Epstein dosyası: ABD siyasetinde şeffaflık ve hesap verebilirlik sınavı
Epstein süreci, geride bıraktığımız yılda Amerikan siyasetinde güven tartışmalarını beraberinde getirdi ancak sistemde ciddi bir reform ihtiyacı hasıl olmasına rağmen bunun uygulamaya geçirilmesi mevcut koşullarda zor görünüyor.
İstanbul
Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Epstein dosyasının ABD siyasetinde yol açtığı şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasi güven tartışmalarını AA Analiz için kaleme aldı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
***
2025 yılının Amerikan siyasetindeki başlıca konularından biri de Jeffrey Epstein’a ilişkin soruşturma dosyalarıydı. Kongrede geçen yasa sonucunda “Epstein belgeleri” olarak bilinen binlerce sayfa belge, kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı. Mesele, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) oldukça uzun bir süredir kamuoyu ve siyaset gündemini işgal ediyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın adının geçmesi ve Epstein’ın geçmişte Amerikan yüksek sosyete çevreleriyle kurduğu ilişkiler düşünüldüğünde belgelerin neler içerebileceğine dair kamuoyunda büyük merak vardı fakat belgelerin yayımlanma biçimi ve yöntemi, sansür eleştirilerini beraberinde getirdi. Gelinen noktada kamuoyu ne ikna ne de tatmin olmuş durumda ama Amerikan siyasetinin her iki kanadındaki elitlerin bu meselenin fazla büyümemesinden şikayet ettiği söylenemez.
Belgelerin açıklanması, kamuoyunu tatmin etti mi?
Epstein belgeleri kamuoyuyla paylaşılmaya başlanmasına rağmen yer yer redakte edilmiş ve sansürlenmiş şekilde medyaya servis edildi. Yine birçok belge de hala gözden geçirilmeye devam ediyor. Belgelerin tamamının yayımlanması için öngörülen tarih de geride kaldı. Bu durum da kamuoyunda “Bir şeyler gizleniyor” algısını körüklemeye yetiyor. Zaten belgelerin yayımlanmasını talep eden yasanın Amerikan Adalet Bakanı'na ulusal güvenlik gerekçesiyle bir tür sansürleme yetkisi vermesi, bu tartışmaların yaşanacağının habercisiydi.
Belgeler açıklanmaya başlanınca Amerika’da muhafazakar-sağ kesimler, daha çok eski Başkan Bill Clinton gibi Demokratların adının ve görüntüsünün geçtiği belgeler üzerinden bir tartışma yaratmak istedi. Liberal-sol kesimlerse belgelerin yavaş yavaş yayımlanmasından hareketle Trump yönetiminin hala bir şeyler saklıyor olabileceği imasında bulundu. Nitekim sonuç olarak Epstein dosyaları, yıllardır üzerinde koparılan gürültüye rağmen kamuoyunda beklenen infiali yaratmadı fakat mesele, üzerindeki komplo teorileri de dahil olmak üzere birçok tartışmayı daha da derinleştirmiş oldu. Bunda da belgelerin açıklanma biçiminin rol oynadığı aşikar.
Bu noktada belgelerin açıklanma sürecinde bu meselenin bir şekilde sulandırıldığını söylemek lazım. Bu durum da hem Demokrat hem Cumhuriyetçi cenahtan birçok elit figürün işine geldi çünkü Jeffrey Epstein, zaten iş ve yaşantısı dolayısıyla ABD’de sağdan sola birçok ünlü ve yüksek pozisyonda kişiyle bağlantı kurmuş, ilişki geliştirmiş biri. Bu anlamda her iki kesimden bazı kişilerin iddia edilen fiillerin işlenmesine iştirak etmesi veya bu suçları biliyor olmalarına rağmen Epstein’la bağlantılarını sürdürmüş olmaları ihtimaller dahilinde. Yani ucu Amerikan siyasetindeki birçok isme dokunabilecek bir tuğla, sert bir şekilde çekilmemiş oldu. Bu anlamda meselenin bu şekilde sönümlendirilmesi, kamuoyunu tatmin etmese de bazı elit kesimlerin işine gelmiş olabilir. Yine de kamuoyu, Epstein belgeleriyle ilgili ikna edici bir aydınlatma beklemeye devam edecektir.
Epstein belgeleri, Trump’ı nasıl etkiler?
Epstein belgelerinin Trump’ın gücünü ve siyasal meşruiyetini zedeleyeceğine dair argümanlar da zaman zaman dillendiriliyordu çünkü Trump’ın konuya yaklaşımı oldukça ikircikli bulunuyordu. Kampanya sürecinde belgelerin açıklanması sözünü verirken bir anda belgelere "düzmece" demeye başladı. Bu da muhalifler ve Demokratlar tarafından “şüpheli hareket” şeklinde yorumlandı.
Yine de Trump’ın halihazırda Amerikan siyasetinde oldukça güçlü olduğunu ifade etmek lazım. 2024 yılındaki seçimlerde hem halk oyunu hem delege oyunu kazanması, bu durumun en büyük sebebi. Yine Kongrenin her iki kanadında Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olması da cabası. Trump, Cumhuriyetçi Parti içinde de kontrol ve disiplin anlamında liderliğini pekiştirmiş durumda. Tüm bunlar, Trump’a önemli bir siyasi sermaye sağlıyor. Trump’ın iç ve dış politikadaki savurgan tutumunun arka planında da bunun olduğunu belirtmek lazım.
Bu durum en azından 2026 yılının sonundaki ara seçimlere kadar devam edecektir. Ara seçimlerde Trump öncülüğündeki Cumhuriyetçilerin Kongrede sayısal üstünlüklerini koruyup korumayacağı bu anlamda belirleyici olacak. Söz konusu üstünlük devam ederse ve Trump’ın açıktan desteklediği adaylar kazanırsa Amerikan siyasetindeki Trump rüzgarı, görev süresinin sonuna kadar devam edecektir. Tersi bir durumda ise Trump hem Demokratların siyasi manevraları hem de kendi partisi içindeki farklı seslerle uğraşmak durumunda kalacaktır. Epstein belgeleri de böyle bir durumda rakipleri tarafından kullanılabilecek bir enstrüman olarak her zaman köşede duracak.
Mevcut durumda bile Epstein belgeleriyle ilgili süreç, geride bıraktığımız yılda Trump’ın kendi partisi üzerindeki etkisinin sorgulanmaya başlamasına bir derece sebebiyet verdi. Bilindiği üzere Trump, yasama süreci devam ederken Epstein belgeleriyle ilgili düzmece gibi ifadeler kullandı fakat Kongredeki birçok Cumhuriyetçi isim, dosyaların açıklanması lehinde pozisyon belirtti. Trump da sonrasında kendi partisinin sözünün dışına çıktığı görüntüsüyle karşılaşmamak için dosyaların açıklanması konusunda "evet" oyu verilmesi çağrısında bulundu.
Sonuç olarak Epstein süreci, geride bıraktığımız yılda Amerikan siyasetinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasi güven tartışmalarını beraberinde getirdi ancak sistemde ciddi bir reform ihtiyacı hasıl olmasına rağmen bunun uygulamaya geçirilmesi mevcut koşullarda zor görünüyor. Çünkü Epstein dosyaları, potansiyeli itibarıyla büyük “siyasi skandallar” yaratmaya namzet bir mesele olsa da elitlerce konunun adeta ateşinin söndürülmesi, beklenen keskin siyasi sonuçları üretmedi. Sisteme beklenen şoku veremese de Epstein dosyaları, önümüzdeki süreçte kamuoyunu zaman zaman meşgul edecektir.
[Bekir İlhan, University of Cincinnati, School of Public and International Affairs'te siyaset bilimi alanında doktora adayıdır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

