Dolar
17.91
Euro
18.30
Altın
1,789.62
ETH/USDT
1,680.40
BTC/USDT
22,947.00
BIST 100
2,785.16
Dünya

'Afganistan'da Çatışmanın Dinamikleri ve Türkiye'nin Rolü' paneli çevrim içi yapıldı

Anadolu Ajansı Dünya Dilleri Yayın Yönetmeni Öztürk, Afganistan'da akan kanın durdurulması için İİT bünyesinde Müslüman ülkeler barış gücü oluşturulması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin bu güçte öncü rol oynayabileceğini belirtti.

Gülsüm İncekaya   | 01.07.2021
'Afganistan'da Çatışmanın Dinamikleri ve Türkiye'nin Rolü' paneli çevrim içi yapıldı

İstanbul

Anadolu Ajansı (AA) Dünya Dilleri Yayın Yönetmeni Mehmet Öztürk, Afganistan'da akan kanın durdurulması için İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bünyesinde Müslüman ülkeler barış gücü oluşturulması gerektiğini belirterek, bölgeyi iyi tanıyan Türkiye'nin bu güçte öncü rol oynayabileceğini söyledi.

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) tarafından çevrim içi düzenlenen "Afganistan'da Çatışmanın Dinamikleri ve Türkiye'nin Rolü" başlıklı panele Öztürk ve Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Özdemir konuşmacı olarak katıldı.

Moderatörlüğünü GASAM Başkanı Cemal Demir'in yaptığı panelde Öztürk, süper güçlerin mezarlığı olarak tanımlanan Afganistan'ın son yüzyılda Rusya ve ABD'ye mezar olduğuna tarihin tanıklık ettiğini söyledi.

Rusya'nın 10 yıl, ABD'nin ise 20 yıl savaştığı Afganistan'da en büyük kaybı Rusya'nın verdiğini belirten Öztürk, "ABD'nin Afganistan'da maddi anlamda kaybının Rusya'dan daha fazla olduğunu tahmin ediyorum. Ama en büyük kaybı Rusya verdi. 10 yıllık savaşta büyük darbe alan Rusya, imparatorluğunu kaybetti. Sovyetler Birliği parçalandı. ABD de Rusya'nın yaptığı hatanın aynısını tekrarladı." diye konuştu.

Öztürk, ABD başkanlarının, Afganistan'dan çekilmeye dair vaatlerini yerine getirmediğini, açıklamaların asker azaltma veya arttırma ile sınırlı kaldığını dile getirdi.

Türkiye'nin bölgeyle tarihi bağlarının çok güçlü ve uzun yıllara dayandığını belirten Öztürk, modern Afganistan ordusunun Osmanlı İmparatorluğu tarafından kurulduğu bilgisini paylaştı.

NATO'nun 2002'de Afganistan'a müdahalesinde Türkiye'nin muharip güç göndermediğini sadece ülkenin imarında görev aldığını anlatan Öztürk, şöyle konuştu:

"Bu süreçte Taliban'dan Türk askerine yönelik bir saldırı gerçekleşmedi. Ama bundan sonra değişebilir. Taliban'ın Türkiye'deki barış görüşmelerine gelmemesi aslında Afganistan'a da büyük zarar veriyor. Bazı gruplar ve devletler Taliban'ın İstanbul'a gelmesini istemediler. Türkiye'nin Kabil'deki havaalanının güvenliğini sağlamasını istemiyorlar."

Öztürk, Türkiye'nin NATO çerçevesinde Afganistan'da kalmaması gerektiğinin altını çizerek sadece Kabil Hamid Karzai Havaalanının güvenliği noktasında NATO bünyesinde hareket etmesinin sakıncalı olabileceğini ifade etti.

Türkiye'nin Taliban'ın rızası ile Afganistan'a girmesi gerektiğine işaret eden Öztürk, şöyle devam etti:

"Taliban, Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemiyor. Çünkü karşı karşıya gelmeleri durumunda kaybedecekleri şeyler var. Benim önerdiğim barış planında savaşan tarafların garantisi ile yabancı güçler çekilir. Daha sonra İslam İş Birliği Teşkilatı devreye girer. İİT'nin bunu yapıp yapmayacağına dair sorunlar var. Bu sorunların başında da finans geliyor. Eğer bu sağlanırsa İİT bünyesinde güçler çekilmeden önce ateşkes ilan edilir ve güçler çekilir. İİT bünyesinde Müslüman ülkeler bir barış gücü oluşturmalı. Bölgeyi iyi bilen Türkiye de bu barış gücünde öncü rol oynayabilir."

Afganistan sorunuyla uğraşmamış Malezya, Endonezya, Afrika'dan bazı ülkelerin barış sürecine dahil edilebileceğini kaydeden Öztürk, "Daha sonra ulusal bir uzlaşı konferansı yapılabilir. Her taraf adil bir şekilde temsil edilir ve geçici bir hükümet kurulur. Geçici hükümet 6 ay içinde seçimleri yapar. Müslüman ülkeler barış gücü de buna ön ayak olur." değerlendirmesinde bulundu.

Afganistan'da barış gücü kurulmaması durumunda herkesin herkesle savaştığı bir sürece evrileceğine dikkati çeken Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Taliban askeri çözümü zorlayacak. Bu da Afganistan'ın milis güçlerin hakim olduğu önceki döneme dönmesi ve etnik bazda silahlanmaya neden olacak. Afganistan'da yarım yüzyıla yakın zamandır akan kanın artmasına neden olacak. Böyle bir barış planı çerçevesinde Türkiye Afganistan'a gitmeli ama Kabil havaalanının güvenliği noktasında NATO bünyesinde gitmesi sakıncalı olur."

"Türkiye'nin Afganistan'daki görevi daraltılmamalı"

Doç. Dr. Emrah Özdemir ise mevcut konjonktürde Afganistan'ın geleceği ile ilgili öngörülerde bulunmanın oldukça zor olduğunu belirterek, Afgan ordusunun bazı noktalarda başarı sağlamasına rağmen Taliban'a karşı topyekun bir mücadele yürütemediğini söyledi.

Afganistan'daki belirsizliği aydınlatmak için Türkiye'nin ülkeye daha fazla eğilmesi gerektiğini dile getiren Özdemir, "Türkiye'nin Afganistan'daki çatışmaları takip etmesi gerekiyor. Belki büyükelçimiz dışında özel bir temsilci atayıp bu faaliyetleri takip etmesi gerekli. Pakistan üzerindeki olumlu etkisini kullanabilir. Türkiye'nin Afganistan'daki rolünün havaalanının güvenliği şeklinde daraltılmaması gerektiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Özdemir, Türkiye'nin Afganistan'da yumuşak gücünü kullanarak halihazırda devam eden savaşı durdurmaya katkı sağlayabileceğini aktardı.

Türkiye'nin Kabil havaalanının güvenliğini sağlamasının son derece önemli olduğuna dikkati çeken Özdemir şöyle devam etti:

"Afganistan'da merkezi hükümet başarılı olacak veya Taliban başarılı olacak gibi tahminlerde bulunmak oldukça zor. Kabil'in düşmesi stratejik anlamda belki bir şey kaybettirmez ama Afganistan'ın Batı ile olan kapısını kapatmış olacak. Bu nedenle Kabil havalimanının mutlaka elde tutulması gerekiyor."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.