Dünya, Dosya haber

Babası ve ağabeyiyle küçük yaşta ayrı düşen aktivist Chahee hikayesini anlattı

Kore Savaşı'nda ailesiyle "sonsuza dek ayrı düşen" Chahee Lee Stanfield, kendisini "nesli tükenmekte olan türün bir üyesi" şeklinde tanımlayarak, başlarına neler geldiğini ise ancak uzun yıllar sonra öğrenebildiğini söyledi.

Ayşe İrem Çakır  | 05.03.2026 - Güncelleme : 05.03.2026
Babası ve ağabeyiyle küçük yaşta ayrı düşen aktivist Chahee hikayesini anlattı Kaynak: koreasociety.org

Ankara

Anadolu Ajansının (AA) "Kore Savaşının Son Tanıkları: Ayrı Düşmüş Aileler" başlıklı üç bölümlük dosya haberinin ikinci kısmında, Kore Savaşı'nın ardından babası ve ağabeyinden ayrı kalan Bölünmüş Aileler için Ulusal Koalisyonun kurucusu ve yöneticisi (National Coalition for the Divided Families) Chahee Lee Stanfield'ın hikayesi yer alıyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

"Ben, bölünmüş aileler olarak adlandırılan, yeryüzünden yok olan, nesli tükenmekte olan türün bir üyesiyim." diyen Stanfield, Kore, Japon sömürgesi altındayken "gerilla sığınağı" olarak kullanılan Mançurya'nın Dapuchaihe köyünde doğduğunu belirtti.

Babasının geniş tarım arazilerine sahip olduğunu söyleyen Stanfield, gündüzleri bu tarlalarda ekim yapan yaklaşık 120 kişinin akşamları köyü haydutlardan korumak için silahlandığını anımsadığını dile getirdi.

Stanfield, babasının Kore gerillalarına yiyecek ve silah sağladığını belirterek, "Bu gerilla liderlerinden biri, gelecekte Kuzey Kore'nin kurucusu olacak Kim Il-Sung idi." dedi.

Babasının ayrıca bu dönemde Japon birliklerine pusu kurulması için Doonhwa ile Dapuchaihe arasında 4 saatlik yürüyüş mesafesinde yol inşa ettiğini anlatan Stanfield, yıllar sonra 1989'da bölgeyi yeniden ziyaret ettiğinde yolun hala durduğunu ve oradaki insanların yolu yapan kişiyi hatırladıklarını söyledi.

Stanfield, bu ziyaretini şöyle anlattı:

"Tepeye çıktığımda 45 yıl öncesinin gerçekliğine şahit oldum, sadece masal kitaplarında var olan aile hikayelerim gerçeğe dönüştü. Kardeşlerimin çocukken geleceklerini bilmeden oynadıkları, yüzlerce genç adamın talihsiz ülkeleri için döktükleri alın terini, gözyaşlarını ve özlemlerini yıkadıkları o nehrin başında ağladım."

"Ailem sonsuza dek ayrı düştü"

Stanfield, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ailesinin Güney Kore'nin Daegu şehrine dönmeye karar verdiğini ancak babası ve ağabeyi Oong Hee'nin kalan işleri tamamlamak için yola bir hafta sonra çıkma kararı aldıklarını dile getirdi.

Annesi ve kardeşleriyle yola çıkmasının hemen ardından Çin ile Kuzey Kore arasındaki sınırın kapandığını belirten Stanfield, "Babamı ve kardeşimi son kez o zaman gördüm. Ondan sonra ailem sonsuza dek ayrı düştü." ifadelerini kullandı.

Uzun yıllar babası ve ağabeyinin akıbetini öğrenemeyen Stanfield, başlarına neler geldiğinin ancak yeğeninin 1992 yılında Kuzey Kore'ye ziyaretiyle açıklığa kavuştuğunu söyledi.

Stanfield, kendisi ailesiyle yeni bir hayat kurmaya çalıştığı sırada babasının Çin hükümeti tarafından bir taburun başına atandığını ve iç savaşta zafer kazandığını belirtti.

Bu zaferi üzerine Çin hükümetinin babasının Kuzey Kore'ye dönme isteğini kabul ettiğini ve böylece babası ile ağabeyinin oraya yerleştiklerini anlattı.

Babası ve ağabeyi Oong'un Kuzey'e dönmesinden kısa süre sonra Kore Savaşı'nın patlak verdiğini dile getiren Stanfield, "Oong Hee, Kuzey Kore'de askere alınırken diğer üç kardeşim ise Güney için savaştı ve içlerinden birisi öldü." dedi.

Stanfield, ayrıca ailesinin geri kalanıyla Güney Kore'de sürdürdüğü yaşamının, savaş şartları nedeniyle yoksulluk ve zorluk içinde geçtiğini söyledi.

"Chullima Halabuzi"

Savaşın ardından çizilen sınır nedeniyle ailenin bir kez daha ayrı kaldığını söyleyen Stanfield, yaşananlar üzerine babasının 54 yaşında maraton koşmaya başladığını ve Kuzey Kore'de ünlü bir sporcu haline geldiğini anlattı.

Babasına uzun mesafeler koşan efsanevi bir atın ismi ve "büyükbaba" kelimelerinden oluşan "Chullima Halabuzi" lakabının takıldığını anlatan Stanfield, şu ifadeleri kullandı:

"Babam, en büyük düşmanının zaman olduğunu biliyordu ve maraton koşmaya devam ettiği sürece zamanı yenebileceğini düşünüyordu. 70'li yaşlarında bile maraton koşmuştu."

Stanfield ancak yıllar sonra babasının bunu, gazetelere verdiği röportajlar aracılığıyla ailesine ulaşabilmek için yaptığını anladığını dile getirdi.

Kütüphanecilik yaptığı sırada kendisine Kuzey Kore'den kitapların ve dergilerin yer aldığı kutuların geldiğini hatırlayan Stanfield, "Eğer tutuklanma korkusuyla bunları yok etmeseydim ve okusaydım muhtemelen babamın mesajını alırdım." dedi.

Ayrılığın getirdiği karışık duygular

Babasının başına gelenleri öğrendiğinde ilk hissettiği duygunun "ihanet" olduğunu söyleyen Stanfield, "Onu tanıyan herkes ne kadar harika birisi olduğunu söylüyordu. Ben bunu bir ihanet olarak algıladım. Biz, Güney Kore'de zorluk yaşıyorduk ve bir ağabeyim de savaşta hayatını kaybetmişti." diye konuştu.

Çok karışık duygular yaşadığını ve annesine olanları anlatırken çok zorlandığını belirten Stanfield, öte yandan, babasının kendilerine ulaşabilmek için ne kadar çabaladığını öğrendikten sonra bu konudaki düşüncelerinin ve hislerinin değiştiğini dile getirdi.

Mücadelesini ABD'de sürdürüyor

Annesi ve kardeşleriyle daha sonra ABD'ye yerleşen Stanfield, 1989'da, o dönemde Kore diasporasının kalbinde yer alan Chicago Halk Kütüphanesi'nin Albany Park Şubesi'nde müdür olarak çalışmaya başladığını ve bu sayede kendisiyle benzer hikayelere sahip çok sayıda kişiyle tanıştığını ifade etti.

2000'li yıllara gelindiğinde ise davasını ABD Kongresine taşıyan Stanfield, sesini Kongre üyesi Mark Kirk başta olmak üzere çok sayıda siyasetçiyle birlikte duyurmaya çalıştığını belirtti.

Stanfield, bu çabaların sonuç verdiğine dikkati çekerek, Temsilciler Meclisi ve Senatoda çeşitli yasa tasarılarının kabul edilmesini sağladıklarını söyledi.

Öte yandan Stanfield, sesini duyurma mücadelesini sürdürürken babası, annesi ve kardeşlerinin hayatını kaybettiğini belirterek, "Hepsinin kalplerinde saklayamayacakları ve mezarlarına götüremeyecekleri kadar acı hikayeleri vardı. Sonunda hepsi öldü." dedi.

Chahee Lee Stanfield, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yardımınıza ihtiyacımız var. Eski bir deyiş vardır. 'Hayvanlar bile öldüklerinde başlarını doğdukları yere doğru çevirirler.' Bazılarımız, babalarımızın küllerini evde tutuyoruz çünkü onlar evde gömülmek istediler. Bazılarımız ise anne babalarımızın mezarlarını ziyaret etmek istiyoruz."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın