Dolar
43.41
Euro
51.90
Altın
5,417.54
ETH/USDT
3,012.70
BTC/USDT
89,184.00
BIST 100
13,407.44
Dünya, İsrail’in Gazze saldırıları

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında can kaybı 71 bin 667'ye yükseldi

İsrail ordusu, 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi’nin güney ve kuzeyini hava saldırıları ve topçu atışlarıyla vurmayı sürdürüyor.

Ekip  | 28.01.2026 - Güncelleme : 28.01.2026
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında can kaybı 71 bin 667'ye yükseldi

Ankara

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Son 24 saatte hastanelere 5 ölü ve 6 yaralı getirildiği kaydedildi.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 492 kişinin öldürüldüğü, 1356 kişinin yaralandığı belirtildi.

İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybı 71 bin 667'ye yükselirken yaralı sayısının ise 171 bin 430'dan fazla olduğu bildirildi.

İsrail, Gazze'nin kuzey ve güneyine hava ve kara saldırılarına devam ediyor

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya’da hala işgal altında tuttuğu bölgelerde iki şiddetli patlama meydana geldi.

İsrail ordusuna ait topçu birlikleri Gazze kentinin doğu mahallelerini bombalarken, kentin doğusunda konuşlu askeri araçlardan da söz konusu bölgelere makineli tüfeklerle ateş açıldı.

İsrail savaş uçakları, Deyr el-Belah kentinin doğusunda işgal altında olan bölgelerde bulunan boş evlere 3 hava saldırısı düzenledi.

Görgü tanıkları da Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un doğusunda hava saldırıları düzenlendiğini, saldırıların topçu atışları ile askeri araçlar ve helikopterlerden açılan ateşle eş zamanlı gerçekleştiğini aktardı.

Saldırılarda can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

İsrail ordusu Doğu Kudüs'teki Hizma beldesini iki gündür kuşatıyor

Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail güçlerinin Hizma beldesine askeri takviyeyi sürdürdüğü belirtildi.

Açıklamada, İsrail güçlerinin onlarca evi kapsayan geniş çaplı baskınlar düzenlediği, baskınlar sırasında Filistinlilerin mülklerine kasıtlı zarar verildiği, cep telefonlarının kontrol edildiği ve bazı evlerden para çalındığına dair vakaların kayda geçtiği aktarıldı.

İsrail güçlerinin, beldeden çıkmaya çalışan Filistinlilere yoğun şekilde ses bombası attığı ifade edilen açıklamada, beldenin tüm girişlerinin kapatılması suretiyle uygulanan kuşatmanın halkın hareketini neredeyse tamamen kısıtladığı kaydedildi.

Kudüs Valiliği, Hizma beldesindeki okullarda, kuşatmanın ve sahadaki gerilimin sürmesi nedeniyle öğrencilerin güvenliği gerekçesiyle 29 Ocak Perşembe eğitime ara verileceğini bildirdi.

"Belde hapishaneye dönüştü"

Hizma Belediye Başkanı Nufan Salahaddin AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail işgal güçleri beldeyi büyük bir hapishaneye çevirdi." dedi.

Salahaddin, sokağa çıkma yasağı, yolların kapatılması ve beldeye giriş-çıkışların engellenmesini kapsayan sıkı askeri uygulamaların dünden beri devam ettiğini aktardı.

İsrail güçlerinin gece boyunca evlere geniş çaplı baskınlar düzenlediğini, evlerdeki eşyaları tahrip ettiğini, bazı evleri askeri noktalara dönüştürdüğünü, halkı korkuya sevk ettiğini ve çok sayıda genci gözaltına alarak sahada sorguladığını kaydeden Salahaddin, İsrail ordusunun yaklaşık 12 bin nüfuslu Hizma beldesinin çeşitli noktalarında askeri varlığını sürdürdüğünü belirtti.

Salahaddin, İsrail’in nüfusu baskı altına almak ve yerinden etmeye zorlamak amacıyla Doğu Kudüs çevresindeki köy ve beldeleri hedef alan "sistematik politikalar" izlediğini belirterek İsrail tarafından yeni bir tırmanış yaşanabileceğine dair ciddi endişelerin olduğu uyarısında bulundu.

İsrail ordusu, dün Hizma beldesini tamamen kuşatma altına almış, beldenin sokaklarına dağıttıkları bildirilerle Hizma’nın "kapalı askeri bölge" ilan edildiğini duyurmuş ve "ikinci bir duyuruya kadar" beldeden çıkışları yasaklamıştı.

İsrail ordusu, El Halil ve Beytüllahim'de 2 evi ve ticari yapıları yıkarak aileleri yerinden etti

İsrail ordusu, Beytüllahim'in Hıdır beldesinde ruhsatsız olduğu gerekçesiyle 2 evi yıktı.

Hıdır Belediye Başkan Yardımcısı Husni İsa, AA'ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin beldenin batısındaki Ard ed-Deyr bölgesinde, her biri yaklaşık 200 metrekare olan iki evi, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıktığını söyledi.

İsa, İsrail güçlerinin yıkım sırasında bölgeye giriş çıkışı tamamen engellediğini belirtti.

Yıkılan evlerden birinin sahibi İmad Salah, 2014 yılında inşa edilen evinin, gerekli yasal belgeleri sunmasına ve yaklaşık dört ay önce yıkımın durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı almasına rağmen yıkıldığını kaydetti.

Salah, geçen yıl 31 Aralık’ta mahkemeye başvurduğunu, yıkımın durdurulmasına ilişkin talebin salı günü karara bağlanmasının planlandığını, ancak çarşamba sabahı herhangi bir ön uyarı yapılmaksızın yıkımın gerçekleştirildiğini belirterek, bu durumun 9 kişiden oluşan iki ailenin yerinden edilmesine yol açtığını ifade etti.

Yerel kaynakların AA'ya verdiği bilgiye göre, İsrail askerleri, El Halil kentinin doğusundaki Vad el-Mugayyir el-Harayık Mahallesi’nde, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin kurduğu "Haggai" yerleşimine bitişik konumda bulunan 400 metrekarelik ticari bir yapıyı yıktı.

El Halil’in kuzeybatısındaki Surif beldesine bağlı Deyr Musa bölgesinde yaklaşık 100 zeytin ağacını kökünden söken ve yaklaşık 10 dönümlük tarım arazisini tahrip eden İsrail askerleri, Ganimat ailesine ait tarımsal yapıları da yıktı.

İsrail ordusuna ait iş makineleri, El Halil’in güneybatısındaki Dura beldesine bağlı Vad eş-Şacine köyünde bir inşaatı da yerle bir etti.

Yabancı gazeteciler, İsrail'den "Gazze'ye giriş izni" istiyor

İsrail’deki Yabancı Gazeteciler Birliği (FPA), yabancı gazetecilerin Gazze’ye girişine izin verilmesi talebiyle yapılan başvurunun İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından bir kez daha ertelenmesi üzerine yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, mahkemenin İsrail makamlarınca "kapalı kapılar ardında" ve birlik avukatlarının katılımı olmaksızın sunulan "gizli güvenlik gerekçelerinden" etkilenmiş olmasının endişe verici olduğu vurgulandı.

Söz konusu gizli prosedürlerin sunulan iddialara itiraz etme imkanı tanımadığına işaret edilen açıklamada, bu durumun yabancı gazetecilere yönelik "keyfi ve süresiz" Gazze yasağının sürdürülmesine zemin hazırladığı kaydedildi.

Birlik, bölgeye insani yardım çalışanları ve diğer yetkililerin girişine izin verilirken gazetecilere yönelik yasağın sürmesini eleştirerek "Halkın bilgi edinme hakkı göz ardı edilmemelidir." ifadesini kullandı.

FPA, İsrail Yüksek Mahkemesine "kararını yeniden gözden geçirme" çağrısında bulundu.

Haaretz: İsrail, işgal altında tuttuğu Refah'ın yeniden inşasını engellememe kararı aldı

Haaretz gazetesinin haberinde, İsrail ordusunun işgali altındaki Refah'ta yeniden imar çalışmalarına izin verilmesi kararının, Hamas'tan 100 gün içinde silah bırakma sözünün alınmasının ardından geldiği aktarıldı.

ABD yönetiminin, İsrail'den ilk etapta Hamas kontrolündeki "eski Gazze" ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin sorumluluğunda olan alanlar arasında ayrım yapılması talebinde bulunduğu da kaydedildi.

İsrail, Gazze'nin yeniden inşası sürecini, Hamas’ın silahsızlandırılması sürecinin tamamlanmasına bağlıyor ancak ABD’den gelen baskı sonucu silahsızlandırma süreciyle Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin sorumluluğundaki "Yeni Refah" bölgesinde ise yeniden inşa çalışmaları eşgüdümlü yürütülecek.

Hamas kontrolündeki bölgelerde ise yeniden inşa çalışmalarının silahsızlandırma sonrası başlaması bekleniyor.

Öte yandan gazeteye konuşan İsrailli savunma yetkilileri, bağışçı ülkeler için henüz finansman mekanizması oluşturulmaması nedeniyle Refah'taki çalışmaların başlamadığını söyledi.

Yetkililer, yeniden inşa sürecinde görev alacak Filistinli işçilerin ve Gazze’deki yüklenicilerin İsrail ordusu tarafından onaylandığını da belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik planın 17. maddesi, Hamas'ın silahsızlandırılmasının gecikmesi halinde diğer maddelerin, Uluslararası İstikrar Gücü’nün kontrolündeki bölgelerde uygulanacağının altını çiziyor.

ABD’nin barış planı çerçevesinde oluşturulacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün hangi ülkelerden oluşacağı henüz netlik kazanmış değil. Tel Aviv yönetimi ise Türkiye ve Katar'ın Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılmasına karşı çıkıyor.

Tel Aviv yönetiminden, Gazze Şeridi'nin güneyinde işgal altında tuttuğu Refah'ta inşa çalışmalarının başlatılması kararına ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, mecliste yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının yeniden imarı içermediğini savunmuştu.

BM: İsrail'in Filistin'de işgali derinleştirmesi ateşkesin ikinci aşamasını tehlikeye atabilir

Alakbarov, “Orta Doğu’da durum” başlığı altında Filistin sorunu üzerine BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen açık tartışma toplantısında konuştu.

“Önümüzde Gazze için potansiyel bir dönüm noktası, daha iyi bir gelecek için gerçek bir şans görüyoruz. Ancak birçok belirsizlik devam ediyor.” diyen Alakbarov, Gazze’deki duruma paralel olarak, işgal altındaki Batı Şeria'da devam eden bir çözülme ve gerilim içinde boğulmuş bir bölge gördüklerini söyledi.

Alakbarov, Gazze halkının ateşkesin uygulanmasını ve daha iyi bir gelecek için sabırsızlıkla beklediğine işaret ederek, bununla birlikte sert kış şartları altında İsrail’in insani yardımların girişini engellemeye devam ettiğine dikkati çekti.

Tüm sektörlerde, insani yardım aktörlerinin Gazze'de hala geniş ölçekte faaliyet gösteremediğini vurgulayan Alakbarov, insani yardımlar için Ürdün koridorunun önemine dikkati çekti. Alakbarov, “10 Ekim'den bu yana, 2 bin 720 işlemden geçirilen yardımın sadece yüzde 9'u Ürdün üzerinden Gazze'ye girdi. Gazze'de hayat kurtarmak için mevcut, kanıtlanmış bölgesel koridorların tam olarak kullanılması şarttır.” dedi.

Alakbarov, Gazze’ye mobil evlerin, kurtarma ekipmanlarının, yakıtın ve tıbbi malzemelerin girişinin ciddi şekilde kısıtlanmaya devam ettiğini, bunun da on binlerce yerinden edilmiş kişinin ve hastanın hayatını tehlikeye attığının altını çizdi.

-“Ateşkese rağmen, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde askeri operasyonlarına devam ediyor”

İsrail’in Gazze’de binaları düzenli olarak patlatmaya devam ettiğine, defalarca nüfusu yer değiştirmeye zorladığına da vurgu yapan Alakbarov, “Ateşkese rağmen, İsrail ordusu Gazze Şeridi genelinde hava saldırıları, topçu ateşi ve silahlı çatışmalarla askeri operasyonlarına devam ediyor.” dedi.

Alakbarov, sözde "sarı hattın" yakınında veya ötesinde her gün saldırılar gerçekleştiğine işaret ederek, ateşkesin başlamasından bu yana, aralarında birçok kadın ve çocuğun da bulunduğu yüzlerce Filistinlinin İsrail tarafından öldürüldüğünü söyledi.

“Olumsuz eğilimler her geçen gün daha da pekişiyor”

Konuşmasında, işgal altındaki Batı Şeria'daki "giderek kötüleşen dinamiklere değinmek" istediğini de belirten Alakbarov, “BM ve bu konseydeki diğer birçok kuruluş her ay gelişen durumun ciddiyetini vurguluyor. Ancak bu, sahada henüz anlamlı bir değişikliğe dönüşmedi. Olumsuz eğilimler her geçen gün daha da pekişiyor.” şeklinde konuştu.

Alakbarov, Batı Şeria’daki İsrail askerlerinin yoğun saldırı ve baskılarına vurgu yaparak, “İsrail güvenlik güçleri tarafından, aralarında çocukların da bulunduğu Filistinlilere yönelik geniş çaplı tutuklama kampanyaları yürütülüyor, bu tutuklamalarda kötü muamele ve işkenceye maruz kaldıkları, gözaltında ölümlerin devam ettiği bildiriliyor.” ifadelerini kullandı.

İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarını gaspetmeye çalışan İsraillilerin uyguladığı şiddete de işaret eden Alakbarov, “Sıklıkla İsrail güvenlik güçleri tarafından eşlik edilen veya desteklenen sürekli ve aşırı yerleşimci şiddeti, gerilimleri alevlendirmeye, Filistinlileri zorla yerinden etmeye ve istikrarsızlığı kötüleştirmeye devam etmektedir.” diye konuştu.

Alakbarov, İsrail hükümetinin politikalarının bir dizi yıkıcı eğilimi kolaylaştırdığını belirterek, “Yerleşimlerin ilerlemesi, devlet arazisi ilanları ve sürekli olarak kurulan karakolların birleşimi, işgal altındaki Batı Şeria'da geniş toprak parçalarını Filistinlilerin kullanımına erişilemez hale getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in işgali derinleştirmesinin, barış ve iki devletli çözümün kurulması umutlarını daha da baltaladığı uyarısını yapan Alakbarov, "Acilen ele alınmadıkları takdirde, bu sorunlar ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasında kaydedilen ilerlemeyi de tehlikeye atabilir." açıklamasını yaptı.

Alakbarov, “Gazze ateşkes planının ikinci aşamasının uygulanması kritik önem taşıyor. Bu kararlı ve kolektif taahhüdümüzü gerektirecektir.” diyerek, BM’nin, BM kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak, barış ve iki devletli bir çözüm sürecini desteklemeye devam edeceğini bildirdi.

"İsrail, Filistin topraklarında egemen değildir"

Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, "Orta Doğu'da durum" başlığı altında BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen açık tartışma toplantısında konuştu.

"Bir kez daha vurgulamak zorundayız ki İsrail, Filistin topraklarında egemen değildir. Bu yasa dışı işgalin, Kudüs dahil, işgal altındaki Filistin'de hiçbir haklı gerekçesi yoktur." diye konuşan Mansur, Gazze'de ateşkesin başarısı için İsrail'in bölgeden tamamen çekilmesi gerektiğini vurguladı.

Mansur, "Gazze Şeridi, Doğu Kudüs dahil, Batı Şeria ile gecikmeksizin yeniden birleştirilmelidir." dedi.

İşgal altındaki Batı Şeria'da, "İsrail askeri saldırılarının ve yerleşimci terörünün hız kesmeden devam ettiğini" söyleyen Mansur, Tel Aviv yönetiminin Filistinlileri "zorla yerinden etme planından" vazgeçmesi gerektiğini belirtti.

Mansur, "Netanyahu, bir kez daha, Filistin Devleti'nin kurulmasına asla izin vermeyeceğini övünerek söyledi. Daha da ileri giderek, İsrail'in nehirden denize kadar kontrolü elinde tutacağını teyit etti, ebedi işgal vadetti." ifadelerini kullandı.

Buna rağmen hala barış için tarihi bir fırsat olduğunu dile getiren Mansur, bunun uluslararası hukuka ve BM kararlarına uygun olarak "işgale son vermek ve Filistin'in haklarını devretmekten" geçtiğinin altını çizdi.

Mansur, "BM raporları, son iki yılda Batı Şeria'da rekor düzeyde yerinden edilme vakasını belgeledi. Yaklaşık 40 bin Filistinli, evlerinden şiddetle ve zorla uzaklaştırıldı. Bu, 1967'den beri kaydedilen en yüksek rakam." dedi.

- Ateşkese rağmen en az 500 Filistinli öldürüldü

Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Mansur, Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana en az 500 Filistinlinin öldürüldüğünü, çok daha fazlasının yaralandığı ve İsrail tarafından yıkımın devam ettiğini söyledi.

Buna rağmen ateşkesi "iyi niyetle" desteklemeye devam ettiklerini aktaran Mansur, "Planı destekliyoruz çünkü bu plan, Filistin halkına Gazze'de uygulanan kıtlık ve benzeri görülmemiş insani felaketin sona ermesi için acil bir yol sunuyor." dedi.

Mansur, İsrailli esir ve tutsakların tamamının serbest bırakılmasını ve son İsraillinin cesedinin teslim alınmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirttiği konuşmasında, "Sevdikleri öldürülen sayısız Filistinli aileye ne olacak?" diye seslendi.

Binlerce Gazzelinin cesedinin hala enkazda olduğunu hatırlatan Mansur, İsrail askerleri tarafından "işkenceye maruz kalmış, aşağılanmış, aç bırakılmış, tecavüze uğramış" Filistinlilerin ve bu mağdurların yakınlarının beklentilerinin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.

BM: Batı Şeria'da saldırı ve yıkımlar nedeniyle bu ay 818 Filistinli yerinden edildi

UNOCHA'nın internet sitesinden, Filistin'deki son duruma ilişkin yazılı açıklama yayımlandı.

İsrail'in işgal politikalarının Batı Şeria'da daha fazla yerinden edilmeye yol açtığı belirtilen açıklamada, "UNOCHA, ocak ayının başından bu yana, yerleşimci saldırıları nedeniyle 8 yerleşim yerinden 688 Filistinlinin yerinden edildiğini kaydetti. Bu sayı, 2025 yılının tamamı için bu kategorideki yerinden edilmiş insan sayısının yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, ayrıca, İsrail tarafından süren yıkımlar nedeniyle bu ay 130 Filistinlinin daha bu sayıya ek olarak yerinden edildiği bildirildi.

UNOCHA'nın, yerinden edilen Filistinlilerin ihtiyaç duyduğu desteği almaları için çalıştığı vurgulanan açıklamada, "Batı Şeria'da, UNOCHA, işgalle ilgili politikalar ve uygulamalar nedeniyle Filistinli ailelerin zorla yerinden edilmesinin arttığı konusunda uyarıda bulunuyor." açıklaması yapıldı.

Açıklamada, dün itibarıyla İsrail güçlerinin Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait onlarca yapıyı yıktığına işaret edilerek "UNOCHA, 2025 yılında, kayıtların tutulmaya başlandığı yaklaşık 20 yılda Doğu Kudüs'te en yüksek yıkım seviyelerini kaydettiğini ve son gelişmelerin, bu eğilimin devam edeceğine işaret ettiğini hatırlatıyor." değerlendirmesinde bulunuldu.

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da en az 130 Filistinliyi gözaltına aldı

Filistinli Esirler Cemiyetinden yapılan açıklamada, İsrail'in Nablus’a bağlı Burin ve Madama beldeleri ile Tubas’a bağlı Akabe ve Kalkilya’daki İmatin beldesi başta olmak üzere Batı Şeria’daki birçok noktaya baskınlar düzenlediği belirtildi.

İsrail askerlerinin Batı Şeria'daki baskınları sırasında iki kadın, bir çocuk ve eski tutukluların da aralarında yer aldığı en az 130 Filistinliyi gözaltına aldığı aktarıldı.

Gözaltına alınanların büyük bölümünün saha sorgulamalarının ardından serbest bırakıldığı kaydedilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"İşgal güçleri, yılın başından bu yana Gazze'deki soykırımın ardından benzeri görülmemiş şekilde, Filistin toplumunun çeşitli kesimlerini hedef alarak toplu cezalandırma politikası çerçevesinde gözaltı operasyonlarını ve saha soruşturmalarını artan bir hızla tırmandırmaya devam ediyor."

Açıklamada, İsrail ordusunun baskınlar sırasında başta saha sorgulamaları olmak üzere çeşitli ihlal ve uygulamaları sistematik hale getirdiği, halkın evlerinden zorla çıkarıldığı ve mülklere zarar verildiği vurgulandı.

İsrail, Gazze'de alıkoyduğu 5 Filistinli esiri serbest bıraktı
Uluslararası Kızılhaç Örgütünden yapılan açıklamada, İsrail'in serbest bıraktığı 5 Filistinli esiri Gazze Şeridi'nin güneyindeki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'ndan teslim aldıkları belirtildi.

Serbest kalan Filistinli esirlerin Gazze Şeridi'nin orta kesimde yer alan Aksa Şehitleri Hastanesi'ne ulaştırıldığı ve aileleriyle görüştürüldüğü ifade edildi.

İsrail, 25-26 Ocak tarihlerinde de Gazze Şeridi'nden alıkoyduğu 16 Filistinli esiri serbest bırakmıştı.

Daha önce serbest bırakılan Filistinli esirlerin aktardıklarına göre, birçok esir, İsrail hapishanelerinde yetersiz beslenme ve ağır işkenceler nedeniyle yaşadığı sağlık sorunları neticesinde serbest bırakılıyor.

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem, 20 Ocak'ta, Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in gözaltı merkezleri ve hapishanelerinde 84 Filistinli tutuklunun hayatını kaybettiğini, ölenlerin çoğunun Gazze Şeridi'nden olduğunu bildirmişti

Filistinli Esirler Cemiyeti de daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in Gazze'den binlerce Filistinliyi tam bir gizlilik içinde alıkoyduğunu ve en ağır zararları vermeyi amaçlayan korkunç koşullara maruz bıraktığını belirtmişti.

İsrail, Hamas ile varılan ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında 13 Ekim 2025'te Gazze'de yaklaşık 1700 Filistinli esiri serbest bırakmıştı.

Gazze'de ateşkes ve esir takası anlaşması

ABD Başkanı Trump, 9 Ekim 2025'te Mısır'da devam eden müzakerelerde İsrail ile Hamas'ın Gazze'de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını duyurmuş, ateşkes İsrail hükümetinin onayıyla ertesi gün devreye girmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla, Trump tarafından 29 Eylül 2025'te açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı desteklemeyi kararlaştırmıştı.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde varılan ateşkese rağmen çeşitli iddialarla Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürürken Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 14 Ocak'ta 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurmuştu. Gazze Şeridi'ni yönetmek için Filistinli teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin Ali Şaas başkanlığında oluşturulduğu da açıklanmıştı.

Bu kapsamda, başkanlığını Trump'ın yapacağı Barış Kurulu oluşturulurken, Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, Gazze'nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu "Barış Kurulu"na kurucu üye olarak davet etmişti.

Yeni yapılanmada "Barış Kurulu", "Barış Yönetim Kurulu" ve "Gazze Yönetim Kurulu" şeklinde 3 ana organ bulunuyor.

İsviçre'nin Davos kasabasında, 22 Ocak'ta "Gazze için Barış Kurulu Şartı" imza töreni düzenlenmişti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın
bannerpartial1
bannerpartial2