Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Kıbrıs'ın operasyonlar için kullanılıyor olması bölge ülkeleri için risk
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı süreçte Rum yönetiminin Ada'daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması Ada'da yaşayan herkesi riske sokmuştur." dedi.
Lefkoşa
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Lefkoşa'ya gelen Yılmaz'ı, Ercan Havalimanı'nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ve diğer ilgililer karşıladı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Havalimanında, Üstel ile ortak basın açıklamasında bulunan Yılmaz, ziyaret kapsamında, özellikle iki ülke arasındaki İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması çerçevesini ele alacaklarını söyledi.
KKTC'nin kalkınmasının Türkiye için milli bir dava olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
"Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bir süreçte Rum yönetiminin Ada'daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması Ada'da yaşayan herkesi risk altına sokmuştur. Ada'nın Orta Doğu'ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir. Bunu, içinde bulunduğumuz hafta yaşanan gelişmelerle çok daha somut, net bir şekilde görmüş olduk. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Ada'nın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikaları Ada'ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Gazze'deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail'in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir.
Bu tablo karşısında Türkiye'nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hale gelmektedir. Garantör ve ana vatan olarak Ada'daki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm Ada'nın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için Kıbrıs Türk halkı için değil, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için Ada'daki Rum vatandaşlar için de çok daha güvenli bir ortam böylece oluşmuştur."

"Ada'da yaşayan insanların refahını, huzurunu da zayıflatmaktadır"
Güvenliğin olmadığı bir yerde kalkınma ve refahın mümkün olmadığına işaret eden Yılmaz, "Dolayısıyla 50 yıllık bu süreçte Ada geliştiyse refah düzeyi arttıysa bu 1974'teki Barış Harekatı sonrası oluşan güven ve istikrar ortamında sağlanmıştır." dedi.
Yılmaz, yarım asrı aşan bir süredir bütün Ada halkının güven, istikrar içinde yaşadığını belirterek, şöyle devam etti:
"Ancak son dönemlerde maalesef yaşanan gelişmeler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin attığı birtakım adımlar Ada'daki güvenlik ortamına zarar verdiği gibi Ada'da yaşayan insanların refahını, huzurunu da zayıflatmaktadır. Maalesef Ada'nın güven adası olmasına büyük bir darbe vurmaktadır. Kıbrıs Türklerinin Ada'nın ortak sahibi değil, azınlık olduğu anlayışıyla hareket eden, eşit görmeyen ve Kıbrıs Türk halkına Ada'nın geleceğinde söz hakkı tanımak istemeyen zihniyetle bir çözüme ulaşmak mümkün değildir.
Bu zihniyet değişmediği sürece yapılacak çabalar zaman kaybından başka bir sonuç doğurmayacaktır. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeden, maruz bırakıldıkları izolasyonlara son verilmeden bu meselenin çözülmesi elbette mümkün olmayacaktır. Kıbrıs meselesinin Ada'daki gerçekler temelinde çözülmesinin yolu buradan geçmektedir. Kıbrıs Türk halkının hak ettiği konuma ulaşması için ortak irade ve güçlü işbirliğiyle çalışmalarımızı devam ettireceğiz."
Bu ay içerisinde yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması'nın tamamlanmasının planlandığını aktaran Yılmaz, "Uzun bir süredir üzerinde çalışıyoruz. Karşılıklı görüşmeler, çalışmalar yürütüyoruz. İnşallah bu ay içinde bitireceğiz. Geçen yıldan devirlerle 25 milyar Türk lirasına yakın bir rakamla bu mali işbirliğini şekillendireceğimizi tahmin ediyoruz. Bu ay içinde inşallah karşılıklı protokolleri imzalayıp hayata geçirmiş olacağız yeni programı." ifadelerini kullandı.
Üstel: Yanlış ve sorumsuz adımlar, Ada'mızı hiç istemediğimiz bir savaş ortamının içine sokmuştur
KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise ülkesi ile Türkiye arasında hayati bağlar bulunduğunu belirtti.
Üstel, Türkiye'nin garantörlüğü ve Ada'daki varlığının, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki dengelerin korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Bu Ada'nın üç garantör ülkesi vardır. Yunanistan, 1963'ten 1974'e ve en nihayetinde 15 Temmuz 1974'te gerçekleştirdiği son darbeyle bu Ada'ya savaşlar getirmiştir. İngiltere üslerini savaşın bir parçası haline getirerek Ada'yı bir kez daha çatışma riskinin içine sürüklemiştir. Bu Ada'ya tek barışı getiren ve bu barışın 50 yılı aşkın süredir kalıcı olmasını sağlayan garantör ülke Türkiye'dir."

Basın toplantısında bölgedeki son gelişmeleri de değerlendiren KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC olarak her türlü ihtimale karşı hazırlık yaptıklarını ve Güney Kıbrıs'ta yaşanılan endişenin hiç birinin KKTC'de olmadığını anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
"Çünkü bizim güvencemiz, garantörümüz, kardeşimiz ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türkleri için taşıdığı rolün önemi bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin garantörlüğü ve Ada'daki varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki dengelerin korunması açısından hayati öneme sahiptir."
Üstel, son gelişmelerin ardından GKRY'deki Rum halkının korku ve huzursuzluk içinde olduğunu dile getirerek, füzelerin üzerinde uçtuğu, İHA'ların çarptığı Güney Kıbrıs'taki durumun iç açıcı olmadığına dikkati çekti.
Üstel GKRY yönetiminin attığı adımlara dikkat etmesi gerektiğini kaydederek, "Ne yazık ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) son dönemlerde attığı yanlış ve sorumsuz adımlar, Ada'mızı hiç istemediğimiz bir savaş ortamının içine sokmuştur. Fransa ve İsrail ile yapılan askeri anlaşmalar, Ada'nın güneyinde başlatılan yabancı güçlere üs verme yarışı ve hali hazırda bulunan İngiliz üslerinin savaşın bir parçası haline getirilmesi, GKRY'i fiilen çatışmanın tarafı haline getirmiştir." diye konuştu.
"Egemen eşitlikten asla taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz"
KKTC Başbakanı Üstel, basın toplantısında, egemenliklerini asla tartışma konusu yapmayacaklarını belirterek, "Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir. 1960 Anayasası'nı yok sayarak, ortadan kaldırarak, Kıbrıs Cumhuriyetini işgal ederek, kendini Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek egemen gücü olarak gören Rum yönetiminin Kıbrıs Türk toplumunu yok sayarak imzaladığı askeri iş birliği antlaşmalarına da biz müdahale edemiyoruz. Bu durum bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği de tartışmaya açık değildir. Biz egemen eşitlikten asla taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz."
"Projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz"
KKTC Başbakanı Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın ziyareti ile ülkesinde devam eden ve yeni yapılması planlanan projeleri gözden geçirme fırsatı bulacaklarını anlatarak, "Bu yıl özellikle yol, hastane, okul, enerji ve dijital altyapı alanlarında başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz." ifadesini kullandı.
Bu yatırımların, ülkenin geleceğini güçlendirecek ve halkın yaşam kalitesini yükseltecek son derece önemli adımlar olduğuna dikkati çeken Üstel, her alanda kendilerine destek veren Türkiye'ye teşekkürlerini iletti.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
