Sulak alanların korunması, HES'lerin sürdürülebilirliği için önem taşıyor
Sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımına yönelik farkındalığın artırıldığı 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü, su ekosistemlerinin iklim, biyolojik çeşitlilik ve kalkınma açısından taşıdığı önemi gündeme taşıyor.
Ankara
1971'de İran'ın Ramsar kentinde imzalanan ve Türkiye'nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi, sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını esas alan temel uluslararası çerçeveler arasında yer alıyor.
AA muhabirinin "Küresel Sulak Alan Görünümü 2025" raporundan derlediği bilgilere göre, sulak alanlar, taşkın kontrolü, suyun doğal filtrasyonu, karbon depolama ve yerel ekonomilere katkı gibi işlevleriyle iklim değişikliğiyle mücadelede kilit rol üstleniyor.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Raporda, küresel ölçekte sulak alan kaybının ciddi boyutlara ulaştığı belirtilerek, 1970'ten bu yana küresel sulak alanların yaklaşık yüzde 22'sinin kaybedildiği ve kaybın en dramatik şekilde tatlı su ekosistemlerinde yaşandığı ifade edildi. Bu durumun, özellikle su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından önemli riskler barındırdığı vurgulandı.
Ülkelerin sulak alanların durumuna ilişkin bildirimlerinde ise olumsuz eğilim öne çıkıyor. Raporda, sulak alanların durumunda iyileşme bildiren ülkelerin oranının 2011'de yüzde 22,7 iken 2021'de yüzde 14,4'e gerilediği, bozulma bildiren ülkelerin oranının ise aynı dönemde yüzde 18'den yüzde 19,5'e yükseldiği kaydedildi.
Etkili su yönetimi, hidroelektrik projelerinde ekolojik dengeyi güçlendiriyor
Raporda, su kaynaklarının enerji üretiminde kullanımına, özellikle hidroelektrik santrallerin sulak alanlarla ilişkisine, ayrı bir başlık altında yer verildi.
Hidroelektrik projelerinin havza bazlı planlama, çevresel akışların korunması ve izleme mekanizmalarıyla birlikte ele alınması halinde, yenilenebilir enerji hedefleriyle uyumlu şekilde hayata geçirilebileceği ifade edilen rapora göre, hidroelektrik santrallerin su rejimi üzerindeki etkilerinin kontrol altına alınması, sulak alanların ekolojik karakterinin korunması açısından kritik önem taşıyor.
Bu kapsamda, doğal akış rejiminin sürdürülmesi, mevsimsel su değişimlerinin dikkate alınması ve sulak alanlara yeterli suyun bırakılması, öne çıkan temel ilkeler arasında sıralanıyor.
Ayrıca, etkili su yönetimi ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinin, hidroelektrik projelerinin planlama aşamasında sulak alanların ekolojik yapısını koruyacak şekilde uygulanmasının, toplum ve doğa açısından çok boyutlu kazanımlar sağlayabileceği belirtiliyor.
Raporda, sulak alanların korunması ile yenilenebilir enerji yatırımlarının birbirine rakip değil, doğru politika ve planlama araçlarıyla birbirini tamamlayan hedefler olduğu vurgulandı.
Ayrıca, hidroelektrik projelerinde çevresel etki değerlendirme süreçlerinin güçlendirilmesinin, enerji arz güvenliğine katkı sağladığı ve sulak alanların uzun vadeli korunmasını desteklediği ifade edildi.
Bu çerçevede Dünya Sulak Alanlar Günü'nde, hidroelektrik başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarının, sulak alanların korunmasını esas alan bilim temelli yaklaşımlarla birlikte planlanmasının önemi vurgulanıyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

