Gündem

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının yedinci duruşması başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın yedinci duruşması başladı.

Melike Gallenkuş Ayfar, Başak Akbulut Yazar  | 18.03.2026 - Güncelleme : 18.03.2026
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının yedinci duruşması başladı

İstanbul

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları da duruşmaya geldi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların birinci dereceden birer yakını da izleyici olarak duruşmada hazır bulundu.

Tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, duruşma başlamadan mahkeme başkanından 2-3 dakikalık süre isteyerek, söyleyecekleri olduğunu ifade etti.

Söz verilen İmamoğlu, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutlayarak, "Ramazan Bayramı'na gireceğiz. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede gözlemlediğim gerçekten yaşanan bir sıkıntı var. Örneğin, ailelerden sadece bir kişi içeri alınıyor. Sabah telefon hakkımı kullanarak haftada 10 dakika eşimle konuştum. Şimdi zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Buraya gelip gördükleri anda mutlu olanlar var, umudu büyüyenler var. Bu insanların bir kişi gibi bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum." dedi.

Ekrem İmamoğlu, bir diğer sıkıntının tutuklu sanıkların sadece 3 avukatının duruşmaya alınması olduğunu öne sürdü. Bu kısıtlamanın doğru olmadığını savunan İmamoğlu, avukatların duruşmayı dinlemek ve takip etmek istemesinin doğal olduğunu söyledi.

Dün İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın duruşma salonuna giremediğini aktaran İmamoğlu, "Sonradan birtakım müzakereler olmuş ama giremedi. Bir düşünün ki İBB'nin yöneticileri burada, Belediye Başkanı burada. Burayı izlemeye gelmek isteyen sadece Başkan Vekili, değil aynı zamanda genel sekreter yardımcıları da gelmek isteyebilir. Çünkü konuştuğunuz her meselenin muhatabı yöneticilerdir. Burada konuşulan her konu İBB'nin yöneticilerini ilgilendiriyor. Bu insanlar çete değil, ayıplı bir suçun peşinde koşan insanlar değil, liyakatli, itibarlı, geçmişi güçlü insanlar. Onların buraya gelme arzuları var." diye konuştu.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in duruşmaya girmesinin sanki bir lütufmuş gibi ikram edildiğini ileri süren İmamoğlu, şunları kaydetti:

"İl Başkanımızdan notlar alıyorum, avukatım aracılığıyla bana bilgiler iletiliyor. Büyük çabamız şu, jandarmamızla karşı karşıya gelmeyelim, dışarıda en ufak bir müdahaleye asla sebebiyet vermeyelim, özenli çalışalım ve herkes buraya medeni bir şekilde girebilsin. Taahhüt ediyoruz ki, sizin de işinizi kolay yapmanız ve zor durumdaki yargı müessesesinin hak ettiği itibarı elde edebilmesi adına herkes sorumluluk almaya hazır. Bunun adı CHP olsun, muhalif partiler olsun, İBB veya kurum-kuruluşlar olsun, inanınız ki herkes sorumluluk almaya hazır. Bu çerçevede bütünüyle taahhüt ediyoruz ki lütfen bunu bayramda iyi değerlendiriniz. İstirham ediyorum. Ailenizle otururken bile lütfen zihninizde olsun. Bu tür asimetrik sınırlamaların ne size ne heyetinize ne de buradaki insanların adil yargılanma süreçlerine en ufak bir katkısı yoktur. Bunu tersine dönüştürebileceğinizi umut ediyorum. Gerçekten insanların buna ihtiyacı var."

İmamoğlu, mahkemenin müzakere kapısını açık tutması gerektiğini savunarak, "Bu kapıyı açık tutarsanız çok daha makul, itibarlı ve medeni bir hat çizersiniz. Gerçekten kazanan yüce Türk yargısı olur, yüce Türk milleti olur. Biz naklen yayınları kabul ederken bu kısıtlamalara geldik, bu doğru bir evrilme değil. Bayrama giriyoruz. En güzel günler bu milletin her evladının olsun. Ama bazen öyle bir karar verirsiniz ki şuradan insanları serbest bırakır, evine yollarsınız, tutuksuz yargılanma hakkını tanırsınız ve tarih değişir. Bunu sadece size emanet ediyorum. Bu duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için teşekkür ederim." şeklinde konuştu.

Duruşma, Ağaç AŞ Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan tutuklu sanık Murat Or'un savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Sanıkların savunmaları alınıyor

Duruşmada, sanık avukatlarının duruşma planını sorması üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, duruşmaların pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri saat 10.00'da başlayıp 21.00-22.00'a kadar süreceğini bildirdi.

Duruşmada daha sonra İBB iştiraklerinden Ağaç AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Ali Sukas'ın özel kalemi Murat Or'un savunması alındı.

Sanık Or, kimya mühendisi olduğunu ve 2012 yılında Ağaç AŞ'nin peyzaj laboratuvarında çalışmaya başladığını, 2017 yılında dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş'a laboratuvarı ziyaretinde sunum yaptığını, akabinde dönemin Ağaç AŞ Genel Müdürü tarafından özel kalem olarak görevlendirildiğini söyledi.

Ali Sukas'ın 2019 seçimleri sonrasında genel müdür olduğunu aktaran Or, "Kendisiyle daha önce hiç tanışıklığım yoktu. Sınırlarımı ve üstlerime nasıl davranmam gerektiğini bilirim. Kendi alanım dışındaki hiçbir konuya burnumu sokmam, merak dahi etmem. Disiplinli ve dürüst olmam nedeniyle Ali Bey benimle çalışmaya devam etti." dedi.

Or, rüşvet konusunda adının yer almasından üzüntü duyduğunu ifade ederek, "Eşimle İslami hassasiyetimizden dolayı 1 lira dahi faize bulaşmadık. Kimseden Ali Sukas adına para talep etmedim, kimseden de para almadım. Görev sürecimde kurumda israf yapılmaması noktasında elimden geleni yaptım. Gizli tanıkların ve sanıkların üzerime attıkları iftiralarla ilgili iddia makamının da belirttiği gibi somut bir delil yoktur. Mal varlığımda bir artış yoktur. Faizsiz bir gayrimenkul sisteminden mal sahibi oldum, aylık 60 bin küsur lira taksitlerini şu an eşim ödüyor. Böyle bir sürecin içinde olsam kendime hiç mi menfaat sağlamam?" şeklinde savunma yaptı.

Sanık Sukas'ın müsait olmadığı zamanlarda ziyaretçilerini kendisinin misafir ettiğini anlatan Or, şunları kaydetti:

"Ziyaretçiler bazen numuneler bazen de kapalı paketler getirirdi. Getirdikleri ürünleri herkesin görebileceği yere bırakır, daha sonra Ali Bey'e teslim ederdim. İçinde ne olduğunu merak etmez ve açmazdım. Odamın kapısı her zaman açıktır. Para alışverişi gerçekleşecek olsa makam odasının girişinde herkesin görebileceği yerde mi yapılır? Sanıklar ve tanıkların, cezaevinden çıkmak veya hiç girmemek adına adımı kullandıklarını düşünüyorum. Hiçbir suça tanık olmadığım gibi sanık da olmamam gerektiğini düşünüyorum. Ali Sukas'a herhangi birinin para verdiğini görmedim. İfademde sorular üzerine bazı değerlendirmelerim olmuştur. Hakkımdaki iddiaları kolluk kuvvetlerinin soruları üzerine öğrendim."

Sanık Or, 2024 yılı ramazan ayında Ali Sukas'ın kendisine bir paket verip, bunu İSTAÇ Genel Müdürü, tutuksuz sanık Ziya Gökmen Togay'a teslim etmesini söylediğini aktararak, "Ramazan ayında insanlara yardım kartları verildiğini duymuştum. O poşeti elleyince içinde kartlar olduğunu anladım, o nedenle ifademde poşettekilerin kart olduğunu düşündüğümü söyledim." dedi.

Sanıklar Ali İhsan Mengir, Yücel Mengir ve Dinçer Kantar'ın ifadelerinde ağız birliği yaparak kendisine 500 bin TL para bıraktıklarını söylediklerini, bu durumun gerçeği yansıtmadığını iddia eden Or, "Bana, Ali Sukas'a verilmek üzere para teslim edilmediğini defalarca söyledim. Ali Sukas'tan bu yönde bir talimat almadım, kimseden de para almadım." savunmasını yaptı.

Sanık Or, savunmasında şunları söyledi:

"Randevulu veya randevusuz gelen her kişiyi bina girişindeki güvenlik haber verdiği için bilirim ama ne için geldiklerini bilemem. Gelenlere 'Ne getirdin, ne götürdün?' diye sormam. Dolayısıyla sanık Adem Yavuz'un 'Murat Or, beni elimde poşetle görünce içeride Ali Sukas'ın misafirinin olduğunu, konuyu bildiğini, parayı kendisine bırakabileceğimi söyledi.' ifadesi doğru değildir. Sanık Yavuz kendi menfaatine bir iş olmamışsa kin besleyen ve buna göre hareket eden biridir. Sürekli gelip randevu isterdi, her zaman bunu yapamadığım için bile bana kin beslerdi. Üzerime atılan bu iftiraları kabul etmiyorum, tahliye ve beraatimi istiyorum."

Or'un, savcılıkta verdiği ifadelerinin bazı bölümlerinin tutanağa farklı geçirildiğini iddia etmesi üzerine mahkeme başkanı, "İfadenizi verdikten sonra imzalamadan önce okumadınız mı?" diye sordu. Or, ilk kez ifade verdiği için olayın heyecanından bunu fark etmediğini söyledi.

Mahkeme başkanı Selçuk Aylan, ara vermeden önce, duruşmanın başında tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun, sanık yakınlarının duruşmaya alınması ve basın mensuplarının yerinin değiştirilmesine ilişkin talepleriyle ilgili konuştu.

Dışarıda bir tedbir uygulamadıklarını belirten Aylan, jandarmaya talimat verdiklerini, salonda yer olduğu takdirde sanık yakınlarının içeri alınacağını söyleyerek, "Medya konusunda arkadaşlar da sürekli görüşme talebinde bulunuyorlar. Haber yazacakları masa sağladık. Ses konusunda da gerekli desteği sağlayacağız. Yabancı temsilcilerle ilgili de her gün değerlendiriyoruz. Gelen talep olursa değerlendiririz." ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine diğer sanık yakınlarının da salondaki seyirci alanında bulunan boş koltuklara oturtulması sağlandı.

Daha sonra duruşmaya öğle arası verildi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.