Kültür, Dosya haber

Tarihi yarımadadaki Beyazıt Camisi, Osmanlının klasik mimarisini yansıtıyor

Osmanlı klasik mimarisinin erken örneklerinden Beyazıt Camisi, bugün Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı, İstanbul Üniversitesi, kütüphaneler ve yayınevlerinin kesiştiği noktadaki konumuyla ilgi odağı oluyor.

Ali Osman Kaya, Rüveyda Mina Meral  | 04.03.2026 - Güncelleme : 04.03.2026
Tarihi yarımadadaki Beyazıt Camisi, Osmanlının klasik mimarisini yansıtıyor Fotoğraf: Arif Hüdaverdi Yaman/AA

İstanbul

Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, tarihi yarımadada klasik üslubun erken örneklerinin izlerini taşıyan Beyazıt Camisi ele alındı.

Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Sultan 2. Bayezid tarafından 16. yüzyılın başlarında yaptırılan cami, yalnızca ibadet mekanı olarak değil, çevresindeki külliye unsurlarıyla da dikkati çekiyor.

Beyazıt Meydanı'nın simge yapısı olan caminin çevresinde, Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı, İstanbul Üniversitesi, kütüphaneler ve yayınevleri faaliyetini sürdürüyor.

İstanbul'un geçmişine dair önemli izler taşıyan cami, turistlerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Meydana bakan cephesi ve avlusuyla gün boyu hareketliliğe tanıklık eden cami, özellikle cuma namazları ve kandil günlerinde ziyaretçi akınına uğruyor.

Caminin mimarisi, Osmanlı'da merkezi kubbeli plan anlayışının olgunlaşma sürecini yansıtıyor. Geniş harim mekanı, kubbe ve yarım kubbelerle kademelenen örtü düzeni sayesinde ferah bir iç hacim sunan cami, avlu düzeni ve revaklarıyla klasik mimarinin öğelerini taşıyor.

"Ayasofya'nın plan düzenlemesine atıf yapılmıştır"

Beyazıt Camisi'nin tarihi ve mimari özelliklerini AA muhabirine anlatan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, külliye olarak inşa edilen yapının, bulunduğu semte adını verdiğini söyledi.

Pektaş, İstanbul'un tarihi yarımadasında "yedi tepe" olarak adlandırılan yerlerden biri üzerine inşa edilen külliyenin, dağınık yapılardan meydana gelen büyük bir kompleks olduğunu ifade etti.

Külliyede cami, medrese, imaret, hamam, kervansaray ve türbelerin yer aldığını belirten Pektaş, "Caminin planında, Ayasofya'nın plan düzenlemesine biraz atıf yapılmıştır. Ortadaki büyük kubbe dört ayakla taşınır ve hem giriş hem de mihrap yönünden iki büyük yarım kubbe ile genişletilmiştir ve yaklaşık 17 metre çapındadır. Bu iki yarım kubbe ile genişletilen ortak kubbenin bulunduğu orta sahın, yanlardan küçük kubbeli birimlerle sarılmıştır. Bu planlamasıyla biraz Ayasofya'nın planına dönülmüştür." dedi.

Pektaş, 1501-1505 yıllarında inşa edilen caminin mimarının tartışmalı olduğunu ancak Mimar Hayrettin tarafından yapıldığının kabul edildiğini, Mimar Sinan'ın ise bu caminin planını yaklaşık 50 yıl sonra Süleymaniye Camisi'nde tekrar ele aldığını kaydetti.

Külliyenin haziresinde "Bayezid-i Veli" olarak bilinen Sultan 2. Bayezid'in türbesinin de bulunduğunu anlatan Pektaş, şu ifadeleri kullandı:

"Diğer bir husus, caminin iki tarafında, harimin iki tarafında köşelerde tabhanelere yer verilmiştir. Bu tabhaneler bir T plan oluşmaktadır. Ancak o erken dönem Osmanlı mimarlığındaki T plan uygulamaları burada çok fazla görülmez. Buradaki tabhaneler biraz daha bağımsızlaşmıştır ve kendi içinde ayrı birimler haline gelmiştir. Minareler de bu tabhanelerin en uç noktasına yerleştirilmiştir. Dolayısıyla Beyazıt Camisi'nin minareleri, diğer Osmanlı selatin camilerinin minarelerine göre birbirinden daha uzaktır."

Pektaş, caminin bulunduğu alana ilişkin de şunları söyledi:

"Hemen karşısında İstanbul Üniversitesinin giriş kapısı yer almaktadır. Ancak orası aslında o dönemde Osmanlı Sarayı'nın bulunduğu yerdir. Buraya bir süre sonra eski saray denilmiştir. Yeni saray, 'Topkapı Sarayı' olarak bildiğimiz yerdir. Topkapı Sarayı'na 'Saray-ı Cedid' yani Yeni Saray, Beyazıt'taki saraya da 'Saray-ı Atik' yani eski saray denmiştir. Aslında padişahın, devletin yönetildiği yerin, sarayın hemen yakınında yer alan, devlet törenlerinde, hiyerarşisinde önemli bir yeri olan camidir. Ama zaman içinde yerleşim birimi Topkapı Sarayı'na kaydırılınca o yönde cami farklılaşmıştır, değişmiştir."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.