmazdı. Yani sözümüz neyse, amelimiz de yıllardır o."
Türkiye, Filistin konusunda tek ses
Türkiye'deki tüm siyasi partilerin, Gazze ve Filistin konusunda aynı görüşü paylaştığını belirten Fidan, "Türkiye'de her konuda bir görüş ayrılığı, ihtilaf olabilir ama gerçekten insanın gurur duyduğu bir manzara. Bütün renklerden siyasi partilerin hepsi bu konuda tek bir ses oluyorlar." dedi.
Fidan, demokraside eleştiri yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Muhalefetin aslında eleştiri dışında bir silahı olmayabiliyor haklı olarak. Onu da nitelikli yapıldığı zaman başımızın üstünde yeri var. Ama benim söylediğim bir cümlenin yarısını alıp, yarısını kesip diğerine bakmadan muhalefet yapanların...Bu, başka bir konu. Bu oluyor dediğim gibi ama genel itibarıyla ben hem Filistin meselesinde hem bölgesel diğer konularda ortak duruş olduğunu görüyorum. Bu bize daha fazla mesuliyet veriyor." ifadelerini kullandı.
Riyad'daki toplantıda da bu durumu dile getirdiğini aktaran Fidan, "Yani bizim milletimiz, İsrail'in ortaya çıkardığı fitnenin büyüklüğü karşısında çok ciddi bir duruş içerisinde. Aynı zamanda Pakistanlılar da var. Yani burada siz, eğer bir duruşa geçecekseniz, bunu Müslüman kamuoyuna çok ciddi anlatmanız, ikna etmeniz, kazanmanız lazım." dedi.
Fidan, Türkiye'nin bu konuda hemfikir olmasından memnuniyet duyduğuna işaret ederek, "Umarım Türkiye, hayati birçok konuda bu birlikteliği yakalar. Güzel olan şey, fikir birlikteliğimiz var. Biraz da eylem birlikteliğine, anlayış birlikteliğine gidersek daha fazla etki üreteceğiz diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Gazze gündemi
Fidan, Barış Kurulu kapsamındaki Komite'nin Gazze konulu çevrim içi toplantısına katıldığı bilgisini paylaşarak, atılacak adımları görüştüklerini bildirdi.
İnsani yardımlar, barınma ve sınır kapıları gibi konulara ilişkin bazı hususların hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Gazze'nin hiçbir zaman Türkiye'nin gündeminden düşmediğini kaydetti.
Fidan, "Bizim için Gazze'deki bir numaralı tehlike Gazze'nin insansızlaştırılması, Filistinsizleştirilmesi." diyerek, bunun önüne geçmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının altını çizdi.
İsrail'in "Hizbullah ile savaşma" adı altında Lübnan'da düzenlediği saldırılarla bölgesel yayılmacı politikalarını sürdürdüğüne değinen Fidan, uluslararası kamuoyunun Lübnan'da yaşananlara dikkatini vermesi gerektiğini kaydetti.
Fidan, Lübnan ve Gazze konusuna ilgi gösteren Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Ürdün gibi ülkelerin kendilerini "başka bir ateşin içinde" bulduğunu dile getirerek, Körfez bölgesindeki ülkeleri, "İsrail'in işini kolaylaştıracak konulara girmemesi" ve kriz alanlarını dikkatinden kaçırmaması konusunda uyardığını aktardı.
Bir Dürzi liderin, Türk Büyükelçi'yle temasa geçerek Suriye'ye geri dönen Dürzilere Türkiye'nin konteyner göndererek yardım etmesi konusunda talepte bulunduğunu açıklayan Fidan, bu konuda çalışmaları olduğu bilgisini verdi.
Avrupa ülkelerinin tutumu
Fidan, Avrupalıların İsrail'in Gazze'den itibaren başlayarak bölgede yürüttüğü politikaların küresel krizlere yol açtığını tecrübe ettiğini dile getirerek, "Gazze'deki soykırımın Avrupa başkentlerinde nasıl bir sosyal kırılmaya yol açtığını, fay hatlarını harekete geçirdiğini, siyaset üzerinde etki oluşturduğunu gördüler. İran'da devam eden operasyonların, savaşın, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının nasıl bir enerji maliyetine dönüştüğünü gördüler." diye konuştu.
"ABD-İsrail ve İran savaşı 3'üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu." diyen Fidan, enerji piyasasındaki sorunlar ve ticari konuların bu duruma etkisine işaret etti.
Fidan, İsrail'in eylemlerinin tüm dünyayı etkilediğine dikkati çekerek, "Bu Siyonist şebekenin bir noktada azgınlığının küresel bir birliktelikle durdurulması gerekiyor." dedi.
Bölgedeki mezhepler arası çatışma riski
Irak'ta Haşdi Şabi'nin bazı unsurlarının, İran'ın yanında savaşa girme konusunda tavır aldığını belirten Fidan, "Tabii savaşa girdiğiniz zaman da mukabele ediliyorsunuz. Dolayısıyla İsrail ve Amerika'nın hedefi olmuş durumdalar. Böyle bir karşılıklı şey var. Özellikle Irak'a komşu Arap ülkelerine atılan füzelerin çoğu buralardan atılıyor. İnşallah burada bir an önce ateşkes ilan edilir de Irak'taki bu sıçrama daha fazla olmaz." ifadelerini kullandı.
Fidan, mezhep savaşlarının artık geçmişte kalması gerektiğini, Amerikalı, Kürt, Arap ve İranlı liderlerin yanı sıra Haşdi Şabi liderleriyle temas ederek savaşın yayılmasını önlemeye çalıştıklarını anlattı.
Türkiye'nin bölgedeki hedefinin savaş öncesi ile aynı olduğunu vurgulayan Fidan, işbirliğinin önemine dikkati çekti.
Fidan, bölgesel hedeflerle ilgili şunları kaydetti:
"Şimdi biz, İran'ın Körfez'de, Körfez'in kendi içerisinde, Türkiye'nin, Pakistan'ın ve Mısır'ın da yer aldığı büyük bir coğrafyada aslında bir işbirliği, bir güvenlik havzasının, bir istikrar havzasının olabileceğine yürekten inanıyoruz. Bunun imkanları mevcut. Bunun olması durumunda ortaya çıkacak birliktelik muazzam bir ekonomik güç üretecek, siyasi güç üretecek ve askeri yeterlilik üretecek. Enerji altyapıları, market genişliği, coğrafi genişlik, çeşitlilik inanılmaz olacak. Hem kendi bölgesel istikrarımızın hem de küresel istikrarının katkısına muazzam bir destek vermiş olacağız. Buna biz aslında, şu anda uzak gözüküyoruz ama bir o kadar da yakınız. Olmaması için hiçbir sebep yok."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
