Sanatçılar ve akademisyenler, "Sanattan Tevhide Çalıştayı"nda AA'ya değerlendirmelerde bulundu
Sanat ve akademi dünyasından birçok isim, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile İstanbul Medeniyet Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen "Sanattan Tevhide Çalıştayı"nda Anadolu Ajansına özel değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul
Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen çalıştayda "Sanat ve Kutsal", "Sanat ve Temsil", "Sanat ve Ta'lim" ile "Sanat ve Hayat" başlıkları kapsamında birçok tebliğ sunuldu.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Said Yüce, böyle bir çalıştay vesilesiyle "sanattan tevhide" kavramının ilk kez kullanıldığını belirterek, "Gerçekten önemli bir şey. Kainata baktığımız zaman mikro alemden makro aleme kadar, her şeyin, kainatın sahibi yüce Rabbimiz Cenabı Allah. Kainatta hiçbir şey tesadüfen değil. Tabiat olayı da değil." dedi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
"Çalıştayı, kainatın sahibini tanımayı, tanıdıktan sonra sevmeye ve sevdirmeye vesile olsun diye düzenledik"
Yüce, son 200, 300 yıldır Batı'dan gelen materyalist, pozitivist bir akımın olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu akımlara bir de bilim dili ambalajı geçirmişler. En basit bir şeyin bile bir sandalyenin, bir masanın, bir binanın, bir caminin, bir güzel bir yapının, her şeyin bir mimarı var. Nasıl bu kainat da kendi kendine olabilir? Sanat da insanoğlunun ilgilendiği, gönlünü, kalbini en yakın hissettiği gönlünde pencereler açan, edebiyattan musikiye ve resme temas ediyor. Ama bizim eksik kaldığımız şey varlıklarla, kainatla ve çevremizle ilişkilerimizde bunları yapanı bilmemek. Biyoloji, fizik ve kimya derslerinde anlatılan her şey doğru. Ama büyük bir eksik var. Bunları kim yapmış? Kimin eseri olduğu yok, yani fail yok."

Sanatçıların eserlerini, Cenabı Hakk'ın verdiği kabiliyetle yaptıklarını dile getiren Yüce, "Bütün sanatlar, mutlak surette en büyük sanatkara gitmesi lazım. En büyük sanatkar da nedir? Kainatı yapandır. Kainattaki bütün varlıkların, güzelliklerin üzerinde yaratıcının bir mührü var. İşte bu 'Sanattan Tevhide Çalıştayı'nı bu mührü göstermek, kainatın sahibini tanımak, tanıdıktan sonra sevmeye ve sevdirmeye vesile olsun diye düzenledik. Bu ilki oldu ve bütün sanat branşlarından çok değerli hocalarımız katıldı." diye konuştu.
Yüce, Cenabı Hakk ile olan tevhid bağının her zaman ve her konuda diri tutulması gerektiğinin altını çizerek, "Bir adımı bile biz onun verdiği kuvvetle atıyoruz, onun verdiği akılla düşünebiliyoruz, onun verdiği kudretle o sanatları icra edebiliyoruz. Asıl sanatkar kainatın sahibi. Onu tanımak en büyük marifettir. Onu tanımamak da yeryüzündeki en büyük cehalettir." ifadelerini kullandı.
Çalıştayın ikincisini ve üçüncüsünü de düzenleyeceklerini söyleyen Said Yüce, uluslararası boyutta da etkinliği organize etmek istediklerini sözlerine ekledi.
"Sanatımız tevhidi inanç ile nasıl bağlantı kurabilir diye düşündük"
Çalıştay Sekreteri ve hattat Mehmet Arif Vural, çalışayın ilk çıkış hikayesine dair, "Sanatımız ve tevhid inancı nasıl bağlantı kurabilir diye düşündük. 'Sadece geleneksel sanatlar olarak değil, bütün sanat dallarını tevhid yönüne nasıl kanalize edebiliriz?', 'Bunun felsefesini, bunun manifestosunu nasıl yazabiliriz?' diyerek yola çıktık." dedi.

Daha sonra arkadaşlar arasında yaptıkları çalışmanın büyük bir teveccüh gördüğünü ve büyük bir organizasyona dönüştüğünü aktaran Vural, katılım gösteren tüm sanatçılara, akademisyenlere teşekkür etti.
"Çalıştayı, kendi sanatımızı ihya ve inşa etmede çok kıymetli bir çalışma olarak görüyorum"
Türk müziği sanatçısı ve neyzen Ender Doğan, uzun yıllardır ihmal edilen bir hususta çalıştayın düzenlendiğine dikkati çekerek, "Böyle bir konu yeniden hatırlanıp, işin uzmanı kıymetli hocalarımızın katılımıyla ele alındı. Çalıştayı, inşallah yeniden kendi sanatımızı ihya ve inşa etmede büyük bir rolü olabilecek, ufuk ve yol açabilecek çok kıymetli bir çalışma olarak görüyorum." görüşlerini paylaştı.

Doğan, kültür sanat ve bilim sahasında kavramlarla ilgili pek çok eksiğin olduğunu belirterek, çalıştayın çıktıları bildiri halinde yayınlandıktan sonra pek çok konuya açıklık getireceğini ve çalıştaya katılan kişilere de yeni bir ufuk açtığını ifade etti.
"Böyle bir çalıştayda edindikleri şeyler, dinleyicilere çok şey katacak"
Akademisyen Deniz Ünal, böyle bir çalıştaya katılmaktan dolayı keyif aldığını dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu:
"Sanat gibi çok değerli bir kavramla, entelektüel insanlarla inancın değerlerin buluşması bizim için çok kıymetliydi ve bunu yaşamış olduk. İnsanların buna muhatap olması, bir dinleyici olması buradan bir şeyler alması çok değerli. Dinleyicinin standart bilinçten veya zihinsel formdan daha entelektüel, daha bilinçli bir formda düşünebilme yolunda mesafe kat ettiğine inanıyorum. İnsanların özellikle estetik duygulara, sanata, anlayışa çok ihtiyacı olduğu bir zaman diliminde böyle bir çalıştayda edindikleri şeyler onlara çok şey katacak. Bunların devam etmesini arzu ediyoruz."

"Bu buluşma, önümüzdeki zaman diliminde pek çok şeye imkan sağlayacak"
Hattat ve akademisyen Dr. Ömer Faruk Dere, çalıştayın bağımsız bir girişimin sonucu ortaya çıktığı bilgisini vererek, "Sanatın anlam boyutuyla alakalı farklı birimlerde, farklı kurumlarda çalışan insanların ya da bağımsız olarak sanat üreten sanatçıların bir araya geldiği, aslında aynı amaca hizmet edip ama birbirlerinden haberdar olmadıklarını fark ettiklerinde ortaya çıkan bir çalışma oldu. Bu buluşma, sanıyorum önümüzdeki zaman diliminde pek çok şeye imkan sağlayacak." dedi.

Dere, sanatın görünen, algılanan, bir de görünmeyen, manevi boyutta bir anlamı olduğunu vurgulayarak, "Bu her iki yönü de hayata ve hadiselere dokunma sürecini burada çeşitli toplantılarla dört ana başlık üzerinde ele aldık. İnşallah çalıştay hayırlara vesile olur." ifadesini kullandı.
"Sanat, bugünü ve geleceği belirler"
Küratör Mehmet Lütfi Şen, sanattaki durumun Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisi olduğunu vurgulayarak, "Sanat üzerine düşünmek çok değerli. O yüzden bu çalıştay da çok anlamlı. Sanatınız başat değilse, başat olanlar sizi belirler. Sanat, bugünü ve geleceği belirler. Mimar Sinan, Roma hala bizi belirliyor. Peki şu anda bizim neyimiz geleceği belirleyecek? Hangi sanatçı eserlerimizi belirleyecek? Sanatı yaygınlaştırmazsak kendimiz olamayız, başkalarına dönüşürüz. O yüzden sanat çok önemli. Sanatı daha çok konuşmamız, kafa yormamız ve sanatı yaygınlaştırmamız lazım." dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Altıntaş, sanata karşı farkındalığı arttırma amacıyla böyle bir çalıştayın faydalı olduğu yorumunu yaparak, şunları anlattı:
"Ülkemizde sanat yeteri kadar ilgi gören bir alan değil. Hele İslam sanatlarını konu alan çalışmalar neredeyse yok denilecek kadar az. O yüzden bu programı organize eden herkese ve katılımcılara çok teşekkür ediyorum. Sanat bizi insan kılan ve insan kalmamızı sağlayan ana unsurlardan bir tanesi. Duygu yönünü insanımızın eğer güçlü kılabilirsek, onları ayakta tutabiliriz. Kendi değerlerimizin üzerinden yükselen bir medeniyet inşasını gerçekleştirebiliriz. Aksi takdirde başka medeniyetlerin taşeronu haline geliriz ve bunu da çok fark etmeden yaparız. Ya sanatkar olmamız ya da sanatsever olmamız lazım. Bunun dışındaki bütün yollar, bizi zamanla köreltmeye ve insani vasıflarımızı kaybetmeye yol açacaktır. Bunun farkında olmamız lazım."

"Sanatın dili bir yerde dinin dilidir"
Prof. Dr. Turan Koç, çalıştayın İslam dünyasının şiddetle ihtiyaç duyduğu bir organizasyon olduğunu ve bu anlamda düzenleyenleri tebrik etti.

Bir Müslüman'ın kimliğini İslam, iman ve ihsanın oluşturduğuna dikkati çeken Koç, "Sanatın dili bir yerde dinin dilidir. Sanat olmadığı zaman din dilsiz kalır. Sanatı olmayan din, din değildir. Büyük dinlere baktığımız zaman bunlar sanatlarıyla, sesleriyle, çizgileriyle, renkleriyle, edalarıyla, halleriyle, başka insanlara ulaşırlar." diye konuştu.
Koç, şu anda dünyada Müslümanların hak ettiği yerde görünmediğini belirterek, "Bu tür sanat etkinliklerini gerçekleştirmemiz ve bu dünyadaki yerimizi almamız son derece önemli." ifadesini kullandı.
Hattat ve akademisyen Prof. Dr. Fatih Özkafa, böyle bir çalıştayın düzenlemesinin olumlu bir gelişme olduğuna işaret ederek, "Daha önce birçok çalıştay yapıldı ama bu konu ekseninde pek çalıştay yapılmadı. İnşallah bundan sonra da devamı gelir diye düşünüyoruz. Çünkü çok ilgi çekici başlıklar var. Alanında uzman kişilerin hem akademik hem sanatsal çalışma yapan hocaların burada bir araya gelip birikimlerini paylaşmaları son derece kıymetli. Bunların yayınlanması da inşallah faydalı olacaktır. Bunu organize eden kurum ve şahısları tebrik ediyorum. Tabii bu konular tek çalıştayda çözülecek bir şey değil. Konu çok kapsamlı." değerlendirmesinde bulundu.

İşaretçiler Sanat İnsiyatifi kurucusu Savaş Aktaş, çalıştaya çok ciddi bir katılım olduğunu aktararak, "Türkiye'nin her yerinden gelen profesörlerimiz, sanatçılarımız, bu işe gönül veren insanlarla bir aradaydık. Demek ki Türkiye'de buna ihtiyaç var. Bu tabii başlangıç ve devam edecek. Fakat bugünün bize kattığı en önemli şeylerden biri sanatın tevhitle olan buluşması ve bunun hayata taşınması. Sanat aslında zamanın içinde, hayatın her yerinde her an var ve bizim de bu anlamda çalıştayda bir mottomuz var, 'dünya bir müze, her şey ilahi bir sanat." açıklamasını yaptı.

"Bu tür çalıştaylar, hafızamızı geleceğe taşıma anlamında çok önemlidir"
Dr. Öğretim Üyesi Erkan Çiçek, sanatın bütün disiplinlerle ilişkili bir alan olduğunu altını çizerek, şunları söyledi:
"Böyle çalıştaylar çoğaltılmalı. Kültür ve sanat çok önemlidir. Kültürde toplumsal hafızanın önemi çok büyüktür. Kendi kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor. Dolayısıyla bu tür çalıştaylar, hafızamızı geleceğe taşıma anlamında çok önemlidir. Şimdiki gençlere, hafıza taşınamıyor. Modaya, trende uyup gidiyorlar ama bu çalıştaylar, üniversiteler bünyesinde de çoğaltılırsa umarım ki kültürümüzün aktarma noktasında önemli bir yere gitmiş oluruz."

İstanbul Medeniyet Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ünal Akyüz, çalıştayın içeriğinden bahsederek, "Bu çalıştayın önemli noktalarından birisi, eğitimde, kültürde sanata nasıl bakacağız. Fakat en önemli nokta, bunların yaratıcıyla olan bağlantısını kurmak amacıyla akademik bir bakış açısı geliştirmek. Sadece sanatı sanat için yapmakla, sanatı toplum için yapmak arasında Türkiye'de geniş bir tartışma yürüyor. Bu çalıştay bu tartışmaya hem açıklık getirmek hem de bu tartışmaya yeni bir vizyon katmak amacıyla düzenlendi." şeklinde konuştu.

