Dolar
43.27
Euro
50.98
Altın
4,905.64
ETH/USDT
2,957.80
BTC/USDT
89,490.00
BIST 100
12,851.49
Dünya

ODAK: İran'da ekonomiden taşan tepki

İran'ın başkenti Tahran'da bir grup esnafın başlattığı "döviz ve altındaki artış" protestoları, rejim karşıtı gösterilere dönüştü, birçok şehirde binlerce insan sokaklara döküldü.

Burak Erdal  | 22.01.2026 - Güncelleme : 22.01.2026
ODAK: İran'da ekonomiden taşan tepki

Ankara

Ülkede uzun yıllardır devam eden ekonomik sorunlar, yaptırımların da etkisiyle derinleşti. Döviz krizleri, enerji kesintileri ve artan yolsuzluk tepkileri protestoların zeminini hazırladı.

Protestoların büyümesiyle İran hükümeti olayların arkasında dış güçleri gösterse de, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan “sorumluluk bizde” diyerek dikkat çeken bir açıklama yaptı. ABD ve Avrupa’dan İran’a yönelik tehditler ve yeni yaptırım sinyalleri gelirken, Rusya ve Çin yönetimi Tahran’a destek verdi. Gösteriler bastırıldı ancak ülke içindeki siyasi gerilim ve ekonomik kriz sürüyor.

Aralık 2025’te Tahran’da başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı bir boyut kazanan protestoları ele alan bu “ODAK” çalışmasında, sürece zemin hazırlayan ekonomik arka plan ile sahadaki gelişmeler bir araya getirildi.

— 

Uzun yıllardır ABD ve bazı Batılı ülkeler tarafından ekonomik yaptırımlar uygulanan İran’da işsizlik, hayat pahalılığı ve enflasyon gibi sorunlar artarak devam ederken gelirin büyük bir kısmının petrole dayalı olduğu ülkede, petrol satışlarından elde edilmesi beklenen gelir, uluslararası bankacılık sistemindeki engellemeler ve yolsuzluklar nedeniyle ekonomiye yeteri desteği sağlamadı.

Dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelerden biri olan İran’da, alt yapı yetersizliği ve aşırı tüketim nedeniyle enerji kesintileri yaşandı. Sanayi bölgelerine elektrik verilememesi üretimi olumsuz etkiledi.

Ekonomideki olumsuz göstergelerin en somut etkisi döviz kurlarında görüldü. 2024 sonunda 1 dolar 80 bin tümen iken, 2025'in son çeyreğinde 140 bin tümenden işlem görmeye başladı.


Fotoğraf: Fatemeh Bahrami/AA

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümeti döneminde hız kazanan dövizde “çifte kur” uygulaması halkın cebine yansımadı. İhtiyaç maddelerinin ülkeye ithali için kullanılmak üzere ithalatçılara verilen düşük döviz kuru rejim yanlısı kesimin cebinde yolsuzluk olarak eridi.

“Yolsuzluklarla mücadele” ve “sosyal adalet” sloganlarıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Mesud Pezeşkiyan, çifte kur uygulamasını kaldırdığını duyurdu.

Bunun üzerine esnaftan bazıları sokaklara döküldü. Gösterilerin ilk günlerinde, rejime bağlı merkez medya Pezeşkiyan’a darbe vurma güdüsüyle daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde görüntüleri yayınladı. Ekonomi politikaları nedeniyle “muhafazakar medya” Pezeşkiyan’ı eleştirme peşindeyken, gösteriler “rejim karşıtı” protestolara dönüştü. Ülkenin geneline yayılan protestolarda ülke lideri Ali Hamaney aleyhine sloganlar atıldı.

Eylemlerin büyümesi üzerine güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz ve saçma atan tüfeklerle sokaklara indi. Merkezi yönetim, gösterilerin ardında ABD ve İsrail olduğunu savundu. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sorunun dışardan kaynaklanmadığına işaret etmek için "Suçu başkalarında aramayın, sorumluluk bizdedir." dedi ve halktan özür diledi. Aynı süreçte ekonomik yönetimi değiştirmek adına Abdülnasır Himmeti yeni Merkez Bankası Başkanı olarak atandı. Ancak hükümet, göstericilere diyalog mesajları verdiğini açıklarken, ABD ve dış bağlantılı oldukları iddiasıyla 7 kişi gözaltına alındı.

Ocak 2026 başında kriz uluslararası bir boyut kazandı. ABD Başkanı Donald Trump, protestoculara güç kullanılması halinde askeri müdahalede bulunabileceğini ima etti ve İran ile iş yapan ülkelere %25 ek gümrük vergisi getirdiğini açıkladı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise bu tehditlere, olası bir saldırıda ABD ve İsrail’in bölgedeki askeri varlıklarının hedef alınacağını belirterek yanıt verdi.

Devrim Muhafızları Ordusu, göstericilere karşı müsamaha gösterilmeyeceğini ve olayların arkasındaki "komplocuların" en ağır şekilde cezalandırılacağını duyurdu. 8 Ocak günü ülkede internet bağlantısının kesilmesi ve sonrasındaki 3-4 gün süren emniyet güçlerinin sert müdahalesiyle gösteriler ve sokak olayları bastırıldı.

İran makamları olaylarda hayatını kaybedenlere ilişkin resmi açıklama yapmazken, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 21 Ocak 2026’daki raporunda, olaylarda 197’si emniyet görevlisi, 4 bin 519' kişinin hayatını kaybettiğini ve 26 bin 314 kişinin de gözaltına alındığını duyurdu.

Son gelişmeler


Başlıklar

İran'daki ekonomik krizin altyapısı > Mahsa Emini’nin ölümü sonrası rejim karşıtı protestolar > 2025-2026 protestolarının başlangıcı ve yayılışı > Protestolarda güç kullanımı ve internet kesintileri > ABD ve Batılı devletlerin tehditleri > Pehlevi ailesinin protestolara olan etkisi > Protestolara diğer ülkelerden destek > İran’a özgü tanım ve bilgiler


İran'daki ekonomik krizin altyapısı

İran ekonomisi, 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler tarafından uygulanan yaptırımlara maruz kaldı. İran’ın nükleer programı ile petrol ve doğal gaz ihracatı uzun yıllar boyunca yaptırımların ana hedefi oldu. Bu yaptırımlar, ülke ekonomisinde yapısal sorunların derinleşmesine ve uzun süreli ekonomik baskıların oluşmasına neden oldu.

İran’ın 7. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve fiyat artışları kamuoyunda tepki topladı. Bu dönemde lisanssız veya yarı resmî finans ve kredi kurumları, devlet bankalarına kıyasla daha yüksek faiz vaat ederek milyonlarca orta sınıf İranlının birikimlerini topladı. Bu kurumlar hakkında kötü yönetim ve yolsuzluk iddiaları gündeme gelirken, kurumların iflası sonucu çok sayıda kişi tasarruflarını kaybetti.


Grafik: Murat Usubali/AA

10 Aralık 2017’de Cumhurbaşkanı Ruhani, devlet bütçesini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan bütçede nakit yardımların azaltılması ve akaryakıt fiyatlarında artış öngörülürken, dini vakıflara, Devrim Muhafızları’na ve ideolojik kurumlara yüksek miktarda kaynak ayrıldığı görüldü. Bütçe açıklaması sonrası kamuoyu duruma tepki gösterdi. Aynı dönemde Devrim Muhafızları’nın, hükümetten yaklaşık 7 milyar dolar alacağı bulunduğu yönündeki açıklamalar gündeme geldi.

28 Aralık 2017’de Meşhed kentinde başlayan ve kısa sürede diğer kentlere yayılan protestoların önemli bir bölümünü, kredi ve finans kurumlarında birikimlerini kaybeden mudiler oluşturdu. Gösteriler sırasında hükümet karşıtı sloganlar atıldı ve olaylarda 25 kişi hayatını kaybetti. Protestoların ardından İran Meclisi’nde 130 milletvekili, Cumhurbaşkanı Ruhani hakkında gensoru önergesi sundu. Gösteriler sürecinde bazı İranlı siyasetçiler ve medya organlarında, Devrim Muhafızları’nın ülkedeki artan istikrarsızlık gerekçesiyle yönetime el koyabileceğine dair iddialar gündeme geldi. İran yönetimi tarafından kredi kurumlarında mağduriyet yaşayanlara yönelik kapsamlı bir çözüm adımı atılmadı.


Grafik: Yasin Demirci/AA

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde, Mayıs 2018’de “Kapsamlı Ortak Eylem Planı”ndan çekildiklerini ve İran’a yönelik ağır yaptırımların yeniden uygulanacağını açıklamasının ardından ülkede döviz krizi yaşandı. Dönemin İran Meclisi Ekonomi Komisyonu Başkanı Masume Ağapor Alişahi, döviz krizinin büyük ölçüde iç ekonomik nedenlerden kaynaklandığını ifade etti. ABD’nin müttefiklerinden İran’la finansal ilişkileri sonlandırmalarını istemesi üzerine bazı uluslararası bankalar İran’la işlemlerini durdurdu.

2017 sonu ile 2018 yılı boyunca İran’ın farklı şehirlerinde ekonomik nedenli protestolar devam etti. Gösterilerde işsizlik, enflasyon, çevresel sorunlar ve altyapı yetersizlikleri öne çıktı. Zamanla bazı protestolar rejim karşıtı söylemlere dönüştü.


Grafik: Murat Usubali/AA

15 Kasım 2019’da hükümetin benzin fiyatlarına üç kat zam yapması ülke genelinde yeni protestolara yol açtı. Gösteriler sırasında kamu binaları, bankalar ve benzin istasyonları zarar gördü.

2020 yılında temel gıda ürünlerindeki fiyat artışları dikkat çekti. Yumurta fiyatlarının kısa sürede yükselmesi kamuoyunda “yumurta krizi” olarak adlandırıldı ve İran, yumurta ihracatını durdurdu.

2021 yılında ise kuraklık ve su kaynaklarının yanlış yönetimi nedeniyle özellikle Huzistan eyaletinde "su protestoları" yaşandı. Halkın "susuzuz" çığlıklarıyla sokağa çıktığı bu olaylar, tarımsal üretimin durma noktasına gelmesi ve temel yaşam kaynaklarına ulaşılamaması nedeniyle patlak verdi. Eylemlere güvenlik güçlerinin müdahalesi sert oldu.

Mahsa Emini’nin ölümü sonrası rejim karşıtı protestolar

13 Eylül 2022’de Mahsa Emini, başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındı. 16 Eylül’de Emini’nin gözaltında hayatını kaybetmesi üzerine ülke genelinde protestolar başladı. Gösterilerin öncülüğünü kadınlar, gençler ve üniversite öğrencileri yaptı.

Ailesi ve görgü tanıkları, Emini’nin gözaltında darp edildiğini öne sürerken, yetkililer ölüm nedenini sağlık sorunları olarak açıkladı. Protestolar sırasında kadınlar, kıyafet kurallarını protesto etmek amacıyla başörtülerini yaktı. Gösteriler ilk aşamada ahlak polisinin kaldırılması talebiyle başladı ve zamanla rejim karşıtı söylemler öne çıktı. Protestolar 31 eyalete yayıldı.

ABD Hazine Bakanlığı, protestolara müdahaleler nedeniyle İran Ahlak Polisi ve bazı güvenlik yetkililerini yaptırım listesine aldı. Mahsa Emini için İran’da başlayan gösteriler, Avrupa ve ABD’de çeşitli şehirlerde düzenlenen protestolarla destek buldu.

Gösterilere bazı yasa dışı örgütlerin ve muhalif yapıların da katıldığına dair açıklamalar İran makamları tarafından dile getirildi. Protestolar, sanat ve spor alanlarında da yankı buldu. 2022 FIFA Dünya Kupası’nda İran Milli Futbol Takımı oyuncuları, İngiltere karşılaşması öncesinde milli marşı söylemedi. Protestolara destek veren sanatçılar ve müzisyenler, eserlerini sosyal medya üzerinden paylaştı.


Fotoğraf: Erçin Ertürk/AA

2025-2026 protestolarının başlangıcı ve yayılışı

Ülkede uzun süredir devam eden yüksek enflasyon, döviz kurundaki hızlı yükseliş ve enerji arzındaki yetersizlikler, halkın günlük yaşamını doğrudan etkiledi. Özellikle yaz aylarından itibaren artan elektrik kesintileri, büyük şehirlerde mahalle bazlı uygulamalarla hayata geçirildi ve üretim faaliyetlerini sekteye uğrattı.

Enerji krizine ilişkin tepkiler artarken, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan kesintilerin kaçınılmaz olduğunu belirterek, “Uygulanan kesintiler için halktan ve üreticilerden özür dilemeliyiz.” ifadelerini kullandı. Ancak yapılan açıklamalara rağmen elektrik ve doğal gaz kesintilerinin devam etmesi, ekonomik memnuniyetsizliği daha görünür hale getirdi.


Fotoğraf: Fatemeh Bahrami/AA

Ekonomik sorunlara tepkiler, 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran’daki Cumhuriyet Caddesi'nde bulunan teknoloji pazarlarında esnafın kepenk kapatmasıyla yeni bir evreye girdi. Döviz kurundaki ve altın fiyatlarındaki fahiş yükselişi protesto eden esnafın başlattığı bu hareket, kısa sürede rejim karşıtı sloganların atıldığı sokak gösterilerine evrildi. Binlerce insan birçok farklı şehirde sokaklara dökülürken, barışçıl başlayan eylemler yer yer güvenlik güçleriyle çatışmaların yaşandığı şiddet olaylarına dönüştü.


Fotoğraf: Fatemeh Bahrami/AA

Olayların büyümesi üzerine Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ülke yöneticilerinin önceliğinin halkın geçim sorunları olması gerektiğini vurgulayarak müesses nizamı eleştirdi. Pezeşkiyan, "Halk geçim sıkıntısı içindeyken ülke yönetilemez. İnsanların sorunlarını çözemeyeceksem iktidarda kalmak gibi bir motivasyonum yok." diyerek sorumluluğun kendilerinde olduğunu ifade etti.

Aynı süreçte Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ekonomik taleplerle başlayan gösterilerin “kötü niyetli çevreler” tarafından şiddete sürüklenmek istendiğini söyledi. Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani ise, protestoların ve krizlerin “resmi olarak tanındığını” belirterek, halkın yaşadığı zorlukların farkında olunduğunu dile getirdi.


Grafik: Efnan İpşir/AA

31 Aralık itibarıyla protestoların niteliği değişmeye başladı. Bazı kentlerde kamu binalarına ve polis noktalarına yönelik saldırılar yaşandı. Loristan eyaletinde ve ülkenin batısındaki bazı bölgelerde güvenlik güçleriyle silahlı çatışmalar çıktı, ölümler ve yaralanmalar meydana geldi. Bu gelişmeler, protestoların barışçıl çerçevenin dışına çıktığını gösterdi.

Loristan eyaletine bağlı Azna kentinde bir grubun polis karakoluna silahlı saldırı düzenlemesi sonucu çatışma çıktı ve bu olayda 3 kişi hayatını kaybetti. Benzer şekilde Kuhdeşt ve Lordigan ilçelerinde de ölümlerin yaşandığı haberleri medyaya yansıdı.

Ocak ayının ilk günlerinde can kayıplarının artmasıyla birlikte, gösteriler toplumsal bir kriz boyutuna ulaştı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, protestocuların ekonomik taleplerinde haklı olduğunu söyledi ancak “ülkeyi güvensiz hale getirmek isteyen gruplara karşı sert tedbirler alınması gerektiğini” vurguladı.

Protestolarda güç kullanımı ve internet kesintileri

Sürecin ilerlemesiyle birlikte İranlı yetkililerin söylemleri sertleşmeye başladı. Devrim Muhafızları Ordusu ise protestoculara artık müsamaha gösterilmeyeceğini ve bu hareketleri kışkırtanların en kısa sürede "hak ettikleri cezayı alacaklarını" açıkladı. Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsin Ejei de "provokatörlerin" hızlı bir şekilde yargılanması talimatını verdi.

Gösterilerin rejim karşıtı bir kimlik kazanması ve şiddet eylemlerinin artması üzerine internet erişimine yönelik kısıtlamalar devreye sokuldu. Ülke genelinde internet trafiğinde ciddi yavaşlamalar ve kopmalar yaşanırken, mobil ve sabit internet hizmetleri büyük ölçüde sınırlandırıldı. Tahran Savcısı Ali Salihi, sokakların güvensiz olduğunu belirterek halka dışarı çıkmama uyarısında bulundu ve kesici alet taşıyanların da ateşli silah taşıyanlarla aynı muameleyi göreceğini ilan etti.

Olayların tırmandığı bu dönemde İran yönetimi, yaşananları "dış güçlerin ve eğitilmiş teröristlerin" bir oyunu olarak nitelemeye devam etti. Ekonomik taleplerle başlayan gösterilerin açık biçimde rejim karşıtı bir karakter kazandığı gözlendi. Kamu binalarının ateşe verildiği, polis araçlarının hedef alındığı ve güvenlik güçleriyle şiddetli çatışmaların yaşandığı bildirildi. Yetkililer, protestoların “bozgunculuk ve isyan” boyutuna ulaştığını savundu.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, bu aşamada yaptığı açıklamada, “Biz protestocuların sesini duyuyoruz ve sorunlarını çözmek için tüm çabamızı gösteriyoruz.” dedi. Ancak aynı zamanda şiddet eylemlerine karışanlarla halk arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı.

Melikşahi gibi kentlerde ölenlerin cenaze törenlerinden sonra bankaların ateşe verildiği ve Reşt kentinde 300'den fazla dükkanın yandığı bildirildi. Süreç boyunca döviz piyasasındaki spekülatif hareketlerle mücadele edileceği ve bankacılık sisteminde reformlar yapılacağı sözleri verildi ancak sokaklardaki tansiyon düşmedi.

ABD ve Batılı devletlerin tehditleri

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestoların başlamasının ardından yaptığı ilk açıklamada, Tahran yönetiminin göstericilere karşı güç kullanması halinde ABD’nin devreye gireceğini söyledi. Trump, barışçıl protestocuların hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti ve ABD’nin bu durumu yakından izlediğini açıkladı. Buna karşılık İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani, “ABD’nin bu iç meseleye müdahalesi, ABD’nin bölgedeki çıkarlarının yok olmasına eşdeğerdir.” dedi ve Washington’u açık şekilde uyardı.

Trump, sonraki açıklamalarında söylemini sertleştirerek İran’da protestolar sırasında insanların öldürülmesi halinde ülkeyi “çok sert vuracaklarını” ifade etti. Trump, İranlı liderlere “Ateş açmasanız iyi olur, çünkü biz de ateş etmeye başlarız.” şeklinde seslendi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise bu sözlere karşılık, “Trump barıştan güç diliyle bahsettiğinde, aslında orman kanunundan bahsetmektedir.” ifadesini kullandı ve ABD’nin tehdit diliyle hareket ettiğini söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’daki göstericilere destek verdiklerini açıkladı. Vance, barışçıl protestolara katılan ve temel haklarını kullanan İranlıların yanında olduklarını belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı ise bu açıklamaların İran’ın iç işlerine müdahale anlamı taşıdığını savunarak, “İran’ın iç meseleleri İran halkından başkasını ilgilendirmez.” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İran’daki protestolara ilişkin yaptığı açıklamada güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığını savundu. Kallas, barışçıl göstericilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı ise yayımladığı bildiride, Batılı ülkelerin İran’daki olayları çarpıttığını ve ekonomik sorunların büyük ölçüde ABD yaptırımlarından kaynaklandığını öne sürdü.

İngiltere, Fransa ve Almanya ortak yazılı açıklama yayımlayarak İran’daki protestolarda göstericilerin öldürülmesini şiddetle kınadı. Üç ülke, güvenlik güçlerinin şiddet uyguladığına dair haberlerden derin endişe duyduklarını bildirdi. İranlı yetkililer ise bu açıklamaların çifte standart içerdiğini savunarak, Batılı ülkelerin Gazze’de yaşananlara sessiz kaldığını, İran konusunda ise müdahaleci bir tutum benimsediğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres adına yapılan açıklamada, İranlı yetkililere göstericilere karşı gereksiz ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmaları çağrısında bulunuldu. İran tarafı ise BM’ye iletilen mesajlarda, ülkedeki olayların güvenlik boyutunun göz ardı edildiğini ve dış aktörlerin kışkırtıcı rol oynadığını savundu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Tahran yönetiminin kendi halkına uyguladığı şiddeti en sert şekilde kınadıklarını söyledi ve bu durumun rejimin zayıflığını gösterdiğini ifade etti. İran Dışişleri Bakanlığı, Almanya’nın bu tutumuna tepki göstererek, Berlin’in İran’ın egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini bildirdi.

Avrupa Birliği Komisyonu, İran’daki protestolarda yaşanan can kayıpları nedeniyle yeni ve daha sert yaptırımlar önermeye hazır olduklarını açıkladı. İran Dışişleri Bakanı Erakçi ise AB’nin bu yaklaşımına karşılık olarak, “Her türlü kısıtlamaya karşılık vereceğiz.” dedi ve İran’ın baskı altında geri adım atmayacağını söyledi.

Bu süreçte İran’a destek veren açıklamalar da geldi. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, İran’ın iç işlerine dışarıdan müdahale girişimlerini kınadı ve Moskova’nın Tahran ile koordinasyonu sürdüreceğini bildirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning de ülkelerin iç işlerine karışılmasına ve güç kullanımına karşı olduklarını açıkladı. İranlı yetkililer, Rusya ve Çin’in tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.

Protestoların sürmesiyle birlikte diplomatik gerilim de tırmandı. İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda ve Slovenya, İran büyükelçilerini dışişleri bakanlıklarına çağırdı. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, İran’ın tüm diplomatik personelinin AP binalarına girişini yasakladı. İran Dışişleri Bakanlığı ise bu adımlara karşılık verileceğini duyurdu.


Fotoğraf: Raşid Necati Aslım/AA

Londra’da düzenlenen protestolara destek eylemleri sırasında İran’ın Londra Büyükelçiliğindeki bayrağın indirilmesi üzerine Tahran yönetimi sert tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Erakçi, İngiltere’nin diplomatik misyonların güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getiremediğini söyledi ve gerekirse İranlı diplomatların tahliye edilebileceğini belirtti.

Trump, İran’daki protestoculara “Devam edin, yardım yolda” mesajı verdi ve İranlı yetkililerle tüm görüşmeleri iptal ettiğini açıkladı. İran ise bu açıklamaları açık bir müdahale çağrısı olarak niteledi ve “İran halkı, dış tehdit ve baskılar karşısında ülkesinin egemenliğini savunacaktır.” mesajını verdi.


Fotoğraf: Raşid Necati Aslım/AA

Pehlevi ailesinin protestolara olan etkisi

İran’daki protestoların başlamasının ardından devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi, daha öncelerinde olduğu gibi eylemlere açık destek verdiğini açıkladı. Pehlevi, yurt dışında yaptığı açıklamalarda protestoları İran halkının özgürlük talebinin bir yansıması olarak niteledi ve rejime karşı sürdürülen gösterilerin arkasında durduğunu duyurdu.

Rıza Pehlevi, protestolar süresince özellikle ABD ve Batılı kamuoyuna yönelik mesajlar verdi. ABD merkezli televizyon kanallarına verdiği röportajlarda, uluslararası toplumu İran’daki protestoları desteklemeye çağırdı ve mevcut yönetimin meşruiyetini yitirdiğini savundu. Pehlevi, İran’da yaşanan süreci “rejimin sonu” olarak tanımladı ve kendisini olası bir geçiş döneminin siyasi figürü olarak konumlandırdı.

Bu süreçte diplomatik temaslarını sıklaştıran Pehlevi'nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile gizli bir görüşme gerçekleştirdiği iddia edildi. Hafta sonu yapıldığı belirtilen bu görüşmede İran’daki protestoların seyri ele alındı ve bu temas, gösterilerin başlamasından bu yana Trump yönetimi ile İran muhalefeti arasındaki ilk üst düzey görüşme olarak kayıtlara geçti.

İsrail ile olan ilişkilerini de derinleştiren Pehlevi, İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel ile yakın bir diyalog içerisinde hareket etti. Gamliel ile son dönemde üç kez bir araya geldiği bildirilen Pehlevi, daha önce de bakanın davetiyle Yahudi Soykırımı (Holokost) anma etkinliklerine katılmak üzere İsrail’i ziyaret etmişti. Bu yakın temasların yanı sıra, Avrupa Birliği yetkililerinin de Venezuela ve Ukrayna örneklerinde olduğu gibi, Pehlevi gibi muhalif figürlerle irtibat halinde olmalarının "şaşırtıcı olmayacağı" yönündeki açıklamaları, Pehlevi’nin uluslararası alandaki diplomatik hareketliliğini teyit etti.


Fotoğraf: Piero Cruciatti/AA

İran içindeki protesto sahasında ise Pehlevi’nin etkisi, özellikle genç kuşaklar ve yükselen Fars milliyetçiliği üzerinden kendisini gösterdi. Sokaklarda gençlerin Rıza Pehlevi’nin fotoğraflarını taşıdığı, monarşi dönemine ait aslanlı ve güneşli bayrakları sahiplendiği görüldü. Bu durum, İslam Cumhuriyeti’nin kurduğu düzene bir itiraz olarak "Pehlevi nostaljisi" şeklinde nitelendirildi. Ancak Pehlevi odağındaki bu milliyetçi söylem, Türk ve Arap gibi unsurları kapsamaması nedeniyle protestoların ulusal düzeyde birleşik bir muhalefete dönüşmesini zorlaştıran bir etken olarak değerlendirildi.

İran yönetimi ise Pehlevi’nin protestolar üzerindeki etkisini "dış müdahale" ve "şiddet eylemleri" ile ilişkilendiren sert bir karşı hamle başlattı. İran İstihbarat Bakanlığı, protestoları şiddete dönüştürme çabası içinde oldukları iddiasıyla Avrupa ve ABD ile bağlantılı 7 kişiyi gözaltına aldığını duyurdu. Bakanlık yetkilileri, gözaltına alınan bu kişilerden 5’inin doğrudan Rıza Pehlevi ile bağlantılı olduğunu açıkladı. Yapılan operasyonlarda Pehlevi ile ilişkilendirilen bu gruplardan 100 adet kaçak silah ele geçirildiği bildirildi.

Rıza Pehlevi’nin bu süreçteki tutumu, Batılı liderlerden de karşılık buldu. ABD Başkanı Donald Trump, "İran belki de hiç olmadığı kadar özgürlüğü arıyor. ABD yardım etmeye hazır." ifadelerini kullanarak Pehlevi ve destekçilerinin yürüttüğü harekete dolaylı bir destek mesajı gönderdi. Bu destek mesajları ve Pehlevi hanedanının yeniden siyasi bir figür olarak gündeme getirilmesi, İran içerisindeki güvenlik elitlerinin "dış komplo" anlatısını güçlendirmesine ve safları sıklaştırmasına neden oldu.


Fotoğraf: Loredana Sangiuliano/AA

Diğer Ülkelerin Tepkileri

İran’daki protestoların ardından ilk destek gösterilerinden biri İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı. Kentin Kensington bölgesinde yüzlerce kişi bir araya gelerek İran’daki protestolara destek verdi. Gösteriye katılanlar sloganlar attı, devrim öncesi döneme ait İran bayraklarını taşıdı ve protestoların devam etmesi çağrısında bulundu.


Fotoğraf: Loredana Sangiuliano/AA

Londra’daki eylem sırasında İran’ın Londra Büyükelçiliği önünde gerginlik yaşandı. Bir protestocu, büyükelçilik balkonuna tırmanarak İran bayrağını indirdi ve yerine devrim öncesinde kullanılan aslanlı ve güneşli İran bayrağını astı. Olayın ardından İngiliz polisi müdahalede bulundu ve elçilik mülküne izinsiz giriş gerekçesiyle bir kişi gözaltına alındı.

İngiltere’deki gösterilere ek olarak Avrupa’nın farklı kentlerinde de destek eylemleri yapıldı. Almanya’da başta Berlin olmak üzere bazı şehirlerde İran’daki protestolara destek amacıyla toplanmalar düzenlendi. Göstericiler, İran yönetimini protesto eden dövizler taşıdı ve uluslararası toplumdan İran’daki eylemcilere destek verilmesini talep etti.


Fotoğraf: Mohamad Salaheldin Abdelg Alsayed/AA

Fransa’nın başkenti Paris’te de İran’daki gelişmelere dikkat çekmek amacıyla destek gösterileri yapıldı. Paris’teki eylemlerde protestocular, İran’daki gösterilere destek mesajları içeren pankartlar açtı ve insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Hollanda’nın Lahey ve Amsterdam kentlerinde de İran’daki protestolara destek amacıyla küçük çaplı gösteriler düzenlendi. Bu eylemlerde İran diasporasına mensup gruplar ön plana çıktı ve protestoların uluslararası kamuoyunda görünür kılınması gerektiği vurgulandı.

;
Fotoğraf: Mouneb Taim/AA

Avrupa dışında da destek gösterileri yapıldı. ABD’nin bazı şehirlerinde, özellikle Washington ve New York’ta İran’daki protestolara destek amacıyla toplanmalar gerçekleştirildi. Gösterilerde İran’daki eylemcilere destek mesajları verildi ve uluslararası baskının artırılması çağrısı yapıldı.

Yurt dışında düzenlenen bu gösteriler, İran’daki protestoların uluslararası alanda yankı bulduğunu gösterdi. Destek eylemleri boyunca protestocular, İran’daki gösterilerin devam ettiğini hatırlatan sloganlar attı ve farklı ülkelerde dayanışma mesajları verildi.

İran’a özgü tanımlar

İran, Şah yönetiminin devrildiği 1979'daki devrimden bu yana kendine özgü bir devlet yapılanmasına sahip. Devlet, ordu ve ekonomideki bazı özel tanımlamalar bu başlıkta açıklanmıştır.


Grafik: Murat Usubali/AA

Lider (Rehber): Uzmanlar Meclisi tarafından seçilen; güvenlik güçleri, istihbarat, yargı ve devlet medyasını kontrol eden, mutlak yetki sahibi devlet makamı.

Cumhurbaşkanı: Halk tarafından 4 yılda bir seçilen, bütçeyi hazırlayan, bakanları atayan ve günlük devlet işlerini yürüten devlet makamı.

Uzmanlar Meclisi: 8 yılda bir doğrudan halk tarafından seçilen, 88 din adamından oluşan, yetkisi ülke liderini (Rehber) seçmek, denetlemek ve gerekli durumda azletmek olan meclis.

İran Meclisi (İslami Şura Meclisi): Klasik yasama organı olan parlamentodur. Halk tarafından seçilen milletvekillerinden oluşan meclis.

İran ordusu (Artesh): Düzenli ve 1979'daki devrimden önce de var olan geleneksel askeri yapıdır. Ülkenin toprak bütünlüğünü ve sınırlarını dış tehditlere karşı korumaktır.

Devrim Muhafızları: Devrimden sonra kurulmuş İran Silahlı Kuvvetleri'nin ayrı fakat etkili bir kanadıdır. Görevi; devrim, rejim ve İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojik yapısını korumaktır.

Besiç: Gönüllü paramiliter milis gücüdür, Devrim Muhafızları'na bağlı olarak faaliyet gösterir.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın
bannerpartial1
bannerpartial2