Dolar
8.65
Euro
10.14
Altın
1,754.65
ETH/USDT
3,345.30
BTC/USDT
47,350.00
BIST 100
1,419.43
Analiz

GÖRÜŞ - Tokayev'in ulusa seslenişi: Halkın sesini duyan güçlü, adil ve ilerici bir devlet

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in ulusa sesleniş konuşmasında ana hatlarını çizdiği yol haritası, Kazakistan’ın öncelikle bağımsızlığını, bekasını ve aynı zamanda bu ülkeyi yeni uluslararası sistemde güçlü bir şekilde konumlandırmayı hedefliyor.

Mehmet Seyfettin Erol   | 15.09.2021
GÖRÜŞ - Tokayev'in ulusa seslenişi: Halkın sesini duyan güçlü, adil ve ilerici bir devlet

İstanbul

1 Eylül 2021 tarihinde ulusa sesleniş konuşmasının üçüncüsünü gerçekleştiren Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülke-bölge-dünya gerçeklerini gözeten mesajlarıyla dikkatleri çekti. “Halkın Birliği ve Sistemli Reformlar, Ülkenin Refahı İçin Sağlam Bir Temeldir” başlıklı konuşmasındaki en temel mesaj “güçlü, adil ve ilerici bir devlet inşası” olarak ön plana çıktı.

 Kazakistan’ın krizlere karşı daha proaktif, güçlü, hızlı reaksiyon veren bir devlet inşası ülkenin geleceği açısından elzem görülüyor. Dolayısıyla Kazakistan, en aziz değeri, kutsalı olan bağımsızlığını korumakta sonuna kadar kararlı.

“Güçlü Kazakistan” inşasına geçişte “birlik” ve “uyum” içinde hareket etmenin önemine değinen Cumhurbaşkanı Tokayev’in “dördüncü on yıl” vurgusunda dikkatleri çeken mevzu ise uluslararası sistemin inşa sürecinde yaşanan gelişmelere paralel olarak yaptığı uyarı idi. Gerçekçi bir durum değerlendirmesine dayalı bu uyarı, hiç kuşkusuz, Kazakistan’ın bölge ve dünya siyasetini çok iyi okuduğunu, jeopolitikçi bakış açısı ve bilgi birikiminin de burada önemli bir yere sahip olduğunu göstermekte.
Bu da bizi güçlü lider faktörüne götürmekte. Bu kapsamda Tokayev’in Kazakistan’ın Kurucu Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in güçlü liderliğine yönelik yaptığı vurgu, açıkçası Kazakistan’ın, Kazak halkının gerçek gücünü bir kez daha ortaya koymakta: “Bağımsızlık, bilge kişilikle olur.”

Bu noktada Tokayev’in “Kurucu Cumhurbaşkanı’nın akıllı politikası sayesinde” ifadesi, çok daha güçlü bir anlam taşımakta. Bu aklın, Kazakistan’a bağımsızlık kazandırmanın ötesinde, bu bağımsızlığı güçlendirici ve başta Türk dünyası olmak üzere, tüm bölgenin barış, istikrar, refah ve bağımsızlığına yönelik ortak bir aklın-iradenin gerçekleştirilmesi noktasında ortaya koyduğu çabaya işaret etmekte. Ak Sakal Elbaşı Nazarbayev’in Kazak halkı ve Kazakistan için ortaya koyduğu vizyon ve “Türk Konseyinin Ömür Boyu Onursal Başkanı” olması da zaten bunu bir kez daha teyit ediyor.

Cumhurbaşkanı Tokayev’in “dijitalleşme” ile modern çağı, hatta geleceğin dünyasını yakalama hedefini görürken; “nükleer” üzerinden yaptığı “temiz enerji” çağrısını da göz ardı etmemek gerekiyor. Büyük çevresel felaketler ile on yıllarca karşı karşıya kalmış Kazakistan’ın fosil yakıtlardan kurtulması gerekliliğine dikkatleri çeken Kazak lider, bir takım çevrelerin psikolojik operasyonlarına karşı da Kazak halkını uyarıyor ve sosyal medyanın tuzağına düşmeyelim diyor.

Bağımsızlığın en zorlu 10 yılı

“Büyük Oyun”un Afganistan üzerinden bir kez daha Orta ve Güney Asya coğrafyasında kendisini şiddetli bir şekilde hissettirdiği bu kaotik ortamda zorlu bir geleceğe işaret eden Cumhurbaşkanı Tokayev’in 3. Ulusa Sesleniş Konuşması’nda bir devlet başkanı olarak bu süreçten “egemen”, “bağımsız” ve “güçlü” bir Kazakistan olarak çıkma hedefini ve kararlılığını somut bir program çerçevesinde ortaya koyduğunu görüyoruz.
Afganistan merkezli jeopolitik depremin, Orta Asya bölgesindeki kırılgan fay hatlarını da harekete geçireceğini ön gören Tokayev konuşmasında sınır güvenliği kadar, sınırlar içerisinde de güvenliğin önemine dikkatleri çekiyor. Bu noktada kapsayıcı bir toplum ve üst kimlik noktasında sivil kültürün gelişmesi ve güçlendirilmesine yönelik yaptığı çağrı da önemli.

Ülkenin bütünlüğü noktasında herhangi bir bölünmeye, ayrımcılığa, ayrışmaya müsaade etmeyeceklerinin altını hassas bir şekilde çizen Kazak lider, “birliğimiz çeşitliliktedir” temel ilkesini bir kez daha hatırlatıyor ve Kazak dili noktasında devlet politikasındaki kararlılığı ortaya koyuyor. “Vatanseverliğin ana işareti” olarak kabul edilen bu politikada başta Rusça olmak üzere, Kazak gençlerinin diğer dilleri öğrenmesi de elbette teşvik ediliyor. Kazak milli kültürü ile evrensel ortak değerler bağlamındaki dengenin sağlıklı bir toplum, nesil ve gelecek açısından kaçınılmaz olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tokayev, aydınları da göreve davet ediyor.

“Askeri Doktrin”i de gündeme getiren Kazak lider, ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve askeri sanayi kompleksinin revize edilmesinin Kazakistan’ın bu tehditlere karşı caydırıcı gücünü ortaya koyması açısından elzem görüyor ve şu talimatı veriyor: “Dış şoklara ve en kötü senaryolara hazırlıklı olmalıyız.”

Bu talimat, hiç kuşkusuz, Kazakistan’ın bağımsızlığı kadar egemenliğini koruma boyutuyla da büyük bir önem arz ediyor. Daha önemli bir husus ise, Orta Asya/Türk Dünyası jeopolitiği açısından Kazakistan’ın burada ön plana çıkan misyon duygusu. Kazak lider, ülkesinin ve Türk Dünyasının “Yeni Büyük Oyun”un sahası olmasına göz yummayacağı mesajını “senaryolar” üzerinden veriyor. Zira başta Ak Sakal Elbaşı Nazarbayev olmak üzere, Orta Asya/Türk Dünyası oyunun farkında ve bunun için sadece kendi sınırları içerisinde değil, sınırlarının da ötesinde “birlik, beraberlik” diyor.

Modern tehditlere karşı hazırlıklı bir Kazakistan mesajı

Cumhurbaşkanı Tokayev’in konuşmasında klasik tehditlerin dışında, dört tehdit ve bu bağlamda güvenlik sorunları/alanları ön plana çıkıyor: “Biyolojik Güvenlik”, “Dijital Güvenlik”, “Enerji Güvenliği” ve “Gıda Güvenliği”. Kuşkusuz burada “İklim Güvenliği” ve bunun yol açtığı, açabileceği sonuçlar da göz ardı edilmiyor; özellikle de ekolojik bağlamda başta Kazakistan ve Orta Asya coğrafyasının karşı karşıya kaldığı çevresel felaketler boyutuyla.

Kazakistan’ın sahip olduğu güçlü tarihsel arka plan, zenginlik ve potansiyellerin bu tehditler ile baş etmede önemli birer avantaj olduğuna dikkatleri çeken Tokayev’in konuşmasında özellikle “dijital tehdide” önemli bir yer ayırması elbette bir tesadüf değil.

Bu noktada “İnternet çağı” gerçeğine dikkatleri çeken Tokayev’in “kaotik bilgi akışının nesillerin zihnini kirlettiğine” yönelik tespiti ve bu bağlamda sosyal medya üzerinden sokak darbelerine kadar uzanan köksüz fikirlere dayalı istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri büyük bir tehlike olarak ortaya koyması, sadece Kazakistan açısından değil, tüm bölge ve dünya açısından ortak bir endişeye işaret ediyor. Bu kapsamda komşu ülkelere de hizmet verecek bir “dijital program ve merkez” önerisi, kapsayıcı, paylaşımcı bir vizyoner bakış boyutuyla “Ulusa Sesleniş Konuşması”na bir bölgesel-uluslararasılık niteliği kazandırıyor.

Burada Cumhurbaşkanı Tokayev’in “dijitalleşme” ile modern çağı, hatta geleceğin dünyasını yakalama hedefini görürken; “nükleer” üzerinden yaptığı “temiz enerji” çağrısını da göz ardı etmemek gerekiyor. Büyük çevresel felaketler ile on yıllarca karşı karşıya kalmış Kazakistan’ın fosil yakıtlardan kurtulması gerekliliğine dikkatleri çeken Kazak lider, bir takım çevrelerin psikolojik operasyonlarına karşı da Kazak halkını uyarıyor ve sosyal medyanın tuzağına düşmeyelim diyor.

Güçlü bir “merkez-çevre” inşası hedefi

Tokayev’in Kazakistan’ın bağımsızlığının 30. yıldönümünde yaptığı konuşmada söz konusu tehditlere karşı merkez (devlet) - çevre (halk) ilişkilerinde vatandaşların devlete, yöneticilere güvenini arttırmaya yönelik güçlendirilmiş devlet inşa süreci ve bununla ilgili reform önerileri, programları da dikkatleri çekiyor.

Özellikle de yolsuzluklara müsaade edilmeyeceği şeffaf, hesap verebilir bir devlet-toplum yaklaşımı burada ön plana çıkıyor. Takip ve kontrol noktasında adil bir devlet anlayışından taviz verilmeyeceğinin altını çizen Kazak lider, konuşmasının bir çok yerinde “bizzat ben bunun takipçisi olacağım” diyor. Tokayev’in bu ifadesi başta Kurucu Devlet Başkanı Nazarbayev olmak üzere, Kazak halkının liderlerine duyduğu güven ve liderlerin halkına karşı gösterdiği sorumluluğu resmetmesi açısından oldukça önemli.

Kazakistan’ın kendi öz kaynaklarına dayalı, yabancı sermayeyi de bu kapsamda ülkeye çekmeye dayalı bu programda “merkez” (devlet) ve çevre (halk) arasındaki ilişkilerin daha güçlü bir zeminde inşa edilmesini esas alan yeni bir yapılanma, reform süreci de burada dikkatleri çekiyor. Temel hedef sağlıklı, müreffeh ve iyi bir eğitim almış toplum yapısı elbette, bu noktada halkın satın alım gücünün arttırılmasına yönelik tedbirler-kararlar da dikkatlerden kaçmıyor.

Güçlü bir Kazakistan için yeni bir yol haritası

Önümüzdeki zorlu 10 yıl bağlamında Kazakistan’ın öncelikle bağımsızlığını, bekasını hedefleyen bu yeni yol haritası, aynı zamanda bu ülkeyi yeni uluslararası sistemde güçlü bir şekilde konumlandırmayı da hedefliyor. Dolayısıyla daha güçlü bir devlet yapılanması noktasında siyasi süreçte rekabet gücünü ve halkın yönetime maksimum bir şekilde katılımını hedefleyen bir siyasi modernizasyon burada ön plana çıkıyor. Burada merkez-çevre arasındaki dengenin gözetilmesine, güvenin güçlendirilmesine ve halkın desteğine yönelik ifadeler elbette oldukça önemli.

Bu kapsamda Tokayev’in devlete ve halka düşen görev ve sorumlulukları içeren bir yol haritasını şu yedi alt başlık altında ortaya koyduğunu görüyoruz: 1. Pandemi Sonrası Dönemde Ekonomik Gelişme, 2. Sağlık Sisteminin Etkinliğinin Arttırılması, 3. Kaliteli Eğitim, 4. Bölge Politikasının İyileştirilmesi, 5. İşgücü Piyasasında Etkin Ekosistem Oluşumu, 6. Siyasi Canlanma ve İnsan Haklarının Korunması, 7. Milli Birlik, İleri Kalkınma.

Söz konusu başlıklar aslında “kamu-idari reformu”, “sağlık” ve “eğitim” alanlarındaki yeni yapılanma ve hamlelerle halka doğrudan ulaşma, daha etkin-güçlü bir hizmet verme ve ülkelerin en büyük gücü olan “insan sermayesini” sisteme kazandırma boyutuyla ön plana çıkarken; “sıkı mali politikalar” ve “modern tarım” uygulamalarıyla da Kazakistan’ın küresel ekonomi ve siyasetteki rolünün, yerinin ve gücünün arttırılmasının hedeflendiğine şahit oluyoruz. Burada iş gücü piyasasının genişletilmesine, desteklenmesine ve halkın refahının arttırılmasına yönelik yeni projelerin hayata geçirileceği hususu ve bu doğrultuda alınan kararlar, bu noktadaki güçlü iradeyi ortaya koyuyor.

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse; Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 30 yıl önce başlayan bağımsızlık yürüyüşünün, Kazakistan’ın Kurucu Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in ortaya koyduğu hedef ve istikamet çerçevesinde kararlılıkla devam ettirileceğini, ülkesinin her türlü senaryo ve krizlere karşı hazırlıklı olduğunu 3. Ulusa Sesleniş ile aslında tüm dünyaya ilan ettiğini görüyoruz. Bu bağlamda Kazakistan’ın krizlere karşı daha proaktif, güçlü, hızlı reaksiyon veren bir devlet inşası ülkenin geleceği açısından elzem görülüyor. Dolayısıyla Kazakistan, en aziz değeri, kutsalı olan bağımsızlığını korumakta sonuna kadar kararlı.

[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol aynı zamanda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) başkanıdır]

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın