Euro
9.98
Dolar
8.41
BIST 100
1,408.81
Altın
1,810.21
Analiz

KYB'deki kuzen kavgası Irak’ta Kürt siyasetini nasıl etkiler?

IKBY’nin Süleymaniye'de etkin olan Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin Eşbaşkanı Talabani’ye yakın istihbarat yetkililerinin partinin diğer Eşbaşkanı Talabani tarafından değiştirilmesi Irak’ta Kürt siyasetini etkileyebilecek bir krize yol açtı.

Mehmet Alaca, Mustafa Kerim   | 13.07.2021
KYB'deki kuzen kavgası Irak’ta Kürt siyasetini nasıl etkiler?

İstanbul

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Süleymaniye vilayetinde etkin olan Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Eşbaşkanı Lahur Talabani’ye yakın istihbarat ve terörle mücadele yetkililerinin partinin diğer Eşbaşkanı Bafel Talabani tarafından değiştirilmesi krize yol açtı. Bafel Talabani, Bağdat Parlamentosunda KYB’nin Grup Başkanı Ala Talabani’nin kardeşi Muhammed Tahsin Talabani’nin vekaleten sorumluluğunu yürüttüğü IKBY Güvenlik Ajansı’na bağlı İstihbarat Kurumu’nun (Zenyari) başkanlığına Eji Emin’i atarken, Lahur Talabani’nin kardeşi Polat Şeyh Cengi’nin liderliğini yaptığı Terörle Mücadele Birimi’nin başına da Vahab Halepçe’yi atadı. İki kurumun farklı birimlerine ayrıca Bafel Talabani’ye yakın isimler atandı.

Muhammed Tahsin Talabani’nin Zenyari’nin sorumluluğunu vekaleten yürütmesine IKBY Güvenlik Ajansı’nın onay vermediği bilinirken, Lahur Talabani Zenyari ve Terörle Mücadele Birimi’ndeki değişikliklere itiraz etti. Zenyari’nin merkezine Muhammed Tahsin Talabani’yi değiştirmek için askeri gücün gönderilmesi üzerine tarafların çatışmanın eşiğine geldiği kaydedildi. Özellikle Irak Cumhurbaşkanı KYB’li Berham Salih’in ve partinin eski tüfekleri Şeyh Cafer Mustafa ve Kosret Resul’ün de müdahil olduğu kriz, KYB’nin kurucu lideri Celal Talabani’nin 2017’deki vefatının ardından derinleşen parti içi anlaşmazlıkların ve hizipleşmenin boyutlarını yeniden gün yüzüne çıkardığı gibi eşbaşkanlık sisteminin kırılganlığını da teyit etti. Öte yandan söz konusu gerilimin, KYB’nin son yıllarda sorun yaşadığı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile ilişkiler ve Erbil-Süleymaniye ayrışması açısından da bazı sonuçlara gebe olduğu belirtilebilir.

Kuzenler arasında yaşanan kriz Cumhurbaşkanı Salih'in bizzat müdahil olduğu temaslar neticesinde askeri bir çatışmaya dönüşmeden yatıştırılsa de bu durum krizin yeniden patlak vermeyeceği anlamına gelmiyor.

KYB’deki Talabani hegemonyası

Celal Talabani’nin KDP’den ayrılarak 1975’te kurduğu KYB, hem bölgenin hâkim gücü KDP ile rekabet ve ortaklıklar arasında gidip gelen ilişkileri hem de kendi içindeki krizler açısından adından sıkça söz ettiriyor. 1991’de fiili özerklik statüsü elde eden bölgede Süleymaniye merkezli KYB ile Erbil merkezli KDP arasında 1990’ların ortalarından itibaren iki taraftan yüzlerce insanın hayatını kaybettiği iç savaş yaşanmış ve bölge fiili olarak iki şehir devletine bölünmüştü. ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesiyle fırsatı değerlendiren iki parti 2005’te fiili (de facto) statüyü hukuki (de jure) zemine taşımayı başararak aralarındaki stratejik anlaşma çerçevesinde yönetimi ve kaynakları bölüştü. Hatta iki parti arasında Irak’taki yeni düzende Irak Cumhurbaşkanı KYB’den, IKBY Başkanı da KDP’den olmak koşuluyla zımni bir mutabakat oluştu. Fakat bölge, tesis edilen ortaklığa ve tek bir parlamentoya sahip olunmasına rağmen -bugün de devam eden- kendi peşmerge, istihbarat ve güvenlik gücüne sahip iki şehir devleti görünümünden kurtulamadı.

Irak’ta işgal sonrası yeni düzende ilk cumhurbaşkanı olan Celal Talabani’nin Bağdat’a gidişi sonrası KYB içi çatlaklar derinleşti. Nitekim KYB’nin ikinci adamı Nöşirvan Mustafa parti içi yolsuzluklar ve Celal Talabani’nin eşi Hero Talabani ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ayrılarak 2009’da Goran (Değişim) Hareketi’ni kurdu. Bu süreçte giderek kan kaybeden KYB, 2009 seçimlerinde bölgenin ikinci büyük partisi sıfatını Goran’a kaptırırken, parti içi kliklerin rekabeti de buna paralel olarak görünür hale geldi. Özellikle Celal Talabani’nin 2012’de hastalanması sonrası partide Berham Salih, Kosret Resul, Molla Bahtiyar gibi isimlerin Talabani’nin eşi Hero Talabani ile sorunlar yaşarken, Lahur Talabani’nin ismi daha fazla gündeme gelir oldu. Zira işgal öncesi İngiltere’den dönen Celal Talabani’nin büyük oğlu Bafel ve 1999-2002 arasında KYB’nin Ankara Temsilciliğini yapan Talabani’nin yeğeni Lahur, ABD’nin desteğiyle Süleymaniye’de anti-terör birimi kurmuştu. Bölgede ekonomik, askeri ve istihbari güce sahip olanın siyasette de etkin olduğu dikkate alındığında Lahur ve Bafel’in belirleyici güce ulaşması kaçınılmazdı. Nitekim Celal Talabani’nin 2017’deki ölümüne dek yaklaşık beş yıl fiilen lidersiz kalan KYB’nin Aralık 2019’daki kongresinde Bafel-Lahur kuzenlerin eşbaşkan olmasıyla parti içindeki Kosret Resul Ali ve Molla Bahtiyar gibi etkili isimler de Talabani ailesine yenildi. Aslında son kongrede genel sekreterlik sisteminin yerine eşbaşkanlık sistemine geçilmesi, Lahur-Bafel arasında zamanla rekabete dönüşecek dengenin sonucuydu. Söz konusu dengede Bafel’in mali otoriteyi üstlenmesi, Lahur’un ise siyaset ve güvenlikle ilgilenmesi beklenirken, Lahur’un gücünü mutlaklaştırma arayışı Celal Talabani’nin oğulları Bafel ve Barzani ailesine yakınlığıyla bilinen IKBY Başkan Yardımcısı Kubat Talabani’nin engeline takıldı. Bu engel Celal Talabani’nin oğullarının KYB’de mutlak kontrolü elden bırakmak istemediklerini gösterdiği gibi eşbaşkanlık sisteminin bölgedeki lider kültü geleneğine uygun olmaması açısından kırılganlığa işaret ediyor. Nitekim gerilimden sonra birçok liderle görüşmeler yapan Bafel Talabani’nin resmi sosyal medya hesaplarıyla KYB tarafından yayımlanan resmi bir bildiride, Bafel için “eşbaşkan” yerine “başkan” ünvanı kullanıldı. Bu bağlamda benzer gerilimlerin sürmesi halinde KYB içinde genel sekreterlik makamına geri dönüş muhtemel olabilir.

İran ve Batılı ülkelere yakınlığıyla bilinen Lahur Talabani’nin siyasette olduğu kadar istihbarat ve güvenlik alanında kontrolü kendi tekelinde tutma çabası Talabani kardeşlerin elini her alanda zayıflatıyor.

KDP ile KYB arasındaki gerilim

İç savaş tecrübesi yaşayan KDP ile KYB arasındaki yetki paylaşımı öngören stratejik anlaşmanın 2016’da sona ermesiyle başlayan gerilimde Lahur Talabani ismi de sıkça duyulur oldu. Özellikle IKBY’nin 2017’deki bağımsızlık referandumu sonrasında Kerkük dahil tartışmalı bölgelerin tamamına yakını Irak güçlerinin kontrolüne geçerken, Peşmergenin Kerkük’ten çekilmesi konusunda aktif rol aldığı iddia edilen Lahur ve Bafel Talabani özellikle Mesut Barzani tarafından “hain” ilan edilmişti. Öyle ki Kürtlerde taziyenin önemine rağmen, Neçirvan Barzani’nin ikiz kardeşi vefat ettiğinde Mesut Barzani taziyede Lahur Talabani’yi karşılamamıştı. Öte yandan, iki parti arasındaki gerilim 2018’deki Irak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde doruk noktasına çıkmış, KDP teamüle uygun davranmayarak KDP’den Fuat Hüseyin’i aday göstermiş ancak KYB’den Berham Salih cumhurbaşkanı seçilmişti. Özellikle Hero Talabani ile yaşadığı gerilim nedeniyle KYB’den ayrılarak parti kuran Salih’in KYB’ye geri dönerek cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinde Lahur Talabani ile ağabeyi Aras Cengi’nin aktif rol aldığı belirtiliyor. Nitekim Salih’in özel uçakla Bağdat’tan Süleymaniye’ye giderek son krizin çözümü için taraflarla görüştüğünün belirtilmesi de Salih’in Lahur ile ilişkisine işaret ediyor.

Lahur Talabani KDP karşıtlığı ile Irak merkezi hükümeti ve Iraklı partilerle ilişkileri üzerinden etki alanını genişletirken, Bafel Talabani’nin KDP ve diğer Kürt partileriyle temas kurduğu biliniyor. Bağdat ve Erbil ile ilişkilerin farklı kulvarlarda farklı eşbaşkanlarca yürütülmesinin, kısa vadede uygulanabilir olsa da uzun vadede işlevsel olmadığı görüldü. Özellikle Ekim ayında yapılması planlanan Irak genel seçimlerine Goran’la birlikte İran yanlısı güçlerle dolaylı ittifak fikri Lahur tarafından destekleniyor. Buna karşın, KDP’nin Irak milliyetçiliğini savunan Şii lider Mukteda es-Sadr’a yakın bir pozisyon belirlemesi bekleniyor. Kürt partilerinin merkezi seçimlere bölünerek girecek olmasının IKBY’ye önümüzdeki dönemde zarar verme ihtimali Lahur Talabani’ye fatura ediliyor. Mayıs 2020’den bu yana Süleymaniye’nin IKBY’den ayrıştırılarak merkezi hükümete bağlanması yönündeki tartışmaların kaynağında Lahur Talabani yanlısı isimlerin olduğu dikkate alındığında sorumluluğun kendisine yüklenmesinin nedeni anlaşılıyor.

Öte yandan, İran ve Batılı ülkelere yakınlığıyla bilinen Lahur Talabani’nin siyasette olduğu kadar istihbarat ve güvenlik alanında kontrolü kendi tekelinde tutma çabası Talabani kardeşlerin elini her alanda zayıflatıyor. Lahur ile araları açılan Bafel ve Kubat kardeşler KDP ile daha da yakınlaşırken, Goran ile de ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Son gerilimde Kubat Talabani’nin isteğiyle değişikliklerin yapıldığı dikkate alındığında Lahur’un etkinliğinin daha fazla hedef alınacağı anlaşılıyor. Ancak son gerilimde Barzani ailesiyle ilişkilerini nispeten düzelten Bafel'in KDP ile ilişkisi de Lahur Talabani’nin KYB içinde ve KDP karşıtları üzerindeki karizmasına ket vurmaya yardımcı oldu. Bu bağlamda yeni dönemde KYB’nin KDP’ye yönelik katı tutumunun yumuşaması muhtemel. Özellikle Lahur ile Bafel arasındaki gerilimde KYB’de etkisizleştirilen IKBY Başkan Yardımcısı Şeyh Cafer’e bağlı Altın Kuvvetleri ile KYB’nin Yüksek Siyasi Kurulu Başkanı Kosret Resul’e bağlı özel tümen birliğin Bafel tarafında yer alarak hazır bulunması, söz konusu isimlerin Lahur Talabani’ye karşı fırsat gözettiği şeklinde anlaşıldığı gibi bu isimlerin Erbil’e yakın olduğu dikkate alındığında KDP’nin elinin güçleneceği değerlendirilebilir. Fakat gerilimin devam etmesi ve Lahur Talabani’nin galip gelmesi halinde psikolojik olarak IKBY’den uzaklaşmaya başlayan Süleymaniye’nin siyasi ve stratejik düzeyde de uzaklaşması gündeme gelebilir.

Lahur Talabani daha dezavantajlı görünse de bölgesel politikanın ilerleyeceği istikamet yeni fırsatlar da sunabilir. Netice olarak şu aşamada gerilimlerin silahlı çatışmaya varmayacağı düşünülse de 1990’larda Kürtler arasında patlak veren iç savaş durumunun her an canlanabileceği de unutulmamalı.

Bölgeyi ne bekliyor?

Süleymaniye'de kuzenler arasında meydana gelen kriz askeri bir çatışmaya dönüşmeden yatıştırılsa de bu durum krizin yeniden patlak vermeyeceği anlamına gelmiyor. Cumhurbaşkanı Salih’in de çözüm için müdahil olduğu krizde İran ve ABD’nin özel heyetlerinin KYB eşbaşkanları ile görüşmesi ardından değişikliklerin sorunsuzca gerçekleştirilmesi yönünde mutabakat oluşması değerlendirildiğinde mevcut gerilimin galibinin Bafel Talabani, dolayısıyla da kardeşi Kubat Talabani olduğu söylenebilir. Bafel ve Kubat’ın galibiyetinin pekişerek devam etmesi, KDP ile ilişkiler ve bölgenin bütünlüğünün korunması açısından lehte bir tablo sunacak. Yine ABD’nin de destekleyeceği bu tablo Berham Salih’in partideki gücünü zayıflatacağı ve Irak merkezi hükümetinin iki Kürt partisinin geriliminden daha fazla yarar sağlamasını engelleyeceği gibi İran’ın bölgedeki varlığını nispi de olsa sınırlayabilir. Zira geçmişte yaşanan benzer krizlerde, Ocak 2020’de ABD’nin hava saldırılarında öldürülen İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin, Süleymaniye’de bütün aktörlerle görüşerek olayların büyümesini engellediği biliniyor. Süleymani’nin halefi İsmail Kaani’nin selefi kadar etkin olmadığı dikkate alındığında KBY’de Bafel-Kubat Talabani kardeşlerin güçlenmesi ihtimali bölgesel güç dengelerinin değişimine sınırlı ölçüde etki edebilir.

Öte yandan, Lahur ile sorunlar yaşayan Peşmerge’nin en büyük güçlerinden 70. Birliğin Komutanı ve IKBY Başkan Yardımcısı Şeyh Cafer, Mahmut Sengavi ve özellikle Erbil bölgesinde güçlü olan Kosret Resul Ali ve Molla Bahtiyar gibi isimlerin Bafel’in yanında pozisyon alması, Bafel’in parti içinde elini güçlendirecek. KYB’nin her ne kadar KDP ile ilişkilerinde eski seviyeyi yakalaması kolay görünmese de Lahur’un dengelenerek Erbil ile daha iyi ilişkilere kapı aralanacak gibi görünüyor. Öte yandan, KYB’nin ideolojik olarak terör örgütü PKK’ya yakınlığı ve örgüt üyelerinin Erbil’e kıyasla Süleymaniye’de rahat hareket ettiği bilinirken, özellikle PKK’nın Suriye kolu YPG ile yakın ilişkilere sahip olan Lahur Talabani’nin parti içindeki etkisinin azaltılması, partinin PKK ile ilişkilerine nispi ölçüde de olsa sınırlama getirmesine yol açabilir. Ancak geçmişte parti içindeki ayrılıklarla enerji kaybeden KYB’de bu kez liderler düzeyinde beliren ayrışma partiyi daha da savunmasız bırakabilir. Zira her ne olursa olsun pandoranın kutusu açıldı ve iki liderin mücadelesi kapalı kapılar ardında da olsa devam edecek. Lahur Talabani daha dezavantajlı görünse de bölgesel politikanın ilerleyeceği istikamet yeni fırsatlar da sunabilir. Netice olarak şu aşamada gerilimlerin silahlı çatışmaya varmayacağı düşünülse de 1990’larda Kürtler arasında patlak veren iç savaş durumunun her an canlanabileceği de unutulmamalı.

[Mustafa Kerim TRT Kürdi Sorani Editörüdür]
​​​​​​​

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın