Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinde, Osmanlı sultanlarının inşa ettirdiği selatin camileri, mimari ihtişamı ve tarihsel derinliğiyle ele alınıyor.
📲 Artık haberler size gelsinAA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.🔹
Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı🔹
Anlık gelişmeler için AA Canlı Altı minareli ilk Osmanlı camisi "Sultanahmet"
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un selatin camileri" isimli dosya haberinin ilk bölümünde, Sultan 1. Ahmet tarafından yaptırılan, mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın imzasını taşıyan Sultanahmet Camisi her yönden ele alındı.
Altı minaresiyle Osmanlı mimarisinde bir ilki temsil eden caminin 1609 yılında başlayan yapım çalışmaları, yaklaşık 7 yıl 5 ayda tamamlandı. Türk-İslam medeniyetinin en zarif eserlerinden olan caminin açılışı 9 Haziran 1617'de gerçekleştirildi.

İstanbul silüetinin mücevheri: "Süleymaniye Camisi"
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un selatin camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Osmanlı'nın baş mimari Mimar Sinan'ın "kalfalık eseri" olarak nitelendirdiği Süleymaniye Camisi ele alındı.
Mimar Sinan'ın kendine özgü matematiğini kullanarak 7 yılda tamamladığı, İstanbul'un silüetinde mücevher gibi duran ve dış görünüşü kadar keşfedilmeyi bekleyen dehlizleriyle de önemini koruyan Süleymaniye Camisi, heybetli kapılarından içeri girildiği andan itibaren ziyaretçilerine hissettirdiği manevi huzurun yanı sıra mimarisiyle de kendisine hayran bırakıyor.
Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1550-1557 yılları arasında yaptırılan cami, etrafında konumlanan medreseleri, darüşşifası, imareti, kütüphanesi, hamamı ve türbeleriyle Osmanlı şehir anlayışının en bütüncül örnekleri arasında yer alıyor.

İstanbul'un ilk büyük selatin camisi "Fatih Camisi"
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un selatin camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Fatih Camisi'nin Türk İslam medeniyetine katkıları ve önemi ele alındı.
Bizans'ın büyük önem atfettiği On İki Havari Kilisesi'nin yerine kurularak şehrin siluetine Türk İslam medeniyetinin damgasını vuran cami, aynı zamanda yeni bir medeniyet anlayışının merkezi oldu.

Üsküdar'ın silüetinde üç asırlık estetik miras Valide-i Cedid Camisi
Dosya haberin bu bölümünde, klasik Osmanlı mimarisinin güçlü etkisinin görüldüğü ve ayrıntılarda Lale Devri'nin yenilikçi anlayışının yansıdığı "Valide-i Cedid Camisi" ele alındı.
Sultan 3. Ahmet'in annesi Gülnuş Emetullah Sultan tarafından yaptırılan ve cami, sıbyan mektebi, imaret, türbe, hazire, sebil, çeşme, su haznesi, gusülhane, dükkanlar ile hünkar kasrı bulunan külliyenin inşasına 7 Kasım 1708'de başlandı.
Zeminden yükseltilmiş yapısı ve taş merdivenleriyle dikkati çeken, merkezi kubbeli, revaklı avludan oluşan cami, 5 Mart 1711'de ibadete açıldı. Kareye yakın planlı harimde sekizgen taşıyıcı sistem üzerine oturan ana kubbe, iri fil ayakların taşıdığı kemerlerle desteklendi.

Boğaza nazır Mimar Sinan eseri: Mihrimah Sultan Camisi
Dosya haberin bu bölümünde, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan adına inşa ettirdiği, kentin simge yapılarından biri haline gelen Mihrimah Sultan Camisi ele alındı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan adına 1540'lı yıllarda inşa edilen cami, hem konumu hem de zarif mimarisiyle Üsküdar'ın sembol yapılarından biri olarak kabul ediliyor.
Mimar Sinan'ın mimarbaşı olduktan sonra Şehzade Külliyesi'yle eş zamanlı inşa ettiği ilk önemli yapı gruplarından biri olan ve caminin de yer aldığı külliye, medrese, sıbyan mektebi, imarethane ve han ile su yolları, çeşme, hazne ve helalardan oluşuyor.

Mimar Sinan'ın asırlara meydan okuyan eseri: Valide-i Atik Camisi
Valide-i Atik Camisi, 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından Nurbanu Sultan adına inşa edilen ve klasik Osmanlı mimarisinin zarif örneklerinden biri olarak kabul edilen önemli bir külliye eseridir. Asırlardır ayakta kalan yapı, mimari bütünlüğü, estetik detayları ve sosyal işleviyle İstanbul’un kültürel mirasında özel bir yere sahiptir.
%2Fweb-dosya-haber-kopyas2%C4%B1-2.jpg)
Osmanlı padişahlarının kılıç kuşandığı cami: Eyüp Sultan
Osmanlı padişahlarının tahta geçtikten sonra kılıç kuşanma törenlerini yaptığı Eyüp Sultan Camisi, günümüze uzanan köklü tarihi ve manevi atmosferiyle şehrin simge yapıları arasında yer alıyor.
Cami, İstanbul'un fethinin ardından 1458-1459 yılında inşa edildi. 1766 depreminde ağır hasar gören yapı, 3. Selim'in padişahlığı döneminde kapsamlı biçimde onarıma alındı. Ruzname kayıtlarına göre, 1798'de başlatılan çalışmalar sonucunda cami temeline kadar yıkılarak yeniden inşa edildi ve 1800'de ibadete açıldı.

Mimar Sinan'ın çıraklık eseri Şehzade Camisi, Osmanlı kubbe mimarisinin ilk büyük adımı oldu
Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı Şehzade Camisi ve külliye, Mimar Sinan'ın mimarbaşı ünvanıyla tasarladığı ilk selatin camisi olarak, klasik Osmanlı kubbe mimarisinin olgunlaşma sürecine işaret eden önemli bir yapı şeklinde öne çıkıyor.
Kanuni Sultan Süleyman'ın "Şehzadeler güzidesi" dediği oğlu Şehzade Mehmet'in Manisa'da sancak beyliği yaparken 1543'te 22 yaşındayken ölümü üzerine yaptırdığı cami ve külliyenin inşasına Mimar Sinan tarafından 1543'te başlandı.
Mimar Sinan'ın "mimarbaşı" ünvanıyla tasarladığı ilk selatin camisi olarak bilinen yapı, Sinan'ın mekan bütünlüğünü sağlayan "merkezi kubbeyi dört yarım kubbeyle desteklediği" yeni tasarımıyla öne çıkıyor.

Üsküdar'da, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'nın girişine hakim noktada yükselen Ayazma Camisi, Osmanlı mimarisinde Batı etkilerinin belirginleştiği 18. yüzyıl eserleri arasında dikkati çekiyor.
Cami, Sultan 3. Mustafa tarafından annesi Mihrişah Emine Sultan adına 1760-1761 yıllarında inşa ettirilirken, Nuruosmaniye Camisi ile başlayan Osmanlı barok üslubunun Üsküdar'daki önemli eserlerinden biri olarak gösteriliyor.

3. Selim'in şehir vizyonu Büyük Selimiye Camisi
Osmanlı padişahı 3. Selim tarafından inşa ettirilen Büyük Selimiye Camisi ve çevresindeki külliye, yalnızca bir ibadet mekanı değil, aynı zamanda planlı bir şehir tasarımı örneği olarak öne çıkıyor.
Cami, muvakkithane, sıbyan mektebi, hünkar mahfili, abdest odası ile müezzin ve kayyımlar için talimhane odalarıyla birlikte inşa edildi.
Selimiye Camisi, Osmanlı baroku olarak adlandırılan üslubun karakteristik yapılarından biri kabul edilirken bazı detaylarda empire üslubunun etkileri de görülüyor.

Boğaz'la bütünleşen yalı camisi: Beylerbeyi Hamid-i Evvel
Sultan 1. Abdülhamid tarafından annesi Rabia Sultan adına yaptırılan, "Beylerbeyi Camisi" olarak bilinen yapı Mimar Tahir Ağa imzasını taşıyor. İnşasına 3 Nisan 1777'de başlanıp, 15 Ağustos 1778'de tamamlanan cami cuma namazıyla ibadete açıldı.
Geç dönem Osmanlı mimarisinin barok etkilerini plan, kütle ve bezemelerinde yansıtan öncü yapılardan biri kabul edilen eser, sivri kemerin sınırlı kullanımı, zeminden yükseltilmiş ana mekana çok basamaklı merdivenlerle ulaşım ve İstanbul Boğazı cephesini vurgulayan iki minare dönemin mimari tercihlerini ortaya koyuyor.
Ana kubbenin 15 metre çapında olduğu camide iç mekana bol ışık sağlayan pencere düzeni ve barok motifli tezyinat dikkati çekiyor.

2. Abdülhamid'in el izlerini taşıyan Yıldız Hamidiye Camisi
Tahta çıktıktan sonra 1876'da Dolmabahçe Sarayı'ndan Yıldız Sarayı'na yerleşen Sultan 2. Abdülhamid, cuma selamlıklarında kullanmak üzere saray girişinin önünde yeni bir cami yapılmasını istedi.
Gerek kitlesi ve plan şeması gerekse dekorasyonuyla son dönem Osmanlı mimarisinin örneklerinden olan cami, 1881-1885 yıllarında Yıldız Sarayı yolu üzerinde inşa edildi.
Ahşap işçiliğine ilgi duyan ve Yıldız Sarayı'ndaki marangozhanede çalıştığı bilinen Sultan 2. Abdülhamid, caminin hünkar mahfilindeki kafesleri de sedir ağacından kendisi yaptı.

19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin seçkin örneği: Büyük Mecidiye Camisi
İstanbul Boğazı'nda Ortaköy İskele Meydanı'nın kuzey ucunda yer alan ve "Ortaköy Camisi" adıyla tanınan Büyük Mecidiye Camisi, konumu ve mimarisiyle kentin önemli simge yapılarından biri olarak dikkati çekiyor.
Bugünkü caminin olduğu yerde 1721'de Vezir İbrahim Paşa'nın damadı Mahmud Ağa tarafından yaptırılan bir mescidin bulunduğu, bu yapının 1740'larda Mahmud Ağa'nın damadı Mehmed Ağa tarafından yenilendiği düşünülüyor.
Giriş kapısı üzerindeki Ziver Paşa'nın yazdığı kitabeye göre bugünkü yapı, 1854'te Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirildi.

Tarihi yarımadadaki Beyazıt Camisi, Osmanlının klasik mimarisini yansıtıyor
Osmanlı klasik mimarisinin erken örneklerinden Beyazıt Camisi, bugün Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı, İstanbul Üniversitesi, kütüphaneler ve yayınevlerinin kesiştiği noktadaki konumuyla ilgi odağı oluyor.
Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Sultan 2. Bayezid tarafından 16. yüzyılın başlarında yaptırılan cami, yalnızca ibadet mekanı olarak değil, çevresindeki külliye unsurlarıyla da dikkati çekiyor.
Beyazıt Meydanı'nın simge yapısı olan caminin çevresinde, Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı, İstanbul Üniversitesi, kütüphaneler ve yayınevleri faaliyetini sürdürüyor.

İstanbul siluetine zarif bir imza: Nusretiye Camisi
Beyoğlu ilçesindeki Tophane Meydanı'nda yer alan Nusretiye Camisi, Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma döneminin mimari anlayışını yansıtan önemli eserler arasında yer alırken, 2. Mahmud döneminin sembol yapılarından biri olarak dikkati çekiyor.
Sultan 2. Mahmud tarafından 1823 ve 1826 yılları arasında inşa ettirilen cami, adını Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla sonuçlanan ve Osmanlı tarihinde önemli bir dönüm noktası olan "Vaka-i Hayriye" sonrasında elde edilen "zafer" anlamındaki "nusret" kavramından alıyor.
Bu nedenle yapı yalnızca ibadet mekanı değil, aynı zamanda dönemin siyasi ve toplumsal dönüşümünü simgeleyen bir eser olarak da değerlendiriliyor.
Tophane Meydanı'nda Osmanlı'nın askeri ve ticari faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölgede konumlanan cami, daha önce aynı yerde bulunan Top Arabacıları Kışlası ve Camisi'nin yerine yaptırıldı. Nusretiye Camisi'nin mimarı, kaynaklarda son devirde pek çok devlet binası yapan Balyan ailesinden Krikor Amira Kalfa olarak geçiyor.

Modern ile geleneğin köprüsü: Pertevniyal Valide Sultan Camisi
Pertevniyal Valide Sultan Camisi, yüksek kasnaklı kubbesi, ince uzun minareleri ve zengin taş süslemeleriyle 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin yanı sıra barok ve rokoko gibi Batı'ya özgü mimari özellikleriyle de dikkati çekiyor.
Sultan 2. Mahmud'un eşi ve Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından 1869-1871 yılları arasında külliye şeklinde yaptırılan cami, mektep, türbe, türbedar odası, kütüphane, muvakkithane, karakol, 6 çeşme ve 7 dükkandan oluşuyor.
Farklı mimari stillerin karışımını ifade eden eklektik tarzda inşa edilen cami, mimari üslubundaki çeşitlilik ve zengin bezemeleriyle Osmanlı mimarisinde Batılılaşma döneminin dikkati çeken eserleri arasında yer alıyor.

Barok üslubun Osmanlı'daki ilk büyük temsilcisi Nuruosmaniye Camisi
Sultan 1. Mahmud tarafından temeli atılan ve inşasına 1749 yılında başlanan cami, padişahın vefatının ardından kardeşi 3. Osman döneminde tamamlanarak 1755'te ibadete açıldı. Adını da tamamlandığı dönemde tahtta bulunan 3. Osman'dan aldı.
Cami, klasik Osmanlı mimarisinden farklı olarak Barok üslubun etkilerini taşıyan ilk büyük selatin camilerinden biri kabul edilirken, özellikle oval biçimli avlusu, dalgalı hatlara sahip mimari kurgusu ve yoğun bezeme programı yapıyı Osmanlı mimarisinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden eserlerden biri haline getiriyor.
Kesme taştan inşa edilen caminin tek kubbeli harim mekanı, geniş pencerelerle aydınlatılarak iç mekanda ferah bir atmosfer oluştururken, kubbe ve duvar yüzeylerinde yer alan süslemeler ile mermer işçiliği, dönemin sanat anlayışını yansıtan önemli detaylar arasında yer alıyor.

67 yıllık inşa süreciyle bilinen Eminönü'nün simgesi Yeni Cami
İstanbul'un tarihi ticaret merkezlerinden Eminönü'ndeki Yeni Cami, 1598 yılında temeli atılıp 1665 yılında ibadete açılması dolayısıyla "Osmanlı tarihinde inşaat süresi en uzun olan cami" olarak biliniyor.
Caminin yapımına Osmanlı Sultanı 3. Mehmet'in annesi Safiye Sultan tarafından 1598 yılında başlandı. Dönemin baş mimarı Davut Ağa tarafından temelleri atılan yapı, çeşitli siyasi ve ekonomik nedenlerle yarım kaldı.
Yaklaşık yarım asır boyunca tamamlanamayan caminin inşası, Sultan 4. Mehmet'in annesi Turhan Hatice Sultan tarafından yeniden ele alındı. Tamamlanması görevi mimar Mustafa Ağa'ya verilen cami, 1665 yılında ibadete açıldı.
%2Fweb-dosya-haber.jpg)
Yeditepe'nin en yükseğinde bir selatin eser: Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Mimar Sinan'ın önemli eserlerinden Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi ele alındı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan tarafından yaptırılan caminin inşasına 1563'te başlandı. Mimar Sinan'ın inşa ettiği cami, 1566'da tamamlanarak ibadete açıldı.
İstanbul'un yedi tepesinden birisinin üzerinde konumlanan cami, yüksek bir platform üzerine yerleştirilmesi sayesinde şehrin birçok noktasından görülürken, bu konum yapının kentin silüetinde belirgin bir yer edinmesini sağladı.

Haliç'e hakim konumuyla İstanbul'un siluetinde öne çıkan eser: Yavuz Sultan Selim Camisi
İstanbul’un Fatih ilçesinde Haliç’e hakim bir tepede yer alan Yavuz Sultan Selim Camisi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim adına 16. yüzyılda yaptırıldı.
Osmanlı mimarisinde erken dönem ile klasik dönem arasındaki geçişi yansıtan yapı, sade mimarisi ve külliye düzeniyle dikkati çekiyor.
Konumu sayesinde İstanbul siluetinde öne çıkan cami, medrese, türbe ve diğer vakıf yapılarıyla birlikte önemli bir tarihi kompleks olarak varlığını sürdürüyor.

Osmanlı'nın İstanbul'daki son selatin külliyesi: Laleli Camisi
Tarihi yarımadada Osmanlı klasik mimarisinden barok üsluba geçişin izlerini taşıyan Laleli Camisi, Osmanlı padişahlarının İstanbul'da külliye olarak yaptırdığı son selatin camisi olarak görülüyor.
Sultan 3. Mustafa tarafından yaptırılan cami, 1760-1764 yılları arasında inşa edildi. Dönemin saray mimarlarından Mehmed Tahir Ağa tarafından inşa edilen yapı, Osmanlı mimarisinde barok etkilerin görüldüğü önemli eserler arasında yer alıyor.
Laleli Camisi, yalnızca bir ibadet mekanı değil, geniş bir külliyenin merkezi olarak planlandı. Külliye içinde caminin yanı sıra imaret, çarşı, dükkanlar, medrese, sebil, çeşmeler, türbe ve han gibi yapılar bulunuyordu.

Boğaz siluetinin dikkati çeken yapılarından Dolmabahçe Camisi
İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde, Dolmabahçe Sarayı'nın hemen yanında Boğaz'ın kıyısında yer alan Dolmabahçe Camisi, Osmanlı mimarisinde Batı etkilerinin belirgin şekilde görüldüğü selatin camileri arasında yer alıyor.
Caminin yapımına, çok sayıdaki vakfıyla hayırsever bir şahsiyet olarak Osmanlı sosyal hayatında rol oynayan Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmialem Valide Sultan tarafından 1853 yılında başlandı. Bezmialem Valide Sultan'ın vefatının ardından caminin inşası, Sultan Abdülmecid tarafından 1855 yılında tamamlandı.
Asıl adı "Bezmialem Valide Sultan Camisi" olan yapı, Dolmabahçe Sarayı'nın saat kulesi yönündeki kapısının tam karşısında yer aldığı için yapıldığı günden itibaren "Dolmabahçe Camisi" adıyla anılmaya başlandı.

Boğaz kıyısındaki saray yapılarından Küçük Mecidiye Camisi
İstanbul Boğazı kıyısındaki saray yapıları arasında yer alan Küçük Mecidiye Camisi, Sultan Abdülmecid döneminde 19. yüzyılda inşa edilen önemli Osmanlı eserlerinden biridir. Ortaköy çevresindeki saray kompleksinin ibadet ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan cami, mimarisi ve Boğaz siluetine kattığı estetik görünümle dikkat çeken tarihi yapılardan biri olarak öne çıkıyor.

Boğaz kıyısındaki Abdülhamid eseri: Emirgan Hamid-i Evvel Camisi
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Boğaz kıyısındaki konumu ve tarihiyle öne çıkan "yalı camilerinin" önemli örneklerinden Emirgan Hamid-i Evvel Camisi ele alındı.
Osmanlı Sultanı 1. Abdülhamid camiyi vefat eden şehzadelerinden Mehmed ve onun annesi Hümaşah Hatun adına 1779-1780 yıllarında inşa ettirdi.
Boğaz kıyısındaki konumu dolayısıyla "Emirgan Camisi" olarak da bilinen yapı, Sarıyer sahilindeki en eski Osmanlı camilerinden biri kabul ediliyor.
Kesme taştan inşa edilen, kare planlı ve tek minareli bir yapıdan oluşan cami geniş pencereler sayesinde harim mekanı oldukça aydınlık bir atmosfere sahip olması ve sade mimari düzeniyle dikkati çekiyor.

Mimar Sinan'ın ilk başmimarlık eseri: Haseki Hürrem Sultan Camisi
Fatih'te yer alan Haseki Hürrem Sultan Camisi, Osmanlı klasik dönem mimarisinin erken örnekleri arasında gösterilen Haseki Külliyesi'nin ana yapısı olarak dikkati çekiyor.
Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına yaptırılan cami 16. yüzyılda inşa edildi.

Hırka-i Şerif'in muhafaza edildiği cami: Hırka-i Şerif Camisi
İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan Hırka-i Şerif Camisi, yüzyıllardır kentin en önemli ziyaret yerleri arasında bulunurken ramazan gibi önemli dönemlerde adeta dolup taşıyor.
Sultan Abdülmecid tarafından Hırka-i Şerif'in daha uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve halkın ziyaretinin kolaylaştırılması amacıyla 1851 yılında tamamlanan cami, taşıdığı manevi değeri kadar 19. yüzyıl Osmanlı mimarisindeki yeriyle de dikkati çekiyor.

Boğaz kıyısındaki Tevfikiye Camisi 19. yüzyılın izlerini taşıyor
İstanbul'da Arnavutköy sahilinde yer alan Tevfikiye Camisi, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin Boğaz hattındaki dikkat çekici ibadet yapıları arasında yer alıyor.
Sultan 2. Mahmud döneminde 1832-1833'te yaptırılan cami, Arnavutköy kıyı siluetinin tarihi unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Arnavutköy Camisi ve Akıntıburnu Camisi adlarıyla da anılan yapı, Arnavutköy'de Müslüman nüfusun ve dini mimarinin belirginleştiği dönemin önemli eserleri arasında gösteriliyor.

Bir semte adını veren eser: Cihangir Camisi
İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'na hakim bir noktada yer alan Cihangir Camisi, Şehzade Cihangir adına yaptırılan ve günümüze 19. yüzyıldaki yeniden inşa süreciyle ulaşan önemli ibadet yapıları arasında bulunuyor.
Genç yaşta vefat eden Şehzade Cihangir'in hatırasına, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1559-1560 yıllarında inşa ettirilen cami, zaman içerisinde çeşitli yangın ve depremlerden zarar gördü.
Cami, 19. yüzyılın sonlarında Sultan 2. Abdülhamit tarafından 1890'da yeniden yaptırılarak bugünkü görünümüne kavuştu. Mimari açıdan kare planlı ve tek kubbeli bir yapıya sahip olan cami, önündeki üç bölümlü son cemaat yeri ve iki köşesinde yükselen minareleriyle dikkati çekiyor.

Kadıköy'ün çehresini değiştiren sultan eseri: İskele Camisi
Osmanlı Sultanı 3. Mustafa tarafından 1761 yılında deniz kenarında inşa edilen cami, Osmanlı'nın son döneminde Kadıköy sahilinde gerçekleştirilen dolgu çalışmaları sonucu yalı cami özelliğini kaybetti.
Mimari açıdan kare planlı ve merkezi kubbeli bir yapıya sahip olan cami, 1853 yılında meydana gelen yangında büyük ölçüde tahrip oldu ve Sultan Abdülmecid döneminde 1858 yılında kapsamlı onarım geçirerek yeniden inşa edildi.
"Sultan III. Mustafa İskele Camisi" olarak da bilinen bugünkü yapı, ilk inşa edildiği 18. yüzyıl karakterinden ziyade 19. yüzyıldaki yenilemenin izlerini taşıyor.
Cami, ibadet mekanı olmanın ötesinde Kadıköy'ün yerleşim sürecinde de önemli rol oynadı. Bölgede daha önce Osman Ağa Camisi bulunsa da sultani nitelikte bir yapının burada inşa edilmesi, semtin gelişiminde ve nüfus hareketliliğinde etkili oldu.

Çinileriyle öne çıkan sultan eseri: Çinili Cami
İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan Çinili Cami, Osmanlı klasik dönem mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak dikkati çekerken, adını iç mekanındaki zengin çini bezemelerinden alıyor.
Sultan 1. Ahmed'in eşi, 4. Murad ile Sultan İbrahim'in annesi Kösem Sultan tarafından 17. yüzyılın ilk yarısında yaptırılan ve 1640 yılında tamamlanan cami, bir külliye içerisinde inşa edildi.
Külliye bünyesinde medrese, sıbyan mektebi, tekke ve çeşitli sosyal yapılar yer alırken, yapı Osmanlı'da kadın sultanların hayır eserleri arasında önemli konuma sahip bulunuyor.

Nişantaşı ve Teşvikiye'nin gelişimini yansıtan eser: Teşvikiye Camisi
İstanbul'un Şişli ilçesinde Teşvikiye Mahallesi ve Nişantaşı semtinin odağında yer alan Teşvikiye Camisi, Batı etkisindeki 19. yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtan önemli yapılar arasında bulunuyor.
İlk olarak Sultan 3. Selim tarafından 1794-1795 yılları arasında yaptırılan cami, Sultan Abdülmecid tarafından 1854'te yeniden inşa ettirildi.
Daha sonra çeşitli onarımlar geçiren cami, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 1877 ve 1891-1892 yıllarında yenilenerek bugünkü görünümüne kavuştu.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.