Dolar
43.97
Euro
51.33
Altın
5,296.66
ETH/USDT
1,992.20
BTC/USDT
67,941.00
BIST 100
13,346.43
Politika

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: 2025 yılının 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri yüzde 46 arttı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2025 yılının 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artışla 11,4 milyar dolara ulaştı." dedi.

Harun Kutbe, Özcan Yıldırım, Merve Yıldızalp Yormaz  | 01.12.2025 - Güncelleme : 01.12.2025
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: 2025 yılının 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri yüzde 46 arttı Fotoğraf: Utku Uçrak - AA

TBMM

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluşların 2026 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.

Cumhurbaşkanlığı bütçesinin uluslararası gelişmelerin gerektirdiği yönelimlere ve ülkenin ihtiyaçlarına uyum sağlayan, milli öncelikleri esas alan, katma değer odaklı bir anlayışla hazırlandığını belirten Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bütçesi için 2026 yılında 21 milyar 287 milyon lira ödenek öngörüldüğünü, bunun yüzde 41,2'sinin Barışı Destekleme Faaliyetlerine, Acil Destek Giderlerine, Yatırım ve Finans Ofisine hazine yardımı olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara aktarılacağını bildirdi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Yılmaz, geri kalan ödeneğin büyük bir bölümünün ise çeşitli alanlarda vatandaşlara karşılıksız sunulan kamusal hizmetlerin sürdürülebilmesi için kullanılacağını ifade ederek, Millet Kütüphanesinin çatısı altında sunulan tüm hizmetlerin de bütçeyle desteklendiğine işaret etti. Yılmaz, Genel Sekreterlik bünyesinde yer alan Kongre ve Kültür Merkezi'nin kendi kaynak ve imkanları çerçevesinde tüm kamu kurumlarının açılış, toplantı ve organizasyonlarına ev sahipliği yaptığını kaydetti.

"Son 5 yılda 455 girişim sermayesi fonu, Türkiye'de 2,3 milyar dolar kaynak toplamıştır"

Mart ayında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Cumhurbaşkanlığı teşkilatında bazı hizmetlerde etkinliğin artırılması amacıyla sadeleştirmeye gidildiğini hatırlatan Yılmaz, bu kapsamda Dijital Dönüşüm Ofisi, İnsan Kaynakları Ofisi ve Finans Ofisinin ilga edildiğini, Yatırım Ofisi, Finans Ofisinin bazı görevlerini devralarak Yatırım ve Finans Ofisi olarak yeniden teşkilatlandırıldığını söyledi.

Yılmaz, kamuda insan kaynağı yönetim modellemelerini hayata geçirme, insan kaynağının geliştirilmesini sağlamaya yönelik projeler geliştirme, yetenek gelişim faaliyetlerini yürütme, devlet teşkilatı içerisinde yer alan kurumları merkez, taşra ve yurt dışı ayrımıyla elektronik ortamda tanımlama ve paylaşılmasına yönelik çalışmaları koordine etme gibi görevlerin Genel Sekreterliğin görevleri arasına dahil edildiğini anlattı.

Ülkenin girişimcilik ekosisteminin son 5 yılda büyük bir ivme yakalayarak bölgesel bir merkez olma yolunda güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Yılmaz, "2010-2020 arasında Türk girişimcilerine 815 milyon dolar yatırım yapılmışken, 2021 yılından bu yana toplam yatırım tutarı 5,6 milyar dolara ulaşmıştır. Yıllık ortalama 1 milyar dolar seviyesindeki bu hacim, ülkemizin küresel girişim sermayesi radarına açık şekilde girdiğini göstermektedir. 2024 yılında ülkemiz, erken aşama yatırımlarda Avrupa'da 12'nci, MENA bölgesinde 3'üncü sırada yer almıştır. Son 5 yılda 455 girişim sermayesi fonu, Türkiye'de 2,3 milyar dolar kaynak toplamıştır." diye konuştu.

"2025 yılının 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri yüzde 46 arttı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin çektiği uluslararası doğrudan yatırım (UDY) tutarının, 1973-2002 döneminde 15 milyar dolarken, 2003 yılından bugüne yaklaşık 284 milyar dolar olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2024 yılında küresel doğrudan yatırım akımlarında yüzde 11'lik bir düşüş yaşanmasına rağmen, ülkemize girişler bir önceki yıla kıyasla yüzde 9,7 artarak 11,7 milyar dolara ulaşmıştır. 2025 yılının 9 ayında uluslararası doğrudan yatırım girişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artışla 11,4 milyar dolara ulaşmış, son 12 ayda yani yıllıklandırılmış olarak ise 15,3 milyar dolar ile son dönemdeki en güçlü performansını ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından uluslararası düzeyde yürütülen yatırım destek ve tanıtım faaliyetleri çerçevesinde, 2024 yılının başından günümüze kadar ülkemizde toplam değeri 3 milyar dolar olan 47 yatırım projesi faaliyete geçmiştir. Ayrıca bu projelerle 12 bin 496 kişiye istihdam sağlanmıştır. Faaliyete geçen 47 yatırımın 38'i üretime, 2'si AR-GE merkezine, biri lojistik dağıtım merkezine ve 6'sı hizmet sektörlerine yöneliktir."

Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisinin (2024-2028), yeşil ve dijital dönüşümü merkeze alan, yüksek katma değerli ve nitelikli istihdam sağlayan yatırımların ülkeye çekilmesini önceliklendirdiğini dile getiren Yılmaz, UDY payını, 2028 itibarıyla yüzde 1,5 seviyesine taşımayı hedeflediklerini kaydetti.

Yılmaz, Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026 yılı bütçesi için 378 milyar 985 milyon lira ödenek öngörüldüğünü, bu tutarın yüzde 98,9'una tekabül eden 375 milyar 26 milyon lirasının yedek ödenek için ayrıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının devletin tanıtma siyasetinin ve tanıtma ile ilgili alanlarda Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek stratejilerin uygulanması amacıyla faaliyetlerini yürüttüğünü belirten Yılmaz, 2026 yılında İletişim Başkanlığının bütçesi için 7 milyar 564 milyon lira ödenek öngörüldüğünü aktardı.

"Milyonlarca mazluma ve ihtiyaç sahibine destek olundu"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanlığının 2024-2025 umre döneminde, 600 bine yakın vatandaşın umre ibadetini usulüne uygun ve en iyi şartlarda yerine getirmesine imkan sağladığını, Türkiye Diyanet Vakfı işbirliğiyle 149 ülkede insani ve sosyal yardım faaliyetlerinin sürdürüldüğünü ifade etti.

"Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş" temasıyla vekalet yoluyla son 2 yılda 1,6 milyon hisse kurban kesimi ve dağıtımı yapılarak milyonlarca mazluma ve ihtiyaç sahibine destek olunduğunu dile getiren Yılmaz, 2026 yılında Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi için 174 milyar 389 milyon lira ödenek öngörüldüğünü bildirdi.

Yılmaz, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının, tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşımada öncü bir kurum olma vizyonuyla çalışmalarını yürüttüğü ifade ederek, bu kapsamda, Topkapı Sarayı'nın dünyaca ünlü porselen koleksiyonunun, Darphane-i Amire yerleşkesinde "Porselen Müzesi" olarak sanatseverlerle buluşmaya hazırlandığını kaydetti.

Bu yılın sonuna kadar Topkapı Sarayında Seririyat Binaları, Hüsn-i Hat Müzesi ve Milli Saraylar Halı Müzesi (Marangozhane-Güzel Sanatlar) projelerinin tamamlanmasının beklendiğini anlatan Yılmaz, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının, 2024 yılında 9 milyona yakın ziyaretçiyi ağırlarken, bu yılın 9 ayında yaklaşık 6 milyon ziyaretçiye kapılarını açtığını söyledi.

Yılmaz, 2026 yılında Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı bütçesi için 4 milyar 85 milyon lira ödenek öngörüldüğünü dile getirdi.

"Sadece son iki yıllık süreçte yaklaşık 7 milyon belge dijital ortama aktarılmıştır"

Devlet Arşivleri Başkanlığının, tarihi belgelerin korunması, tasnifi ve araştırmacıların hizmetine sunulması ile milli arşiv politikasının uygulanmasını sağlamak üzere çalışmalarını yürüttüğünü belirten Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Devlet Arşivleri Başkanlığının belge muhafaza eden bir kurum olmaktan çıkıp milli arşiv politikasını belirleyen, kamu kurumlarıyla işbirliği içinde tarihi belgeleri koruyan, tasnif eden ve araştırmacıların erişimine sunan stratejik bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan 6 asırlık belge hazinesinin sadece Türkiye'nin değil, Osmanlı coğrafyasında yer alan 40'tan fazla ülkenin de tarihine ışık tuttuğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Dijital çağın gereklilikleri doğrultusunda arşivlerimizin elektronik ortama aktarılması yönünde büyük mesafeler katedilmiştir. Sadece son iki yıllık süreçte yaklaşık 7 milyon belge dijital ortama aktarılmıştır. 'Belgeler Evimizde' projesiyle yaklaşık 1 milyon 700 bin dijital belge, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılara ulaştırılmıştır. Eğitim ve farkındalık faaliyetleri kapsamında Devlet Arşivleri Başkanlığı tarafından 'Belge Temelli Tarih Eğitimi Projesi' yürütülmektedir. Başkanlık, ayrıca mesleki gelişim ve paylaşım için uluslararası işbirliği faaliyetlerine büyük önem vermektedir. Bu bağlamda, bugüne kadar 76 ülke ile arşivler arası işbirliği protokolü imzalamıştır. Devlet Arşivleri Başkanlığının 2024 yılı kesin hesap gideri 773 milyon lira olmuştur. 2025 yılı bütçesi için Devlet Arşivleri Başkanlığına 1 milyar 218 milyon lira ödenek tahsisi yapılmıştır. 2026 yılında Devlet Arşivleri Başkanlığı bütçesi için 1 milyar 533 milyon lira ödenek öngörülmektedir."

"KIZILELMA dünya havacılık tarihinde bir ilke imza attı"

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının, ülkenin savunma kapasitesini yerli ve milli imkanlarla güçlendirmek, stratejik teknolojilerde bağımsızlığı pekiştirmek ve güvenlik kurumlarının ihtiyaç duyduğu modern sistemleri en yüksek standartlarda karşılamak üzere faaliyetlerini yürüttüğüne dikkati çekti.

Bayraktar KIZILELMA'nın havacılık tarihinde görüş ötesi hava-hava füzesi kullanarak jet motorlu bir hava hedefini vuran ilk insansız savaş uçağı olduğunu anımsatan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bayraktar KIZILELMA görüş ötesi havadan havaya füzeyle hedefini vurarak, dünya havacılık tarihinde bir ilke imza attı. 2002 yılında, 56 firma ve 62 proje ile yürütülen, yaklaşık yüzde 80 dışa bağımlı savunma sanayii sektörü, günümüze gelindiğinde, 3 bin 500'den fazla firma ve 1400'ün üzerinde proje ile yüzde 82 yerlilik oranına ulaşmıştır. Ayrıca, savunma sanayiimiz, yaklaşık 100 bin kişiye ulaşan nitelikli istihdam olanağı ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlamaktadır. Ülkemiz İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen 3 ülkesinden birisidir. Elektronik harp alanında dünyada öncü olan ülkemiz, kendi savaş gemisini yapabilen 10 ülkeden biridir.

Savunma sanayii sektörümüz, güvenlik ve dış politikada bağımsızlık açısından önem arz ederken, aynı zamanda katma değeri yüksek ekonomik büyüme ve sosyal refaha katkısı bakımından ülkemiz için önde gelen sektörlerdendir. 2002 yılında sadece 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2024 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 30'luk artışla 7,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türk savunma ve havacılık sektörünün ihracat gelirleri 2025 yılının 9 aylık bölümünde 6 milyar dolara ulaşmıştır. Türk savunma sanayii bugün geldiğimiz noktada, savunma sanayii ürünlerinin ihracatında dünya çapında 11'inci sıraya kadar yükselme başarısı göstermiştir. İlk 100 Savunma Sanayii Kuruluşu listesinde bu sene de 5 Türk şirketi yer almıştır."

"Ülkemizin İHA alanındaki küresel konumu daha da pekişti"

Cevdet Yılmaz, savunma sanayisinde elde edilen yetkinliklerin sivil endüstrilere de aktarıldığını belirterek, "ASELSAN ve TÜRASAŞ işbirliğinde, Milli Elektrikli Tren Seti'nin üretimine başlanması ve demir yolu sinyalizasyon sistemleri ile hızlı tren alt sistemleri tedariki, kritik altyapılarda yerlileşmenin örneklerindendir." sözlerini sarf etti.

ASELSAN'ın tamamen milli imkanlarla geliştirdiği ilk "Kalp Akciğer Makinesi" ile sağlık sektörüne, ilk yerli "Tramvay Motoru ve Çekiş Sistemi Sözleşmesi" ile raylı sistemler sektörüne güçlü bir giriş yaptığına dikkati çeken Yılmaz, "Ülkemizin ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A, ilk test yayınını gerçekleştirmiş ve 42 derece doğu boylamındaki nihai görev yörüngesinde testlerini başarıyla tamamlamıştır. HÜRKUŞ-2'nin ilk test uçuşunu başarıyla tamamlaması ve HÜRJET'in 1.2 Mach hıza ulaşması, ülkemizin yeni nesil hava gücüne hazırlığının somut örnekleridir." ifadesini kullandı.

ATAK ve GÖKBEY helikopterlerinin Jandarma Genel Komutanlığı envanterine girmesiyle operasyonel kapasitenin daha da arttığını, Türkiye'nin hava platformlarında bağımsız üretim hedefinin güçlendiğini bildiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bayraktar TB3'ün MAM-T mühimmatıyla ilk atışında tam isabet sağlaması ve TCG Anadolu'ya yapay zeka desteğiyle gerçekleştirdiği tam otomatik kalkış-iniş testleri, insansız deniz-hava entegrasyonunda ulaştığımız seviyeyi göstermektedir. ANKA-III'ün TOLUN mühimmatıyla başarılı atış testi, Aksungur'un yerli motor ve alt sistemlerle 40 bin feete ulaşması ve yapay zeka destekli TB2T'nin kendi sınıfında irtifa rekoru kırması, ülkemizin insansız hava araçlarında teknoloji derinliğini genişletmiştir. KIZILELMA'nın manevra ve mühimmat entegrasyon testleriyle muharip yeteneğini güçlendirmesi, AKINCI ve ANKA'nın farklı mühimmatlarla gerçekleştirdiği başarılı atışlarla birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizin İHA alanındaki küresel konumunun daha da pekiştiği görülmektedir. Havadan havaya görüş ötesi füzesi GÖKDOĞAN, atış testinde hedef uçağı tam isabetle vurmuştur. Ayrıca, ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE ortaklığındaki Gözde Güdüm Kiti'nin F16'dan yapılan hızlı hedefe atış testi ve ROKETSAN'ın Kara ATMACA'sının en uzun menzilli uçuş rekorunu kırması, akıllı mühimmat kabiliyetlerimizi kanıtlamaktadır."

"Çelik Kubbe projesi aktif edilmiştir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında 6 Ağustos 2024'te toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde, "Çelik Kubbe" projesinin de yer aldığı, Türkiye'nin yerli ve milli katmanlı hava savunma yeteneğini güçlendirecek stratejik kararların alındığını anımsatan Yılmaz, "Bu kararlar, farklı algılayıcı ve silah sistemlerinden oluşan tüm yerli hava savunma sistemlerimizi, füze, radar, komuta kontrol, bütünleşik bir ağ yapısında birleştirecek bir 'Sistemler Sistemi' mimarisi kurulmasını öngörmektedir. Yapay zeka ile desteklenen bu ağ yapısı, ortak hava resmini gerçek zamanlı olarak oluşturacak ve operasyon merkezlerine en doğru kararı aldıracak bilgiyi anlık iletecektir. Bu kapsamda 'Çelik Kubbe' projesi, 2025 yılında resmi olarak aktif edilmiş, ilk olarak toplam 47 araçtan oluşan Çelik Kubbe sistemleri Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle düzenlenen törenle Silahlı Kuvvetlerimize teslim edilmiştir." diye konuştu.

Savunma Sanayii Başkanlığının 2024 yılı kesin hesap giderinin 1 milyar 2 milyon lira olduğunu aktaran Yılmaz, "2025 yılı bütçesi için Savunma Sanayii Başkanlığına 1 milyar 138 milyon lira ödenek tahsisi yapılmıştır. 2026 yılında Savunma Sanayii Başkanlığı bütçesi için 1 milyar 547 milyon lira ödenek öngörülmektedir. Başkanlık için az önce ifade ettiğim ödenek, sadece idareye tahsis edilen ödenektir. Uygulamada Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelere, Savunma Sanayii Destekleme Fonu'ndan kaynak aktarılmakta olup, söz konusu fona 2024 yılında aktarılan vergi payı yaklaşık 153,5 milyar liradır. Ayrıca, savunma sanayii projelerimiz için önümüzdeki dönemde alternatif finansman kaynakları oluşturulması noktasında çalışmalarımızı devam ettiriyoruz." dedi.

"FETÖ'nün yurt içindeki hareket alanı azaltılmıştır"

Yılmaz, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), Türkiye'nin güvenliğini hedef alan risk ve tehditleri tespit ve analiz etme ile devlet politikalarının şekillenmesine katkı sunacak istihbaratı üretme faaliyetlerini kesintisiz yerine getirdiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

"Köklü devlet geleneğimizin kilit unsurlarından biri olan MİT, terörle mücadele, dış istihbarat, istihbarata karşı koyma, teknik ve siber istihbarat alanlarında ürettiği bilginin Devlet politikasına dönüşebilecek kalitede ve öngörüde olmasını esas almaktadır. Teşkilat, uzun yıllardır PKK, FETÖ, DEAŞ, El Kaide ve DHKP/C gibi farklı ideolojilere ve dış desteğe sahip terör örgütleriyle eş zamanlı olarak mücadele etmekte olup, gelinen noktada terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi yönünde izlenen devlet politikasında önemli ve kritik görevler üstlenmektedir.

FETÖ'nün yurt içindeki hareket alanı, MİT'in güvenlik kurumlarıyla yürüttüğü müşterek başarılı çalışmalara bağlı olarak azaltılmıştır. Ayrıca MİT, dost ve kardeş ülkelere verdiği eğitimlerle tecrübe aktarımı da gerçekleştirmektedir. Yapay zekadan siber güvenliğe kadar teknik istihbaratı çok geniş bir perspektifle ele alan MİT, devletimizin sunduğu imkanlar nispetinde teknolojiden azami düzeyde faydalanarak teknik istihbarat ihtisas alanlarını gün geçtikçe çeşitlendirmekte ve geliştirmektedir. 2024 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının kesin hesap gideri 23 milyar 927 milyon lira olmuştur. 2025 yılı bütçesi için Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına 28 milyar 896 milyon lira ödenek tahsisi yapılmıştır. 2026 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı bütçesi için 39 milyar 496 milyon lira ödenek öngörülmektedir."

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin, milli güvenliğin sağlanması ve milli hedeflere ulaşılması amacıyla iç ve dış güvenlik ile savunma siyasetine ilişkin hareket tarzlarına ait esasları kapsayan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ni hazırladığını anımsatan Yılmaz, "Belge, 2025 yılında küresel ve bölgesel ölçekte meydana gelen gelişmeler doğrultusunda günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde güncellenmiştir. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, yakın coğrafyamızda ve küresel ölçekte, güvenlik alanında yaşanan gelişmeler doğrultusunda, milli güvenlik meselelerine yönelik çok yönlü analiz çalışmalarına devam etmekte, uluslararası faaliyetler kapsamında ikili ve çok taraflı temaslarını yoğun şekilde sürdürmektedir. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2024 yılı kesin hesap gideri 261 milyon lira olmuştur. 2025 yılı bütçesi için Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'ne 381 milyon lira ödenek tahsisi yapılmıştır. 2026 yılında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesi için 590 milyon lira ödenek öngörülmektedir." diye konuştu.

"Kıbrıs Türkü'nün refahı için çalışmaya devam edeceğiz"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kalkınmasına destek olmayı tarihi bir sorumluluk ve milli davalarının bir parçası olarak gördüklerini dile getiren Yılmaz, "Bu çerçevede, Kıbrıs meselesinin adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması ayrıca Kıbrıs Türkü'nün özden gelen hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün uluslararası toplum tarafından tescil edilmesine ilişkin çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadesini kullandı.

İki ülke arasındaki ilişkilerin en somut çıktısının her yıl imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmaları olduğunu belirten Yılmaz, "2025 yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması, yaklaşık 21 milyar liralık kaynağıyla ülkemiz ve KKTC arasında şimdiye kadar imzalanan en geniş mali imkanlara sahip iş birliği belgesidir. Önümüzdeki dönemde KKTC'nin altyapısına verilen desteğin yanı sıra kadın girişimciler, genç girişimciler başta olmak üzere üreticilere, çiftçilere, kırsal ve bölgesel kalkınma desteklerine öncelik vereceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla ve KKTC makamları ile yakın istişare içinde, KKTC'nin her alanda daha da gelişerek güçlenmesi, insanlık dışı izolasyonların ortadan kalkması ve Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin refahı için çalışmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

"1434 soru önergesinin yüzde 89'una yanıt verildi"

Meclis'in bilgi edinme ve denetim mekanizmaları arasında yer alan yazılı soru önergelerine de gereken özeni göstermeye devam ettiklerini aktaran Yılmaz, "Bu çerçevede, tarafıma tevcih edilen 1434 soru önergesinin yüzde 89'una yanıt verilmiştir. Önümüzdeki dönemde de milletvekillerimizin ilettiği tüm önergeler, aynı dikkat ve sorumluluk anlayışıyla cevaplandırılacaktır." dedi.

Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarının, Sayıştay Başkanlığınca hazırlanan idare denetim raporlarını dikkatle incelediğini ve raporlarda yer alan hususların gereğini hassasiyetle yerine getirdiğini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:

"Bu kapsamda, Sayıştay Başkanlığımıza, denetimler kapsamında idarelerimize sundukları yapıcı katkıları için teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanlığı, bağlı ve ilgili kuruluşlarıyla birlikte Cumhuriyetimizin asrı aşan kurumsal birikimini geleceğe taşıyan, Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçirilmesinde merkezi bir rol üstlenen yapıdır. Cumhurbaşkanlığımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu, tecrübeli ve dirayetli liderliği ile ülkemizin ihtiyaç duyduğu politika ve stratejilerin geliştirilmesi, uygulamaların takibi ve kurumlar arası etkin koordinasyonun sağlanması görevlerini kararlılıkla sürdürecektir."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz soruları yanıtladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İç cephemizi güçlendirme vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değildir. Gelişmeleri, Gazze'de yaşananları da Suriye'yi de başka alanları da hep birlikte görüyoruz. Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da Terörsüz Türkiye'nin son derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum." dedi.

Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Cumhurbaşkanlığı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların 2026 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmelerin ardından milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığının bütçesi ve harcamalarıyla ilgili eleştirilere yönelik Yılmaz, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti.

Yılmaz, "Rakamlar ortada. Bu ülkenin yönetim merkezi olan Cumhurbaşkanlığının bütçeden aldığı pay şu anda binde 1,1. Geçmişte bu işleri yapan iki tane kurum vardı. Bir Cumhurbaşkanlığı, bir Başbakanlık olarak. O dönemlerde bütçeden Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık ne kadar pay alıyormuş diye bakıyoruz, binde 3,2. Yani bugünkü Cumhurbaşkanlığının harcaması, bütçe içindeki oranı, geçmişteki Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığının oranının neredeyse üçte biri nispetinde. Üstelik bu giderlerin, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yüzde 41'i diğer kurumlara transferlerden oluşuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türk askerinin, dünyanın birçok yerinde görev yaptığına işaret eden Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığı bütçesinden buralara transfer yapıyoruz. Acil destek giderlerine transfer ediliyor." diye konuştu.

2026 yılı bütçesinde bütün genel idareler için artış oranının yüzde 28,38 olduğunu anlatan Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artış oranı ise 25,7. Yani genel artış oranının altında bir oranda artmış Cumhurbaşkanlığı bütçemiz, üstünde artmamış." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, öte yandan NATO Zirvesi'nin gelecek sene Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılacağına dikkati çekerek, 10 bin kişinin katılacağı bu Zirve'ye rağmen söz konusu bütçede çok fazla bir artış görülmediğine işaret etti.

Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığında elbette yapılan işin niteliğine bağlı olarak harcamalar yapılmaktadır ama bir taraftan da son derece titiz bir yaklaşım olduğunu, genel sekreterliğimizin, diğer bütün birimlerimizin israftan kaçınan, tasarrufu öngören bir yaklaşımla bütçemizi yönettiklerini çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bir tane örnek vereyim: yasal hakkı olduğu halde çalışanlar veya danışmanlar, Cumhurbaşkanımız bir ziyarete gittiğinde hiç kimse yolluk almıyor. Hiçbir çalışana Cumhurbaşkanlığı yurt dışında yolluk vermiyor." şeklinde konuştu.

Bir milletvekilinin "Uçak kaldırıyor" şeklinde laf atması üzerine Yılmaz, "Elbette uçak kalkacak, başka nasıl gidebilirler? Ama burada bir yolluk ödenmiyor, onu söylemeye çalışıyorum. Yasal anlamda aslında ödenme imkanı da var ama bunun dışında bir harcama yapılmıyor. Yani Cumhurbaşkanlığımızın bu konularda oldukça hassas olduğunu söyleyebilirim." dedi.

"Abartılı, çok yüksek bir harcama söz konusu değil"

Örtülü ödeneğe ilişkin yorumlar yapıldığını hatırlatan Yılmaz, örtülü ödenekle ilgili "bütçenin başlangıç ödeneğinin binde 5'ini geçemez" şeklinde kanuni bir düzenleme bulunduğunu anımsattı.

Yılmaz, "Gerçekleşme ise 2024 yılında on binde 5'i, 2025 yılında on binde 3'ü. Yani yasal sınırın, üst limitin onda biri, hatta onda birinin de altında bir seviyede harcama söz konusu. Öyle abartılı, çok yüksek bir harcama söz konusu değil. Tabii ki gerekli olduğu zaman da kullanılan bir kaynak." diye konuştu.

Bütçe başlangıç ödeneğinin yüzde 10'u kadar idarenin kurumlar arası aktarma yapma imkanının olduğuna da dikkati çeken Yılmaz, "2025 yılında 1 trilyon 461 milyar limit varken bugüne kadar 475 milyar kullanılmış. Başlangıç ödeneğine oranla yüzde 3,3. Yani bu kurumlar arası aktarmalar da öyle abartıldığı ölçüde değil. Kaldı ki bu bir yasal mekanizma ve teknik anlamda da anlamlı bir mekanizma. Bir kuruma başlangıç ödeneği koyarsınız ama şu veya bu sebeple harcama yapamamıştır, ihalesi iptal olmuştur, teknik bir zorluk çıkmıştır, başka bir sebeple o para harcanamamıştır. Bunu daha fazla para harcayacak bir kuruma aktarmaktan daha doğal bir şey olamaz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, "Yıl başında ne dediysek yıl sonunda da hiç değişmesin" yaklaşımının doğru olmadığını dile getirdi.

"(Vergi harcamaları) Olabildiğince azaltmaya, miktarını düşürmeye çalışıyoruz"

Vergi harcamalarıyla ilgili eleştirilere değinen Yılmaz, vergi harcamalarını giderek azaltmaya çalıştıklarını vurguladı. Yılmaz, "Olabildiğince azaltmaya, miktarını düşürmeye çalışıyoruz." dedi.

2025'te vergi harcamalarının milli gelire oranının 5,1 olduğunu ifade eden Yılmaz, "2026'da bunu 4,7'ye düşürüyoruz. Program dönemi sonunda da 4,1'i hedefliyoruz. Yani giderek bunun oranını da düşürme gayreti içindeyiz ama bunların birçoğu sosyal boyutu olan harcamalar. Bir kısmı da teşvik politikalarımızdan, belli yatırımları, istihdam için, katma değer için desteklediğimiz yatırımları cezbetmeye dönük istisnalar. Yoksa keyfi anlamda, hani 'şu şirkete şunu verelim, bundan şunu istisna kılalım' diye bir şey söz konusu değil." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, gelecek dönemlerde hangi teşvik belgeleri olursa olsun şirketlerin artık en azından yüzde 10 vergi ödeyeceğini veya yabancı bir uluslararası şirketin de yüzde 15 kurumlar vergisi ödeyeceğini söyledi.

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi iyileştirmelere açık bir sistemdir"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili eleştirilere ilişkin Yılmaz, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni değerlendirirken önceki dönemlerdeki dünya ve Türkiye şartlarıyla son 5 yıldaki dünya, bölge, Türkiye şartlarını birbirinden iyi ayırt etmemiz lazım. Son 5 yılda dünyada, bölgemizde ve ülkemizde çok önemli gelişmeler oldu. Bir defa pandemi diye bir hadise yaşadı bütün dünya. 15 Temmuz yaşandı. Üstüne tarihimizin en büyük afetini yaşadık. Bölgemizde savaşlar yaşadık. Bütün bunlar hiç olmamış gibi sadece yönetim sistemini eleştirmeyin anlamında söylemiyorum ama önce bu değişimleri bir görün. Ondan sonra bunların etkilerini bir ölçelim de ondan sonra yönetim sistemini tartışalım. Tam aksine ben şunun altını çizmek istiyorum: iyi ki böyle bir sisteme geçmişiz çünkü dünyanın gidişatı, risklerin arttığı, belirsizliklerin arttığı bir yöne doğru. Siyasette de ekonomide de jeopolitik anlamda da dünyada risklerin arttığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Eskisinden de daha önemli şu anda istikrar. Pandemiyi yönetmeniz için de önemli, bölgesel çatışmalarda ülkemizin istikrarını korumak açısından da, küresel rekabet ortamında ülkemizin bekasını, uzun vadeli geleceğini korumak açısından da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin eskisinden de daha önemli hale geldiğine inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sistemi getirirken şartlara göre değişime açık bir yapı olduğunu söylediklerini hatırlattı. İyileştirmeye dönük değişimlerin her zaman için mümkün olduğunun altını çizen Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de elbette ki bu iyileştirmelere, gelişmelere açık bir sistemdir. Buna biz de buna kafa yoruyoruz." dedi.

"Bu konularda 'hem sistemi, yönetim sistemini iyileştirelim' diyorsunuz hem de 'anayasayı tartışmayız' diyorsunuz." ifadelerini kullanan Yılmaz, "Ana muhalefete söylüyorum, 'anayasayı konuşmayız ama bu yönetim sistemi değişsin' diyorsunuz. Ben de buradan bir çağrı yapıyorum: Anayasa bütün partilerin seçim beyannamelerinde taahhütleri arasında var. Bu Meclisin görevi ama her partinin de bu konuda mutfağını çalıştırması, bir hazırlık yapması, sonra oturup bunları müzakere etmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, bir milletvekilinin "4 madde dahil mi?" sorusu üzerine de "4 madde dahil değil. Onu zaten Cumhurbaşkanımız söyledi." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret konularının dile getirildiğini hatırlatan Yılmaz, bununla ilgili kanuni bir çerçeve olduğunu, Cumhurbaşkanı'nın tercihi olmadığını vurguladı. İnsanın, yaratılmışların en şereflisi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Hiç kimsenin bir başkasına hakaret etmeye hakkı yok, bir başkasına küfretmeye hakkı yok." diye konuştu.

Yargının bu süreçleri başlattığını, bir kısmının beraat ettiğini bir kısmının ceza aldığını dile getiren Yılmaz, bunun fikir beyanından dolayı olmadığını, hakaret nedeniyle olduğunu söyledi.

"İç cephemizi güçlendirme vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değildir"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soru ve eleştirilere işaret ederek, bu sürecin, Türkiye'yi terörden kurtarmayı, ikinci aşamasında ise "terörsüz bölge"yi hedeflediğini belirtti. Yılmaz, bölgenin daha huzurlu olması ve terörden kurtarılması meselesinin Türkiye’nin devlet politikası ve stratejik bir hedefi olduğunu vurguladı.

Yılmaz, bunu yaparken, ülkenin üniter yapısını, milli birliğini hiçbir şekilde tartışma konusu yapmadıklarının altını çizerek, "Terörün olmadığı, eşit vatandaşlığın yaşandığı şartlarda demokratik siyasetin de kalkınmanın da güçleneceğine yürekten inanıyoruz. Terörün, şiddetin, çatışmanın, bu kavgaların olmadığı ortam aynı zamanda demokrasinin gelişmesi, demokratik standartların yükselmesi, yine boş yere kaynakların birtakım yerlere atılmayıp kalkınmaya, sosyal hedeflere, insani hedeflere yönlendirilmesi açısından da son derece faydalıdır." ifadelerini kullandı.

Bölge üzerinde hesaplar yapan çok önemli güçler bulunduğunu, ciddi birtakım çatışmalar yaşandığını ve bir değişim sürecinden geçildiğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla bu iç cephemizi güçlendirme vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değildir. Gelişmeleri, Gazze'de yaşananları da, Suriye'yi de, başka alanları da hep birlikte görüyoruz. Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da Terörsüz Türkiye’nin son derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum. Bu çerçevede bazı noktasal meseleler yaşanabilir. Zor bir süreç. Bu bütün süreçler kolay değil hakikaten. Ama büyük resme, büyük gidişata bakmamız lazım. Varsa noktasal eksiklikler onları da elbette gidermemiz, azaltmamız, bu yönde gayret sarf etmemiz lazım. Kullandığımız dile de bu anlamda gerçekten çok dikkat etmemiz lazım. Biz milletimizin, ülkemizin güçlenerek bu dönemden çıkmasını istiyoruz. Uzun vadeli geleceğimiz adına bunu çok önemli görüyoruz ve bu konuda da gerekli adımları atıyoruz. Meclisimizdeki komisyon da bu konuda çalışmalarını tamamlamak üzere, onun raporunu da hep birlikte bekliyoruz. Orada da İYİ Parti Grubu dışında, bütün grupların ortak bir çalışma sergilemesinin son derece kıymetli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum."

"Birçok şehirde çok yüksek kayıp-kaçak oranları var"

Yılmaz, Türkiye'nin su politikasına ilişkin soruya verdiği yanıtta, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) gelecek yıl kasım ayında Türkiye'de yapılacağını hatırlatarak, bundan dolayı gelecek dönemde yeşil dönüşümün çok daha iyi tartışılacağını, yeşil finanstan su meselesine ve enerjiye kadar bu konularda daha fazla kafa yorulacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla "Su Komisyonu" oluşturulduğunu ve komisyon başkanlığını yürüttüğünü anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:

"İki toplantı yaptık. Şu anda Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza da bir görev verdik. Onlar bütün bu çalışmaları sistematik bir yol haritasına, eylem planına dönüştürüyorlar. Sulama kanaletlerini kapalıya dönüştürmekten, bizim dönemde hep kapalı ama geçmişten kalanları kapalıya dönüştürmekten arıtılmış suyu kullanmaya, deniz suyundan tatlı su elde etmekten az su tüketen bitki deseni geliştirmeye kadar birçok tedbirler öngörüyoruz. DSİ de elbette barajlar yapacak ama orada şunu da ifade etmem lazım, birçok şehirde çok yüksek kayıp-kaçak oranları var. Şehir şebekelerimizde maalesef büyük kayıp-kaçaklar var su anlamında. DSİ istediği kadar su getirsin, şehir içindeki kayıp-kaçağı halledemezseniz o su yine boşa gidiyor. Dolayısıyla bütün belediyelerimizin de artık bunu önceliklendirip şehir içi kayıp kaçağı azaltması gerekiyor."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların 2026 yılı bütçesinin devlete, ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi.

Komisyonda, Cumhurbaşkanlığının yanı sıra Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026 yılı bütçeleri, 2024 yılı kesin hesapları ve Sayıştay raporları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Yatırım Ofisi Başkanlığı, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı, Finans Ofisi Başkanlığı ve İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığının Sayıştay raporları kabul edildi.

Komisyonda daha sonra 2026 Yılı Gelir Bütçesi ile 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kabul edildi

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların bütçelerinin kabul edilmesinin ardından Bütçe Kanun Teklifinin maddelerinin görüşmelerine geçildi.

15 maddeden oluşan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 7 maddeden oluşan 2024 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi de komisyonda kabul edildi.

Komisyonda, 2026 yılı bütçe kanun teklifinin maddeleri üzerinde görüşmeler sırasında sunulan 5 önerge oylanarak kabul edildi. Buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesine 50 milyar lira ödenek eklenerek, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin gider toplamı 18 trilyon 801 milyar 514 milyon 833 bin liraya yükseltildi.

Diğer önergeyle, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine bağlı işaretli cetvelin genel bütçenin gelirleri kısmında 2 trilyon 17 milyar 611 milyon 376 bin lira olan 2026 yılı beyana dayanan KDV tutarına 50 milyar lira eklenerek toplam tutar 2 trilyon 67 milyar 611 milyon 376 bin liraya çıkarıldı.

Komisyonda kabul edilen önerge doğrultusunda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifine bağlı işaretli cetvelde gösterilen 2026 yılı beyana dayanan KDV tutarına 50 milyar lira ilave edilerek 2026 yılı genel bütçe gelir tutarı 16 trilyon 82 milyar 32 milyon 487 bin lira olarak düzenlendi.

Diğer bir önergeye göre, 375 sayılı KHK'nin 1'inci maddesi çerçevesinde sürekli görevle yurt dışına atanan personelden kendilerine yurt dışında kamu kurum ve kuruluşlarınca kiralanan konutların tahsis edilmesi halinde alınacak kira bedelleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Dışişleri bakanlıklarınca tespit edilecek ülkeler dışında belirlenecek.

Komisyonda tüm partilerin oybirliğiyle kabul edilen önergeyle 375 sayılı KHK'ye ekli ilgili cetvelde yer alan kariyer meslek kadrolarında bulunanlar ve mali hakları mevzuatı uyarınca ilgili cetvelde yer alan kadrolar esas veya emsal alınarak belirlenenler ile bazı yöneticilerin mali haklarında düzenleme yapılması amaçlanıyor. Buna göre, üst düzey kamu görevlilerinin gösterge rakamları yükseltilecek. Bu kapsamda başkan, başkan yardımcısı, genel müdür, daire başkanı seviyesindeki görevlerde bulunanların tazminat ve ek ödeme göstergelerinde artış yapılacak. Bazı kamu kurumlarının üst düzey yöneticileri ile bazı kurulların üyeleri için öngörülen göstergeler artırılarak, aylıklarına yansıyacak ek ödemeler yükseltilecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının merkez teşkilatının 375 sayılı KHK'nin ilgili cetvellerinde bulunan kadrolarında yer alanlara, devlet memuru aylığının yüzde 200'ünü aşmayacak şekilde ek ödeme yapılacak.

"Bütçe, Genel Kurulda nihai karardan sonra yürürlüğe girecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, görüşmelerin tamamlanmasının ardından yaptığı konuşmada, 23 Ekim'de başlayan bütçe görüşmelerinin Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı bütçelerinin yanı sıra 17 bakanlığın, toplamda 228 kamu kurumunun bütçesi, 227 kamu kurumunun kesin hesabı ile 222 Sayıştay raporu üzerine 21 birleşim boyunca büyük bir özveriyle bir çalışma yapıldığını söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş'a teşekkür eden Yılmaz, Muş'un, önemli ve sorumluluk isteyen bir görevi başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da bütçe hazırlık sürecindeki güçlü liderliği ve sağladığı vizyon için şükranlarını sunan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz doğrultusunda Cumhur İttifakı çatısı altında destek veren siyasi partilere ve MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye yürekten teşekkür ediyorum. Başta Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere bütçe teklifinin hazırlanmasında ve müzakere süreçlerinde emeği geçen tüm bakanlıklarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, Sayıştay Başkanlığına, komisyon çalışmalarımız boyunca görev alan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum."

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 8'inci, AK Parti iktidarlarının 24'üncü, Türkiye Yüzyılı'nın da 3'üncü bütçesini yaptıklarına dikkati çekerek, "2026 yılı bütçesi, ülkemize, milletimize hayırlı olsun. Genel Kurulda nihai karardan sonra yürürlüğe girecek olan bütçemizin ülkemize bereketli olmasını, yapılan harcamaların 86 milyonun beklentilerine cevap vermesini temenni ediyorum." dedi.

"40 gün çalıştık, 21 birleşim 77 oturum ve 240 saat mesai yaptık"

Komisyon Başkanı Muş, vefat eden 26. ve 27. Dönem AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk'ün önceki dönemlerde komisyonda görev yaptığını anımsatarak, Öztürk'e Allah'tan rahmet diledi. Muş, "Hayat hiç kimseyi kırmaya değmiyor. Hepimiz bir yolculuk içerisindeyiz ve az olan ömürden daha az kalmış vaziyette. Bu açıdan komisyon üyelerimizden veya komisyon üyesi olmayan milletvekillerinden, katılanlardan belki söz talebini karşılayamadıklarımız olmuştur. Onlar da lütfen kusura bakmasınlar, belirli kurallar çerçevesinde bunu yürütmek zorundaydık." ifadelerini kullandı.

Komisyonda bütçe mesaisinin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın 23 Ekim'de bütçe sunuşuyla başladığını anımsatan Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maraton bugün tamamlandı. Yaklaşık 40 gün çalıştık, 21 birleşim 77 oturum ve 240 saat mesai yaptık. Geçen yılla aynı. Bu görüşmelerde komisyon üyeleri de dahil 271 milletvekilimizin toplam 1353 söz talebi olmuştur. 271 farklı milletvekili. Dolayısıyla Meclisin yüzde 46'sı komisyona gelip görüşlerini ifade etmiştir. Bu, ciddi bir oran. Burada kurallara uymasak bu oran aşağıya düşecek. Bu süreç içerisinde demokratik bir ortamı oluşturmaya gayret ettim. Olabildiğince milletvekillerinin söz taleplerinin karşılanmasına, sordukları soruların yazılı olarak bakanlıklardan, ilgili kurumlardan geri alınıp milletvekillerimize verilmesine gayret ettim. Özellikle denetim yetkilerini kullanırken herhangi bir kısıtlamaya sebebiyet verecek hiçbir şeye müsaade etmedim."

Bütçenin hayırlı olmasını dileyen Muş, özverili çalışmalarından dolayı komisyon üyelerine, bürokratlara ve çalışanlara teşekkür etti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.