Dolar
43.02
Euro
50.33
Altın
4,481.66
ETH/USDT
3,222.90
BTC/USDT
92,112.00
BIST 100
12,023.78
Ekonomi

Küresel ekonomide yeni yılın risklerinde yapay zeka, borçlar ve jeopolitik belirsizlikler öne çıkıyor

Küresel ekonomi yeni yıla "yapay zeka balonu" ile yüksek kamu ve özel sektör borçlarına ilişkin endişeler ve jeopolitik risklerin gölgesinde girdi.

Nuran Erkul Kaya, Bahattin Gönültaş  | 05.01.2026 - Güncelleme : 05.01.2026
Küresel ekonomide yeni yılın risklerinde yapay zeka, borçlar ve jeopolitik belirsizlikler öne çıkıyor

Londra/Berlin

Dünya çapında birçok ekonomi, gevşeyen para politikaları, yavaşlayan enflasyon, artan korumacı ticaret politikaları ve jeopolitik belirsizliklerle 2025'i geride bıraktı. Geçen yıl küresel ekonomideki belirgin risklerin bazıları hafiflerken, bazı riskler 2026'da da baskın olmaya devam edecek.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

AA muhabirinin ING Think, Capital Economist ve Deloitte'nin 2026'da dünya ekonomisinde beklenen risklere ilişkin analizlerinden derlediği bilgilere göre, piyasalarda birçok ülkede enflasyonun 2026'da düşüş eğilimini sürdüreceği ve bu düşüşün politika faizine de yansıyacağı öngörülüyor.

Öte yandan, bazı ekonomilerde talebin beklentilerin üzerinde kalması ve bu nedenle enflasyonist baskıların artma eğilimi de bulunuyor. Bu kapsamda, küresel ekonomiye ilişkin enflasyon risklerinin bu yıl, 2025'teki gibi baskın olması beklenmiyor.

Bu yıl daha belirgin olan ekonomik risk "yapay zeka balonu" üzerinde yoğunlaşıyor.

Yapay zekanın ekonomik etkisi daha net hale geldikçe yatırımlar artıyor ancak analistler, yapay zekanın "paraya dönüştürülmesinin" hala belirsizliğini koruduğu yönünde uyarı yapıyor.

Yapay zeka yatırımlarının ani düşüş yaşaması ve bunun 2025'te ABD'nin büyümesine yaklaşık bir puan katkı sağlayan inşaat ve yatırımlarını olumsuz etkilemesi durumunda, ABD iş piyasasını tam anlamıyla bir resesyona sürüklemek için yeterli olacağı belirtiliyor.

Birçok ekonomist yapay zekanın üretkenlik üzerinde büyük bir olumlu etki yaratacağını ve bunun da enflasyonu düşüreceğini tahmin ediyor ancak kısa vadede yapay zeka altyapısına yapılan büyük yatırımların diğer ekonomik faaliyetleri dışlayabileceği de ifade ediliyor.

Veri merkezlerinin 2030'a kadar ABD'nin elektrik talebinin yüzde 10'unu oluşturması bekleniyor. Büyüyen talep nedeniyle, elektrik şebekeleri baskı altında kalabilir, elektrik kesintileri ve fiyat artışları riski ortaya çıkabilir.

Bu kapsamdaki yatırım ihtiyaçlarının artması, ABD ve Avrupa'da göçmenlik kurallarının sıkılaştırıldığı bir dönemde yeni arz sıkıntıları riskini de beraberinde getiriyor.

Borçlar rekor seviyede

Uluslararası Finans Enstitüsünün "Küresel Borç Monitörü" raporuna göre, küresel toplam borç 2025'in üçüncü çeyreğinde yaklaşık 346 trilyon dolara yükseldi. Geçen yılın üç çeyreğinde toplam küresel borç 26,4 trilyon dolardan fazla arttı. Toplam borcun küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı bu dönemde yüzde 310'u buldu.

Büyük ölçüde kamu borçlanmasının etkisiyle hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasalardaki borçlar yeni rekorlara ulaştı.

Bazı gelişmiş ülkelerin milli gelirlerine göre yüksek borç seviyeleri ciddi borç krizine işaret ederken, yüksek faiz oranları, artan borçlanma maliyetleri ve negatif net kaynak akışı, gelişmekte olan ülkelerin borçlarını geri ödeme konusunda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına yol açıyor.

Borç artışı ABD ve Çin'de yoğunlaşmaya devam ederken, genel artışın çoğu, önemli merkez bankalarının politika gevşetmesiyle bu yıl borç birikiminin hızla arttığı gelişmiş pazarlardan geldi.

ABD ve Çin ilişkileri

ABD-Çin ilişkilerinin bozulması ve nadir toprak elementleri tedarikinin etkilenmesi küresel ekonomi için bir diğer önemli risk olarak görülüyor.

Son ticaret geriliminde ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yüz yüze görüşmesi sonucunda 12 aylık ateşkes sağlandı ve teorik olarak 2026'nın büyük bir bölümünde gümrük vergileri ve ihracat kontrolleri değişmeyecek. Ancak bu "geçici tarife ateşkesi" hala kırılgan durumda bulunuyor.

İki ülke ilişkilerinde soğukkanlılık hakim olmazsa, nadir toprak elementleri kontrolleri gibi tarife dışı engeller yürürlüğe girebilir. Bu durum, yarı iletken, otomotiv ve savunma sektörleri üzerinde doğrudan etki oluşturabilir, etkilenen ürünlerde arz kısıtı ve fiyat artışlarına yol açabilir ve enflasyonun yükselmesine neden olabilir.

Petrol fiyatları

Jeopolitik gerilimin yeniden tırmanmasıyla petrol fiyatlarının yükselmesi de küresel ekonomi için risk olarak değerlendiriliyor.

Petrol fiyatları üzerindeki en önemli yukarı yönlü risk, ABD'nin yaptırımları ve Ukrayna'nın Rus enerji altyapısına yönelik sürekli saldırıları nedeniyle Rus petrol arzı olmaya devam ediyor.

Küresel piyasalardaki yaygın görüş, Rus petrolünün yaptırımları aşmanın bir yolunu bulacağı yönünde. Ancak yaptırımların tahmin edilenden daha etkili olduğu ortaya çıkarsa, bu durum 2026'da petrolde beklenen arz fazlasının ölçeğini azaltabilir ve Brent petrolünün gelecek yıl varil başına 60 dolar seviyesinde kalması için risk oluşturabilir.

Ayrıca ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin ardından, ABD Başkanı Trump'ın, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkenin petrol endüstrisine "çok güçlü şekilde" dahil olacaklarını açıklaması, Venezuela'nın petrol kaynaklarını yeniden odak noktası haline getirdi.

Venezuela'daki son gelişmelerin küresel petrol endüstrisine etkilerine ilişkin belirsizliğin sürmesinin yanı sıra Gazze'deki ateşkesin kırılganlığı, Orta Doğu'dan gelen arz risklerinin yeniden ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.

Petrol fiyatlarında olası keskin artışlar, küresel büyümenin zayıflaması, merkez bankalarının enflasyon riskine karşı önlem almak için faizi artırma veya faiz indirimlerini kısıtlama eğilimine girmesine yol açabilir.

ABD iş gücü piyasası

ABD'de iş gücü piyasası soğurken üretkenliğin hayal kırıklığı yaratması durumunda, zayıf istihdam artışının hane halkı harcamalarında gerilemeye neden olabileceği değerlendiriliyor. Bunun da istihdamda daha fazla düşüşe ve tüketimde daha derin daralmaya yol açabileceği hesaplanıyor. Bu, küresel ekonomide kritik öneme sahip ABD ekonomisi için en açık aşağı yönlü risk olarak değerlendiriliyor.

Avrupa da borç ve bütçe açıkları konusunda kırılganlığını korurken, Fransa'da özellikle savunma harcamalarından kaynaklanan harcama baskılarının artmasıyla bunların daha da yaygınlaşması bekleniyor.

Tahvil getirilerinin artması halinde ekonomik etki büyük ölçüde merkez bankalarının tepkisine bağlı olurken, parasal genişlemeye geri dönülmediği takdirde hükümetlerin kemer sıkma politikalarını benimsemek zorunda kalabileceğine işaret ediliyor.

Hükümetlerin, özellikle Avrupa'da tahvil satışlarını durdurmak için zor olan harcama kesintilerini yapmak zorunda kalabileceği ve ekonomik büyümenin düşüşe geçecebileceği belirtiliyor.

Çin emlak piyasası

Çin'de ekonomik aktiviteye ilişkin endişeler sürerken, konut sektörü bunların başında geliyor. Ülkede konut fiyatlarındaki düşüş hızlanırken, gayrimenkul piyasasındaki sorunlar da derinleşiyor.

Konut sektörü, Çin ekonomisinde merkezi bir konumda bulunuyor. Gayrimenkuldeki yavaşlama, çimento, çelik gibi yan sektörleri de etkiliyor. Çin için konut piyasası, diğer ülkelerden çok daha kritik ve çok daha geniş çaplı bir anlam taşıyor. Ülkenin ekonomik modeli, sosyal yapısı ve hatta politik istikrarı, konut sektörüne güçlü biçimde bağlı durumda bulunuyor. Bu yüzden konut sektöründeki her önemli gelişme, Çin ekonomisinin genel büyümesini kayda değer şekilde etkiliyor.

Çin'de 2025'in başında istikrar kazanan emlak fiyatlarındaki düşüş, yılın ortasından itibaren yeniden hızlanmaya başladı. Fiyatlar düştü, stoklar yüksek seviyelerde seyrediyor ve emlak yatırımları büyümeyi önemli ölçüde yavaşlatmaya devam ediyor. Devlet destekli emlak geliştiricisi China Vanke'nin tahvil ödemesinde 1 yıllık uzatma talebinde bulunmasının ardından temerrüt endişeleri yeniden ortaya çıktı.

Çin hükümeti, 2024 yılında piyasaları istikrara kavuşturmak için sayısız politika uygulandıktan sonra 2025'te bu ivme yavaşladı. Piyasaları istikrara kavuşturmaya çalışmak yerine, gelecek yıllarda döngünün doğal seyrini izlemeye devam edilmesi gerektiğini savunan sesler arttı.

Bunun ciddi sonuçları olabilecekken, aşağı yönlü ivme durdurulmazsa, yayılma etkilerinin önemli olabileceğine işaret ediliyor.

Çin'de emlak sektöründeki gerileme devam ederse, hane halkı servetinde azalma, banka varlıklarının kalitesinde bozulma ve köklü bir karamsarlık ortaya çıkabilir. Bu durum, iç talep odaklı büyümeye geçiş çabalarını engelleyecek ve yakın vadede büyüme beklentilerini düşürecek.

Rusya-Ukrayna barış müzakerelerinin önemi

Şubat 2022'den beri devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nda barış müzakerelerinin başarılı olması durumunda, daha geniş ekonomik etkinin, muhtemelen toprak tanıma gibi zorlu konuların ne ölçüde ele alındığına ve ateşkesin ne kadar kalıcı olduğu algısına bağlı olacağı belirtiliyor.

Daha iyimser bir senaryoda, yani güvenilir, uzun vadeli bir anlaşmaya varılması ve yatırımcıların Ukrayna'ya yeniden para yatırmaktan emin olmaları durumunda, yeniden inşa çabaları, faaliyetler ve daha da önemlisi Doğu Avrupa'daki duyarlılık üzerinde daha geniş bir dalga etkisi oluşturması bekleniyor.

Rusya'ya uygulanan yaptırımların kaldırılma derecesine bağlı olarak, düşük enerji fiyatları da küresel tüketiciler üzerinde canlandırıcı bir etki yaratabilecek.

Bazı analistler, Rus petrol arzının son yıllarda önemli ölçüde düşmediğini, bu nedenle küresel arz dengesi üzerindeki etkisinin önemli olmayabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte, petrol piyasası üzerinde asılı duran büyük miktarda arz riskini azaltacak.

Öte yandan, yaptırımların kaldırılma derecesinin gaz piyasası üzerindeki etkisi daha önemli olacak. Bunun için de Avrupa'nın Rus doğal gazı alımlarına yeniden başlaması gerekecek.

Düşük enerji fiyatları küresel büyümeyi desteklerken, İngiltere Merkez Bankası gibi bazı merkez bankalarının, arz kaynaklı enflasyon endişesiyle fiyat artışlarına son zamanlarda "şahin" bir tepki vermiş olsalar da "güvercin" bir tavır sergileyebilecekleri belirtiliyor.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2