Dolar
13.71
Euro
15.50
Altın
1,784.01
ETH/USDT
3,859.70
BTC/USDT
46,559.00
BIST 100
1,910.41
Gündem

Eski Yargıtay üyelerinin Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmalarına başlandı

FETÖ üyeliği suçundan hapis cezası alan eski Yargıtay üyeleri Meran, Demirezici ve Saylak ile firari sanık Karabeyeser'in, "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmasına başlandı.

Aylin Dal, Kemal Karadağ   | 22.12.2020
Eski Yargıtay üyelerinin Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmalarına başlandı

Ankara

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği suçundan hapis cezası alan eski Yargıtay üyeleri Necati Meran, Mehmet Ali Demirezici ve Esabil Saylak ile firari sanık Kenan Karabeyeser'in, "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmasına başlandı.

Anayasa Mahkemesi heyetinin Yüce Divan olarak görev yaptığı davanın ilk duruşması saat 10.00'da başladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar ile Esabil Saylak'ın avukatı katılıyor.

Duruşmada, suçtan zarar gören Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Hüseyin Kurtoğlu da hazır bulundu.

Yargılamada, iddia makamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili Rıdvan Gündoğdu, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi bulunuyor.

Duruşmanın başında basın mensuplarının görüntü almasına izin verildi. Duruşmayı izleyen basın mensupları, HES kodlarının kontrolünün ardından salona alındı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın başkanlık ettiği heyete, görev süresi dolan üye Serdar Özgüldür katılmıyor.

Kovid-19 tedbirleri kapsamında üyeler, Yüce Divan Salonu'ndaki kendilerine ayrılan yere iki sıra halinde oturdu.

Duruşma öncesi heyetin oturma düzeniyle ilgili açıklama yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, duruşmanın Kovid-19 tedbirleri kapsamında yapıldığını hatırlattı. Arslan, "Bu nedenle heyetin oturma düzeni iki sıra halinde oldu. Tüm heyetin bu kürsüde oturmaları gerekiyordu. Kovid-19 tedbirleri kapsamında böyle olması gerekti. Umarız ülkemiz bu salgın belasından kurtulur." dedi.

Anayasa Mahkemesi heyetinin Yüce Divan olarak görev yaptığı davada, ceza davası prosedürü izleniyor.

Dönemin İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu ile 5 subayın, "bir tutuklunun hürriyetini kısıtladıkları" iddiasıyla mahkum edilmesine ilişkin yerel mahkeme kararını onayan kararda imzası bulunan Yargıtay 14. Ceza Dairesinin eski üyelerinin, "Kurtoğlu'nun terfisine engel olarak örgüt mensubu eski tuğgeneral Hamza Celepoğlu'nun generalliğe terfisi için suç uydurup, Kurtoğlu hakkında mahkumiyet kararı verilmesini sağladıkları" iddia ediliyor.

Eski yüksek yargıçların, görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları isteniyor.

Davanın ilk duruşmasında, sanık Necati Meran'a savunma için söz verildi. Avukatı bulunmayan Meran, müdafi yardımından yararlanmak istemediğini belirterek, savunma yapacağını söyledi. 

Dönemin İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu ile 5 subayın, "bir tutuklunun hürriyetini kısıtladıkları" iddiasıyla mahkum edilmesine ilişkin yerel mahkeme kararını onayan kararda imzası bulunan Meran, "Kurtoğlu'nun terfisine engel olarak örgüt mensubu olan eski tuğgeneral Hamza Celepoğlu'nun generalliğe terfi etmesi için suç uydurup, Kurtoğlu hakkında mahkumiyet kararı verilmesini sağladıkları"nın iddia edildiğini hatırlattı.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi olarak mevzuat hükümlerine, kanunlara göre karar verdiklerini savunan Meran, müşteki Hüseyin Kurtoğlu hakkındaki soruşturmanın 2011'de açıldığını, yargılama sonrası hükmün Yargıtay tarafından 21 Mart 2013'te onandığını anlattı.

Meran, Yargıtay dairelerinin, karara konu sanığın kim olduğuyla ilgilenmediğini, sadece mahkemelerce verilen kararların hukuka uygunluk denetimini yaptığını söyledi. 

Yargıtayda onama kararı veren üyelerin planlı, örgütlü, ortak bir tutum ve tavır sergilediğine ilişkin hiçbir delil ileri sürülemediğini savunan Necati Meran, beğenilmeyen tüm kararlarla ilgili bu iddiaların ortaya atılabileceğini, bu durumun da beğenilmeyen kararlara imza atanların hepsi hakkında dava açılmasına yol açacağını iddia etti.

Necati Meran, "Oysa, onama kararı veren çoğunluk üyeleri ve benim, görevimizi yapmaktan başka bir kusurumuz bulunmamaktadır." dedi. 

"Müştekinin general olarak terfi edememesi nedeniyle mağduriyetine neden olunduğu, müşteki yerine, terfi etmemesi gereken kişinin terfi almasına yol açıldığının" savunulduğunu ifade eden Meran, bu iddiaların ancak Kurtoğlu hakkında soruşturmayı açanlara yöneltilebileceğini söyledi.

Sanık Meran, "Verdiğimiz onama kararından önce terfi etmemesi gereken kişinin rütbe aldığı görülecektir. Bu nedenle bizim sorumluluğumuz bulunmamaktadır." şeklinde savunma yaptı. 

Yargıtayda FETÖ üyeliğinden aldıkları cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde Hüseyin Kurtoğlu davasındaki onama kararının gerekçe yapıldığını belirten Meran, onama kararını talimatla almadıklarını iddia etti. Meran, onama kararının gerekçelerinin talimatla hareket etmediklerini ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Sanık Necati Meran, görevi kötüye kullanma suçu unsurlarının oluşmadığını savunarak, bu nedenlerle beraatine veya davanın reddine karar verilmesini istedi. 

Sanıklardan Mehmet Ali Demirezici, savunmasını hazırlamak için süre talep etti.

Esabil Saylak'ın savunması

Sanık Esabil Saylak da savunmasında öncelikle usul itirazlarını dile getirdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesinde FETÖ üyeliğinden yargılandığı davada, Hüseyin Kurtoğlu davasındaki onama kararının örgüt üyeliği suçunun ana unsuru olarak kabul edildiğini anlatan Saylak, aynı suçtan iki farklı yargılama yapılamayacağını söyledi. 

Yargıtayda görevi sırasında, yargısal takdir hakkı kapsamında verdiği onama kararındaki hukuki görüşünün yargılama konusu yapılmasının, usule, hukuka, Anayasa'ya, uluslararası içtihatlara aykırı olduğunu savunan Saylak, hukuka aykırı bu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini ileri sürdü. 

Usul itirazlarının ardından esasa ilişkin savunma yapan Saylak, haklarında iddianame yerine geçen son soruşturma açılması kararının maddi gerçekler görmezden gelinerek hazırlandığını iddia etti.

Saylak, Hüseyin Kurtoğlu davasındaki onama kararını hukuki bilgisi ve kanaati kapsamında verdiğini ileri sürerek, "Kumpas sonucu haksız yere örgüt üyeliğinden mahkum edildim. Örgüt üyesi değilim, görevi kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmamıştır. Meslek hayatım boyunca kimsenin kimliğine, kişiliğine, dini, felsefi düşüncesine bakmadım, kimseden emir, talimat almadım." savunmasını yaptı. 

Duruşmaya verilen öğle arasının ardından savunmasına devam eden Esabil Saylak, Hüseyin Kurtoğlu'na ilişkin davada sadece dosya içeriğine, yargısal içtihatlar, hukuk ve mevzuat hükümlerine göre hareket ettiğini, onama kararının sadece hukuki görüşünü yansıttığını iddia ederek, beraatine karar verilmesini istedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın