Bakan Kacır: 2030’a dek 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zeka yatırımını harekete geçireceğiz
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye'nin birçok alanda dijital dönüşümünü hızlandırmayı hedeflediklerini belirterek, "2030’a dek 10 milyar dolar veri merkezi ve yapay zeka yatırımını harekete geçireceğiz." dedi.
İstanbul/Berlin
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin birçok alanda dijital dönüşümünü hızlandırmayı hedeflediklerini belirterek, "Desteklerimizin hızlandırıcı etkisiyle 2030’a dek 10 milyar dolar veri merkezi ve yapay zeka yatırımını harekete geçireceğiz." dedi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Google Cloud Day Türkiye etkinliği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç , Google Cloud Ülke Müdürü Önder Güler ve sektör profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Bakan Kacır, Türkiye'de gerçekleştirilmesi planlanan hiper ölçekli bulut altyapısına yönelik Turkcell'in 1 milyar dolarlık Google Cloud'un ise 2 milyar dolarlık yapacağı yatırıma ilişkin etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulundu.
Kacır, küresel gelişmeleri doğru çözümlemenin yarının dünyasına bugünden hazırlanmanın anahtarı olduğunu söyledi.
Dijitalleşmenin bilgiye erişimden ekonomiye, yönetimden sosyal yaşama kadar farklı alanlarda derin ve çok katmanlı etkiler oluşturduğunu belirten Kacır, "Bulut bilişim, yapay zeka, 5G ve nesnelerin interneti gibi yenilikçi teknolojilerin sağladığı hız, çeviklik ve ölçekleme imkanını başarılı bir inovasyon kültürü ve vizyoner bir yönetim anlayışıyla birleştiren kurumlar, her geçen gün sertleşen küresel rekabet ortamında öne çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Söz konusu dijitalleşmeyle büyük dönüşüm hamlesinde atılan adımların hiçbirinin dijital dünyanın kıymetli kaynağı veriyi yeni dönemin stratejik sermayesi olarak gören bir yaklaşımla ele almadan kalıcı ve sürdürülebilir olamayacağına dikkati çeken Kacır, veriyi ekonomik değere dönüştürme kapasitesinin teknoloji firmalarının piyasa değerlerini belirleyen kritik bir unsuru haline geldiğine şahit olunduğunu belirtti.
Kacır, verinin stratejik değerinin artışına vurgu yaparak, "Veri, stratejik değer artışında aynı zamanda geleneksel veri yönetişim mekanizmalarını geride bırakarak, güvenliği, mahremiyeti ve veri egemenliğini merkeze alan yeni nesil bir yaklaşımı benimsemeyi zorunlu kılıyor." dedi.
"Ülkemizi dünyada söz sahibi bir aktör konumuna taşıdık"
Kacır, yapay zeka uygulamalarıyla birlikte, verinin kime ait olduğu, nerede tutulduğu, kimler tarafından hangi amaçlarla işlendiği sorularının yanıtına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu:
"Teknoloji odaklı kalkınmayı esas alan bizim gibi ülkeler için salt bir ekonomik tercih değil, doğrudan dijital egemenliğe ve milli güvenliğe dönük kararlardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde teknoloji geliştirme ve üretmede katettiğimiz muazzam mesafe, veri politikalarımızı daha da önemli kılıyor. Savunma sanayisinden uzay teknolojileri ve otomotive pek çok sahada ülkemizi dünyada söz sahibi bir aktör konumuna taşıdık. Güçlü, rekabetçi ve çevik üretim kabiliyetine sahip sanayimizle Avrupa değer zincirlerinin kalbindeyiz."
Kacır, 2002’de, tüm Türkiye’de, yalnızca 2 teknoparkın olduğunu söyleyerek, "Bugün 60 şehrimizde, 113 teknoparkta faaliyet gösteren 12 binin üzerinde firma, AR-GE ve inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor. 1700’den fazla AR-GE ve tasarım merkezinde müteşebbislerimiz, mühendislerimiz yenilikçi ürünler geliştiriyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin, toplumun tüm kesimlerinin teknoloji geliştirme yolculuğuna dahil olmasını sağlayan özgün modeli olduğuna dikkati çeken Kacır, Türkiye'nin teknoloji girişimlerini başlatmak, büyütmek ve dünyaya açmak için en doğru adreslerden biri olarak öne çıktığını kaydetti.
"Turcorn’larımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolar seviyesini aşmasını stratejik hedef olarak koyduk"
Kacır, Türkiye'nin teknoloji girişimciliğinde Avrupa’nın parlayan yıldızı olarak nitelendirildiğini dile getirerek, "Girişimcilik dünyasında ekosistemin başarısı için önemli bir referans noktası, milyar dolar değerlemeyi aşan teknoloji girişimi, yani unicorn sayısıdır. 2019'da ülkemizde bu unvanı elde etmiş tek bir teknoloji girişimi bulunmuyordu. Bugün ise Türkiye’nin artık 7 unicorn’u bizim tabirimizle 7 Turcorn’u var." değerlendirmesinde bulundu.
2030 yılına kadar Türkiye'den 100 bin teknoloji girişiminin filizlenmesini hedeflediklerini belirten Kacır şunları kaydetti:
"Turcorn’larımızın toplam değerlemesinin 1 milyar dolar seviyesini aşmasını stratejik hedef olarak önümüze koyduk. Ülkemizdeki inovatif girişimlerin sahip olduğu verinin sınırlarımız içerisinde işlenmesini ve 86 milyon için yüksek katma değere dönüştürülmesini sağlayarak daha müreffeh ve tam bağımsız bir Türkiye’yi inşa etmemiz mümkün. Teknoloji geliştirme ve üretmede ufkumuzu küresel şampiyonlar ligine kilitlemiş bir ülke olarak; ülkemizin veri işleme ve yüksek başarımlı hesaplama kapasitesini geliştirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. 80 binden fazla işlemci çekirdeği, 504 GPU kartı ve 14,5 petabyte veri depolama alanına sahip hesaplama kümemiz ARF’i hizmete aldık."
Kacır, özel sektör, kamu ve üniversitelerin ihtiyaç duyduğu yüksek performanslı hesaplama kapasitesini genişletmek üzere adımlar atıldığını hatırlatarak, "Katıldığımız EuroHPC Ortak Girişimi ile Avrupa genelinde kurulan yüksek başarımlı hesaplama altyapılarını araştırmacılarımızın erişimine sunduk. Teknoloji girişimlerimiz yapay zeka çözümleri için, Dijital Avrupa EuroHPC Ortak Girişimi süper bilgisayarlarından ücretsiz yararlanabiliyor. Ayrıca dünyanın en güçlü 20 süper bilgisayarından biri olan MareNostrum 5’teki işlemci kapasitesini kullanabiliyor." ifadelerini kullandı.
Özel sektörün veri merkezi yatırımlarını güçlendirmek için her türlü imkanı seferber ettiklerini kaydeden Kacır, gerek teşvik ve destek mekanizmalarıyla gerekse düzenleyici çerçeveyi öngörülebilir ve yatırım dostu bir yapıda şekillendirerek, şirketlerin, Türkiye'nin verisini sınırları dahilinde tutan, onu işleyen, saklayan ve değere dönüştüren güçlü altyapılar kurmasını sağladıklarını söyledi.
"Halihazırda yaklaşık 250 megavatlık veri merkezi altyapısı bulunuyor"
Kacır, 2012’den bu yana yalnızca yatırım teşvikleri ile veri tabanı ve veri işleme alanına yönelik yaklaşık 1 milyar dolar yatırımın önünü açtıklarını dile getirerek, "Attığımız tüm bu adımların neticesinde, ülkemiz sınırları içerisinde halihazırda yaklaşık 250 megavatlık veri merkezi altyapısı bulunuyor. Yürüteceğimiz proje ve desteklerle veri merkezi yatırımlarını 2030 yılına dek 1 gigavat seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz." diye konuştu.
HIT-30 programı ile Türkiye’yi yüksek teknoloji yatırımlarının çekim merkezi haline getirmek üzere yola çıktıklarını kaydeden Kacır, "Programda, yakın zamanda 1,5 milyar dolar destek bütçesi ile ilan ettiğimiz HIT–Veri Merkezi Çağrısı'yla, yüksek kapasiteli, güvenli ve enerji verimli veri merkezleri yatırımlarını hızlandırmak üzere adım attık."dedi.
Bakan Kacır, asgari 30 megavat kapasitede yüksek nitelikli veri merkezlerinin kurulumu için kapsamlı destekler sunduklarını belirterek şöyle devam etti:
"Bulut tabanlı altyapıların ülkemizde kurulmasını hızlandırmaya dönük 1,6 milyar dolar bütçeli HIT–Yapay Zeka Çağrımızla, Türkiye’nin yapay zeka ekosistemini dünya ölçeğinde söz sahibi bir konuma taşımayı, sanayiden sağlığa, finanstan kamu hizmetlerine kadar tüm alanlarda dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Bu desteklerimizin hızlandırıcı etkisiyle 2030’a dek 10 milyar dolarlık veri merkezi ve yapay zeka yatırımını harekete geçireceğiz. HIT–Kuantum Çağrımızla da klasik hesaplama sınırlarını aşan ve geleceğin teknolojisi olarak görülen kuantum teknolojilerinde altyapımızı oluşturmayı amaçlıyoruz. Tüm bu çalışmalarla veri işleme ve depolamada ülkemizi bölgesel merkez konumuna taşımayı, yapay zekanın sunduğu çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde yararlanmayı arzuluyoruz."
Kacır, Google Cloud ve Turkcell işbirliğinin, Türkiye'nin vizyonuna hizmet eden önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç'tan projenin yatırımına ilişkin bir tarih istediğini belirtti ve söz konusu yatırım için 2026 yılının ilk yarısında olacağına dair söz aldıklarını kaydetti.
"Küresel teknoloji liderlerinin Türkiye’ye duyduğu güvenin göstergesi, bu yatırımdır. Artık işletmelerimiz, girişimcilerimiz, kamu kurumlarımız ve araştırmacılarımız, dünya standartlarında hiper ölçekli bulut altyapısına erişim imkanı elde edecek." diyen Kacır, yüksek performanslı, düşük gecikmeli ve güvenli dijital çözümleri Türkiye’den dünyaya sunabilme imkanına kavuşacaklarını söyledi ve Türkiye'nin dijital altyapısını güçlendiren, inovasyon kapasitesini yükselten bu adımın Türkiye adına önemli bir kazanım olduğunun altını çizdi.
"Türkiye'ye özgü mevzuat düzenlemelerini yapmaya devam edeceğiz"
Kacır, Türkiye'nin üç kıtanın buluşma noktası olduğunun altını çizerek, "Yetkin insan kaynağı, yatırımcı ve girişimci dostu mevzuatı, yüksek teknoloji ve katma değer odaklı büyüme modelini besleyecek altyapı hamleleriyle küresel teknoloji yatırımları için cazibe merkezi olmayı sürdürecek." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin genişletilmiş fiber altyapısı ile ilerleyen yıllardaki hedefine değinen Kacır, "Genişletilmiş fiber altyapımız, 5G yatırımları, yerli ve milli siber güvenlik çözümlerimizle, bulut sistemler ve veri merkezi yatırımlarıyla şirketlerimizin dijital ekonomiye entegrasyonunu hızlandıracağız. Gençlerimizi geleceğin yetkinlikleriyle donatmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Kacır, yapay zeka gibi öncü alanlardaki inovasyon kapılarını, Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş, risk temelli ve ölçülü bir düzenleyici mevzuat çerçevesiyle sonuna kadar açık tutacaklarını belirtti.
Başka ülke ya da uluslararası kurumların bu alandaki mevzuat çalışmalarını yakından takip ettiklerini kaydeden Kacır, "Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını, kendi fırsatlarını, kendi imkanlarını dikkate alan yaklaşımla Türkiye'ye özgü mevzuat düzenlemelerini yapmaya devam edeceğiz." dedi.
Bakan Kacır'dan Alman otomotiv şirketlerine Türkiye'ye yatırım çağrısı
Kacır, Berlin'de düzenlenen "2025 Alman-Türk Otomotiv Zirvesi"nde yaptığı konuşmada da küresel ekonominin, üretim coğrafyasının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir döneme hep beraber şahitlik edildiğini söyledi.

Dünyanın çok taraflı işbirliklerinin ciddi sınamalardan geçtiği, buna karşın güvenilir, köklü ve stratejik ikili ortaklıkların değerinin her geçen gün daha da belirginleştiği bir dönemde bulunulduğunu belirten Kacır, "Türkiye ve Almanya arasındaki güçlü ve tarihsel ortaklık; küresel düzlemdeki bu değişimi, ortak başarılara dönüştürmemiz için bize cesaretlendirici bir zemin ve benzersiz bir fırsat sunuyor." diye konuştu.
Bakan Kacır, iki ülke arasındaki köklü ve çok boyutlu ilişkilerin bir sütununu yatırım ve ticaretin oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye’de 8 bini aşkın Alman sermayeli şirketin faaliyet gösterdiklerini dile getirdi ve "Gerçekleştirdikleri üretim, istihdam ve ihracatla Türkiye’ye kazandırdılar, Türkiye’de kazandılar." yorumunu yaptı.
Benzer şekilde, Türk firmalarının da Almanya’da önemli yatırımlara imza atarak hem Alman ekonomisine hem de iki ülkenin ortaklık ruhuna katkıda bulunduğunu anlatan Kacır, özellikle Almanya’da Türkler tarafından kurulan ve yıllık cirosu 50 milyar doları aşan 80 binden fazla şirketin, Alman ekonomisine önemli bir dinamizm, yenilikçi güç ve rekabet yeteneği katmasından memnuniyet duyduklarını söyledi.
Türkiye'nin son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılımlar sonucunda hiç olmadığı kadar kuvvetlendiğini anlatan Kacır, "Çünkü bu dönemde siyasetten ekonomiye, hukuktan altyapıya uzanan geniş bir yelpazede, kapsamlı reformlar hayata geçirdik. Makroekonomik istikrarın güçlendiği, yatırımcıya güven veren, öngörülebilir ve cazip bir iş ve yatırım iklimi oluşturduk. Sanayi ve teknolojide sayısız ilklere, önemli kazanımlara imza attık." dedi.
"Araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik" diyen Kacır, şöyle devam etti:
"Sanayi üretimimizi 3-4 kat artırdık. Ürün ihracatımız, 36 milyar dolardan 270 milyar dolara erişti. Bugün Türkiye, Çin’den sonra, Orta Avrupa’ya kadar uzanan kuşakta en fazla ülkeye, en fazla çeşit ürünü, rekabetçi şekilde ihraç edebilen ülke konumunda. Üretim gücüyle, sadece bölgesinin değil dünyanın önemli tedarik merkezlerinden biri. Yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat gücümüzün lokomotiflerinden otomotiv sanayimiz, zikrettiğimiz bu tarihi başarılarda önemli bir paya sahip.16 ana sanayi firmasında 65 bin, tedarik sanayisinde faaliyet gösteren 1100’den fazla firmada ise 200 bini aşkın vatandaşımıza istihdam sağlayan sektörümüz, geniş yetenek havuzu, yüksek teknolojili ve üst düzey kalitede üretimi maliyet avantajıyla sunabilme yetkinliğiyle öne çıkıyor."
Bakan Kacır, Türkiye’nin, yıllık 2,2 milyon araç üretim kapasitesi ve yüksek katma değerli parçaları uluslararası kalite standartlarında üretme kabiliyetiyle, küresel otomotiv tedarik zincirlerindeki rolünü her geçen gün güçlendirdiğini belirtti.
Kacır, "Geçen yıl 37,2 milyar dolarla ihracatta rekora imza atan Türkiye otomotiv sektörünün bu yılın ilk on ayındaki güçlü performansıyla bu başarı ivmesini istikrarlı bir şekilde sürdürdü. Ticari araç ve otobüs üretiminde Avrupa’da birinci, otomotiv üretiminde dördüncüyüz. Ülkemizin yüz akı otomotiv sanayisinin rekabetçiliğini ileriye taşımak adına küresel trendleri yakından takip ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Bakan Kacır, batarya maliyetlerinin düşmesinin, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve ülkelerin ulusal karbon nötr hedefleri doğrultusunda adımlar atmasının elektrikli araçların yaygınlaşmasını sağladığını anlattı.
İçten yanmalı araçlarda 30 bine varan parça bulunurken; elektrikli araçlarda toplam parça sayısının 10 ila 15 bin bandına gerilediğine dikkati çeken Kacır, "Otomotiv pazarı, klasik bir araç satış piyasası olmaktan çıkıp; enerji, yazılım, veri ve mobilite hizmetlerinin iç içe geçtiği bambaşka bir rekabet alanına dönüşüyor. Bu büyük dönüşümün etkilerinin en net biçimde hissedildiği pazarlardan biri de hiç şüphesiz Avrupa otomotiv pazarıdır." diye konuştu.
Kacır, Türkiye’nin gerek sahip olduğu gelişmiş AR-GE ve inovasyon ekosistemi gerekse güçlü ve köklü üretim altyapısı sayesinde, otomotiv sektörünün mobilite odaklı yeni ekosisteme dönüşümünde öncü rol üstlenmeye hazır olduğunun altını çizerek "Nitekim Cumhurbaşkanı'mızın iddiası, iradesi ve liderliğiyle hayata geçirdiğimiz elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg; yeni mobilite teknolojilerindeki fırsatları yakalamak için attığımız kritik bir adımdır." dedi.
Togg’u yalnızca iç talebi karşılayacak bir marka olarak "asla" görmediklerini vurgulayan Kacır, Avrupa’nın en gelişmiş pazarlarında dahi tercih edilecek, teknolojisiyle ve kalitesiyle adından söz ettirecek bir mobilite markası olarak konumlandırdıklarını söyledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, elektrikli araçların yaygınlaşmasını sağlamak için sundukları desteklerle Türkiye’de şarj bağlantı sayısını 36 bine ulaştırdıklarına atıf yaparak mobilitede elde ettikleri yetkinlikleri ve birikimi yüksek katma değer ile buluşturarak, Türkiye’yi küresel yarışta bir adım daha ileri taşıyacak bütüncül bir destek enstrümanı kurguladıklarını dile getirdi.
Bakan Kacır, Türkiye’de üretim yapan otomotiv üreticilerinin, son dönemdeki yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini, attıkları bu adımların meyvesi olarak değerlendirdiklerini belirtti.
Yeni yatırım arayışındaki küresel otomotiv firmalarıyla, Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu güçlü değer teklifini ve yeni mobilite alanında attıkları adımlarla oluşturdukları cazip yatırım ortamını paylaştıklarını belirten Kacır, şunları söyledi:
“Kendilerini, Türkiye’nin güçlü potansiyelini değerlendirmeye ve yerinde keşfetmeye davet ediyoruz. Halihazırdaki yatırımcı ilgisi, Türkiye’nin uluslararası yeni mobilite yatırımları için bir cazibe merkezi olduğunu kanıtlıyor. Bu vesileyle Alman firmalarını, Türkiye’nin sunduğu güçlü yatırım zeminine ve yükselen mobilite fırsatlarının merkezinde yer almaya davet ediyoruz. Türkiye; öngörülebilir yatırım ortamı, güçlü sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla, Almanya’nın otomotivde ihtiyaç duyduğu güvenilir, rekabetçi ve uzun vadeli ortağıdır. Sizlerin gerçekleştireceği her yeni yatırım, iki ülkenin otomotiv sanayilerinde yarım asrı aşan ortaklığını daha da perçinleyecek ve ülkelerimizi geleceğe bağlayacak yeni bir halka olacaktır."
"Türk otomotiv tedarik sanayisi, Alman OEM’lerinin kalite, maliyet, teslimat sürekliliği ve mühendislik standartlarını uzun yıllardır başarıyla karşılayan bir tecrübeye sahip" diyen Kacır, şunlara dikkati çekti:
"Almanya’dan birçok üretici ve tedarikçi, Türkiye’yi yakından tanıyor. Hatta gerçekleştirdikleri yatırımlar ülkemizi adeta ikinci evi haline getirdiğini söyleyebiliriz. Esnek ve ölçeklenebilir üretim kabiliyetimiz ve nitelikli insan kaynağıyla üretim altyapımız; Alman otomotiv firmalarına, yeni nesil mobilite yarışında avantajlı konuma taşıyacak stratejik bir ortaklık zemini sağlıyor. Batarya ve enerji yönetim sistemlerinden güç elektroniği ve şarj altyapısına; araç içi yazılım çözümlerinden gelişmiş sürücü destek sistemlerine geniş bir yelpazede, Alman otomotiv sanayisinin, elektrifikasyon, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm hedefleriyle tam uyumlu teknoloji çözümlerini geliştirebilen ve üretebilen bir mobilite ekosistemine sahibiz.”
Kacır, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Birliği (AB) Gümrük Birliği ve imzalanan serbest ticaret anlaşmalarıyla yüksek alım gücüne sahip 1 milyarlık nüfusa erişim imkanı sunduğunun altını çizerek, "Modern otoyollarımız, demir yolu hatlarımız, gelişmiş limanlarımız, hava kargo kapasitemiz ve üç kıtanın kesişim noktasındaki stratejik konumumuz; Türkiye’yi küresel tedarik zincirlerinin doğal lojistik üssü haline getiriyor." dedi.
Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu ile an az jeostratejik avantajları kadar büyük bir değere sahip olduğunu dile getiren Kacır, Türkiye’nin Almanya dahil Avrupa’nın önde gelen pek çok ekonomisine göre 10-15 yaş genç bir nüfusa sahip olduğuna vurgu yaptı.
Kacır, Türkiye’nin uluslararası ölçekte projelerde yer almış, ileri imalat, ikiz dönüşüm alanında yetkin bir insan kaynağı havuzu bulunduğunu anlatarak, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Türkiye, doğru ve yerinde yatırımlarla dünya ölçeğinde imza atılacak başarılara ev sahipliği yapmaya hazırdır. Bizim yatırımcılardan beklentimiz Türkiye’yi salt bir pazar olarak değil, bölgesel ve küresel değer zincirlerine ihraç da gerçekleştirebilecekleri bir merkez olarak konumlandırmalarıdır. Yatırımlarını tamamlayacak AR-GE altyapısını ülkemizde kurmalarıdır. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönemdeyiz. Eski ezberler hızla terk ediliyor. Küreselleşme artık zayıflıyor. İkili işbirlikleri çok daha önemli hale geliyor. Bu tablo bize şunu söylüyor; Türkiye ve Almanya işbirliği, güç birliği yapmaya yöneldikçe bu büyük dönüşüm fırtınasında güçlenerek çıkacaktır. Ve birlikte çok daha fazla kazanacağız.”
Öte yandan, Bakan Kacır, havalimanından Alman-Türk Otomotiv Zirvesi’nin düzenlendiği otele Togg ile geldi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
