Yenilenebilir hidrojende Türkiye'nin potansiyeli, somut eylem planı ihtiyacına işaret ediyor
Yenilenebilir hidrojende Türkiye'nin sahip olduğu potansiyelin, somut adımlarla desteklenen eylem planına duyulan ihtiyacı ortaya koyduğu belirtiliyor.
İstanbul
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin, yenilenebilir hidrojen alanındaki ulusal ve uluslararası fırsatlar ile zorlukları incelediği "Türkiye'de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi" başlıklı raporu yayımlandı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Türkiye'nin net sıfır emisyonlu bir ekonomiye geçişi sürecinde enerji dönüşümünün yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve elektrifikasyon ekseninde şekillendiği belirtilen raporda, mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli olmadığı sektörlerde yenilenebilir hidrojen gibi tamamlayıcı teknolojilerin devreye alınmasının gerekliliğine dikkat çekildi.
Raporda ayrıca, yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ile uzun mesafe taşımacılıkta fosil yakıtlara alternatif sunan yenilenebilir hidrojenin bazı sanayi kollarında ham madde olarak kullanıldığına da işaret edilerek, emisyon azaltım potansiyelinin en yüksek olduğu alanlarda önceliklendirilmesinin ekonomik katma değer yaratılması ve iklim hedefleri açısından belirleyici olduğu kaydedildi.
İhtiyaç fazlası ihraç edilebilir
Yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği sektörlere öncelik verilmesi gerektiği belirtilen raporda, öncelikli alanlarda kullanımın ardından oluşabilecek üretim fazlasının ise çevre ülkelere ihraç edilebileceği ifade edildi.
Raporda, bu kapsamda, uluslararası standartlara uyumlu bir planlama yapılması gerektiği, bütüncül bir yaklaşımın, Türkiye'yi Avrupa'da gelişmekte olan yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konuma taşıyabileceği değerlendirildi.
17 politika önerisi
Küresel ölçekte yenilenebilir hidrojen projelerinin önemli bir bölümünün planlanan takvimlerin gerisinde kaldığına dikkat çekilen raporda, 2030'a kadar kurulması öngörülen projelere dayalı düşük emisyonlu hidrojen üretimi beklentisinin son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilediği ve bu projelerin yüzde 80'inden fazlasının elektrolizör teknolojisine dayalı projelerden oluştuğu aktarıldı.
Raporda, gecikmelerin başlıca nedenleri arasında yetersiz altyapı, düzenleyici çerçevenin eksikliği, teknolojik olgunluğun sağlanamaması, yüksek üretim maliyetleri ile karbon fiyatlandırması ve talep tarafındaki sınırlı destek mekanizmalarının yer aldığı belirtildi. Türkiye'nin küresel politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesinin, sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosistemi için büyük önem taşıdığı ifade edildi.
Bu kapsamda, raporda, paydaş görüşleri doğrultusunda Türkiye'de yenilenebilir hidrojen ekosisteminin oluşturulması amacıyla kamu koordinasyon birimi kurulmasından yasal ve düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına, mali teşvikler, altyapı ve hidrojen merkezleri yatırımları, sanayi ve öncelikli sektörlere odaklanma, AR-GE ve insan kaynağının geliştirilmesi, yerli teknoloji üretimi, su-enerji sürdürülebilirliği, ihracat ve talep artırıcı sektörel düzenlemelere kadar uzanan 17 politika önerisi sunuldu.
Dönüşüm hedefleriyle uyumlu planlanma
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, rapora ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye'nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik coğrafi konumu sayesinde yenilenebilir hidrojenin üretimi ve kullanımı açısından önemli avantajlara sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Yenilenebilir hidrojen potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için politika belgelerinde yer alan hedeflerin somut, takvimlendirilmiş ve kurumsal sorumlulukları net biçimde tanımlanmış eylem planlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hidrojenden sorumlu kurumsal bir yapı oluşturulmalı. Uygun teşvik ve destek mekanizmaları geliştirilerek piyasa yapısı kademeli olarak inşa edilmeli, talep yaratacak öncelikli sektörler belirlenmeli ve gerekli altyapı eş zamanlı planlanmalı."
Bağ, en kritik hususun yenilenebilir hidrojen üretiminin elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle uyumlu şekilde planlanması olduğunu ifade etti.
Hidrojenin, fosil yakıt kullanımının ve enerji ithalat bağımlılığının düşürülmesinde stratejik bir rol üstleneceğini belirten Bağ, "Yenilenebilir hidrojen üretimi, mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesinin yönlendirilmesi veya ikame edilmesi yoluyla değil, yalnızca hidrojen üretimi amacıyla devreye alınacak ilave yenilenebilir enerji yatırımları üzerinden gerçekleştirilmeli. Aksi halde, elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedefleri risk altına girebilir." değerlendirmesinde bulundu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

