Dolar
43.83
Euro
51.71
Altın
5,103.92
ETH/USDT
1,974.40
BTC/USDT
68,045.00
BIST 100
13,934.06
Dünya

Akademisyen Alegöz'e göre Türkiye, Afrika'da kalıcı kapasite üretmeye odaklanıyor

Akademisyen Dr. İbrahim Alegöz, Türkiye’nin Afrika'ya yaklaşımının, kısa vadeli kazanım arayışından çok kalıcı kapasite üretmeye odaklanan bir çizgide olduğunu söyledi.

Ahmed Satti  | 22.02.2026 - Güncelleme : 22.02.2026
Akademisyen Alegöz'e göre Türkiye, Afrika'da kalıcı kapasite üretmeye odaklanıyor

Port Sudan

"Somali’de Dış Müdahale ve Radikalleşme" isimli kitabın yazarı Dr. Alegöz, AA muhabirine, Afrika Boynuzu ve Somali'deki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikası ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 17 Şubat'ta Etiyopya'ya yaptığı ziyareti değerlendirdi.

Alegöz, Afrika kıtasının, artık yalnızca “yükselen pazar” çerçevesiyle okunamayacak ölçüde deniz ticaret hatları, düzensiz göç, terörle mücadele ve altyapı rekabetinin aynı anda yoğunlaştığı bir jeopolitik alan haline geldiğini belirtti.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Dış angajmanı yardım ya da yatırım gibi tek eksenli kategorilerle sınırlamanın sahadaki sonuçları açıklamakta yetersiz kaldığına işaret eden Alegöz, Somali'nin bu bağlamda dikkatle izlenen sınama alanlarından biri olarak öne çıktığını aktardı.

Alegöz, "Aden Körfezi–Hint Okyanusu hattında ve Bab el-Mendeb’e yakın konumu, ülkeyi küresel ticaret güvenliği ile bölgesel istikrarın kesişim noktasına yerleştirirken, geçmiş dönem istikrarsızlıklarının günümüze yansıyan etkileri ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ihtiyacı, dış ortaklıkların etkisini 'niyet' düzeyinden 'çıktı' düzeyine indirerek ölçülebilir kılmaktadır." dedi.

Afrika Boynuzu'ndaki hassas karakter

Afrika Boynuzu jeopolitiğinin, liman ekonomileri, askeri erişim arayışları ve bağlantısallık yatırımlarının aynı zeminde kesişmesiyle daha hassas bir karakter kazandığını anlatan Alegöz, "Etiyopya’nın denize erişim ihtiyacı, Somali’nin egemenlik ve kıyı güvenliği hassasiyeti, Cibuti–Eritre hattındaki üsleşme dinamikleri ve Körfez aktörlerinin altyapı hamleleri söz konusu rekabeti yoğunlaştırmaktadır." diye konuştu.

Alegöz, şöyle devam etti:

"Bu tabloda Türkiye’nin (Afrika'ya) yaklaşımı, kısa vadeli kazanım arayışından çok kalıcı kapasite üretmeye odaklanan bir çizgi olarak ön plana çıkmaktadır. Mogadişu’da sürdürülen diplomatik mevcudiyet, kamu hizmetleri, kurumsal destek, güvenlik kapasite inşası ve bağlantısallığı aynı stratejik hat üzerinde birleştirmeyi hedeflemekte ve uzaktan yönetim yerine sahada koordinasyon ve yerel kurumlarla birlikte çalışma pratiği güçlenmektedir. Nitekim Türkiye’nin ortaya koyduğu somut araç setleri de bu mantığı desteklemektedir."

Sağlık ve eğitim kanallarının ve teknik kapasitenin artırılmasına yönelik destek mekanizmalarının devletin görünür işlerliği üzerinden kamusal hizmet üretimini beslediğini dile getiren Dr. İbrahim Alegöz, 2015’te açılışı yapılan Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin bu sürekliliğin pratik örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Alegöz, Türk Hava Yollarının 2012’de Mogadişu uçuşlarını başlatmasının, ülkenin izolasyonunu azaltan düzenli bir temas hattı sağladığını, liman ve havalimanı gibi düğüm noktalarının işler tutulmasının, kamu gelirleri ve hizmet finansmanı açısından kritik bir işlerlik zemini oluşturduğunu anlattı.

"Deniz güvenliği işbirliği, egemenlik ve kaynak koruma boyutunu güçlendiriyor"

Güvenlik alanındaki eğitim ve profesyonelleşme desteğinin, kapasitenin geçici operasyonlardan kalıcı mimariye dönüşmesini hedeflediğini ifade eden Alegöz, deniz güvenliği işbirliğinin, egemenlik ve kaynak koruma boyutunu güçlendirdiğini belirtti.

Alegöz, "Enerji işbirliği de ortaklığı uzun vadeli ekonomik kapasite ve kurumsal denetim gündemiyle tamamlamaktadır. Söz konusu modelin ayırt edici tarafı, sahadaki kapasite hattını bölgesel tansiyon yönetimiyle birleştirmesidir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud arasında Ankara’da ilan edilen Ankara Deklarasyonu’nun, Etiyopya–Somali hattında "sıcak çatışma" ihtimaline doğru ilerleyen gerilimi durdurarak krizi diplomatik müzakere zeminine çektiğini hatırlatan İbrahim Alegöz, şunları söyledi:

"Bu sayede tarafların anlaşmazlığı diyalog ve teknik görüşmeler yoluyla ele alacağı bir çerçeve kurarak, çatışma riskini belirgin biçimde aşağıya indirmiştir. Bu hattın teknik müzakerelerle devam etmesi, gerilimin yönetilebilir bir diplomatik sürece bağlandığını göstermiştir."

Akademisyen Alegöz, Erdoğan’ın 17 Şubat’taki Addis Ababa ziyaretinin Türkiye’nin Somali’deki sahaya dönük angajmanını yalnızca ikili bir dosya olarak ele almadığına, Afrika Boynuzu’nda istikrarın, Addis Ababa–Mogadişu hattını aynı anda yönetebilen ve kıyı erişimi ile egemenlik tartışmalarını tırmandırmadan diyalog zemininde tutan daha geniş bir bölgesel dengeleme stratejisiyle sürdürülebileceğine işaret ettiğine dikkati çekti.

Alegöz, ziyaretin, Ankara’nın "düzen ve istikrar inşası" eksenli sahadaki araç setini, bölgesel rekabetin sertleştiği bir çevrede yüksek düzey siyasi temas ve arabuluculuk kapasitesiyle tamamlayarak, gerilimi azaltan diplomatik kanalları kalıcılaştırma ve barış inşasını bölgesel mimariye bağlama niyetini yansıttığını kaydetti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2