Yeni yayımlanan belgeler Epstein'ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı
ABD'de milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin belgelerde yer alan iddialar, Epstein'ın İsrail istihbaratıyla bağlantılı olabileceği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ankara
Epstein'a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
- 3 milyon yeni Epstein belgesi yayımlandı
- Epstein dosyasında yeni belgeler: Tepkiler, istifalar ve yalanlamalar
- Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein'den bağış toplamak için yardım istemiş
Dosyalarda yer alan gizli muhbir beyanına dayalı, Ekim 2020 tarihli ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) raporunda, Epstein'ın İsrail istihbaratı Mossad ile bağlantılı olabileceğine ilişkin iddialar dikkati çekti.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Muhbir, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Alan Dershowitz'in, varlıklı ailelerin çocukları üzerinde etkili olduğunu, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner'ın da Dershowitz'in öğrencileri arasında bulunduğunu öne sürdü.
Dershowitz'in İsrail istihbaratıyla bağlantılı olduğu kanaatine vardığını aktaran muhbir, Dershowitz'in, dönemin Florida Güney Bölgesi Savcısı Alex Acosta'ya, Epstein'ın hem ABD hem de müttefik ülke istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunu söylediğini iddia etti.
Dershowitz ile Epstein arasındaki telefon görüşmelerine tanıklık ettiğini belirten muhbir, bu görüşmelerin ardından İsrail istihbaratının Dershowitz ile temasa geçerek bilgi aldığını öne sürdü.
Epstein'ın, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile yakın olduğu ve onun döneminde istihbarat faaliyetleriyle bağlantılı şekilde yetiştirildiği yönünde iddialarda bulunan muhbir, tüm bu bilgiler ışığında Epstein'ın Mossad tarafından yönlendirilen bir ajan olduğu kanaatine vardığını kaydetti.
Muhbir, Trump'ın ilk başkanlık döneminde İsrail tarafından etki altına alındığını, damadı Kushner'ın ise Başkan'ın karar alma süreçlerinde belirleyici rol oynadığını öne sürdü.
Epstein ve Barak mesajlarındaki "Mossad" atfı
Dosyalarda, Epstein ve eski İsrail Başbakanı Barak'ın birçok konuşması yer alırken, ikilinin konuşmalarında iki farklı zamanda Mossad'a atıfta bulunulduğu görüldü.
Dosyaya göre, Epstein, 17 Aralık 2018'de yolladığı e-postada, Barak'a "Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin. :)" dedi.
Epstein, 9 Kasım 2017 tarihli e-postada ise Barak'a "Boies, eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar yapmak için bulmasına yardım etmeni istedi mi? Bu konu basında çok yer alıyor." ifadesini kullandı.
Öte yandan, Barak cevabında bu konuya ilişkin bir ifade kullanmayarak Epstein'dan kendisini aramasını istedi.
"Belgeler Trump'a yönelik şantaj niteliği taşıyor" iddiası
Epstein dosyalarının bir bölümünün daha kamuoyuna sunulmasının ardından sosyal medyada bazı kullanıcılar, Epstein dosyalarının zamanlamasına dikkati çekerek, bunu Trump'ın İran politikasıyla ilişkilendirdi.
Belgelerin, Trump'a yönelik hem uyarı hem de mesaj niteliği taşıdığı ve "siyasi baskı aracı" olarak kullanıldığı öne sürülen paylaşımlarda, Trump'ın İran'a yönelik askeri adım atmaması durumunda daha fazla belgenin kamuoyuna sızdırılabileceği iddia edildi.
Hristiyan nasyonalist aktivist ve podcast sunucusu Nick Fuentes, programında, Epstein dosyalarının "Trump'ın başının üzerinde bir hançer gibi asılı durduğunu" söyledi.
Fuentes, "Epstein dosyaları bugün yayımlanıyor. İran ile ikinci savaşımız için hazırız. Ne tesadüf. Yani Trump bizi İran'la savaşa sokmazsa hançer iner. Trump, İsrail lobisiyle veya milyarderlerle işbirliği yapmazsa hançer iner." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya platformlarındaki birçok kullanıcı da dosyaların yayımlanma zamanına ilişkin olarak, "Mossad, Tel Aviv'deki bir kasada Trump'ın çocuklara tecavüz ettiğini gösteren kasetler tutuyor ve onu ellerinde tutuyorlar." ve "Bu kasetlerin yayımlanması, Trump'ı İran'a savaş açmaya zorlamak içindi, aksi takdirde kasetleri yayımlayacaklardı." gibi iddialarda bulundu.
ABD'li milyarder Epstein, eski MI6 ve Mossad mensupları yardımıyla Libya'nın varlıklarına göz dikmiş
ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’a ilişkin belgeler, Epstein ve çevresinin, İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 ile İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’ın eski mensuplarıyla birlikte, Libya’nın yeniden inşasına yardımcı olma bahanesiyle Libyalı yetkililerden haraç almak ve devlet varlıklarına el koymak yönünde planları görüştüklerini ortaya koyuyor.
Epstein'a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
Dosyalarda yer alan, Epstein'e gönderilen Temmuz 2011 tarihli bir e-posta'da, Epstein ve çevresinin, Libya'daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.
Söz konusu e-postada, Libya'ya ait olduğu belirtilen ve uluslararası alanda dondurulmuş yaklaşık 80 milyar dolarlık fonun bulunduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD'de yer aldığı ifadesi bulunuyor.
E-postada, "Libya'ya ait çalınmış ve zimmete geçirilmiş" varlıkların gerçek tutarının bu miktarın üç ila dört katı olabileceği tahmininde bulunularak, söz konusu paraların küçük bir bölümünün dahi tespit edilip geri alınmasının "milyarlarca dolarlık kazanç" anlamına geleceğinin vurgulandığı görülüyor.
Libya'nın yeniden inşası ve ekonomisinin canlandırılması için gelecekte en az 100 milyar dolarlık harcama planlandığı belirtilen e-postada, bu sürecin "daha büyük bir fırsat" sunduğu ifadesi yer alıyor.
E-postada, Libya'nın kişi başına düşen nüfus, enerji rezervleri ve okuryazarlık oranları açısından zengin bir ülke olduğuna, bu durumun finansal ve hukuki girişimler açısından avantaj sağladığına dikkat çekiliyor.
Yazışmada, bazı uluslararası hukuk firmalarıyla bu konuda "başarı ücreti" esasına dayalı çalışmalar konusunda görüşmeler yapıldığı aktarılarak, daha önce MI6 ve Mossad'da görev yapmış bazı kişilerin, Libya'ya ait olduğu iddia edilen varlıkların tespiti ve geri kazanılması sürecine destek vermeye istekli olduğu ifadeleri yer alıyor.
E-postada, bu sürece erken dahil olunması halinde bunun "önemli bir fırsat" olacağı vurgusu da bulunuyor.
Belgelerde yer alan bu yazışmalar, Epstein ve çevresinin, Libya’daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.
Epstein’e göre, şüpheli ölümüyle bilinen medya baronu Maxwell, Mossad’ı bildiklerini ifşa etmekle tehdit etti
Belgelerde, 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, Robert Maxwell'in "çöküşteki imparatorluğunu kurtarmak için" Mossad'dan 400 milyon sterlin istediğini, aksi takdirde onlar için yaptığı her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiğini aktarıyor.
E-postada Maxwell'in dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher'a, ABD Başkanı Ronald Reagan'a, Kremlin sarayına ve Avrupa'nın güç odaklarına serbest erişimi olduğu belirtilerek, kendisini İsrail'in Sovyet Bloğu'ndaki "gayri resmi büyükelçisi" olarak atadığı ifadesi yer alıyor.
1990'lara doğru medyada gücü azalan ve milyonlarca sterlin borcu bulunan Robert Maxwell, 5 Kasım 1991’de Kanarya Adaları açıklarında seyreden Lady Ghislaine adlı yatından denize düşerek hayatını kaybetmişti.
Ölümü resmi kayıtlara "kaza sonucu boğulma" olarak geçse de, olayın intihar ya da başka ihtimaller içerdiğine dair şüpheler uzun süre tartışma konusu olmuştu.
Epstein'in ölümünden sonra kardeşinin tehdit edildiği belgeler ortaya çıktı
Jeffrey Epstein'in kardeşi Mark Epstein'e 2020 Mayıs'ta gelen bir e-postada, "Seni de kardeşin gibi boğarım." ifadelerinin yer aldığı görüldü.
Jeffrey'in ölümünden bir yıl sonra kardeşi Mark Epstein'e ve avukatı Stacey Richman'a gönderilen e-postalarda bu kişilerin, çocuklarının öldürülmesiyle tehdit edildikleri ortaya çıktı.
E-postayı gönderenin, "Patronum çok iyi bir insandır, kardeşinizi çok severdi. Kardeşinizin hatası, her şeyi mahkemeye anlatmak istemesiydi. Patronum sizinle görüşmek istiyor. Sadece onu tanıyıp tanımadığınızı görmek istiyor." ifadelerini kullandığı görülüyor.
Mark Epstein'i tehdit eden kişinin, kendisine iki seçenek sunduğu, bunların da Mark'ın mahkemeye Jeffrey ile ortak hareket ettiğini itiraf etmesi ya da ailesinin öldürülmesinin olduğu anlaşılıyor.
"Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasında savaş var"
Epstein'in 5 Nisan 2017 tarihinde gazeteci Michael Wolff'a gönderdiği bir e-postada, ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon'un görevden alınmasıyla ilgili bir haberi gönderdiği, Wolff'un ise bu habere karşılık "Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasında savaş var. Şu anda Yahudiler kazanıyor." ifadelerini kullandığı görülüyor.
23 Haziran 2018 tarihli başka bir e-postada ise Epstein'in "Yemek masasında 'Siz sağ görüşlüler neden bu kadar Yahudi düşmanısınız?' diye sordum. Biri 'Tarihsel olarak hepimiz biliyoruz ki, hükümetlerin arkasında ipleri tutanlar aslında Yahudiler'." dedi. Ben de "Kimler?" dedim ve biri beni işaret etti. Ve hepsi kahkahalarla gülmeye başladı. Ben mi?" ifadelerini kullandığı ortaya çıktı.
Öte yandan 2014 Ağustos tarihli bir e-postada da, ABD'li oyuncu George Clooney'in 2014'te Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da bulunduğu esnada ünlü oyuncuya atıfta bulunarak Epstein'in "Şimdi Kopenhag'ın ilginç kızları olduğunu anladım." ifadelerini kullandığı görülüyor.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında, Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

