Rusya-Ukrayna savaşı: Kimlik, egemenlik ve güvenlik arayışı
Tartışmaların can alıcı noktasıysa garantörlerin mali destekten fiili çatışmaya girmeye kadar neyi taahhüt edebileceğidir. Mevcut tartışmalar "Avrupa sağlar, ABD destekler" formülü üzerine kurulu ancak bunun Moskova nezdinde inandırıcılığı şüpheli.
İstanbul
Ukrayna'nın eski Dışişleri Bakanı Pavlo Klimkin, Rusya-Ukrayna savaşının küresel etkilerini ve olası çözüm senaryolarını AA Analiz için kaleme aldı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
***
Rusya-Ukrayna savaşı Ukraynalılar için büyük bir sempati yaratsa da Ukrayna hala dünyanın geleceği üzerinde büyük etkiye sahip bir ülke olarak görülmüyor. Savaşın etkileri artçı sarsıntılar, gıda ve enerji güvenliğindeki aksamalar yoluyla pek çok kişi tarafından hissediliyor olsa da bu etkiler varoluşsal nitelikte değil. Buna karşılık, savaşı çözüme kavuşturmak için üzerinde anlaşılacak herhangi bir çerçeve, gelecekteki savaşlar için bir "emsaller bütünü" olarak hissedilecektir. İşte bu yüzden neyin tehlikede olduğunu anlamak hayati önem taşıyor.
Kimlik ve egemenlik
Güvenlik eksikliğinin ya da en azından bu yöndeki algının, özellikle de Ukrayna’nın olası NATO üyeliğinin, Rusya’yı savaşa sürüklediğine inanmak neredeyse klişeleşmiş bir kanı haline geldi. Ancak bu mantık kendi içinde tutarsız görünüyor, zira eğer öyle olsaydı Finlandiya'nın NATO üyeliği Moskova'da çok daha derin bir sıkıntı yaratmalıydı. Dahası, Kırım'ın ilhakı 2014'te Ukrayna sadece hukuken değil, anayasal olarak da "bağlantısız" (blok dışı) bir devletken başladı.
Meselenin aslı şudur: Bu savaş, bir kimlik ve egemenlik mücadelesidir. Rusya, dilden tarihe ve devlet olmaya kadar her türlü Ukrayna kimliğini reddetmekte ve Ukrayna'nın egemenliğini dört kritik boyutta sınırlandırmak istemektedir. Bunlardan birincisi toprak boyutudur; Rusya, egemen ve hukuken tanınmış Ukrayna topraklarının bir kısmının kontrolünü ele geçirmek istiyor. İkincisi, gelecekteki herhangi bir saldırıyı caydırma şansını yok etmek adına Ukrayna'nın askeri kabiliyetlerini kritik düzeyde azaltmaktır. Üçüncüsü, Ukrayna'nın kiminle ve nasıl etkileşim kuracağı da dahil olmak üzere dış politikası üzerinde veto hakkına sahip olmaktır. Bu resmen sadece NATO üyeliğiyle ilgili gibi görünse de, aslında Ukrayna'yı Rusya'nın münhasır nüfuz alanında tutmakla ilgilidir. Sonuncusu ise iç politikayı özellikle de kültürel ve dini boyutları etkileyebilmektir.
Sürdürülebilir bir barış, ancak Moskova'nın Ukrayna'nın kararlarında egemen olması gerektiğini ve iç/dış politikasını demokratik ilkeler temelinde belirleyebileceğini kabul etmeye hazır olmasıyla sağlanabilir. Şu an için bu gerçekçi değil. Ancak "dayanıklı" bir barış, inandırıcı güvenlik garantileri sonucunda elde edilebilir. Bu garantiler; sağlanacağı tarafa, sağlayacak tarafa ve elbette birincil tehdit olarak görülen tarafa karşı inandırıcı olmalıdır. Gelecekteki herhangi bir anlaşma, ancak bu tür garantilerin vazgeçilmez bir parça olması durumunda ayakta kalabilir. NATO'nun 5. maddesi bile tartışmaya açılmışken, ihtiyaç duyulan güvenilirlik seviyesini üretmek neredeyse imkansızdır. Asgari "güvenilirlik ölçütü" en az iki temel parçadan oluşmalıdır: Herhangi bir garantinin hukuki bağlayıcılığı ve Ukrayna savunma güçlerinin ve güvenlik sektörünün bir saldırıyı caydırmasını sağlayacak mali ve askeri destek gibi üzerinde anlaşılmış net tedbirler.
Tüm tartışmaların can alıcı noktası ise garantörlerin mali destekten fiili çatışmaya girmeye kadar neyi taahhüt edebileceğidir. Mevcut tartışmalar "Avrupa sağlar, ABD destekler" formülü üzerine kurulu ancak bunun Moskova nezdindeki inandırıcılığı ise şüpheli.
İşgal altındaki toprakların statüsü
Olası bir nihai çözümün ikinci boyutu, geçici olarak işgal edilen toprakların hukuken ve siyaseten tanınmamasını içermelidir; böylece belirli bir bölge üzerindeki fiili kontrol, onu tanımakla karıştırılmamalıdır. Ukrayna için bu sadece siyasi bir mesele değil, ülkedeki hemen herkes için derin bir duygusal meseledir. Ancak bunun aksini yapmak, uluslararası kurallar bütününün parçalanması ve bu kuralların seçici uygulanması (veya uygulanmaması) yönünde bir "zincirleme reaksiyon" emsali yaratacaktır. Bunun çok muhtemel bir sonraki yansıması, bir saldırganı caydırmanın tek yolu olarak nükleer ve diğer kitle imha silahlarının yayılması olacaktır.
Rusya'nın Donetsk bölgesinin bir kısmından vazgeçilmesi talebi sadece siyasi açıdan kabul edilemez olmakla kalmaz, aynı zamanda kritik bir güvenlik açığı da yaratır. Ağır şekilde tahkim edilmiş bir alanı terk etmek, Moskova'ya gelecekte saldırması için neredeyse sınırsız bir özgürlük vermek anlamına gelecektir.
Üçüncü varoluşsal boyut, Ukrayna ordusunun hem nicelik hem de nitelik açısından hangi yeteneklere sahip olması gerektiğidir. Rusya ile simetrik yeteneklere ulaşmak zor olsa bile, asimetrik caydırıcılık sağlamanın bir yolu bulunmalıdır.
Ukrayna'da yapılan her kamuoyu yoklaması, Ukraynalıların mutlak çoğunluğunun bu konularda taviz vermeye istekli olmadığını, bunların Ukrayna'nın güvenliği için temel olduğunu ve bunlar çözülmeden kalıcı bir barışın mümkün olmadığını anladıklarını açıkça göstermiştir. Genel olarak herhangi bir anlaşmanın kritik hattı, Ukrayna'nın egemenliğini ve caydırıcılık yeteneklerini korumak olmalıdır.
Bahsedilen tüm konuların yanı sıra, Zaporijya Nükleer Santrali'nin statüsü ve çalışma modu veya ABD'nin lider rol üstlenmesi gereken bir ateşkesin izlenmesi ve doğrulanması (verifikasyonu) gibi diğer konular da çözüme kavuşturulmalıdır.
Avrupa güvenlik mimarisi
Bununla birlikte, Ukrayna ancak daha geniş bir güvenlik mimarisinin (Avrupa yahut Transatlantik) bir parçası olarak güvende olabilir. Helsinki ilkelerine dayalı önceki Avrupa güvenlik modeli çöktüğü için, bu konudaki tartışmaların bir noktada başlaması kaçınılmazdır. Bu geniş çerçeve olmadan, inandırıcı güvenlik garantilerine dayalı bir çözüm "dayanıklı" olabilir ancak "sürdürülebilir" olamaz. Yine de Ukrayna bağlamında üzerinde uzlaşılacak hususlar; caydırıcılık, güvenlik garantileri, taahhütler ve muhtemelen kimlik meseleleri üzerine yapılacak daha ileri tartışmalar için bir çıkış noktası teşkil edecektir.Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki kimlik farklılıklarını tarihsel birikimiyle gayet iyi bildiği için, adil ve sürdürülebilir bir barışın tesisine katkı sağlama noktasında eşsiz bir konuma sahiptir. Geniş Avrupa coğrafyasında değişen jeopolitiğin ve bunun beraberinde getirdiği tehditlerin son derece farkında olan Türkiye, aynı zamanda tüm kilit aktörlerle güvenilir bir diyalog sürdürebilme kabiliyetine de sahiptir.
[Pavlo Klimkin, Ukrayna'nın eski Dışişleri Bakanıdır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

