Türkiye-AB Gümrük Birliği neden güncellenmeli?
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve modernize edilmesi, Türkiye ve AB arasında yeni bir güven ortamının tesis edilmesine ve ilişkilerin yeniden ivme kazanmasına olanak tanıyabilir.
İstanbul
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne katılımının yıl dönümü kapsamında Gümrük Birliği’nin mevcut yapısını ve güncellenmesi gereken yönleri AA Analiz için kaleme aldı.
***
1996'da yürürlüğe giren Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Gümrük Birliği, Türk ekonomisi için uzun vadeli kazanımlar sağlayan kritik bir işbirliği modeli olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin sanayi, ihracat ve küresel pazarlara entegrasyonunda önemli bir rol oynayan bu yapı, ekonomiye dinamizm, dayanıklılık ve rekabetçilik kazandırmış; Türkiye’nin üretim kapasitesini artırarak ihracatını çeşitlendirmesine imkan tanımıştır. 1996'da 33,2 milyar dolar olan Türkiye ve AB arasındaki ticaret hacmi 2023 itibarıyla 210,3 milyar dolara ulaşmıştır. Bu bağlamda, Türkiye’nin AB’ye ihracatı yaklaşık 9 kat, AB’nin Türkiye’ye ihracatı ise 5 kat artmıştır.
Gümrük Birliği, Türkiye’nin ihracat yapısında da dönüşümü tetiklemiştir. 1990’ların ortalarından 2000’lerin ortalarına kadar emek yoğun ve düşük teknolojili ürünlere dayanan ihracat, Gümrük Birliği sonrasında sermaye yoğun, orta-düşük ve orta-yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatına kaymıştır. Bu değişim, Türkiye’nin sanayi altyapısını güçlendirmiş, Avrupa ve küresel pazarlarla rekabet etme gücünü artırmıştır. Özellikle Avrupa ülkeleriyle ticaretin çeşitlenmesi, Türkiye’yi stratejik bir üretim ve lojistik merkezi haline getirmiştir.
Bu değişim, Türkiye-AB ticaretinde karşılıklı bir başarı hikayesi olarak değerlendirilmektedir. Ancak günümüzde Gümrük Birliği’nin sınırlılıkları giderek belirginleşmektedir.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Gümrük Birliği'nin sınırlılıkları
Türkiye henüz AB üyesi olmadığı için Gümrük Birliği karar alma ve politika oluşturma süreçlerine dahil olamamaktadır. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) Türkiye’nin uyum sağlaması gerekirken, Türkiye bu müzakere süreçlerine otomatik olarak dahil edilmemektedir. Bu durum, Güney Afrika, Meksika, Cezayir, Japonya, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerin ürünlerini AB üzerinden Türkiye pazarına sokabilmesine ve bu ülkelerin Türkiye ile müzakere masasına oturmamasına yol açmaktadır. Öte yandan, AB’nin son dönemde imzaladığı yeni nesil STA’lar tarım, yatırımlar, hizmetler, sosyal haklar, çevre ve kamu alımları gibi çok geniş konuları kapsarken, Türkiye-AB Gümrük Birliği yalnızca sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsamaktadır. Bu dar kapsam, Gümrük Birliği’nin günümüz ticaret dinamiklerine göre yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Türkiye, söz konusu bu dar kapsam durumunun genişletilmesini talep etmektedir.
Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin talepleri oldukça nettir. Birincisi, 10 yıldır müzakere edilen mutabakatın günümüz koşullarına uygun olarak modernize edilmesi; ikincisi, vize serbestisi sağlanana kadar yük taşıyan araç sürücüleri, iş insanları, öğrenciler ve akademisyenlerin vize engeline takılmaması; üçüncüsü ise AB’nin diğer ülkelerle yaptığı STA’lara Türkiye’nin de aynı koşullarda dahil edilmesi ve Türkiye’de üretilen malların Avrupa’da üretilmiş gibi kabul edilmesidir.
AB ne istiyor?
AB’nin sürece Türkiye’nin Rusya’ya yaptırımlara katılmaması ve tarım ürünlerinin yetiştirilme koşulları, Kıbrıs meselesi üzerine hassasiyeti gibi gerekçelerle şart koyması, Ankara'nın haklı taleplerini gölgeleme girişimi olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda bu durum AB’nin stratejik vizyon eksikliğini ortaya koymaktadır.
AB'nin Gümrük Birliği müzakerelerinin başlayabilmesi için öne sürdüğü temel şartlardan biri, mevcut Gümrük Birliği’nin tüm üye ülkelere eksiksiz uygulanmasıdır. Bu durum, teknik olarak Türkiye’nin limanlarını ve havaalanlarını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) açması anlamına gelmektedir. Yunanistan ve GKRY ise AB üyesi ülkeler olarak, Türkiye ile Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların sürdüğünü gerekçe göstererek, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelere başlanabilmesi için gerekli yetkinin verilmesi konusunda isteksiz bir tutum sergilemiştir.
Gümrük Birliği'nin modernizasyonu meselesi
Gümrük Birliği güncelleme sürecinde Türkiye kararlı ve proaktif bir duruş sergilemektedir.
2014'te Dünya Bankası'nın, Avrupa Komisyonu talebi doğrultusunda hazırladığı "AB-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirmesi" raporunda güncellemenin her iki tarafa ekonomik faydalar sağlayacağını vurgulamıştır. 2015'te taraflar, güncelleme müzakerelerine başlanacağını ortak açıklamayla duyurmuştur. Aralık 2016’da Avrupa Komisyonu, AB Konseyi’nden yetki talep etmesine rağmen siyasi gelişmeler süreci sekteye uğratmış ve yetki bugüne kadar verilmemiştir.
Modernizasyonun Türkiye-AB ilişkilerine sağlayacağı güven zeminine dair değerlendirme de kritik önem taşımaktadır. Haziran 2016’dan bu yana Türkiye-AB müzakere süreci fiilen durmuş, hiçbir fasıl açılmamıştır. Bu bağlamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve modernize edilmesi, Türkiye ve AB arasında yeni bir güven ortamının tesis edilmesine ve ilişkilerin yeniden ivme kazanmasına olanak tanıyabilir. Modernizasyon, yalnızca ekonomik kazanımlarla sınırlı kalmayıp, Türkiye-AB ilişkilerinde karşılıklı güven ve stratejik iş birliğini güçlendirecek bir araç olarak öne çıkmaktadır.
Güncellenmiş Gümrük Birliği, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumunu da güçlendirecektir. Avrupa ve dünya pazarlarında üretim ve lojistik süreçlerinin giderek daha entegre ve teknoloji odaklı hale gelmesi, Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesini ve lojistik altyapısını küresel değer zincirlerine etkin şekilde entegre etme imkanını artırmaktadır. Türkiye, modernizasyon sürecinde AB ile ticaret ilişkilerinde daha güçlü bir pazarlık pozisyonuna sahip olacak; üretim, yatırım ve lojistik alanlarında stratejik avantaj elde edecektir. Bu durum, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki görünürlüğünü ve etkinliğini artırarak ekonomik ve stratejik konumunu güçlendirecektir.
Gümrük Birliği Türkiye’ye ekonomik büyüme, sanayi gelişimi ve ihracat çeşitliliği sağlayan bir araç olarak değerini korumaktadır. Modernizasyon ve kapsamın genişletilmesi, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde güven ortamını güçlendirecek, ekonomik ve diplomatik kazanımlarını artıracak ve küresel rekabet gücünü yükseltecektir. Türkiye, sahip olduğu stratejik konum, güçlü sanayi altyapısı ve kararlı tutumu ile Gümrük Birliği’ni hem ulusal kalkınma hem de bölgesel ve küresel işbirliği açısından bir fırsat alanına dönüştürmeye hazırdır.
[Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
