Dışişleri Bakanı Fidan: Cumhurbaşkanımız, AB'ye üye olma yönündeki irademizi açık şekilde ortaya koyuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Avrupa Birliği'ne (AB) üye olmak istediğimizi, bu yöndeki irademizi açık şekilde ortaya koyuyor. Şimdi sıra Avrupa Birliği'nde." dedi.
Ankara
Bakan Fidan, Almanya ziyareti kapsamında Welt am Sonntag gazetesine değerlendirmelerde bulundu.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın seyrine yönelik soruyu, tarafların eskiye kıyasla barışa daha fazla hazır oldukları şeklinde yanıtlayan Fidan, 2 tarafın insanların çektiği acıların ve yıkımın boyutunu gördüğünü ve kendi sınırlarını fark ettiklerini kaydetti.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Fidan, "Putin de belirli koşullar altında ateşkesi ve kapsamlı bir barış anlaşmasını kabul etmeye hazır. Bu durum Ukrayna tarafına iletildi ve biz de bunun bazı boyutlarına angaje oluyoruz. Bu savaş Rusya'ya da çok fazla maliyet çıkarmaktadır." ifadesini kullandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Fransa, İngiltere veya Türkiye'den askerlerin Ukrayna'ya koruma gücü olarak gönderilebileceğine yönelik açıklamalarına ilişkin Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"NATO birlikleri, NATO'ya ait olmayan uluslararası gözlemci birliklerinden farklıdır. Halihazırda tartışılan en önemli unsur, 5. maddeye benzer şekilde ABD'nin Ukrayna'ya vereceği güvenlik garantisidir. Bunun haricinde, Ukrayna ordusunun kapasitesi gibi başka unsurlar da var. Avrupa ülkeleri, egemen bir ülkenin bu konuyu kendisinin kararlaştırması gerektiğini haklı olarak söylüyorlar. Rusya ise üst sınırı kendi güvenlik garantisinin bir parçası olarak görüyor."
Fidan, her ülkenin ulusal güvenliğini koruma hakkına ve yükümlülüğüne sahip olduğunu hatırlatarak, bu nedenle, halihazırda tartışılan barış anlaşmasının sadece Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için değil, aynı zamanda tüm Avrupa için kalıcı istikrar sağlamak açısından da çok önemli olduğunu bildirdi.
Bu bağlamda, Avrupa güvenliğinin nasıl garantiye alınabileceği açısından önerilen anlaşmanın bazı maddelerinin "daha yakından" incelenmesi gerektiği mesajını veren Fidan, bunu yeni saldırıları önlemek için tarihi bir fırsat olarak gördüğüne değindi.
Fidan, böyle bir anlaşmanın, bir tarafın "hangi nedenle olursa olsun" diğerine saldırmayacağına dair "sarih taahhütler" içermesi gerektiğine vurgu yaparak, "Bu konuda anlaşmaya varılabilirse, bu şekilde bölgede 50, 60, 70 yıl daha barış sağlanabilir. Belki daha da uzun." dedi.
Barış anlaşmasının, kendi güvenlik önlemlerinden vazgeçmek anlamına gelmediğini aktaran Fidan, "Ne Avrupalılar ne de Ruslar bunu yapacaktır, aksine farklı senaryolara yönelik hazırlıklarını sürdürecekler. NATO da bunu yapacak. Zaman, barışın ne kadar sürdürülebileceğini gösterecek. Ancak Rusya da ekonomik ve sosyal açıdan zarar görmektedir ve bir anlaşmadan fayda sağlayacaktır." diye konuştu.
Avrupa güvenliği ve Türkiye
Bakan Fidan "Rusya'nın Avrupa'ya yönelik hibrit saldırıları var: Su altı altyapısına saldırılar, havaalanları üzerinde insansız hava araçları, siber saldırılar. Türkiye, bu açıdan Rusya'yı bir tehdit olarak da görüyor mu?" sorusuna da yanıt verdi.
Fidan, "Suriye ve Libya gibi birçok çatışmada Rusya ile doğrudan karşı karşıya geldik. Bu açıdan, Avrupa ülkeleriyle birçok benzer deneyim yaşadık. Aradaki fark şudur: Biz Rusya ile diyaloğu hiçbir zaman kesmedik." ifadesini kullandı ve Türkiye'nin çıkarları ihlal edildiğinde tepki gösterildiğini ancak komşularla sürekli çatışma halinde olmanın göze alınamayacağını kaydetti.
"Türkiye komşularının hepsiyle dostane ilişkilere sahip olmak istiyor. Hiçbir zaman sorun çıkaran taraf olmak istemiyoruz." diyen Fidan, Ankara'nın Avrupa’yla muhtemel senaryoları ve iş bölümünü ele aldığının altını çizdi.
Fidan, bu konuda 3 hususun önemli olduğuna atıfta bulunarak şunları aktardı:
"Birincisi, Avrupa güvenlik yapısı. Bu yapı NATO yapılarına dayanmaktadır ve bence Avrupa devlet ve hükümet başkanları bunu bu şekilde sürdürmek istemektedir. İkincisi, savunma sanayii. Ukrayna savaşı bu sanayinin zayıf yönlerini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, önümüzdeki 10 yıl içinde Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesi için çok büyük bir bütçeden söz ediyoruz. Türkiye bu süreçlere katılmaya çalışıyor. Üçüncüsü ise, Amerikalıların Avrupa'nın güvenliğine ilişkin angajmanının geleceği ile ilgili senaryolar hakkında informel tartışmalar var."
ABD'nin acil bir durumda Avrupa savunmasındaki pozisyonuna ilişkin soruya Fidan, siyasi karar alıcıların, kendi kendini gerçekleştiren kehanetlere yol açmamak için bu konuyu konuşmaktan imtina ettiklerini söyledi.
Fidan, ABD'nin halihazırda kendi dış politikası, güvenlik, ticaret ve teknoloji politikaları hakkında temel sorular sorduğunu ve iç politikada yeni bir yönelim aşamasında olduğu değerlendirmesini yaparak uzun bir süre istikrarlı olduğu düşünülen dönemin sona erdiğini dile getirdi.
Avrupa güvenlik yapısı konusunda İngiltere, Fransa, Almanya, Türkiye ve İtalya gibi ülkelerin bir araya gelmesi gerektiği ve tartışmayı yönlendirmesi gerektiğini ifade eden Fidan, "Avrupa olarak yeni dünya düzeninde kendi çekim merkezimizi mi oluşturacağımıza yoksa diğer büyük güçlerin, başta güvenlik, ekonomi ve piyasa alanları olmak üzere, bize yön vermesine izin mi vereceğimize karar vermeliyiz. Zira ABD, Çin ile küresel rekabetle haklı olarak yüzleşmek zorunda kalacaktır." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin AB süreci
Fidan, Türkiye'nin AB üyesi olmasını tercih edeceklerini ancak öyle ya da böyle, bu tartışmaların acilen gerekli olduğu değerlendirmesini yaparak Türkiye'ye yönelik tutumun ve eleştirilerin subjektif AB'ye katılım sürecinin ise objektif olduğunu bildirdi.
Fasıllar açılıp sonra şartların yerine getirilip getirilmediğine bakılması gerektiğine işaret eden Fidan, "Fasıllar açılmadan neyi yerine getirip getirmediğimize bakılamaz. O dönemdeki blokaj, sizin bahsettiğiniz nedenlerden değil, bazı AB üyesi ülkelerin siyasi ve ideolojik yaklaşımlarından kaynaklanmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız, AB’ye üye olmak istediğimizi, bu yöndeki irademizi açık şekilde ortaya koyuyor. Şimdi sıra AB’de. Bizim için önemli olan Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik Avrupa'da siyasi iradenin geri dönmesidir, o zaman geri kalan çözülür. AB adım atmalıdır." ifadelerini kullandı.
Fidan, uzun bir süre boyunca Alman Dışişleri Bakanı ve Şansölyesi'nin farklı partilerden geldiğini ve bunun tek tip bir dış politikayı zorlaştırarak Berlin ile koordinasyonu karmaşık hale getirdiğinin altını çizerek şimdi bunların aynı partiye mensup olduğunu kaydetti.
Uluslararası toplumda bu konuyu konuştuğu herkesin bundan çok memnun olduğunu söyleyen Fidan, "Almanya, yeni güvenlik ortamı göz önünde bulundurulduğunda daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalacaktır. Şansölye (Friedrich) Merz ve Bakan (Johann) Wadephul vizyoner biçimde hareket ediyor. Bu durumun farkına vardılar ve Türkiye ve diğer ülkelerle ilişkilerini yeniden düzenliyorlar." diye konuştu.
Suriye'deki durum
Fidan, Suriye'nin, ekonomik krizden ve geçmişin yaralarından yavaş yavaş toparlandığına dikkati çekerek devrimden bu yana yaklaşık 500 bin kişinin Türkiye'den Suriye'ye geri döndüğünü hatırlattı.
Durumun 1-2 yıl olumlu yönde gelişmesi halinde, bu sayının daha da artacağını dile getiren Fidan, Suriye'nin bu kişilerin vatanı olduğu ve ekonomik fırsatlar oluşacağını belirtti.
Bölgedeki ülkeler, Türkiye, Almanya, Avrupa ülkeleri ve ABD'nin Suriye'nin kronik sorunlarını çözmek için aynı yönde çaba gösterdiğini anımsatan Fidan, "Bu süreç için en büyük risk İsrail'dir." dedi.
Fidan, İsrail'e "güvenlik endişelerini" ilgili taraflara bildirmelerini söylediklerini ve bu sayede bunlarla ilgilenilebileceğini belirterek, "Ancak tüm bu tehditlere karşı bombardımanlarla yanıt vermeye başlarsanız, bu başka bir mesaj verir." ifadesini kullandı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
