Euro
10.27
Dolar
8.45
BIST 100
1,441.33
Altın
1,852.93
Türkiye

Ermeni terör örgütlerinin şehit ettiği Türk diplomatları unutulmuyor

Ermeni terör örgütleri, 1970 ve 80'li yıllarda Türk diplomat ve yakınlarını hedef alarak 31 kişiyi şehit etti.

Şerife Çetin   | 21.10.2020
Ermeni terör örgütlerinin şehit ettiği Türk diplomatları unutulmuyor

Ankara

Ermeni terör örgütlerinin 1970 ve 80'lerde düzenlediği silahlı ve bombalı saldırılar sonucu çok sayıda Türk diplomatı ve yakını şehit olurken, bu kanlı dönem Türk Dışişleri Bakanlığının da acı dolu tarihine geçti.

AA muhabirinin farklı kaynaklardan derlediği bilgilere göre, Ermeni terörü 31 diplomat ve aile mensubunu katletti.

Esasen Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancı devletlerin kışkırtmalarıyla ayrılıkçı hareketi kanlı ve saldırgan bir şekilde başlatan Ermeni örgütler, 1973'te Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir'i Santa Barbara’da şehit ederek yeni bir dönem başlattı.

ASALA ve JCAG diplomatları hedef haline getirdi

20 Ocak 1975'te Dünya Kiliseler Konseyinin Beyrut bürosuna yaptığı bombalı saldırıyla adını duyuran Ermeni terör örgütleri Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu (ASALA) ve 1975'te Beyrut'ta Taşnaklar tarafından kurulan Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları (JCAG), birçok diplomat ve yakınını şehit etti.

22 Ekim 1975'te Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliğini basan terör örgütü üyeleri, Büyükelçi Daniş Tunalıgil'i çalışma masası başında şehit etti. Bu cinayetten iki gün sonra Ermeniler, Paris Büyükelçisi İsmail Erez'i ve şoförü Talip Yener'i makam otomobili içinde kurşun yağmuruna tuttu.

Bu büyük kayıpların ardından Ermeni terör örgütlerinin saldırıları 1970'li yıllarda diplomatları ve yakınlarını hedef almaya devam etti. Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit (1976), Vatikan Büyükelçisi Taha Carım (1977), Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp'in eşi Necla Kuneralp (1978), Emekli Büyükelçi Beşir Balcıoğlu (Madrid.1978), Lahey Büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler (1979), Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan (1979) Ermeni terörünün kurbanları oldu.

1980'li yıllarda ise Ermeni teröristlerin saldırıları hızla artış gösterdi. Teröristler, bu dönemde Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen (1980), Sydney Başkonsolosu Şarık Arıyak (1980), Sydney Başkonsolosluğu Güvenlik Ataşesi Engin Sever (1980), Paris Çalışma Ataşesi Reşat Moralı (1981), Paris Din görevlisi Tecelli Arı (1981), Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli Sekreteri Mehmet Savaş Yergüz (1981), Paris Başkonsolosluğu Güvenlik Ataşesi Cemal Özen (1981), Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan (1982), Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz (1982), Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay ve eşi Nadide Akbay(1982), Ottawa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Hava Kurmay Albay Attila Altıkat (1982), Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan (1982), Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar (1983), Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy (1983), Lizbon Büyükelçiliği Maslahatgüzarının eşi Yurtsev Mıhçıoğlu (1983), Tahran Büyükelçiliği Sekreterinin eşi Işık Yönder (1984), Viyana Büyükelçiliği Çalışma Müşaviri Vekili Erdoğan Özen (1984), Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Uluslararası Memur Direktör Yardımcısı Enver Ergun'u (1984) şehit etti.

"Şehit Diplomatlarımız" adlı kitabın yazarı Emekli Büyükelçi Dr. Bilal N. Şimşir, bu dönemi şöyle anlatıyor: "1970'li ve 1980'li yıllarda uçaklar, dünyanın dört bucağından Türkiye'ye şehit diplomat cenazeleri taşıyıp durdular. Yurt dışına bavulla giden Türk diplomatları tabutlar içinde döndüler. Onlar, bizim meslektaşlarımızdı. O tabutların içinde biz de olabilirdik. Onlar da bugün yaşıyor olabilirlerdi."

"Türkiye’yi kendini savunamaz hale getirmek istediler"

Ermeni terörü hakkında çalışmalar yürüten Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Analisti Hazel Çağan Elbir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca uluslararası terörden en çok zarar gören ülkelerden biri olduğunun altını çizdi.

Elbir, 1973'te Los Angeles, Santa Barbara'da Baydar ve Demir'in terörist Gourken Yankian tarafından şehit edilmelerinin başta münferit bir olay olarak algılandığını, uluslararası kamuoyunun bu saldırının üzerinde fazla durmadığına dikkati çekti.

Bu dönemde ASALA'nın henüz varlığını ilan etmiş bir terör örgütü olmadığını ifade eden Elbir, ASALA ve JCAG olarak bilinen terör örgütlerinin, 22 Ekim 1975 tarihinde Viyana Büyükelçisi Tunalıgil ve 24 Ekim 1975 tarihinde Paris Büyükelçisi Erez ve şoförü Yener’in şehit edilmesiyle ismini duyurmaya başladığını kaydetti.

Elbir, ASALA ve JCAG'ın, aşırı milliyetçi Ermenilerin sözde soykırım tezleri temelinde oluşmuş, Ermeni diasporası ve Taşnaklar tarafından finanse edilen iki terör örgütü olduğunu belirterek "Böylece tazminat, toprak ve tanıma olarak adlandırılan '3T' ile Türkiye'yi sıkıştırmak amaçlanmıştı. İnançlarına göre, Türkiye sözde soykırımı kabul ederse tazminat ödemesinin yolu açılacak, böylece Türkiye'den talep ettikleri toprağa kolayca kavuşacak, diasporalarını güçlü tutan devletlerin de buna bağlı olarak sözde soykırımı tanıması sağlanmış olacaktı. Amaçları, kaynağı belli olmayan, çarpıtılmış belgelerle sözde bilimsel kitaplarla dünya kamuoyunu meşgul etmekti." ifadelerini kullandı.

ASALA'nın 1983 yılında, Orly Havaalanı'nda düzenlediği saldırıda dört Fransız, iki Türk, bir Amerikalı ve bir İsveçli olmak üzere sekiz kişinin hayatını kaybetmesinden sonra hızla güç kaybettiğini belirten Elbir, terör örgütünün daha sonra da pasif bir sürece girdiği değerlendirmesinde bulundu.

PKK-ASALA iş birliği Azerbaycan-Ermenistan çatışma hattında tekrar boy gösterdi

1980'li yıllarda yakın iş birliği yürüten PKK-ASALA terör örgütlerinin ismi yakın dönemde tekrar birlikte anılmaya başlandı.

Elbir, "Bugün Azerbaycan-Ermenistan çatışmalarında PKK-ASALA iş birliği olduğuna ilişkin bilgiler bulunuyor. Bu bilgileri Azerbaycan Büyükelçisi Hazar İbrahim katıldığı bir televizyon programında açık bir şekilde ifade etmişti. Son olarak da birkaç gün önce eski ASALA teröristi Gilbert Minassian'ın Fransa'dan tarifeli uçakla Ermenistan'a, sonra da Karabağ'a Ermenistan saflarında savaşmak için gittiğini Fransız gazetesi 'Liberation' gazetesi ilan etti. Artık basının bile açıkça yazdığı bir durum." bilgisini paylaştı.

Bunun esasen şaşırtıcı bir durum olmadığını değerlendiren Elbir, PKK-ASALA iş birliğinin 2016 yılında kamu erişimine açılan CIA belgelerinde de yer aldığını anımsattı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.