KÜME Vakfı araştırmacısı Şimşek'e göre, Suriye'de istikrar için ayrılıkçı yapının ortadan kaldırılması şart
Kültür Medeniyet (KÜME) Vakfı Araştırmacısı Hüseyin Faruk Şimşek, "Suriye'deki ayrılıkçı yapı ortadan kaldırılmadığı zaman bu denklem Suriye için bütünleşme veya istikrar doğurmayacak. Her senaryo ayrılıkçılığı derinleştirecek." dedi.
Ankara
KÜME Vakfınca yayımlanan "Suriye'de Devlet Dışı Silahlı Aktörlerin Entegrasyonu" başlıklı raporu kaleme alan Şimşek, raporda yer alan üç olası senaryoya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Şimşek, raporda ele alınan "iç savaşın devamı", "federal sistem inşası" ve "paramiliter entegrasyon" senaryolarının sahadaki güç dengeleri üzerinden analiz edildiğini, bu sonuca varmada Irak ve Suriye tecrübelerinin yanı sıra iç ve dış faktörlerin belirleyici olduğunu söyledi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Suriye'de iç savaşın yeniden alevlenmesi ihtimalinin, ülkenin geçmiş tecrübeleri dikkate alınarak ele alındığını ifade eden Şimşek, diğer iki senaryonun ise Irak'taki 2003 sonrası süreçten hareketle incelendiğini belirtti.
Şimşek, "Irak'ın kuzeyinde bölgesel bir yönetimin kurulması ve 2016 sonrası Haşdi Şabi'nin güvenlik sektörüne entegre edilmesi önemli örneklerdi. Ancak Suriye'nin sosyolojik yapısı ve mevcut koşulları Irak'tan farklı. Bu nedenle senaryolar Irak temelli olsa da Suriye'ye özgü biçimde değerlendirildi." diye konuştu.
Şimşek'e göre senaryoların değerlendirilmesinde en kritik iç faktör, Suriye merkezi yönetimi ile ayrılıkçı yapılar arasındaki güç dağılımı.
Suriye'de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin ve Dürzi unsurların merkezi otoriteye karşı ayrılıkçı bir pozisyonda bulunduğunu aktaran Şimşek, Suriye hükümetinin henüz ülke genelinde "meşru şiddet tekeli" kurabilecek askeri ve idari kapasiteye sahip olmadığını dile getirdi.
"SDG, ABD desteği ve kontrol ettiği bölgelerdeki tarım, enerji ve doğal kaynaklar sayesinde askeri ve idari bir kapasite oluşturdu." ifadelerini kullanan Şimşek, bu durumun Suriye hükümeti karşısında bir güç simetrisi yarattığına işaret etti.
Şimşek, Dürzi bölgelerinde ise yerel kapasitenin zayıf olduğunu ancak İsrail'in doğrudan desteğinin merkezi yönetimin manevra alanını sınırladığını söyledi.
Dış faktörler arasında ABD ve İsrail'in rolüne dikkati çeken Şimşek, "ABD'nin SDG'ye verdiği askeri destek ve İsrail'in özellikle Dürziler üzerinden Suriye'nin bölünmesine yönelik yaklaşımı, istikrarın oluşumunu engelleyen en önemli dış faktör." şeklinde konuştu.
İç savaşın devamı senaryosu olasılığının, Türkiye ve ABD'nin tutumları nedeniyle görece düşük olduğunu belirten Şimşek, "Türkiye, düzen ve merkezileşmeden yana. ABD de uzun süreli bir istikrarsızlık istemiyor. İsrail istikrarsızlıktan fayda umsa da Suriye'de kendi arzusuna göre bir düzen kurabilecek kapasiteye sahip değil." dedi.
Şimşek, İsrail'in Gazze ve Filistin'de askeri hedeflerine ulaşamadığını dile getirerek, "İsrail'in Suriye'deki hayalleri, kabiliyetlerini ve kapasitesini aşıyor. O yüzden ben bu senaryoda Türkiye'nin tutumu özellikle düzen oluşturmaktan yanayken, ABD savaşın devamını, istikrarsızlığın devamını istemiyorken, İsrail'in isteği doğrultusunda bir senaryonun çok olası olduğunu düşünmüyorum. Gerçekleşme olasılığı çok daha düşük olacaktır." diye konuştu.
Federal sistem ve paramiliter entegrasyon senaryolarının ise daha büyük riskler barındırdığını aktaran Şimşek, güçlü ve silahlı ayrılıkçı yapıların ortadan kaldırılmadan yapılacak her türlü entegrasyonun kaos ve istikrarsızlığı derinleştireceğini savundu.
Irak'taki Haşdi Şabi örneğini hatırlatan Şimşek, benzer bir yapının Suriye'de ortaya çıkmasının ülkenin bütünlüğü, Türkiye'nin ulusal güvenliği ve Türkiye-Suriye ilişkilerinin geleceği açısından ciddi riskler doğurabileceğini söyledi.
"SDG'nin komuta yapısını koruyarak sisteme entegre edilmesi, yapıyı anayasal ve diplomatik koruma altına alır"
10 Mart mutabakatına atfen SDG'nin entegre olma, Suriye'nin bütünlüğüne yönelik çaba göstermeleri konusunda, kendi ayrılıkçı politik hedefleri doğrultusunda kazanımlarını koruma derdinde olduklarını anlatan Şimşek, şunları kaydetti:
"SDG'nin silahlarını, komuta yapısını ve ayrılıkçı kadrolarını koruyarak sisteme entegre edilmesi, bu yapıyı anayasal ve diplomatik koruma altına alır. Bu durum ileride Türkiye'nin terörle mücadele hamlelerini hukuki ve siyasi olarak zorlaştırır. Suriye'deki ayrılıkçı yapı ortadan kaldırılmadığı zaman bu denklem Suriye için bütünleşme veya istikrar doğurmayacak. Her senaryo ayrılıkçılığı daha da derinleştirecek ve kaos getirecek."
Senaryoların olumlu yönde değişebilmesi için temel şartın güç asimetrisinin oluşturulması olduğunu vurgulayan Şimşek, "Ayrılıkçı örgütlerin askeri kapasitesi eritildiğinde dış destek de azalır. Bu, hem iç istikrarı sağlar hem de entegrasyonu daha mümkün hale getirir." ifadelerini kullandı.
Şimşek, bu süreçte Suriye hükümetinin adalet ve demokrasi temelli bir yönetim anlayışıyla toplumsal rızayı güçlendirmesinin kritik olduğunun altını çizdi.
İsrail faktörüne de değinen Şimşek, İsrail'in Suriye'deki istikrarsızlığın sürmesini kendi güvenliği açısından faydalı gördüğünü ancak bunun sürdürülebilir olmadığını kaydetti.
"Türkiye, Suriye'nin bütünlüğünden yana bir aktör olarak bu tür senaryoları sahada engelleyebilecek kapasiteye sahiptir." şeklinde konuşan Şimşek, ABD'nin daha dengeli bir tutum almasının da süreci olumlu etkileyeceğini sözlerine ekledi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

