Dolar
44.37
Euro
51.41
Altın
4,453.42
ETH/USDT
2,122.60
BTC/USDT
70,013.00
BIST 100
12,963.87
Politika

TBMM Başkanı Kurtulmuş: BMGK bugün barışı sağlamak şöyle dursun çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Birleşmişler Milletler Güvenlik Kurulu bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor." dedi.

Zekeriya Karadavut, Abdullah Doğan, Ali Kemal Akan  | 20.11.2025 - Güncelleme : 20.11.2025
TBMM Başkanı Kurtulmuş: BMGK bugün barışı sağlamak şöyle dursun çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor

Aksaray

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Aksaray Üniversitesi (ASÜ) 2025-2026 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programda, Aksaray'ın, Anadolu'nun kalbi olduğunu, böylesi güzel bir şehirde ve böylesi büyük bir üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığını söyledi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

ASÜ'nün kısa bir süre içerisinde yaklaşık 20 bin öğrenciye ulaşmasının ve bunların yaklaşık 2 bininin de yabancı öğrenci olmasının büyük bir başarı olduğunu aktaran Kurtulmuş, "Üç fakülte dışında bütün fakültelerin yer aldığı gelişmiş bir kampüse sahip Türkiye'nin iyi üniversitelerinden birisiyiz. Bu vesileyle hem öğretim üyesi arkadaşlara hem de öğrencilere bu öğretim yılında büyük başarılar diliyorum." diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu topraklarda yaşayan her gencin, üzerinden 102 yıl geçen Milli Mücadele'den bu yana iki temel duyguyu bugüne kadar birlikte taşıdıklarını dile getirdi.

Bunlardan ilkinin milli ruhun esasını oluşturan özgürlük, diğerinin ise adalet duygusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Aksaray'daki böylesine önemli bir üniversitenin öğrencilerinin de 100 yıl geçmiş olmasına rağmen aynı duyguya sahip olduklarını ve bu duygu içerisinde de aynı milli mücadele içerisindeymiş gibi önümüzdeki dönemin yoğun ve devasa sorunlarıyla da mücadele etme azim ve kararlılığı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyorum. İnşallah bu anlamda kendinizi yetiştirerek, ilimi hikmetle ve irfanla buluşturarak dünyaya, dünyanın bütün sorunlarına karşı meydan okuyabilecek bir yetkinliğe sahip olacaksınız. Gençlerimizi hangi alanda yetişiyor olursa olsun bu ana çerçevede bu bilinçle yetiştirmek mecburiyetindeyiz."

"Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız"

Kurtulmuş, küresel adalet arayışının, bugünün dünyasının en önemli meselelerinin başında geldiğini bildirdi.

Büyük kazanımlar elde edilen bir dönemde, teknolojinin en üst seviyede olduğu dönemlerden geçtiklerine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanoğlunun hemen her şeye sahip olduğu ama birçok konuda da yoksunluk içerisinde olduğu bir dönemdeyiz. Yoksunlukların en başında gelen ise adalet yoksunluğu. Dolayısıyla hiç şüphesiz ki insan yitik olan şeyin peşinde koşar ve o yitik olanın peşinde mücadele eder. Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden bölgesel çatışmalara, iç savaşlara, silahlanma yarışına ve iklim krizlerine bağlı olarak ortaya çıkan küresel kuraklık ve su krizlerine kadar çok büyük problemlerle boğuşuyoruz. Bunların hemen hemen her gün bizim gündemimizde etki ettiğini, artık hiçbir sorunun tek başına bir ülkenin, bir bölgenin ya da bir kıtanın sorunu değil, bütün insanlığın ortak sorunları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çerçevede bu sorunların en temelinde bu bütün sorunların kaynağında yatan hususun da küresel ölçekte bir adaletsizlik olduğunu gayet iyi şekilde biliyoruz."

Kurtulmuş, ne yazık ki dünyada adaleti tesis etmek üzerine kurulmuş olan bütün uluslararası kurum ve kuruluşların da neredeyse tamamen fonksiyonsuz hale geldiği bir sürecin içerisinde olduklarını vurguladı.

Başta dünyada savaşları ortadan kaldırmak için kurulmuş olan, barışı ve yeryüzünde adaleti sağlamak için kurumsal varlığı ortada bulunan Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere hemen hemen küresel kurumların tamamının fonksiyonsuz hale geldiğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu kurumların tamamının ya sadece kağıt üzerinde bir güçten ibaret olduğunu ya da bir takım binalardan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dünya, kendisi için çözümleri bulması gereken kurumların dahi artık sorun kaynağı haline geldiği bir noktadan geçiyor. En başta Birleşmişler Milletler Güvenlik Kurulu bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak, barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor. Çünkü artık veto diplomasisi diyebileceğimiz uluslararası alanda yeni bir alan açılmıştır. BM'de dünya üzerinde söz sahibi olduğu iddiasıyla 2. Dünya Savaşı sonrası dengeleri sürdürmek isteyen 5 ülke sahip olduğu veto gücüyle birlikte dünyadaki herhangi bir sorunun çözümsüz hale gelmesini sağlayabilmektedir. Örnek mi istersiniz, Ukrayna krizi. Örnek mi istersiniz, iki seneyi aşkın süredir devam eden Gazze'deki insanlık suçları ve soykırımı. Maalesef bu veto diplomasi yoluyla dünyada veto gücünü kullanarak istediği etki alanını oluşturabilen ülkelerden birisi hangi konuyu veto ediyorsa o ne kadar büyük insanlık suçu olursa olsun ne kadar büyük ortak sorun olursa olsun ne yazık ki çözülemiyor, çözümsüz halde bırakılıyor. En başta küresel adalet arayışında yeni bir küresel siyasi ve ekonomik mimariye ihtiyacımız olduğu ortadadır."

İklim kriziyle boğuşulduğuna değinen Kurtulmuş, "Niçin iklim krizlerinin yükünü minimal etkileri olan ülkeler ödeyecek de dünyayı bu hale getiren, kirleten, iklimi perişan eden, bozan, büyük güçler niye bunun bedelini ödemeyecek? Böylesi çifte standartlı bir dünya düzeni nasıl ve ne kadar daha devam edebilecek? Onun için diyoruz ki bu sorunları çözebilmek için cesur ve güçlü sözlerle yolumuzu açmak, yolumuza devam etmek durumundayız." görüşünü paylaştı.

"Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır"

Kurtulmuş, Filistin ve Gazze meselesinin, özellikle büyük güçlerin ikiyüzlülüğünü de ayan beyan ortaya koyduğunu hatırlattı.

Gazze'de yaşananların binde birinin dünyanın başka bir yerinde olsaydı, dünyada kıyamet koparacak olan ülkelerin, insani kriz karşısında, 100 bini aşkın insanın öldüğü, hala binlerce insanın cesetlerini yıkıntılarının altında olduğu bu soykırım karşısında bir kelime bile söylememiş olmalarının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bu ikiyüzlülük hükümetler tarafından ne kadar sürdürülürse sürdürülsün küresel adalet talebine sahip olan ve bunu dile getiren yeryüzünün insan ve vicdan sahibi özellikle gençleri meydanlara çıkmakta, sokaklarda toplanmakta ve siyonizmin insanlık dışı suçlarını avazı çıktığı kadar protesto ederek önlemeye gayret ediyorlar. Filistin davası, ikiyüzlülüğün de ortaya konulduğu bir yer. Aynı zamanda Filistin ve Gazze meselesi küresel adalet anlayışı içerisinde küresel vicdanın da test edildiği bir alandır. Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır. Burada onurla ifade etmek isterim ki yeryüzünde millet ve devlet olarak hep beraber Filistin halkının yanında duran en önemli devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Türkiye sadece masum ve mazlum durmakta kalmadı her uluslararası platformda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere güç merkezli değil, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya sistemin kurulması için avazımız çıktığı kadar bağırdık. Sözün en kuvvetlisini en zor platformlarda dile getirerek üzerimize düşenin bir kısmını hiç olmazsa yerine getirmeye gayret ettik."

Kurtulmuş, Türkiye'nin küresel adalet arayışının üç temel halkası olduğunu aktardı.

Bunlardan birincisinin mekan olarak Anadolu ve çevresi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Anadolu ve geniş gönül coğrafyalarda kim haksızlığa, kim zulme uğramışsa onun elinden tutmak, imdadına yetişmek ve aynı kaderi paylaşmak bizim vazifemizdir. Çünkü bu bugünün dünyasının bize yüklediği bir borç olmanın ötesinde ecdadın bize bıraktığı tarihsel mirasın gereğidir." diye konuştu.

Kurtulmuş, Türkiye'nin güçlü olmasını uman yüz milyonlarca insan olduğunu dile getirdi.

"Adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz"

Anadolu ve gönül coğrafyasında yaşayanların hakkaniyet ve adalet terazisinde hakkını alması için mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bu çerçevede her şeyden evvel böylesine geniş bir coğrafyaya bakabilmemiz için kendi iç cephemizi tahkim etme, evimizi tanzim etmemiz, hak ve özgürlükler çerçevesinde bu ülkenin 86 milyonunun eşit ve özgür yurttaş olduğu bir Türkiye'yi kurmamız mecburiyettir. Bunun için barışı, kardeşliği sağlayacağız, demokrasinin standartlarını yükselteceğiz. Bunun için adaleti bu ülkenin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırarak, bu geniş coğrafyamızda da hakkaniyetin ve adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz."

Kurtulmuş, küresel adalet arayışının ikinci halkasının sistem olarak devlet ve demokrasi olduğuna değinerek, "Bu toprakların kapısı milletimize açıldığından bu yana hep devleti, devlet-i aliye ve devletin güçlü olması fikrini, 'devleti ebed müddet' fikrini esas almış bir milletiz. Asıl olan milletin devletle birlikte güçlü olması ve millet-devlet ayrışması olmaksızın hep beraber kenetlenerek yoluna devam etmesidir." ifadelerini kullandı.

Devleti ve demokrasiyi güçlendirmek gibi bir sorumluluğun olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye'nin her bakımdan öne çıkan örnek bir ülke olma potansiyeline işaret etti.

"Demokratik olgunluğumuz, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile"

Kurtulmuş, milli dayanışmayı artırma, birliği ve beraberliği pekiştirme mecburiyetinde olduklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Yunus Emre'nin hepimizin bildiği sözünü bir kere daha hatırlatıyorum: 'Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz'. Asırların tecrübesini özetleyen bir cümledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de yürüttüğümüz çalışmalar bunun bir parçası. İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak terörsüz Türkiye'yi inşa edeceğiz ve Türkiye'nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir. Demokratik olgunluğumuz, birliği, beraberliği, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile. Yurt dışındaki bazı emperyalist odakların başımıza bela ettiği, vekalet unsuru olarak kullandığı bu terör örgütlerinin tamamını bir kenara bırakarak, bu ülkede yaşayanların bir ve beraber olduğu, etnik olarak farklılıklarımız olsa bile hiçbirimizin nezdinde etnik farklılıkların önemi olmadığı, mezhebi, meşrebi farklılıkların önemi olmadığını bilerek yolumuza devam edeceğiz."

Anadolu kültürünün mayasının birlik, beraberlik ve kardeşlik olduğunu aktaran Kurtulmuş, bunu ortadan kaldırmaya çalışacak her türlü eylemin ve teşebbüsün ise sadece fesat anlamı taşıdığını söyledi.

Kurtulmuş, küresel adalet arayışının üçüncü temel halkasının ise küresel sorumluluk anlayışı olduğunu vurguladı.

Türk milletinin haksızlık ve hukuksuzluklara karşı mücadele ettiğine işaret eden Kurtulmuş, bunu ise devlet felsefesinin merkezine oturttuğunu bildirdi.

"Adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka göreceksiniz"

Kurtulmuş, adalet arayışının cesaret gerektirdiğini dile getirerek, "Belki biz görmeyeceğiz ama bu salonda bulunan gençler, çok kısa süre içinde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın bu gayrı adil sisteminin dağıldığını ve yerine yepyeni adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka görecek. Bu, sizlere nasip olacaktır." dedi.

Dünyanın zor dönemden geçtiğine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'ye büyük sorumluluklar düşüyor. Kaybedecek vaktimiz, bir tek günümüz ve insanımız olmadığını, ihmal edeceğimiz tek bir imkanımızın bulunmadığını paylaşmak istiyorum. Dışlamak, ötekileştirmek, yok saymak ve eyyamcılık kolaydır. Zor olan, bir fikre odaklanarak, o fikrin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele etmek. Bu mücadelenin kapıları sonuna kadar açıktır. Türkiye'nin önünde bu bölgede güçlü ve lider ülke olmaktan başka hiçbir şans yoktur. Bu ülkede eyyamcılık yapan, gününü gün eden, birtakım iç ihtilaflarını esas meseleymiş gibi öne koyan bir Türkiye'nin inanın ki esamesi okunmaz. Birlik, beraberlik içerisinde bütün imkanlarımızı seferber ederek yolumuza devam edeceğiz. İnşallah 21. yüzyılı, güçlü Türkiye'nin yüzyılı yapacağız. Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye'nin yüzyılı yapacağız. Bunun için gayret sarf edeceğiz."

Kurtulmuş, daha sonra Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş'ı ziyaret etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Aksaray Sivil Toplum Buluşması" programında konuştu

Kurtulmuş, Aksaray Bilim Merkezi'nde düzenlenen "Aksaray Sivil Toplum Buluşması" programında, kentteki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle de bir araya geldi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Aksaray'da yoğun bir program gerçekleştirdiklerini belirterek, bu programda da kentin nabzını tutan, zihnini oluşturan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Dünyanın ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin karmaşık bir dönemden geçtiğini ve mevcut dünya şartlarının her an değiştiğini dile getiren Kurtulmuş, "Böylesine bir dünyada, Türkiye'nin de bildiği ezberleriyle yoluna devam etmesi mümkün değil. Bu coğrafyada, Cumhuriyetimizin ikinci asrına girdiğimiz bu dönemde gerçekten güçlü bir ülke olarak ayakta durmamız lazım." ifadesini kullandı.

Güçlü bir ülke için toplumsal birlikteliğin en yüksek seviyede olmasını da önemsediklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Aramıza başkalarının sokmaya çalıştığı ve bundan sonra da kullanmak için niyet edecekleri farklılıklarımızı da bizim için bir zenginlik alanı haline çevirmemiz lazım. Etnik farklılıklarımızın, mezhep meşrep farklılıklarımızın, siyasi görüş farklılıklarımızın, hayat tarzları farklılıklarımızın ayrıştırma vesilesi olmasına müsaade etmememiz gerekir. Bunun için de milli mefkure etrafında bütünleşerek aynı vatanın evlatları, aynı bayrağın altında bir arada olan insanlar, aynı yurdun, aynı vatanın sahipleri olduğumuzu bilerek bir araya geleceğiz ve her birimiz hangi işi yapıyorsak o işi en iyi şekilde yapacağız. Türkiye'nin bu coğrafyada güçlü, büyük bir ülke olmak mecburiyeti var. Başka türlü ayakta durulmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin demokrasi standartlarını daha yukarıya çıkartması ve daha güçlü bir demokratik toplum oluşturması mecburiyetinin bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, Türkiye'de herkesin farklılıklara saygı duyarak yoluna devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin 50 yılının terörle mücadeleyle geçtiğini anımsatan Kurtulmuş, terör dolayısıyla binlerce şehidin verildiğini, on binlerce insanın hayatını kaybettiğini belirtti. Kurtulmuş, terörün ülkeye maliyetini de anımsattı.

Terör örgütlerinin bu coğrafyanın başına bela edildiğinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu coğrafyada Türkleri, Kürtleri, Arapları, Acemleri, Sünnileri, Şiileri birbirine kim düşürdü? Şöyle son 30 yılı gözünüzün önünden geçirin. Özellikle Irak'ın işgaliyle birlikte başlayan süreçte önce Irak paramparça hale geldi, ardından Suriye 13 yıl bir iç savaşın içerisine sokuldu, değil şehirler, mahalleler bölündü. Lübnan, zaten yönetilemez bir hale geldi. Libya aynı şekilde, Afrika ülkeleri aynı şekilde, Yemen bölündü, Sudan bölündü, bütün bölge hallaç pamuğu gibi atıldı. Niçin? Emperyalistler rahat etsinler diye. Yeminle söyleyebilirim ki bu emperyalistler Türk'ü çok seviyorlar da Kürt'ten nefret ediyorlar değiller. Kürt'ü çok seviyorlar da Arap’ı sevmiyor değiller. Sünni'yi severler de Şii'yi sevmez değiller. Vallahi de billahi de bu bölgenin halklarının hepsinden nefret ederler. Zaten Siyonist emperyalizmin ideolojisinde 'goyim' diye bir şey var. Yani kendisinden olmayanı insan bile görmüyor. Sizi, beni, kimseyi, dinimize, diyanetimize bakmıyor. Lübnanlı Maruni ile Lübnanlı Şii'yi birbirinden ayırmıyor. Efendim Sosyalist Kürt'le dindar Kürt'ü birbirinden ayırmıyor. Hepsini goyim olarak görüyor. Türk'ü de aynı şekilde. İnsansı bir varlık olarak görüyor. Şimdi akıl akıldan üstün olmayı gerektirir. Yani emperyalizmin bir aklı varsa, bizim de onlardan daha üstün bir aklımız vardır. Olmak mecburiyetindedir. Biz onların planlarına asla teslim olamayız. Onun için kendi içimizde Türkiye'de bir daha hiçbir terör örgütünün faaliyet gösteremeyecek şekilde terörü sona erdirmek ve terörsüz bir Türkiye'yi inşa etmek mecburiyetimiz var."

Terörsüz Türkiye hedefinde çok mesafe katedildiğini dile getiren Kurtulmuş, bu kapsamda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu hakkında da bilgi verdi.

Komisyonda, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, iş dünyası, sendikalardan temsilcilerin, kanaat önderlerinin gelerek görüşlerini ifade ettiklerini aktaran Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu söyleyebilirim. 134 kişi söz aldı. Bunların hepsi kayıt altına alındı. Bir tanesi bile 'Ben Türkiye'de terörün bitmesini istemiyorum, Terörsüz Türkiye'yi istemiyorum.' demedi. Şehit ailelerimiz, onların yakınları başta olmak üzere kim geldiyse 'Evet, bu iş bitsin, bu işin bitmesiyle birlikte de bu ülkenin milli birliğini, beraberliğini sağlayacak daha kuvvetli adımları hep beraber atalım.' dediler. Geldiğimiz bu nokta, Türkiye için önemli bir noktadır. Artık ümit ediyorum ki son dönemece geliyoruz. Bundan sonra bizim için esas mesele, bir daha terör örgütünün asla ve asla faaliyet yapmayacağı şekilde Türkiye topraklarının terörsüz hale getirilmesidir, Türkiye topraklarının dışında, sınır ötesinde de Türkiye'ye düşmanca tutum içerisinde olan hiçbir terör örgütüne müsaade edilmemesidir. Bu kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz."

Kurtulmuş, Türkiye'nin 50 yılını heba eden, 50 yıldır ülkenin ayağına pranga gibi vurulan terör örgütünü, tamamen tasfiye edeceklerini ve Türkiye'de bir daha asla terörün diliyle konuşulmayacağını belirtti.

"Terörün beslendiği yer neresidir? Nefret dilidir. Terörün beslendiği yer ötekileştirmedir." diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bu topraklarda yaşayan 86 milyon vatandaşımızın her birisi, al bayrağın altında yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır, hepsi birbirinin kardeşidir. Bunun için gayretle belli bir noktaya doğru geliyoruz. İnşallah sonuç alacağız. Bunu istemeyenler olabilir. Bunun olmaması için gayret gösterenler olabilir. Hiç önemli değil. Milletin kahir ekseriyeti bu çalışmalara destek veriyor ve bir an evvel bu işin bitirilmesini arzu ediyor. Bu arzu istikametinde Allah'ın da yardımıyla, milletin de desteğiyle, siyasi akılla bu süreci inşallah aşacağız."

Türkiye'nin, bu bölgenin en güçlü devleti olarak, bu bölgenin en olgun devlet yapısına sahip olan ülkesi olarak sadece kendisi için değil, bütün coğrafyadaki halklar için birliğin, beraberliğin, kardeşliğin örneği olacak bir çalışmayı ortaya koyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki sadece bu bölge için de değil, bütün dünya için çatışma çözümlerinde, yani terörle mücadele konusundaki tecrübelerde 'Türkiye örneği' diyeceğimiz bir örnek ortaya konulmuş olacak." diye konuştu.

Birlik ve beraberlik içerisinde, milli menfaatlerden asla ödün vermeden çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Bir kere daha açıklıkla, bazılarının dezenformasyonları dolayısıyla söylüyorum. Anayasanın ilk dört maddesinde hiçbir tartışma yapılmaksızın, şimdiye kadar yapılmadı, bundan sonra da yapılmayacak. Yani bir federasyon, ayrı bir bölge, özel bir bölge yapılmaksızın, resmi dilin Türkçenin dışında başka bir dilin olma talebini gündeme getirmeksizin, ülkelerimizle vatandaşlarımızın arasındaki bütün farklılıklar neyse bunları koruyarak, bunları bir büyüklük, bir birlik vesilesi haline getireceğiz ve inşallah Türkiye'de demokratik standartları yüksek bir ülkenin vatandaşları olarak hep beraber yaşayacağız. Allah yardımcımız olsun. Zor olduğunu biliyorum. İsteyenlerin büyük çoğunluğunu oluşturmakla birlikte, istemeyenlerin de tahrip gücünün zaman zaman ortaya çıkabileceğini biliyorum." ifadesini kullandı.

Terörsüz Türkiye hedefi başarıya ulaştığı zaman, bu meselenin bir siyaset meselesi olmadığının herkes tarafından görüleceğini dile getiren Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye, vatanseverlerin ortak hedefidir. Terörsüz Türkiye, emperyalizme karşı uyanık olanların ortak bir şekilde istediği hedeftir. Buna ulaşacağız Allah'ın izniyle. Hep öyle söylüyorum, 'Bu sefer mutlaka başaracağız. Bu sefer ya biz başaracağız ya emperyalizm başaracak'. Allah'ın izniyle başaracağımıza inanıyoruz ve güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz." dedi.

Kurtulmuş, konuşmasının ardından sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin soru ve görüşlerini dinledi.

Programda, Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu, AK Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer de yer aldı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.