Euro
6.34
Dolar
5.71
BIST 100
96,019.61
Altın
1,501.10
Politika, 15 Temmuz Darbe Girişimi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Tüm dünya milletçe nasıl yekvücut olduğumuzu görmüştür

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Tüm dünya, televizyon ekranlarından milli birliğimize ve beraberliğimize el uzatıldığında Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyarak milletçe nasıl kenetlendiğimizi ve nasıl yekvücut olduğumuzu görmüştür." dedi.

Seval Ocak Adıyaman   | 16.07.2019
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Tüm dünya milletçe nasıl yekvücut olduğumuzu görmüştür

TBMM

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında tüm dünyanın televizyon ekranlarından, milli birliğe ve beraberliğe el uzatıldığında Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısına uyarak milletçe nasıl kenetlendiğini ve nasıl yekvücut olduğunu gördüğünü belirterek, "Ülkemizin kalkınmasından ve bölgesinde hızla yükselen bir değer olmasından rahatsız olan tüm odaklar, milletimizin verdiği bu destansı cevap karşısında şaşkınlığını gizleyememiştir." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda gerçekleştirilen görüşmeleri sırasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, milletvekillerinin yönelttiği eleştiri ve soruları yanıtladı.

Yüce milletin devleti, bayrağı ve demokrasisi için direniş destanı yazdığı 15 Temmuz 2016'nın 3. seneidevriyesinin yaşandığına işaret eden Oktay, Türk milletinin tarih boyunca hiçbir yabancı gücün hakimiyeti altına girmeyi kabul etmediğini, hiçbir gayri milli unsura boyun eğmediğini vurguladı.

Oktay, sosyolojik bir maya olan ve nesilden nesile aktarılan bu özelliğiyle Türk milletinin, 15 Temmuz günü özgürce havasını teneffüs ettiği, suyunu içtiği, ekmeğini yediği bu ülkenin milletine ve devletine büyük bir ihanet çabası içinde olanlara fırsat vermediğine dikkati çekerek, "Milletimiz, darbeci zihniyet ve arkasındaki güçler dahil olmak üzere dost düşman herkesin anlayabileceği esaslı bir demokrasi dersi vermiştir." dedi.

"Tek vücut olarak hainleri püskürttü"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, demokrasinin ve bağımsızlığın sembolü olan Yüce Meclis'e bomba yağdırarak milli iradeyi susturacağını sanan dış destekli FETÖ'cü darbeci çetelerin girişimine en büyük cevaplardan birinin de yine o gece şanlı direnişte birleşen ve Yüce Meclisi terk etmeyen parlamento üyeleri tarafından verildiğini; milletine, devletine, vatanına ve bayrağına bağlı güvenlik güçlerinin, kurum ve kuruluşlarla tek vücut olarak hainleri püskürttüğünü kaydetti.

Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm dünya, televizyon ekranlarından milli birliğimize ve beraberliğimize el uzatıldığında Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyarak milletçe nasıl kenetlendiğimizi ve nasıl yekvücut olduğumuzu görmüştür. Ülkemizin kalkınmasından ve bölgesinde hızla yükselen bir değer olmasından rahatsız olan tüm odaklar, milletimizin verdiği bu destansı cevap karşısında şaşkınlığını gizleyememiştir. Özgür ve demokratik bir ortamda yaşamımızı sürdürmemizin müsebbibi olan tüm kahraman şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Şehit ve gazi yakınlarımıza da büyük bir minnetle saygılarımı sunuyor, onların her birinden ve yetiştirdikleri evlatlardan, sahip oldukları eş, ana ve babalardan Allah razı olsun diyorum."

Toplantı sırasında pek çok değerlendirme yapıldığını anlatan Oktay, planın hazırlanış aşamasından hedef ve politikalara kadar her bakımdan önemli görüş ve eleştirilerin dile getirildiğini söyledi. 

Oktay, "Çoğunlukla nezaket sınırları içerisinde yapılan tüm eleştiriler için teşekkür ediyorum. Gerek hitap şekli gerekse içerik itibariyle nezaket ve saygı sınırlarını aşan eleştiriler için de üzüntülerimi ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Milletvekillerinin soru önergelerine verilen cevaplara yönelik eleştirileri anımsatan Oktay, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı Yardımcılığı olarak yasal düzenlemelerin gereği olduğu kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine duyulan saygının gereği olarak da bugüne kadar gelen soru önergelerine cevap verilmektedir. Şüphesiz milletvekillerimizin soru önergesi vermesi anayasal bir haktır. Verilen cevapları beğenip beğenmeme ise sayın vekillerimizin takdirindedir. Ancak beğenilmemiş cevaptan dolayı kimsenin hakaret etme hakkı yoktur. Geçtiğimiz günlerde bir milletvekilinin verdiği soru önergesine gelen cevabı beğenmeyerek şahsımı hedef alan ve hakaret içeren ifadelerle dolu açıklamasını esefle karşılıyorum. Aynı üslup seviyesine düşmeyeceğim. Takdiri yüce millete bırakıyorum. Gelen cevabın beğenilmemesinin hiç kimseye hakaret hakkı vermemesi gerekir." 

"Toplamda 35 bin kişinin katkısı kapsayıcı bir şekilde alındı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planının toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini içeren katılımcı bir yaklaşımla hazırlandığını dile getirdi.

Bu çalışmalarda toplamda 214 sivil toplum kuruluşunun yer aldığını bildiren Oktay, hazırlıklar kapsamında toplamda 75 özel ihtisas komisyonu (ÖİK) ve çalışma grubu oluşturulduğunu, 81 ilde toplam 267 toplantı ve çalıştay düzenlenerek yerel düzeyde yaklaşık 12 bin kişinin katkısının alındığını vurguladı.

Plan için "vatandaş anketi" yoluyla 19 bin kişiyi aşkın katılımcıdan da plan önceliklerine dair fikir ve önerilerin alındığını hatırlatan Oktay, "Dolayısıyla On Birinci Kalkınma Planı çalışmalarına toplamda 35 bin kişinin katkısı kapsayıcı bir şekilde alınmıştır." dedi.

Kalkınma planlarının geleneksel olarak Haziran ve Temmuz aylarında TBMM'de görüşülerek kabul edildiğini, 9. Kalkınma Planı'nın 28 Haziran 2006, 10. Kalkınma Planı'nın ise 2 Temmuz 2013 tarihlerinde kabul edildiğini anlatan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Planların Meclis tam tatile girmeden görüşülmesinin nedeni, gelecek senenin bütçe süreci için planların yön gösterici olması ve yaz sonu başlayan bu bütçe sürecine girdi sağlamasıdır. 11. Kalkınma Planı çalışmaları 2016 yılında başlamış, 2018 Nisan ayında plan taslağı bir anlamda hazır hale gelmiştir. Ancak seçim kararının alınmasının ardından 24 Haziran 2018'de seçimler yapılmış ve yeni hükümet sistemine geçiş ile kamuda bazı kurumların teşkilatlanmasında bir takım değişikliklere gidilmiştir. Bu kapsamda planın koordinasyonunu yürüten Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yapılanmasını 2018 yılı sonunda tamamlamış ve Kalkınma Planı için yapılan hazırlıklar arada geçen süre de göz önüne alınarak güncellenip 2020 yılı bütçe sürecine de yön göstermesi için TBMM’ye sunulmuştur. Kalkınma planlarının bütçe sürecine girdi sağlaması işlevinin yanında özel sektör için yön gösterici olma işlevi de bulunmaktadır hepinizin malumu olduğu üzere. Planın 2019 yılını da kapsayacak şekilde ele alınması benimsenmiştir."

Oktay, komisyonlarda sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine de yer verilmesine yönelik eleştirileri anımsatarak, "Özellikle inceledim. Hemen hemen tüm kesimlerden, sivil toplum örgütlerinden katılımcılar var. Sadece planın dışında farklı bir tartışmaya zemin oluşturmaması için bu açıklamayla yetinmek istedim. Çünkü '75 tane' desek, 'niye 76'ıncısı yok?', '300 tane' desek 'niye 301'incisi yok?', 'Üç bin tane' desek de 'niye 3001'incisi yok?' eleştirisiyle karşılaşabileceğimiz de aşikar diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

"Hükümet açısından çok daha avantajlı olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, iktidar olarak 11. Kalkınma Planı'nın 2019 yılını kapsayıp kapsamaması konusunu çok tartıştıklarını belirterek, 2019'u geçiş dönemi olarak kabul ederek 2020-2023 dönemine ilişkin bir plan hazırlamanın hükümet açısından çok daha avantajlı olacağına işaret etti.

Fuat Oktay, şunları söyledi:

"2020-2023 plan dönemi olsa, aslında bu bizim için de daha faydalı bir şeydi. O zaman plan göstergelerine baktığınızda çok daha pozitif performans göstergeleriyle huzurunuza gelmiş olacaktık. Ama biz gerçekçi bir plan olsun istedik. Negatif boyuttaki, özellikle 2018 Ağustos'u ile başlayan sürecin etkilerini de gösterecek şekilde bu planın toplamda performans göstergelerini aşağıya çekiyor da olsa Meclis'e sunulmasını ve Mecliste sizlerin denetiminden ve görüşlerinden geçmesini daha değerli bulduk. Bu Meclisten kaçma değil, tam tersi Meclisin ve Plan ve Bütçe komisyonu üyelerinin görüşlerine sunma gerekçemizdir." 

Yeni Ekonomi Programında da belirtildiği üzere politika aşamalarını dengelenme, disiplin ve değişim süreçleriyle hayata geçirdiklerini anlatan Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın kapsadığı ilk yıl olan 2019 yılının dengelenme sürecinin başladığı yıl olduğuna dikkati çekti. 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Buradan siyasi bir kazanım umsak, hedeflerimizi daha yüksek göstermek adına bu yılı çok rahat dışarıda bırakabilirdik. Ancak ülke menfaatleri hükümetimiz için her şeyin üzerindedir." ifadesini kullandı.

Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmada, 2002 yılından bu yana geçen 17 yıllık sürede AK Parti hükümetleri döneminde kişi başına milli gelirin 3 bin 500 dolar seviyelerinden 9 bin 500 dolar seviyelerine yükseldiğini, enflasyonun çok uzun yıllar sonra tek haneleri görebildiğini belirtti.

Bu dönemde 10 milyon istihdam artışı sağlandığını, kayıt dışı istihdamın yüzde 50'lerden yüzde 35'lerin altına indirildiğini, kadınların iş gücüne katılımında yaklaşık 10 puanı aşkın bir artış yakalandığını bildiren Oktay, "Bu plan döneminde de buna ısrarla devam edeceğiz. Aslında daha da ilerisine gidip kadınların sadece iş gücüne katılımı değil, yönetim kademelerine katılmalarıyla alakalı politika düzeyinde değil, uygulamaya dönük de agresif çalışmalarımız olacak." diye konuştu.

AK Parti iktidarları döneminde ihracatın 36 milyar dolar seviyelerinden 168 milyar dolara ulaştığını anlatan Oktay, 12,4 milyar dolar olan turizm gelirinin de bu dönemde yaklaşık 30 milyar dolara yükseldiğini, yüzde 11,3 olan bütçe açığının yüzde 2'lere, yüzde 72,1 olan AB tanımlı nominal borç stokunun ise yüzde 30 seviyesine düşürüldüğünü anlattı.

ktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orta uzun vadeli hedefler ekonominin, ülkenin, insanın potansiyeli çerçevesinde belirlenmektedir. Belli başlı politikalarla bu potansiyelin üzerine nasıl çıkılacağı belirli varsayımlar altında ortaya konulmaktadır. 10. Kalkınma Planı'nın hazırlandığı dönemde küresel ekonomi ile ilgili geleceğe yönelik beklentiler çok olumluydu. Ancak plan döneminde yaşanan farklı gelişmeler belirsizlikleri artırmış ve küresel ekonomi beklenenin altında bir performans göstermiştir. Bu şartlar altında Plan'ın makroekonomik tahminlerindeki varsayımlarda ciddi farklılaşmalar olmuş ve Plan'da yer alan bazı hedeflerde sapmalar oluşmuştur. Bununla beraber 10. Plan dönemi için öngörülen büyüme patikası gerçekleşme ile yüzde 90 düzeyinde tutarlıdır."

"2013'den itibaren ihracat artışımız yavaşlamıştır"

Fuat Oktay, 2013 yılında 10. Kalkınma Planı hazırlanırken dünya ticareti için artış oranı beklentisinin yüzde 6,5 olduğunu, 2014-2018 yılı dünya ihracat artışının bu beklentilerin çok gerisinde kalarak, yüzde 3,6 olarak gerçekleştiğini anlattı.

Türkiye'nin 2012 yılı ihracatı 152,5 milyar dolar seviyesindeyken, yıllık ihracat artışlarının çift haneli rakamlarda olduğunu kaydeden

Oktay, şöyle devam etti:

"Ancak 2013'den itibaren ihracat artışımız yavaşlamıştır. Ancak cari açığın hasılaya oranında ise 1,5 puanlık daha iyi bir sonuç yani yüzde 5,8'lik açık yerine yüzde 4,3'lük açık elde edilmiştir. Burada temel belirleyici faktörlerden biri de dış ticaret ortaklarımızdaki talep zayıflığı olmuştur. 2014 yılında ihracat ortaklarımızın ekonomik büyümesi yüzde 1,6’ya kadar gerilemiştir. Dünya ticaret hacmindeki yarı yarıya düşüş, bizim ihracat performansımızı aşağı çeken nedenlerin başında gelen faktörlerden. 2023 hedefleri ortaya konulurken ihracat hedefinin belirlenmesinde öncelikle önemli ticaret ortağımız Avro Bölgesi ile yeni ticaret alanları potansiyelini göz önünde bulundurmak için dünya ticareti ve ekonomik büyüme tahminleri hesaba katılmıştır. 

Ülkemizin yurtdışı ticaret kapasitesi orta/uzun dönemde TL'nin rekabetçi seviyesinden ziyade ticaret ortaklarımızın talebine daha fazla duyarlıdır. İhracatta hedefin altında kalınmasında zayıf seyreden küresel talep sonucunda ihracat fiyatlarında yaşanan gerileme de etkili olmuştur. İhracat fiyatları artışı 10. Kalkınma Plan döneminde yıllık ortalama yüzde 2,2 olarak varsayılmıştır. İhracat fiyatlarındaki hareket bu şekilde gerçekleşseydi 2018 yılında mal ihracatı 200 milyar dolar seviyesinin üstünde gerçekleşerek 10. Kalkınma Plan hedeflerine yaklaşmış olacaktır. Bütün bu gelişmeler sonucunda, gelecek dönem için ihracat artışlarının iyi seyretmesi beklense de baz yılındaki ihracatın geçmiş tahminlerin altında kalması ve gelecek dönem küresel ekonomideki belirsizliklerin yüksek seyretmesi nedeni ile 2023 ihracat hedefi de aşağı çekilmiştir."

"Döviz cinsinden hedeflerin tutmamasının temel nedeni bu"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, döviz kurunun sadece makroekonomik faktörlerden değil, iç ve dış siyasi olayların tetiklediği arz talep şoklarından da kolayca etkilenebildiğine işaret etti.

Dalgalı kur rejiminin uygulandığı ülkelerde döviz kurunu tahmin etmenin pek mümkün olmadığına değinen Oktay, "Dolayısıyla üst politika dokümanları için yapılan makroekonomik tahminlerde döviz kurunun değeri geçmiş ve gelecekteki belirli eğilimlere ve kabullere göre belirlenmektedir." ifadesini kullandı.

10. Kalkınma Planı'nın açıklanmasından sonra yaşanan bahsettiğim iç ve dış gelişmelerin planda yer alan döviz cinsinden hedeflerin tutmamasına neden olduğunu vurgulayan Oktay, şunları kaydetti:

"Planın açıklanması esnasında ve hemen sonrasında yaşanan 17-25 Aralık yargıda darbe girişimi, Gezi olayları, Rusya ile diplomatik gerginlik, çeşitli terör odaklarının ardı ardına gerçekleştirdiği saldırılar ve nihayetinde 15 Temmuz menfur darbe girişimi ile ülkemizi istikrarsızlaştırma çabaları zirveye yükselmiştir. Sonrasında da yaşanan dış politika gerginliklerinin yanı sıra Orta Doğu'da devam eden istikrarsızlık, Suriye meselesi, Fed'in politikaları, hız kazanan korumacı ticaret politikaları neticesinde 10. Kalkınma Planı hedefleri; kur, sermaye hareketleri, finansman ve beklentiler gibi pek çok kanaldan olumsuz yönde etkilenmiştir. 10. Kalkınma Planı'nda yer alan cari milli gelir ve kişi başı gelir gibi döviz cinsinden hedeflerin tutmamasının temel nedeni budur. Bu gelişmeler aynı zamanda turizm gelirlerinin 10. Kalkınma Planı için öngörülerin altında kalmasına neden olmuştur."

Fuat Oktay, 2023 vizyonundaki diğer bir hedefin kişi başına gelirin 25 bin dolara çıkması olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Büyüme hedefi açısından 10. Kalkınma Planı'nda iyi bir performans gösterilse de döviz kuru kaynaklı gelişmeler 2018 gerçekleşmesinin plan hedeflerinin altında kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle 11. Kalkınma Planı'nda dönem sonu itibarıyla kişi başına gelir aşağı yönlü 12 bin 484 dolar olarak revize edilmiştir. Bu yönüyle plandaki hedeflerimiz hem gerçekçi hem de geliştirme ve dönüştürme iddiasını içeren güçlü hedeflerdir. Diğer taraftan uzun vadeli hedefimiz değişmemiştir. Daha çok üreten, gelirini daha çok paylaşan, daha müreffeh bir Türkiye vizyonuyla 2023 ruhunu taşıyan uzun vadeli hedeflerimizi koruyor ve onlara ulaşmak için bütün enerjimizle çalışmaya devam ediyoruz. Yani 2023 hedefleri yıl bazında olmasa bile hiçbir şekilde geri adım atmış değiliz."

Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilere ilişkin, sistemin başarısız olduğunu kabul etmediklerini belirterek, sistemin gelişmesine yönelik çalışmaların, dinamik bir ülke olan Türkiye'de, birinci yılda olduğu gibi bininci yılda da sürdürülebileceğini vurguladı.

11. Kalkınma Planı'nın başarısız bir çalışma olmadığını anlatan Oktay, "Türkiye'nin yerine" ilişkin sorulara şu yanıtı verdi:

"Nerede olduğumuz son derece nettir. A'nın veya B'nin çıkarları doğrultusunda değil, 'Küresel sistemde neredeyiz?' sorusunun cevabı 'Yönümüz son derece nettir. Kendi çıkarlarımız, Türkiye'nin çıkarları, bulunduğu yer neredeyse, biz oradayız. Devlet aklı, bu çerçevede, bütün kurum ve kuruluşlarıyla çok net bir şekilde çalışmaktadır. Hem de son derece belirsiz ve değişken bir coğrafya ve dünyada son derece dinamik çalışan bir devlet aklı vardır. Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda da gereken adımlar zamanında atılmaktadır." 

Oktay, İhtisas Komisyonları Raporlarını, 11. Kalkınma Planı'nın yayınlanmasının ardından Meclise ileteceklerini bildirdi.

"11. Kalkınma Planı'nda, 10. Kalkınma Planı'nın değerlendirmesine yer verilmediği" eleştirilerini anımsatan Oktay, planda buna yönelik değerlendirmelere yer verildiğini, ayrıca tablolarda da buna yönelik karşılaştırmaların bulunduğunu aktardı.

Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"10. Kalkınma Planı dönemi boyunca sadece dolarla ifade edilen göstergelere ulaşılamamış, onun dışındaki göstergelerin önemli bir kısmında hedeflere ulaşılmıştır. Bu kapsamda büyüme hedeflerine yüzde 90 nispetinde ulaşılmıştır. Yıllık ortalama yüzde 5,5 büyüme hedefine yüzde 4,9 ile oldukça yaklaşılmıştır. Satın alma gücü paritesine göre kişi başına milli gelirimiz, 2013 yılındaki 23 bin 983 dolar seviyesinden 2018 sonunda 28 bin 205 dolar seviyesine ulaştırılmıştır. Yüzde 5,8 olan ortalama cari açık hedefimizi, yüzde 4,3 ile aşmış bulunuyoruz. Tarım ve sanayide büyüme hedeflerine yüzde 73, hizmetler sektöründe ise yüzde 97 oranında ulaşılmıştır. Yıllık ortalama 2,9 milyon olan istihdam hedefi yıllık ortalama 3,2 milyonla aşılmıştır."

15 yıllık perspektifin temelleri

10. Kalkınma Planı döneminde yüzde 22,9 olan yıllık ortalama yurtiçi tasarruf hedefinin, yüzde 25,1 ile bugüne taşındığını anlatan Oktay, öte yandan yüzde 27,3 olan milli gelire oranla yıllık ortalama yatırım hedefinin de yüzde 29,5 ile aşıldığını kaydetti.

Oktay, 11. Kalkınma Planı'nı oluşturan 15 yıllık perspektife Plan'da yer verildiğine işaret ederek, 15 yıllık perspektifin temelleri olarak şunları sıraladı:

"Bu kapsamda hukukun üstünlüğü, demokrasi, temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, hukuk devleti, demokratikleşme ve iyi yönetişim anlayışının pekiştirilmesi ve kurumsallaştırılması; uluslararası iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların güçlendirilmesi ve AB üyelik hedefinin sürdürülmesi; ekonomide istikrar ve sürdürülebilirlik; verimlilik temelli, sanayi ağırlıklı, ihracata dayalı nitelikli büyüme; aktif sanayi politikaları; imalat sanayinde yapısal dönüşüm ve sektörel odaklılık; tarım, turizm ve savunma sanayinin öncelikli gelişme alanı olması; beşeri ve sosyal yapının her bakımdan güçlendirilmesi, daha yeşil bir Türkiye ve medeniyet temelli şehirleşme; uluslararası ve çok taraflı kalkınma iş birliklerinin güçlendirilmesi 15 yıllık perspektifin temellerini oluşturmaktadır."

Fuat Oktay, 2033 yılına kadar sürecek 15 yıl boyunca nüfus projeksiyonları, yatırım ve üretim kapasitesi ile dış ticarete yönelik analizler çerçevesinde perspektifin oluşturulduğunu bildirdi.

Tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde katma değere katkının artarak süreceğini anlatan Oktay, bu katma değerde sanayinin payının arttığı bir yapısal dönüşümün öngörüldüğünü ve 5 yıllık somut hedeflerin de belirlendiğini kaydetti.

"Vergisel teşvikler uygulanacak"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, verimliliğin, "11. Kalkınma Planı'nda sadece teknoloji bağlamında ele alandığı" yönündeki eleştirilere ilişkin de "Verimlilik kazanımları için kamunun uygulayacağı politikaların planda öne çıkarıldığını ve rekabetçiliğin artırılmasının verimlilik artışı açısından temel bir unsur olarak plana dahil edildiğini" vurguladı.

Tasarruf oranın artırılmasına yönelik soru üzerine Oktay, şu yanıtı verdi:

"Plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların yüzde 30,3'e çıkarılması hedeflenmekte. Bunun 27,9 puanı özel kesimden, 2,4 puanı ise kamu kesimi tasarruflarından sağlanması hedeflenmektedir. Plan'daki tedbirler kapsamında kamu emeklilik sistemi dışındaki sistemlere katılım teşvik edilecek. Bireysel emeklilik sistemi katılımcı sayısı, sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde geliştirilecektir. Ayrıca dayanıklı tüketim malları ile eğitim, tatil gibi harcama kalemleri için bankalarda özel birikim hesapları kullanılarak gerçekleştirilen harcamalarda ilgili ürünler için vergisel teşvikler uygulanacaktır. Vergi indirimleri gibi."

Oktay, öte yandan finansal okur yazarlığının artırılması, finansal sistem dışındaki araçların çeşitlendirilmesi, kamu kesimi gelir ve giderlerine yönelik tedbirlerin de tasarrufların artırılmasında önemli rol oynayacağını vurgulayarak, "Meslek esaslı tamamlayıcı emeklilik kurumlarının geliştirilmesi, ikinci ve sonraki konut alımlarının cazibesinin azaltılması, imar değer artışlarından kamunun pay alması, sermaye artırımlarında öz kaynak kullanımının özendirilmesi, özel birikim hesapları oluşturulması." diye konuştu.

"Yatırım Ofisi, tek durak ofis olacak"

Fuat Oktay, 24 milyar dolarlık yabancı sermaye girişine yönelik soruyu yanıtlarken, uluslararası doğrudan yatırımların daha fazla çekilebilmesi için proje bazlı teşvik sisteminde stratejik ürün, yüksek teknolojili ve ihracata yönelik yeni yatırımlara öncelik verileceğini söyledi.

Yatırım Ofisi'nin "tek durak ofis" olarak yetkilendirilmesinin sağlanacağını, yatırım süreçlerine ilişkin izin, onay ve lisans süreçlerine yönelik sektörel yatırım yol haritalarının hazırlanacağını anlatan Oktay, "Merkezi Yatırım Bilgi Sistemi kurulacak. Yerli şirketlerin uluslararası yatırımcılarla eşleştirilmesi sağlanarak iş birlikleri geliştirilecek. Teknoloji transferine dayalı yatırımlar, ilave olarak desteklenecektir. YOİKK çerçevesinde de sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yatırımların önü açılacaktır." dedi.

"İşsizlik yüzde 9,9'a gerileyecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, kamu-özel iş birliği projelerinin nasıl ilerleyeceğine yönelik soru üzerine artan altyapı yatırımlarını finanse etmek üzere harcama etkinliğinin, kamu kaynaklarının kullanımından daha yüksek olduğu durumlarda özel sektörün veya kurumsal yatırımcıların sahip olduğu kaynakların altyapı finansmanına yönlendirilmesi için alternatif finansman yöntemlerinin gelecek dönemde de yaygın şekilde kullanılacağını söyledi.

Kamu-özel iş birliği uygulamalarında kamunun üstlendiği yükümlülükler ve bütçe dengelerinin dikkate alınacağına değinen Oktay, "Kamu-özel iş birliği projeleri, kamu ve özel kesim arasındaki risk paylaşımı en uygun olacak şekilde yürütülecektir." diye konuştu.

Oktay, kamu-özel iş birliği yönteminin, bu amaç ve politikalar doğrultusunda mali açıdan verimli ve kamu kaynağı kullanımından daha etkin olduğu durumlarda kullanılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, işsizlik oranına yönelik eleştiri ve soruları anımsatarak, işsizlik oranının plan dönemi sonunda yüzde 9,9'a düşürülmesinin hedeflendiğini aktardı.

Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmada, "Plan'ın teknik analizden yoksun olduğu" yönündeki eleştirilere yanıt verdi.

Öncelikli sektörler belirlenirken, Türkiye'nin teknolojik dışa bağımlılığının azaltılması ve sanayide yapısal dönüşümün sağlanmasına yönelik sektörel önceliklendirme yaklaşımının benimsendiğini anlatan Oktay, analizler sonucunda odak sektörlerin, potansiyel güçleri nedeniyle ön plana çıktıklarını söyledi. 

Oktay, oluşturulan büyüme patikası ile uyumlu, dış ticaret, istihdam, yatırım ve bütçe hedeflerinin oluşturulduğunu, bunlar arasındaki tutarlılık kontrolleri yapılarak ekonominin genel dengesine de planda ayrıca yer verildiğini kaydetti.

11. Kalkınma Planı'nda maliyetlerin hesaplandığını vurgulayan Oktay, "Planda yer verilen bütün tedbirlerin ve projelerin, kamu-özel iş birliği ile ilgili yapılacak harcamalar da dahil olmak üzere, cari ve sabit sermaye maliyetleri ile ilgili kuruluşlarla iş birliği içerisinde hesaplanmış ve bu maliyetlere bütçe dengesi çalışmalarında girdi olarak yer verilmiştir." ifadelerini kullandı.

KOBİ'lerin ölçek büyütmesine yönelik tedbirler belirlenecek

Plan'da mikroekonomi politikalarının yer almadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığına değinen Oktay, somut politika ve tedbirlerin de geliştirildiğini kaydetti.

Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile ürün bazlı yapılacak çalışmalarla rekabetçi olunabilecek ürünlerin belirleneceğini anlatan Oktay, bu ürünlerin Ar-Ge'den başlayıp, ihracata kadar tüm süreçlerine yönelik entegre destek sağlanacağını ifade etti.

Fuat Oktay, mikro işletmeler ile büyük işletmeler arasındaki iş gücü verimlilik farklılıklarının yaklaşık 6 kat olduğunu, bu kapsamda KOBİ'lerin ölçek büyütmelerinin sağlanmasına yönelik politika ve tedbirlerin belirlendiğini bildirdi.

Milletvekillerinin, gelir adaletsizliğine yönelik planda tedbir alınmadığı yönündeki eleştirilerini anımsatan Oktay, 11. Kalkınma Planı'nda buna yönelik politika ve önlemlerin bulunduğunu vurguladı.

Oktay, rekabetçiliğin ve verimliliğin artırılmasında Ar-Ge'nin özellikle önem verilen bir alan olduğuna işaret ederek, "Ar-Ge harcamasının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payının da 2023 yılında yüzde 1,8'e çıkarılmasını hedeflemekteyiz." dedi.

"Eğitimde ilerici bir yaklaşım içindeyiz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye'de yoksulluk oranının düştüğünü vurgulayarak, "Ülkemizde son 10 yılda toplam sosyal yardımların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı, 2002'de yüzde 0,38 iken, 2018 yılında yüzde 1,15'e yükselmiştir. Sosyal yardımların toplam genel bütçe gelirleri içerisindeki payı ise 2002'de yüzde 1,21 iken, bu oran 2018 yılında yüzde 5,23'e yükselmiştir." ifadelerini kullandı.

Oktay, milletvekillerinin planda tarımsal göstergelere yer verilmediği yönündeki eleştirilerinin de gerçeği yansıtmadığını belirterek, planın tarıma ilişkin bölümünde 12 göstergenin bulunduğunu bildirdi.

Arazi toplulaştırma çalışmalarına ilişkin de Oktay, "Tescil işlemleri tamamlanan arazi toplulaştırma alanı 3,6 milyon hektardan 6,2 milyon hektara yükseltilecek." diye konuştu.

Eğitime yönelik eleştirileri de yanıtlayan Oktay, "Türkiye'nin gerici bir eğitim yaklaşımına sahip olduğu" şeklindeki sözlere, "Tam tersine biz eğitimde ilerici bir yaklaşım içindeyiz." karşılığını verdi.

Oktay, Türkiye'nin altyapıda çok ciddi atılım sergilediğini vurgulayarak, hükümetleri döneminde otoyoldan hızlı trene, elektrik kurulu gücünden havalimanlarına altyapı hizmetlerinde erişilen rakamları sıraladı.

Altyapıya yatırımın gelişmişliğin göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, altyapısı olmayan bir ülkede eğitim, sanayi ve gelişmeden bahsedilemeyeceğini vurguladı.

Oktay, şunları söyledi:

"Biz altyapıda bu gelişmeyi sağladık. Hem de dünyanın parmak ısırdığı şekilde sağladık. Bunu sağlamakla da eğitimde geride kalmadık. 2023 vizyonumuz şudur: Milli Eğitim Bakanlığının gerici değil, uluslararası boyutta çok da ilerici bir yaklaşımı olduğunu görmeniz ve takdir etmeniz gerektiğini düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığının yeni dönemde oynayacağı rol; talim ve terbiyeyi Türk milletinin toplumsal bütünleşmesinin ve ortak ülküye dayalı şimdi ve gelecek tasavvurunun inşasına öncülük etmekten ibarettir." 

Eğitim sistemlerinin öğretmenlerin omuzlarında yükseldiğine ve öğretmenin niteliğini aşamayacağına değinen Oktay, demokrasi ve ekonomiyle bütünleşmiş bir eğitim anlayışının Türkiye'nin her alanda atılım hareketini başlatacağı platform olduğunu ifade etti.

Oktay, 2023 eğitim vizyonunun odak noktasının insan olduğunu vurgulayarak, çocukların öğrenmesiyle ilgili tüm aktörlerin iyileştirme çalışmalarında yer aldığı "Okul Gelişim Modeli" kurulacağını kaydetti.

"Biraz daha somutlaştırıyoruz"

Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın farklı bölümlerinde demokratikleşmeye özellikle atıfta bulunduklarını belirterek, planda yer alan demokratikleşmeye yönelik bölümleri sıraladı. 

Bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının katılımının önemine işaret eden Oktay, Yargı Reformu Stratejisi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sunulduğunu anımsattı. 

Oktay, "Aslında burada bunu biraz daha somutlaştırıyoruz. Baktığımızda bu yargı reformunda da kamuoyuna açıkladığımız, hem model olarak hem de amaç ve hedefler olarak da 9 amaçtan ve altındaki net hedeflerden oluşan net bir Yargı Reformu Stratejimiz. Yine toplum tarafından da tüm taraflardan da kabul gören bir yaklaşım. Yasama boyutuna bunu ne zaman geçireceğiz? Çok ciddi çalışmalarımız var. İnşallah yakında bunun da yasama boyutuna geçirileceğini göreceğiz. Aşama aşama orada da uygulamaya geçeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Fuat Oktay, planda sözü edilen Doğu Akdeniz bölgesindeki limana ilişkin soru üzerine de planda, Mersin'de yapılacak liman hakkındaki bilginin yer aldığı kaydetti.

11. Kalkınma Planı'nın hazırlanmasına katkı veren tüm paydaşlarla birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Oktay, bugünkü müzakereler dahil yapılan tüm özverili çalışmalar için Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine, katkılarını esirgemeyen bütün partilere, milletvekillerine, sivil toplum kuruluşları, bürokrat ve teknokratlara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'nın millete ve devlete hayırlı olması temennisinde bulundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, komisyonun 11. Kalkınma Planı'na ilişkin görüşmelerinin devam edeceğini belirtti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.