Uzmanlar Yemen’deki Başkanlık Konseyi değişikliklerini yeni bir siyasi aşamanın başlangıcı olarak görüyor
Yemen’de son dönemde yaşanan siyasi ve askeri hareketlilik, ülkede nüfuz haritasının yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.
Sana
Bu süreç, Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun desteğiyle meşru hükümetin güney vilayetlerinde kontrolü yeniden sağlamasının ardından ivme kazandı.
Söz konusu dönüşüm yalnızca askeri genişlemeyle sınırlı kalmadı. Meşru hükümet, geçici başkent Aden’de de etkinliğini artırarak egemen karar alma sürecinde yeni bir aşamaya girildiğinin sinyallerini verdi.
Aralık 2025’in başında, 9 Ocak’ta kendini feshettiğini duyuran ve "Güney Geçiş Konseyi (GGK)" olarak bilinen yapı ile meşru hükümet güçleri ve Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu arasında askeri çatışmalar şiddetlendi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Bu süreçte söz konusu grup, ülkenin doğusundaki Hadramevt ve El-Mehra vilayetlerinin kontrolünü ele geçirdi.
Ancak kısa süre içinde hükümete bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri bu iki vilayeti geri aldı ve Aden’de konuşlandı.
Ebyen, Şebve, Lahic ve Sokotra vilayetlerindeki yerel yönetimler de hükümet güçlerini memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Hükümet güçleri ayrıca Dali vilayetindeki diğer bölgelerinde ilerlemeyi sürdürdü.
Yeni değişiklikler
Yemen Başkanlık Konseyinde, iki üyenin görevden alınmasıyla beraber önemli gelişmeler yaşandı.
Hükümet kaynaklarına göre, Aydarus ez-Zübeydi ve Ferac el-Bahseni’nin üyelikleri, "feshedilen Güney Geçiş Konseyinin Hadramevt ve Mehra vilayetlerindeki tek taraflı askeri hamlelerinin arkasında yer almaları" gerekçesiyle düşürüldü.
Dali vilayetinden olan Zübeydi ile Hadramevtli Bahseni’nin Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bulunduğu belirtildi.
Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, 15 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Zübeydi ve Bahseni’nin yerine Başkanlık Konseyine iki yeni üyenin atandığını duyurdu.
Yeni üyeler olarak, Korgeneral Mahmud Ahmed Salim es-Subeyhi ile Hadramevt Valisi Salim Ahmed Said el-Hanbeşi görevlendirildi. Hanbeşi’nin Hadramevt Valiliği görevini de sürdürmesi kararlaştırıldı.
Subeyhi ve Hanbeşi’nin, Yemen’in birliğini savunan isimler olarak bilindiği ifade edildi. Subeyhi, güneyde Aden’e komşu Lahic vilayetinden, Hanbeşi ise doğudaki Hadramevt vilayetinden.
Değişiklikler yalnızca Başkanlık Konseyi ile sınırlı kalmadı. Alimi, aynı gün Başbakan Salim Bin Berik'in istifasını kabul ederek onun yerine Dışişleri Bakanı Şai Muhsin ez-Zindani'yi Başbakan olarak atadı.
Yemen resmi ajansı SABA, Bin Berik'in istifasını, "ülkenin son dönemde yaşadığı dönüşümlere ayak uyduracak yeni bir hükümetin kurulmasının önünü açmak" amacıyla sunduğunu bildirdi.
Salim Bin Berik, 15 Ocak'ta yaptığı paylaşımda, Şai ez-Zindani’yi Başkanlık Konseyinin güvenini kazanarak yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesi dolayısıyla tebrik etti.
Bu gelişmeler, Başkanlık Konseyi ve hükümette yeni bir siyasi aşamaya geçişin hazırlığı olarak değerlendirilirken, özellikle askeri ve güvenlik kararlarının tek elde toplanmasına yönelik niyetin de altı çiziliyor.
Bu kapsamda Yemen’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Abdullah es-Saadi, 14 Ocak'ta BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, ülkesinin "yıllar süren parçalanma, yetki çatışmaları ve silahlı grupların istismarının ardından egemen karar alma sürecini ve askeri-güvenlik birliğini yeniden tesis etmeye başladığını" dile getirdi.
Tek liderlik hazırlığı
Yemenli akademisyen ve araştırmacı Adil Deşile, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Başkanlık Konseyi ve hükümetteki değişikliklerin, Husileri de kapsayabilecek kapsamlı bir siyasi sürecin ön hazırlığı niteliği taşıdığını ifade etti.
Deşile, "Sahadaki gerçekler, kurtarılmış bölgelerde siyasi, askeri ve güvenlik ortamının tek bir liderlik altında yeniden düzenlenmesini zorunlu kılıyor. Bu da hükümetin Husilerle diyalog kurmasını ya da diğer seçeneklere yönelmesini mümkün kılar." dedi.
Daha önce hükümette yer alan tarafların farklı projelere sahip olduğunu savunan Deşile, bunun kurtarılmış bölgelerde yönetim zafiyetine ve Husiler karşısında siyasi ve askeri duruşun zayıflamasına yol açtığını vurguladı.
Bu değişikliklerin, Suudi Arabistan’a yakın siyasi güçlerin ve Suudi Arabistan’ın çıkarlarıyla örtüştüğünü savunan Deşile, Yemen sahnesinde şu an etkili tek bölgesel aktörün Riyad olduğunu, güneyde başka bir bölgesel aktörün etkisinin azaldığını dile getirdi.
Deşile, bu çerçevede Suudi Arabistan ve Başkanlık Konseyinin Husilerle siyasi bir uzlaşıya girebileceğini ya da barışın reddedilmesi halinde askeri seçeneğin gündeme gelebileceğini belirtti.
Husiler, 2014’ten bu yana başkent Sana başta olmak üzere birçok kent ve vilayetin kontrolünü elinde bulunduruyor.
Yeni isimler
Hükümet ve Başkanlık Konseyine yeni isimlerin dahil edilmesinin, bölgesel ve coğrafi temsili gözettiğini belirten Deşile, Hanbeşi’nin doğu bölgelerini, Subeyhi’nin ise güneyi temsil ettiğini söyledi.
Deşile, Başbakanlığın da güneyden bir isme verilmesinin bu dengeyi tamamlayan unsur olarak değerlendirdi.
Bu dağılımın, yeni bir mağduriyet veya bölgesel ayrışma söyleminin önüne geçmeyi hedeflediğini vurgulayan Deşile, kurtarılmış bölgelerde siyasi coğrafyanın geniş biçimde temsil edildiğini ve sürecin büyük bölgesel aktör lehine şekillenme ihtimalinin güçlü olduğunu dile getirdi.
Deşile, "Asıl soru, Husilerin barış seçeneğini kabul edip etmeyeceğidir. Kabul etmeleri halinde Başkanlık Konseyi genişletilebilir. Reddetmeleri durumunda ise diğer seçenekler devreye girer." değerlendirmesinde bulundu.
BAE nüfuzunun tasfiyesi
Siyasi analist Abdusselam Kaid ise değişikliklerin, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğini gösterdiğini söyledi.
Kaid, Başkanlık Konseyinin 2022’de kurulurken iki ülkenin nüfuzunun dengelenmeye çalışıldığını ancak bu dengenin artık geçerliliğini yitirdiğini ifade etti.
BAE’nin, meşru yönetimle sorun yaşadığı dönemde sahadaki müttefikleri aracılığıyla etkisini sürdürmeye çalıştığını belirten Kaid, Güney Geçiş Konseyi ve Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih’e bağlı güçlerin bu kapsamda öne çıktığını kaydetti.
Kaid, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yemen’in güneyinin ayrılması İran ve Husiler için büyük bir kazanım anlamına geliyor. Bu nedenle Suudi Arabistan, Güney Geçiş Konseyinin askeri genişlemesine karşı çıktı ve Başkanlık Konseyi Başkanı’nı destekleyerek BAE’ye yakın isimlerin üyeliklerini düşürdü."
Bu adımların, Yemen dosyasının Suudi Arabistan tarafından tek başına yönetilmesi hedefiyle atıldığını savunan Kaid, hükümetteki değişikliklerin de BAE etkisini azaltmaya yönelik olduğunu, gelecek dönemde vali ve askeri komuta kademesinde yeni değişikliklerin gündeme gelebileceğini sözlerine ekledi.

