Epstein belgelerinde yeni isimler: Tepkiler, istifalar ve yalanlamalar
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, kamuoyunda tanınmış kişilerin isimlerinin yer alması tartışmaları derinleştirdi.
Ankara
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Üyesi Demokrat Robert Garcia, Jeffrey Epstein'a ilişkin belgelerin tamamının açıklanmamasını "akıl almaz ve son derece endişe verici" şeklinde niteledi.
- 3 milyon yeni Epstein belgesi yayımlandı
- Yeni yayımlanan belgeler Epstein'ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı
- Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein'den bağış toplamak için yardım istemiş
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Garcia ve Demokrat Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, yayımlanan belgelere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşımda bulundu.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'nin, 6 milyon sayfa belge içerisinden yaklaşık 3 milyondan fazla belgeyi açıkladıkları ifadesine ilişkin Garcia, "Bu durum akıl almaz ve son derece endişe verici." diye yazdı.
Garcia, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'ye, mağdurları koruyarak belgelerin tamamını Komite'ye teslim etmesi çağrısında bulundu.
Alexandria Ocasio-Cortez de yayımlanan belgelerin bütün dosyaların sadece küçük bir kısmı olduğunu ifade ederek, "Bu, yasanın tüm dosyaların yayımlanmasını gerektirdiği halde, yayımlamaya 'istekli oldukları' kısım." ifadesini kullandı.
Öte yandan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na öncülük eden Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, Adalet Bakanlığı'na yazdıkları dilekçeyi ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşarak, belgelerin tamamının yayımlanmasını istedi.
Musk'tan yayımlanan belgelerin "hiçbir şey ifade etmediği" değerlendirmesi
ABD'li milyarder Elon Musk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yayımlanan yeni belgelere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kendisinin sürekli bu konuda suçlanan kişilerin kamuoyu önünde yargılanma çağrısı yaptığını hatırlatan Musk, "(Belgelerde bahsedilen) En az bir şüpheli tutuklanana kadar Epstein dosyalarının kısmi yayımlanması hiçbir şey ifade etmiyor." açıklamasını yaptı.
Musk'ın, Karayipler'deki adalara gezi düzenlemek için Epstein ile iletişime geçtiği iddia edildi
ABD'li iş insanı Elon Musk'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ait Karayipler bölgesindeki adalara gezi düzenlemek için kendisiyle iletişime geçtiği iddia edildi.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesi sonrası ABD basını, belgelerin detaylarını incelemeye aldı.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullandı.
Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." dedi.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sordu.
CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunuldu.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demişti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
Bill Gates de Epstein dosyalarında kendisini konu eden iddiaları yalanladı
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verildi.
Gates'in sözcüsü, BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların "asılsız ve saçma" olduğunu, Gates'in söz konusu suçlamalarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirtti.
Bahsi geçen e-postaların Epstein'ın kendi kurgusu olduğunu savunan sözcü, "Bu belgeler, Epstein'ın Gates ile sürdürmek istediği ilişkiyi devam ettirememesinden duyduğu rahatsızlığı ve onu karalamak için ne kadar ileri gidebildiğini göstermektedir." ifadesini kullandı.
Epstein belgelerinde adı geçen Bill Gates, onunla vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu söyledi
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili soruşturma dosyalarında sıkça adı geçen Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates, "Epstein ile vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu" belirtti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein'e yönelik soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşıldığını bildirmesinin ardından Epstein'in yazışmalarında yeni detaylar dikkati çekiyor.
Bunlardan biri de Epstein'in Gates hakkındaki yazışmaları oldu.
Gates, Avustralya merkezli 9 News sitesine verdiği röportajda, Epstein belgelerinde isminin geçmesi ve hakkında medyada yer alan iddialara yönelik yanıt verdi.
Epstein ile 2011'de tanıştığını ve o tarih itibarıyla 3 yıl boyunca birlikte birçok akşam yemeği yediklerini aktaran Gates, "Odak noktası her zaman çok zengin insanları tanıması ve onlardan küresel sağlık için para alabileceğini söylemesiydi. Geriye dönüp baktığımda, bu bir çıkmaz sokaktı." dedi.
Gates, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde niteleyerek, onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söyledi.
Özellikle son açıklanan belgelerden sonra kendisi hakkında medyada dolaşan iddialar sorulduğunda Gates, "Görünüşe göre Jeffrey kendine bir e-posta yazmış. Bu e-posta asla gönderilmemiş. E-posta yanlış. Bu yüzden orada ne düşündüğünü bilmiyorum. Bana bir şekilde saldırmaya mı çalışıyordu? Ama onunla geçirdiğim her dakika bana bunu hatırlatıyor, pişmanım ve yaptığım için özür diliyorum." ifadelerini kullandı.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Epstein mağdurları, yeni açıklanan belgelerde isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterdi
The New York Times gazetesinin haberine göre, Epstein mağdurlarından oluşan 18 kişilik grup, yaptıkları ortak açıklamada, açıklanan belgelerin Epstein'ın "suç ortaklarını sorumlu tutmak için" yeterli olmadığını söyledi.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'ın mağdurları, kendilerinin kimliklerinin açıklanması ancak "istismar eden erkeklerin" isimlerinin gizli kalmasına tepkilerini ifade etti.
Mağdurlar, "Bir kez daha, mağdurların isimleri ve kimlik bilgileri ifşa edilirken, bizi istismar eden erkekler gizli kalmaya ve korunmaya devam ediyor. Bu çok çirkin bir durum." ifadelerini kullandı.
"Bu iş burada bitmedi." diyen mağdurlar, "tüm failler nihayet hesap verene kadar" mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna, ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a yazdıkları mektupta, mağdurların ifadelerini belgeleyen raporlar da dahil olmak üzere şu ana kadar yayımlanan belgelerdeki "sansürlemenin kapsamı ve tutarlılığı" ile ilgili endişelerini ifade etti.
Massie ve Khanna, tüm sansürlenmemiş belgeleri incelemek üzere Adalet Bakanlığı ile resmi bir toplantı talep etti.
Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda eski Prens Andrew'un fotoğrafları yer aldı
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlandı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgeler arasında eski Prens Andrew'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.
İngiltere Başbakanı Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini söyledi
Japonya ziyaretinin ardından ülkesine dönerken basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Starmer, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğraflarının Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda yayımlanmasına ilişkin konuştu.
Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini anlatarak, "İfade verme konusunda her zaman şunu söyledim, bilgisi olan herkes, kendilerinden hangi biçimde istenirse istensin, bu bilgiyi paylaşmaya hazır olmalı." diye konuştu.
Bu yaklaşımın mağdur odaklı olmanın bir gereği olduğunu vurgulayan Starmer, "Bunu yapmaya hazır değilseniz, mağdur odaklı olamazsınız. Epstein'ın mağdurları birinci öncelik olmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Starmer, Andrew Mountbatten-Windsor'un özür dilemesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise bunun "Andrew'un meselesi" olduğunu bildirdi.
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlanmıştı.
Eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı görülmüştü.
İngiltere Kralı Charles, kardeşinin ünvanlarını geri almıştı
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre'nin cinsel istismarla suçladığı Mountbatten-Windsor, hakkındaki tüm iddiaları reddetse de 2019'da tüm resmi Kraliyet görevlerinden çekildiğini açıklamıştı.
Ekim 2025'te Giuffre'nin iddialarının yer aldığı kitabın yayımlanmasıyla söz konusu iddiaların, Kraliyet Ailesi ve Kral Charles'ı meşgul ettiğini belirten Mountbatten-Windsor, "Prens" hariç tüm Kraliyet ünvanları, rütbe ve nişanlarını bırakacağını duyurmuştu.
Ancak Kral Charles, bir adım ileriye giderek "Prens" ünvanını da almış, kardeşinin bundan böyle "Andrew Mountbatten-Windsor" olarak hayatına devam edeceğini açıklamıştı.
Mountbatten-Windsor'ın yaşadığı Windsor Kalesi'ndeki Royal Lodge malikanesinin de elinden alınabileceği belirtilmişti.
İngiltere Kralı'nın adı Epstein belgelerinde geçen kardeşi, kraliyet konutundan taşındı
İngiltere basınında yer alan haberlerde, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilişkisi nedeniyle tüm ünvanlarını kaybeden Mountbatten-Windsor'un Londra yakınlarındaki Windsor Kalesi'nde bulunan Royal Lodge malikanesinden taşındığı belirtildi.
Haberlerde, dün malikane ve saray çevresinde ata binerken görüntülenen Mountbatten-Windsor'un yıllardır şahsi konutu olarak kullandığı malikaneden ayrılarak Londra'ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Sandringham Sarayı'ndaki bir eve geçici olarak yerleştiği aktarıldı.
Mountbatten-Windsor'un bu evden kısa süre sonra ayrılacağı ve halihazırda tadilatta olan başka bir eve geçeceği ifade edilen haberlerde, bu evin ise Sandringham Sarayı'nda yer alan Marsh Farm adlı çiftlik evi olacağı bilgisi paylaşıldı.
Kral Charles'ın şahsi mülkü olarak bilinen Sandringham Sarayı'ndaki çiftlik evinin masrafları da Kral Charles tarafından ödenecek.
Epstein bağlantılı e-posta, Prens Andrew ile Virginia Giuffre'nin fotoğrafının gerçek olduğuna işaret ediyor
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ve Epstein'ın eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'den gönderildiği değerlendirilen e-posta, 2015'te Epstein'a iletilmiş "taslak açıklama" başlığını taşıyor.
E-postada, "2001'de Londra'daydım. (Sansürlenmiş), aralarında Prens Andrew'un da bulunduğu arkadaşlarımdan bazılarıyla tanıştı. Sanırım arkadaşlarına ve ailesine göstermek istediği için bir fotoğraf çekildi." ifadeleri yer aldı.
Ayrıca, e-postada Maxwell'in, kendi evinde "uygunsuz herhangi bir şeyden haberdar olmadığı" yönünde ifadeler kullandığı da yer aldı. Metinde adı karartılan kişinin kimliği açıkça belirtilmese de detayların Epstein kurbanlarından Giuffre'yi işaret ettiği değerlendiriliyor.
"Bu e-posta Virginia'nın aklandığını gösteriyor"
Söz konusu fotoğraf, Andrew Mountbatten-Windsor'un kolunu Virginia Giuffre'nin beline doladığı kare olarak biliniyor. Eski prens, daha önce fotoğrafın montajlanmış olabileceğini öne sürmüş ve Giuffre ile hiç tanışmadığını savunmuştu.
Virginia Giuffre, Andrew Mountbatten-Windsor’un kendisiyle ergenlik çağındayken üç kez cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmişti. Mountbatten-Windsor ise suçlamaları reddetmiş, 2022’de herhangi bir suçu kabul etmeden açılan sivil davayı milyonlarca sterlinlik anlaşmayla sonuçlandırmıştı.
Giuffre'nin ailesi, BBC'nin Newsnight programına yaptığı açıklamada, söz konusu e-postanın Virginia'nın iddialarını doğruladığı değerlendirmesinde bulundu.
Giuffre'nin kardeşi Sky Roberts, "Bu e-posta Virginia'nın aklandığını gösteriyor. Tüm bu süre boyunca yalan söylemiyordu. Kız kardeşimizle gurur duyduğumuz bir an." dedi.
Andrew Mountbatten-Windsor, 2019'da verdiği röportajda, Giuffre ile tanıştığını reddetmiş ve fotoğrafın gerçekliğini sorgulamıştı. Eski Prens, söz konusu tarihte Surrey'nin Woking kentindeki bir pizzacıda bulunduğunu öne sürmüştü.
Tüm ünvanları elinden alınmıştı
Mountbatten-Windsor'un Epstein'le yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelerde yer almış, Epstein mağduru Virginia Giuffre ise henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.
İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına York Dükü dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak geçen yılın son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde Kral Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
Mountbatten-Windsor'un 2003'ten beri kaldığı malikaneye cüzi bir yıllık kira ödemesi ve 75 yıllık kullanım hakkını 1 milyon sterline alması da bu dönemde gündeme gelmişti.
Royal Lodge malikanesini kiralaması, Kraliyet gelirleri ve Mountbatten-Windsor'un masraflarının halk tarafından vergiler yoluyla karşılanmasına gelen tepkilerin ardından konu parlamentoda da ele alınmıştı.
Liberal Demokratlar'ın lideri Ed Davey'nin, "Royal Lodge'la ilgili ifşaatlar göz önüne alındığında vergi mükelleflerinin çıkarlarını korumak için Kraliyet Mülkleri'ni inceleme konusunda hemfikir misiniz? Mevcut Royal Lodge sakini de dahil herkesin ifadeye çağırılacağı bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını destekliyor musunuz?" sorusuna, Başbakan Keir Starmer, "Kraliyet Mülkleri söz konusu olduğunda uygun bir inceleme yapılması önemlidir. Kesinlikle destekliyorum." yanıtını vermişti.
Mountbatten-Windsor'un eski eşi Sarah Ferguson'un da Epstein'le arkadaşlığı ortaya çıkmış, Ferguson'un onursal başkanı olduğu pek çok vakıf, eski York Düşesiyle ilişkisine son vermişti.
Kendi kız çocuklarını Epstein adasına götürdüğü ortaya çıkan Ferguson'un adını taşıyan Sarah Vakfı ise kapanma kararı almıştı.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer alıyor
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Norveç'te, Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan eski Başbakan Jagland hakkında soruşturma başlatıldı
Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le yakın ilişkisi ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland hakkında soruşturma başlattı.
Okokrim'in resmi internet sitesinden, Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu ortaya çıkan eski Başbakan Jagland hakkında açıklama yapıldı.
Açıklamada, "Okokrim, ağır yolsuzluk şüphesiyle eski Başbakan, Norveç Nobel Komitesi Başkanı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland hakkında soruşturma başlattı." ifadelerine yer verildi.
Jagland hakkında soruşturma açılması için makul gerekçelerin bulunduğu belirtilen açıklamada, diğer hususların yanı sıra bu kişinin görevinden dolayı hediye, seyahat ve kredi alıp almadığının da soruşturulacağı kaydedildi.
Açıklamada, Jagland'ın uluslararası bir kuruluşun eski başkanı olması dolayısıyla dokunulmazlığa sahip olduğu, bu kapsamda Okokrim'in, Norveç Dışişleri Bakanlığı'ndan onun dokunulmazlığının kaldırılması için harekete geçmesini istediği aktarıldı.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıkmıştı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da eski ABD Başkanı Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden ve 2009-2015'te Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Adı, 2 binden fazla belgede yer alan Jagland'ın Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada, Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı Ada'ya ziyaretinin planlandığı da görülüyor.
1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009-2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de üstlenmişti.
Danimarka Kralı ve İsveç Prensesinin de adı geçiyor
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde adı geçen Slovak diplomat istifa etti
Slovak basınında yer alan haberlere göre, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak'ın da adı geçiyor.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülüyor.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade ediliyor. Yazışmalarda ikilinin, Slovakya seçimlerinden de sık sık bahsettiği kaydediliyor.
Lajcak, "360.sk" haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon arasında bir görüşme ayarlamadığını ve "kadınların" hiçbir zaman sohbetin bir parçası olmadığını savunarak, iddiaları reddetti.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasını kabul etti
Slovakya Haber Ajansı'na (TASR) göre, Slovakya muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adı geçmesi üzerine Lajcak'ın istifasını isteyen ortak bir açıklama yaptı.
Bunun üzerine Lajcak, istifa mektubunu Başbakan Fico'ya sundu. Fico da bu istifayı onayladığını açıkladı.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajcak'ın istifa ederek önemli bir diplomat olduğunu kanıtladığını söyledi.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasıyla Slovakya'nın diplomasi ve dış politika alanında bir deneyim kaynağını kaybettiğini ifade etti.
Belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi de yer aldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi dikkati çekti.
Modi'nin isminin geçtiği 9 Temmuz 2017 tarihli belgede, "Hindistan Başbakanı Modi, ABD Başkanı'nın yararına İsrail'de dans edip şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İşe yaradı." ifadeleri öne çıktı.
Öte yandan NDTV televizyonunun haberine göre, Hindistan, Modi'nin Temmuz 2017’de İsrail’e yaptığı resmî ziyarete yönelik ifadelerin "hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşüncelerinden ibaret" olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Modi'nin Temmuz 2017'de İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992'de başlamasının ardından Hindistan Başbakanı'nın yaptığı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Trump, belgelerin kendisini suçlamadığını aksine akladığını savundu
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'ya seyahati sırasında Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin konuştu.
Beklentilerin aksine belgelerin kendisi aleyhine bir durum ortaya koymadığını savunan Trump, belgelerde gazeteci Michael Wolff'un Epstein ile kendisine siyasi açıdan zarar vermek amacıyla hareket ettiğinin görüldüğünü ifade etti.
Trump, "Kendim görmedim ama çok önemli bazı kişiler bana, bunun yalnızca beni aklamakla kalmadığını, aynı zamanda insanların, o radikal solun, umduğunun tam tersi bir tablo ortaya koyduğunu söyledi." diye konuşarak, Wolff'a ve gerekirse Epstein'in mirasına dava açabileceklerini belirtti.
Trump'tan "Demokratlar gibi Epstein adasına gitmedim" savunması
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından, Epstein dosyasına ilişkin yeni açıklanan belgeler hakkında değerlendirme yaptı.
Trump, "Jeffrey Epstein ile dostane bir ilişkim olmadığı gibi, Adalet Bakanlığı tarafından yeni açıklanan bilgilere göre, Epstein ve Michael Wolff adında sahtekar bir yazar, bana komplo kurmuşlardır." ifadesini kullandı.
Kendisini hedef alan açıklamaları yapanları dava edeceğini belirten Trump, "Ben Epstein'in böceklerin istila ettiği adasına hiç gitmedim ancak bu sahtekar Demokratların ve bağışçılarının neredeyse tamamı gitti." değerlendirmesinde bulundu.
Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ismi de yer aldı
Emmanuel Macron'un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein'ın Macron'un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.
Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: 'Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'"
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem'in 22 Mart 2016'da Epstein'a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile "Fransa'daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını" belirttiği ortaya çıktı.
Epstein'ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron'un kendisinden "kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini" iddia ederek, Macron'dan "Avrupa'ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya." diye bahsediyor.
Macron'un Epstein ile bağlantısına Fransız siyasetçiden tepki
Fransız Vatanseverler (Patriotes) Partisi lideri Florian Philippot ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Macron'un cumhurbaşkanlığı döneminde ve öncesinde Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkilerine" tepki gösterdi.
Philippot, Macron'un Epstein ile bağlantısının "Fransız ulusal güvenliğini tehlikeye attığını" belirterek, soruşturma açılması çağrısında bulundu.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakandan, yönettiği enstitüden istifa etmesi istendi
Fransız siyasetçiler, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili kamuoyuyla paylaşılan belgelerde adı geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang'dan Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) başkanlığı görevinden ayrılmasını talep etti.
Fransa'da farklı partilerden siyasetçiler, Epstein ile daha önce görüştüğü anlaşılan Lang'ın yönettiği IMA'dan istifa etmesini istedi.
Avrupa Parlamentosunun (AP) Fransız üyesi Marion Marechal konuk olduğu Sud Radio'nun programında, Epstein ile olan bağlantıları göz önünde bulundurulunca Lang'ın IMA'daki görevinden istifa etmesi gerektiğini savundu.
Provence-Alpes-Cote d'Azur Bölgesi Başkanı ve eski IMA Başkanı Renaud Muselier, Le Parisien gazetesine yaptığı açıklamada, söz konusu enstitünün Fransa ve Arap ülkelerine hizmet ettiğini belirtti.
Muselier, "Ancak şu aşamada, Jack Lang'ın konumunun Enstitü için son derece zararlı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle zorla istifa ettirilmesinin yerine, kendiliğinden gitmesini istiyorum." ifadelerini kullandı.
Sosyalist Partinin (PS) Genel Sekreteri Oliver Faure ise kamu yayıncısı Franceinfo'ya yaptığı açıklamada, Lang'ın yönettiği IMA'yı korumak için istifa etmeyi düşünmesi gerektiğini dile getirdi.
Lang'ın kızı, yönetici olduğu sendikadan istifa etmişti
Bağımsız medya kuruluşu Mediapart'ın Epstein'e ilişkin açıklanan yeni belgelere dayandırdığı haberde, Epstein'in 2016'da "vergi cenneti" olarak da bilinen ABD'ye ait Virgin Adaları'nda kurduğu şirketin hisselerinin yarısının Lang'ın kızı Caroline Lang'a ait olduğu ortaya çıkmıştı.
Epstein dosyasındaki belgelerde adı 900'den fazla kez geçen Caroline Lang, bu olayın ortaya çıkmasının ardından Bağımsız Yapımcılar Sendikasındaki (SPI) genel sekreterlik görevinden istifa etmişti.
Fransa'daki Ulusal Mali Savcılık, Epstein'le iletişimde olduğu ortaya çıkan Lang ve kızı Caroline Lang hakkında dün "ağırlaştırılmış vergi kaçakçılığına dayalı para aklama" suçundan soruşturma açmıştı.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız Bakan, Dışişleri Bakanlığına çağrılacak
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot'nun talimatı üzerine Lang, 8 Şubat'ta Bakanlığa çağrılacak.
Ulusal basındaki haberlere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yakın kaynaklara göre Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Ofisinin talimatı üzerine Lang'ın Epstein dosyasıyla ilgili belgeler hakkında sorulara yanıt vermesi için Bakanlığa gelmesi istendi.
Lang'ın ismi, Epstein belgelerinde 600'den fazla kez geçiyor
Eski Fransa Kültür Bakanı Lang'ın adı, Epstein dosyası kapsamında yayımlanan belgelerde 600'den fazla kez yer alıyor.
Belgelere göre Lang, Epstein'e Paris'te farklı kültürel geziler önerirken, Epstein ise eski Fransız Bakan'a Fas'a gitmesi için Nisan 2017'de uçağını ödünç veriyor.
Bir başka e-postada ise Lang'ın çocukların dini ve cinsellik eğitimi hakkında Epstein'e sorular sorduğu görülüyor.
Epstein'in Mart 2019'da ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon'a gönderdiği bir mesajda, Paris'teki Louvre Müzesi'nin önünde Lang ile yan yana çektirdikleri bir fotoğraf da yer alıyor.
Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) Başkanı Lang, 4 Şubat'ta konuk olduğu Fransız BFMTV kanalında arkadaşlarının yapacağı bir film için Epstein'den para istediğini belirtmişti.
"Benim tanıdığım Jeffrey çekici, sanat tutkunu bir adamdı." diyen Lang, Epstein'in suç işlemiş olduğunu öğrendiği andan itibaren kendisiyle her türlü iletişime son verdiğini savunmuştu.
Fransa'da farklı partilerden siyasetçiler, Epstein ile daha önce görüştüğü anlaşılan Lang'ın yönettiği IMA'dan istifa etmesini istemişti.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakanın kızı yöneticisi olduğu sendikadan istifa etti
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, dikkati çeken isimler arasında eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang ve kızı Caroline Lang da yer aldı.
Ulusal basındaki haberlere göre, Mediapart sitesinin eski Fransız Bakan'ın kızının Epstein ile arasındaki mali bağları ortaya çıkarmasının ardından Caroline Lang, Bağımsız Yapımcılar Sendikasındaki (SPI) genel sekreter görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Caroline Lang, basına yaptığı yazılı açıklamada, bu durumun SPI'yi etkilemesini istemediğini belirtirken, Epstein ile 2012'de "cömert hayırseverler" vasıtasıyla tanıştığını söyledi.
Bu "hayırseverlerin", genç sanatçıların eserlerini satın almak için "tamamen meşru bir fon oluşturulması" yönündeki fikrinin kendisine de o dönem makul geldiğini ifade eden Caroline Lang, Epstein'ın yaptıkları ortaya çıkınca ilgili kuruluştaki görevinden istifa ettiğini dile getirdi.
Öte yandan Jack Lang ise Epstein ile bağlantıda olduğunu ancak o dönem söz konusu ismin "böyle bir suç şebekesinin merkezinde" olduğuna dair hiçbir şey bulunmadığını savundu.
Mediapart internet sitesi, Epstein'e ilişkin açıklanan yeni belgelere dayandırdığı haberde, Epstein'ın 2016'da "vergi cenneti" olarak da bilinen ABD'ye ait Virgin Adaları'nda kurduğu bir şirketin hisselerinin yarısının Caroline Lang'a ait olduğunu ortaya koymuştu.
Fransa Kültür Bakanı Lang, yönettiği enstitüden istifa etti
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili paylaşılan belgelerde adı geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang, başkanı olduğu Arap Dünyası Enstitüsündeki (IMA) görevinden istifa etti.
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Lang'ın, Bakanlığa bağlı Arap Dünyası Enstitüsü Başkanlığı görevinden istifa ettiği bildirildi.
Açıklamada, Bakan Jean-Noel Barrot'un, Lang'ın istifasını onayladığı kaydedildi.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakan ve kızı hakkında ön soruşturma
Ulusal basındaki haberlere göre, Epstein'le iletişimde olduğu ortaya çıkan Lang ve Caroline Lang hakkında dün ön soruşturma başlatıldı.
Fransa'daki Ulusal Mali Savcılıktan yapılan açıklamada, söz konusu ön soruşturmanın "ağırlaştırılmış vergi kaçakçılığına dayalı para aklama" suçundan açıldığı belirtildi.
Savcılık, ön soruşturmanın Mediapart internet sitesinin Lang ve kızı Caroline Lang'le ilgili ortaya çıkardığı olaylar ve Epstein ile olası mali bağlarla ilgili olduğunu bildirdi.
ABD'de yayımlanan belgelerde Epstein'in Fransız siyasetçilere yakın Colom ile görüştüğü ortaya çıktı
Epstein dosyasıyla ilgili ABD'de paylaşılan belgeler, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin eski danışmanı Colom'un, Epstein ile 2013-2018 yılları arasında yakın iletişimde olduğunu ortaya koydu.
Colom, Epstein'e Eylül 2013'te gönderdiği bir e-posta aracılığıyla, eski Fransa Cumhurbaşkanı adayı Bruno Le Maire'in cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon toplamak istediğini belirterek bu konuda ABD'li milyardere danıştı.
Ayrıca Colom, Ekim 2013'te Epstein'e yazdığı e-postada kendisine yardımcı olanlara karşı sadık kaldığını, bu nedenle 5 yıl boyunca Sarkozy'nin yanında durduğunu belirtti.
Clinton ve Sarkozy arasında "gizli bir görüşme" ayarlanması talebi
Epstein'in aynı ay Sarkozy'yle tanışmak istediğini belirtmesi üzerine Colom, "Soracağım. (Sarkozy) Eğlenceli olabilir. Ve artık İngilizce konuşabiliyor." şeklinde cevap verdi.
Colom, yaklaşık bir ay sonra gönderdiği bir diğer e-postada ise Epstein'den, ABD'nin New York eyaletinde eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Sarkozy arasında "gizli bir görüşme" ayarlamasını talep etti.
Epstein ve Colom yazışmalarındaki ırkçı ifadeler dikkati çekti
Epstein ve Colom arasındaki yazışmalarda ırkçı ifadelerin de yer alması dikkati çekerken, ikisi arasındaki Haziran 2013 tarihli yazışmalarda Epstein, "kız dolu bir akvaryumla" Karayipler'deki adasında olduğunu belirtti.
Epstein, kadınları "karidese" benzeterek, "Bazıları karides gibidir, başını atarsınız, gövdesini saklarsınız." ifadesini kullandı.
Colom "beyaz kadınları tercih ettiğini" yazarken, Epstein ise "Siyah bir karidesin kokusunu tahmin bile edemiyorum." şeklinde yanıt verdi.
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi, Epstein bağlantıları nedeniyle İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile bağlantılarına ilişkin yeni iddiaların ardından İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti.
Eski Kabine Bakanı ve Büyükelçi Mandelson, İşçi Partisi Genel Sekreteri'ne gönderdiği istifa mektubunda, Epstein ile bağlantılarının yeniden gündeme gelmesi nedeniyle "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirterek, parti üyeliğinden ayrılma kararı aldığını bildirdi.
Peter Mandelson, mektubunda, "20 yıl önce bana yapıldığı iddia edilen ve hatırlamadığım ya da kaydını tutmadığım mali ödemelere ilişkin, doğru olduğuna inanmadığım suçlamalarla yeniden ilişkilendirildim. Bunların tarafımca araştırılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Bu süreçte İşçi Partisi'ne zarar vermek istemediğine işaret eden Mandelson, bu nedenle parti üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Mandelson, şunları kaydetti:
"Sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocukları için bir kez daha özür dilemek istiyorum."
Epstein bağlantılı Peter Mandelson krizi sonrası İngiltere Başbakanı Starmer üzerindeki baskı artırıyor
İşçi Partili çok sayıda milletvekili, Mandelson'ın atanmasına ilişkin belgelerin yayımlanması yönünde alınan kararın ardından hükümetin tutumuna tepki gösterirken, bazı vekiller söz konusu belgelerin içeriğinin Başbakan Starmer'ın liderliğini de tartışmaya açabileceğini savunuyor.
Epstein dosyalarının yalnızca Peter Mandelson'ı değil, Starmer liderliğindeki hükümetin karar alma süreçlerini de mercek altına aldığı, parti içi baskının ilerleyen günlerde daha da artabileceği değerlendiriliyor.
"Belgelerin tamamı ortaya çıktığında liderlik tartışması kaçınılmaz hale gelebilir"
İngiliz basınına konuşan parti kaynakları, Mandelson'un Epstein ile ilişkilerinin bilindiği halde diplomatik bir göreve getirilmesinin "savunulamaz" olduğunu ifade ederken, yayımlanacak belgelerin parti içinde yeni güven krizini tetikleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet sıralarının yanı sıra iktidardaki İşçi Partisi içinde de rahatsızlığın arttığına dikkat çeken bazı milletvekilleri, Starmer'ın parlamentodaki haftalık "Başbakan'a Sorular" oturumunda, Mandelson'un Epstein ile ilişkileri konusunda kendisine doğru bilgi verilmediğini söylemesinin "dönüm noktası" olduğunu belirtti.
Bir İşçi Partili milletvekili, İngiliz basınına yaptığı değerlendirmede, "Belgelerin tamamı ortaya çıktığında liderlik tartışması kaçınılmaz hale gelebilir." ifadesini kullanırken, başka bir milletvekili ise parti tabanında ciddi güven erozyonu yaşandığını bildirdi.
İşçi Partisi milletvekili Paula Barker, BBC Radio 4'te yayımlanan Today programında yaptığı açıklamada, Starmer'ın Mandelson'ın Epstein ile süregelen ilişkisini bildiğini kabul etmesini "hayal kırıklığı" ve "rahatsız edici" olarak nitelendirdi. Milletvekili Barker, "Açıkçası ülkenin daha iyisini hak ettiğini düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Öte yandan, Sağlık Bakanı Wes Streeting de BBC'ye yaptığı açıklamada, Mandelson'un atanmasına ilişkin belgelerin "azami şeffaflıkla" yayımlanacağını, ancak ulusal güvenlik ve diplomatik ilişkileri zedeleyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi.
Epstein'ın Mandelson'a 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer aldı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma günü yayımlanan yeni belgelerde, Epstein'ın 2003 ve 2004'te Mandelson'a üç ayrı işlemle toplam 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer almıştı. Belgelerde her biri 25 bin dolarlık bu ödemelerin Epstein'a ait banka hesaplarından gönderildiği öne sürülmüştü.
Mandelson, yeni belgelerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunların doğruluğundan emin olmadığını belirterek, Epstein'ı tanımış olmaktan ve onun 2008'deki mahkumiyetinin ardından aralarındaki ilişkiyi sürdürmüş olmaktan dolayı pişmanlık duyduğunu bildirmişti. Mandelson, mağdurlardan "kayıtsız şartsız özür dilediğini" ifade etmişti.
Kenya ve Pakistan'da görev yaptı
Diplomasi kariyerine 1997'de başlayan Turner, farklı görevlerde bulunduktan sonra 2007'de eski Başbakan Gordon Brown'ın Orta Doğu Özel Sekreterliğini üstlenmişti.
Devamında Nairobi Büyükelçiliği yaptıktan sonra eski Başbakan Theresa May'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak görev yapan Turner, 2019'da İslamabad Büyükelçisi olmuştu.
Pakistan'daki görevi 2023'te biten Turner, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü olarak görev yaparken Ekim 2025'te İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi olarak atanmış ancak bu göreve başlamamıştı.
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Peter Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Başbakan Keir Starmer, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan Mandelson'ı 11 Eylül 2025'te görevden almıştı.
Epstein dosyalarındaki yazışmalar, Mandelson'un Rusya vizesi için yardım teklif ettiğini ortaya koydu
ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarındaki yazışmalara göre, Epstein, Kasım 2010'da Moskova'ya kısa süreli seyahat planladığı sırada Mandelson'a e-posta göndererek, Rusya vizesi alamadığını ve bu konuda yardıma ihtiyacı olduğunu belirtti.
Epstein'in mesajına saatler içinde yanıt veren Mandelson, vize konusunda destek olabileceğini bildirdi ve ertesi gün bir yakınının vizelerle ilgilendiğini aktardı.
Belgelerde, Epstein'in Rusya'ya gitme sebebine dair Mandelson'un bilgi sahibi olup olmadığına ilişkin bir ifadeye rastlanmadı.
Belgeler, Moskova seyahatinin vize işlemlerindeki gecikmeler nedeniyle iptal edildiğini ve Epstein'in ekibinin Mandelson'un çevresine "yardımları için teşekkür ettiğini" ortaya koydu.
Ünlü tanıtımcı Siegal'ın Epstein'e e-postası dikkati çekti
Peggy Siegal, Epstein'e gönderdiği bir e-postada Kenya'nın başkenti Nairobi'ye gitmek üzere olduğunu belirtiyor.
Epstein'i seyahatinde nerelere gideceğine ilişkin bilgilendiren Siegal, "Sana başka bir hayat deneyimi için ne kadar teşekkür etsek az. Maasai savaşçıları bizi yemezse Somalili korsanlar yiyecek." ifadesi e-postada yer aldı.
Siegal'ın e-postasında "Senin için bir ya da iki küçük bebek getirebilirim. Kız mı erkek mi? Tam Madonna gibi." ifadesi öne çıktı.
Belgelerde, Melania'nın yönetmeni Ratner'ın fotoğrafı yer aldı
ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump hakkında çekilen belgeselin yönetmeni Brett Ratner'ın Epstein ile birlikte görüntülendiği fotoğraflar, yeni yayımlanan belgelerin arasında yer aldı.
Fotoğraflarda, Ratner'ın, Epstein ve kimliği gizli iki kadınla birlikte bir koltukta sarılarak oturduğu görülüyor.
Söz konusu görüntülerin çekildiği tarihe dair bilgi paylaşılmadı.
Siegal ve Ratner, konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Netanyahu, Epstein'in İsrail için çalışmadığını savundu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Epstein arasındaki ilişkiyi ileri sürdü.
Epstein ile Barak arasındaki "alışılmadık derecede yakın ilişkinin" Epstein'in İsrail için çalıştığı anlamına gelmeyeceğini savunan Netanyahu, eski Başbakan Barak'ın 20 yıl önceki seçim yenilgisinin etkisinde kalarak yıllardır "İsrail demokrasisini baltalamak için çalıştığını" iddia etti.
Netanyahu, Barak'ı İsrail hükümetini baltalamak için faaliyetlerde bulunmakla da suçladı.
Epstein, ölmediği ve İsrail'e çalıştığı iddiaları
Epstein'in İsrail için çalıştığı ve ölmediği yönündeki iddialar son günlerde kamuoyunda yer alıyor.
Bu iddialara Epstein'in YouTube ve Fortnite isimli oyundaki kullanıcı adı "littlestjeff1" gerekçe gösteriliyor.
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde “Fortnite Tracker” adlı sitede “littlestjeff1” adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülüyor.
İddialar, Epstein'in Fortnite hesabının, ölümünden 4 yıl sonra İsrail'den aktif kullanıldığına işaret ediyor.
Eski İsrail Başbakanı Barak, Trump'ı İsrail basınına konuşmaya ikna etmek için Epstein'den yardım istemiş
Belgelerde, eski İsrail Başbakanı Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın 2016'da gönderdiği bir e-posta da yer aldı.
Barak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail basınına röportaj vermesini sağlamak için Epstein'i ikna etmeye çalıştığı e-postada Kanal 2'nin Hillary Clinton ile bir röportaj ayarladığını belirterek, Trump'ın Kanal 10'da benzer bir röportajla ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
Barak'ın, İsraillilerin ve özellikle İsrail'deki ABD vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu röportajı izleyeceğini kaydederek "ABD'ye önde gelen sunucularını, yetenekli ve pozitif bir (sarışın) bayanı göndermeye hazırlar." ifadesini kullanması dikkati çekti.
İsrail basını, yazışmanın 2016 yılında Clinton ile Trump arasındaki seçim yarışı sırasında yaşandığını, bu girişimin hiçbir zaman hayata geçmediğini ve "sarışın kadın"ın Trump ile röportaj yapma fırsatı bulamadığını kaydetti.
Barak'ın Epstein ile mahkumiyetinden sonra dahi yakın bağları olduğu belirtildi.
Epstein ile Ehud Barak, Tony Blair'e ödendiği öne sürülen "yüksek danışmanlık meblağlarını" konuştu
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'e danışmanlık faaliyetleri karşılığında ödendiği öne sürülen "yüksek meblağları" konuştu.
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ses kaydında, Epstein ile Barak'ın, görevlerinden ayrılan siyasetçilerin nasıl gelir elde edebileceğine dair değerlendirmelerde bulunduğu dikkati çekti.
Kaydın ne zaman alındığına ilişkin resmi açıklama yapılmazken, bazı basın organları, görüşmenin 2013'ün başlarında gerçekleşmiş olabileceğini aktardı.
Ses kaydında, Epstein'ın, Blair'in danışmanlık faaliyetlerinden yüksek gelirler elde ettiğini dile getirdiği, bu paraların tamamının Blair'e gitmediği, bir kısmının başka kişi ya da taraflara aktarıldığı ifade edildi.
Kayıtta, söz konusu diğer taraflara ilişkin ise somut bilgiye yer verilmedi.
"Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum"
Kayıtta, Barak'ın, "iş modeli" ifadesini kullanarak Epstein'e, "hükümetlerle yapılan sözleşmelerden nasıl para kazanıldığını" sorduğu duyuldu. Barak, Blair'in Kazakistan hükümetine danışmanlık karşılığında yılda yaklaşık 11 milyon dolar kazandığı yönünde duyumlar aldığını söyledi.
Epstein, kayıtta, Blair için "Tony garipleşti." ifadesini kullanarak, "Tony'nin para konusunda ne yaptığını bilmiyorum. Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum. Burada 5 milyon, orada 10 milyon. Tony, yılda 30 milyon dolar kazanmıyor." dediği duyuldu.
Barak ise Blair'in bu gelirlerin bir kısmını "başkalarına bıraktığını" öne sürdü.
Blair'in, 1997-2007 döneminde İngiltere Başbakanı görevini yürüttükten sonra "Tony Blair Associates" adlı şirketi aracılığıyla hükümetler dahil çeşitli müşterilere danışmanlık hizmeti verdiği, bu şirketi 2016'da kapatarak "Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü"nü kurduğu biliniyor.
Enstitü, bazı basın kuruluşlarına yaptığı açıklamada, ses kaydında dile getirilen rakamların "gerçek dışı" olduğunu savundu.
Barak'ın, Epstein'le Rusya'dan İsrail'e 1 milyon göçmen "ihtiyacını" konuştuğu ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığı'nın Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ses kaydında, Barak'ın Epstein ile Ortodoks Hahambaşılığının Yahudiliğin tanımı üzerindeki tekelinin kırılması yoluyla Yahudiliğe geçişlerin kolaylaştırılması üzerine konuşması dikkati çekti.
Barak ve Epstein arasındaki telefon görüşmesinin ne zaman gerçekleştiğine ilişkin resmi açıklama yapılmadı.
Ses kaydında, Barak'ın Epstein'a "Putin'e hep şunu söylerdim: 'İhtiyacımız olan sadece bir milyon daha.' (Sovyetler Birliği'nden göçenler), İsrail'i dramatik bir şekilde değiştirdi. O bir milyon Rus." dediği duyuldu.
"Yahudiliğe, kiltesel geçişin önünü açmamız gerekiyor"
Kayıtta, Barak, Ortodoks Hahambaşılığı'nın Yahudiliğin tanımı üzerindeki tekelinin kırılması gerektiğini savunarak, Epstein'a "Sofistike ve incelikli bir biçimde, Yahudiliğe kitlesel geçişin önünü açmamız ve kapıları açmamız gerekiyor." dedi.
İsrail'in kuruluşunun ardından yaşanan göç dalgasında dönemin yöneticilerinin seçici davranmadığını söyleyen Barak, "Şimdi ise daha seçici olabiliriz. Yahudiliğe geçiş konusunda daha açık fikirli bir yaklaşımla rahatlıkla bir milyon kişiyi daha hazmedebiliriz." ifadelerini kullandı.
Ehud Barak'ın 2015-2016 yıllarında Epstein ile birden fazla kez görüştüğü basına yansımış ve Epstein'ın New York Manhattan'daki malikanesine girerken görüntülenmişti.
Epstein-Blair temasları
Tony Blair, Epstein ile 2002'de İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara'da bir kez görüştüğünü daha önce kabul etmiş, bu görüşmenin ardından herhangi bir temaslarının olmadığını savunmuştu.
Ses kayıtlarında ve sızdırılan e-postalarda ise Epstein'ın, Blair ile yakın ilişki içinde olduğu yönünde ifadeler yer alıyor.
Belgelerde Putin'in yerine kimin geçebileceğinin tartışıldığı ortaya çıktı
11 Ocak 2012 tarihli belgede, o dönemde Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma üyesi olan İlya Ponomarev'in, "Devlet Başkanına karşı ayaklanmanın ana organizatörlerinden" olduğu öne sürüldü.
Belgede, "Eğer öldürülmezse, Putin'in yerini alıp kendisi başkan olabilir (er ya da geç olacak)." ifadesi kullanıldı.
Rus basınında yer alan haberlere göre, Haziran 2016'da Ukrayna'dan oturum izni alan Ponomarev, 2019'da Ukrayna vatandaşı oldu.
Ponomarev'in hakkında Rusya'da açılmış davalar bulunuyor.
Öte yandan belgelerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ismi de yer aldı.
Epstein'a 2019'da gelen e-postalardan birinde, "Zelenskiy, yardım arıyor. Putin, (Zelenskiy'nin) İsrailliler tarafından yönetildiğini söyleyerek küçümseyici tavır sergiliyor." ifadesi kullanıldı.
Epstein'in Putin ile görüşmeye çalıştığı ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlanan 3 milyondan fazla yeni belgeye göre Epstein, Putin ile bir araya gelmek için girişimlerde bulundu.
Belgeler, birçok üst düzey Rus yetkilinin Epstein ile doğrudan yazışmalar yaparak görüştüğünü ve Epstein'in yıllar boyunca değişik isimler üzerinden Putin ile bir görüşme ayarlamaları için defalarca girişimlerde bulunduğunu ortaya koydu.
Epstein'ın özel e-postalarında, 2010'lu yıllarda eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland üzerinden Putin ile görüşme ayarlanması için birçok defa yazışmalar yapıldığı ve Jagland ile bu çabaların 2018’e kadar aralıklarla devam ettiği görüldü.
Adalet Bakanlığı dosyaları ayrıca, Epstein’in, Rusya Federal Güvenlik Hizmetleri Akademisi'nin üst düzey mezunlarından Sergey Belyakov, Kremlin'e yakın isimlerden Rus milyarder Oleg Deripaska ve Rusya’nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vitaly Churkin gibi üst düzey isimlerle de irtibatta olduğunu gösterdi.
ABD Adalet Bakanlığı dosyalarında tüm girişimlere rağmen Epstein'in Putin ile herhangi bir görüşme gerçekleştirdiğine dair bir kayıt bulunmuyor.
Yayınlanan Epstein dosyalarında Putin'in adı 1000'den fazla kez geçiyor, ancak bu referansların büyük çoğunluğu kişisel ilişkiden ziyade Putin hakkındaki haber kupürleri ve medya özetlerinden oluşuyor.
Norveç Başbakanı, Epstein ile iletişime geçen Norveçlilere "pişman olmalısınız" mesajı verdi
Norveç'te yayın yapan NRK'ye konuşan Başbakan Jonas Gahr Store, daha önce kamuoyuyla paylaşılmayan belgelerde ortaya çıkan yeni bilgileri tepkiyle karşıladığını belirtti.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in Epstein ile görüşmesinden pişmanlık duyduğu yönünde açıklama yaptığını anımsatan Store, "Ben de buna katılıyorum. Ayrıca Jagland da pişman olmalı." dedi.
Jagland da Norveç basınına yaptığı açıklamada, "Başbakana katılıyorum. Epstein ile iletişim kurduğum için pişmanım. Şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim asla temas kurmazdım." diye konuştu.
Prenses Mette-Marit ise 31 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Norveç Ekonomik Suçlarla Mücadele Kurumu, Epstein belgelerine ilişkin soruşturma başlatmayı değerlendiriyor
Belgelerde eski Başbakan Thorbjorn Jagland, Norveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul ve eşi Terje Rod Larsen ile eski Dışişleri Bakanı ve mevcut Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende'nin isimleri de yer aldı.
Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim Başkanı Pal Lonseth, ulusal medyaya yaptığı açıklamada, "Epstein belgelerini gördük ve içerikler doğrultusunda bir soruşturma başlatmak için değerlendirme yapıyoruz." dedi.
Belgelerde çok sayıda Norveçlinin bulunmasının soruşturma açılması için ana neden olup olmadığı sorusu üzerine Lonseth, "Evet bu da sebeplerden birisi." değerlendirmesini yaptı.
Lonseth, Epstein belgelerinde Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in de yer almasına ilişkin yorum yapmazken, "Bizim şu an ilgilendiğimiz durum belgelerde ortaya çıkanlar ve bu belgeleri kendimiz incelemek istiyoruz. Bu bağlamda herhangi bir kişi galerisi sunmayacağız." ifadelerini kullandı.
Bu arada, Prenses Mette-Marit ve eski Başbakan Jagland, Epstein ile ilişki kurdukları için pişman olduklarını söylemiş, Büyükelçi Juul da görevinden uzaklaştırılmıştı.
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü'nden Epstein'la ilişkisi ortaya çıkan eski Nobel Komitesi Başkanı hakkında açıklama
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü Kristian Berg Harpviken, eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu durumun etik kurallarına aykırı olduğunu bildirdi.
Norveç'te yayın yapan NRK televizyonunun haberine göre, Harpviken, düzenlediği basın toplantısında, Epstein ile yakın ilişkileri ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı ve aynı zamanda eski Nobel Komitesi Başkanı da olan Jagland hakkında açıklamalarda bulundu.
Harpviken, "Eğer Thorbjorn Jagland, Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu bizim etik kurallarımıza aykırıdır." dedi.
Henüz durum netleşmemişken Jagland hakkında yargıda bulunmak istemediğini dile getiren Harpviken, eski Norveç Dışişleri Bakanı'nın Epstein'la ilişkileri hakkında tam bir açıklama yapmadığını aktardı.
Harpviken, "Epstein'ın birçok yönden bilgi alışverişinde bulunduğu ve nüfuzu olan kişileri etkilemek istediği için bir ağ kurmakla ilgilendiğini düşünüyorum. Bu nedenle Norveç Nobel Komitesi Üyesi olarak son derece dikkatli olmak gerekiyor." diye konuştu.
Bu konunun gündeme geldiği için Nobel Barış Ödülü'nün itibarını korumak adına konuyu ciddiye almak zorunda olduklarını vurgulayan Harpviken, mevcut prosedürleri de gözden geçirip bunları güçlendirme ihtiyacını ele alacaklarını kaydetti.
Harpviken, Komite üyelerinin pahalı hediyeler almasının yaygın olup olmadığı sorusuna, "Bu çok nadir görülen bir durum çünkü böyle bir şey yapılmamalı." yanıtını verdi.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıkmıştı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da eski ABD Başkanı Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden ve 2009-2015'te Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Adı, 2 binden fazla belgede yer alan Jagland'ın Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada, Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı Ada'ya ziyaretinin planlandığı da görülüyor.
1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009-2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de üstlenmişti.
Trump, Epstein dosyası kapsamında Clinton'a yönelik soruşturmadan rahatsız olduğunu söyledi
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein'e ilişkin soruşturma dosyaları, bunların bir kısmının kamuoyuyla paylaşılmasının ardından ABD'de yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
Trump, NBC Nightly News programına verdiği röportajda, Epstein dosyası kapsamında eski ABD Başkanı Clinton hakkında yürütülen incelemeye değindi.
Soruşturmadan rahatsızlık duyduğunu dile getiren Trump, "Bill Clinton'a karşı birilerinin harekete geçmesi beni rahatsız ediyor. Onu severim, hala da severim." dedi.
Trump, Clinton'ın kendisine yaklaşımını olumlu bulduğunu ve geçmişte kendisine yönelik soruşturmaları hatırlatarak, bu tür süreçlerin kişileri yıprattığını belirtti.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Epstein dosyalarına ilişkin soruşturması kapsamında ifade vermeyi kabul etmişti.
Komite Başkanı James Comer, Bill Clinton'ın 27 Şubat'ta, Hillary Clinton'ın ise 26 Şubat'ta kapalı oturumda, görüntülü ve tutanaklı şekilde ifade vereceğini açıklamıştı.
Belgelerde eski ABD Başkanı Clinton'ın ekibine ait olduğu düşünülen e-posta yazışmaları ortaya çıktı
CNN'in ABD Adalet Bakanlığının cuma günü yayımladığı Epstein dosyalarına ilişkin analiz haberinde, Clinton'ın ekibinin, Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi.
Haberde yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton'ın ekibiyle birlikte Epstein'ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell'in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görüldü.
E-postalarda Clinton'ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca "WJC" ibaresinin görüldüğüne işaret edilen haberde, bu ifadenin Clinton'ın başkanlık sonrası ofisi "William J. Clinton'ın" olarak değerlendirildiği belirtildi.
Yazışmaların içeriği
Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görüldü.
Maxwell, Nisan 2003'teki bir e-postada, Clinton'ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, "Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton'ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver." mesajını gönderdi.
Aralık 2001'deki başka bir e-postada ise Clinton'ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell'den Prens Andrew'un telefon numarasını istediği dikkati çekti.
Ayrıca, Maxwell'in Clinton'ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini "yakışıklı" bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görüldü.
Öte yandan, belgelerde Maxwell'in doğrudan Clinton'a e-posta gönderdiğine ya da Clinton'ın Maxwell'e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmedi.
"Clinton hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdi"
Clinton'ın Sözcüsü Angel Urena, yaptığı açıklamada, Clinton'ın Epstein dosyalarındaki e-postaların hiçbirini göndermediğini belirterek, "(Gönderenin) Kim olduğunu doğrulayamam, sadece kim olmadığını söyleyebilirim: Bill Clinton." ifadelerini kullandı.
Clinton'ın hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdiğini ve bunun da başkanlık döneminde olduğunu vurgulayan Urena, birini, Dünya yörüngesindeyken eski astronot ve Senatör John Glenn'e, diğerini ise Adriyatik'te görev yapan ABD askerlerine gönderdiğini söyledi.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi, Epstein soruşturmasında Kongre'de ifade vermeyi kabul etti
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi Hillary Clinton'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceği bildirildi.
Clinton'ın sözcüsü Angel Urena, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden komiteye yönelik yaptığı paylaşımında, konuyla ilgili açıklamada bulundu.
Bill Clinton ile Hillary Clinton'ın "iyi niyetle müzakere ettiğini" belirten Urena, ikilinin Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceğini bildirdi.
Urena, "Yemin altında bildiklerini size anlattılar, ama siz umursamadınız. Ancak eski Başkan (Bill Clinton) ve eski Dışişleri Bakanı (Hillary Clinton) orada olacaklar. Herkese uygulanacak bir emsal oluşturmayı sabırsızlıkla bekliyorlar." ifadelerini kullandı.
Denetim Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi James Comer ise Clintonların ifade vermeyi kabul etmelerinin tek nedeninin haklarındaki "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamaları olduğunu savunarak, henüz kesin bir anlaşma sağlanmadığını belirtti.
Ellerinde yazılı bir belge olmadığını belirten Comer, teklife açık olduklarını ancak bunun "ne söylediklerine bağlı" olduğunu ifade etti.
Çiftin ne zaman ifade vereceğine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.
Bill ve Hillary Clinton çifti, 13 Ocak'ta, Epstein davasına ilişkin Kongre'de yürütülen soruşturmada kendilerine gönderilen celbe uymayacaklarını ve ifade vermeye gitmeyeceklerini açıklamıştı.
Denetim Komitesi Başkanı Comer de Clinton çiftinin ifade vermeye gelmemesine karşın "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamasıyla dava açacağını bildirmişti.
Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin, Clinton çiftinin soruşturmada ifade vermeyi reddetmesi üzerine "mahkemeye itaatsizlik"ten yargılanmaları konusunda yaptığı oylamada, ABD'nin 42. Başkanı Bill Clinton 8'e karşı 34 oyla, eşi ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise 15’e karşı 28 oyla "mahkemeye itaatsizlik"ten suçlu bulunmuştu.
Comer, daha sonra çiftin avukatı tarafından yapılan ve Bill Clinton'ın yazılı tutanaklı bir mülakata katılması ile Hillary Clinton'ın yeminli bir beyan sunması yönündeki teklifi reddederek, her ikisinin de komite önünde yeminli ifade vermesi gerektiğini belirtmişti.
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'dan, Epstein soruşturması öncesinde açık oturum çağrısı
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ülkede reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein dosyaları kapsamındaki soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesindeki Cumhuriyetçilerle "altı ay boyunca iyi niyetle işbirliği yaptıklarını" ifade eden Clinton, verdikleri bilgilerin dikkate alınmadığını savundu.
Clinton, "Yemin altında bildiklerimizi onlara anlattık. Onlar ise tüm bunları görmezden geldiler. Hedeflerini değiştirdiler ve hesap verebilirliği, dikkatleri başka yöne çekmek için bir araç haline getirdiler." değerlendirmesinde bulundu.
Komite Başkanı James Comer'a soruşturma çerçevesinde kapalı oturum yerine kamuoyuna açık bir oturum yapılması çağrısında bulunan Clinton, "Kamuoyunun önünde, kameralar önünde yapılan bir duruşmadan daha şeffaf bir şey olamaz. Orada olacağız." ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Epstein dosyalarına ilişkin soruşturması kapsamında ifade vermeyi kabul etmişti.
Komite Başkanı James Comer, Bill Clinton'ın 27 Şubat'ta, Hillary Clinton'ın ise 26 Şubat'ta kapalı oturumda, görüntülü ve tutanaklı şekilde ifade vereceğini açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Jeffrey Epstein'e ilişkin dosyalar kapsamında eski Başkan Bill Clinton'a yönelik yürütülen soruşturmadan rahatsızlık duyduğunu ifade etmişti.
Belgelerde ismi geçen İsveçli BM temsilcisi Rubinstein istifa etti
İsveç'teki Expressen gazetesi, Epstein dosyasında adı geçen Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) İsveç'teki temsilcisi Joanna Rubinstein'in görevinden istifa ettiğini duyurdu.
UNHCR İsveç'in İletişim Sorumlusu Ulrika Belin de istifa haberini Expressen'e doğrulayarak, "Joanna, kendisi görevinden ayrılmayı seçti." ifadesini kullandı.
Rubinstein ise Expressen'e Epstein ile sadece bir kez görüştüğünü belirterek, "Ailemle birlikte tatildeydik, Epstein tarafından davet edildik. Sosyal bir etkinlikti. Onunla ilk ve tek karşılaşmam bu oldu." açıklamasında bulundu.
Yeni paylaşılan belgelerde Rubinstein'in, Epstein ile 2012'deki e-posta yazışmaları paylaşıldı. Rubinstein'in "Cennet gibi bir yerde harika öğle yemeği için teşekkür ederim. (Epstein) Sizinle nihayet şahsen tanışmak, benim için ayrı bir mutluluktu." ifadelerini kullandığı belirtildi.
İngiltere Başbakanı'ndan Epstein'den para alan Lord'a istifa etmesi ve ABD'de ifade vermesi çağrısı
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson'ın, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilişkisi nedeniyle ABD Kongresinde ifade vermesi ve Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etmesi gerektiği görüşünde olduğu belirtildi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü, Epstein ile bağlantıları nedeniyle Şubat 2025'te atandığı Washington Büyükelçiliği görevinden Eylül 2025'te alınan ve ABD'de geçen hafta yayımlanan son Epstein belgelerinde hakkında yeni iddialar ortaya çıkan Mandelson ile ilgili açıklama yaptı.
Son belgelerin yayımlanmasıyla İşçi Partisinden istifa eden Mandelson'ın ABD Kongresinde konuyla ilgili ifade vermesi gerektiğini belirten Sözcü, "Başbakan (Starmer), bilgi sahibi olan herkesin bildiklerini paylaşması gerektiğine inanıyor." dedi.
Sözcü, bunu yapmaya hazır olmayanların kurbanları merkeze alan bir yaklaşımda olmadığına işaret ederek, "Başbakan, Mandelson'ın artık Lordlar Kamarası üyesi olmaması gerektiğini düşünüyor." ifadesini kullandı.
Starmer'ın Mandelson'ı Lordlar Kamarası üyeliğinden alma yetkisi olmadığına dikkati çeken Sözcü, Başbakan'ın, Lordlar Kamarasına disiplin süreçlerini modernize etmesi çağrısı yaptığının altını çizdi.
Eski Başbakan Yardımcısı, Bakan ve Büyükelçi Mandelson, Epstein'in kendisine 2003 ve 2004'te toplam 75 bin dolar ödediğini gösteren belgeler ve bazı fotoğraflarının ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma yayımlanmasının ardından dün akşam İşçi Partisi üyeliğinden istifa etmişti.
Mandelson, "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirttiği istifa mektubunda söz konusu ödemeleri hatırlamadığını kaydetmişti.
İngiltere Başbakanı, Epstein’le bağlantılı Mandelson’ı elçi olarak atadığı için pişman olduğunu söyledi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson'ı bu göreve atadığı için pişman olduğunu söyledi.
Starmer, İngiltere Parlamentosu'ndaki haftalık "Başbakan'a Sorular" oturumunda, Mandelson'un büyükelçi olarak ABD'de görev yaptığı dönemde Epstein ile ilişkileri konusunda ekibine defalarca yalan söylediğini belirtti.
Başbakan Starmer, "Ekibime, büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein ile ilişkisi sorulduğunda defalarca yalan söyledi." ifadesini kullandı.
Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçmezdi." dedi.
"Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti"
İngiliz Başbakan, Mandelson'un 2008 küresel mali krizine verilen yanıt sürecinde hassas bilgileri sızdırdığının ortaya çıkmasının da "son derece öfke verici" olduğunu belirterek, "Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti." diye konuştu.
Starmer, ekibine Mandelson'ın asalet unvanının geri alınması için yasa tasarısı hazırlamaları ve gelecekte bu unvana sahip fakat itibarını yitirmiş isimlerin görevden alınması için daha kapsamlı bir yasa tasarısı hazırlamaları talimatı verdiğini bildirdi.
Başbakan, Mandelson'un Kraliyet Danışma Konseyi'nden (Privy Council) çıkarılması için de İngiltere Kralı 2. Charles'tan talepte bulunduğunu aktardı.
Öte yandan Starmer, Mandelson'un atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturmasında Epstein ile süregelen ilişkisinin tespit edildiğini doğruladı.
Starmer, Mandelson'a ilişkin tüm belgelerin yayımlanacağını, ancak ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını kaydetti.
Epstein dosyalarındaki yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Zuma'nın ismi de yer aldı
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma'nın ismi de yer aldı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Zuma'nın ismi de dikkati çekti.
Belgelerde yer alan e-posta yazışmalarında, Zuma'nın 2010'da İngiltere'ye yaptığı resmi devlet ziyareti sırasında Jeffrey Epstein ile bir akşam yemeğinde bir araya geldiği iddia edildi.
Epstein'in yakın çevresinden Mark Lloyd tarafından gönderilen ve 5 Mart 2010 tarihini taşıyan bir e-postada, "Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma için yarın akşam Ritz Oteli'nde küçük bir akşam yemeği organize etmem istendi." ifadesinin yer aldığı görüldü.
Söz konusu yazışmalarda, yemeğe "ortama cazibe katması" amacıyla Rus bir modelin de davet edilmesinin önerildiği ve Epstein'in bu organizasyonla bizzat ilgilendiği öne sürüldü.
ABD Adalet Bakanlığı, mağdur bilgilerini içeren bazı Epstein dosyalarını geçici olarak kaldırdı
ABD Adalet Bakanlığı, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili yayımlanan bazı dosyaları, "bazı mağdurların bilgilerini içerdiği" gerekçesiyle geçici olarak kaldırdı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, bazı Epstein belgelerinin kamuoyunun erişiminden geçici olarak kaldırıldığı duyuruldu.
Açıklamada, söz konusu belgelerin kaldırılmasına gerekçe olarak "kurbanlardan bazılarının bilgilerini içermesini" gösterdi.
Kurbanlar ve avukatlarının tepkisini çeken hassas bilgilerin yayınlanması "teknik veya insan hatası" olarak nitelendirilen açıklamada, söz konusu dosyaların geçici olarak kaldırıldığı ve hassas bilgilerin gizleneceği kaydedildi.
Epstein belgelerinde adı geçen Norveç'in Amman Büyükelçisi Juul görevden uzaklaştırıldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeNorveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul'un da ismi yer aldı.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, ülkede yayın yapan NRK'ye yaptığı açıklamada, "Soruşturma açıklığa kavuşana kadar Juul büyükelçi olarak görev yapmayacak. Bu kararı kendisiyle istişare dahilinde aldık." dedi.
Büyükelçi Juul'ın, Epstein ile ilişkisini incelediklerini aktaran Eide, soruşturma devam ettiği için daha fazla ayrıntı vermek istemediğini söyledi.
Juul da NRK'ye yaptığı değerlendirmede, "Epstein ile olan iletişimim konusunda tamamen açık olmak istiyorum. Dışişleri Bakanlığı ile diyalog halindeyim ve eksiksiz bir açıklık sağlamak için tam işbirliği yapıyorum." diye konuştu.
Epstein ile eşi Terje Rod Larsen'in iletişim halinde olduğunu aktaran Juul, "Epstein ile bağımsız hiçbir sosyal veya profesyonel ilişkim olmadı. Epstein ile bağlantı kurmada aracı olmadım veya aracılık etmedim." dedi.
Norveç'teki Liberal Parti Başkanı Guri Melby ise Epstein belgelerinde ismi geçen Juul'un büyükelçilik görevinden istifa etmesi çağrısında bulundu.
Epstein-Rothschild yazışmalarında Hitler diyaloğu dikkati çekti
Belgelerde, 31 Aralık 2018 tarihli Epstein ile Ariane de Rothschild imzasını kullanan kişi arasındaki e-postalar yer alıyor.
E-postalara göre, Epstein, Adolf Hitler'in, çok yoksul olduğu dönemde Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri tarafından finanse edilen evsizler ve muhtaç insanların kaldığı bir barınakta yaşadığını öne sürüyor.
Ariane de Rothschild adını kullanan kişi ise yanıt olarak, "Cömertliğin ödüllendirilmediğini veya komplo teorisinin hala var olduğunu söylemenin bir yolu olsun ya da olmasın, bu oldukça acınası bir durum..." ifadesini kullanıyor.
Epstein ise bunun yüzde yüz doğru olduğunu savunarak, Hitler'in kıyafetleri ve sanat eserlerini sattığını; Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri başta olmak üzere Yahudiler tarafından finansa edilen bir sığınakta yaşadığını yineliyor.
Bunun komplo teorisi olmadığını belirten Epstein, "Epstein" ailesinin Viyana'da banker olduğunu söylüyor.
Ariane de Rothschild ise bunun doğru olduğunu bildiğini ifade ederek, ara ara "Rothschild ailesinin daha fazla güç kazanmak için Hitler'i kitlesel imha konusunda desteklediğinin ve bunu planladığının" söylendiği iddiasında bulunuyor.
Epstein belgelerinde adı geçince istifa eden Slovak diplomat kendini "aptal" hissediyor
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçmesi sonrası istifa eden Slovak diplomat Miroslav Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini belirtti.
Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaşılan yeni belgelerde, Epstein ile yaptığı mesajlaşmalarının açığa çıkması sonrası istifa eden Lajcak, konuya ilişkin Radio Slovakya'ya açıklamalarda bulundu.
Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini söyledi.
Dışişleri Bakanlığı görevindeyken Epstein'le yaptığı görüşmeler dahil herhangi bir suça bulaşmadığını dile getiren Lajcak, bu görüşmeleri hatırlamadığını, dolayısıyla mesajların gerçekliğini doğrulayamadığını veya reddedemediğini belirtti.
Lajcak, Slovakya Başbakanı Robert Fico'ya siyasi bir darbe yapılmasını önlemek için istifa ettiğini aktardı.
Miroslav Lajcak, o dönem, "tanınmış politikacılar arasında kabul gören" birisi olduğu için Epstein'ı "birçok kapı açabilecek değerli bir bağlantı" olarak gördüğünü vurgulayarak, “Ancak bu beni sorumluluktan kurtarmaz. Kötü bir karar verdim ve uygunsuz bir iletişim kurdum. Bu mesajlar, aptalca erkek egolarının bir yansımasından başka bir şey değildi. Kendini beğenmiş erkeklerin şakaları." ifadelerini kullandı.
Birisinin cinsel istismarcıyla iletişim kurmasının onun da böyle olduğu anlamına gelmediğini kaydeden Lajcak, Epstein ile iletişiminin "eylemlerle değil, sözlerle sınırlı" olduğunun altını çizdi.
Muhalefet partisinden Epstein'ın Slovakya bağlantıları nedeniyle suç duyurusu
Slovakya Haber Ajansına (TASR) göre, muhalefetteki İlerici Slovakya partisinden milletvekilleri Beata Jurik ve Zuzana Stevulova, Başsavcılığın önünde basın toplantısı düzenledi.
Jurik, "Jeffrey Epstein, artık ölü ancak onun iğrenç sapıklar ağı hala işlemeye devam ediyor. Bu kişilerin adalete hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve Slovakya'daki kurbanlar da adalete kavuşmalı." dedi.
Slovakya Ulusal Meclisi Genel Kurulu'na, Epstein'ın Slovakya'daki cinsel istismar kurbanlarını destekleyen bir karar tasarısı sunacaklarını dile getiren Jurik, bunun bir "siyasi manevra" olmadığını söyledi.
Stevulova ise mağdurların, bu konuyu dile getirmekten korkmamaları gerektiğini vurgulayarak, ilgili makamları, "Lajcak'ın güvenlik soruşturmasını incelemeye ve varsa iptal etmeye" çağırdı.
Lajcak, istifa etmişti
Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçen Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak, 31 Ocak'ta istifa etmişti.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde, "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülmüştü.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade edilmişti.
Londra Polisi, Epstein'le ilişkisi ortaya çıkan İngiliz Lord hakkında soruşturma başlattı
Londra Metropolitan Polisi, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen eski bakan, eski büyükelçi ve Lord Peter Mandelson hakkında inceleme başlattı.
Epstein'le olan ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından Eylül 2025'te 7 ay önce atandığı İngiltere'nin Washington Büyükelçiliği görevinden alınan Mandelson, geçen hafta İşçi Partisinden istifa etmesinin ardından bugün de Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etti.
Lordlar Kamarası Başkanı Michael Frosyth, bugün yapılan parlamento oturumunda, "Foy Baronu" unvanıyla Lordlar Kamarası üyesi olan Mandelson'un yarından geçerli olmak üzere üyelikten çekildiği bilgisini paylaştı.
Mandelson'un büyükelçilikten sonra sahip olduğu son kamu görevinden de çekilmesinin ardından İngiltere Kabine Ofisi, 72 yaşındaki politikacı hakkındaki belgeleri Londra Metropolitan Polisine teslim etti.
Kabine Ofisi'nden yapılan açıklamada, ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı belgeler ışığında bir inceleme yapıldığı ve bunların arasında 2008 krizi sonrası ekonomik istikrarı sağlamak için yapılan resmi faaliyetlerle ilgili piyasa hassasiyetine yönelik belgelerin yer aldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu bilgilere yalnızca resmi görevde bulunan kişilerin erişimi vardı. Bunların, mali fayda sağlama potansiyeli bulunan kişilere ulaşmasını engelleyecek sıkı kullanım koşulları vardı. Görünüşe göre bu güvenlik önlemleri ihlal edildi. Bu bilgiler ışığında Kabine Ofisi bu materyalleri polise sevk etti." ifadeleri kullanıldı.
Londra polisi, eski Büyükelçi'nin soruşturması kapsamında iki adreste arama yaptı
Londra Metropolitan Polisi Teşkilatında Yardımcı Komiser Hayley Sewart, yaptığı yazılı açıklamada, merkezi uzman suçlar birimine bağlı ekiplerin, Wiltshire ve Camden bölgelerindeki iki adreste arama kararı uyguladığını bildirdi.
Sewart, bu aramaların, "kamu görevinde suistimal" suçlamalarına ilişkin yürütülen ve devam eden soruşturma kapsamında yapıldığını belirterek, soruşturmanın 72 yaşındaki bir erkekle bağlantılı olduğunu kaydetti.
Şüpheli hakkında şu aşamada herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadığını ifade eden Sewart, soruşturmanın sürdüğünün altını çizdi.
Mandelson'a bakanlık veren eski Başbakan Brown: "Affedilemez ve vatanseverlikten uzak"
İngiltere'de 2007-2010 yılları arasında kurduğu hükümetinde Mandelson'a çeşitli bakanlıklar veren eski Başbakan Gordon Brown da elindeki bazı bilgileri Londra Polisiyle paylaştığını açıkladı.
Brown, yaptığı yazılı açıklamada, "Bugün, Lord Mandelson'ın piyasa hassasiyeti taşıyan gizli hükümet bilgilerini Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein'e ifşa etmesiyle ilgili soruşturmaya dair bilgileri, Londra Metropolitan Polis Şefi Mark Rowley'e ilettim. Bu, tüm hükümet ve ülke, birçok insanın geçim kaynaklarını mahveden küresel finans krizini ele almaya çalışırken yapılan affedilemez ve vatanseverlikten uzak bir eylemdir." ifadelerini kullandı.
Bu konuda geçen yıl Kabine Ofisi ile bir görüşme yaptığını ve bu görüşme kayıtlarını da polise ilettiğini vurgulayan Brown, "Konu artık polisin elinde." dedi.
Kabine Ofisi'nin ve Brown'un elindeki belgeleri teslim etmesinin ardından Londra Metropolitan Polisi, Mandelson'la ilgili soruşturma başlattıklarını duyurdu.
Londra Metropolitan Polisi Özel Uzmanlık Suçları Birimi yetkilisi Ella Marriott, yaptığı yazılı açıklamada ABD'de yayımlanan belgelerin ardından çok sayıda "Kamu görevinde usulsüzlük" ihbarı aldıklarını kaydetti.
Marriott, "Londra Metropolitan Polisi, 72 yaşındaki eski bir bakan hakkında kamu görevinde usulsüzlük soruşturması başlattı. Soruşturmanın parçası olarak bize sunulan tüm bilgileri değerlendirmeye devam edecek ve şu anda bu konuda daha fazla yorum yapmayacağız." ifadelerini kullandı.
Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmıştı
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Yazışmaların ardından görevden alınan Mandelson'la ilgili geçen hafta ortaya çıkan belgelerde ise Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmış, Mandelson'un reşit olmadığı belirtilen kız çocuklarıyla uygunsuz fotoğrafları yayımlanmıştı.
Mandelson, bu para transferini hatırlamadığını açıklamıştı.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıktı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Jagland'ın adının, 2 binden fazla belgede yer aldığı görülüyor.
Bu belgelere göre Jagland, Epstein ile yazışmalarında, yapacağı ziyaretlere ilişkin bilgiler veriyor.
Jagland, Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada Jagland, Epstein'ın adasının fotoğraflarını gördüğünü ve burayı ziyaret etmekten mutluluk duyacağını belirterek, "Bu arada, Hanne ve ben, onun 60. doğum gününü kutlamak için iki oğlumla Karayipler'de bir yere gitmeyi konuştuk (Bildiğin gibi, sadece genç kadınlarla devam edemem)." ifadelerine yer veriyor.
Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı adaya ziyaretinin planlandığı da ortaya çıktı.
Bir diğer yazışmada Jagland'dan, Epstein adasına yapacağı ziyaret için doğum tarihi gibi bilgileri isteniyor.
Jagland'ın Epstein ile yazışmaları, toplantıları, akşam yemeklerini ve hatta ailesiyle Epstein'ın evine yaptıkları ziyareti de içeren bir tatil yapıldığını gösteriyor.
İkilinin, yıllarca birçok konuda mesajlaştığı, ABD ve Avrupa'da sık sık bir araya geldiği de anlaşılıyor.
Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü Jagland takdim etmişti
2009'da dönemin ABD Başkanı Obama, "uluslararası diplomasi ve toplumlar arası işbirliğini güçlendirmek için gösterdiği çabalar" nedeniyle Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü.
Bu ödülü, 2009-2015 yıllarında Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten Jagland takdim etmişti.
Ödülün Obama'ya verilmesi, dünya genelinde eleştirilere neden olmuştu.
Öte yandan 1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009 ila 2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğini de üstlenmişti.
Belgelerde, Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın ismi 150'den fazla yerde geçiyor
Söz konusu dosyalarda Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın da ismi birçok yerde görülüyor.
Dosyaların yayınlandığı sitede, Tibetli ruhani liderin ismi 157 defa geçerken 2012'de atılan bir mailde Epstein, ismi bilinmeyen birine Dalai Lama'nın da katılacağı bir etkinliğe gideceğini belirtiyor.
Epstein'e yollanan 2015'deki bir mailde ise, mail sahibi Dalai Lama'nın öğrencilerinden biriyle tanışma fikrini ortaya atarak bu kişinin kendilerini Dalai Lama ile buluşturabileceğinden bahsediyor.
Epstein de ertesi gün yolladığı bir mailde, Dalai Lama'yı akşam yemeği için "ayarlamaya çalıştığını" vurguluyor.
Konuya ilişkin Dalai Lama'nın ofisinden henüz bir açıklama yapılmadı.
Tibet'in statüsü
Himalaya Dağları'nın kuzeyindeki 2,5 milyon kilometre genişliğindeki Tibet Platosu, deniz seviyesinden ortalama 4 bin 380 metre yüksekliğiyle "dünyanın çatısı" olarak adlandırılıyor.
Tarih boyunca yarı göçebe Tibet halkının yurdu olan bölge, 1951'de imzalanan 17 Nokta Anlaşması ile Çin Halk Cumhuriyeti egemenliğine girmişti. Pekin yönetimi, bunu "Tibet'in barışçıl özgürleşmesi" olarak adlandırmıştı.
Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama, 1959'daki bağımsızlık yanlısı ayaklanmanın başarısız olmasının ardından bölgeyi terk etmiş ve Hindistan'ın kuzeyindeki Dharmsala kentine yerleşerek sürgündeki Tibet meclisi ve hükümetini kurmuştu.
Çin, sürgündeki Tibet yönetimini tanımıyor ve 2010'dan bu yana Dalai Lama'nın temsilcileriyle hiçbir temasta bulunmuyor. Pekin yönetimi, Tibet'in 13. yüzyıldan bu yana Çin'in parçası olduğunu ve ayrı bir varlığının bulunmadığını öne sürerek, sürgündeki hükümeti ayrılıkçılıkla suçluyor.
Dalai Lama ve destekçileri ise Tibet'in, tarihin büyük bölümünde fiilen bağımsız olduğunu savunuyor.
Kuzey Makedonya, Epstein belgelerinde geçen "insan beyni örnekleri" iddiası üzerine soruşturma başlattı
Kuzey Makedonya Savcılığı, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan, "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği gerekçesiyle" soruşturma başlattı.
Savcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği" iddiası sonrası soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Açıklamada, soruşturmanın insan dokularının işlenmesi, dondurulması ve uluslararası taşınması süreçleri ile bu işlemlerde yasal ve etik standartlara uyulup uyulmadığına odaklanıldığı belirtildi.
Dosyanın, Organize Suç ve Yolsuzlukla Mücadele Temel Savcılığına teslim edildiği vurgulanan açıklamada, “Savcılık, yetkili makamlar, kurumlar ve sağlık kuruluşlarından resmi bilgi toplama yönünde adımlar atarak, insan dokuları ve biyomateryallerle olası yasa dışı işlemler ile izin ve onayların alınmasında ihmaller veya suistimaller olup olmadığını tespit etmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan söz konusu iddialar sonrası, Kuzey Makedonya Sağlık Bakanlığı, "bilimsel araştırma faaliyetlerinin sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğunu ve bakanlığın bu çalışmaların yürütülmesinde doğrudan yetkisinin bulunmadığını" bildirdi.
Bu arada, davaya ilişkin yayımlanan belgelerde yer alan bir mesajda, Epstein'ın, Kuzey Makedonya'dan temin edilen insan beyninin de kullanıldığı bir bilimsel araştırma hakkında bilgilendirildiği ifade ediliyor.
Harvard Profesörü Nowak'ın, yeni belgelerde Epstein adasına seyahat planladığı ortaya çıktı
Epstein'e ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, tartışmaların merkezindeki milyarderin Harvard Üniversitesindeki bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırdı.
Dosyalar arasında yer alan Şubat 2014 tarihli yazışmada, Prof. Nowak adına planlanan seyahate ilişkin detayların tartışıldığı görülüyor.
İsmi gizlenen gönderici, Nowak'a yolladığı e-postada, "Selam, Martin. İşte Jeffrey'nin adasına gitmek için biletlerin burada." ifadelerini kullanıyor.
Nowak'a, Anna Yermakova isimli birinin eşlik edeceğini belirten gönderici, uçakta oturacakları yerlere ilişkin bilgileri veriyor.
Nowak, seyahat planlarını içeren e-postayı, "Her şey iyi görünüyor. Çok teşekkürler." şeklinde yanıtlıyor.
E-postalara eklenen seyahat detaylarında, ikilinin Massachusetts eyaletine bağlı Boston kentinden uçakla ABD'ye ait Virgin Adaları'nda Epstein'in sahip olduğu adalara yakın Saint Thomas Adası'na varacağı, iki gün sonra da geri döneceği bilgisi yer alıyor.
Nowak için benzer seyahat planlarının 2012'de de yapıldığı, Epstein'in yazışmalara bizzat dahil olduğu görülüyor.
Ulusal basındaki haberlerde Epstein'in, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda "Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
"Ona işkence ettin mi?"
Belgelere göre, Epstein ve Nowak arasında dikkati çeken bir yazışma da Mart 2014'te yapıldı.
Nowak Epstein'e, "Casusumuz görevini tamamladıktan sonra yakalandı." diye bilgi veriyor.
Epstein'in de buna karşılık "Ona işkence ettin mi?" diye soruyor.
Mossad'a ilişkin belgelere yoğun karartma
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein dosyalarında uyguladığı sansürler tartışma konusu olmaya devam ederken, bir belgedeki karartmalar da dikkati çekti.
Larry Brayboy isimli birinin Kasım 2018'de gönderdiği e-postada, Epstein'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın adının İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile anıldığı görüldü.
Başlığı, "MOSSAD bağlantısı Trump Epstein Clinton Cinayet Çocuk Cinsel İstismarı Açığa Çıktı" olan bu e-posta, gönderildiği kişilerin adları siyah şeritlerle kapatılarak kamuoyuyla paylaşıldı.
Maxwell'in yeğeninin "dilek listesi"
Dosyalarda, Epstein'in eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'e Nisan 2002'de gönderilen bir e-posta da yer alıyor.
Maxwell'in yeğeni olduğu anlaşılan gönderici, mesajında "pis şeyler yapmak istediği" aktrislerden oluşan "dilek listesi"ni paylaşıyor.
Gönderici, henüz "tamamlanmamış" listesindeki oyuncuları Natalie Portman, Jennifer Love Hewitt ve Denise Richards şeklinde sıralıyor.
Maxwell de yeğeninden gelen e-postaya, "Dilek listeni aldım. İstediğin zaman genişlet." yanıtını veriyor.
Epstein dosyasında yeni detaylar ortaya çıkıyor
ABD Adalet Bakanlığının Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının bir kısmını kamuoyuyla paylaşması, tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Dosyalar arasında yer alan, Epstein'in Fransız diplomat Olivier Colom'a 2013'te gönderdiği e-postada, "Karayipler'deki adamdayım, kızlarla dolu bir akvaryumla birlikte." ifadeleri bulunuyor.
Kadınların farklı deniz canlılarına benzetildiği görüşmede, Epstein'den gönderilen başka bir e-postada, "Hayır, bazıları karides gibidir, kafasını atarsın ve gövdesini saklarsın." mesajına yer veriliyor.
İngiliz girişimci Nicole Junkermann da ismi soruşturma dosyalarında yer alanlar arasında.
Junkermann tarafından Epstein'e 2010'da gönderilen bir e-postada, "Benden bir çocuk sahibi olur musun? Bunu yapmak için en iyi yer neresi?" ifadeleri yer alıyor.
Epstein'e yönelik soruşturma kapsamında kamuoyuyla paylaşılan 3 milyondan fazla yeni dosya, özellikle sosyal medya kullanıcılarının hedef tahtası haline gelmiş durumda.
Epstein'den Bill Gates'e "fakir insanlardan kurtulma" sorusu
Dosyalarda yer alan Şubat 2011 tarihli bir yazışma da Epstein'in Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates ile bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırdı.
İsmi gizlenen bir göndericinin, Epstein'e yolladığı e-postada, "Bill Gates'e sorduğun 'Fakir insanlardan tamamen nasıl kurtuluruz?' sorusu üzerinde çok düşündüm ve bu konuda bir cevabım/yorumum var." yazdığı görülüyor.
Göndericinin, bunu telefonda tartışmak istemesi üzerine Epstein, "Her zaman arayabilirsin." yanıtını veriyor.
Epstein, yazışmanın devamında, "Ayrıca martta benim için bir günlüğüne geri gelecek, yani ona daha fazla soru sorabilirsin." ifadesini kullanıyor.
Gates, dün yaptığı açıklamada, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde nitelendirmiş ve onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söylemişti.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda Gates'ten gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Belgelerde adı geçen yazar Chopra'dan açıklama
Hindistan asıllı yazar Deepak Chopra, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yaptığı açıklamada, hakkında medyada yer alan haberlerle ilgili üzüntü duyduğunu bildirdi.
Chopra, yaptığı açıklamada, "Şunu açıkça belirtmek istiyorum, Hiçbir zaman suç teşkil eden veya istismara yönelik herhangi bir eyleme karışmadım, bunlara katılmadım. Kurduğum tüm temaslar sınırlıydı ve istismar faaliyetleriyle ilgisi yoktu." ifadesini kullandı.
Dosyalar arasında yer alan, Chopra'nın 8 Mart 2017'de Epstein'e gönderdiği bir e-posta sosyal medyada dikkati çekmişti.
Söz konusu e-postada Chopra'nın, "Tanrı bir kurgudur. Tatlı kızlar gerçektir." ifadelerini kullandığı görülmüştü.
"Zeki insanlar Yahudi"
Epstein’a Masha Drakova isimli birinden atılan mailde ise, "Zeki insanları bulmak için kriterler buldum. Ne kadar Yahudi olursan o kadar akıllı olursun. Sen yüzde 98 Yahudi olduğunu söyledin, çok akıllısın. Eski patronum yüzde 78 Yahudi. O da çok akıllı, ama senden daha az akıllı." ifadeleri kullanıldı.
Drakova, "yüzde 99,3 Yahudi olan" yakın bir arkadaşı ve iş ortağı olduğunu belirterek, onun "inanılmaz zeki" olduğunu iddia ediyor.
"Daha fazla Yahudi bulunmasında kaynak bulma işleminin" akrabalar aracılığıyla yapılabileceğini vurgulayan Drakova, bu kişilere DNA testi yaptırılmasını öneriyor.
Drakova, "yüzde 98 Yahudi olan" herkes için bir etkinlik düzenlenmesini ima ederek, bunların hiçbirinin dindar olmadığını kaydediyor.
Epstein dosyasında "İnsan avı" iddiası
Dosyalarda yer alan alıcısı ve göndericisi gizli 11 Aralık 2002 tarihli e-postada "Adada kızlar için hazine avından bahsedebilir miyiz... 4 Ocak'ta orada olacağız... Bana özel telefon numaranı ver... Beni özledin mi??? Sevgiler. Sevgiler." ifadeleri bulunuyor.
Yılı belli olmayan 1 Ocak tarihli, göndericisi ve alıcısı gizli, "çulluk avı sona erdi, ay kriketleri çantada" konulu e-postada ise, "Tahmin et ne oldu? Onlar zenci." ifadelerine rastlanıyor.
Ayrıca, 24 Ekim 2016 tarihli, alıcısı ve göndericisi gizli e-postada "Anladım! Harika bir yaşlı adam ve harika bir av! Bankacılarım dikkatli olmalı..." mesajına yer veriliyor.
Aynı konuşmada e-posta adresi gizlenen ancak altında Fransız Banker Ariane de Rotschild'ın ismi yazan başka bir mesajda, "Teşekkürler. Heyecan verici bir av..." ifadeleri bulunuyor.
Söz konusu e-postaların yer aldığı dosyalar, sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekerek birçok paylaşımda kullanıldı.
Epstein ve Rupert Murdoch ilişkisi
İsmi bilinmeyen bir kişinin Epstein'a 18 Ağustos 2012 tarihinde yolladığı e-postada Epstein'ın "Ian, Rupert Murdoch ve eşinin yanında kalıyor... benim durumum bu." yazdığı görüldü.
E-postada ismi sansürlenen kişinin ise Epstein'ın da Murdoch'un yanında kalıp kalmadığını sorguladığı gözlemlendi.
Epstein dosyasındaki belgelerde bilim insanı Hawking'in cinsel istismar iddialarına karışması dikkati çekti
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili kamuoyuyla paylaşılan belgelerde adı geçen bilim insanı Stephen Hawking'in, Epstein ile arkadaş olma olasılığı ve cinsel istismar iddialarına karışması dikkati çekti.
ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının birçoğunda bilim insanı Hawking'in adı da yer alıyor.
Uluslararası basında çıkan haberlere göre, Hawking'in ismi Epstein dosyasında 200'den fazla yerde geçiyor.
Dosyalarda yer alan Haziran 2015 tarihli bir e-postada, ismi belirsiz kişinin Epstein'den, bilişsel psikolog ve yazar Steven Pinker'ın röportaj talebi için Hawking'in iletişim bilgilerini istediği bir mesaj yer alıyor.
Kasım 2013 tarihli bir başka e-postada ise ABD'li iş insanı Steven Sinofsky Epstein'e, Microsoft için televizyon reklamı yapan kişilerin Hawking'e seslendirme yapması için teklifte bulunmak istediklerini belirtiyor.
Sinofsky, Epstein'e gönderdiği e-postada bu konuda ne düşündüğünü ve yardım etmek isteyip istemediğini soruyor.
ABD'li bilim insanı Roger Schank'ın Epstein'e gönderdiği Aralık 2014 tarihli e-postada ise "Hawking, Al'ın (artificial intelligence-yapay zeka) ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmadan Al'dan korkuyor; endişelenme Steve." ifadesi yer alıyor.
Siyasi danışman James P. McGee'nin 15 Mart 2018 tarihinde Epstein'a Hawking'in hayatını kaybetmesi nedeniyle ulaştığı gözlemlenirken, McGee Epstein'a yolladığı e-postada "Uzun zaman oldu ama Stephen Hawking'in vefatı nedeniyle taziyelerimi sunmak istedim. Birlikte çalıştığınızı ve geçmişte senin bazı konferanslarına katıldığını biliyorum." ifadelerini kullanıyor.
İsmi sansürlenmiş başka bir kişinin de Epstein'a aynı konudan ulaştığı görülürken, bu kişi Epstein'a 14 Mart 2018'de yolladığı e-postada "Cenazesine katılacak mısın? O benim en sevdiğim astronomumdu ve görünüşe göre haylaz biriydi de." ifadelerine yer veriyor.
Mesajlaşmalar Hawking'in Epstein ile arkadaş olduğu yönünde
Belgelerde yer alan 2018 tarihli ve Hawking'in ölümünden bir gün sonra atıldığı anlaşılan bir mesajda, Epstein'a Hawking'in ölümünden dolayı başsağlığı dilendiği görülüyor.
2017 tarihli alıcısı belli olmayan bir mesajlaşmada ise Epstein'in "Hawking benim adama geldiğinde ve hayalinin dalış yapmak olduğunu söylediğinde, kafasını yüksek sırtlı bir sandalyeye bantladım ve onu özel bir denizaltıya bindirdim, çok eğlenceliydi." ifadelerini kullandığı görülüyor.
Belgelerde eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'e "ortak savunma" başlığıyla gönderdiği bir e-postada Epstein, Maxwell'in Bill Clinton ile Ehud Barak'ın adaya hiç gelmediğini bildiğini belirtiyor.
Aynı e-postaya göre Epstein'in, Stephen Hawking'in "herhangi bir cinsel ilişkiye karışmadığı bilgisinin" Maxwell'de bulunduğu ifadesini mahkemeye sunmayı planladığı anlaşılıyor.
Hawking'e dair cinsel istismar iddiası
Amerikalı iş adamı Andrew Farkas, 11 Ocak 2015'te Epstein'e yolladığı e-postada, Hawking hakkında cinsel istismar iddiaları olduğunu kaydederek, "Şaka yapmıyorum, yerel gazeteler Stephen Hawking'in adada reşit olmayan kızlarla cinsel ilişkiye girdiğini öne sürüyorlar." ifadesini kullanıyor.
E-postalardan birinde ise Epstein bilinmeyen bir kişiye, mağdur ettikleri kişilerden olduğu tahmin edilen bir kadının Hawking ile "cinsel ilişkiye" girdiğini söylediği mesajını yolluyor.
Başka bir e-postada Epstein ile Lawrence Krauss arasındaki konuşmada Epstein, Krauss'a suçlamaları reddetmesi ve bunun yayınlanmaması durumunda olayın "görünür" hale geleceği uyarısını yapıyor.
Krauss ise Karayipler'deki bir adada Hawking ile "cinsel ilişki partilerine" katıldıkları gibi "asılsız" iddialar olduğunu savunuyor.
Krauss, başka bir mailinde Ben Smith isimli gazeteciye, hakkında yanlış olduğu ortaya çıkan bir iddiadan yola çıkan muhabirlerinin buna rağmen çevresini rahatsız ettiğini ima ediyor.
Epstein'i "daha fazla şeytanlaştırmayı reddetmesinden sonra suçlamalara maruz kaldığını" ima eden Krauss, Smith'e kendisini savunan uzun bir e-posta yolluyor.
Krauss, yakın çevresinin bu konuda "tacize uğradığını" savunarak e-postasını "Yazıklar olsun." ifadesiyle bitiriyor.
Epstein, Bill Clinton ve Hawking'e yönelik iddiaları tartışıyor
Dosyalar içerisinde Epstein ile eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell arasındaki yazışma da Hawking bağlantılarına yönelik şüpheleri artırdı.
Epstein, Ocak 2015'te Maxwell'e, ismi gizlenen birinin ortaya attığı suçlamalara ilişkin e-posta gönderiyor.
Bunlardan "en güçlüsünün" mağdurlardan birinin eski ABD Başkanı Bill Clinton ile akşam yemeği yediği iddiası olduğunu belirten Epstein, bir yenisinin de Hawking'in Virgin Adaları'nda reşit olmayan kişilerin cinsel istismarında yer alması olduğunu ifade ediyor.
Epstein, bu iddiaların sahte olduğunu kanıtlayabilecek herhangi bir kişiye "ödül verilmesine" yönelik kampanya başlatılmasını öneriyor.
Maxwell'in bu fikri uygun bulmaması üzerine de Epstein, şaka yaptığını savunuyor.
Ulusal basında Epstein'in, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı biliniyor.
Epstein ve Hawking'in Dallas'taki kulüpte görüldüğü iddiası
Dosyalar arasında, ABD Federal Soruşturma Bürosuna (FBI) ait olduğu görülen Ağustos 2019 tarihli bir belge de bulunuyor.
Belgeye göre ismi gizlenmiş bir muhbir, görüşme yaptığı bir FBI ajanına Epstein davasına ilişkin bilgi veriyor.
Muhbir, ABD'nin Texas eyaletine bağlı Dallas kentinde erkeklere özel bir kulüpte 2011'de pek çok tanınmış ismi gördüğünü söylüyor.
Bunlar arasında Epstein ve Hawking bulunduğunu belirten muhbir, kulüpte bazı "Rusya bağlantılarını" ve şarkıcı Michael Jackson'ı da gördüğünü ifade ediyor.
Muhbir, Epstein'in mağdurlarının sadece kız olmadığını vurguluyor.
Epstein'in ABD'li yönetmen Woody Allen'ın Beyaz Saray ziyareti için aracı olduğu ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığının Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının bir kısmını kamuoyuyla paylaşmasının ardından ABD'li yönetmen Allen ile Epstein arasındaki bağlantının yeni ayrıntılarına ulaşıldı.
Kayıtlarda, Allen ve eşi Soon-Yi Previn ile Epstein'in New York'ta komşu olduğu ve üçlünün akşam yemeklerinde sık sık bir araya geldiği görülüyor.
Belgeler, Epstein'in, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray Danışmanı Kathryn Ruemmler aracılığıyla çift için Beyaz Saray turu talep ettiğini ortaya koydu.
Yazışmalarda Epstein'in Mayıs 2015'te Ruemmler'a gönderdiği bir e-postada, "Soon-Yi'yi Beyaz Saray'a götürebilir misin? Woody'nin siyasi açıdan çok hassas olduğunu varsayıyorum." yazdığı, Ruemmler'ın da "İkisine de Beyaz Saray'ı gösterebileceğime eminim." şeklinde cevap verdiği görülüyor.
Associated Press ajansının (AP) Beyaz Saray kayıtlarına dayandırdığı haberinde de Allen, Previn ve Ruemmler'ın Obama'nın Hawaii'de bulunduğu sırada 27 Aralık 2015'te pazar günü söz konusu ziyareti gerçekleştirdiği belirtiliyor.
E-postalarda ayrıca Epstein'in, Allen'ın film gösterimlerine birçok kez katıldığı ve filmlerini kurgulama sürecini izlemek üzere temaslarda bulunduğu ortaya çıktı.
Epstein dosyalarında Belçika’ya uzanan temas ve siyasi etki iddiaları
The Brussels Times, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein dosyalarında Belçika'yla ilgili iddiaları derledi.
Prens Laurent’in adının bir e-posta yazışmasında geçmesinin ardından Belçika’da 2018’de yaşanan hükümet krizine ilişkin dikkati çekici bir iddia da ortaya çıktı.
Buna göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk dönemindeki danışmanlarından Steve Bannon'un, Epstein ile yaptığı yazışmalarda 2018’de Belçika hükümetinin düşmesinde rol oynadığı öne sürüldü.
Belgelerde Bannon'un Brüksel’de 8 Aralık 2018'de yaptığı konuşmadan söz edip hükümetin bu konuşmadan 5 saat sonra düştüğü iddiasına yer verildi.
Belçika’da 2018’de yaşanan hükümet krizi, esas olarak BM Küresel Göç Mutabakatı konusunda koalisyon ortakları arasında çıkan anlaşmazlıktan kaynaklanmıştı. Başbakan Charles Michel’in mutabakatı desteklemesi üzerine, koalisyonun en büyük ortağı olan Flaman milliyetçi N-VA partisi hükümetten çekilmiş ve Michel azınlık hükümetiyle devam etmek zorunda kalmıştı.
Koalisyonun dağılmasının ardından parlamentoda destek bulamayan Michel, Aralık 2018’de istifasını sunmuş, böylece hükümet düşmüştü.
Brüksel'de temas arayışı
Belgelerde ayrıca Epstein’in Avrupa’da akademik kurumlar, araştırma projeleri ve çeşitli girişimler üzerinden bağlantılar kurmaya çalıştığını gösteren yazışmalar da yer aldı.
Yazışmalarda Epstein’in özellikle bilimsel araştırma, teknoloji ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren kurumlarla temas kurma girişimlerinden söz edildiği görüldü.
Bu çerçevede Epstein’in Belçika’da da temas arayışında olduğu, Brüksel merkezli akademik ve uluslararası çevrelere ulaşmaya çalıştığı anlaşıldı.
Prens Laurent’in Epstein bağlantısı
Belgelerde ilk olarak Epstein’in bir yardımcısına, prensin iletişim bilgilerini ilettiği görülmüştü.
Dosyalarda, Epstein ile Belçika kraliyet ailesi arasında kurumsal veya düzenli bir temas olduğuna dair bir bulgu yer almazken Prens Laurent, iddiaların ardından Belçika resmi haber ajansı Belga’ya yaptığı açıklamada Epstein’in davetlerini reddettiğini ve onunla herhangi bir etkinliğe katılmadığını belirtmişti.
Laurent, geçmişte Epstein ile iki kez kısaca görüştüğünü ancak bu görüşmelerin sosyal çevreler aracılığıyla gerçekleştiğini ve herhangi bir ortak faaliyet içermediğini ifade etmişti. Belçika makamları tarafından konuya ilişkin açılmış bir soruşturma bulunmadığı da bildirilmişti.
Epstein'in intihar ettiği iddia edilen gecenin kamera kayıtlarında yeni bir kişi tespit edildi
ABD merkezli CBS kanalının uzman görüşleriyle desteklediği analiz haberinde, Adalet Bakanlığının Epstein'le ilgili paylaştığı son belgelerin, milyarder iş adamının intihar ettiği iddia edilen gece, daha önceki resmi raporların aksine turuncu elbiseli bir kişinin daha olay mahallinde bulunduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
Haberde, "Adalet Bakanlığı tarafından yeni yayımlanan uzman görüşleriyle desteklediği analiz haberinde, Jeffrey Epstein'in ölüm gecesine ait güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen müfettişlerin, 9 Ağustos 2019'da saat 22.39 civarında Epstein'in hücresinin bulunduğu izole ve kilitli kata doğru merdivenlerden yukarı çıkan turuncu renkli bir cisim gözlemlediklerini gösteriyor." ifadelerine yer verildi.
Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin Epstein'in tutuklu bulunduğu Metropolitan Cezaevi'ndeki videonun inceleme raporlarında yer alan "L Katı merdivenlerinden yukarı doğru turuncu bir şeyin çıktığı görülüyor. Muhtemelen o kata çıkarılan bir mahkum olabilir." ifadesinin, yetkililer tarafından "daha önce bildirilmemiş bir şeye işaret ettiği" ve Adalet Bakanlığı müfettişlerinin raporuyla çeliştiği vurgulanan haberde, şunlar kaydedildi:
"Yeni kayıtlar, o akşam geç saatlerde Epstein'in kaldığı katın yakınındaki faaliyetler hakkında daha fazla soru işareti uyandırıyor."
Adalet Bakanlığının belgelerinde aynı saat ve dakikadaki kayıt incelenmiş ve söz konusu şahıs için turuncu "çarşaf veya yatak takımı" taşıyan "kimliği belirsiz" bir cezaevi memuru olabileceği yorumuna yer verilmişti.
Cezaevindeki nöbetçi memurlara turuncu elbiseli kişi hakkında soru sorulmadı
Adalet Bakanlığı ve FBI raporları incelendiğinde, Epstein'in öldüğü gece nöbetçi olduğu tespit edilen görevlilere son kayıtlarda bahsi geçen turuncu elbiseli kişiyle ilgili hiçbir sorunun yöneltilmediği ortaya çıktı.
Ayrıca raporlarda, olay gecesi Epstein'in hücresinin bulunduğu katta nöbetçi olan Tova Noel isimli kadın görevlinin, binadaki mahkum sayısının gecenin bir bölümünde bir kişi eksik çıkmasıyla ilgili 2019 yılında sorgulandığı tespit edildi.
Noel, ifadesinde, aynı gece binadaki mahkum sayısının saat 22.00 ile 03.00 arasında 73 olan mahkum sayısını 72 olarak kaydetmesiyle ilgili "muhtemelen yanıldığını" ve sayının değiştiğini hatırlamadığını belirtti.
Eski FBI Başkan Yardımcısı Dan Bongino da geçen yaz Fox News kanalına verdiği bir röportajda, Epstein'in ölüm gecesi, aynı katta bir güvenlik görevlisinin dışında kimsenin bulunmadığını, "görüntülerin gayet açık" olduğunu iddia etmişti.
O gece kayıt yaptığı bilinen tek kamera, Epstein'in hücresine giden merdiveni kısmen gizleyecek şekilde konumlandırılmış, diğer açıdaki kameranın ise kayıt yapmadığı öne sürülmüştü.
Reşit olmayan kız çocuklarına fuhuş tuzağı kurmaktan hükümlü Jeffrey Epstein'in şüpheli şekilde öldüğü hapishaneyle ilgili paylaşılan son görseller, olay gecesi yaşananlar ve Epstein'in ölüm sebebiyle ilgili şüpheleri gidermek yerine daha da artırdı.
Epstein'in küçük kardeşi Mark Epstein, uzun zamandır ağabeyinin cinayete kurban gittiğine inanıyor.
Epstein'in diplomasız çalıştığı okulun eski müdürü ile eski ABD Adalet Bakanı'nın baba-oğul bağı tartışma konusu
ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan belgede Epstein'in, 1974'te Manhattan'daki Dalton School'da fizik ve matematik öğretmeni olarak çalışmaya başladığının, aynı yılın haziran ayına kadar okulun müdürlüğünü Donald Barr'ın yaptığının ve görevi sırasında "birkaç alışılmadık işe alım gerçekleştirdiğinin" bilindiği belirtiliyor.
Belgede Barr hakkında, "Ancak Epstein'in işe alınmasında doğrudan bir rolünün olup olmadığı belli değil." ifadesi kullanılıyor.
Epstein'in Barr'ın okuldan ayrılmasından üç ay sonra "yeterlilik belgesi olmamasına rağmen okulda ders vermeye başladığı" ve "reşit olmayan öğrencilere karşı uygunsuz davranışlarda bulunduğunun iddia edildiği" kaydediliyor.
ABD ve İngiliz basınında ise Epstein'in Dalton School'daki öğretmenlik kariyerinin önünü açan kişinin Donald Barr olduğuna ilişkin haberler bulunuyor.
Sosyal medyadaki birçok kullanıcı da daha sonra Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) haline gelen ABD Stratejik Hizmetler Ofisi (OSS) yetkilisi olarak çalışan Barr'ın, alımdan kısa süre önce müdürlük yaptığı okulda Epstein'in öğretmen olarak çalışmasının şüpheli bir durum olduğu yorumunu paylaşıyor.
Donald Barr'ın oğlu William Barr'ın, Epstein'in öldüğü tarihte adalet bakanı olması da dosyaların kamuya açılmasının ardından sosyal medyada çok konuşulan bir konu haline geldi.
Bir sosyal medya kullanıcısının, "Ağustos 2019'da Epstein'in 'yüksek güvenlikli' hapishane hücresinde ölü bulunmasından sadece birkaç saat sonra dönemin Adalet Bakanı William Barr, onun intihar ettiğini açıkladı. Herhangi bir soruşturma yürütülmeden erken bir açıklama yapıldı." şeklindeki yorumunun birçok kişi tarafından paylaşılması dikkati çekiyor.
Epstein'in hala yaşadığına dair iddialar
Sosyal medyada, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunan Epstein'in hala hayatta olduğuna dair iddialar da ortaya atıldı.
Bu iddialara Epstein'in YouTube ve Fortnite isimli oyundaki kullanıcı adı "littlestjeff1" gerekçe gösteriliyor.
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde “Fortnite Tracker” adlı sitede “littlestjeff1” adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülüyor.
İddialar, Epstein'in Fortnite hesabının, ölümünden 4 yıl sonra İsrail'den aktif kullanıldığına işaret ediyor.
"Sanırım onu değiştirdiler"
Belgelerin arasında tarih kısmı Epstein'in ölümünden 4 gün sonrasını gösteren rapor da sosyal medyada şüphe uyandırdı.
Mahkeme celbi üzerine oluşturulduğu öne sürülen raporda Epstein'in öldüğü 10 Ağustos 2019 gününden anonim kişinin sözlerine yer veriliyor.
Söz konusu kişi, "Dün gece 0415 sayımından sonra onu düz kelepçeleyip tekerlekli sandalyeyle revire götürdüler ama triyajdaki tek bir hemşire dahi onunla konuştuğunu söylemiyor. Sonra bir kamyonetin geldiğini öğrendik. Yargıç kararı yoksa hafta sonları tahliye yapmıyoruz. Sonrasında öğrendik ki tek kişilik hücreye alınmış ve kendini asmış. Mesele şu: Kamyonet kayıtlara giriş yapmadı ve plaka numarasını da kaydetmemişiz. Kapıdan içeri alan nöbetçinin dediğine göre kamyonetin arkasında yeşil asker üniformalı biri de varmış. Millet, şu anda titriyorum, sanırım onu değiştirdiler." ifadelerini kullanıyor.
Bu ifadelerin, "Roberto Grijalva" isimli cezaevi görevlisinin "4chan" adlı çevrim içi forumda yaptığı yorumun aynısı olduğu öne sürülüyor.
Ağustos 2019 tarihli belgede de Grijalva'nın, Epstein'in ölümünden bir gün önce New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'nde nöbette olduğu görülüyor.
ABD'li Senatör Graham'ın ismi 100'den fazla belgede yer alıyor
ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan bir belgede, ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın da konuşmacılar arasında olduğu Senato Yargı Komitesinin, FBI denetimi hakkında düzenlediği duruşmanın dökümü yer alıyor.
Dosyadaki 9 Ekim 2018 tarihli bir başka belgede, Richard Kahn adlı şahsın Epstein'e, Washington Examiner'de yayımlanan "Lindsey Graham, Trump'ın kabinesine katılmaya 'hiç ilgi duymuyor'" başlıklı haberin linkini gönderdiği görülüyor.
Benzer olarak 5 Aralık 2018 tarihli belgede, Epstein'den Jabor Y isimli şahsa gönderilen e-postada, Fox News'da yayımlanan "Lindsey Graham, Muhammed bin Selman'ı sert bir şekilde eleştirerek, ABD'nin ona Cemal Kaşıkçı konusunda göz yumamayacağını söyledi" başlıklı haberin linki bulunuyor.
Ayrıca 3 Ağustos 2020 tarihli, Steve Baer'den Alan Dershowitz'e gönderilen e-postada, "bilgilendirme" kısmına gizli ve açık şekilde çok fazla kişinin eklendiği görülüyor.
Graham'ın da "bilgilendirme" kısmındaki isimler arasında yer aldığı e-postada, şu ifadeler yer alıyor:
"Alan? Epstein ve onun misafirperverliğinden yararlananlar (Clinton, Barak, Wexner, Maxwell, Andrew, Trump, Dersh vb.) için yaptığın (mükemmel) savunma çalışmasının yanı sıra bariz tuzak/şantaj operasyonlarında herhangi bir operasyonel rolün oldu mu? Şimdi, Yaradan'la barışmak için iyi bir zaman olduğunu düşünmüyor musun? Tartışmaktan memnuniyet duyarım. Shalom."
Zuckerberg'in adı Epstein dosyalarında
ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarında, Meta'nın kurucusu ve CEO'su Mark Zuckerberg'in adı da 300'ü aşkın belgede yer alıyor.
Dosyada yer alan 20 Mayıs 2012 tarihli belgede, Epstein, ismi belirsiz bir kişiden gönderilen "Mark Zuckerberg, Priscilla Chan ile evlendi" başlıklı haberin linki ve "İnanamıyorum, çok üzücü. Onun (Priscilla Chan) yerinde ben olabilirdim. Haha." mesajına, "O (Zuckerberg) eşcinsel." yanıtını veriyor.
Aynı kişiden gönderilen "Emin misin? mesajı üzerine Epstein, "Bencil domuz." ifadesini kullanıyor.
Dosyadaki 5 Ağustos 2015 tarihli başka bir belgede, Epstein'in asistanından Zuckerberg'e, "Merhaba Andrea. Jeffrey Epstein, geçen pazar gecesi Baume Restaurant'ta Reid Hoffman/Peter Thiel'in düzenlediği akşam yemeğine katıldı. Partide Mark, Jeffrey'den kendisine iletişim bilgilerini göndermesini istedi...Lütfen aşağıdaki bilgileri Mark'a iletir misin?" mesajını içeren bir e-posta gönderiliyor.
Aynı tarihte akşam saatlerinde Epstein'in, Zuckerberg'e attığı e-postada, Reid Hoffman ile yediği akşam yemeğinden, fonladığı bilim dallarından, paranın nasıl kullanılacağından, bazı dünya liderlerine çiftliğinde karmaşık finansal sistemde servet yönetimini anlattığından söz ederek, yazışmayı "Thiel, bu hafta sonu çiftliğe gelebilir, siz de gelebilirsiniz. Oldukça sıra dışı ve özel bir yer." ifadesiyle bitirdiği görülüyor.
Epstein belgelerinde, insan ticaretiyle mücadele eden kuruluşun İngiliz üyesine "kadın gönderildiği" yer aldı
The Times gazetesinin haberine göre, ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan belgelerde, insan ticaretiyle mücadele eden "Not For Sale" adlı sivil toplum kuruluşunun yönetiminde yer alan İngiliz iş insanı Lea ile Epstein arasındaki bağlantılara dair yazışmalar tespit edildi.
Yazışmalarda, Epstein'ın, Lea ile görüşmesi için bazı kadınları yönlendirdiği ve bu buluşmaları organize ettiği görüldü. Yazışmalar, Epstein'ın bir kadını Lea ile akşam yemeği yemesi için ayarladığını, kadına ne giyeceği konusunda tavsiyede bulunduğunu ve söz konusu buluşmanın hem "iş hem de sosyal" amaç taşıdığını ifade ettiğini gösterdi.
Belgelerde yer alan e-postalarda, söz konusu kadının Epstein'e, buluşmanın "iş mi yoksa özel görüşme mi" olduğu yönünde soru sorduğu, Epstein'ın ise "ikisi de" yanıtını verdiği görüldü. Aynı yazışmalarda Epstein'ın, Lea için "zengin ve çevresi sınırlı" gibi ifadeler kullandığı da kayıtlara geçti.
Epstein, bazı sosyal etkinliklerde kadınların katılımını organize ediyordu
Epstein belgeleri, Lea'nın 2009 yılı sonlarında Epstein ile tanıştığını, 2010 yılında düzenli temaslarının sürdüğünü ve iki isim arasında 2016'ya kadar aralıklı iletişim bulunduğunu ortaya koydu. Ayrıca, Epstein'ın, Lea için Palm Beach ve New York'ta düzenlenen bazı sosyal etkinliklerde kadınların katılımını organize ettiği yönünde ifadeler de yer aldı.
Yazışmalara göre, Epstein'ın yakın çevresinde yer alan eski manken ajansı yöneticisi Jean-Luc Brunel'den, Lea için çok sayıda modelin davet edildiği yemek organizasyonu ayarlamasını istediği, Brunel'in de bu talebi yerine getirdiği görüldü.
Dosyalarda, Lea'nın Epstein'ın suç geçmişi ve faaliyetlerinin kapsamı hakkında o dönemde ne bildiğinin net olmadığına dikkat çekildi.
Lea, 2011'de ticari ve cinsel amaçlı sömürüyle mücadeleyi hedefleyen ABD merkezli "Not For Sale" adlı kuruluşun yönetim kuruluna atanmıştı. Kuruluş, zorla çalıştırma ve ticari cinsel sömürüyle mücadele kapsamında 12 ülkede faaliyet yürütüyor.
Özel sermaye şirketi Lion Capital'in kurucularından olan Lea, AllSaints başta olmak üzere birçok küresel markaya yatırım yapan iş insanı olarak biliniyor.
İngiliz basını, konuya ilişkin görüş almak üzere Lea ile temasa geçildiğini, ancak haberin yayımlandığı ana kadar yanıt alınamadığını bildirdi.
Jean-Luc Brunel, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamaları kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2022'de cezaevinde ölmüştü. kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
ABD'de Kongre üyeleri, Epstein dosyalarını sansürsüz şekilde inceleyebilecek
ABD Adalet Bakanlığının gönderdiği mektuba göre, Kongre üyeleri, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlanan 3 milyondan fazla belgenin sansürsüz hallerine 9 Şubat'tan itibaren erişebilecek.
Kongre üyelerinin sansürsüz belgeleri incelemek için 24 saat öncesinde bakanlığa bildirimde bulunmaları gerekirken, belgeleri yalnızca bakanlıktaki bilgisayarlarda inceleyebilecekler.
Belgeleri inceleyecek Kongre üyelerinin not almalarına izin verilirken, elektronik kopya oluşturmalarına ise müsaade edilmeyecek.
Dosyalarda yeni isimler göze çarpıyor
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlandığı belgelerde, avukat ve eski Beyaz Saray Danışmanı Kathy Ruemmler'in ismi yer alıyor.
Dosyadaki 19 Eylül 2014 tarihli e-postada, asistan Lesley Groff'un Epstein'e, Ruemmler'in 24-25 Eylül'de New York'ta olacağı ve eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'la ayarlanan toplantılara katılmaktan memnuniyet duyacağına dair bir hatırlatma mesajı gönderdiği görülüyor.
15 Temmuz 2014'te ise Groff, Epstein'e "Kathy Ruemmler 18 Temmuz Cuma günü 12.30'da öğle yemeğine gelecek." ifadelerini içeren bir e-posta yolluyor.
Ayrıca 22 Nisan 2015'te ismi belirsiz bir kişi, Jojo Fontanilla'ya gönderdiği başka bir e-postada, "Jojo, Jeffrey'nin Kathy Ruemmler'a götürmeni istediği bir hediyesi var... lütfen beni görmeye gel..." mesajını iletiyor.
New York Giants'ın başkanı Tisch ve Epstein ilişkisi
Dosyalarda, Amerikalı film yapımcısı, iş adamı ve Amerikan Futbolu Ligi (NFL) takımı New York Giants'ın başkanı Steve Tisch'in Epstein ile konuşmaları da yer aldı.
Tisch'in 26 Nisan 2013 tarihinde Epstein ile e-posta yoluyla yaptığı konuşmada, "Az önce asistanının arkadaşıyla öğle yemeği yedim. Çok tatlı bir kız. Onun hakkında bir şey biliyor musun?" dediği görüldü.
Konuşmada, Epstein Tisch'e bahsettiği kişiyi tanımadığını ancak soracağını söylerken, Tisch'e müstehcen bir şekilde tanımladığı başka bir kadınla iletişime geçip geçmediğini sordu.
Tish, bu e-postaya verdiği cevapta Epstein'a kişi hakkında "Profesyonel mi yoksa sivil mi?" sorusunu yöneltti.
Birçok kişi, suçunu kabul etmesinin ardından Epstein ile konuşmaya devam etmiş
The Wall Street Journal'ın dosyalara dair yaptığı analizde, birçok önemli ismin, Epstein'ın Haziran 2008'de suçlu olduğunu kabul ettikten sonra bile kendisiyle iletişim kurdukları saptandı.
Analizde, ünlü dilbilimci Noam Chomsky, Moda ajansı Next Models'ın kurucusu Faith Kates, Avukat David Schoen, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson, Psikolog ve bilim insanı Stephen Kosslyn, Prens Andrew, İngiliz iş insanı Richard Branson, Avukat ve eski Beyaz Saray Danışmanı Kathy Ruemmler, ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon'ın Epstein ile bu tarihten sonra konuştuğu görüldü.
Fortnite'tan oyun platformundaki "littlestjeff1" hesabına ilişkin açıklama
Fortnite adlı oyunun ABD merkezli X şirketine ait sosyal medya platformundaki resmi hesabından, ‘littlestjeff1’ kullanıcı adının oyun platformunda aktif olmasının Jeffrey Epstein’in hayatta olduğuna kanıt olarak sunulmasına yönelik iddialara ilişkin bir açıklama yapıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bu, bir Fortnite oyuncusunun yaptığı hileydi. Birkaç gün önce, mevcut bir Fortnite hesabı sahibi, YouTube'da 'littlestjeff1' adının ortaya çıkmasının ardından, kullanıcı adını tamamen alakasız bir ad olan 'littlestjeff1' olarak değiştirdi. 'Fortnite Tracker' yalnızca mevcut adınızı gösterir, önceki değişiklikleri göstermez. Epic (Epic Games oyun şirketi) hesap sisteminde, kamuya açık belgede atıfta bulunulan kişinin e-posta adreslerine ilişkin herhangi bir kaydımız bulunmamaktadır. Kamuya açık belgenin yayınlanmasından bu yana, insanlar benzer görünümlü e-posta adresleri ve kullanıcı adlarıyla Fortnite hesapları oluşturmuştur."
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde "Fortnite Tracker" adlı sitede "littlestjeff1" adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülmüştü.
Der Spiegel: Epstein’in suç ortağı Maxwell Almanya’da düzenlenmiş basın kartına sahipti
Alman Der Spiegel dergisinin haberinde, ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarında Alman Gazeteciler Birliğince (DJU) düzenlenmiş bir basın kartı kopyasının yer aldığı belirtildi.
Buna göre Maxwell’in dünyanın en büyük gazeteciler birliği olan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'nun (IFJ) basın kartına sahip olduğu aktarılan haberde, basın kartında isminin altında "DJU in Ver.di, Germany" yazdığı, DJU'nun Birleşmiş Hizmet Sektörü Sendikasına (Ver.di) bağlı olduğuna işaret edildi.
Haberde, Marion Ghislaine Noelle Maxwell adına düzenlenmiş basın kartında, Maxwell’in bir vesikalık fotoğrafı ve geçerlilik süresi olarak da 15 Eylül 2017 tarihi yazıldığı vurgulanarak, "Jeffrey Epstein’in suç ortağı Maxwell Almanya’da düzenlenmiş uluslararası basın kartına sahipti." ifadesi kullanıldı.
Maxwell'in basın kartına sahip olmasının sorulara yol açtığına dikkati çekilen haberde, DJU’nun basın kartını sadece üyelerine verdiğinin, bunun ön şartının da gazetecilik yapmak olduğunun altı çizildi. Haberde, Maxwell’in ise gazeteci olarak, özellikle de Almanya’da çalıştığının bilinmediği ifade edildi.
Derginin haberinde, Maxwell’in Boston'daki bir UPS şubesinde kimlik olarak söz konusu basın kartı ile İngiltere ehliyetini ibraz ettiği için bu belgelerin Epstein soruşturma dosyalarında yer aldığı aktarıldı.
Maxwell’in DJU’ya üye olup olmadığının bilinmediği, Ver.di’nin bir temsilcisinin DJU’nun prensip olarak kimin üye olup olmadığına ilişkin bilgi vermediğini söylediği aktarılan haberde, 2017'ye kadar geçerli olan basın kartının 2015 veya 2016’da düzenlenmesi gerektiğinden dolayı Maxwell'in başvurusuna ilişkin verilerin de mevcut olmadığının varsayıldığı kaydedildi.
Haberde, Epstein'ın eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Maxwell'in babasının medya baronu Robert Maxwell olduğu anımsatıldı.
Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama, Epstein ile bağlantısının bulunmadığını savundu
Dalai Lama'nın ofisinden söz konusu iddialara ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, "(Dalai Lama'nın) Jeffrey Epstein ile hiçbir zaman tanışmadığını ya da kendi adına kimsenin onunla görüşmesi ya da etkileşimde bulunmasına hiçbir zaman izin vermediğini kesin olarak teyit edebiliriz." ifadesine yer verildi.
ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı belgelerde Epstein'in, Dalai Lama'yı akşam yemeği için ikna etmeye çalıştığı görülüyor.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

