Euro
6.46
Dolar
5.81
BIST 100
110,476.60
Altın
1,475.64
Politika, Barış Pınarı Harekatı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Harekata tepki gösterenlerin amacı burada bir terör devleti kurmak

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Burada çok açık ve net, bir terör devleti kurmak istiyorlardı. Bugün en çok tepki gösteren ülkelere bakın başta Fransa olmak üzere, amaçları burada bir terör örgütü kurmak." dedi.

Meltem Öztürk   | 16.10.2019
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Harekata tepki gösterenlerin amacı burada bir terör devleti kurmak Fotoğraf: Aytaç Ünal /AA

TBMM

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genel Kurulda, 9 Ekim'de başlayan Barış Pınarı Harekatı hakkında milletvekillerini bilgilendirdi.

Barış Pınarı Harekatı'nda şehit düşen asker ve sivil vatandaşlara Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifa dileyen Çavuşoğlu, "Şehitlerimizin kanları yerde kalmamıştır ve kalmayacaktır." dedi.

Çavuşoğlu, Suriye'de 9 yıldır devam eden ve yüzbinlerce Suriyelinin hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının yerinden edilmesine yol açan ihtilafın menfi etkilerini en ön saflarda göğüsleyen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Suriye halkının meşru beklentileri ve BM Güvenlik Konseyi'nin kararı temelinde muteber bir siyasi çözüme bir an önce ulaşılması için ilk günden beri yoğun çaba harcadıklarını belirten Çavuşoğlu, Suriye ihtilafının askeri yollarla çözümünü külliyen reddettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, tıkanmış durumdaki siyasi sürecin ilerletilmesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde izledikleri dirayetli, kararlı girişimlerle mümkün kılınabildiğini kaydetti.

"Bir tek sivilin burnu kanamaması anlayışı"

Bakan Çavuşoğlu, BM ve garantörü oldukları Suriye muhalefetiyle istişarelerle, Astana Platformu'nun içinde 1,5 yılı aşkın bir süredir sarf ettikleri yoğun çabaların, geçen Eylül'de nihayet meyvesini verdiğini anlattı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde 16 Eylül 2019'da Ankara'da gerçekleştirdikleri Üçlü Zirve’de, Suriye'de serbest ve adil seçimlerin önünü açacak uygun ortamın yaratılmasında kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Çavuşoğlu, Anayasa Komitesi'nin üyeleri üzerinde mutabakat sağlandığını anımsattı.

Türkiye'nin, komşusu Suriye'deki siyasi çözüm sürecine olan desteğini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceğini bildiren Çavuşoğlu, Anayasa Komitesinin, 30 Ekim'de Cenevre'de ilk toplantısını gerçekleştireceğini aktardı.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna mukabil, Suriye'de siyasi çözüme yönelik arayışlarımız terörle mücadelemizin alternatifi ya da karşıtı değildir. Türkiye, ulusal güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle, tehdidin kaynağında ve ön alıcı bir vizyonla mücadelede kararlıdır. Ülkemiz, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla 4 bin kilometrekareyi aşan bir alanda DEAŞ ve PKK/PYD/YPG terörüyle mücadele etmiş ve bu bölgeleri terör örgütlerinden arındırmıştır. Şanlı Türk ordusu, Suriye'de 3 binden fazla, Irak dahil toplamda 4 bin DEAŞ teröristini göğüs göğüse çarpışarak etkisizleştirmiştir. Tüm dünya DEAŞ'la mücadeleyi terörist-sivil ayrımı gözetmeden Suriye ve Irak şehirlerine havadan bomba yağdırmak olarak algılarken, biz tek bir sivilin burnu kanamaması anlayışıyla arazide adım adım, hatta santim santim ilerleyerek mücadelemizi sürdürdük.

Bir örnek vermek istiyorum; DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu'nun, havadan attığı bombalar sonucunda en az bin 335 sivil ölmüştür, bu kendi raporlarında var. Müttefiklerimiz terörle mücadeleyi başka terör örgütlerine ihale ederken, Türkiye olarak kararlı tutumumuzdan taviz vermedik. Biz, terör örgütleri arasında seçmece yaklaşımları, terör örgütlerini taşeron olarak kullanmayı asla kabul etmedik. Her türlü zorluğa rağmen Suriye'de meşru, adil, ahlaki değerler temelinde ve sürdürülebilir bir terörle mücadele stratejisini bugüne kadar uyguladık." 

"Oyunu bozduk"

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Fırat'ın batısından sınırlarına yönelik DEAŞ ve PYD/YPG/ PKK tehdidini kendi imkanlarıyla önemli ölçüde bertaraf ettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, bu bölgelerde altyapı-üstyapı ve insani hizmetlerin sağlanmasında ilgili kuruluşlarının büyük gayret gösterdiğini, bunun sonucunda bugüne kadar 360 binden fazla Türkiye'deki Suriyeli kardeşlerinin, bu bölgelere güvenli şekilde geri döndüğünü, orada da gereken desteği verdiklerini anlattı.

Fırat’ın batısında milli güvenliklerine yönelen terörün beli kırılırken, Fırat'ın doğusunda PYD/YPG terör örgütünün, müttefiklerinin desteğiyle giderek güçlendiğini belirten Çavuşoğlu, "Hatta bir terör devleti oluşturmaktaydı. Bugün bazı ülke ve çevrelerin Barış Pınarı Operasyonu'ndan çok rahatsız olmasının nedenini gayet iyi biliyoruz. Burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. En çok tepki gösteren ülkelere bakın, başta Fransa olmak üzere, amaçları burada bir terör örgütü kurmaktı. Bunun için sahada ve komşu bölgelerde de çok ciddi çalışmalar yaptı. Bize bu kadar saldırmalarının nedeni de bu oyunu bozmamızla beraber yaşadıkları hayal kırıklığıdır." dedi.

"Yüzlerce hasmane eyleme maruz kaldık"

Son iki yılda, gerek Fırat'ın doğusunda Türkiye topraklarına gerek Münbiç üzerinden Fırat'ın batısındaki unsurlarına yönelik devlet ve millet olarak yüzlerce taciz, saldırı ve hasmane eyleme maruz kaldıklarına işaret eden Çavuşoğlu, sınır boylarında uzanan PYD/YPG tünelleriyle topraklarına sadece patlayıcı ve mühimmat değil, teröristlerin de kaçırıldığını belirtti.

Çavuşoğlu, Fırat'ın doğusundaki kamplarda eğitilen teröristlerin, topraklarında eylem arayışına girdiğini, güvenlik güçlerinin üstün ve takdire şayan çabaları sayesinde bu terör eylemlerinin çoğunu önleyebildiklerini belirtti. 

PYD/YPG'nin, Suriye'deki saldırılarını da sürdürdüğüne değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Afrin'de, Cerablus'ta, Çobanbey'de, Tel Rifat'ta sivilleri katletti. Bütün sivilleri sürgüne gönderdiler. PYD/YPG, DEAŞ'la doğrudan anlaşmaktan da hiçbir zaman çekinmedi. Rakka'da, DEAŞ'la vardığı mutabakat çerçevesinde yüzlerce DEAŞ militanı, elini kolunu sallayarak otobüslerle tahliye edildi ve YPG'liler bu otobüslerin temin edilmesini de sağladı. Elinde tuttuğu DEAŞ'lıları Türkiye'de terör eylemi yapmaları karşılığında serbest bırakmakla kalmadı; onların cebine harçlık da verdi. DEAŞ'lıların bize saldırması için YPG/ PKK terör örgütü, para verdi. Bu terör örgütü, PYD/YPG palazlandıkça terör ve baskının boyutunu artırdı. Sadece Arap, Kürt, Hıristiyan ve Türkmen gençleri değil, çocukları da zorla silah altına aldı. Kendine muhalefet eden Suriyeli Kürt aydın ve siyasetçiler başta, yerel şahsiyetleri öldürdü, katletti, işkenceden geçirdi, sindirdi, sürgüne gönderdi. Bugün Türkiye'de 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz var. Madem oralarda YPG var, madem YPG Kürtlerin hakkını savunuyor, bu 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz buralara neden dönmüyor? 

Bugün YPG'ye destek veren ülkelere, 'Hiç bunlarla gidip konuştunuz mu?' diyoruz, 'Hayır, konuşmadık' diyorlar. Çünkü onların derdi başka. Onlarca Arap köyü ve şehri, PYD/YPG'nin etnik temizlik operasyonları neticesinde 1000 yıllık tarihsel dokularını ve demografik yapılarını kaybetti. Üçte ikisinde Arapların çoğunlukta olduğu bölge, bir avuç teröristin demografik mühendislik oyunlarına ve inisiyatifine terk edildi. En az 1 milyon insan yerinden edildi. Arap kökenli çocukların anadillerinde eğitim almaları engellendi. Yerel halk, Rakka'da, Deyrezzor'da, Tel Abyad'da, Haseke'de maalesef bu terör örgütünün zulmüne karşı ayaklandığında bu terör örgütü, otomatik silahlarla o insanları taradı. PYD/YPG terör örgütü, insanlığa karşı suç tanımında ne varsa hepsini hayata geçirdi. İşledikleri bu suçlar, Birleşmiş Milletlerin raporlarında var, Amnesty ve Human Rights Watch gibi uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından da kayda geçirildi."

"Hiçbir yaptırım veya tehdit kabul edilemez"

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Varoluşsal milli güvenlik menfaatlerimizin korunması söz konusu iken diğer bütün mülahazalar teferruattır. Böyle bir zamanda nereden gelirse gelsin hiçbir yaptırım veya tehdit kabul edilemez ve bizim kararlılığımızı etkilemez." dedi.

"Rusya iyi niyetle bunu söylüyor"

Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, "Türkiye ve Suriye arasındaki iş birliğine katkıda bulunmaya devam edeceğiz." açıklamasına ilişkin, "Rusya iyi niyetle bunu söylüyor. Burada esas söylemek istediği, 'Türkiye'nin meşru bir güvenlik endişesi var.' Esas söylemek istediği bu." dedi. 

Bakan Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin TBMM Genel Kurulunda yaptığı bilgilendirmenin ardından kuliste gazetecilerle sohbet etti. 

ABD kongresinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi ile bazı bakanlar hakkında birtakım yasaklar getirilmesine ilişkin yasa tasarısı taslağının bulunduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bugünkü konuşmasında bunu dile getirdiğini anımsattı. 

Bakan Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, "Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak için Türkiye ve Suriye arasındaki iş birliğine katkıda bulunmaya devam edeceğiz." ifadelerinin anımsatılması üzerine şunları kaydetti:

"Rusya iyi niyetle bunu söylüyor. Burada esas söylemek istediği, 'Türkiye'nin meşru bir güvenlik endişesi var.' Esas söylemek istediği bu. Bazen Adana Mutabakatı'na onlar da atıfta bulunuyor. Ruslar, şimdiki rejimle onu yapacağız diyebilir, iyi niyet diyebilir, buralara rejim de gelsin diyebilir. Şimdi Münbiç'te olduğu gibi. Bunu ilk defa söylemiyorlar, eskiden beri söyleyegeldikleri bir şey. Putin de zaten Cumhurbaşkanımızı davet etti. Dün akşam güzel bir görüşme oldu. Bunların hepsini yüz yüze görüşelim diye davet etti."

"Yüce Meclis ne zaman isterse, emrederse gelip bilgilendirme yaparız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın siyasi partileri bilgilendirdiğini anımsatan Çavuşoğlu, "Yüce Meclis ne zaman isterse, emrederse gelip bilgilendirme yaparız. Meclisimizden bir talep gelince Bükü'den döner dönmez Meclisimizi bilgilendirdik. Milletvekilliği yapmış bir insan olarak benim de Meclisi bilgilendirme konusunda bir hassasiyetim var." diye konuştu.

Türk diplomasisinin dünyada çok iyi bilindiğini, diplomasiyi her zaman sonuna kadar işletmeye çalıştıklarını ifade eden Çavuşoğlu, "Diplomasi tek taraflı değildir. Karşılıklı olması gerekir. Karşı tarafta da bu anlayışın olması gerekir. Uzlaşı kültürü bizde var. Diplomaside uzlaşı kültürünün mutlaka olması gerekiyor. Her zaman sizin istediğiniz olmaz, her zaman karşı tarafın istediği de olmaz. Bu süreçte de biz diplomasiyi işlettik." şeklinde konuştu.

"Ülkenin geleceği ve sınır güvenliği için bu adımı attık"

"Diğer alternatiflerin neden kullanılmadığı" eleştirilerine cevap veren Çavuşoğlu, ABD ile birlikte güvenli bölge için sonuna kadar çaba harcadıklarını vurguladı.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu dönemde 'aldatıldık' kelimesi doğru bir şey değil. ABD'nin tüm oyalamalarını, sadece kozmetik adımlar attığını kamuoyuyla açıkça paylaştık. Cumhurbaşkanımız açıkladı, Dışişleri Bakanı olarak ben de açıkladım. Burada aldanma diye bir şey yok ama diplomasi yolunu denedik. Uyarılarımızı da yaptık. Zaten ABD ile bu yola girmeden önce de bu kararı vermiştik. Sonuçta askerlerimizden gelen raporlar doğrultusunda karar verildi ve bu adımı attık. Bu siyasi bir mesele değildir. Sınırımızın öbür tarafından gelen tehdit var. Roket, havan atışlarını görüyorsunuz. 22 insanımız öldü. Ülkenin geleceği ve sınır güvenliği için bu adımı attık. Kısaca bekamız için yapıyoruz. Bugün bunu yapmazsak belki de ileride bu adımı atmak mümkün olmayacaktır. Siyasi bir kaygıyla bu adımın atıldığını söylemek bizleri üzer. Bu milli bir meseledir. Bu süreçte Afrin harekatından daha fazla bilgilendirmede bulunduk. Diplomasinin diğer ayağını da hiç ihmal etmedik. Bildirimleri nasıl yaptığımızı, uluslararası haklarımızın hepsini açıkladık. 

Neden Zeytin Dalı Harekatı'ndan çok daha fazla bir tepki geldi? O zaman da YPG'yi temizledik bölgeden. Burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. Biz bu oyunu bozduk. Hepsi bundan kaynaklanıyor. Birçok dışişleri bakanı ile görüştüm. O bakanların bana söyledikleri iki paragrafın kelimesi kelimesine değil, virgülü virgülüne, noktası noktasına tıpa tıp aynı. İki paragraf yüzde yüz aynı. Nasıl oluyor bu? Bir yerden örgütlendikleri belli. Biz bunu görüyoruz. Avrupa Birliğinde diğer ülkelere ne kadar baskı yapıldığını görüyoruz."

Bakan Çavuşoğlu, Arap Ligi'nin Afrin harekatında da karar aldığını ve Türkiye'nin cevabını verdiğini hatırlatarak, "Ne hükmü var? Ne kadar mülteci aldılar? Onların hassasiyeti ile bizim hassasiyetimiz bir değil." değerlendirmesinde bulundu. 

Filistin meselesinde de Türkiye ile Arap Ligi'nin hassasiyetinin aynı olmadığını ifade eden Çavuşoğlu, Arap Ligi'nin kınama kararına imza atan Filistin yönetimine haksızlık yapılmaması gerektiğini söyledi.

İlk defa bir Filistin Dışişleri Bakanının, bu karara imza atmamak için Arap Ligi toplantısına katılmadığına işaret eden Çavuşoğlu, "Çünkü baskı yapıyorlar. Hatta bazı Arap ülkeleri Filistin meselesinde 'sesinizi yükseltmeyin' diye ABD ve İsrail'in etkisiyle Ürdün ve Filistin yönetimine de baskı yapıyor. Biz bunları görüyoruz. O yüzden Filistin'e haksızlık yapmayalım. 'Filistin gidip orada konuşsaydı' diyebilirsiniz, bu ayrı ama orada bir kınama yok. Bunu söylemek isterim." ifadelerini kullandı.

"IŞİD ilk Türkiye'ye saldırır"

DEAŞ'ın sorumluluğunun Türkiye tarafından alınmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"IŞİD her şeyden önce bize tehdit. Bizim sorumluluğumuz sadece harekat alanımızla ilgili ya da bizim topraklarımıza gelenlerle ilgilidir. Bunlar serbest bırakılsa ilk kime saldıracak? Geldikleri ülkelere ya da başka ülkelere giderler mi gitmez mi belli değil ama ilk bize saldırırlar. Dolayısıyla onları orada tutarken de yaptıkları terör eylemlerinden sorumlu tutmak da bizim görevimiz. Bunun için Adalet, Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığımız ile istihbarat teşkilatımızla bir çalışma grubu kurduk, çalışıyoruz. Hangi adımları atacağız? Ülkelerine nasıl gönderebiliriz? Almazlarsa ne yapacağız? Kadın ve çocuklar da var, onları ne yapacağız? Kadınlardan bazıları örgüte katılarak savaşmış. O da terörist, kadın erkek farketmez. Dini, etnik kökeni ne olursa olsun hepsi terörist. Onların ideolojisine kanmış, evlenmiş ama hiçbir terör eylemine katılmamış 15 yaşında gencecik kadınlar da var. Bunları ne yapacağız? Olayın bu boyutu da var."

Mülteci konusuna da değinen Çavuşoğlu, "Suriye'ye dönen mülteciler evine dönecek. Türkiye'de 300 bin Kürt dönmek istiyor mu, istemiyor mu? Bunlarla konuşuyor musunuz? Bunlar dönmek istiyor. Neden dönemiyor? YPG'den, terör örgütünden dolayı dönemiyor. YPG Kürtleri temsil ediyorsa neden dönemiyorlar?" diye konuştu.

Çavuşoğlu, YPG'nin kendisi dışındaki siyasi partileri kapattığını ve üyelerinden kimisini sürgüne gönderdiğini, bazılarını da öldürdüğünü vurguladı.

Avrupa'da yaşayan Suriyeli Kürtlerin de bu olayları kendisine anlattığına işaret eden Çavuşoğlu, "(YPG terör örgütünden dolayı dönemiyoruz) diyorlar. YPG, yıllardır orayı kontrol ediyor. Niye bunlara yardımcı olmuyor? Bir tek kendi ideolojisine bağlı teröristleri orada barındırıyorlar. Kendileri dışındaki herkese zulüm etmişler. Suriyeli Kürt kardeşlerimiz evine döndüklerinde demografi mi değişecek? Böyle bir amacımız olsa bunu yapmayız." dedi.

Bölgedeki nüfusun üçte ikisinin Arap olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Türkmenler, Hristiyanlar ve diğer gruplar da var. Dolayısıyla Kobani ve birkaç yer dışında nüfusun çoğunluğu Kürt değil. Nüfusun yüzde 90'ı Arap. Dolayısıyla 300 bin Kürt nüfusun üçte biri ediyor. Araplar da evine dönecek, herkes geldiği evine dönecek. (HDP'ye yönelik) Sizin derdiniz şu: YPG, buranın demografisini değiştirdi. Nüfusun yaklaşık yüzde 80 veya 90'ı Kürt değildi, toprakların yüzde 30'unu kontrol ediyor. Şimdi demografi tekrar yoluna girecek. Dolayısıyla YPG'nin işine gelmeyecek."

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin insani konularda herkesten daha fazla hassas olduğunu, bu topraklarda Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni ve diğer milletlerden herkesin yaşadığını anlattı.

Barış Pınarı Harekatı'nın Kürt düşmanlığı anlamına gelmediğinin altını çizen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"(YPG eşittir Kürt) derseniz, Kürt kardeşlerimize haksızlık edersiniz. Kürt kardeşlerimizin büyük bölümü AK Parti'ye oy veriyor. Şimdi CHP, İYİ Parti, MHP'ye oy verenler var. Bunun için 'Kürt eşittir PKK' demek haksızlıktır, küfürdür. Kürt kardeşlerimize hakaret etmeyin. Bir terör örgütü ile mücadele, Kürt düşmanlığı değil, terör örgütü ile mücadele demektir. Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda en hassas ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Tüm toplantı, karar ve açıklamalarımızda buna vurgu yapıyoruz. Dolayısıyla bu bir işgal değil, teröre karşı alınan tedbirdir. Suriye'nin toprak bütünlüğüne herkesten çok bağlıyız. Bu anlayışımızı sürdüreceğiz."

Çavuşoğlu, Suriye Milli Ordusu'nun (SMO) DEAŞ'a karşı Türkiye ile birlikte mücadele ettiğini anımsatarak "O zaman iyi idi de şimdi YPG'ye karşı mücadele edince mi İŞİD'çi oluyor? SMO dediğiniz, DEAŞ'e karşı bizimle birlikte en çok mücadele veren ve kayıp veren insanlardır. Daha önceki ismi Özgür Suriye Ordusu idi ve herkesin tanıdığı ılımlı muhalefetin de güçleridir." şeklinde konuştu.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın