Analiz, Podcast

Koronavirüs salgını Çin’e alternatif olarak Türkiye’yi ön plana çıkarıyor

Koronavirüs salgını nedeniyle hem ülke içinde üretimi hem de tüm dünya ile alışverişi geçici olarak durduran Çin ekonomisindeki olumsuz gelişmeler pek çok ülke ve sektörü etkilemeye devam ediyor.

Prof. Dr. Elif Nuroğlu   | 25.02.2020
Koronavirüs salgını Çin’e alternatif olarak Türkiye’yi ön plana çıkarıyor

İstanbul

2017 yılından beri ticaret savaşlarına muhatap olan, tam ticaret savaşları konusunda olumlu adımlar atılmışken koronavirüs salgını nedeniyle hem ülke içinde üretimi hem de tüm dünya ile alışverişi geçici olarak durduran Çin ekonomisindeki olumsuz gelişmeler pek çok ülke ve sektörü etkilemeye devam ediyor. Diğer yandan üretimi devam ettirmek ve müşterilerinin beklentilerini karşılamak isteyen firmalar Çin’e alternatif olacak pazarlarda şansını deniyor. Bu noktada, daha önce ucuz Çin işgücü ve hammaddesiyle rekabet edemeyen Türkiye, özellikle Avrupalı firmalar için iyi bir alternatif olarak göze çarpıyor.

Yılbaşı tatilini uzatarak üretimi durduran ve henüz tam kapasite çalışmaya başlamayan Çin’de üretim ve satış süreçlerinde yaşanan aksamalar, Türkiye’de son haftalarda pek çok sektörde ek kapasite oluşturmaya başladı. Tekstilde dünyanın altıncı büyük tedarikçisi olan Türkiye, bir süredir ucuz Çin tekstiliyle rekabet edemiyordu. Koronavirüs salgınının başlamasıyla Avrupalı alıcılar tekrar Türkiye pazarına yöneldiler. Tekstilde dünyanın birinci tedarikçisi olan Çin’e Avrupa’da hatırı sayılır bir rakip olan Türk üreticiler, bu kısa vadeli değişime ayak uydurmaya ve kapasite artırmaya devam ediyor. Fakat hammadde üreticilerinin bu talep artışına yetişememesi durumunda, Türkiye iç pazarında da hammadde fiyatlarında artış söz konusu olabilir. Bu noktada Türk tekstil sektörünün Çin’e bağımlılık oranına da dikkat çekmek gerekir. Mevcut durumda Çin’e bağımlılık oranının yüzde 10 olduğu biliniyor. Türkiye bu ürün kalemlerinde sorun yaşayabilir. Fakat özellikle pamuklu tekstil üretiminde Türkiye’nin Çin’e bağımlılığı bulunmuyor.

Koronavirüs salgınının başladığı ilk andan itibaren, kimya sektöründe maske ve temizlik malzemelerine olan talep artmaya başladı. Bu durum Türk kimya sektöründe yüzde 30-40 arası bir talep artışına neden oldu ve Ocak ayında ihracat artışı yüzde 20’lere ulaştı. Türk firmaları kısa vadeli olan bu talep artışı için tam kapasite çalışmaya başladı.

Deri sektöründe dünyadaki zincir mağazalar, Türkiye’deki mevcut kapasiteyi soruşturmakla işe başladı. Deri sektöründeki bazı ürünlere talep arttı. Koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye tekstil makine sektörünün uzun vadeli olarak etkileneceği tahmin ediliyor. Tekstil makinesi imalatında kullanılan bileşenlerde dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye, bu ürünlerin bir kısmını Çin’den alıyor. Fakat Batılı ülkelerde bu makinelerin alınabileceği alternatif tedarikçiler olduğundan şu an Türkiye için bu sektörde bir tehlike mevcut değil.

Çin’de son günlerde iptal olan pek çok fuar gibi, mobilya sektöründe de iki fuarın iptal olması, mobilya alım heyetlerinin rotayı Türkiye’ye çevirmelerine neden oldu. Koronavirüsün ortaya çıkmasından sonra, mobilya sektöründe şimdiye kadar hiç satış yapmadığı ülkelerden bile Türkiye’ye talep gelmeye başladı. 2020 yılında ihracat hedefini 4,5 milyar dolar olarak belirleyen mobilya sektörü, özellikle Avrupa’dan gelen bu ek taleplerden dolayı hedeflerini 5 milyar dolara yükseltmiş durumda.

Diğer yandan çikolata, şekerleme, bisküvi gibi uzun süre dayanan gıda ürünlerinde ihracat artışları bekleniyor. Türkiye üreticileri bu sınıf ürünlerde özellikle Orta Doğu pazarlarına Çin’in veremediği ürünlerin ikamesini yapabileceklerini ve bu pozitif etkinin virüsün etkisini kaybetmesinden itibaren 6 ay daha sürebileceğini belirtiyor.

Dünyanın en büyük çelik üreticisi konumunda olan Çin’deki fabrikaların üretimlerini azaltmasıyla Türk çelik ihracatçıları Asya ve Afrika pazarlarına çelik satışlarını hızlandırdı. Afrika ülkelerine çelik mamulü satışlarındaki artış yüzde 15’lere ulaşırken Türk ihracatçılarının girmekte zorlandığı pazarlardan Singapur, Hong Kong, Filipinler, Malezya ve Bangladeş’ten yeni siparişler geliyor.

Koronavirüs salgınının turizme etkisi

2020 yılında Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya gibi yükselen pazarlara ve turlar haricinde gelen bireysel turistlere ağırlık vermeyi planlayan Türk turizm sektörü açısından Çin’den gelecek turistleri kaybetmek telafisi mümkün olmayan bir durum olabilir. Diğer yandan Çin’e gidecekken vazgeçmek zorunda kalan ve yönünü Türkiye’ye çeviren turistler bu kaybın bir miktarını telafi edebilir. Geçtiğimiz yıl Türkiye yaklaşık 450 bin Çinli turist ağırlamıştı. Fakat Türkiye’yi ziyaret eden toplam 52 milyon turiste oranla Çin’den gelen turist sayısı Türkiye için büyük bir yekûn teşkil etmiyor.

Dev yolcu gemilerinin Uzak Doğu’da sadece Çin’e değil, Çin’e yakın olan ülkelere de gitmekten vazgeçmeleri nedeniyle rotaları Türkiye’ye çevriliyor. Örneğin Norwegian Cruise Line isimli kurvaziyer şirketi, 2020 yılında Kuşadası limanına 30 ilave sefer eklediğini açıkladı.

Çin’den zorunlu olarak ithalat yapan sektörler ve ihracatçılar için tehlike

Mermer ve travertende Türkiye’nin en büyük müşterisi olan Çin’deki limanlarda boşaltım yapılmaması ve inşaat projelerinin duraksaması, Türk doğal taş endüstrisini olumsuz etkiliyor. Ayrıca Çin’deki Xiamen Doğal Taş Fuarı'nın ertelenmesi ve Nisan ayında İzmir’de düzenlenecek olan fuara Çinli müşterilerin gelememe ihtimali, Türkiye’nin doğal taş sektörünü zor durumda bırakacak gibi görünüyor.

Dünyada içecek sektöründe sitrik asit sadece Çin’de üretiliyor. Yine kıvam artırıcı ve tatlandırıcılar konusunda da ana tedarikçi Çin. Türkiye’deki sitrik asit firmaları Çin’le rekabete dayanamayıp kapanmışlardı. Bu ürün gruplarında da üreticilerin alternatif planlar yapması gerekiyor.

Çin limanlarında yükleme boşaltma yapılamaması nedeniyle, dünya genelinde boş konteyner bulma konusunda sıkıntı yaşanıyor. Mart başından itibaren 20’lik konteynerde 100 dolar, 40’lıkta 200 dolar fiyat artışından bahseden armatörler var. Bu da Türkiye’nin ihracat maliyetini varış ülkesine göre yüzde 5 ila yüzde 25 arasında artırabilir.

Tedarik zincirindeki küreselleşme sorgulanıyor

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW) Başkanı Prof. Gabriel Felbermayr koronavirüs salgınını dünya ekonomisinde küreselleşmenin sorgulanması gereken bir dönüm noktası olarak niteliyor. Dünya ekonomisinin Lehman Brothers benzeri bir durumla karşı karşıya olduğunu belirten Felbermayr’a göre, Çin’deki gelişmeler küresel ekonomik sistemin ve tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Koronavirüsün etkileriyle ilgili olarak Felbermayr, Çin hükümeti tarafından açıklanan rakamlara hem salgının boyutu hem de üretim kaybı açısından güvenilemeyeceğini düşünüyor ve belki de büyük bir felaketin henüz başlangıç aşamasında olduğumuzu söylüyor.

Kısa vadede Türkiye’nin çelik, tekstil, gıda, mücevherat, koruyucu maske ve temizlik malzemeleri gibi sektörlerinde iş artışı anlamına gelecek olan koronavirüs salgınını hiçbir şekilde bir fırsat olarak görmemek lazım. Çünkü hem ithalat hem de ihracat açısından çok fazla iş yaptığımız bir ülke olan Çin’de işlerin iyiye gitmemesinin götürüsü, tüm dünya ülkeleri için getirisinden çok daha yüksek olacaktır. Her şeye rağmen Türkiye’de ürünlerine yönelik talebin arttığı sektörlerin ellerinden gelenin en iyisini yaparak dünyanın karşı karşıya kaldığı bu felakette üretim çarklarının dönmesine katkıda bulunması, bu zor zamanda yapılacak en iyi şey olarak karşımıza çıkıyor.

[Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Elif Nuroğlu, uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır]

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.