Euro
6.39
Dolar
5.69
BIST 100
99,806.17
Altın
1,426.39
Analiz

Yemen barışı için kozmopolit diplomasi

Yemen'de barış için halkın taleplerinin doğru okunamamasının sebebi, barış faaliyetlerinin ortak dilde buluşamaması yani kozmopolit diplomasinin eksikliğidir.

Büşranur Begçecanlı,Alptekin Cihangir İşbilir   | 08.07.2019
Yemen barışı için kozmopolit diplomasi

İstanbul

Eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in “Yemen’e hükmetmek yılanın başında raks etmek gibidir” sözü, Yemen’in bugün yaşadığı kaosu ve maruz kaldığı vekalet savaşlarını açıklar nitelikte. Dünya petrol ve ticaret rotasının önemli bir durağını oluşturan Yemen’de çatışmalara müdahil olan küresel aktörler bu yılanın başında raks etmekte. Zira yaklaşık olarak günlük 4,5 milyon varil petrol ve yıllık 21 binden fazla yük gemisinin geçtiği Babu’l Mendeb Boğazı’nın yanında yer alan Yemen, Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin de önemli bir ayağını oluşturuyor. Jeostratejik arzuların hedefinde olan Yemen, 2014’ten bu yana sürüklendiği şiddet sarmalının içinden çıkmaya çalışıyor.

Yemen’deki çatışmalarda taraf olmamaya özen gösteren Türkiye, silah dilini değil, daima diyalogu önceleyen taraf oldu. Arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık potansiyeline sahip Türkiye, hükümetler seviyesindeki inisiyatifleriyle ve sivil toplum aktörleriyle siyasi çözüme katkıda bulunabilir.

BM öncülüğünde altı ay önce imzalanan Stockholm Anlaşması, “Yemen barışına ilk adım” olarak görüldüyse de, bugün, “kağıt üzerinde kalan başarısız bir anlaşma” olarak tanımlanıyor. Norveç Mülteci Konseyi’nin raporuna göre anlaşmanın imzalanmasından bu yana Hudeyde’de yaklaşık 26 bin kişi yerinden edildi. Sivil kayıp ve yaralanmalar anlaşmayı takip eden ilk beş ayda üç kat arttı.

Yemen halkının kimliğinin oluşmasında, kuzey-güney ayrımı büyük rol oynamakta. Günümüzde sadece dini ayrışmalar değil, kendilerini “kuzeyli” ve “güneyli” olarak tanımlayan iki Yemen halkı mevcut.

Sahadaki son durum

Anlaşmadan sonra Hudeyde’deki çatışmalara sembolik bir mola verilse de taraflar arası gerginlik sürüyor. Kızıldeniz’de stratejik öneme sahip olan ve yardımların Yemen’e ulaşmasında hayati önem taşıyan Hudeyde limanı, ülkede barış inşası için kilit nokta olarak kabul ediliyor. BM, Mayıs ayında Husi güçlerinin liman kentinden çekileceğini duyurmuştu, ancak Husiler kent üzerindeki hakimiyetini korumaya devam ediyor.

Sana ve Aden’e yakınlığı sebebiyle stratejik bir şehir olan Taiz’in merkezi, hükümet güçleri tarafından kontrol edilirken, şehrin çevresini Husiler kuşatmış durumda. The Armed Conflict Location & Event Data Project - ACLED (Silahlı Çatışmaların Konumlanması ve Olay Veri Projesi) verilerine göre, Taiz’deki sivil kayıplar 2019’un ilk çeyreğinde geçen yıla kıyasla yüzde 200 artış gösterdi. Hacca kentinde ise sivilleri hedef alan saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 700 artış gösterdi.

Suudi Arabistan’ın güney şehirlerine füze ve drone saldırıları gerçekleştiren Husiler, son olarak Abha havalimanına saldırarak bir kişinin ölümüne ve 26 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Sana başta olmak üzere Husilere ait mevzileri bombalamayı sürdürüyor.

İnsani durum

BM İnsani İşler Genel Sekreterliği ve Acil Yardım Koordinatörü Mark Lowcock, Nisan 2019’da düzenlenen Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada Yemen’deki insani durum hakkında güncel bilgiler verdi. Lowcock halkın açlıkla mücadelesinin ve kıtlık riskinin devam ettiğini söylerken, koleranın tekrar etkisini göstermeye başladığını bildirdi. Karşılaştıkları en büyük problemin yardımlar için güvenli geçişlerin sağlanamaması, vize kısıtlamaları ve fon açığı olduğunu söyleyen Lowcock, gerekli yardımların ulaştırılamaması halinde BM’nin buradaki faaliyetlerini sonlandırmak veya daraltmak zorunda kalacağını ifade etti. BM verilerine göre Yemen için taahhüt edilen 26 milyar dolardan yalnızca 267 milyon dolar temin edildi.

ACLED ise 2015’ten bu yana yaklaşık 100 bin insanın hayatını kaybettiğini, 4 milyon ailenin yerinden edildiğini ve 24,1 milyon Yemenlinin acil yardıma muhtaç olduğunu aktardı. Ayrıca Dünya Gıda Programı verilerine göre yüzde 102 artan gıda fiyatları dar gelirli aileleri ve ülkedeki gıda güvenliğini tehdit ediyor.

Yakıt sıkıntısı sebebiyle Sana’daki tüm benzin istasyonları kapanırken, Sada ve Hudeyde’deki istasyonların da yakın zamanda kapanacağı tahmin ediliyor. Resmi rakamlara göre litresi yaklaşık 3 bin riyal olan yakıt fiyatları kara borsada 18 bine kadar yükseliyor. Döviz kuru dalgalanmalarıyla her geçen gün zayıflayan Yemen riyali, temel kamu hizmetlerinin işleyişini olumsuz etkiliyor.

Resmi aktörler ne yapıyor?

Küresel düzeyde uluslararası kamuoyuna hitap edebilen resmi aktörler, çatışma nedenlerini ve çözümlerini araştırma, taraflar arası arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık, uluslararası kamuoyunu harekete geçirme ve yaptırım uygulama gibi sonuç odaklı faaliyetler yürütürler. Yemen’deki çatışmalara müdahil olan uluslararası aktörlere baktığımızda BM, Umman, Türkiye, Pakistan ve Körfez İş Birliği Konseyinin arabuluculuk girişimlerinde bulunduğunu görebiliriz.

İç savaşın başladığı 2014’ten bu yana BM, çatışan tarafları bir araya getirmeye çalışsa da herhangi bir anlaşmaya varılamadı. Son olarak İsveç’te başlayan görüşmeler neticesinde imzalanan Stockholm Anlaşmasının sahaya etki edememesi anlaşmayı başarısız kıldı.

Yemen Peace Project’in anketine göre Yemenliler, BM çalışmalarının yetersiz olduğunu düşünüyor. Ayrıca Yemen halkı üzerinde Stockholm Anlaşmasının barış sürecini engellediği kanaati hâkim.

Yemen’le sınırı olan ve koalisyonda yer almayan Umman, 2015’te hem İran’a hem de Suudi Arabistan’a yedi maddelik bir anlaşma önerdi. Umman, nükleer müzakerelerde Tahran ile Batı arasında köprü görevi görmüştü ve dolayısıyla İran ve Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler sürdürme politikası izliyordu. Anlaşmanın temelinde hükümetin iyileştirilmesi, erken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması yer alıyordu.

Yemen ile tarihi bağları çok güçlü olan Türkiye ise siyasi, insani ve diğer birçok alanda Yemen halkına destek veriyor. Yemen’deki çatışmalarda taraf olmamaya özen gösteren Türkiye, silah dilini değil, daima diyalogu önceleyen taraf oldu. Bu bağlamda birçok kez taraflara masaya oturma çağrısı yapan Türkiye, aynı zamanda hem Batıyı hem de İslam İşbirliği Teşkilatını Yemen krizine müdahale etmeye çağırdı. Arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık potansiyeline sahip Türkiye, hükümetler seviyesindeki inisiyatifleriyle ve sivil toplum aktörleriyle siyasi çözüme katkıda bulunabilir.

Yemen’de arabulucu rolü üstlenmek isteyen bir diğer devlet de Pakistan. Tüm taraflarla iletişimde olduğunu belirten Pakistan hükümeti, Yemen’de dolaylı diplomasi (Track II) yürüttüğünü ifade etmişti. Track II diplomasisine göre arabulucu taraf, bütüncül bir algıya ve ortak bir dile vurgu yaparak muhatap tarafların öncelik ve çekincelerini araştırır ve taraflarla istişarelerine devam eder. Ancak sahadaki gerçeklere bakarsak ABD, Suudi Arabistan ve İran siyaset üçgeninin kapanına sıkışan Pakistan’ın arabuluculuk rolünü ne derece uygulayabileceği tartışmaya açık.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ise çatışmaların başında geçiş konseyi kurulması önerisiyle arabuluculuk rolü üstlenmek istedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, istifa etmeyi ve geçiş konseyi anlaşmasını imzalamayı reddedince ülke genelinde protestolar ve şiddet yoğunlaştı. Salih’in 2011’de yerini Abdurabbu Mansur el-Hadi’ye bırakmasıyla geçiş konseyi kuruldu. Ancak KİK öncülüğünde kurulan konsey, ülkeye barış getirmekten ziyade halkın taleplerini bastırmayı tercih etti.

Sivil aktörler ne yapıyor?

Ulusal ve uluslararası STK’lardan oluşan sivil aktörler çatışmayı çözme aşamasında sürece dayalı barış odaklı projeler yürütür. Bölgenin ihtiyaçlarını önceleyerek insani yardım faaliyetlerinde bulunan STK’lar izleme, savunuculuk, müzakereler için ortam hazırlama, danışmanlık yapma gibi çalışmalarla da barış inşasına katkıda bulunabilir. Bu kapsamda kozmopolit diplomasinin tamamlayıcıları olarak sivil toplum faaliyetlerini yedi fonksiyon altında toplayabiliriz.

1-Koruma: Sivil toplum kuruluşlarının temel fonksiyonlarından biri olan “koruma” fonksiyonu, çatışma anında ve sonrasında sivillerin canını ve malını korumayı amaç edinir. Sivil toplumun diğer fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi ve çatışmaların tehdit ettiği barış inşası ve barışı koruma çabalarını yürütebilmesi için koruma fonksiyonu hayati önem taşımaktadır. Yemen sahasında resmi hükümet çatışan taraflardan birini oluşturmakta. Bu sebeple Yemen’deki STK’lar sadece silahlı gruplara değil, Yemen hükümetine karşı da sivilleri koruma faaliyeti yürütür.

Güvenli bölgelerin oluşturulması, insani yardımlar için güvenlik koridorları oluşturulması, salgın hastalıklarla mücadele, çatışan tarafların silah bırakması için çözümler üretme, çatışan tarafları ateşkese ikna etme, uluslararası insan hakları organlarıyla işbirliği yapma, barınak sağlama, mayınları temizleme gibi çalışmalar koruma fonksiyonu kapsamındadır. Kızılay, İHH, Diyanet Vakfı, AFAD, Beşir Derneği, Deniz Feneri, Yeryüzü Doktorları, Tabyah Derneği, TİKA, Kral Selman Vakfı ve Katar Yardım Derneği Yemen’de faaliyet gösteren İslami STK’lar arasında yer alıyor.

2-İzleme: İzleme yapan kuruluşlar çatışma, çatışmanın durumu, insan hakları ihlalleri, çocuk asker sayısı, esir ve tutukluların hakları konusunda gözlem yaparak uluslararası topluma erken alarm düzeyinde bilgi verir. Böylece uluslararası toplumun bölgeye erken müdahalesi sağlanırken insani yardımlar için doğru stratejiler üretilir.

Yemen’de izleme çalışmaları yürüten Mwatana İnsan Hakları Derneği, Yemen Peace Project, Yeni Yemen, Arwa İzleme Örgütü gibi kuruluşlar Husilerin ve koalisyon destekli hükümetin işlediği insan hakları ihlalleri, kaybolan ve öldürülen esirler, gizli hapishaneler, çocuk asker sayısı, tarafların mayın ve silah kapasiteleri, çatışan tarafların uluslararası sahadaki silah anlaşmaları, kadın hakları ihlalleri, insani yardımların güvenliği gibi konularda rakamlarla birlikte istatistikler sunuyor. Böylece bölgede yardım faaliyetlerinde bulunan veya barış görüşmelerine ortak olmaya çalışan uluslararası gruplar veya devletler bu raporlardan yararlanarak stratejiler üretiyor.

3-Savunuculuk: Çatışma bölgelerinde yaşayan halkın duyulmayan sesini duyurma amacı taşıyan savunuculuk fonksiyonu ulusal gündem oluşturma, ulusal projeler üretme, STK’ların barış inşası kapasitelerini arttırmak amacıyla lobi faaliyetleri yürütme, hak ihlallerini uluslararası mahkemeye taşıma, STK’lar arası koordinasyonu arttırma, çocuk asker ve çatışan taraflara silah satışı gibi konularda uluslararası gündem oluşturma gibi faaliyetler yer alır. Mesela ABD’de yaşayan Yemenlilerin oluşturduğu lobi faaliyetleri sayesinde ABD Temsilciler Meclisi, ABD’nin Yemen’de Suudi Arabistan’a verdiği askeri desteği kesmesini öngören yasa tasarısını kabul etmiş, ancak Trump “Amerikan dış politikasına da zarar verebilir” gerekçesiyle tasarıyı veto etmişti.

Veysel Karani Türk Yemen Vakfı, Yemen STK’ları Geliştirme Derneği, Mwatana İnsan Hakları Derneği, Yemen Peace Project, Arwa İzleme Örgütü gibi İslami STK’lar uluslararası arenada Yemen halkının hakkını savunuyor.

4- Gruplar arası işbirliği: Toplumda yer edinmiş gruplar arasında işbirliğinin sağlanması barış inşasının temel adımlarından biridir. Buradaki hedef, demokratik uygulamaları arttırmak ve halka barış kültürünü aşılamaktır. Toplum kesimlerinin siyasete ve barış inşasına dahil edilmesi, karar verici pozisyonunda yer alması gibi demokratik uygulamalarla çatışmaların sonlanması amaçlanmaktadır. Kadınların ve gençlerin barış sürecine dahil edilmesi, halkın demokratik hakkını kullanarak yerel yönetimlerde söz hakkına sahip olması, gençlere barış kültürü eğitimi verilmesi, halka hitap eden ve birleştirici gücü olan geleneklerin ve dini liderlerin ön plana çıkarılması, yerel STK’lar, iş insanları ve dini otorite gibi toplumda söz hakkına sahip grupların yerel kuruluşlarla işbirliği içinde karar verme sürecini yönetmesi ve uzlaşmaya varması, bu fonksiyonun başlıca faaliyetleri arasında yer almaktadır. Veysel Karani Türk Yemen Vakfı, Yemen STK’ları Geliştirme Derneği, Diyanet Vakfı, Bena’a Derneği toplumun eğitimine önem vererek çatışmaların sonlanmasına katkı sağlıyor.

5-Toplumsallaşma: Toplumsallaşma ve gruplar arası işbirliği birbirine yakın kavramlar olsa da barış inşası ve toplum düzeyinde farklı rolleri vardır. Gruplar arası işbirliği toplumda çatışan gruplar arasında işbirliğini arttırmayı öngörürken, toplumsallaşma fonksiyonu tüm Yemen halkını bir ulusal amaç ve dil çevresinde birleştirmeyi amaç edinir. Bu noktada STK’lar, ilişkiler arasında köprü görevi görerek karşılıklı güven duygusu oluşmasına katkı sağlar. Böylece toplumun farklı kesimleri çatışmayı çözümleme adına bir araya gelirler. Veysel Karani Türk Yemen Vakfı, Yemen STK’ları Geliştirme Derneği, Diyanet Vakfı, Bena’a Derneği toplumun entegrasyonu için faaliyetler yürütmekte.

6-Arabuluculuk ve Kolaylaştırma: Barış inşası bağlamında STK’lar çatışan gruplar arasında, çatışan gruplar ve halk arasında, devlet ve çatışan gruplar arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir. Yerel STK’ların kapasiteleri sınırlı olduğundan arabulucu devletlere veya BM gibi uluslararası STK’ların desteğine ihtiyaç duyar. Böylece kozmopolit diplomasi gereği işbirliğine giden resmî, uluslararası ve yerel aktörler yapıcı bir arabuluculuk süreci başlatabilir.

7-Hizmet Dağıtımı: Koruma fonksiyonuyla ortak amaç taşıyan hizmet dağıtımı fonksiyonu, ilkine göre daha dar bir alanı kapsamaktadır. Bu bağlamda acil yardım malzemelerinin ulaşması, sağlık kiti dağıtımı, temiz su tedariki, ramazan kolileri, kurban kesimi, sağlık merkezleri inşası ve teçhizatlandırma, ilaç ve tedavi yardımı hizmet dağıtımı fonksiyonunun kapsamında yer almakta.

Yemen bağlamına baktığımızda hizmet dağıtım fonksiyonu için en önemli nokta yardımların güvenli geçişinin sağlanmasıdır. Ulaşan yardımlar çatışma sebebiyle yolda yağmalanmakta, yakılmakta veya karaborsaya düşmekte. Ayrıca Husiler, kontrol ettiği bölgelerde uluslararası STK’ların girişine engel oluyor. Zira Dünya Gıda Programı ve BM, Husilerin engelleri sebebiyle Sana’a’daki yardım faaliyetlerinin askıya alındığını duyurarak uluslararası topluma insani krizin derinleşeceğine dair uyarılarda bulunmuştu.

Koalisyon destekli hükümetin kontrol ettiği bölgelere hakim olan BAE ve Suudi Arabistan kuruluşu Kral Selman Vakfı, Türkiye gibi siyasi sorun yaşadığı ülkelerin yardım geçişlerine vize vermemekte ve yardımlara engel olmaktadır.

Yerel örgütlenmeler ne yapıyor?

Toplumu yönlendirebilen ve değişim öncüsü olan yerel örgütlenmeler, barış kültürü aşılayarak toplum kesimlerini bir araya getirmeyi amaçlar. Yemen toplum ve kültüründe kabile liderleri, dini liderler, öğretmenler, iş insanları, gençler ve kadınlar ulusal barış dilinin oluşmasında farklı görevler üstlenir. Kabile kavramının güçlü olduğu ülkede kabile liderleri, karar verme sürecini yöneterek, uluslararası STK’lar ve yerel yönetimlerle iletişimi sağlama ve fikir ayrılıklarında uzlaşmaya varma gibi sorumluluklar yürütür.

Dini liderlerin toplum üzerindeki etkisi büyük olduğu için desteklerini kazanmak önemlidir ancak bazı bölgelerdeki mezhepsel gerilimler ve dine yaklaşımları nedeniyle dikkat edilmelidir. Bu liderler, Yemen'de barışın inşası ve sürdürülebilir barış için dinin ve mezheplerin ötesinde toplumsal birlikteliğe vurgu yaparak barış içinde bir arada bulunma çağrısında bulunmalıdır. Ayrıca dini liderler barış girişimlerine müdahil olmaları için kadınların ve gençlerin teşvik edilmesinde kilit rol oynar.

Barış ve toplumun istikrarına katkıda bulunma arzusunda olan iş insanları ise barış girişimlerini destekleyerek gerekli finansal kaynakları sağlayabilirler. İş insanları toplumun başarılı bireyleri olarak halkı olumlu etkileyebilir ve çatışma çözümüne katkıda bulunabilir.

Yerel normların değişmesinde ve toplumda barışçıl diyaloğun yaygınlaşmasında kilit rol oynayan öğretmenler, gençlerin ve ebeveynlerin barışçıl yaklaşımlarla donatılmasına katkıda bulunur.

Son olarak, toplumun eğitiminde kilit rol oynayan ve toplumsal eğilimleri yönlendirebilen kadınlar çatışma çözümü, normalleşme, barışçıl yaklaşım konularında halka örnek olabilir. Bu sebeple kadınların yerel yönetimlere ve arabuluculuk faaliyetlerine katılımı tüm halk kesimleri tarafından desteklenmeli.

Aktörlerin kapasitesinin artırılması için neler yapılmalı?

Yemen topraklarının tarihsel süreçte şahit olduğu kuzey-güney ayrımı halkın kimliğinin oluşmasında büyük rol oynamakta. Günümüzde sadece dini ayrışmalar değil, kendilerini “kuzeyli” ve “güneyli” olarak tanımlayan iki Yemen halkı mevcut. Dolayısıyla ihtiyaçları, bakış açıları ve toplumsal düzenleri değişen iki farklı yapıya karşı aktörlerin de yaklaşımları ve öncelikleri farklı olmalı. Halkın taleplerinin doğru okunamamasının sebebi barış faaliyetlerinin ortak dilde buluşamaması yani kozmopolit diplomasinin eksikliğidir. Amerika ve Avrupa ülkelerindeki savunuculuk faaliyetlerinden yerel STK’lar ve halkın habersiz olması ise bu eksikliğin en büyük örneklerinden.

BM başta olmak üzere Yemen’de barış adına atılan tüm adımların başarısız olması ve sivil faaliyetlerin yetersiz kalmasını engellemek için sahadaki problemler belirlenip aktörlerin kapasitesini arttırma yoluna gidilmeli ve özellikle İslam dünyası kozmopolit diplomasinin tüm araçlarını kullanarak Yemen’deki trajediyi durdurmak için küresel kampanyalar düzenlemeli.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın