AB'de yenilenebilir enerji dönüşümünde uygulama eksikliği öne çıkıyor
Prof. Dr. Kayalıca, AB'de yenilenebilir elektrik kapasitesinin en az yüzde 5'inin yenilikçi teknolojilere ayrılması hedefine dair "10 ülkenin yalnızca 4'ü nasıl uygulanacağına dair operasyonel bir çerçeve sunuyor." dedi.
İstanbul
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Enerji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özgür Kayalıca, AB'de yenilenebilir elektrik kapasitesinin en az yüzde 5'inin yenilikçi teknolojilere ayrılması hedefine dair "10 ülkenin yalnızca 7'si bu hedefe açık biçimde değiniyor ve bunların da sadece 4'ü nasıl uygulanacağına dair operasyonel bir çerçeve sunuyor." dedi.
Almanya merkezli düşünce kuruluşu Future Cleantech Architects tarafından yayımlanan "Yüzde 5 fırsatı: Avrupa'nın yenilikçi yenilenebilir enerjisinin kilidini açmak" başlıklı raporda, Yenilenebilir Enerji Direktifi (RED III) kapsamında Avrupa Birliği'nde (AB) 2025-2030 döneminde yeni kurulan yenilenebilir elektrik kapasitesinin en az yüzde 5'inin yenilikçi teknolojilere ayrılması hedefi tanım, uygulama, finansman ve karbonsuzlaşma boyutlarıyla incelendi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Bu amaçla Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Litvanya, Slovenya, İspanya ve Hollanda olmak üzere 10 AB ülkesinin Ulusal Enerji ve İklim Planları (NECP) mercek altına alındı.
Raporda, hükümetlerin en az yüzde 5 hedefinin tam uygulanmasıyla 2023-2030'da yaklaşık 21 milyon ton karbondioksit eş değeri emisyonun önlenebileceği, bunun da 55'ten fazla doğal gaz santralinin yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu vurgulandı.
AA muhabirine raporu değerlendiren Kayalıca, Yenilenebilir Enerji Direktifi'ndeki amacın 2030'da AB'nin toplam nihai enerji tüketiminde yenilenebilir enerji payını en az yüzde 42,5'e, mümkünse yüzde 45'e çıkarmak olduğunu söyledi.
Direktifin elektrik üretiminin yanı sıra ısıtma-soğutma, ulaştırma, sanayi, binalar, yenilenebilir hidrojen, biyokütle sürdürülebilirliği ve izin süreçlerinin hızlandırılmasını da kapsadığını kaydeden Kayalıca, üye ülkelerin yeni kurulan kapasitenin bir bölümünde yenilikçi yenilenebilir teknolojilere yer vermesinin teşvik edildiğini belirtti.
Hedefteki belirsizlik uygulamaya yansıyor
AB ülkelerinin direktife göre yenilenebilir enerji planı uygulayabilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Kayalıca, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rapora göre sorun siyasi irade eksikliğinden çok tanım, metodoloji, finansman ve izleme eksikliğidir. Uygulama için ülkelerin NECP'lerinde ayrı başlık açması, hangi teknolojilerin 'yenilikçi' sayılacağını netleştirmesi, ihale-teşvik mekanizmaları kurması ve şebeke-izin süreçlerini hızlandırması gerekir. Nitekim, bu rapor yüzde 5 hedefinin kağıt üzerinde kalma riskinin altını çiziyor. 10 AB ülkesinin yalnızca 7'si bu hedefe açık biçimde değiniyor ve bunların da sadece 4'ü nasıl uygulanacağına dair operasyonel bir çerçeve sunuyor yani sorun hedefin var olması değil, hedefin tanımsız, ölçümsüz ve zayıf yönetişimle bırakılmış olmasıdır."
Kayalıca, raporun yenilikçi kavramını sadece mevcut güneş ve rüzgar teknolojilerinin küçük iyileştirmeleri olarak görmediğini, daha çok yoğunlaştırılmış güneş enerjisi, perovskit ve organik PV, gelişmiş jeotermal sistemler, dalga ve gelgit enerjisi, okyanus temelli çözümler ve havadan rüzgar gibi henüz tam olgunlaşmamış ama uzun vadede sistem değeri yüksek teknolojileri de kapsadığını bildirdi.
Avrupa'da inovasyon söyleminin güçlü ancak planlama dilinin zayıf olduğunu, bu durumun raporda vurgulandığını aktaran Kayalıca, şöyle devam etti:
"Ulusal enerji ve iklim planlarında ortak bir tanım yok. Standart bir hesap yöntemi yok. Hangi teknolojinin bu yüzde 5'e girdiği net değil. Ara hedefler, sorumlu kurumlar ve izleme göstergeleri çoğu yerde eksik. Bu nedenle hedef, gerçek bir teknoloji dönüşüm aracına dönüşmek yerine sembolik bir maddede sıkışabilir. Bu, sembolik bir oran değil, yeni nesil temiz teknoloji pazarı yaratabilecek bir eşiktir. 10 ülkede tek başına 2030'a kadar 25 gigavattan fazla yenilikçi kapasite teknoloji öğrenmesi, maliyet düşüşü, sanayi yatırımı ve enerji güvenliği açısından ciddi bir sıçrama demektir. Yani mesele küçük bir yüzdeden çok, Avrupa'nın bir sonraki temiz teknoloji dalgasını başlatıp başlatamayacağıdır."
"Yenilenebilir enerji yatırımı artık yalnızca çevre politikası değil"
Kayalıca, raporun, 2030 hedeflerine odaklanmanın tek başına yeterli olmadığını çok net gösterdiğinin altını çizdi.
Emisyon azaltımının önemli kısmının mevcut olgun teknolojilerle yapılabildiğine değinen Kayalıca, 2040 ve 2050'ye gelindiğinde özellikle sistem esnekliği, uzun süreli depolama, mevsimsel dengeleme, sanayi elektrifikasyonu ve zor sektörlerin karbonsuzlaşması için daha geniş bir teknoloji havuzuna ihtiyaç olacağını anlattı.
Raporda 2030'da elde edilecek bir başarının 2050 hazırlığı anlamına gelmediği uyarısında bulunulduğuna dikkati çeken Kayalıca, "Küresel enerji sisteminde artık üç eksen aynı anda çalışıyor bunlar güvenlik, fiyat ve iklim. Yenilikçi yenilenebilirler bu üç eksenin tam kesişiminde yer alıyor dolayısıyla eğer bu teknolojiler zamanında ölçeklenirse, orta vadede maliyet düşürebilir, tedariki çeşitlendirebilir ve fosil yakıt bağımlılığını azaltabilir." diye konuştu.
Kayalıca, yenilenebilir enerji yatırımının artık yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda jeostratejik dayanıklılık politikası olduğuna işaret etti.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
