Bacakta ve kolda ani tek taraflı şişlik toplardamar pıhtısının habercisi
Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, "Tek taraflı, kol veya bacakta birden, aniden belirgin davul gibi bir şişlik olur. Yani tek taraflı, ani gelişen bir şişlik çoğunlukla toplardamar pıhtılaşmasını, diğer adıyla derin lenf trombozunu gösterir." dedi.
İstanbul
Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, toplardamar tıkanıklıkları, belirtileri, riskleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Oğuzkurt, vücuttaki iki temel damardan atardamarların temiz kanı kalpten alıp dokuları beslediğini, toplardamarların ise dokulardaki oksijeni azalan kanı tekrar kalbe ve akciğerlere getirip dolaşımı sağladığını anlattı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Halk arasında daha çok bilinen atardamardaki tıkanıklıkların yüzde 90'ının damar duvarı hastalığından kaynaklandığını, çok seyrek olarak pıhtıdan meydana geldiğini aktaran Oğuzkurt, toplardamarda ise neredeyse tüm tıkanmaların pıhtı oluşmasıyla yaşandığını dile getirdi.
Atardamar ve toplardamarların bacak, kol, böbrek, karaciğer, beyin ve kalp gibi vücudun her yerinde tıkanabileceğini vurgulayan Oğuzkurt, "Toplardamar tıkanıklıklarında bacak, kol veya karaciğerde şişme meydana gelir. Çoğunlukla buna ağrı eşlik eder. Bacak şişliği her zaman ciddi bir işaret değildir. Bazı insanlarda normalde, ileri yaşlarda veya kiloyla bacak şişebilir. Kalp yetmezliği de bacak şişliği yapabilir. En önemlisi tek taraflı olmasıdır. Tek taraflı, kol veya bacakta birden, aniden belirgin davul gibi bir şişlik olur. Mesela o bacakla basması zor olur. Ayakta bir zonklama varsa, bu çok ciddi bir şişliktir. Çok net fark edersiniz. Yani, tek taraflı, ani gelişen bir şişlik çoğunlukla toplardamar pıhtılaşmasını, diğer adıyla derin ven trombozunu gösterir." ifadelerini kullandı.
Vücutta pıhtılaşmanın en sık bacaklarda oluştuğunu dile getiren Oğuzkurt, şöyle devam etti:
"İstanbul'un nüfusunun 15 milyon olduğunu düşünelim, her yıl 15 bin kişide bacak damarında pıhtılaşma oluyor. Pıhtılaşmanın çok seyrek olarak akciğere atması ve ciddi sorun yaratması ihtimali var. Buna akciğer embolisi veya pulmoner emboli diyoruz. Küçük bir parça atarsa, çok ciddi sorun yaratmayabilir. Ancak özellikle yaşlıysak, akciğer, kalp hastalığımız varsa veya hastanede yatıyorsak, ölümcül olabilir. En büyük dert burada. Bu nispeten seyrek olan bir şey. Daha sık olan şey ölümcül değil, ancak yaşam kalitesini çok ciddi bozan bir durumdur. Bu özellikle bacak damarlarında olur. Kol damarları yerçekiminden biraz muaf olduğu için çok dert yaratmaz. Ama bacak damarında toplardamar tıkanırsa, dolayım sistemi bozulur ve ayakta şişlik olur."
Toplardamar pıhtılaşmasında genetik yatkınlık
Hastaların yarısının hayat boyu süren ayak şişliği, ağrılar ve yürüme zorlukları yaşadığını, bazı hastaların ise ayak bileğinin iç kısmında dolaşımın bozulmasıyla renk değişiklikleri ve toplardamar yaralarının görüldüğünü belirten Oğuzkurt, bu hastalıktan korunmanın çok zor olduğunu, sigara içmeyerek ve çok kilo almayarak riskin azaltılabildiğini kaydetti.
Oğuzkurt, toplardamar pıhtılaşmasında genetik yatkınlığın da etkili olduğunu dile getirerek, ameliyatlar, uzun süre hareketsiz kalma, gebelik ve bazı kanserlerin de bu hastalığa yol açabildiğini aktardı.
Erken tanı ve tedavinin önemine değinen Oğuzkurt, cerrahinin de denendiği toplardamar pıhtılaşmasının tekrar ortaya çıktığını, kan sulandırıcı ilaç tedavisinin yeni pıhtı oluşmasını ve bunun akciğere gitmesini engellediğini dile getirdi.
"Pıhtıyı erken tedavi edebilirsek ek sorunlar önleniyor"
Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, girişimsel radyoloji yöntemiyle yapılan tedavide anjiyo ile toplardamarın içine girilerek pıhtıyı temizleme ve eritme işlemi yapıldığını belirterek, şunları aktardı:
"En çok bacak toplardamarında, bazen kol, bazen böbrek toplardamarında, karaciğerin portal damarında uyguluyoruz. Pıhtı, on, yirmi, otuz, kırk santimetrelik bir damarı ve dallarını tıkıyor. Uygulama, toplardamara uygun bir noktadan girilerek, koldan, kasıktan veya ayak bileğinden yapılabilir. Birkaç yöntem var. Mekanik olarak pıhtıları çekip çıkarabiliriz, çünkü pıhtı tazeyken jel gibi veya kahve telvesi gibidir ve erken dönemde çıkarmak çok kolaydır. Veya pıhtı içine kateter gömerek özel bir ilaç veriyoruz. Bunu hap olarak veremiyoruz, mutlaka anjiyo ile pıhtının içine gömmek gerekiyor. Bu temel olarak mekanik temizleme ve ilaçlarla eritme işlemidir. Bu yöntemle pıhtıyı temizleyebiliyoruz ve pıhtıyı erken tedavi edebilirsek ek sorunlar önleniyor. Pıhtı on, on beş, yirmi gün kaldığında kapakçıkları bozabilir. On beş, yirmi, otuz gün sonra tedaviye başlarsak, pıhtıyı kısmen temizleyebiliriz ama kapakçıklar bozulmuş olabilir ve sorun yaşanır. İki, üç, dört gün içinde yapılırsa kapakçıklar bozulmaz ve kişi tamamen normal olur."
Vatandaşlara uyarılarda bulunan Oğuzkurt, küçük, nohut veya fındık kadar bir pıhtının sorun yaratmayabileceğini ancak büyük olanların nefes darlığı ve ölümcül sonuçlara yol açabileceğini aktardı.
Oğuzkurt, "Akciğere pıhtı atma riski bacak, nadiren kol toplardamarı tıkanmalarına bağlı gelişir. Vücuttaki tüm uzuv ve organlardaki damar pıhtılaşmaları son 20, 30 yıldaki gelişmelerle anjiyografi yöntemiyle açılabilmektedir. Gelecekte birçok akciğere atma olayı bu şekilde önlenebilecek veya tedavi edilebilecektir." diye konuştu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
