İsrail ordusu Gazze'nin güney ve kuzeyinde geniş çaplı yıkımlar gerçekleştiriyor
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus ile kuzeyindeki Gazze kentinde işgal altında tuttuğu bölgelerde Filistinlilere ait konutlara yönelik geniş çaplı yıkım operasyonları gerçekleştiriyor.
Gazze/İstanbul
Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, İsrail ordusu, Han Yunus'un doğusunda kontrolü altında bulunan bölgelerde büyük ölçekli yıkımlar yaptı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Gazze kentinin işgal altındaki bölgelerinde de yıkımlarını sürdüren İsrail ordusunun, "quadcopter" tipi insansız hava araçlarıyla Cibaliya bölgesinde Filistinlilere ait yıkılmak üzere olan evlerin üzerine patlayıcı bıraktığı aktarıldı.
İsrail güçlerinin Refah ve Han Yunus sahiline ateş açtığı, Han Yunus'ta konuşlanmış askeri araçlardan da Filistinlilere ateş edildiği belirtildi.
Saldırılarda can kaybı ya da yaralanmalara ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Ateşkesi ihlal eden İsrail ordusunun Gazze'deki saldırısında 3 Filistinli hayatını kaybetti
İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Masdar köyünde düzenlediği saldırılarda biri kadın, 3 Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail, Gazze'de 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesi sık sık saldırılar düzenleyerek ihlal ediyor.
Sağlık kaynaklarının, AA muhabirine verdiği bilgide, İsrail’e ait bir insansız hava aracının Masdar köyü yakınlarında elektrikli bisikleti hedef aldığı belirtildi.
Saldırı sonucu hayatını kaybeden 2 Filistinlinin cenazesinin, kentin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde bulunan Aksa Şehitleri Hastanesine getirildiği bildirdi.
Öte yandan aynı köy yakınında İsrail ordusuna ait "quadcopter" tipi insansız hava aracı ile düzenlenen başka saldırıda bir kadın yaşamını yitirdi.
İsrail, Refah Sınır Kapısı'ndan geçmesi planlanan kişilerin yalnızca yüzde 25'ine izin verdi
İsrail'in yaklaşık iki yıl boyunca saldırı ve işgal altında tuttuktan sonra sınırlı şekilde açtığı Gazze ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı'ndan geçmesi planlanan kişilerin yalnızca dörtte birine izin verdiği bildirildi.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, 2–9 Şubat tarihlerinde Refah Sınır Kapısı'ndan yapılan geçişlere ilişkin bilgi paylaşıldı.
Buna göre, söz konusu tarihlerde 172 Filistinli Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze'ye geri dönerken, 225 kişi Gazze'den ayrıldı, 26 kişinin geçişi ise engellendi.
Açıklamada, "Refah Sınır Kapısı'ndan gidiş-dönüş olarak geçmesi gereken toplam 1600 kişiden ancak 397'si geçiş yapabildi. Bu da yaklaşık yüzde 25'lik bir uyum oranına denk geliyor." ifadesi kullanıldı.
Gazze'nin dünyaya açılan kapısı durumunda olan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı, 21 ay aradan sonra 2 Şubat Pazartesi günü iki yönlü olarak "sınırlı" şekilde geçişlere açılmıştı.
İsrail'in şiddetli saldırıları nedeniyle insani felaketin yaşandığı Gazze'de 4 bini çocuk olmak üzere 22 bin hasta bölge dışında tedavi olmayı bekliyor.
80 bin Filistinli, Gazze'ye dönmek istiyor
Resmi olmayan verilere göre, saldırılar sırasında Gazze'den ayrılan yaklaşık 80 bin Filistinli, yerinden edilmeyi reddetmek ve topraklarına bağlılıklarını göstermek amacıyla Gazze'ye geri dönmek için kayıt yaptırdı.
İsrail, yalnızca Ekim 2023'ten sonra Gazze'den ayrılanların geri dönüşüne izin veriyor.
Gazze’ye dönen Filistinliler, Refah Sınır Kapısı'nda İsrail askerlerinin işkence ve kötü muamelesine maruz kaldıklarını, uzun süren sorgulamalardan geçirildiklerini belirtiyor.
İsrail, Gazze'de ateşkesin yürürlükte olduğu 4 ayda anlaşmayı 1620 kez ihlal etti
İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nde ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana geçen 4 ayda, anlaşmayı 1620 kez ihlal ettiği, saldırılarda en az 573 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 1553 kişinin yaralandığı bildirildi.
Gazze'deki Filistin hükümetinin Medya Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından geçen 4 aylık sürede, yaşanan ihlallere ilişkin veriler paylaşıldı.
Açıklamada, "İsrail işgali, ateşkes kararının yürürlüğe girmesinden bu yana anlaşmaya yönelik ağır ve sistematik ihlallerini sürdürmekte, uluslararası insan haklarının açıkça ihlal ederek, ateşkesin özü ile ekindeki insani protokol hükümlerinin kasıtlı olarak altını oymaktadır." ifadelerine yer verildi.
Gazze'deki Filistin hükümeti tarafından yapılan incelemeler sonucunda, 4 aylık süre zarfında İsrail ordusunun anlaşmayı 1620 kez ihlal ettiği kaydedildi.
İsrail ordusunun 560 ateş açma, 79 askeri araçlarla mahalle ve yerleşim alanlarına girme, 749 bombardıman ve hedef alma ile 232 konut ve çeşitli binaların havaya uçurma yoluyla ateşkesi ihlal ettiği aktarıldı.
Ateşkeste öldürülenlerin yüzde 99'u sivillerden oluşuyor
İsrail'in ateşkes sürecindeki ihlalleri sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin verilerin yer aldığı açıklamada, İsrail'in saldırılarıyla 573 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.
Ateşkes sürecinde yaşamını yitirenlerin 292'sinin çocuk, kadın ve yaşlılardan ve 281'inin erkeklerden oluştuğu aktarıldı. Hayatını kaybedenlerin yüzde 99'unun sivil olduğu vurgulandı.
İsrail'in ateşkese rağmen yaptığı saldırılarda toplam 1553 kişinin yaralandığı, bu sayının 954'ten fazlasının çocuk, kadın ve yaşlı Filistinliler olduğu bildirildi.
Yaralıların da 1539'unun (yüzde 99'dan fazlası) sivil ve istisnasız tamamının "Sarı Hattın" ötesinde bulunduğu, Filistinlilerin yerleşim bölgelerinde hedef alındığı belirtildi.
Ayrıca ateşkes sürecinde 50 Filistinlinin alıkonulduğu, bu kişilerin tamamının yerleşim alanlarının içinden kaçırıldığı bilgisi verildi.
Açıklamada, İsrail ordusunun ihlalleriyle ateşkes anlaşmasının "insani ve hukuki zeminini kasten hedef aldığı" kaydedildi.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusunun saldırılarında 581 Filistinli hayatını kaybederken, 1553 kişi yaralandı.
Gazze'de ateşkes planı
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim'de, Mısır'da devam eden müzakerelerde İsrail ile Hamas'ın, Gazze'de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını duyurmuştu.
Müzakerelerin yapıldığı Mısır'da imzalanan anlaşma, İsrail hükümetinin onayıyla 10 Ekim'de devreye girmişti.
Anlaşmanın ilk aşaması, çatışmaların durdurulmasını, İsrailli esirlerin Filistinli esirlerle takas edilmesini ve İsrail ordusunun saldırıları boyunca işgal altında tuttuğu, Gazze Şeridi’nin yüzde 50’sinden fazlasını kapsayan ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgeye çekilmesini öngörüyordu.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde varılan ateşkese rağmen çeşitli iddialarla Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürürken Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 14 Ocak'ta 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurmuş, Gazze Şeridi'ni yönetmek için Filistinli teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin Ali Şaas başkanlığında oluşturulduğu açıklanmıştı.
İsrail’in, Mayıs 2024’ten bu yana kapalı tuttuğu ve kendi kontrolünde bulundurduğu Mısır-Gazze sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nı açması ve insani yardımların kararlaştırılan miktarlarda bölgeye girişine izin vermesi de anlaşmanın ilk aşamasındaki taahhütler arasında yer alıyor.
Anlaşmanın ikinci aşamasında İsrail ordusunun konuşlandığı bölgelerden kademeli olarak çekilmesi ve nihayetinde planlanan yönetim tesis edildiğinde Gazze'den çıkması gerekiyor.
İsrail ordusu Batı Şeria'da Filistinli bir gazeteciyi gözaltına aldı
İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinli gazeteci Muhammed Rıdvan'ı evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı.
Esirler Medya Ofisinden yapılan açıklamada konuya ilişkin bilgi verildi.
Açıklamada, İsrail ordusunun Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus'un Beyt Decn köyüne baskın düzenlediği belirtildi.
İsrail askerlerinin, evine zorla girdiği Filistinli gazeteci Rıdvan'ı gözaltına aldığı ve evdeki eşyalara zarar verdiği aktarıldı.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İsrail hükümeti aldığı kararlarla Filistin'in El Halil kentini ilhaka hazırlanıyor
İsrail kabinesi, işgal altındaki Batı Şeria'ya ilişkin aldığı bir dizi kararla Filistin topraklarının gasbedilmesi ve bölgenin İsrail yönetimine ilhak edilmesinin önünü açtı. Bu kapsamda özellikle tarihi Filistin kenti El Halil'de işgale bağlı paralel bir belediye kurulması ile Yahudi yerleşimcilerin mülk alım ve tescil işlemlerinin kolaylaştırılmasına yönelik kararlar alındı.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı isimlerin kilit roller üstlendiği İsrail hükümeti, 8 Şubat'ta Batı Şeria'daki statükoyu Yahudi yerleşimciler lehine, Filistinliler aleyhine değiştirecek bir dizi karar aldı.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, güvenlik kabinesi toplantısında, bu adımlarla "İsrail'in tüm topraklardaki varlığını derinleştirdiklerini ve Filistin Devleti fikrini ortadan kaldırmayı hedeflediklerini" söyledi.
İsrail'in ilhak adımlarını sıklaştırarak, Yahudilerin işgal altındaki Batı Şeria'da gasbedilmiş Filistin arazilerini satın almasını kolaylaştıracak düzenlemeleri de onayladığı aktarıldı.
Düzenlemeye göre, Batı Şeria'nın güneyindeki 200 binden fazla Filistinlinin yaşadığı El Halil kentinde, ruhsat ve inşaat yetkilerinin Filistin belediyesinden alınarak İsrail ordusuna bağlı "Sivil İdare"ye devredilmesi kararlaştırıldı.
Smotrich, yeni düzenlemeyle özel arazi alımlarının yasak olduğu Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin önündeki "külfetli izin süreçlerinin" ortadan kaldırılacağını savundu.
Bunun yanı sıra, İsrail'in El Halil kentinde kendisine bağlı "paralel bir belediye" kuracağı ve buradan, kentteki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işlemlerinin yürüteceği bildirildi.
Harem-i İbrahim Camisi'ne ev sahipliği yapan işgalin pençesindeki kent: "El Halil"
İşgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde yer alan El Halil, tarihi bir Filistin kenti olarak biliniyor. 1995'te fanatik Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein, Harem-i İbrahim Camisi'nde sabah namazı sırasında otomatik silahla baskın düzenleyerek bir katliama imza attı. Saldırının ardından bölgede çıkan olaylarda İsrail ordusunun ateşi sonucu çok sayıda Filistinli can verdi.
Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1997'de imzalanan El Halil Anlaşması, kenti "H1" ve "H2" olmak üzere iki bölgeye ayırdı.
Buna göre H1 bölgesinde güvenlik ve idare Filistin yönetimine verilirken, H2 bölgesinde yaklaşık 500 yerleşimci ve 30 binden fazla Filistinli yaşamasına rağmen güvenlik İsrail ordusunun sorumluluğuna bırakıldı.
El Halil'in Harem-i İbrahim Camisi'nin de bulunduğu Eski Şehir bölgesi, bugün İsrail işgalinin en acımasız ve ürpertici örneklerinden biri olarak görülüyor.
Kentte Filistinliler, evlerine, işlerine gidebilmek veya çocuklarını okula gönderebilmek için sık sık kontrol noktalarından geçmek ve ara sokaklardan yürümek zorunda kalıyor.
İsrail ordusunun kontrolündeki H2 bölgesinde, Filistinlilerin yürümesinin yasak olduğu caddeler bulunuyor. Eski Şehir bölgesindeki esnafın büyük çoğunluğu ise kepenk kapatmış durumda.
İsrail, El Halil katliamının ardından Harem-i İbrahim Camisi'ni zaman ve mekan açısından bölmüş durumda; bugün caminin bir bölümü sinagog olarak kullanılıyor.
Filistinliler, bu kutsal mabede İsrail kontrol noktalarından geçerek ulaşabiliyor. Yahudi dini bayramlarında ise Müslümanların, yani Filistinlilerin buraya erişimi engelleniyor.
Yahudi yerleşimciler, bu dönemde mabedin mescit olarak kullanılan bölümünü de dans ve müzikli bayram etkinlikleri için kullanıyor.
İsrail'in aldığı kararla, Harem-i İbrahim Camisi'nden sorumlu İslami Vakıflar İdaresinin yönetimi de devralınarak cami kendisine bağlı işgal belediyesine bağlanmaya hazırlanıyor.
İsrail, El Halil Belediye Başkanı Teyser Sineyne!yi Eylül 2025!te gözaltına almıştı. Belediye Başkan Yardımcısı ve Başkan Vekili Esma Şarabati ise görevi vekaleten yürütüyor.
İsrail, fiilen bu bölgeleri ilhak etmiş olacak
El Halil Belediye Başkan Vekili Şarabati, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail işgalinin yıllardır kentte uyguladığı politikalarında yeni bir eşik aştığını ve "paralel bir belediye" yapısı kuracağını vurguladı.
Şarabati, "İsrail işgali bu uygulamasıyla, Filistin yönetiminin altındaki A, B ve C bölgelerinde tamamen idareyi eline almış, herhangi bir kısıtlama olmadan fiilen bu bölgeleri ilhak etmiş olacak." dedi.
İsrail hükümetinin kurmayı planladığı "paralel işgal belediyesi" ile Filistin topraklarından gasbedilen İsrail yerleşimlerinin hızla tek taraflı olarak İsrail tarafından meşru statü kazanacağını aktaran Şarabati, ayrıca Filistinlilerin tapu kayıtlarının liste halinde yayınlanmasının da bu kişilerin bölgedeki Yahudi yerleşimciler tarafından "kışkırtma, cebir ve tehditle" hedef alınmasına yol açacağını vurguladı.
Şarabati, "İsrail işgali bu adımlarıyla Filistinlilerin topraklarının gasbedilmesinde artık bir eşik bulunmadığını bunu doğrudan kendi idaresi içinde ilerletmeye hazırlandığını ortaya koydu." ifadesini kullandı.
İsrail, 1967’den beri geçerli olan statükoyu ortadan kaldırmayı hedefliyor
El Halil Belediyesine bağlı İmar Komitesinin uluslararası hukuk uzmanı avukat Tefik Caşan, İsrail'deki Batı Şeria'nın ilhakını savunan aşırı sağcı yönetimin, aldığı son kararlarla bölgede 1967’den beri geçerli olan statükoyu ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtti.
İsrail yönetiminin kararlarıyla, kendisi açısından da yasal statüsü bulunmayan Filistin topraklarından gasbedilerek kurulan "kaçak yerleşimlere" tek taraflı meşruiyet tanımayı hedeflediğini dile getiren Caşan, aynı şekilde güvenlik ve idarenin Filistin yönetiminde olduğu "A Bölgesinde" dahi yıkım yapılabilmesinin önünün açıldığını kaydetti.
"Filistin Devleti hayalini ortadan kaldırıyor"
El Halil kentinden Filistinli aktivist Issam Amru, İsrail hükümetinin aldığı kararların Batı Şeria'da Filistinlilerin evlerinin yıkılarak mülksüzleştirilmesi, Filistin topraklarından gaspedilen bölgelere daha fazla Yahudi yerleşimi inşası ve El Halil'de Filistinlilerin ve Yahudi yerleşimcilerin yaşadığı H2 bölgesinde Filistinlilerin mülklerinin çalınmasının kolaylaşmasına yol açacağını söyledi.
Amru, "Bu kararlar, tehlikeli, uluslararası hukuka aykırı, Oslo Anlaşması'na, Halil Anlaşması'na aykırı, ırkçılığı, ayrımcılığı körüklüyor, İsrail'in apartheid yönetimini derinleştiriyor. Bu kararlar Filistin yönetiminin idaresindeki A,B bölgelerini El Halil'de H2 bölgesini kapsıyor, egemenliği hedef alıyor ve Filistin Devleti hayalini ortadan kaldırıyor." diye konuştu.
Filistin yönetimi altındaki belediyeler ve yerel meclislerin, İsrail hükümetinin bu adımıyla aciz hale getirileceğini belirten Amru, Yahudi yerleşimcilerin Filistin topraklarını gasbetmesinin, Filistinlilerin mülksüzleştirilmesinin ve zorla evlerinden edilmesinin hız kazanacağını vurguladı.
Amru, Filistin liderliğini ve siyasi aktörleri, İsrail işgalinin tüm statükoyu ortadan kaldıran adımlarına karşı birleşmeye çağırdı.
Harem-i İbrahim Camisi eski müdürü Hafzi Ebu Şineyne, İsrail hükümetinin, işgal altındaki Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve El Halil'deki kutsal mekanlara yönelik aldığı kararlara "şaşırmadıklarını" belirterek, "İsrail sürekli sistematik olarak kutsal mekanlara el uzatıyor. Bu kararlar, uygulanmaya başladığı zaman Hz. İbrahim makamı buranın asıl sahiplerinden izole edilecek ve bu tüm anlaşmalara aykırı olacak. Ama ne olursa olsun Harem-i İbrahim Camisi, Müslümanların mülkü olmaya devam edecek." dedi.
İsrail, "A" ve "B" bölgelerinde Filistin yönetiminin yetkilerini kısıtlıyor
İsrail güvenlik kabinesi, Tel Aviv'e bağlı işgal altındaki topraklardaki sivil yönetim birimlerinin, uluslararası anlaşmalara göre Filistin yönetiminin idaresinde bulunan "A" ve "B" bölgelerinde de faaliyet göstermesine karar verdi.
Bu kararla İsrail, idari ve askeri olarak sorumlu olduğu yalnızca C Bölgesi'nde değil, Batı Şeria’nın tamamında işgalini derinleştirme ve yıkımlar gerçekleştirme imkanı elde ediyor.
1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria; tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ile İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ve tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere üçe ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 61’ini kapsıyor.
Uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu Batı Şeria’nın A ve B bölgelerinde "kültürel miras, arkeolojik alanlar, çevresel riskler ve su kaynakları" gibi gerekçeleri öne sürerek işgal ettiği topraklarda kuracağı sivil idarelerle işgalini genişletmeyi hedefliyor.
Bu kapsamda Filistinlilere ait yapılar, çevreye veya su kaynaklarına zarar verdiği iddiasıyla yıkılabilecek ya da arkeolojik değer taşıdığı gerekçesiyle müsadere edilebilecek.
İsrail ordusu Batı Şeria'da Filistinlilere ait 2 ev ile Kudüs'te bir ticari işletmeyi yıktı
İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait 2 ev ile bir ticari işletmeyi yıktı.
Filistin haber ajansı WAFA'ya göre, İsrail ordusu Batı Şeria'nın kuzeyinde Cenin kentinin Bartaa beldesine baskın düzenledi. Hur ed-Daba Mahallesi'nde "ruhsatsız olduğu" gerekçesiyle Kabha ailesine ait 2 evi yıktı.
İsrail ordusu çevredeki evlerin sahiplerini de meskenlerini yıkmakla tehdit etti.
Bartaa'da İsrail ordusunun saldırıları ve ev yıkımları artıyor. Ordu, 2 hafta önce de beldedeki 4 evi ruhsatsız olduğu bahanesiyle yıkmıştı.
İsrail, Kudüs'ün Silvan beldesinde ticari bir işletmeyi yıktı
İsrail ordusu, işgal altındaki Doğu Kudüs'te, Mescid-i Aksa'nın güneyindeki Silvan beldesinde ise ticari bir işletmeyi tahrip etti.
İsrailli belediyeye ait buldozerler, Silvan'a düzenlediği baskında Bir Eyyub Mahallesi'nde ticari bir işletme ile Bostan Mahallesinde bahçe duvarlarını ve demir çitleri yıktı.
İsrail makamları, Mescid-i Aksa'nın yakınındaki Silvan beldesinin mahallelerinde çok sayıda Filistinliyi evlerinden zorla çıkarıyor ve birçok ailenin de evini yıkıyor.
Avrupa Birliği ülkelerinden diplomatlar, 5 Şubat'ta Silvan'a yaptıkları ziyarette, İsrailli makamlara ihlallere son verme çağrısında bulunarak, Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarılması, evlerinin yıkılması ve evlerin Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından zorla alınması gibi artan ihlalleri reddettiklerini belirtmişti.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

