Politika

COP31 kapsamında "AB Delegasyonu ve Üye Ülkelerin Büyükelçileri ile Bilgilendirme Toplantısı" yapıldı

Bakan Kurum, "Türkiye olarak, COP31 için yalnızca ev sahibi değiliz. Biz COP31'i, iklim rejiminin yeni dönemde ihtiyaç duyduğu dönüşümün merkezine yerleşecek ve küresel ölçekte kalıcı etkiler üretecek bir platform olarak görüyoruz." dedi.

Fatma Sevinç Çetin  | 17.03.2026 - Güncelleme : 17.03.2026
COP31 kapsamında "AB Delegasyonu ve Üye Ülkelerin Büyükelçileri ile Bilgilendirme Toplantısı" yapıldı Fotoğraf: Harun Özalp/AA

Ankara

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, "Türkiye olarak, COP31 için yalnızca ev sahibi değiliz. Biz COP31'i, iklim rejiminin yeni dönemde ihtiyaç duyduğu dönüşümün merkezine yerleşecek ve küresel ölçekte kalıcı etkiler üretecek bir platform olarak görüyoruz." dedi.

Bakan Kurum, Bilkent Otel'de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) kapsamında düzenlenen "Avrupa Birliği Delegasyonu ve Üye Ülkelerin Büyükelçileri ile Bilgilendirme Toplantısı"na katıldı.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Burada konuşan Kurum, dünyanın iklim krizinde yeni bir eşiği geçtiğini, bu eşikte de artık iklim değişikliğine karşı "bekleme lüksünü" tamamen kaybettiğini vurguladı.

Özellikle Avrupa'nın çevre ve iklim alanındaki görünümüne bakıldığında Avrupa Çevre Ajansının kısa süre önce yayımladığı verilerin, önemli yapısal riskleri işaret ettiğini belirten Kurum, "Şu anda Avrupa, küresel ortalamaya kıyasla yaklaşık 2 kat daha hızlı ısınan bir kıta konumunda. 1980–2023 döneminde iklim kaynaklı ekonomik kayıplar yaklaşık 738 milyar avro tutarında. Bugün maalesef su stresi Avrupa topraklarının yaklaşık yüzde 30'unu ve nüfusun yüzde 34'ünü derinden etkiliyor." diye konuştu.

Tarımdaki gerilemeye bakıldığında, su kirliliğinin bunun başlıca kaynaklarından biri olmaya devam ettiğine dikkati çeken Kurum, bugün Avrupa'da, korunan habitatların yüzde 80'inden fazlasının kötü durumda olduğunu, toprakların yarısından fazlasında bozulma gözlemlendiğini söyledi.

Kurum, döngüsel ekonomi alanındaki ilerlemenin sınırlı olduğunu, son on yılda döngüsellik oranının sadece yüzde 1 oranında artırılabildiğini belirterek, enerji dönüşümünde benzer bir tablo bulunduğunu, ilerleme kaydedildiğini ancak tüm Avrupa ülkelerinde yenilenebilir enerji payının hala yüzde 24 seviyesinde olduğunu ifade etti.

Buna karşılık fosil yakıtların, toplam enerji kullanımının yüzde 70'ini oluşturmaya devam ettiğini aktaran Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel ısınmanın yarattığı risklerin hızı, mevcut uygulama hızımızın önüne geçiyor. COP31 Başkanlığı olarak, kasımdaki küresel buluşmamıza, bu global ve bölgesel gerçeklikler üzerinden yaklaşmak istiyoruz. Türkiye, COP31 ev sahipliği görevini yalnızca müzakere takvimini yöneten teknik bir süreç olarak görmüyor. Bu küresel vazifeyi, güveni güçlendiren ve işbirliğini derinleştiren bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Her şeyi yerli yerince ortaya koyuyoruz. İklim rejiminin önündeki temel sorun, mevcut hedeflerin sahada karşılık bulmamasıdır. Yeni hedeflerin yazılması, artık küresel kamuoyunu ikna etmemektedir. Türkiye olarak, COP31 için yalnızca ev sahibi değiliz. Biz COP31'i, iklim rejiminin yeni dönemde ihtiyaç duyduğu dönüşümün merkezine yerleşecek ve küresel ölçekte kalıcı etkiler üretecek bir platform olarak görüyoruz."

"Birinci önceliğimiz Sıfır Atık'tır"

Kurum, bugün iklim rejiminin önündeki temel sorunun, hedef eksikliğinden ziyade uygulama açığı olduğunun altını çizerek, COP31 vizyonunu "Uygulama COP'u" üzerine inşa ettiklerini vurguladı.

Türkiye'nin diyalog, uzlaşı ve aksiyon temel ilkeleri üzerine 9 öncelik alanı belirlediğini belirten Kurum, şunları kaydetti:

"Birinci önceliğimiz bir Türkiye markası olan ve küresel bir girişime dönüşen Sayın Emine Erdoğan himayelerinde yürüttüğümüz, gerçekten bir dünya markası haline gelmiş, BM nezdinde kabul edilmiş belki de bugüne kadarki en büyük çevre projelerinden bir tanesi olan Sıfır Atık'tır. Sıfır Atık yaklaşımını güçlendirerek döngüsel üretim modellerini yaygınlaştırmayı, metan emisyonlarının ve gıda israfının azaltılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 2'nci önceliğimiz dünyanın bütün gençlerinin iklim eğitimi süreçlerine ve iklim karar alma mekanizmalarına daha güçlü biçimde katılımını sağlayarak, iklim okuryazarlığını ve yeşil istihdam alanlarını artırmaktır. Bu kapsamda COP31'in aynı zamanda bir gençlik şölenine dönüşmesi için kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütleri ile yoğun bir çalışma sürecini başlatmış durumdayız."

COP31'de 3'üncü önceliğin gıda güvenliği olduğunu aktaran Kurum, diğer öncelikleri de "yeşil sanayileşmeye geçiş sürecinin hızlandırılması, temiz ve güvenli enerjiye geçiş, Akdeniz'den Afrika'ya ve Pasifik'e uzanan hatta dirençliliği sağlamak, İklim Eylemi Uygulama Mekanizması ile finansmanı harekete geçirmek, İklime Dirençli Şehirler ile okyanuslar ve denizler" olarak sıraladı.

Kurum, başta Akdeniz ve Pasifik olmak üzere hassas deniz ekosistemlerinde iklim direncini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.

"Sanayicimizin dünyadaki rekabet gücü katlanacak"

Avrupa Birliğinin (AB), küresel iklim eyleminde yön verici bir aktör olduğunu ve bu rolün COP süreçlerinde açıkça görüldüğünü belirten Kurum, AB'nin adımlarının yanı sıra Türkiye'nin AB üyelik sürecinde çevre ve iklim alanında attığı adımların da taraflar arasındaki diyaloğun somut zeminini oluşturduğunu ifade etti.

Kurum, AB uyum çalışmaları kapsamında Türkiye'de atık yönetimi alanında geri dönüşüm oranının son dönemde yüzde 30'dan 36'ya yükseldiğini, depozito yönetim sisteminin ise tüm illerde bu yıl tam anlamıyla başlayacağını aktardı.

İklim politikaları açısından Türkiye'nin, Kasım 2024'te Paris Anlaşması ile uyumlu Uzun Vadeli İklim Stratejisini kabul ettiğini, uygulanan düzenlemelerle ozon tabakasını incelten maddelere ilişkin mevzuat uyumunu da güçlendirdiğini hatırlatan Kurum, "İklim Kanunumuz yürürlükte, bununla birlikte birçok alanda politika gücü ortaya konacak, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim artacak, sanayicimizin dünyadaki rekabet gücü katlanacak, böylece hem doğamız hem de üretimimiz korunacak, burayı fırsat olarak değerlendirmiş olacağız." dedi.

Kurum, Emisyon Ticaret Sistemi'nin ve Türkiye Yeşil Taksonomisinin kurulmasıyla güçlü bir gönüllü karbon piyasası oluşturulacağını, diğer tüm düzenlemelerle de Türkiye'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu dönüşüm sürecini güçlendirecek, ortak vizyona katkı sunacaklarını dile getirdi.

"COP31 sürecinde güçlü bir Avrupa ortaklığı kaçınılmazdır"

COP31 sürecinde önem verilen bir diğer hususun Avustralya ile yakın işbirliği olduğunun altını çizen Kurum, bu işbirliğinin çok taraflılığın sorgulandığı bir dönemde başlı başına güçlü bir mesaj olduğunu, Türkiye ve Avustralya arasındaki güçlü koordinasyonla ilerlendiğini vurguladı.

Kurum, Türkiye'nin çok zor bir süreçte COP31 ev sahipliğini üstlendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Yanı başımızda devam eden savaşa rağmen ülkemiz bir huzur adası olmaya Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde barış için mücadeleye devam etmektedir. Bu ateş çemberi içinde şunu biliyoruz ki savaşın etkisiyle tüm dünyayı etkileyen tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler, yoğun enerji talepleri, her gün yeni bir türünü yaşadığımız afetler ile risklerin ve belirsizliklerin gölgesinde COP31 sürecinde güçlü bir Avrupa ortaklığı kaçınılmazdır. Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerimizi temiz enerji, yeşil dönüşüm ve iklim işbirliği konuları başta olmak üzere tüm alanlarda yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Avrupa'yı dünyanın ilk karbon nötr kıtası yapma konusundaki vizyonunuza katkı sunacağımızı da ifade etmek istiyorum."

Bakan Kurum, Antalya'da gerçekleşecek COP31'in, iklim eyleminin uygulamaya geçmesi için güven kazandırma noktasında önemli bir fırsat olduğunun da altını çizdi.

AB ülkelerinde bu konuda farklı görüşlerin de olduğunu dile getiren Kurum, "Biz COP31'in AB için de iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Sizlerden beklentimiz ortak evimiz dünyamız için, AB'nin belki de her zamankinden daha fazla bu sürece sahip çıkmasıdır. Bu noktada sizleri, dünyamızı ve kıtamızı ilgilendiren böylesi önemli bir buluşma için çok daha fazla gayrete davet ediyorum. Sizlerden, her zaman gösterdiğiniz destek ve ilgiden çok daha fazlasını bekliyorum." ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.