Dolar
43.64
Euro
51.98
Altın
5,051.65
ETH/USDT
1,970.70
BTC/USDT
67,560.00
BIST 100
13,787.82
Gündem

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında onuncu duruşma tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın onuncu duruşması sona erdi.

Başak Akbulut Yazar, Melike Gallenkuş Ayfar  | 11.02.2026 - Güncelleme : 11.02.2026
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında onuncu duruşma tamamlandı

İstanbul

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar ile Aziz İhsan Aktaş'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda tutuksuz sanık ve avukatların da hazır bulunduğu duruşmaya, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak katıldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmada "ihaleye fesat karıştırma" suçundan tutuksuz yargılanan İSFALT personeli sanık Çağrı Mazı'nın savunması alındı.

Sanık Mazı, 2022 yılında beri İSFALT'ta mühendis olarak çalıştığını, görevi gereği çok sayıda maliyet komisyonunda doğal üyelik yaptığını, komisyonlardaki görevinin Mart 2025'te sonlandığını aktararak, "İSFALT'ta hizmet araçları kiralanması ihalesinde yaklaşık maliyet hesaplamasını sanık Mustafa Mutlu'yla paylaşmadım. Kendisinin de benden öyle bir talebi olmadı, olsa da paylaşmazdım. 20 yıldır namusumla çalıştım. Milyon dolarlar seviyesinde bütçe harcamaları yönettim, hakkımda şüphe dahi oluşmamıştır." şeklinde savunma yaptı.

Tutuksuz sanıklardan İSFALT İdari İşler Destek Hizmetleri Şefliği çalışanı Murat Delice, kıdemi ve görevi gereği herhangi bir imza yetkisine sahip olmadığını, sanıklar Aziz İhsan Aktaş ve Mustafa Mutlu'yu tanımadığını söyledi.

Sanık Delice, İSFALT'ın araç kiralama ihalesi için hazırlanan teknik şartları kurumun sistemine girdiğini, iddianameye konu ihaleyi kazanan firmanın Bilginay olduğunu sözleşme imzalandıktan sonra öğrendiğini, ihale kontrol teşkilatı üyesi olarak mevzuata uygun hareket ettiğini öne sürdü.

"Rüşvet vermek" ve "suç örgütüne üye olmak" suçundan yargılanan Akın Kumanlı, savunmasında, patronunun Aziz İhsan Aktaş olmadığını ve bu kişiden emir almadığını iddia ederek, çalışanı olduğu Bilginay firmasının Tekin Aktaş'a ait olduğunu kaydetti.

Söz konusu firmanın Beşiktaş Belediyesinden aldığı ihaleler kapsamında araç takiplerini yaptığını aktaran Kumanlı, "Çalışma yerim Beşiktaş Belediyesinde araçlarımızın bulunduğu garajdır. Burada araçların bakım onarım işlerini takip ederim. Aziz İhsan Aktaş belediyeden ihale aldığı için sık gidip gelirdi, bu nedenle geliş gidişlerinde konuşmalarımız olurdu. Bana, belediyeden alacaklarını alamadığını söylerdi. İş ortamında belediyenin hep borcu olduğu, maaşların ödenmediği konuşulurdu. Ben maaşlı olarak çalışırım, hakkımdaki suçu kabul etmem." ifadelerini kullandı.

Kumanlı, Aziz İhsan Aktaş ve tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı'nın seçim çalışmaları için para ve araç temin ettiğini duyduğunu, Aktaş'ın talimatıyla seçim çalışmasında kullanılmak üzere 16 aracın şoförler aracılığıyla CHP'nin Avcılar yan yoldaki seçim koordinasyon merkezinin önüne bırakıldığını iddia etti.

Sanıklardan iş kadını Ayşegül Ünal, geçmiş yıllarda 500 bin lira sermayeyle bir şirket kurduğunu, disiplinli çalışmalarının sonucunda işlerini büyüttüğünü belirtti.

Bir pizza firmasının temsilciliğini yaptıktan sonra toplu yemek hizmetleri işine girdiğini anlatan Ünal, savunmasında şunları söyledi:

"Beşiktaş Belediyesinin yemek hizmeti için verdiği açık ihaleye katıldım. Şirketimin uygunluğu doğrultusunda ihaleyi kazandım, edimimi yerine getirdim. Daha sonra araç kiralama ve lojistik işine girmeye karar verdim. Araç ve iş makineleri kiraladım. Çip krizi sonucu araçlarım değer kazandı. Araçları satarak yeniledim, şirket hacmimi güçlendirdim. Lojistik alanında danışmanlık firmalarıyla görüştüm. Yabancı bayraklı bir gemi kiraladım, alt firmaya kiraya verdim. Geminin masrafları tarafımca karşılandı. Danışmanlık firmalarıyla tekrar masaya oturdum, uygun kredi olanaklarıyla yaşlı bir gemi almaya karar verdim. Yabancı bayraklıydı, Türk bayrağına geçirdim. Türkiye Petrolleri Dağıtım Şirketi'ne 2 yıllığına kiraladım, şirketim iyi bir kıvama geldi. 2 yıl sonra gemiyi sattım. İşimi titizlikle takip eden bir iş kadınıyım. Bu kadar çok başarılı olmuş bir kişi olarak şirketimin yönetiminin bende olmadığını kabul etmiyorum."

Ünal, şirketinin tek sahibinin kendisi olduğunu savunarak, "Aziz ihsan Aktaş kuzenimdir, kendisiyle ticari ilişkim vardı. Kimseden talimat almam, rüşvet olaylarından asla haberim yoktur. Aktaş bana birilerinin kendisinden rüşvet istediğinden hiç bahsetmedi, sadece ihtiyacı olduğunda birkaç kez benden borç talep etmiştir. Örgüt üyesi değilim, girişimci bir iş insanıyım. Akraba olduğum için örgüt üyesi olduğum iddia ediliyor. İhaleler öncesinde bazı firmalardan istenen yaklaşık maliyet teklifi ile benim şirketlerimin bir alakası yoktur. " ifadelerini kullandı.

Duruşmada, öğle arasının ardından tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yapmaya başladı.

Adıyla anılan bir örgüt iddiasına ve 63 eyleme ilişkin savunmasının zaman alacağını dile getiren Aktaş, basında tutuklandığı günden bu yana yanlış haberlerin yapıldığını iddia ederek, kendisi, ailesi ve ticari hayatıyla ilgili bilgi verdi.

Ticareti babasından öğrendiğini, 10 yaşından beri bu işin içinde olduğunu, son 10 yıldır da İstanbul'da ticaret yaptığını anlatan Aktaş, yönettiği şirket sayısının iki olduğunu, bazı firmalarla da ortaklığının bulunduğunu, bu firmaların soruşturmaya konu edilmediğini söyledi.

Yakınlarıyla ticaret yaptığını, onlara ait şirketler üzerinden herhangi bir yetkisinin olmadığını ancak fikir alışverişi yaptıklarını kaydeden Aktaş, işlerini yasal zeminde, kanunlara uygun olarak basiretli bir tacir gibi yapmaya özen gösterdiğini savunarak, ticarette rakiplerinin kendisiyle rekabet edemediğini, bu nedenle ticarette yapamadıklarını gizli tanık olarak ifade verip hukuku yanıltarak yapmaya çalıştıklarını iddia etti.

Aktaş, 13 Ocak 2025'te gözaltına alınarak tutuklandığını, tamamen kendi iradesiyle herhangi bir yönlendirme ve baskı olmaksızın insani sorumluluğu itibarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere başvuruda bulunduğunu hatırlattı.

Amacının yapmış olduğu işlerin süreçlerinin açığa kavuşturulması ve doğruların ortaya çıkması olduğunu ifade eden Aktaş, "Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında detaylı tüm bilgi ve belgeleri avukatlarım vasıtasıyla hazırlayarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Etkin pişmanlıktan yararlandım, neden mi? Artık kamu müteahhitlerinin karşılaştığı zorluklarla ve maruz kaldığı yolsuzluklarla etkin şekilde mücadele edilmesinin zamanı geldiği içindir." dedi.

Suç örgütü kurmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak, resmi ve özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, rüşvet vermek, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından yargılandığını kaydeden Aktaş, "Örgüt kurma suçuna ilişkin olarak aslında iddianamenin örgütle ilgili özü şu, şirket kurmuşum, 'Örgüt kurdu.' denmiş. İstihdam yaratıp işçi çalıştırmışım, 'Çalışanlarım örgüt üyesi.' denmiş. Çalışmadığım günler ailemle çocuklarımla kardeşlerimle zaman geçirmişim, onlara da 'örgüt üyesi' denmiş." ifadelerini kullandı.

Sanık Aktaş, sunacağı raporlar ve belgelerle beraat edeceğinden emin olduğunu söyleyerek, savunmasında şunları aktardı:

"Şirketlerimde işler durma noktasına gelmişken, ödemeler zamanında ve düzenli yapılmıyordu. Bu ödemelerin gecikmesinden dolayı işlerin yürütülmesi zorlaşıyordu. Şirketler ekonomik kayba uğruyordu. Artık iş yapamaz duruma geliyordum. Bu baskılar sonucu bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerini alabilmek, bazı belediyelerde hak edişleri düzenli alabilmek, bazı belediyelerde ise başkan değişikliği sonrasında hak ediş ödemelerinde süreklilik sağlamak adına, yetkililerin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kalıyordum. Öyle ki bazı belediye başkanları sadece kendi şahsi taleplerini değil, başka belediyelerde aday olan ya da seçilen, siyasetten arkadaşları olan başkanların, adaylarının dahi taleplerini karşılatıyorlardı."

Bazen üst düzey bir belediye yetkilisinin düğününü yaptıklarını, bazen o düğüne sanatçı sağladıklarını söyleyen Aktaş, "Bazen alacağınızı kurtarmak için belediyeye ya da iştiraklerine ait gayrimenkuller teklif ediliyor ve bunları fahiş fiyatlarla satın alıyorsunuz. Ailelerine, eş dost çevresine araç tahsis ediyorsunuz. Bazen bir belediye başkanının aracını değerinden çok fazla fiyata satın alıyorsunuz. Bazısında bu belediye başkanının akrabalarına ait gayrimenkulleri 4-5 kat fazlası fiyata satın alıyorsunuz. Bazen belediye başkanlarının eskiden kalma borçlarını ödüyorsunuz, bazısına araba alıyorsunuz. Otellerde, en lüks restoranlarda misafir ediyorsunuz. Ama yetmiyor, her istek karşılanınca, her rant bitiş dönemi gelince öyle talepler geliyor ki kabul etmek zorunda kalıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Talepleri karşıladığı için hak edişlerinin düzenli ödendiğini öne süren Aktaş, savunmasına şöyle devam etti:

"Hani diyorlar ya, itirafçı değil, iftiracı. Sayın mahkemenize, söylemlerimin hepsinin doğru olduğuna dair tüm itiraflarımı kısaca özetleyeyim. Tek tek benden, kardeşlerimden, akrabalarımdan hak ediş ödemesi için istenenleri söyledim mi? Söyledim. Benden ne kadar bir bedel istendiğini söyledim mi? Söyledim. Söylenen paranın hangi bankadan, şubeden, hangi gün, kim tarafından çekildiğini söyledim mi? Söyledim. Yetmedi, bu paraların dekontunu sundum. Sundum mu? Sundum. İddianameye konu paraları ne zaman, kime, kimin aracılığıyla teslim ettiğimi söyledim mi? Söyledim. Verdiğim ya da başkalarının vasıtasıyla ulaştırdığım ödemeleri nerede teslim ettiğimi söyledim mi? Söyledim. Söylediklerimle bile paraları teslim alanların HTS, baz kayıtları eşleşti mi? Eşleşti. Tüm bunlara ilişkin bilirkişi raporlarını sundum mu? Sundum. Daha ne yapacağım? Paraların seri numarasını mı alacağım? Kameraya mı çekeceğim? Ses kaydı mı alacağım?"

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş, kendisinin, kardeşlerinin ve yakınlarının belediyelerden hak ediş ödemelerini alamadıklarını söyledi.

Sanık Aktaş, belediye yetkililerine yapılan gayriresmi ödemeleri, bir sonraki dönem yeniden ihale alabilmek için değil, hak ediş ödemelerini alabilmek için yaptıklarını belirtti.

Olayları eylem başlıkları altında anlatan Aktaş, Beşiktaş Belediyesinden geçmiş dönemlerde ihale alan Fahri Aksoy'un o dönem başkan Rıza Akpolat'a iki araç hediye ettiğini, ihaleyi kaybedince Akpolat'ı tehdit ettiğini öğrendiğini anlattı.

Aktaş, Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı'nın kardeşlerini arayıp bu sorunu çözmelerini isteyince durumdan haberdar olduğunu belirterek, "Araçların parası Fahri Aksoy'a teslim edildi. Kardeşlerimin bu ödemeyi yapmalarının sebebi, belediyeden ihaleyi aldıktan sonra büyük bir araç yatırımı yapmaları ve bankalara borçlanmaları, belediyenin hak ediş ödemelerini geciktirince zorlanmalarıydı." diye konuştu.

Alican Abacı'nın 2021 yılındaki düğününe ilişkin konuşan Aktaş, "Abacı düğün için İsmail Yoğurtçu'nun Gişe Organizasyon firmasıyla anlaşmış, kardeşlerimden bu kişiye ödeme yapmalarını istemiş. Kardeşlerim bu kişinin hesabına para gönderdi, Yoğurtçu'nun hesaplarına bakılırsa görülür. Yoğurtçu da bu konuyla ilgili mesajlarımızı dosyaya sundu. Ayrıca Abacı'ya Volvo marka bir araç alındı ama Fikret Demir'in üzerine yapıldı. Araç bayiden alınır alınmaz Abacı'ya teslim edildi, hala da eşinin kullanımında olduğunu duydum. Kardeşlerim, belediyeden alacaklarına karşılık bu aracı almışlardı. Düğünle ilgili ödenen para dekontları soruşturma dosyasında mevcuttur." ifadesini kullandı.

Aziz İhsan Aktaş, alacakları için belediyeye gittiği bir tarihte Alican Abacı ve Ozan İş'le görüştüğünü anlatarak, "Akpolat'ın talimatıyla hak ediş ödemelerini yapamayacaklarını, belediyeden hastane olarak kullanılan taşınmazı satın alırsam ödeme yapacaklarını söylediler. Ben de ödediğim paranın bir kısmını hak ediş olarak ödeyeceklerini düşünerek binayı almak zorunda kaldım. Binayı alınca ödememi yaptılar." beyanında bulundu.

Bir başka tarihte yine belediyeye gittiğinde Abacı ve İş ile görüştüğünü, bu görüşmede Sayıştay'ın soruşturması sonucu bazı belediye personeline zimmet borcu çıktığının söylendiğini ve bunun için kendisinden 10 milyon TL istendiğini öne süren Aktaş, "Bunu verirsem hak ediş ödememi yapacaklarını söylediler. Ozan İş'e kendi elimle 300 bin dolar teslim ettim." savunmasını yaptı.

Sanık Aktaş, savunmasına şöyle devam etti:

"Bu yola çıktığımda hiçkimseyi ayırt etmedim, olanı doğru şekilde devletimin önüne serdim. Mahkeme sürecinde aynı duruşumu koruyorum. Etkin pişmanlık ifademden sonra tutuklanan birçok kişi oldu, kendileri de husumet duyuyorlardır. Savunmamı yaparken kendilerince iddialar ortaya atıyorlar, bunların hepsi gerçek dışıdır. Elimde BELTAŞ adına kesilmiş 840 milyonluk çek var. Bu çek 3K Reklam Şirketi tarafından kesilmiş. Neden kesilmiş? BELTAŞ'ın bu şirketten ne alacağı var? Sebebi belli, belediyenin yapacağı bir reklam ihalesi var, ihaleyi 3K'ye verecekler. Bu, daha yapılmamış bir ihalenin teminat çekidir. Çekin aslı bende."

Elindeki çek fotokopisini salondakilere gösteren Aktaş, "Bu çeki neden bana verdiler? Çünkü belediyenin bize ödeyeceği çekler vardı ve miktarı yarım milyarı geçiyordu. Düşünün ticaret yapan bir iş adamısınız ve devletin kurumuna güvenmezseniz kime güveneceksiniz?" dedi.

Aktaş, Ödeme alacakları tarihten 2 gün önce Ozan İş'e sorun olup olmadığını sorduğunu, "hayır" yanıtı aldığını, bir gün önce yine sorduğunu ve "sorun yok" yanıtı aldığını, ancak ödeme alacağı gün belediyeye çağrıldığını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Beni saat 16.00'da belediyeye davet ettiler. Hiçbir talep direkt Akpolat'tan gelmezdi, yardımcılarından gelirdi. O gün ilk defa Akpolat ile iş için görüştüm. Alacaklarımla ilgili konulardan haberdar olduğunu, beni mağdur ettiklerini ve çok mahcup olduğunu dile getirdi. 'Reklam panolarının ihalesi için anlaştık ve o parayı sana vereceğiz, hesabınızı kapatacağız' dedi. 'Nasıl ödenecek, ihale daha yapılmamış' dedim. '840 milyona anlaştık sizin hak edişler kapanacak. Bankamatik kurumlarından alınan yer parası, baz istasyonlarının kurulumlarından alınan para size ödenecek' dedi. Gel gör ki bize gönderilen çek 31 Aralık 2025 tarihli, konuştuğumuz tarih 31 Aralık 2024. Bu çeki Abacı'nın odasında Önder Gedik ve Ozan İş bana teslim etti. 'Sizle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunacağım' dedim. Başkan borcun martta kapatılacağına söyledi. Ben bir iş insanıyım, bugüne kadar kimseyi vurmadık, öldürmedik, sabıkama bakın görürsünüz."

"Paranın 1,5 milyon lirası çekler yapılarak verilmiştir"

Sanık Aktaş savunmasında, şunları paylaştı:

"Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın seçim çalışmalarının maliyetini kardeşlerime ödettirdiler. Beşiktaş Belediyesiyle iş yapan kardeşlerim ve yakınlarım hak ediş ödemelerini alamamışlardır. Belediye Başkan Yardımcısı sanık Alican Abacı'nın isteği üzerine hak ediş ödemelerini alabilmek için tarafımızca Cumhuriyet Halk Partisi Avcılar Belediye Başkan Adayı Utku Caner Çaykara'nın seçim çalışmalarında kullanılması için 5,5 milyon lira para ve araçlar verilmiştir. Paranın 1,5 milyon lirası çekler yapılarak verilmiştir. Geriye kalan 4 milyon lira Akın Kumanlı hesabına gönderilmiştir. Çekilen paralar Akın Kumanlı tarafından Erhan Kaya'ya teslim edilmiştir. Araçlar seçim bölgesinde çalışmak üzere Erhan Kaya kontrolüne verilmiştir. Bu ödemelerin ve teslimatların sebebi Beşiktaş Belediyesinin hak ediş ödemelerini almak içindir."

Sanık Aktaş, sadece seçim dönemi değil, öncesinde de hem Erhan Kaya'ya hem Utku Caner Çaykara'ya kardeşlerinin şirketleri üzerinden araçlar verildiğini ve bu belgeleri avukatlarının dosyaya sunacaklarını aktardı.

Sanıklardan Oya Tekin'in Seyhan Belediye Başkanı olduktan sonra, kardeşlerinin hak ediş alacaklarıyla ilgili görüşmek için belediye ile irtibat kurmaya çalıştıklarını fakat randevu alamadıklarını söyleyen sanık Aktaş, kardeşlerinin konuyu kendisine anlattıklarını ve hem kardeşlerinin, hem kendisinin alacağının bulunduğunu öne sürdü.

Aktaş, uzun bir süre Tekin'den randevu dönüşü yapılmadığını kaydederek, "Asfalt yapmazsanız olur. Park, bahçe yapmazsanız olur. Ama çöpü toplamazsanız olmaz. Hadi çöpü her gün de toplamazsanız biraz da kış koşullarından dolayı birkaç gün olabilir. Ama Adana gibi bir memlekette sıcağın ne kadar fazla olduğunu hepimiz biliyoruz. Çöp bir gün toplanmasa bir sürü bulaşıcı hastalığa sebep olacak. Nasıl bir cesaret? Nasıl bir anlayış bilmiyorum. Araçları, yakıtı göndermezseniz çöpler toplanmayacak. Araçların yakıtını gönderiyorsunuz. Bakımını yapıyorsunuz. En yüklü alacaklısısınız ve buna rağmen randevu alamıyorsunuz ve defalarca randevu almak için çaba sarf ediyorsunuz. En son bir gün randevu geldi. Bu konuyla ilgili ben Burhanettin Bulut'tan randevu istedim. Oya Hanım'la Ankara'da, bir kahvecide oturdum. Beni tanımıyor ama ben kendimi şimdilik tanıtmak istiyorum kendisine." ifadesini kullandı.

Burhanettin Bulut'un kendisine alacaklarla ilgili olarak temsilcinin Oya Tekin'in eşi Celal Tekin olduğunu söylediğini ve hak edişi alabilmek için Tekin'e 1 milyon lira verdiğini aktaran sanık Aktaş, paraları kadayıf kutusu içerisinde götürdüğünü, Tekin'in kendisine Adana'dan cezerye getirdiğini ve ödemeden sonra 75 milyonun kardeşlerinin hesabına gönderildiğini anlattı.

Aziz İhsan Aktaş, 43 eylemden dolayı yargılandığını, iddianamede 3 eylem haricindeki 40 eylemdeki ihalelere akrabalarına ve kardeşlerine ait şirketlerin katıldığını ya da kazandığını belirtti.

Yaklaşık maliyet fiyat araştırmasının yapılması ve yaklaşık maliyet fiyat teklifi istenecek firmaların belirlenmesi sürecinin ihaleyi yapan idarenin sorumluluğunda olduğunu ileri süren Aktaş, "Bu süreçte, bu süreçle ilgili hususlarda yapılacak eleştiriler ya da suçlamalar şirketleri bağlamaz. Yaklaşık maliyet konan şirketlerle ihaleye davet edilen şirketler ve ihaleye teklif veren şirketler, benim şirketim arasında herhangi bir organik bağ bulunmamaktadır. Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporlarında da yaklaşık maliyet fiyat teklifi sunan, istekli, ya da ihaleye teklif veren istekliler arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığı tespit edilmiştir." beyanında bulundu.

"Alacaklarımı alabilmek için para verdim"

Aktaş, hakkında beraat kararı verilmesini, şirketlerindeki kayyum kararlarının ve mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep etti.

Duruşmada, Aktaş'ın çapraz sorgusuna geçildi.

Mahkeme Başkanı Oğuzhan Gül, Aktaş'a "Sanık Mustafa Mutlu'nun ihale süreçlerini takip ettiği, yaklaşık maliyet bilgilerini sizinle paylaştığı iddiasına ne diyeceksiniz?" sorusuna Aktaş, şu yanıtı verdi:

"Burada bir kurban seçilecekti, onun adı Mustafa Mutlu'dur. Hem İBB hem de Beşiktaş tarafındaki kurban odur, ikinci kurban da benim. Zaten kendi aralarında bile birbirlerini şikayet ediyorlar. Gözaltına alındığımızda emniyetteydik, bu işleri de hiç bilmiyoruz. Belediyelerin kurum personeli gözaltına alınmış, para kimde? Başkanda. Başkan avukatlara diyor ki 'Sen şunun, sen bunun davasına bak. Şu şunun, bu bunun üzerinden ifade versin'. Günün sonunda herkes birbirini suçlayacak, başkan çıkacak. Mutlu da böyle bir kaderin kurbanıdır."

"Rüşvet vermedim, rüşvet bir şeyin karşılığında verilir, alacaklarımı alabilmek için para verdim" ifadesini kullanan Aktaş, bir sanık avukatının "Neden alacaklarınız için icra yoluna gitmediniz?" sorusunu ise "Kardeşlerim şirketleri için krediler çekmişler, borçlanmışlar, belediyeden alacakları karşılığında ödeme alamıyorlar? İcraya verseler senelerce sürer, ihaleyle verdikleri araçları çekseler işleri yürümez. Zaten belediye başkanları da ifadelerinde, ihalelere katılımın az olduğunu söylediler." diye yanıtladı.

Sanık Ali Rıza Akpolat'ın avukatı, Aktaş'ın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebiyle ifade verdikten sonra şirketinin konkordato talebinin uzatıldığını belirterek, bu ifadeyi ticari kaygıyla mı verdiğini sordu. Sanık Aktaş, "Biz çok kalabalık bir aileyiz, hepimizin malı gitse biz trafikte mendil satar yine bir servet yaparız. Ticari bir kaygımız yoktur, CHP'li belediyelerle ilgili bir sorunumuz da yoktur." sözlerini sarf etti.

Duruşma, yarına ertelendi. 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2