Euro
6.46
Dolar
5.78
BIST 100
98,415.34
Altın
1,489.40
Yaşam

Şehri terk eden 7 'beyaz yakalı' kadın organik tarım üreticisi oldu

İstanbul'da çeşitli işlerde yöneticilik yapan 7 kadın, istifa edip İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Beyler köyünde organik tarımsal üretim yapıyor.

Furkan Gençoğlu   | 29.09.2019
Şehri terk eden 7 'beyaz yakalı' kadın organik tarım üreticisi oldu

İstanbul

Onarıcı tarım hedefi ile yola çıkan 7 kadın, şehirde kazandıkları birikim ile köyde yüksek katma değerli organik tarımsal üretime katkıda bulunuyor.

Süreç içerisinde üretimlerini artıran kadınlar, güç birliği yapıp Sınırlı Sorumlu Seferihisar Kadın Üretim Girişim ve İşletme Kooperatifi'ni kurdu. Kadınlar, ürettikleri ürünleri tanıtmak ve pazarlamak için İstanbul Fuar Merkezi'nde 9. kez kapılarını açan Doğal, Organik ve Sağlıklı Ürünler Fuarı Exponatura'ya da katıldı.

"Sıfır atık bilinci ile çalışıyoruz"

Sınırlı Sorumlu Seferihisar Kadın Üretim Girişim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Tuba Karahanoğlu, fuarda AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul'da 22 yıl özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra istifa edip eşi ve çocuğuyla Seferihisar Beyler köyüne yerleştiğini anlattı.

Karahanoğlu, "Önce arazimizi aldık ve onarıcı tarım yapmak hedefiyle yerel tohum üreten üreticiler ile çalışmaya başladık. 3 üretici ile başlayan üretimimiz, bugün 24 üretici ile devam ediyor. 3 yıllık deneyimimiz sonucunda ticari ve insani ilişkilerimiz oldukça gelişti. Son olarak geçen ay kooperatifimizi onarıcı tarım hedefiyle yola çıkmış arkadaşlarımız ile kurduk." diye konuştu.

Kozmetikten uçucu yağlara, ilikli kemik suyundan işlenmiş sebze ve meyve konservelerine kadar geniş bir yelpazede üretim yaptıklarını anlatan Karahanoğlu, sıfır atık bilinci ile çalıştıklarını ve her ürünün atığının bir başka ürünün ham maddesine dönüştüğünü söyledi.

Bir üründen birden fazla ürün geliştirmenin en çok sevdikleri iş olduğunu belirten Karahanoğlu, şunları kaydetti:

"Üzüm çekirdeklerini çıkartıyoruz. Çekirdekleri ham olarak satıyoruz, öğütülmüş olarak satıyoruz. Çekirdeğin yağını çıkartıp yağını satıyoruz ve çekirdeğin dip yağından da sabun yapıyoruz. Hedefimiz, sıfır atık ile maksimum verimi sağlamak ve kendi içimizde ham madde döngüsü ihtiyacını karşılamak. Bundan sonra alacağımız üyeler de bu döngüye uyum sağlayabilecek üyelerden oluşacak."

"Üreticiliği yöneticiliğe tercih ederim"

Tuba Karahanoğlu, onarıcı tarım hedefiyle yola çıktıklarını vurgulayarak, "Köylülerle süreç içerisinde çok güzel bir diyalog geliştirdik. Bizim çabamızı ve çalışmalarımızı gördükten sonra bu meseleye inançları arttı. Köylülerimize, komşularımıza saf bir hayal satmadık. Ayakları yere basan ve yüksek gelir sağlayabilecekleri bir üretim döngüsünü anlattık. Şehir hayatından gelen bağlantılarımız ile birçok sorunu kolaylıkla aştık. Geldiğimiz noktada, ben üreticiliği kesinlikle yöneticiliğe tercih ediyorum." diye konuştu.

Katma değerli üretim yapmak için çeşitli inovatif geliştirme çalışmalarında bulunduklarını ifade eden Karahanoğlu, şöyle konuştu:

"Ahlat meyvesi vardır. Biz bu meyveyi toplamaya başladık. Daha sonra bu meyvenin ununu satmaya başladım. Ahlat, çok besleyici bir meyve. Anneler, bu ürüne çok fazla ilgi gösterdi. Daha fazla ne yapabiliriz diye düşündük. Kooperatiften Berrin arkadaşımız fıstık ezmesi üretiyordu. Berrin, artık ahlatlı fıstık ezmesi üretmeye başladı. Sağlıklı barlar yapıyordu, artık ahlatlı barlar yapmaya başladı."

"Eşimle beraber dedemin köyüne döndük"

Sınırlı Sorumlu Seferihisar Kadın Üretim Girişim ve İşletme Kooperatifi Kurucu Üyesi Elif Gülyüz de üniversitede kimya bölümünü bitirdikten sonra İstanbul'da laboratuvar müdürlüğü yapmaya başladığını, üniversite sıralarından beri hayat arkadaşı olan eşiyle en büyük hayallerinin lavanta çiçeğinin yağını üretmek olduğunu söyledi.

Eşiyle beraber dedesinin köyüne döndüklerini, yurt dışından tohumlar getirdiklerini ve satın aldıkları araziye diktiklerini, lavanta, kekik ve defne gibi çiçeklerin yağlarını çıkarmaya başladıklarını anlatan Gülyüz, kooperatifin diğer üyeleri ile tarlada tesadüfen tanıştıklarını ifade etti.

İstanbul'un hızlı ortamından çıktıktan sonra taşraya adapte olmanın kolay olmadığını vurgulayan Gülyüz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eşim ve çocuklarımla birlikte Beylikdüzü'nde yaşıyorduk. İş yaşamından ötürü çok hızlı bir hayatımız vardı. Tatillerimizi bile büyük bir panikle yapıyorduk. Sürekli bir yerlere yetişme kaygısı ile yaşamak yorucu olmaya başlamıştı. Böyle bir ortamdan çıkıp Türkiye'nin ilk cittaslow (sakin şehir) ağındaki Seferihisar'ın bir köyüne yerleşmek bizi ilk başta biraz zorladı. Fakat bölgede insanlarla iş yapmaya ve diyalog kurmaya başlayınca alıştık. Çocuklarımı evimin yanındaki okula gönderiyorum. Balkondan okula gidiş gelişlerini izleyebiliyorum. Bu durum cidden büyük bir konfor."

İngiltere'den dönüp kemik suyu üretimine başladı

Sınırlı Sorumlu Seferihisar Kadın Üretim Girişim ve İşletme Kooperatifi Kurucu Başkan Yardımcısı Seda Tütüncüoğlu ise üniversite eğitimini Güney Afrika Cumhuriyeti'nde tamamladıktan sonra bir süre İngiltere'de iş hayatına devam ettiğini, daha sonra Türkiye'ye döndüğünü anlattı.

Tütüncüoğlu, "Beyin göçüne karşı olduğum için ülkeme döndüm. Ülkemiz için ne yapılabilir diye düşündüm. Oğlum dünyaya geldikten sonra hücre gelişimi için kemik suyunun faydalı olduğunu gördükten sonra üretimine başladım. Gastronomi mezunu olduğum için işlerim daha kolay ilerledi. Orta ölçekli bir fabrika kurdum." dedi.

Tütüncüoğlu, aynı amaca hizmet eden 7 kadın ile beraber kooperatif faaliyetlerine hizmet vermenin azimlerini ve heyecanlarını artırdığını söyledi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın