Euro
7.57
Dolar
6.76
BIST 100
108,699.70
Altın
1,718.91
Kurumsal Haberler, AA Yüz Yaşında

AA'nın kurucularından Yunus Nadi, ömrünü özgürlük için kalem tutarak geçirdi

Yunus Nadi Abalıoğlu, Türk Kurtuluş Savaşının önde gelen isimlerinden biri olmasının yanı sıra fikir babası olduğu Anadolu Ajansı aracılığıyla Milli Mücadele'nin yurda yayılmasını sağladı.

Yasemin Kalyoncuoğlu   | 05.04.2020
AA'nın kurucularından Yunus Nadi, ömrünü özgürlük için kalem tutarak geçirdi Yunus Nadi Abalıoğlu (Atatürk'ün arkasında)

Ankara

Öğrencilik yıllarında pek çok gazete ve dergide kuruculuk ve başyazarlık yapan Yunus Nadi Abalıoğlu, 66 yıllık ömrünün 46 yılını ülkesinin özgürlüğü için kalem tutarak geçirdi. Yunus Nadi, 1910'da Selanik'te tanıştığı Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde, Halide Edip Adıvar ile Anadolu Ajansı'nın kuruluşunda yer aldı, Milli Mücadelenin yurda yayılmasını sağladı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre Yunus Nadi Abalıoğlu, Hacı Halil Efendi ile Ayşe Hanım'ın beşinci çocuğu olarak, 1 Temmuz 1879 tarihinde o dönemde Aydın ilinin Mekri kazasında bugünkü adıyla Fethiye'de dünyaya geldi.

Küçük yaşlarda okumaya meraklı olan Yunus Nadi "hususi bir muallimden" dini eğitim, kıraat ve tecvid dersleri aldı.

Kısa sürede kıraati ve Kur'an-ı Kerim'i öğrenen Yunus Nadi, babasının yönlendirmesiyle 11 yaşında Rodos'a, o dönemki adıyla Mekteb-i Kudat'a, diğer adıyla Medrese-i Süleymaniye'ye gönderildi.

Ahmet Mithat Efendi ve Ebüzziya Tevfik'in öncülüğünde kurulan ve eğitim şekli de bizzat Genç Osmanlılar tarafından belirlenen okulda ağırlıklı olarak sosyal bilimler, genel kültür ve dil eğitimi eğitimi verilerek, Harbiyeli ve Mülkiyeli sürgünler hocalık ediyor, tarih, edebiyat, terbiye, müspet ilimler, genel kültür, Arapça, Farsça, Fransızca dersleri okutuluyordu.

Yunus Nadi, geleneksel ve yeni düşünceler arasındaki çelişkiyle, vatan ve özgürlük kavramlarıyla ilk kez Rodos'ta tanıştı.

Süleymaniye Medresesi'nden 1897'de biricilikle mezun olan Yunus Nadi, Galatasaray Sultanisi'nde (Lisesinde) ve İstanbul Hukuk Mektebi'nde eğitimine devam etti.

"En iyi münakaşa sahası matbuat meydanı olabilirdi"

Yunus Nadi, öğrenciliği sırasında Malumat dergisinde yazı yazarak gazetecilik yaşamına başladı.

"Hayat-ı mesleğim artık taayyün etmiş gibiydi. Yalnız kendi halinde bir tahsil mizacıma uymuyordu. Hem tahsil etmeli hem münakaşa etmeli idim. Bütün hayatta en iyi münakaşa sahası ise ancak umuma hitap edecek olan matbuat meydanı olabilirdi" sözleriyle gazeteciliğe girişini anlatan Yunus Nadi, çevirmen olarak işe başladığı Malumat'ta çalıştığı üç buçuk yılın 2 yılından fazlasında yazarlık yaptı, 21 yazı kaleme aldı.

Üniversite ikinci sınıftayken 1901 yılında II. Abdülhamid'e karşı dernek kurduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Midilli Kalesi'nde üç yıl hapse mahkum edildi. Cezasını Fethiye'de çekme isteği kabul görünce Fethiye'ye gitti ve meşrutiyetin ilanına kadar orada kaldı.

Sürgün döneminde Fethiye'de Nazime Hanım ile evlendi. Nadir, Doğan, Nilüfer ve Leyla adı verilen dört çocuğu dünyaya geldi.

1908'de İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olan Yunus Nadi, Meşrutiyet'in ilanı üzerine İstanbul'a geldi. Mahkumiyet nedeniyle yarım bıraktığı Hukuk Mektebini ise ancak meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul'a döndüğünde tamamlayabildi. Bu dönemde İkdam ve Tasvir-i Efkar gazetelerinde de çalıştı.

Yunus Nadi, Mustafa Kemal ile Selanik'te tanıştı

1910'da Selanik'e giden Yunus Nadi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle yakın ilişkisi nedeniyle bu cemiyetin Selanik'te çıkan yayın organı Rumeli Gazetesi'ne başyazar oldu.

Yunus Nadi, ilerleyen yıllarda Kurtuluş Savaşı'nda birlikte olacağı, Anadolu Ajansının kuruluşunda yer alacağı Mustafa Kemal ile Selanik'te tanıştı ve bu ilk arkadaşlık günlerini ilerleyen yıllarda anılarında şöyle anlattı:

"Selanik'te bir Olympos Gazinosu vardır. Orada hemen hemen her akşam Gazi'nin etrafında daima genişleyen bir halka teşkil eder ve onu dinlerdik. Vatan işleri bugünkü Gazi olan o zamanki Kolağası Mustafa Kemal'in lisanında canlanır, o kadar ki irtifada olmayıp dağlarını çark ederdi. O zamanki Mustafa Kemal bugünkü Gazi'den farksız idi. Bugünkü Gazi o zamanki Mustafa Kemal'den başka bir şey değildir."

Mustafa Kemal ile Yunus Nadi arasındaki iletişim, ilerleyen yıllarda da sürdü. Yunus Nadi, Sofya'da ataşemiliter olarak görev yapan Mustafa Kemal ile mektuplaştı ve Mustafa Kemal'in düşüncelerini başyazar olduğu Tasvir-i Efkar gazetesinde "Çelik Kalemle Yazılmış Çelik Fikirler" başlığıyla yayınladı.

Mustafa Kemal'in fotoğrafını yayınlayan ilk Yunus Nadi oldu

Balkan Savaşı başlayınca yeniden İstanbul'a dönen Yunus Nadi, 1912 Nisan-Ağustos tarihlerinde Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na Aydın Mebusu olarak girdi. Bir yandan da Tasvir-i Efkar'da başyazılar yazmaya ve yazı işlerini yönetmeye devam etti.

Savaş sırasında işgale uğrayan Edirne'nin kurtarılması için kamuoyunu harekete geçirme görevi İttihat ve Terakki tarafından kendisine verildi ve bu amaçla başarılı bir kampanya yürüttü.

Çanakkale Savaşında, Yunus Nadi'nin Selanik'ten tanıdığı Mustafa Kemal'in ismi halk arasında dilden dile yayılmaya başladı. Fakat matbuatta kahramanlığı üzerine herhangi bir yazı yayınlanmış ne de tek bir fotoğrafı yer almıştı. Tasvir-i Efkar basında, Mustafa Kemal'in Sofya'da ateşe militerken çektirdiği bir fotoğrafını yayınlayan ilk Türk gazetesi oldu.

Milli Mücadele'yi desteklediğini 1918'de kurduğu Yeni Gün'de yazdı

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Tasvir-i Efkar gazetesinden ayrılan ve meşrutiyetin ilk anlarında Osmanlıcılığa yakın olan Yunus Nadi'nin, temel düşünsel yönelimleri Selanik'ten döndükten sonra İslamcılık ve Türkçülüğe yakınlaştı.

21 Kasım 1918'de Meclis'i Mebusan'ın feshedilmesi ile Yunus Nadi'nin milletvekilliği görevi sona erdi. Yunus Nadi, yaşamı boyunca basın, siyaset ve düşünce dünyasından kopmadan meslek hayatını sürdürdü.

Yunus Nadi, Türk basın tarihinde gerek İstanbul'da, gerekse Anadolu'da özellikli bir misyon üstlenecek, 2 Eylül 1918 tarihinde yayın hayatına başlayacak Yeni Gün gazetesini kurdu.

Aynı yıl son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda İzmir Mebusu seçildi ve Anadolu'daki Milli Mücadele hareketini desteklediğini Yeni Gün'de yazdı.

16 Mart 1920'de İstanbul'un işgalinden bir gün sonra gazetesi İngilizler tarafından kapatıldı, Yunus Nadi Anadolu'ya geçmek zorunda kaldı.

Anadolu Ajansının fikir babalarından Yunus Nadi

Milli Mücadele döneminde Ankara'da propaganda gereksinimini karşılayacak, ulusal davayı hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtacak ve haber akışını hızlandıracak bir örgütün yoksunluğu hissedildi.

Anadolu Ajansı tam da bu ihtiyaçlara yanıt verecekti. Ajans, fikir ve isim olarak 1 Nisan 1920'de İstanbul'dan Ankara'ya geçmekte iken Geyve'nin Akhisar nahiyesi istasyonunda Yunus Nadi ile Halide Edip arasındaki sohbette doğdu.

Ankara'da bir ajans örgütü oluşturması gereksinimiyle sohbet eden yazarlardan, Halide Edip'in "Türk Ajansı", "Ankara Ajansı", "Anadolu Ajansı" gibi isim önerileri arasından "Anadolu Ajansı" ismi Yunus Nadi'ye cazip gelmiş, böylece birkaç gün sonra kurulacak ajansın cisminden önce fikri ve ismi doğmuştu.

AA'nın ilk çalışmaları Yunus Nadi ve Halide Edip tarafından başlatıldı

Kafile Ankara'ya 1 Nisan akşamı ulaşır. Yunus Nadi'nin ifadesiyle 4 ve 5 Nisan akşamı Mustafa Kemal'in karargahı Ziraat Mektebi'nde, yemekten sonra Anadolu Ajansının kurulmasından söz açılır. Yunus Nadi, yıllar sonra yazılarında o geceyi şöyle aktarır:

"...Sonra Halide Edip Hanım'la Akhisar istasyonunda karar verdiğimiz Anadolu Ajansından bahsedildi. Eğer Paşa da muvafık görürse yarından tezi yok, hemen işe başlanabilirdi. Paşa fikri çok güzel buldu. Ancak Paşa, memleket muhitine telgrafla verilmek üzere yazılacak haber ve yazıların ilk günlerdeki eşkalini bir kere kendisi görmek istiyordu. Takip olunan siyaset ve zihniyete muhalif bir şey olmasın diye."

Düşünceyi olumlu karşılayan Mustafa Kemal, Osmanlı Bankası'ndan temini mümkün olabilecek bir yazı makinesi ile işe başlanabileceğini söyledi ve 4 veya 5 Nisan akşamı Ziraat Mektebi'ndeki karargahta Mustafa Kemal, Yunus Nadi, Halide Edip, Adnan (Adıvar) ve Cami (Baykurt)'un hazır bulunduğu yemekte konuşulan ajans fikri kabul edildi.

Alınan karara göre, ilk gün Mustafa Kemal, ajansın kurulduğunu tüm yurda duyuracak, Yunus Nadi ve Halide Edip ise resmi ve resmi olmayan yerli ve yabancı haberleri toplayarak günde en az iki servis yapmak üzere telgrafhaneye vereceklerdi.

İlk çalışmalar Yunus Nadi ve Halide Edip tarafından başlatıldı. Daha sonra İstanbul Milletvekili Ali Rıza Bey de onlara katıldı.

Ajans çalışanlarının ilk mesaisi, yabancı gazetelerin ilgili kısımlarını tercüme etmek, Mustafa Kemal Paşa'nın katibi Hayati Bey'in getirdiği telgraflar arasından Anadolu Ajansı ve Hakimiyet-i Milliye için gerekenleri ayırmak, Mustafa Kemal'in yazışmalarına yardım etmek, Avrupa gazetelerinin İstanbul'dan getirtilmesi için olanakları araştırmak oldu.

Anadolu Ajansı 6 Nisan 1920'de kuruldu. 6 Nisan'dan TBMM'nin toplandığı 23 Nisan'a kadar olan kısa zaman aralığında yaptığı çalışmalar, ağırlıklı olarak Türk kamuoyunu yanıltmaya yönelik iç - dış yalan haber ve kışkırtmalara karşı halkı uyarmak ve ulusal kurtuluş yolunda alınan karar ve girişimler konusunda kamuoyunu zamanında haberdar etmek gibi konular üzerinde yoğunlaştı.

Başyazılarını "düşman yıkılmalıdır, yıkılacaktır" cümlesiyle bitirdi

AA'nın fikir babası ve ilk çalışmalarını yapan Yunus Nadi, öte yandan 10 Ağustos 1920'den itibaren gazetesini "Anadolu'da Yeni Gün" adıyla çıkardı ve Anadolu'daki milli mücadeleyi desteklemeye devam etti. Gazete, 11 Mayıs 1924'e kadar Ankara'da yayımlandı.

Yunus Nadi, Ankara'ya geldiği 1920'de Büyük Millet Meclisi'ne İzmir mebusu olarak girdi.

Birinci İnönü Muharebesi'nden sonra 1921 yılı başında İtilaf Devletleri'nin çağrısı ile gerçekleşen Londra Konferansı'nda Milli Hükümeti temsil eden delegeler arasında yer aldı.

Aynı yılın Temmuz ayında Kütahya-Eskişehir muharebelerinin Ankara hükümeti kuvvetlerince kaybedilmesinden sonra Mustafa Kemal'in başkomutanlığa getirilmesi için mücadele etti, bu konuda milletvekillerini ikna etmek için konuşmalar yaptı, Yeni Gün'de yazılar yayımladı.

Savaşın zaferle biteceğine inanan ve başyazılarının çoğunu "Düşman yıkılmalıdır, yıkılacaktır" cümlesiyle bitiren Yunus Nadi, 1922'de Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasından sonra Yeni Gün matbaası önünde toplanan bir halk kitlesi tarafından "Düşman yıkıldı" sesleriyle alkışlandı.

1921 yılı ortalarından itibaren tamamen Mustafa Kemal'in politikaları ile paralel hareket etmeye başlayan Yunus Nadi, Meclis içi muhalefet ve İstanbul muhalefetine karşı, Kemalizm'in ön cephe kalemşorlarından biri haline geldi.

Cumhuriyet Gazetesi'ni kurdu, ilk sayıda Mustafa Kemal ile röportaj yaptı

29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetin kurulduğunu bildiren anayasa değişikliğini Anayasa Komisyonu başkanı sıfatıyla Meclis kürsüsünden okuyan kişi Yunus Nadi'ydi.

Yunus Nadi, Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul'a giderek hilafet yanlısı İstanbul basınına karşı cumhuriyeti ve devrimleri savunacak bir yayın organı olarak Cumhuriyet gazetesini yayımlamaya başladı.

Gazete, Mustafa Kemal'in teklifi üzerine Hakimiyet-i Milliye ve Yeni Gün gazetelerinin birleştirilmesi ile doğmuştu.

7 Mayıs 1924 günü yayımlanan ilk sayıda Mustafa Kemal'le Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı hakkında yapılmış bir röportaja yer verildi.

Muğla mebusu olarak 1924'te Mecliste yer alan Yunus Nadi, bir yandan gazeteciliği sürdürürken altıncı dönemin sonuna kadar TBMM'de Muğla mebusu olarak siyaset yapmaya devam etti.

Yunus Nadi, 1936'ya kadar Cumhuriyet'in başyazarlığını yaptı. Nebizade Hamdi ve Zekeriya Sertel'in ayrılmasından sonra gazetenin tek sahibi oldu.

Usta gazeteci, Artemis, İhtilal ve İnkılab-ı Osmani, 40 Saat Graf Jeplin ile Havada kitaplarını da kaleme almıştı.

Uzun süre devam eden hastalığının tedavisi için gittiği Cenevre'de 28 Haziran 1945'te hayatını kaybetti.

Cenazesi, İstanbul'da Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. 

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın