Dolar
43.04
Euro
50.14
Altın
4,509.95
ETH/USDT
3,087.30
BTC/USDT
90,567.00
BIST 100
12,200.95
Gündem

Medyanın uzman muhabirleri haberciliğin kritik noktalarında görev yapıyor

İstanbul'da adliye, emniyet ve asayiş alanlarında görev yapan muhabirler, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğuyla gece gündüz sahada aktif olarak mesai harcıyor.

İrem Demir, Başak Akbulut Yazar  | 10.01.2026 - Güncelleme : 10.01.2026
Medyanın uzman muhabirleri haberciliğin kritik noktalarında görev yapıyor Fotoğraf: Yasin Taner Tuğcu/AA

İstanbul

Adliye koridorlarından emniyet binalarına, olay yerlerinden kriz bölgelerine kadar farklı noktalarda görev yapan muhabirler, yoğun çalışma temposu ve zaman zaman risk içeren koşullar altında sahada bulunuyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Adli dosyalar, asayiş olayları, deprem, yangın, selin yanı sıra politikanın da içinde yer aldığı kamu düzenini ilgilendiren gelişmeleri anbean izleyen muhabirler, bilgilerin doğru ve gecikmeden aktarılması için yoğun çaba harcıyor.

Türkiye'nin en yoğun gündemine sahip kentlerinden İstanbul'da çalışan muhabirler, günün her saatinde adliye, emniyet ve asayiş alanlarındaki gelişmeleri yakından izliyor. Nüfus yoğunluğu ve olay çeşitliliği nedeniyle geniş bir sorumluluk alanına sahip muhabirler, şehirde yaşanan gelişmeleri kamuoyuna aktarmak için sahadaki mesailerine aralıksız devam ediyor.

Haberciliğin gerektirdiği sorumluluk anlayışıyla hareket eden muhabirler, olayları ve gelişmeleri farklı kaynaklardan doğrulayarak kamu yararı doğrultusunda aktarmaya özen gösteriyor. Zorlayıcı saha şartlarına rağmen görevlerini titizlikle yerine getiren muhabirler, toplumun sağlıklı bilgiye ulaşmasında önemli işlev üstleniyor.

AA muhabirleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle kentte farklı noktalarda görev yapan meslektaşlarının saha mesaisine tanıklık etti.

Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ndeki yargı muhabirleri, operasyonlardan soruşturmalara ve uzun yıllar süren davalara kadar birçok gelişmeyi yakından takip ediyor, adliyedeki kritik süreçleri kamuoyuna anbean aktarmak için gayret sarf ediyor.

Bu süreçte muhabirler, dava ve soruşturma süreçlerini titizlikle izleyerek teyitli bilgiyi haber haline getirmeyi öncelikli görevleri arasında tutuyor.

"Adliye muhabirliği gazeteciliğin en zor alanlarından biri"

Habertürk Televizyonu Özel Haberler Şefi Ceylan Sever, meslek hayatına adliyede stajyer olarak başladığını, 11 yıldır burada görev yaptığını söyledi.

Adliye muhabirliğinin basın camiasındaki uzmanlık alanları açısından savaş muhabirliğinden sonra en zorlarından biri olduğuna dikkati çeken Sever, haber yapmak için hukuki terimlere hakim olunması gerektiğini vurguladı.

Sever, mesleğe ilk başladığı yıllarda görülen davaların zaman içinde sonuçlanıp üst mahkemeden yeniden ilk derece mahkemesine gönderildiğini, hala bazı yargılamaların devam ettiğini dile getirdi.

Yargılamaların çok uzun sürdüğünün altını çizen Sever, "O yüzden uzun soluklu yargılamalarda başından sonuna takip etmek ve fikri takibinin devamında yer almak önemli. Çıkan kararı, istenen cezayı ya da savunmaları dinlediğinizde neye karşı yapıldığı, karşı konuşulduğu veya ne istendiğinin anlaşılması açısından önemli bence. Bu sebeple uzun soluklu yargılamalarda fikri takip, gazeteciliğin en esas kuralı olarak en başta ortaya çıkıyor." dedi.

Ceylan Sever, adliyedeki bir günlük mesaisini şöyle anlattı:

"Biz buradaki memurlarla iş arkadaşı gibiyiz. Kanallarımıza veya gazetelerimize gitmiyoruz, mesailerimiz orada başlamıyor. Bizim merkezimiz burası, buradaki basın odası. Sabah 09.00'da başlıyoruz. Daha erken başladığımız da olabiliyor. Çünkü esnek çalışma saatlerimiz var. Örneğin, çok erken saatte birileri sevk olmuşsa, devam eden işler varsa erken saatte de geldiğimiz oluyor.

Gün boyu takipli işler varsa onların devamına bakıyoruz. Örneğin, bir operasyon olmuş ve adliyeye sevkler gerçekleşmiş, savcılık ifadeleri, sulh cezaya sevk ediliyorlarsa o, daha sonra sulh cezadan çıkacak kararlar... Bunların hepsini belki gece yarıları, belki sabaha karşı olacak şekilde burada takip ediyoruz ancak bunun yanı sıra sadece güncel konuları değil, aynı zamanda yıllardır devam eden ya da yeni meydana gelmiş dosyalara da özel haber anlamında çalışıp bakıyoruz."

Sever, adliyede görev yapan muhabirlerin başka alanlarda da çalışabildiğini aktardı.

"Bir adliye muhabiri cenaze haberine, 1 Mayıs haberine veya doğal afet haberine de gidebiliyor." diyen Sever, bu tip olaylarda öncelikle kendilerinin tercih edildiğini anlattı.

Sever, hem olay çözme hem başlangıç ve sonuna kadar devam etme açısından özelliklerinin uzmanlıkları nedeniyle biraz daha farklı olduğuna değindi.

Meslek hayatında kendisini en çok etkileyen olayı anlatan Sever, "Baldızının üç yaşındaki oğlunun suratına, kendi oğlundan kıskandığı için asit atan adam beni çok etkilemişti. Hastanede tedavi gördüğü yerde çocuğu buldum. Tamamen mumya gibi sarılmıştı. Gözünü kaybetti, yüzü yandı. O olay beni çok derinden etkilemişti. Fail, yani çocuğun yüzünü yakan enişte hastane odasının önündeydi ve biz onunla konuştuk. Telefon numarasını aldım ve bu durumu haber yapacağımı söyledim. O zamanlar bu olayın faili olduğunu kimse bilmiyordu. Günler sonra yakalandığında da şoke olmuştum. Yani çocuğun hem yüzünü asit atıp hem bu olayı başkalarının üzerine yıkıp, hem de hiçbir şey yokmuş gibi ailenin yanında durabiliyordu. Bu beni çok etkilemişti." diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerde yıkılan İsias Otel'le ilgili Adıyaman'da görülen davanın da kendisini etkilediğini dile getiren Sever, "Normalde biz acıyı yaşayan kişilerin, mağdur olmuş kişilerin, müştekilerin acısını paylaşıp, mahkeme salonunda feryat etmesine alışkınız ve ne yazık ki bunu görev bilinciyle dinliyoruz. İnsani yönümüzü içimiz parçalansa da bir kenara bırakıyoruz. Mesela ağlamıyoruz. Sadece haberi yetiştirmeye çalışıyoruz, sonra kendimizle baş başa kalıyoruz. İsias davasında öyle olmamıştı. Yani o kadar çocuk ölmüş, o kadar rehber ölmüş. Küçücük çocukların, o Kıbrıs'tan gelen meleklerin aileleri tek tek çocuklarının acısını anlattığında ilk defa gözyaşlarıma hakim olamamıştım bir duruşma salonunda ve o çok zor geçmişti. Unutamadığım davalardan biri." ifadelerini kullandı.

Sever, adliyede güzel bir iş olmayacağını, mutlaka sıkıntılı ve üzücü bir iş nedeniyle insanların adliyelik olabildiğini söyledi.

"Ya biri ölmüştür, ya birinin mağduriyeti vardır. Bir taraf mutlaka mağdur, bir tarafta şüphelidir." diyen Sever, bu olaylarla ilgilenirken yıprandıklarını, diğer taraftan toplumu çok ilgilendiren büyük konuların içerisinde yer almak ve topluma haber alma hakkını iade etmek veya yerine getirmenin bu zorluğu, psikolojik sıkıntıyı, üzüntüyü sübvanse ettiğini, daha da rahatlamalarına neden olduğunu kaydetti.

Gazeteciliğin en güzel yanının kamu görevi yapmak olduğuna işaret eden Sever, bunun oldukça kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.

"Yıllarla tecrübe ediniyoruz ve uzmanlaşıyoruz"

Hürriyet gazetesinde çalışan adliye muhabiri Elif Altın ise 16 yıldır bu görevi sürdürdüğünü söyledi.

Adliyede önemli davalar görüldüğünü ve soruşturmalar yürütüldüğünü ifade eden Altın, "Aslında süreç gözaltı, emniyet ve son aşama adliye olarak ilerliyor. Kişiler emniyetten buraya getiriliyor. Biz bu kişilerin savcılık ve sulh ceza hakimliği ifadelerini takip ediyoruz. Daha sonrasında da serbest kalıyorlar veya tutuklanıyorlar. Bu kişilerin hakkında dava açılıyor veya takipsizlik kararı veriliyor. Dava açıldığında da adliye muhabirleri olarak artık dava sürecini takip ediyoruz." dedi.

Altın, adliye muhabirliğinin uzmanlık isteyen bir alan olduğunu, öncelikle meslek büyüklerinin yanında staja başladıklarını anlattı.

Onların kendilerine öğrettiğiyle ilerlemeye çalıştıklarını dile getiren Altın, "Ben ilk başta çok zorlanmıştım açıkçası. Çünkü bir mahkemeye duruşmaya girdiğinizde, 'Hakim, savcı kimdir?' bunları bile bilmeden başlıyorsunuz. Daha sonra yıllarla tecrübe ediniyoruz ve uzmanlaşıyoruz. Bundan belki 20 sene sonra birileri çıkıp, 'Tarihte böyle bir şey olmuş.' dediğinde sen şunu diyebileceksin: 'Bu duruşmayı, soruşturmayı takip ettim.' Bunları sen anlatacaksın. Bu açıdan adliye muhabirliği beni heyecanlandırıyor ve besliyor açıkçası. Motivasyon kaynağım bu." diye konuştu.

Altın, meslek hayatı boyunca gördüğü olaylardan kendisini en çok Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın adliyede şehit edilişinin etkilediğini kaydetti.

İkinci olayın ise 15 Temmuz'daki Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) başarısız darbe girişimi olduğunu aktaran Altın, "Konum itibarıyla gözaltıların çoğu buraya getirilirdi. Darbe girişimine karışan askerlerin buraya getirilmesi, o görüntülere şahit olmak, inandığımız, güvendiğimiz insanların buna karışmış olmaları beni çok etkilemişti ve yaralamıştı. Güven duygumu zedelemişti. Orada da biz bir tarihe tanıklık etmiştik." ifadelerini kullandı.

Altın, adliye muhabirliğini severek ve keyif alarak yaptığını ancak bu işin zaman geçtikçe psikolojik anlamda yıpratıcı bir özelliğinin olduğunu belirtti.

Adliye muhabirlerinin duruşma takviminin olduğuna değinen Altın, şunları kaydetti:

"Adliyeye gelmeden önce bu takvime bakıyoruz. O gün o duruşmayı takip ediyoruz. Daha sonra duruşmada neler konuşulduğunu, neler yapıldığını ve gözlemlerimizi haberleştirip merkeze yolluyoruz. Bu işin sadece dava, duruşma boyutu yok. Özellikle bu adliyede çok önemli soruşturmalar var. Son zamanlarda biliyorsunuz, uyuşturucu operasyonları, futbolda şike, bahis soruşturması, Fatih'te bir otelde zehirlenen Böcek ailesi soruşturması var. Bunun gibi birçok soruşturma var burada. Bunları takip etmek zorundayız. Her gün yeni bir bilgi ve belge dosyaya girebilir. Hafızanın, arşivinin kuvvetli olması lazım. İpin ucunu kaçırırsan toparlayamazsın. Yani senin bir haberde duruşmayı, davayı anlatabilmen için ona hakim olman lazım. Aslında bir nevi o dosyanın hakimi gibi senin de o dosyaya hakim olman lazım. Bu açıdan çok kıymetli, çok önemli."

"Türkiye'nin gündemini belirleyen bir yerde çalışmak büyük sorumluluk"

Haber Global Televizyonu adliye muhabiri Enes Geyik, yaklaşık 10 aydır burada çalıştığını söyledi.

Adliye muhabirliğinin kendisi için yeni bir alan olduğuna dikkati çeken Geyik, "Son zamanlarda özellikle neredeyse son 1 yılda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yani Çağlayan Adliyesi Türkiye'nin gündemini belirliyor. Türkiye'nin gündemini belirleyen bir yerde çalışmak, buradan çıkan haberlerden sorumlu olmak da bir gazeteci olarak ister istemez çok büyük sorumluluk." diye konuştu.

Geyik, adliye muhabirliğinin oldukça zor olduğunu, bir alışma süreci içerisinde bulunduğunu anlattı.

Bunun çok şey öğrendiği, deneyimlediği, yaparken zorlandığı fakat çok da keyif aldığı bir alan haline dönüştüğünü vurgulayan Geyik, "Çok yorucu, yıpratıcı bir mesai. Buradaki tecrübeli arkadaşlarımız, adliyeye başlayan meslektaşlarımıza yardımcı oluyor. Onların bende çok fazla emeği vardır. Ben de şimdi yeni gelmeye başlayan arkadaşlara aynı şekilde edindiğimiz tecrübeleri naçizane aktarmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı.

Geyik, meslek hayatında en çok 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerden etkilendiğini kaydetti.

"Bir yanda çaresizlik, bir yanda gazetecilik, bir yanda insanlık." diyen Geyik, çocukları enkazın altında kalan anneleri görmenin kendisine çok tarifsiz duygular yaşattığını, orada bir gazeteci olarak çalışmanın çok zor olduğunu belirtti.

Geyik, adliye muhabirliğinin psikolojik manada çok yıpratıcı olduğunun altını çizerek, "Buradan herhangi bir kişi hakkında güzel, olumlu, mutlu bir haber çıktığına bugüne kadar henüz rastlamadım. Çoğu zaman burada gözaltına alınan şüphelilerin, tutuklanan isimlerin ailelerini görüyorsunuz. Bu insanlar suç işlemiş durumda ama onların ailelerini görmek, zaman zaman buradaki kavgalara, üzüntülere, gözyaşlarına şahitlik etmek psikolojik olarak biz gazetecileri de muhakkak yıpratıyor." şeklinde konuştu.

"Olayları kamuoyuna doğru şekilde biz aktarıyoruz"

İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Yerleşkesi'nde mesai yapan emniyet (polis) muhabirleri, operasyonları, gözaltına alınan kişiler hakkındaki gelişmeleri, emniyete yapılan başvuruları haber alma özgürlüğü çerçevesinde takip edip bağlı oldukları medya organizasyonu adına kamuoyuyla paylaşıyor.

Anadolu Ajansı (AA) emniyet muhabiri Emrah Gökmen, İstanbul'un 24 saat yaşayan bir şehir olduğunu, emniyet muhabirinin de bu şehirde olan olayları doğru ve teyitli bilgiyle beraber kamuoyunu aydınlattığını söyledi.

Cep telefonunu her an bir gelişme olabilir endişesi ve sorumluluğuyla hiç kapatmadığını vurgulayan Gökmen, şu ifadeleri kullandı:

"Sosyal medyada çıkan iddialarda emniyet muhabirinin önemi ortaya çıkıyor. Teyit mekanizmasında biz aradaki köprü oluyoruz, olayları kamuoyuna doğru şekilde biz aktarıyoruz. Doğru bilgiyi biz verdiğimizde yanlış bilgiler anında kesiliyor. Polislik mesleğinin zorluğunu burada olunca daha net yaşıyorsunuz. Kolay bir iş yapmıyorlar. Bizim bir mesaimiz yoksa onların iki katı yok. Bu, para için yapılacak bir iş değil. İçlerindeki maneviyat ve vatan duygusu olmasa bu görevlerde bulunmayacaklarını biliyorum. Biz operasyonları haber yapan tarafız, onlar operasyonları gerçekleştiren taraf. Emniyet, adliye muhabirliği kaynaklarla sürdürülebilen bir meslek. Burada yaptığımız iş karşılıklı güvene dayalı."

"Hepimiz geneli takip edip özeli yakalamaya çalışıyoruz"

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde 15 yıldır çalışan Sabah gazetesi emniyet muhabiri Emir Somer, mesleğe başladığında komiser olanların bazılarının şu anda il emniyet müdürlüğü görevine geldiğini anlattı.

Gazeteciliğin diğer alanlarına göre polis muhabirliğinin daha da zor olduğunu vurgulayan Somer, sektörde yöneticiliğe yükselen gazetecilerin çoğunun geçmişte emniyet muhabirliği yaptığını dile getirdi.

Somer, işinin disiplin ve istikrar gerektirdiğine işaret ederek, "Şu anda içinde bulunduğumuz yoğun gündemli günlerde gelişmeleri kaçırmamamız gerekiyor. Polis muhabirliğinin saati yok. Gece operasyon olur, sabah operasyondan gelen ekipler olur. Bunları takip etmeliyiz. Gündemin temposundan uzaklaşırsanız koparsınız." dedi.

Farklı kurumlardan birçok meslektaşıyla omuz omuza çalıştıklarını belirten Somer, tüm basın mensuplarının geneli takip edip özeli yakalamaya çalıştıklarını, bunu yakaladıklarında hem mesleki olarak tatmin olduklarını hem de kurumlara karşı kendilerini iyi bir konuma getirdiklerini sözlerine ekledi.

"Kameralarımıza el uzatılmasına alışkınız"

Habertürk Televizyonu emniyet muhabiri Elif Yavuz, erkeklerin çoğunlukla çalıştığı bir alan olması nedeniyle bazen zorlansa da bu mesleğin cinsiyeti olmadığını kaydetti.

Gözaltındaki şüphelilere emniyet aracına bindirilirken ilk soruyu kendilerinin sorduğunu aktaran Yavuz, "O anlar çok farklı. Çok azılı, insanın yüreğini burkan suçları işleyen insanlarla 30-40 santimetrelik mesafede duruyoruz. O anda işi yapmanın heyecanıyla sorduğumuz soruya cevap arıyoruz. Her şey bittikten sonra haberi yazarken ya da görüntüyü izlerken o kişilerle çok yakın olduğumuzu fark etmek farklı bir duygu. Onların gözlerinin içine bakıyor, bir şeyler görmeye çalışıyorsunuz. Kimi zaman pişmanlık görüyorsunuz, kimi zaman da göremiyorsunuz." şeklinde konuştu.

Yavuz, operasyonlara taraf olarak gitmediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Gazeteci olarak tam ortada duruyoruz. Bir tarafta suçlular, diğer tarafta suçluları yakalamak için olay yerine giden emniyet teşkilatı var. Bizler operasyona gittiğimizde polisin kapıdan gireceği esnasındaki kararlılığını, vatandaştaki korkuyu, paniği, heyacanı görüyoruz. Olay yerlerine gittiğimizde de oradan ilk uzaklaştırılan biz oluyoruz. Kameralarımıza el uzatılmasına alışkınız. Orada olması gereken kişiler aslında bizleriz çünkü vatandaşlar olayı bizden öğreniyor. Emniyet muhabirleri toplumun aynasıdır. Toplumun değişen sosyolojik yapısına, suçun nasıl değiştiğine birebir şahit oluyoruz, bunu topluma yansıtarak köprü görevi görüyoruz."

"Sektörün görünmez kahramanlarıyız"

İstanbul'un büyük bir şehir olması ve her ilçesinin birer merkez sayılması nedeniyle ulaşım çoğu zaman basın organları için problem oluşturabiliyor.

Kentin diğer ucundaki bir vakaya yetişebilmenin imkansızlığı nedeniyle birkaç bölgede görevlendirilen muhabirler araçla sürekli tur atıyor.

Haberleri sıcağı sıcağına takip eden muhabirler, bazen bir patlama, yangın, trafik kazası, bina yıkımları, bazen de cinayet, boğulma ya da trajikomik vakaları kurumları adına izliyor.

Fatih'in Suriçi olarak adlandırılan bölgesinde görevli AA muhabiri Ahmet Cemil Yeşilmen, mesaiyi sahada başlayıp sahada bitirdiklerini söyledi.

Yağmurda, soğukta ve sıcakta hava durumu fark etmeksizin çalıştıklarını dile getiren Yeşilmen, şiddetli fırtına nedeniyle kırılan ağacın önünde konuşarak mesleğinin koşullarına dikkati çekti.

Yeşilmen, "Bizler televizyonların, gazetelerin bir nevi haber kaynaklarıyız. Sektörün görünmez kahramanlarıyız. Bugün valilikten ve bazı kurumlardan 'İstanbul'da işiniz olmadıkça dışarı çıkmayın.' diye uyarılar yapıldı ama biz görevimiz gereği sokaklarda koşturuyorduk. Lodos nedeniyle çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, kazalar meydana geldi. Bu olayların hepsinde olay yerindeydik, olmaya da devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Haber kaynaklarının itfaiye, esnaf, seyyar satıcı, muhtar, sosyal medya ve vatandaş ihbarları olduğunu anlatan Yeşilmen, olay yerine gittiklerinde önceliklerinin hızlı ve doğru bilgi verebilmek olduğuna değindi.

Yeşilmen, "Bilgileri farklı kaynaklardan teyit ediyoruz. Olayın ne olduğunu öğreniyoruz, hikayesini araştırıyoruz, güvenlik kamerası görüntüleri topluyoruz. Vahşet görüntüsü varsa servis etmemeye çalışıyoruz. Olay yerinde duygusal davranırsam o haberi kamuoyuna doğru bir şekilde aktaramam. Bu nedenle duygularımızı geri plana atıyoruz ama eve gidip başını yastığa koyunca uyumak biraz zor oluyor." şeklinde konuştu.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2