Politika

Adalet Bakanı Bozdağ: Türkiye'yi idare edebilecekleri bir düzen istiyorlar

Adalet Bakanı Bozdağ, "Her dara düştüğünde Avrupa'ya koşup 'Bize yardımcı olun' diyecek başbakanlar, bakanlar istiyorlar. Türkiye'yi istedikleri gibi idare edebilecekleri bir düzen istiyorlar." dedi.

21.03.2017 - Güncelleme : 21.03.2017
Adalet Bakanı Bozdağ: Türkiye'yi idare edebilecekleri bir düzen istiyorlar

ANKARA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Almanya'da katılacağı program "Otopark yetersizliği" gerekçesiyle iptal edilirken, Frankfurt'ta PKK'nın mitingine izin verildiğinin hatırlatılması ve "Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı sistemine geçmesi durumunda AB müzakerelerinin sona ereceği ifadeleri kullanılmaya başlandı. Başta Almanya olmak üzere diğer ülkelerin Türkiye'deki referanduma ilişkin bu tavrını neye bağlıyorsunuz?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Bozdağ, başkanlık sistemine yürekten inandığını belirtti.

Bu konunun milletin ve devletin yararına büyük ve tarihi bir reform niteliği taşıdığı için Almanya, Hollanda, Avusturya ve diğer bazı Batılı güçlerin hepsinin ayağa kalkmış durumda bulunduğunu bildiren Bozdağ, şöyle devam etti:

"Biz bugün Türkiye'de neyi oyluyoruz, Türkiye'nin hükümet sistemini değiştirecek miyiz değiştirmeyecek miyiz, onu oyluyoruz. Türk halkı, Federal Almanya'nın hükümet sistemini değiştirmeyi oylayacak olsa ben Alman yetkililerin, siyasetçilerin tutumunu anlarım veya Hollanda'nın anlarım. Ama biz ne Hollanda'nın ne Almanya'nın hükümet sistemi değişikliğini oyluyoruz. Biz Türkiye'nin hükümet sistemini değiştirip değiştirmeyeceğimizi oyluyoruz. 'Neden karşı çıkıyorlar?' sorusuna gelince. Benim kanaatim şu, ben aziz milletimizin de aynı kanaati taşıdığına yürekten inanıyorum. Siyasi istikrarı olan, güçlü iktidarlar tarafından yönetilen bir Türkiye hiç istemiyorlar. Ekonomisi her geçen gün güçlenen bir Türkiye istemiyorlar."

"Ekonomisi çökmüş bir Türkiye istiyorlar"

Türkiye'nin bu kadar olay arasında üçüncü köprüyü, Avrasya Tüneli'ni, Osmangazi Köprüsü'nü yaptığını vurgulayan Bozdağ, bunları yapan bir Türkiye görmek istenmediğini belirtti. 

Bakan Bozdağ, "Ekonomisi çökmüş bir Türkiye istiyorlar. PKK, DHKP-C, FETÖ dahil terör örgütlerinin tamamı ile etkin ve netice alıcı mücadele yapacak bir Türkiye'yi de istemiyorlar. Krizleri, kaosları kendi iradesiyle aşacak bir Türkiye de istemiyorlar. Peki ne istiyorlar? İstikrarsızlık istiyorlar. Ekonominin çökmesini istiyorlar. Kriz ve kaos ile baş edemesin istiyorlar. Enerjisini iç tartışmalarla, kavgalarla harcayan bir Türkiye istiyorlar. Her dara düştüğünde Avrupa'ya koşup 'Bize yardımcı olun.' diyecek başbakanlar, bakanlar istiyorlar. Türkiye'yi istedikleri gibi sevk ve idare edebilecekleri bir düzen istiyorlar." ifadelerini kullandı.

"Siyasi nezaketten uzak bir yaklaşım"

Bozdağ, şunları kaydetti:

"Almanya'nın Türkiye devletinin ve Türk milletinin lehine bir an nefes alıp verebileceğini eğer aziz milletimiz düşünüyorsa o zaman onlar buyursunlar 'hayır' desinler. Şu anda bakıyorsunuz hep beraber hücum halindeler. Neden, niçin yapıyorlar? 'Evet' Türkiye'nin aleyhineyse bıraksınlar Türkiye'nin aleyhine bir şey çıksın, onların da keyfi yerine gelir. Ama bakıyorsunuz 'evet' çıkmasın diye uğraşıyorlar. Neden? Çünkü 'evet' Türkiye'nin lehinedir ve zayıf, güçsüz, istikrarsız bir Türkiye, terörle, krizlerle baş edemeyen, her defasında Avrupa'dan imdat dileyen bir Türkiye isteyenler sandıktan 'evet' çıkmasını istemiyorlar. Bu küstahça bir yaklaşım, skandal bir yaklaşım. Siyasi nezaketten, diplomatik nezaketten uzak bir yaklaşım. Bütün bu yaklaşımları bizim reddetmemiz lazım."

"Almanya böyle bir terör eylemine nasıl izin veriyor?"

Bakan Bozdağ, Türkiye'nin meşru hükümetinin bakanlarının Almanya'da, Hollanda'da konuşturulmadığına ancak PKK terör örgütünün bütün gücüyle orada toplantı, gösteri, konuşmalar yapabildiğine işaret etti.

Şiddete, teröre, herhangi bir kanunsuzluğa hayatları boyunca bulaşmamış Türk toplumuna, birini konuşturmak istediğinde izin verilmediğini ama şiddet, terör ve her türlü kanunsuzluğa bulaşmış PKK eylem, toplantı veya gösteri yapmak istediğinde polisin bunların güvenliğini aldığını anlatan Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Ben soruyorum, PKK Almanya hükümetine göre, AB'ye göre terör örgütü müdür? Terör örgütüdür. Peki Alman hükümeti, AB'ye göre terör örgütü olan PKK'ya ve yandaşlarına böylesi bir terör eylemi yapmasına nasıl izin veriyor. Bunu nasıl izah edeceğiz hukuk devletiyle, demokratik devlet anlayışıyla. Böyle bir durum olduğunda Alman hükümetinin ve kanunlarla görevli kıldığı kurumların, görevlilerin bu terör eylemine karşı kanunları uygulaması ve işletmesi lazım. Ama şu anda bunu da göremiyoruz. Bu da çok net bir şekilde şu anda batı ülkelerinde, Türkiye aleyhine kim ne yapıyorsa himaye edildiğinin ispatıdır. 

Darbeciler, teröristler himaye ediliyor. Başka başka şeyler de himaye ediliyor ve bunu da çok yakın bir şekilde gördük, görüyoruz. Kim Türkiye'ye ihanet ediyorsa, zarar veriyorsa onların daha makbul insan kabul edildiği bir devlet, yönetici değerlendirmeleriyle karşı karşıyayız. "

"İkiyüzlü tutuma rağmen Türkiye vazgeçmedi"

Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden AB'ye katılım sürecinin yanı sıra son yaşananların anımsatılarak, "Gelinen nokta itibarıyla AB mi değişti, siz mi değiştiniz?" sorusu üzerine Bozdağ, Türkiye'nin AB üyeliği ısrarının uzun süredir devam ettiğini anımsattı. 

Bozdağ, Türkiye söz konusu olduğunda oyun içinde dahi kuralların değiştirildiğini aktararak, şöyle devam etti:

"Birinci dakikada değiştirildiği gibi dakikanın saniyelerinde dahi kurallar değiştirildi, yeni şartlar Türkiye'nin önüne kondu. Bu ikircikli, çifte standartlı ve çok net olan ikiyüzlü tutuma rağmen Türkiye bugüne kadar AB sürecinden vazgeçmedi, ısrarından da vazgeçmedi. Bakarsanız Türkiye'de bu anlamda hiçbir değişiklik yok. Biz şu anda demokratikleşme adımlarımızı, hukuk devleti standardını daha ileri götürecek adımları atıyoruz. Hatta bu referandum maddeleri içerisinde de bu var. Çıkardığımız pek çok kanun içerisinde de son dönemlerde yine aynı yoğunlukta biz bu adımları atmaya devam ediyoruz. Bana göre değişen biz değiliz, değişen AB üyesi ülkeler ve bu ülkelerdeki yönetim kadrolarının olaya bakışı değişti."

"Viyana Sözleşmesi, Hollanda anayasası hepsi ayaklar altında"

Almanya ve Hollanda'da, AB'nin üzerine inşa edildiği insan hakları, siyasi haklar, hukuk devleti, demokrasi, ifade hürriyeti gibi pek çok hakkın adeta yok sayıldığını, yok etmek isteyenlere de kucak açıldığını ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Ben şimdi bu Hollanda hükümetinin yaptığı bu olayı neresinden tutacağım? Hollanda hükümeti, polislere talimat veriyor. Polisler, Türkiye'nin bakanı geliyor, bakanın yolunu kesiyor. Yol kesmek eşkıyalıktır. Meşru bir devlet bunu yapmaz. Hele bir de meşru devletin bir bakanına karşı bunu yapmaz. Viyana Sözleşmesi, insan haklarına ilişkin sözleşmeler, Hollanda anayasası hepsi ayaklar altında. Şimdi bütün bunlar olurken bu değişimin nedeni yükselen bu hastalıkların Avrupa'da kabul gören bir değere dönüşmesidir. Eğer bu hastalıklara karşı tedbir almazlarsa yakın gelecekte bugün Türkiye'nin bakanlarını konuşturmayan kişiler, orada buna karşı sesini yükseltmeyen siyasetçileri de konuşturmayacaktır. Bu gidişe 'dur' denilmezse Avrupa'da Merkel'in de Rutte'nin de başka AB üyesi ülkelerin yöneticileri de kendi ülkelerinde konuşacak yer bulamayacakları noktaya doğru gider."

"Türkiye'de ırkçılık, ayrımcılık hastalığı yok"

Böyle bir durumda Türkiye olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel'e de Hollanda Başbakanı Mark Rutte'ye de Türkiye'de konuşma, toplanma hakkı tanıyacaklarını dile getiren Bozdağ, "Gelsinler Türkiye'de istedikleri yerde konuşsunlar. Biz onların her türlü güvenliğini, her türlü tedbiri alır onlara yardımcı oluruz. Çünkü Türkiye'de ırkçılık, ayrımcılık hastalığı yoktur. Herhangi bir ülke karşıtlığı yoktur." değerlendirmesini yaptı. 

Teröristlerin iadesi

Bozdağ, AB üyesi bazı ülkelerin teröristlerin Türkiye'ye iadesi noktasında ortaya sürdükleri gerekçelerin sorulması üzerine de Almanya ve AB üyesi diğer ülkelerden 2007-2017 arası iade talebinde bulundukları kişi sayısının 443 olduğunu bildirdi. Bozdağ, şunları kaydetti:

"Şimdiye kadar bunlardan bize 12'si iade edilmiş. Örneğin, Almanya'dan 77 kişinin iadesini talep etmişiz, 2'sini bize iade etmişler. Hollanda'dan 11 kişinin iadesini talep etmişiz bir kişinin iadesi var. Avusturya'dan talep ettiğimiz hiç kimsenin iadesi yok, Fransa'dan 32 PKK'lı talep etmişiz hiçbirinin iadesi yok. Türkiye'nin talep ettiği teröristlerin iadesi maalesef aramızdaki ikili anlaşmalara ve çok taraflı sözleşmelere rağmen bunlara aykırı bir şekilde yol bulunarak iade edilmiyor. Şimdi düşünün eli kanlı terörist gelmiş karakol basmış, terör örgütü üyesi, askeri polisi şehit etmiş, bunu siyasi suç kabul ediyor. İadesini yapmıyorlar. Buradan şu çıkıyor: Türkiye'nin aleyhine kim çalışıyorsa Türkiye'yi kim kötülük yapıyorsa, onları himaye eden bir yaklaşım var."

"ABD Adalet Bakanı ile bir telefon görüşmemiz olacak"

ABD'deki FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine ilişkin süreçte gelinen son duruma yönelik soru üzerine Bakan Bozdağ, terör örgütü elebaşı Gülen'in iadesi konusunda Türk ve ABD adli makamları arasındaki sürecin usul açısından devam ettiğini belirtti.

Bununla ilgili şu ana kadar netice alınmadığını vurgulayan Bozdağ, "Türkiye olarak geçici tutuklama talebi dahil, başka konularla ilgili iade dosyalarını ABD Adalet Bakanlığına ilettik. Onların da adli makamlara iletmesi gerekir." diye konuştu.

Bozdağ, geçen sene ekim ayında ABD'ye gittiğini, Adalet Bakanı ile bizzat görüştüğünü hatırlatarak, şunları söyledi:

"Türkiye'nin beklentilerini, bu konudaki hassasiyetini kendisine aktardık. Elimizdeki bütün bilgileri, belgeleri zaten vermiştik, ilave götürdüklerimizi de kendileriyle paylaştık. Daha sonra da yeni Adalet Bakanı'nın göreve başlaması üzerine de bazı ilave, onların talep ettiği bilgi ve belgeleri ABD Adalet Bakanlığına gönderdik. Terörist başı Gülen'in bu darbeyi yaptığı çok açık, net ortada ve bizim gönderdiğimiz belgeler de bunu açıkça ispat eder nitelikte belgelerdir. Biz bu belgelerin ABD adli makamlarına, yani yargı makamlarına gönderilmesini talep ettik ama gönderilmedi. Yeni Adalet Bakanı göreve başladıktan sonra da Sayın Bakan'a tebrik ve başarı dileklerimi ileten bir mektup yazdım. Mektupta da bu konudaki hassasiyetimize vurgu yaptım. Ayrıca telefonla da hem tebriklerimi iletmek hem de Türkiye'nin bu konudaki beklentisini aktarmak maksadıyla görüşme talebini ilettik. Bugün akşam inşallah ABD Adalet Bakanı ile bir telefon görüşmemiz olacak, bu konuyu tekrar kendileriyle görüşeceğiz."

"Bu propogandayı FETÖ yaptırıyor"

Alman dış istihbarat birimi BND'nin Başkanı Bruno Kahl'in, "Darbe girişiminin arkasında FETÖ'nün olduğuna dair kanıt olmadığı" yönündeki açıklaması ve FETÖ'yü dini ve seküler eğitim için çalışan sivil bir cemaat olarak tanımlamasına ilişkin görüşleri sorulan Bozdağ, söz konusu değerlendirmeleri "Türk halkının aklıyla alay etmek" olarak nitelendirdi.

"Almanya istihbarat örgütünün başındaki zat, Alman halkına da Türk halkına da bütün dünyaya da gözünün içine baka baka yalan söylüyor." diyen Bakan Bozdağ, ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı'nın da dün "benzer bir yalanı" söylediğine dikkati çekti. Yalanların istihbarat örgütleri başkanları tarafından tekrarlanmasının onları gerçek yapmayacağını vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ben Alman istihbarat başkanının ve ABD istihbarat örgütlerinin elinde bu işi FETÖ'nün yaptığını, kendi adlarını nasıl biliyorlarsa o şekilde onlara öğreten, gösteren yeterinden fazla delil olduğuna da inanıyorum. Çünkü güçlü ülkelerin istihbaratları bunları bilir. Yani ABD'de FETÖ olacak, bu kadar dünyanın dört bir yanında örgüt yapısı olacak, bu kadar şey olacak, ABD istihbaratının böyle bir örgütü takip etmediği ve onun görüşmelerine dair bilgi sahibi olmadığını düşünmek pek akıllıca bir şey değil. Çok net. O yüzden ben bu ülkelerin yetkilileri açısından bu işin arkasında FETÖ olduğu konusunda herhangi bir tereddüt olduğu kanaatini asla taşımadım, hala da taşımıyorum. Alman istihbarat başkanı bakımından da taşımıyorum. Onlar FETÖ'nün görüşlerini Almanya-Türkiye arasında yaşanan gerginlikler nedeniyle, FETÖ'nün safında onun görüşlerini dillendirerek Türkiye'ye zarar vereceklerini düşünüyorlar belki ama yanlış düşünüyorlar. Bununla Türkiye'ye zarar vermeleri söz konusu değildir. Bu propogandayı FETÖ yapıyor, yaptırıyor. Başka yerlerde de bunu yapıyorlar."

"Güneş gibi her şeyi ortaya koyduk"

Bakan Bozdağ, şöyle devam etti:

"FETÖ'cü generalleri kim ikna etti darbe yapmaya? Feto'nun emriyle ölmeyi, öldürmeyi cennete gidecek en büyük amel kabul eden bu haşhaşilerin hepsini darbenin aktörü haline kim getirdi? Kendilerini sürekli gizleyen, takiyeyle başka başka yollara sevk edenler nasıl oldu da bu darbe teşebbüsünün içerisinde yer aldılar? Bazıları şöyle iftiralar yapıyorlar, FETÖ'cü sosyal medyalar, bir senaryo iftirası dile getiriyorlar, 'FETÖ'cülerin kökünü kazımak için.' Ben şunu soruyorum, bu, FETÖ'cülerin kökünü kazımak için bir senaryoysa bu senaryoda FETÖ'cülerin tamamı niye rol almışlar?

"Dosyaların hepsi Gülen'in darbe talimatını verdiğini ispat ediyor"

AB temsilcilerinin, 15 Temmuz darbe girişiminin kimin tarafından yapıldığı ve yaptırıldığına ilişkin nasıl bir kanıt istedikleri yönündeki soruya Bekir Bozdağ, şu yanıtı verdi:

"Tam olarak onların istedikleri şey Fethullah Gülen'in yazılı, imzalı, ıslak imzalı ya da bizzat o talimatı verirken çekilmiş bir görüntü. Ama bunların dışında oraya sunduğumuz dosyaların hepsi Fetullah Gülen'in darbe talimatını verdiğini ispat ediyor. Darbenin talimatının oradan olduğuna ve FETÖ'nün bu darbeyi yaptığına dair bir sürü itiraf ve kanıt var. Adil Öksüz olsun, diğer kişilerin gidip gelişi ve darbe sırasında o Pensilvanya'ya gidip, gelişler bir sürü... Çok net söylüyorum, 'Eğer bu darbeyi FETÖ'nün yaptırdığına dair bundan daha fazla bir bilgi, belge olursa biz ancak inanırız' deniliyorsa, ben de diyorum ki; 'Dünyada bu dosyadan daha sağlam bir dosya, iade dosyası veya geçici tutuklama talebi varsa, o zaman Türkiye'nin bu talebini reddetsin'. Amerika'dan da Avrupa'dan da geçici tutuklama talebiyle ilgili dosyada, bu darbeyi FETÖ'nün yaptırdığına ve yaptığına dair koyduğumuz belge, bilgi ve delillerle, bu iade veya geçici tutuklama yapılmazsa, hiçbir dosyada iade ve geçici tutuklama yapılamaz. Bu, o kadar sağlam bir dosya. Burada yapılmayan bir iade ve geçici tutuklamanın hiçbir dosyada yapılması mümkün değil. Biz güneş gibi her şeyi çok net bir şekilde ortaya koymuşuz. Ama onlar başka bir yerde duruyor, başka bir yerde bakıyor."

"Hakimleri, savcıları etkilemeye çalışıyorlar"

Örgütün tehdit dili kullandığını ifade eden Bekir Bozdağ, şu anda "Mahkemelere giderken yaşlı hacı amcaları, başörtülü hanımları, çocukları götürün. Aman bir saygısızlık yapmayın. Orada hakimlerin, savcıların yollarına çıkın ve onları etkilemeye çalışın" şeklinde bir talimatı ve politikası olduğunu belirtti.

Bozdağ, "Türkiye üzerinde, FETÖ üzerinden kim hesap ve operasyon peşinde koşuyorsa, boşuna koşuyor. Sadece kendini yormaktan başka bu koşmadan bir netice elde etme şansı yoktur. Benim onlara tavsiyem, FETÖ'yü çöpe atmaları, kendilerine yeni FETÖ aramaları. Bundan onlara bir hayır çıkmaz." ifadelerini kullandı.

"Berlin'deki noel pazarı saldırısı kapsamında Türkiye'de gözaltına alınan 3 kişi, Almaya'ya iade edilecek mi?" sorusu üzerine Bozdağ, şu ana kadar Almaya'dan böyle bir talep gelmediğini bildirdi. Bozdağ, "Biz, bu konularda Almanya gibi bakmayız. Orada, terör eylemine katılmış insanları himaye eden bir yaklaşımı Türkiye asla benimsemez." dedi.

"Türkiye cezaevlerinde 29 Alman vatandaşı var"

"Almanya hükümetinin hem Alman hem Türk vatandaşı Deniz Yücel'in tutuklanmasını yakından takip etmesi ve 15 Temmuz süreciyle birlikte Türkiye'de tutuklanan başka Alman vatandaşları da olmasına karşın Yücel'e bu kadar önem vermelerinin sebebi ne?" sorusu üzerine Bozdağ, kendisinin de bunu merak ettiğini söyledi.

Bozdağ, "Türkiye cezaevlerinde 7'si tutuklu, 22'si hükümlü, 29 Alman vatandaşı var. Ben Adalet Bakanı olduğum dönemde ne Alman Adalet Bakanı ne de Alman hükümetinin başka yetkilileri tutuklu ve hükümlü diğer Alman vatandaşları için böyle bir kamuoyu oluşturma, baskı yapma, açıklama yapma, konuyu gündemde tutma gibi gayretin, çabanın içerisine girmedi. Herhangi bir mektup filan da yazmadı." bilgisini paylaştı. 

Yücel'in tutuklanmasıyla birlikte Almanya Başbakanı Angela Merkel başta olmak üzere, Adalet Bakanı ve diğer bütün siyasi aktörlerin bu konunun üzerine düştüğünü herkesin bu konunun çözülmesi için harekete geçtiğini, Türkiye'yi haksız ve mesnetsiz bir şekilde suçladıklarını ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:

"İşin doğrusu ben de merak ediyorum, bu Deniz Yücel'i Almanya'nın Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan diğer vatandaşlarından ayıran vasfı nedir ki Alman hükümeti bunun üzerinde bu kadar duruyor ve Adalet Bakanı sırf Deniz Yücel için özel mektup yazıyor. Merak ediyorum diğerlerinden farkı nedir? Alman devleti için ve Alman hükümeti için bu kadar kıymetli olmasının sebebini açıklamalarında fayda var. Eğer vatandaşsa vatandaşların hepsi kanun önünde eşittir. O zaman diğer vatandaşlar için neden aynı hassasiyet, aynı duyarlılık gösterilmiyor da Deniz Yücel için böyle bir hassasiyet var. Bunu da ben merak ediyorum işin doğrusu, nedenini ben de merak ediyorum. Ben de aracılığınızla onlara sorayım da onlar bunu bir açıklasınlar. Bunun diğerlerinden daha fazla eşit olmasının, daha imtiyazlı, ayrıcalıklı bir pozisyonda bulunmasının sebebi nedir? Sonradan Alman vatandaşı olmuş birisi, çifte vatandaş. Ama diğer Alman vatandaşlarından bunu bu kadar farklı kılan nedir, ben de işin doğrusu merak ediyorum."

Muhabir: Barış Gündoğan, Sarp Özer, Selma Kasap, Esin Işık,Enes Duran,Yasemin Kalyoncuoğlu

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın