Dolar
9.54
Euro
11.07
Altın
1,788.16
ETH/USDT
4,195.00
BTC/USDT
62,790.00
BIST 100
1,509.20
arşiv

&#187 10. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARI KURULTAYI

(18 Eylül 2006)

18.09.2006
&#187 10. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARI KURULTAYI



-KURULTAY, SONUÇ BİLDİRGESİNİN DEVLET BAKANI ATALAY TARAFINDAN AÇIKLANMASIYLA SONA ERDİ

ANTALYA (A.A) - 20.09.2006 - Nurettin Aksu-Selma Bıyıklı bildiriyor- Antalya Kemer'de Sungate Port Royal Otel'de 18 eylül'de toplanan 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın sonuç bildirgesini açıklamasıyla sona erdi.
Sonuç bildirgesinde, Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesi, Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın koordinatörlüğü, TÜDEV ve TİKA işbirliğinde 18 Eylül'de başlayıp 20 Eylül 2006'da sona erdiği belirtildi.
Yerküredeki Türk devlet ve topluluklarının tamamını kuşatması ve tüm sorunları kapsamasının Kurultay'ın en büyük hedeflerden biri olduğu vurgulanan bildirgede, Kurultaya bürokrasi, akademi, sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları ile medya temsilcilerinin davet edildiği anımsatıldı.
Bildirgede, coğrafi kuşatıcılığı sağlamak için; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Moğolistan ve KKTC'den, Rusya Federasyonu'ndan Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Saha-Hakas ve Altay Federe cumhuriyetlerinden, Kırım Özerk Bölgesi, Gagauz bölgesi ve Ahıska Türklerinden, İran, Irak ve Afganistan'dan, Gürcistan, Batı Trakya, Kosova, Romanya, Makedonya, Bulgaristan, Bosna-Hersek ve Arnavutluk temsilcileri ile Almanya, Fransa, Amerika, Avustralya, Belçika ve İsviçre'de yaşayan Türk diasporasının davet edildiği dile getirildi.
Bildirgede, Kurultay'da 19 Eylül 2006 tarihinde Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim Komisyonu, İktisadi, Ticari, Mali İşler ve Turizm Komisyonu, Eğitim-Öğretim, Bilim ve Teknoloji Komisyonu, Kültür Komisyonu, Toplum Yönetimi ve Hukuk Komisyonu ile Gençlik Komisyonu'ndan oluşan 6 farklı komisyonun da kendi alanlarını ilgilendiren konuları görüşüp, tartışarak, somut önerileri içeren raporlar hazırladıkları kaydedildi.
Bildirgede, Kurultayın, Türk devlet ve topluluklarının; uluslararası platformlarda dayanışmalarını ve birlikteliklerini güçlendirmelerine, modern anlamda ekonomik gelişmelerini ve refahlarını sağlamalarına, kültürel bağlarını derinleştirmelerine, halen yürütülen müşterek çalışma ve projeleri daha etkin hale getirmelerine, kısa ve orta vadede uygulanabilir, yeni işbirliği alanlarının ortaya çıkarılmasına yol göstermek amacıyla tavsiye kararları aldığı bildirildi.

-TAVSİYE KARARLARI-

Bildirgede, tavsiye kararları şöyle sıralandı:

''- Türkçe Konuşan Devletler Topluluğu'nu oluşturmak için gerekli bilimsel, bürokratik ve kurumsal zeminlerin oluşturulmasına başlanmalıdır. Bu amaçla bir eylem planı  hazırlanmalıdır.
- Küresel ve bölgesel ihtilafların ivme kazandığı günümüzde, Türk dünyasının tarihi ve coğrafi şartlardan güç alan potansiyeli, dünya barışı içini çok önemli bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Avrasya'daki stratejik dengelerin oturması, böylece dünya barışı ve refahına katkıda bulunulması yolunda kullanılması bu faktörün gereği gibi değerlendirilmesiyle yakından ilişkilidir.
- Kurultay çalışmalarının da gösterdiği üzere, Türk devlet ve topluluklarının birbirlerinin sorunlarına duydukları ilgi ve hassasiyetin giderek artmakta oluşu çok önemli bir kazanımdır.
- Kurultayımızda, KKTC üzerindeki siyasal, ekonomik, kültürel ve sportif izolasyonların bir an önce kaldırılması amacıyla somut adımlar atılması, Türk devlet ve toplulukları temsilcileriyle KKTC temsilcilerinin karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmeleri ve kısa sürede mevcut ilişkilerin hukuksal bir zemine oturtularak kurumsallaştırılması çağrısı yapılmıştır.
- Kurultayımız, Karabağ meselesinin bütün Türk devlet ve topluluklarının ortak sorunu olduğu gerçeğinden hareketle, Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından koşulsuz olarak çekilmesi ve yurdundan edilmiş 1 milyon Azerbaycanlının geri dönmesini teminen, Türk dünyasının bütün gücünü seferber etmesini gerekli görmüştür.

-KERKÜK VE AHISKA TÜRKLERİ-

- Kurultayımız, Irak'ta yaşayan Türklerin maruz kaldığı mağduriyetleri, özellikle Kerkük'te tapu ve nüfus kayıtlarının tahrip edilerek kentin demografik yapısının bilinçli bir biçimde değiştirilmesini kabul edilemez bulmakta; bu koşullar altında kentin geleceğine ilişkin sağlıklı bir referandum yapılmasının mümkün olmayacağına dünya kamuoyunun dikkatini çekmektedir.
- Kurultayımız Ahıska Türklerinin vatanlarını geri dönmelerini teminen Türk devlet ve toplulukları tarafından verilen desteğin artarak devam etmesini önemsemektedir.
- Avrupa'da yaşayan Türklerin, başta Türkiye'nin AB üyeliği süreci olmak üzere Türk dünyasının bütün sorunlarının Avrupa kamuoyuna ve yönetimlerine doğru bir biçimde aktarılmasında etkin bir rol oynayabilecek iken bu imkanın gereği gibi kullanılamadığı görülmektedir. Bu tespitten hareketle kurultayımız, Avrupa Türklerinin yaşadıkları ülkelerdeki siyasal süreçlere daha etkin ve örgütlü olarak katılmasını özellikle önemsemektedir.

-ENERJİ İLETİM ZİNCİRİ TAMAMLANMALI-

- Giderek büyüyen dünya enerji açığının, Türk dünyasında mevcut enerji kaynaklarına olan ihtiyacı göz önüne alındığında, ülkelerimiz arasındaki enerji iletim zincirinin tamamlanması stratejik bir önem kazanmaktadır.
- Türk dünyasının bütün sorunlarının ve imkanlarının gerek Türk, gerekse dünya kamuoyu tarafından derinliğine kavranması ve Türk dünyasında ortak bilincin pekiştirilmesi için iletişim altyapımızın eş güdüm içerisinde geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için haber ajanslarımızın, basın-yayın kuruluşlarımızın, gazete, radyo ve televizyonlarımızın, mesleki eğitim kurumlarımızın ve iletişim mevzuatımızın uyumlandırılması ve dünya medyasında sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurması gerekmektedir.
- Küresel ve bölgesel ölçekteki sorunların ve gelişmelerin en üst seviyede ele alınmasına fırsat teşkil etmesi bakımından, Türkçe Konuşan Devlet Başkanları Zirvesi'nin 17 kasım 2006 tarihinde Antalya'da düzenlenecek olması büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.
- Türk cumhuriyetleri arasında yatırım ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması için yabancı sermaye girişinin kolaylaştırılması, karşılıklı olarak piyasaya giriş koşullarının basitleştirilmesi, mal ve hizmet ticaretinin artırılması sağlanmalı ve çifte vergilendirme önlenmelidir.
- Türk devlet ve topluluklarında iş adamı ve girişimcilerin işbirliğini artırmak amacıyla ilgili kurumlar ile KOBİ'ler arasında işbirliğinin artırılması, Türk cumhuriyetleri iye ortak bölgesel işbirliği programlarının geliştirilmesi, Hazar bölgesi enerji imkanlarının daha etkin değerlendirilmesi hedeflenmelidir.

-TÜRKİYE'NİN TURİZM TECRÜBELERİ-

- Türkiye cumhuriyeti'nin turizm sektöründe bugüne kadar elde ettiği tecrübeler Türk devlet ve topluluklarına etkin bir şekilde aktarılmalıdır.
- Türk cumhuriyetleri arasında ulaşımın kolaylaştırılması için demir yolu ve kara yolu yapım projelerine ağırlık verilmelidir. Hava yolları uçuş sayıları maliyet fayda kriteri de gözetilerek artırılmalıdır.

-ORTAK ALFABE-

- Türk devlet ve toplulukları arasında ortak alfabe konusundaki çalışmalara devam edilmesi, Türkiye Türkçesinin ortak iletişim dili olarak benimsenmesi noktasındaki gayretlerin sürdürülmesi ve bilim dalları için ortak terim sözlüklerinin hazırlanması sağlanmalıdır.
- Türk devlet ve toplulukları arasında eğitim ile ilgili problemler, müfredatlar, eğitim kurumları arasındaki ilişkiler, eğitim ve öğretimde işbirliği gibi konulara dair sorunları çözebilmek için projeler üretmek üzere Türk cumhuriyetlerini temsil eden, konunun uzmanlarından oluşan, fonksiyonları belirlenmiş bir eğitim koordinasyon kurulu vücuda getirilmeli ve ortak bir eğitim politikası oluşturulmalıdır.

-TARİH, EDEBİYAT, KÜLTÜR VE DİN KİTAPLARI-

- Orta öğretim kurumlarında sosyal ve kültürel derslerde okutulmak üzere, kurulacak ortak komisyonlarca ortak 'Türk tarihi', 'Türk edebiyatı', 'Türk kültür tarihi' ve 'Din kültürü ve ahlak bilgisi' ders kitapları hazırlanarak uygulanmaya konulmalıdır.
- Her kademedeki eğitim kurumları arasında karşılıklı öğretim elemanı ve öğrenci değişimi gibi 'değişim programları' ve 'kardeş okul' uygulamaları teşvik edilmeli ve kapsamı genişletilmelidir. 

-''BİLİM ÖDÜLÜ''-

- Türk devlet ve toplulukları tarafından belirlenecek bilim adamlarınca oluşturulmuş bir komisyonun isimlendireceği 'Bilim ödülü' ihdas edilmeli ve bu ödüller kurultay sırasında sahiplerine verilmelidir.
- Türk dünyasında eğitim politikalarının oluşmasına yardımcı olmak amacıyla, eğitim sistemleri ve politikaları hakkında bilginin toplanması, izlenmesi, işlenmesi ve yayılmasını sağlayan şeffaf, güvenilir bir ağ sistemi ve bilgi bankası oluşturulmalıdır.
- Ülkeler arasında yaygın kültür, sanat faaliyetlerinin geliştirilmesi ve karşılıklı kültürel değişim programları yoluyla her düzeyden katılımın sağlanması hedeflenmelidir.
- Yüksek iletişim teknolojileri kullanımı ile zengin içerikli web siteleri ve bilgi merkezleri arasında kurulacak ağlar ile karşılıklı bilgiye ulaşımın kolaylaştırılması sağlanmalıdır.
- Ortak yayınlar, yapımlar ve bilimsel çalışmalar planlanıp koordine edilmeli ve özellikle Türk dili üzerine mukayeseli araştırmalarda yoğunluk oluşturulmalıdır.
- Türk dünyasının mimari ve arkeolojik değerleri ile somut olmayan kültürel mirasın envanteri çıkartılmalı ve ortak uluslararası projeler üzerinde çalışma grupları oluşturulmalıdır.
- Gençliğin uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklara, çevre kirliliği ve ekolojik bozulmalara karşı korunması için ortak mücadele yolları aranmalıdır.
- Gençler için tarihte ve günümüzde bilim, din, sanat ve edebiyat, spor gibi alanlarda başarılı olmuş Türkleri tanıtıcı ortak programlar hazırlanmalıdır.
- Türk devlet ve topluluklarından gençlere Türk kültürünü tanıtıcı ve Türkçe eğitimi veren yaz programları düzenlenmelidir.
- Televizyonlarda çocuklar ve gençler için Türk devlet ve topluluklarına ait olan sanatkarların eserlerinden uyarlanmış dizi filmler, çizgi filmler ve belgeseller hazırlanarak yayınlanmalıdır. Türk topluluklarına ait lehçelerden çocuk edebiyatı alanındaki eserlerin diğer lehçelere çevirileri yapılmalıdır.

-''AVRASYA TAHKİM DİVANI''-

- Türk devlet ve topluluklarından da gençlik temsilcilerinin bir araya geleceği fırsatlar oluşturulmalıdır. Bu bağlamda Türk Dünyası Gençlik Kurultayları desteklenmelidir.
- Türk dünyasında ekonomik ve ticari ilişkilerin güven içinde ve sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, yabancı yatırımcıların cezbedilmesi, iş adamı ve yatırımcılara hukuki güvenliği sağlamak amacıyla Avrasya Tahkim Divanı örgütü kurulmalıdır.
- Türk cumhuriyetleri arasındaki ekonomik ve ticari hayata canlılık kazandıracak, rehin, kefalet, mülkiyeti muhafaza, taksitle satım gibi kurumlar öncelikle yeni bir düzenlemeye tabi tutulmalıdır.
- Türk Dünyası Belediyeler Birliği daha aktif hale getirilmelidir. Türk devlet ve toplulukları arasında kardeş belediyecilik yöntemi ile dostluk, işbirliği ve eğitim ilişkileri geliştirilmelidir. Bu bağlamda iki yılda bir 'yerel yönetimler kongresi' yapılmalıdır.
- Kurultayımızın kurumsallaştırılması ve sürekliliğin sağlanması yönünde kuvvetli bir arzu bulunmaktadır. Gelecek kurultayların diğer Türk devletlerinde de yapılması yönünde oluşan talep memnuniyet ile karşılanmıştır.
- Kurultayımız ayrıca alınan kararların takibi ve hayata geçirilmesi amacıyla Türk devlet ve toplulukları resmi yetkililerine kuvvetli bir çağrıda bulunmaktadır. Bu amaçla, Türkiye Cumhuriyeti öncülüğünde ve desteğinde kurumsal takip mekanizması bir an önce kurulmalıdır.''




-TÜDEV BAŞKANI PROF. DR. ABDULHALUK ÇAY: ''AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV, 11'İNCİ KURULTAYIN AZERBAYCAN'DA DÜZENLENMESİ KONUSUNDA TALEPTE BULUNDU''

ANTALYA (A.A) - 20.09.2006 - Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) Başkanı Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, 11'inci Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nın gelecek yıl Azerbaycan'da düzenlenmesi konusunda talepte bulunduğunu bildirdi.
Abdulhaluk Çay, Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Beldibi beldesinde üç gün süren 10'uncu Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nın ardından AA muhabirine değerlendirme yaptı.
Prof. Dr. Çay, beş yıl aradan sonra kurultayın Antalya'da düzenlenmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kurultayın ilk günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış konuşmalarını yaptıklarına değinen Çay, kurultayın kapanışının ise 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in konuşmasıyla gerçekleştiğini belirtti.
Kurultay'da 6 komisyonun çalıştığını ve raporlarını bugün kurultaya sunduklarını anlatan Çay, şunları söyledi:
''10'uncu kurultay, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, siyasetçilerin ve kamu temsilcilerinin katıldığı önemli bir kurultay olmuştur. Bence bu kurultay, hedeflediği amaçlar doğrultusunda mesafe almıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 11'inci kurultayın Azerbaycan'da düzenlenmesi konusunda talepte bulundu. Bu talep değerlendirilecektir.''
Devlet Bakanı ve Kurultay Başkanı Bekir Atalay da AA muhabirine, kurultayda söyleneceklerin hepsinin söylendiğini ve başarılı bir kurultay gerçekleştirildiğini kaydetti.

-BYEGM VEKİLİ MELEK-

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek de AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, BYEGM'nün en önemli görevinin yerli ve yabancı basınla ilişkileri düzenlemek, Türkiye'nin hükümet çalışmalarını ve tanıtım faaliyetlerini kamuoyuna ve yurt dışına duyurmak olduğunu belirtti.
BYEGM'nün kurultayla ilgili tüm faaliyetleri yürüttüğünü anlatan Melek, şunları söyledi:
''Katılımın fazla olabilmesi amacıyla yerli ve yabancı basına Türkçe ve İngilizce duyurular yaptık. Basının kurultaya daha fazla katılımını sağlamaya çalıştık. Kurultayı 170 basın mensubu izledi. Bu zirveye katılımın gayet iyi olduğunu ve kurultayın basın mensuplarının ilgisini çektiğini gördüm. Kurultayın Türk ve yabancı basın yayın organlarında geniş şekilde yayınlandığını, Türkçe konuşan ülkeler ve topluluklarda büyük yankı yaptığını gördük. Kurultayı izleyen gazetecilere hizmet ve kurultayın basın yayın organlarına yansıması konusunda BYEGM gayet olumlu ve başarılı bir çalışma yapmıştır.''
Salih Melek, kurultayı çok sayıda yabancı basın mensubunun da izlediğine değinerek, şu bilgileri verdi:
''Özellikle Azeriler çoğunlukla olmak üzere çok sayıda yabancı basın mensubu geldi. Çin ve ABD'li gazetecilerin de kurultayı izledikleri dikkatimizi çekti. Çin ve ABD'li gazeteciler kurultay kararlarını ve aktivitelerini kendi yayın kuruluşlarına gönderdiler. Başta Anadolu Ajansı olmak üzere önemli haber ajansları da kurultayı geniş şekilde bütün dünyaya ve Türk cumhuriyetlerine duyurdular.''




-9. CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL: ''TÜRK DÜNYASI ELİNE GEÇEN FIRSATI ÇOK İYİ KULLANMALIDIR. BU FIRSAT, ÇAĞDAŞ DÜNYADA YERİNİ ALMA FIRSATIDIR. ÇAĞDAŞ DÜNYANIN GÜCÜNE ULAŞMA, ÇAĞDAŞ DÜNYADAKİ ROLÜNÜ ALMA FIRSATIDIR''

ANTALYA (A.A) - 20.09.2006 - 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türk dünyasının önünde çok iyi bir fırsat bulunduğunu belirterek, ''Türk dünyası eline geçen fırsatı çok iyi kullanmalıdır. Bu fırsat, çağdaş dünyada yerini alma fırsatıdır. Çağdaş dünyanın gücüne ulaşma, çağdaş dünyadaki rolünü alma fırsatıdır'' dedi.
9. Cumhurbaşkanı Demirel, Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Beldibi beldesinde düzenlenen ''10'uncu Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İş Birliği Kurultayı''nın kapanış oturumunda konuştu.
Kurultayın beş sene aradan sonra tekrar yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Demirel, kurultayın fikir babası olan Alparslan Türkeş'i de rahmetle andığını ifade etti. Demirel'in sözleri kurultay delegeleri tarafından alkışlandı.
Bu kurultay'ın 1993'ten önce düzenlenmesi için dünya koşullarının uygun olmadığına değinen Demirel, bu tarihten önce Türk dünyasının büyük bölümünün üzerinde bir örtü bulunduğunu anlattı. Sovyetler Birliği'nin kendiliğinden çökmesinden sonra Türk dünyasının büyük bölümünün üzerindeki örtünün kalktığını kaydeden Demirel, bu gelişmeleri, tarihi iyi bilerek anlamak gerektiğini söyledi.
SSCB'nin dağılmasından sonra 21 boydan müteşekkil bir Türk dünyasının dünya sahnesine çıktığını anlatan Demirel, I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan siyasi ve tarihi gelişimi özetledi ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra meydana gelen olaylar ve bu olayların Türk dünyasına etkileri konusunda ayrıntılı bilgi verdi.
Sovyet sisteminin halkına refah sağlayamadığından ve halkına özgürlüğü esirgediğinden de söz eden Demirel, Sovyetler'in dağılmasından sonra, ''Barış içinde iş Birliği'' kavramının ön plana çıktığına dikkati çekti.
Demirel, şöyle konuştu:
''Sovyet imparatorluğunun dağılmasından sonra Baltık ve Balkanlar'daki birçok doğu bloku devleti AB üyesi oldu, bir kısmı da AB üyesi olma peşinde. Bu ülkeler Sovyet sisteminin bir kanadıydı. Diğer kanadı ise Orta Asya'da bağımsızlığına kavuşan cumhuriyetlerdir. Buradaki halk bizim kardeşlerimizdir. Buradaki halklarla kader, gönül, tarih, kültür birliğimiz vardır. Rusya Federasyonu içerisinde, daha çok özerk idareler şeklinde Türkçe konuşan, Türk adet ve geleneklerine sahip topluluklar vardır.''

-TÜRKİYE'NİN YARDIMLARI-

Sovyet sisteminin Avrupa'daki kanadı olan ülkelerin, kendilerini AB ülkelerinin seviyesine çıkarma gayretleri içerisinde olduklarına da işaret eden Demirel, AB'nin büyük bir proje olduğunu vurguladı. Demirel şöyle devam etti:
''Bu projenin hedefi Avrupa'da barıştır, iş birliğidir, adalettir ve zenginliktir. Hürriyeti, adaleti, zenginliği barış içerisinde meydana getirme oyunudur. Eğer barış yoksa zaten bunları meydana getirmek mümkün değildir. AB önce bir insanlık, sonra barış, sonra da zenginlik projesidir. Bu ülkeler bu istikamette yürüyor. Türkçe konuşan ülkelere geldiğimiz zaman, tek başlarına kendilerini ayakta tutmaya ve kalkınmaya götürüyorlar. Bu cumhuriyetlerin kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti'nin, gücü nispetinde çok önemli yardımı olmuştur. Bu yardım zaman zaman eğitim biçiminde, zaman zaman başka şekilde olmuştur. Bu ülkelere dünyanın hiçbir ülkesi el uzatmazken, (Acaba ayakta kalabilecekler mi, yaşayabilecekler mi) diye sorulurken, (Bunlar yarın Rusya Federasyonu'nun arka bahçesi haline mi gelecek) şüphesi dünyada yaygınken, Türkiye bu kardeş ülkelere yardım etmiş ve bu ülkelerin üzerinde bir hegemonya tesis arzusu olmadan, yani bu kardeş ülkelerin büyük ağabeyi pozisyonu takınmadan, sadece eşit şartlar içerisinde bu ülkelere manevi sorumluluğunun gereği olarak sıcak ilgi göstermiştir. 1993 yılında ilk olarak bu ülkelere 1 milyar dolar kredi açmak suretiyle, başka ülkelerin de buraların kalkınmasına hizmet etmelerini sağlayan ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin bu ülkelere yaptığı hizmetlerin en önemlisi de bu kardeş ülkeleri dünyayla bir araya getirmek olmuştur.''

-NASIL ZENGİNLEŞEBİLİRİZ?-

Süleyman Demirel, bugünkü süreçte, gelecekte bağımsız Türk cumhuriyetlerinin nasıl zenginleştirilebileceği konusunda çalışmalar yapmak gerektiğine de değinerek, şöyle devam etti:
''Bu cumhuriyetler nasıl zenginleşecektir, bu ülkeleri nasıl çağa uydurmak mümkün olacaktır? Bunun için yöneticiler gayret sarf ediyorlar. Çok önemli şeyler yaptılar ama zaman çok hızlı ilerliyor. Bu zaman içinde kalkınmışlığı, insan hakları ve demokrasiyi mutlaka göz önünde tutmak lazım. Çağdaş dünyayla ters düşerek bir yere varamayız.''
Sovyet imparatorluğunun yıkılmasından sonra meydana çıkan siyasi coğrafyada Türkçe konuşan, Türk geleneklerine sahip insanların coğrafyasına ''Avrasya'' dendiğini de hatırlatan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biz bu dünyanın çağdaş dünyaya yetişmesini, çağdaş dünyaya katkıda bulunmasını istiyoruz. Bu dünyanın geleneği, felsefesi barıştır. Bundan kimsenin korkmaması lazım. Acaba Pantürkizm mi olur, Panislamizm mi olur, Panturanizm mi olur diye kimsenin korkmasına lüzum yok. Bu ülkelerin halklarının çoğunluğu Müslümandır ve hepsinin konuştuğu dilin kökünde Türkçe vardır. Lehçelerde farklılıklar vardır. Farklılıkları gidermek bu dünyanın kendi iç meselesidir. Ama bu dünyanın iç meselesinin yanında dış meselesi var. Dış meselesi ise kalkınmak ve dış dünyayla yarışabilmektir. İç meselesini halletmeden bunu yapamaz. İç meselesini halletmek için daha çok işbirliğine ihtiyaç var. Biz ne istiyoruz? (Dilde birlik, işte birlik.) Dil meselesini birbirimizi anlayabilecek şekilde halletmemiz lazım.''

-TÜRK DÜNYASININ ÖNÜNDEKİ FIRSAT-

Demirel, Türk cumhuriyetlerinin hepsine düşen görevin, Türk kültürünü iyi anlamak, köküne sahip çıkmak olduğunun altını çizerek, ''Kökümüze iyi sahip çıkmazsak, elimize geçen fırsatı değerlendiremeyiz'' dedi.
Türk dünyasının birbirine daha iyi sarılması gerektiğini de vurgulayan Demirel, ''Mesela bir alfabe meselesini halletmesi lazımdır'' diye konuştu.
Çağların, bazen milletlerin önüne büyük fırsatlar getirdiğine de işaret eden Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:
''Türk dünyasının önünde çok büyük fırsat vardır. Bu fırsat, toparlanma, kendine gelme, güçlenme, dünya barışına daha çok yardımcı olma fırsatıdır. Bu potansiyel var. Bu potansiyeli çalışır hale getirme, bütün Türk cumhuriyetlerindeki ve Türk topluluklarındaki kardeşlerimizin, bilim adamlarının, sanatkarların, üniversitelerin hepimizin işi. Daha çok iş birliği sadece geçmişimizi hatırlamak ve birbirimizle kucaklaşmaktan ibaret değildir. Geçmişimizi hiç unutmamamız lazım ama şu çok önemli ki, geleceğe bakarken daha güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Türk dünyası eline geçen fırsatı çok iyi kullanmalıdır. Bu fırsat çağdaş dünyada yerini alma fırsatıdır. Çağdaş dünyanın gücüne ulaşma, çağdaş dünyadaki rolünü alma fırsatıdır.''
Konuşmasının ardından, kurultayı düzenleyen kuruluşlardan Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı Başkanı Abdülhaluk Çay Demirel'e, yanında küçük bir Türk bayrağı bulunan, bozkurt heykelciği hediye etti.
Kurultaya katılan Ahıska heyeti Demirel'e, kalpak, hançer ve kaftan, Uygur heyeti de geleneksel şapkalarını hediye ettiler.




-AZERBAYCAN PARLAMENTOSU MİLLETVEKİLİ PAŞAYEVA: ''TÜRKÇE KONUŞAN DEVLETLER PARLAMENTERLER ASAMBLESİ KURULMALI''

ANTALYA (A.A) - 20.09.2006 - Selma Bıyıklı bildiriyor - Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili Genire Paşayeva, Türk devletlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinde gerçekçi adımlar atılması gereğine işaret ederek, Türkçe Konuşan Devletler Parlamenterler Asamblesi kurulmasını önerdi.
Paşayeva, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nda Uluslararası İlişkiler ve İletişim Komisyonu'nda görev aldığını söyledi.
Dünyada yeni bir dönem başladığını, Türkçe konuşan devletler için de bu dönemin çok önemli olduğunu anlatan Paşayeva, ''Eskiden bu toplantılarda daha çok Rusça konuşulurdu ve katılımcılar birbirlerini tanımazlardı. Ama bu toplantıda gördüm ki artık Türkçe konuşuluyor. Bu çok sevindirici'' diye konuştu.

-''BUGÜNE KADAR TOPLULUK KURAMADIK''-

Türk devletlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinde duygusallıktan ileriye gidilerek, gerçekçi adımlar atılması gereğine işaret eden Paşayeva, şunları söyledi.
''Türkçe Konuşan Devletler Parlamenterler Asamblesi kurulmalı. Dünyada aynı dilleri konuşan ülkeler bu tür topluluklar kuruyor. Türk devletleri arasında sıkı bağlar olmasına rağmen, bugüne kadar bu topluluğu kuramadık. Ama şimdi önümüzde fırsatlar var. Böyle bir birliğin uluslararası alanda görüş beyan etmesinin çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu asamble çerçevesinde, uluslararası alanda sesimizi duyurarak, Türkçe konuşan ülkeler coğrafyasının ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösterebiliriz.''

-ENERJİ VE TİCARET YOLLARI-

Son yıllarda enerji ve ticaret yollarına sahip olmanın daha büyük bir önem kazandığına dikkati çeken Paşayeva, bu enerji kaynaklarının büyük çoğunluğunun Türkçe konuşan ülkelerde olduğunu, Türkiye'nin de dışarıya çıkış yollarına sahip bulunduğunu belirtti.
Türk dünyasının en büyük sorununun birlik oluşturamamak olduğunu ifade eden Paşayeva, böyle bir birliğe karşı ülkeler arasında farklı yaklaşımlar bulunduğunu söyledi.
Paşayeva, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu tür bir asamble kurulmasına taraftar olanlar vakit kaybetmeden hemen bir araya gelmeli. Diğerleri de zamanla bu asamblenin çalışmalarını gördükten sonra topluluğa katılacaklardır'' diye konuştu.
Asamblenin çeşitli konularda çalışmalar yürütecek alt komisyonlarının da bulunması gerektiğini belirten Paşayeva, bu birimlerin hazırladığı projeleri asamblenin değerlendirebileceğini anlattı.
Bu tür birlikler kurulurken ülkeler arasında güven bulunmasının önemine işaret eden Paşayeva, ''Türkçe konuşan ülkeler birbirleriyle kardeş oldukları için böyle bir sorun ortaya çıkmayacaktır'' dedi.
Türkçe konuşan ülkelerin medya kuruluşlarının birbirleriyle ilişki kurmasının gerekli olduğunu kaydeden Paşayeva, bu nedenle bu tür toplantıların büyük önem taşıdığını belirtti.




-DEVLET BAKANI ATALAY: "TÜRK KURULTAYI, İLK KEZ STK VE DEVLET TARAFINDAN DÜZENLENDİ"

ANTALYA (A.A) – 20.09.2006 – Nurettin Aksu–Selma Bıyıklı – Devlet Bakanı Beşir Atalay, devlet ile bir sivil toplum kuruluşunun (STK) ilk defa bir Türk kurultayını birlikte düzenlediğini söyledi.
Antalya'da 18 eylülde başlayan 10'uncu Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, bugün sonuç bildirisinin açıklanmasıyla sona erdi.
Devlet Bakanı Atalay, divan başkanlığını yaptığı kurultayın bugünkü son bölümünde önce kurultaya gönderilen kutlama telgrafı gönderen isimleri okudu. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, Tarım Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, kabineden kurultaya kutlama telgrafı gönderen isimler arasında yer alırken, muhalefetten sadece ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun telgraf gönderdiği gözlendi. Ayrıca bazı milletvekilleri de kurultaya kutlama telgrafı yolladı.
Bakan Atalay, Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfının (TÜDEV) şimdiye kadar 9 kez düzenlediği kurultayın, bugün onuncu kez, ama ilk defa devletin katılımı ve desteğiyle düzenlediğini açıkladı.
Bu yüzden kurultayın, ilk kez devlet ile bir STK'nın düzenlediği ilk kurultay olduğunu kaydeden Atalay, organizasyona katkılarından dolayı Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile TÜDEV'e de teşekkür etti.
Kurultayın merhum Alpaslan Türkeş tarafından başlatılarak düzenli bir hale getirildiğini ifade eden Atalay, kurultayın kurucusu Türkeş'i rahmetle andı. Bakan Atalay'ın bu hareketi delegeler tarafından büyük alkış aldı. Atalay, ardından da kurultaya katılan Türkeş'in kızı Umay Günay Türkeş'i kürsüye davet etti.
Umay Günay Türkeş, konuşmasında, Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayının fikir babası olan babası Alpaslan Türkeş'in, TÜDEV'i kurduğunda, kurultayların devlet tarafından desteklenmesi ve gerçekleştirilmesini istediğini hatırlattı. Art arda yapılan ilk dokuz kurultaydan sonra 10'uncu kurultayın 5 yıllık bir aradan sonra gerçekleştiğini ifade eden Türkeş, 59. Hükümetin, babasının bu vasiyetini yerine getirdiğinin görüldüğünü söyledi.
Umay Günay Türkeş, kurultaya hem destek vererek babasının vasiyetini yerine getirmesi, hem de bizzat açılışına katılmasından dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.

-TÜDEV BAŞKANI ÇAY'DAN BAŞBAKAN ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR-

TÜDEV Başkanı Abdülhaluk Çay da konuşmasında, Türk tarihinin yakın döneminde iki kurultay zincirinin görüldüğünü söyledi.
Bunlardan ilkinin çarlık Rusyası döneminde Novograd'da çarlığın tüm baskı ve engellemelerine karşı Türk aydınları tarafından yapılan kurultay dizisi olduğunu belirten Çay, çarlığın tüm baskılarına rağmen Türk aydınlarının bu kurultaya katıldığını hatırlattı. Çay, bu kurultayda alınan kararların Duma'ya kadar taşındığını kaydetti.
"1915'lerde İsmail Gaspıralılar, Yusuf Akçuralar, Zeki Velidi Toganlar tarafından başlatılan bu hareketin, daha sonraları Sultangaliyevler tarafından Sovyetler Birliği döneminde sürdürülmek istendiğini" söyleyen Abdülhaluk Çay, Sovyet rejiminin baskı ve işkencelerle Türk aydınlarını katlederek bu hareketleri durdurduğunu ifade etti.
Bu gelişmelerin ardından kurultayların artık yapılamadığını hatırlatan Çay, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Türk kurultayları fikrinin yeniden ortaya çıktığını söyledi.
İlki 1993 yılında yapılan Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayının 2001 yılına kadar sürdüğünü belirten Çay, buna 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in büyük destek verdiğini ifade etti.
Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nın 5 yıl aradan sonra yeniden başladığını belirten Çay, bunun 59. Hükümetin ve bilhassa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük desteğiyle gerçekleştiğini söyledi. Çay, bu destek için Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti.
Kapanış oturumu devam ederken, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel salona gelerek oturuma katıldı.
Devlet Bakanı Beşir Atalay, kurultay sonuç bildirisini okumadan önce, bu kurultayları destekleyen ve hepsine de bizzat katılan 9. Cumhurbaşkanı Demirel'i kürsüye davet etti.
Süleyman Demirel'in konuşmasının ardından, Bakan Atalay'ın kurultay sonuç bildirisini okumasıyla 10'uncu Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı sona erdi.




-KURULTAYI 29'U YABANCI 170 GAZETECİ İZLEDİ

ANTALYA (A.A) - 20.09.2006 - Antalya'da 18 Eylülde başlayan 10'uncu Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nı 29'u yabancı 170 gazeteci izledi.
Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Beldibi beldesindeki Sungate Port Royal Otel'de önceki gün başlayan kurultay öncesi Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), günler öncesinden yoğun hazırlık yaptı. Kurultay'ı izlemek üzere gazetecilere akreditasyon hizmeti veren BYEGM, gazetecilerin kurultay süresince çalışmalarını kolaylaştırmak üzere her türlü önlemi aldı. BYEGM verilerine göre, kurultayı 18 Azeri, 3 Türkmen, 1 ABD'li, 1 Rus, 2 Çinli, 3 Fransız ve 1 Kazak olmaz üzere 29'u yabancı 170 gazeteci izledi. Gazeteciler, Kurultay'ın gerçekleştirildiği salona yakın bir bölgede kurulan Basın Merkezi'ni kullanarak, haberlerini kuruluşlarına anında iletme imkanı buldular. Basın Merkezi'nde gazetecilerin kullanımı için 17 bilgisayar, bir fotokopi cihazı, bir faks cihazı konuldu ve 30 dizüstü bilgisayar için kablosuz internet bağlantısı kuruldu.
Kurultay çalışmaları, başta TRT olmak üzere çeşitli televizyon kanallarınca canlı yayınlandı.
BYEGM, yerli ve yabancı gazetecilere konforlu bir çalışma ortamı sağlayabilmek amacıyla oturma mekanları ve çeşitli içeceklerin sunulduğu bir de stand hazırladı.
Basın Merkezi'nde yabancı gazetecilere, kitap, dergi, broşür, CD'nin de aralarında bulunduğu çeşitli tanıtım dokümanları dağıtıldı.
BYEGM, kurultayla ilgili kupür çalışması da yaparak, yayın organlarında kurultayla ilgili yayınlanan haberlerin kupürleri, ilgili ve yetkililere günlük olarak iletildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açılışını yaptığı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da katıldığı Kurultay'a ilişkin haberlerin başta Türk devletleri olmak üzere, dünyanın çeşitli ülkelerindeki basın yayın organlarında geniş şekilde yer aldığı da bildirildi.




-KURULTAYDA KOMİSYON ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI

-AA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI TEK, TÜRK DÜNYASI HABER AJANSLARI ARASINDA İŞBİRLİĞİNE GİDİLMESİ KONUSUNDAKİ ÖNERİLERİNİ DİLE GETİRDİ

ANTALYA (A.A) – 20.09.2006 – Nurettin Aksu – Selma Bıyıklı Bildiriyor - 10. Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayı’nın bugünkü bölümü, yaklaşık 13 saat süren komisyon çalışmalarında bildiriler ve önerilerin sunulması ile tamamlandı.
Komisyon çalışmalarına katılan yaklaşık 500 delege, altı değişik komisyonda, hazırladıkları bildirileri ve önerileri sundular.
"Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim Komisyonu" delegelerin en fazla katılımının olduğu komisyon olurken, bu komisyonun çalışmaları ancak gece 22’ye doğru sona erdi. "Gençlik Komisyonu" ise katılımın en az olduğu komisyon oldu.
10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nda ayrıca "İktisadi, Mali, Ticari İşler ve Turizm", "Eğitim-Öğretim, Bilim ve Teknik" ve "Kültür" ile "Toplum Yönetimi ve Hukuk" komisyonlarında da çalışmalar yürütüldü.
Komisyon çalışmalarının sonunda katılımcıların önerilerinin yer aldığı kararlar kaleme alındı. Bu kararlar, yarın açıklanacak sonuç bildirisinde yer alacak.
Kurultay yarın sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erecek.

-"AJANSLARIMIZ ARASINDA HABER ALIŞ VERİŞİNİ SÜREKLİ VE ETKİN KILMALIYIZ"-

Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Tek de Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Türkçe’nin devlet dili oluşunun 730. yıl dönümüne denk gelen, Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi anma etkinliklerinin düzenleneceği gelecek yılın Mayıs ayının 2. haftasında, A.A’nın genel sekreterliğini yaptığı Türkçe Konuşan Ülkeler Haber Ajansları Birliği (TKA) toplantısının yapılacağını açıkladı.
Daha sonra "Haber Ajansları Arasında İşbirliği" konulu bir tebliğ sunan Tek, haber ajanslarının karşılıklı işbirliğini engelleyen hiçbir yasa ya da yaptırımın söz konusu olmadığını, A.A’nın 80’e yakın ajansla işbirliği içinde olduğunu belirtti ve bundan önemli sonuçlar elde edildiğini bildirdi.
Haber ajansları arasında iki türlü işbirliğinin mümkün olduğunu belirten Tek, şunları söyledi:
"Özel veya kamu haber ajansları ile karşılıklı haber alış verişi yapılmakta, bu esnada herhangi bir ticari sözleşme imzalanmamaktadır. Genelde bir protokolle bu işbirliği düzenlenmektedir. Haber satış sözleşmesiyle haber, fotoğraf, görüntü ve grafik satılmaktadır. Bu hizmet, imzalanan özel bir abonelik sözleşmesine bağlanmakta ve hizmet satış fiyatı bu sözleşmede yer almaktadır. Türk dünyasının özel ve kamu haber ajansları arasında bu iki maddeye dayanılarak işbirliğine gidilebilir."
Ortak haber ajansları oluşturulması konusunda da bazı tespitlerin ortaya konulmasının gerekli olduğunu ifade eden Tek, "Bunun için dil birliğinin sağlanması veya tercüme hizmetinin etkinleştirilmesi, nitelikli personel istihdamı, haber akışında ortak kriterlerin tespiti ile altyapı ve teknik uyumun sağlanması gerekmektedir" diye konuştu.
Tek, bu yapı ve organizasyon oluşturuluncaya kadar bir uyum döneminin yaşanacağını bildirdi.
AA’nın özellikle personel eğitimine katkıda bulunduğunu, teknik işbirliği ve yardım çabalarını sürdürdüğünü anlatan Tek, "Ancak, etkin bir haber akışı oluşturulamamıştır" dedi.
AA’nın kendi imkanlarıyla Türk Cumhuriyetleri’nde açtığı bürolar vasıtasıyla haber akışına destek verdiğini ve bu desteği sürdürdüğünü belirten Tek, "Ajanslarımız arasında haber alış verişini sürekli ve etkin kılmalıyız. Haber Ajansları Birliği’ni canlı tutup verimliliğine katkıda bulunmalıyız" diye konuştu.
Tek, ayrıca Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim Komisyonu’nun, bundan sonraki kurultaylarda "Uluslararası İlişkiler" ve "Medya ve İletişim" başlıkları altında iki ayrı komisyon halinde toplanmasını da önerdi.

-"BYEGM, KENDİSİNDEN BEKLENEN İŞLEV VE HİZMETLERİ FAZLASIYLA YERİNE GETİRMİŞTİR"-

Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim Komisyonu'nda bir bildiri sunan Basın Yayın ve Enformasyon (BYEGM) Genel Müdürü Salih Melek de, yaptığı konuşmada önce BYEGM hakkında bilgi verdi.
BYEGM’nin ulu önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından daha 1920’de TBMM’nin açılmasından hemen sonra 7 Haziran 1920’de kurulduğunu hatırlatan Salih Melek, "bu konuda henüz Cumhuriyet ilan edilmeden o günkü şartlarda böyle bir kuruluşa ihtiyaç duyulduğuna ve öncelik verildiğine" dikkat çekti.
Melek, BYGEM’nin, "Cumhuriyetin kuruluşu aşamasında ve çağdaş bir yönetim biçimine geçişte öngörülen ve kendisinden beklenen işlev ve hizmetleri fazlasıyla yerine getirdiğini" dile getirirken, "Enformasyon hizmetlerinin sunulması, basının geliştirilmesi, toplumsal ve siyasal yaşamımız içerisindeki etkisinin ve katkısının artırılması yolunda önemli çalışmalar yürütmüştür" dedi.
Kurumun bu özverili çalışmasını bugün de ilk günkü heyecan ve sorumluluk içinde sürdürdüğünü ifade eden Salih Melek, "BYEGM, genel olarak basının geliştirilmesi, işleyişinin düzenlenmesi ve özellikle de AB ile entegrasyon sürecinde yasal yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesinde, Basın Kanunu’nun hazırlanmasında aktif görev almıştır" şeklinde konuştu.
BYEGM Müdürü Salih Melek, Türkiye’nin AB ile müzakere sürecinde medyanın daha özgür bir ortama kavuşması için Birlik ile entegrasyon açısından yasalarda büyük yenilikler ve reformlar yaptığını hatırlatarak, bunun, "basının daha özgür, daha etkin ve toplumsal hayatta üstlendiği işleve uygun bir yapıya kavuşması ve ifade özgürlüğünün genişletilmesi adına gerçekleştirilmiş çabalar" olduğuna dikkat çekti.
Bu çabaların Türk Devlet ve toplulukları ile ortak projeler üretmeye yönelik deneyim kazandırdığını dile getiren Melek, komisyona bazı öneriler de getirdi.
Melek bu önerilerini şöyle sıraladı:
''- Basın sektöründeki kuruluş sayısını artırma ve altyapısını düzenleme çabalarından ziyade, kısa vadede, mevcut yapının ıslah edilmesi,
- Sektöre personel hazırlayan yüksek eğitim kurumlarının genel kapasitesinin ele alınması, bu konuda kurultaya katılan ülkelerle karşılıklı işbirliğine gidilmesi,
- Karşılıklı uzman personel değişimi,
- Gazetecilik mesleğini sağlam temellere oturtmak için belirli merkezlerde seminerler ve konferanslar düzenlenmesi,
- Gazetecilik Fakülteleri arasında staj imkanları sağlanması,
-BYEGM ve diğer kuruluşlar tarafından basın mensupları ve adaylarının Türkiye’ye davet edilerek, kendi alanlarıyla ilgili çalışmalar yapmasına imkan sağlanması.''
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek ayrıca, Türk devletleri ve toplulukları arasında işlevsel mekanizmalar oluşturulmasının, ulusal haber ajansları, basın, radyo ve televizyon kuruluşlarıyla ilgili kurumlar arasında işbirliğinin somut bir temele oturtulmasının, ortak haber havuzları, internette ortak haber portalleri kurulmasının yararlı olacağını da kaydetti.




-ROMANYA TÜRKLERİ, EĞİTİM İÇİN TÜRKİYE'YE GELEN GENÇLERİN GERİ DÖNMEMESİNDEN ŞİKAYETÇİ

ANTALYA (A.A) – 19.09.2006 – Nurettin Aksu – Yaklaşık 55 bin Türk'ün yaşadığı Romanya'daki Türkler, Türkiye'nin her alandaki desteğine teşekkür ederken, eğitim için Türkiye'ye gönderdikleri gençlerin dönmemesinden şikayet etti.
Romanya'da ilköğretim okullarına öğretmen hazırlayan Mustafa Kemal Atatürk Yüksek Eğitim Koleji Müdürü Prof. Dr. Nurettin İbram, A.A muhabirinin sorularını yanıtlarken, Romanya'daki Türklerin 1989'dan sonra rahat bir ortama kavuştuğunu söyledi.
Prof. Dr. İbram, yaklaşık 55 bin kişilik Romanya Türkü azınlığının 24 bininin 1400'lü yıllarda Kırım'dan, 30 binden fazlasının da 1262 yılından itibaren Anadolu'dan geldiğini belirtti. Bu ülkedeki Türklerin 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşına kadar Dobruca bölgesinde çoğunluğu oluşturduğunu ifade eden Nurettin İbram, bu savaştan sonra bölgede azınlığa düştüklerini kaydetti.
Romanya Türklerinin gerek Yunanistan, gerek Bulgaristan ve gerekse diğer komşu ülkelerde yaşayan Türkler gibi sıkıntı çekmediğini açıklayan Prof. Dr. İbram, günümüzde de birçok hak ve imkanını rahatlıkla kullandıklarını belirtti. Nikolay Çavuşesku'nun iktidarda olduğu 1956-1989 döneminde Romanya Türklerinin anadillerini kullanmasının yasaklandığını hatırlatan İbram, 1989'dan sonra bu yasağın kalktığını, ardından haklarına da birer birer kavuştuklarını söyledi.
Bükreş Yönetiminin Türklere eğitim, yayın ve kültürel etkinlikler için mali destek sağladığını açıklayan Prof. Dr. İbram, 1989'dan sonra anadilde (Türkçe) eğitimin devlet tarafından canlandırıldığını anlattı.
Devlet okullarında Türkçe'nin zorunlu ders olduğunu söyleyen Prof. Dr. İbram, Türkçe eğitim öğretim verecek yeterli uzmanları olmadığı için doğrudan Türk okulu açamadıklarını belirtti.
İbram, kültürel kimliklerini korumada Türkiye'nin büyük desteğini gördüklerini de açıklarken, gerek eğitimde, gerek teknik alanda uzman, araç gereç ve malzeme desteği sağladığı için Türkiye'ye teşekkür etti.
Prof. Dr. Nurettin İbram, Romanya Türklerinin en önemli sorunununsa eğitim öğretim için Türkiye'ye giden öğrencilerin dönmemesi olduğunu söyledi. İbram, “Eğitim için Türkiye'ye gönderdiğimiz gençlerimiz dönmüyor. Dolayısıyla Romanya Türk toplumuna yararlı olması, katkı sağlaması için gönderilen gençlerimizden yararlanamıyoruz. Şimdi Türkiye ile bu konuyu çözmeye çalışıyoruz” dedi.
10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı dolayısıyla Antalya'da bulunan Prof. Dr. İbram, kurultayın iyi bir ortamda geçtiğini ve fikir birliği oluştuğunu belirterek, komisyon çalışmalarında gerçekçi bir mantık çizildiğini de kaydetti.




-TATAR BİLİM ADAMI İSHAKOV: "DİPLOMA DENKLİK SORUNU BİR AN ÖNCE ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI"

ANTALYA (A.A) – 19.09.2006 – Nurettin Aksu bildiriyor – Tatar bilim adamı Dr. Damir İshakov, Türkiye ile Rusya Federasyonu üniversiteleri arasındaki diploma denklik sorununun bir an önce çözüme kavuşturulmasını istedi.
Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayına katılan Tatar bilim adamı İshakov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite denkliklerinin Türkiye ile Tataristan Özerk Cumhuriyeti arasındaki önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.
Türkiye'deki üniversitelerde okuyan Tatar öğrencilerinin diplomalarının Rusya'da kabul edilmediğini, kendilerinde okuyan Türk öğrencilerinin diplomalarının da Türkiye'de kabul edilmediğini hatırlatan İshakov, bunun iki ülke arasındaki öğrenci akışını da olumsuz etkilediğini söyledi. Denklik konusundaki görüşmelerin sürdüğünü ifade eden İshakov, görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını bekledikleri belirtti.
Tatar bilim adamı, ülkesindeki üniversitelerin Avrupa'da tanındığını hatırlatarak, Türkiye'de tanınmamasını ise anlayamadıklarını vurguladı.
İshakov, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin ise giderek geliştiğini belirtti.
Türkiye ile Tataristan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ticaret hacminin 1,5 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Damir İshakov, bunun yeterli olmadığını, iş adamlarının kendi aralarındaki ilişki ve işbirliğini artırması gerektiğini söyledi. İshakov, Tatar iş adamlarının İslam Kalkınma Bankası (İKB) ile irtibata geçmek istediğini belirterek, bunu da Türk iş adamları ve Türkiye üzerinden yapmak istediklerini ifade etti.

-"TÜRK KURULTAYINA HAZIRLIK DAHA İYİ OLMALIYDI"

Tatar bilim adamı Dr. Damir İshakov, 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında olumlu gelişmelerin kaydedildiğini ifade ederek, yine de eksikliklerin bulunduğunu belirtti ve "Türk Kurultayına hazırlık daha iyi olmalıydı" dedi.
Kurultay katılımcılarının görüşlerinin daha önceden toplanması ve hazırlıkların buna göre yapılması gerektiğini ifade eden İshakov, "Kurultayda henüz ön fikir oluşmamıştı" dedi.
Kurultayda sadece "Türk" adı geçen Türk topluluklarının sorunlarına ağırlık verildiğini savunan Damir İshakov, diğer Türk topluluklarına ve sorunlarına fazla yer verilmediğini söyledi.
Bulgaristan, Makedonya ve Romanya gibi ülkelerde "Türk" partilerinin bulunduğuna dikkat çeken İshakov, "Ama Rusya'da bu isimde parti kurulmasına izin verilmiyor. Moskova, milli sorunların dile getirilmesine izin vermiyor. Bu tür sorunlar burada görüşülmeli" dedi.
İshakov, Rusya'da "Yerel Yönetimler Yasası"nın kabul edildiğini, ama uygulanmadığını ifade ederek, bunun, Moskova'nın yerel yönetimleri ekonomik güç haline getirmeme ve bu çerçevede, söz konusu bölgelerde Rus olmayan milletvekillerinin meclise girmesini engelleme amacından kaynaklandığını savundu.
Tatar bilim adamı İshakov, bu durumun sadece kendi ülkesinde değil, diğer özerk Türk Cumhuriyetleri ile topluluklarında da mevcut olduğunu belirterek, kurultayda bu tür sorunların çözümüne yönelik konuların gündeme getirilmesi gerektiğini kaydetti.




-KIRGIZİSTAN ESKİ DEVLET SEKRETERİ ABDIRAZZAKOV: "HALKA ÖNCELİKLE GENEL TÜRK TARİHİNİ ÖĞRETMELİYİZ"

ANTALYA (A.A) – 19.09.2006 – Nurettin Aksu – Kırgızistan eski Devlet Sekreteri İşenbay Abdırazzakov, Türk dünyasında halkın çoğunluğunun Türk dünyası ve tarihinden haberdar olmadığını belirterek, “halka öncelikle genel Türk tarihinin öğretilmesi gerektiğini” söyledi.
10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayına katılan Kırgızistan eski Devlet Sekreteri İşenbay Abdırazzakov, A.A muhabirinin sorularını yanıtladı.
Son 15 yılda bağımsızlıklarını kazanan Türk devletlerinin hepsinin, ayrı ayrı kendi tarihlerini yazdığına dikkati çekti. “Yeni bağımsız olan beş Türk Cumhuriyeti sadece kendi tarihini yazmakla meşgul” diyen Abdırazzakov, “fakat genel Türk tarihinin yazılmasına yönelik bir çalışma yok” şeklinde konuştu.
Türk dünyasında birlik ve beraberliğin sağlanmasının tarih bilincinin geliştirilmesine bağlı olduğunu ifade eden İşenbay Abdırazzakov, genel Türk tarihinin halka gecikmeden öğretilmesini istedi. Abdırazzakov, bunun mali yönünün bu tür kurultaylara harcanan paralardan karşılanabileceğini ifade ederek, “Kurultaylara harcanan paranın sadece yüzde 10'u, yüzde 5'i gibi rakamlar genel Türk tarihinin hazırlanması ve öğretilmesi için kullanılır ve çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türk toplumları kendi ortak tarihini öğrenebilir” dedi.
Bu kurultayların Türk Dünyası için yeni bir dönemin başlangıcı olması gerektiğini belirten Kırgızistan eski Devlet Sekreteri, ancak bugüne kadar bu amacın gerçekleşmediğini söyledi. Eski Devlet Sekreteri, bunun kurultaylarda siyasi iradenin olmamasından kaynaklandığını belirterek, Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayı'na siyasi iradenin katılımının ancak 10'uncusunda gerçekleştiğini vurguladı.
Kurultaylarda aktarılan sorunların çözümünün siyasi iradede olduğunu ifade eden İşenbay Abdırazzakov, Kırgızistan'ın kurultaya Başbakan Birinci Yardımcısı Daniyar Üsenov ile katıldığını hatırlatarak, dolayısıyla kurultayda alınan kararlardan özellikle ticari, ekonomik, kültürel ve eğitim alanlarındaki konuların Kırgız yönetimi tarafından uygulanacağının göstergesi olduğuna dikkati çekti.
Abdırazzakov, kurultaya Özbekistan ve Türkmenistan'dan katılımın olmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu belirtirken, gelecek etkinliklerde bu eksikliklerin giderilmesi gerektiğini de söyledi.

-AYNI DİL, DÖRT FARKLI DİN-

Kırgızistan eski Devlet Sekreteri İşenbay Abdırazzakov, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, tarih sahnesinden silinen veya silinmek üzere olan Türk topluluklarının durumuna da dikkati çekti.
Dünyada sadece Türklerin, “aynı dile sahip, dört farklı dine inanan millet” olduğunu ifade eden Abdırazzakov, “Anadolu Türkleri dışındakiler kendi devletlerini kaybetmiş. Bu da Çin İmparatorluğunun başarılı siyasetinden kaynaklanıyor” dedi.
Çinlilerin tarihte, Türk devletlerinde birlik ve beraberliği ortadan kaldırdığını, Türkleri birbirine kırdırdığını belirten Abdırazzakov, bunun sonucunda Oğuzların Anadolu'ya göç ederek kendini kurtardığını söyledi.
İşenbay Abdırazzakov, gerek yeni kurulan Türk devletlerinin, gerekse Türk topluluklarının ilişkilerinin sadece Türkiye ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
“Orta Asya ülkeleri sadece Türkiye ile ilişki içinde olmamalı. ABD, Avrupa, Rusya ve Çin ile de ilişki içinde bulunmalı” diyen Kırgızistan eski Devlet Sekreteri, bu ilişkiler kurulurken, Türkiye ile ilişkiler ve işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini de kaydetti.


-DOĞU TÜRKİSTAN KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI TÜMTÜRK: ''ORTA ASYA'DAKİ TÜRK CUMHURİYETLERİNİN UYGUR TÜRKLERİNE KARŞI ÇOK DAHA KUCAKLAYICI VE YAPICI OLMALARINI BEKLİYORUZ''

ANTALYA (A.A) - 19.09.2006 - Selma Bıyıklı bildiriyor - Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk, ''Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerinin, Uygur Türklerine karşı çok daha kucaklayıcı ve yapıcı olmalarını beklediklerini'' söyledi.
Tümtürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Türkistan'ın Türk dünyasının önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Türkiye'nin sınırlarına 4 bin kilometre uzakta olmasına rağmen buradaki halkın düşünce, inanç ve görüş açısından kendilerini Türkiye'ye yakın hissettiklerini ifade eden Tümtürk, ''Bizler bu nedenle 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayını çök önemsiyoruz'' dedi. Böyle bir toplantıda Doğu Türkistan'da yaşayanlar unutulmadığı için minnettar olduklarını dile getiren Tümtürk, toplantıda Uygur Türklerinin sorunlarını dile getirme imkanı bulduklarını anlattı.
Yaşadıkları sorunlar nedeniyle Doğu Türkistan'dan ayrılmak zorunda kalanların legal ya da illegal yollardan sınır olan Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerine geçtiklerini kaydeden Tümtürk, bu ülkelerin de kendilerine sığınan Doğu Türkistanlıları zaman zaman Çin'e iade ettiklerini belirtti. Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerinin, Çin ve Rusya'nın da dahil olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olduklarını hatırlatan Tümtürk, ''Bu örgüt çerçevesinde Doğu Türkistan'daki bağımsızlık ateşinin önü alınmak için faaliyetler gerçekleştiriliyor. 11 Eylül saldırıları bahane edilerek 'Ben Müslümanım, Türküm' diyenlere terörist muamelesi yapılıyor'' diye konuştu.
Tümtürk, söz konusu ülkelerden Çin'e iade edilen Uygur Türklerinin ya idam edildiklerini ya da ağır hapis cezalarına çarptırıldıklarını belirterek, ''Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetlerinin Uygur Türklerine, kardeşlerimize karşı çok daha kucaklayıcı ve yapıcı olmalarını bekliyoruz'' dedi.




-GÜMÜLCİNE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ İBRAHİM ŞERİF: ''YUNAN MAKAMLARI, HAKLARIMIZ OLMASINA RAĞMEN TÜRK AZINLIĞIN SEÇTİKLERİNİ DEĞİL, KENDİ İSTEDİKLERİNİ MÜFTÜ OLARAK ATIYOR''

ANTALYA (A.A) - 19.09.2006- Selma Bıyıklı bildiriyor- Gümülcine Seçilmiş Müftüsü ve Batı Trakya Türkleri Danışma Kurulu Başkanı İbrahim Şerif, Yunan makamlarının, hakları olmasına rağmen, Batı Trakya Türk azınlığının seçtiklerini değil, kendi istediklerini müftü olarak atadıklarını söyledi.
Şerif, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batı Trakya Türklerinin statülerinin 1913 Balkan Savaşı'ndan sonra yapılan anlaşmalarla düzenlendiğini kaydederek, buradaki Türklerin azınlık olarak haklarının ise 1923'deki Lozan Antlaşması ile uluslararası statüye kavuşturulduğunu ifade etti.
Batı Trakya'daki Türk azınlık arasındaki en yüksek makamın müftülük olarak belirlendiğini, bunun Yunan Meclisi'nden de kanun olarak geçirildiğini anlatan Şerif, ilk başlarda Türk azınlığının seçtiği kişilerin bu göreve atandığını belirtti.
1980'lerde bunun değiştiğini, Yunan hükümetinin Türk azınlığın değil, kendi seçtiği kişileri müftü olarak atama yoluna gittiğini ifade eden Şerif, buna itiraz ederek Yunan makamlarıyla yıllar süren yazışmalar yaptıklarını söyledi.
1990'larda camilerde el kaldırmak suretiyle müftü seçimleri yapıldığını kaydeden Şerif, İskeçe'de Mehmet Emin Aga, Gümülcine'de ise kendisinin buradaki Türk azınlığınca göreve getirildiğini belirtti.
Kendisi hakkında ''makam gasbı yaptığı'' gerekçesiyle davalar açıldığını ve hapis cezasına çarptırılarak ceza evine konulduğunu anlatan Şerif, bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurduğunu söyledi.
Mahkemenin kendisini haklı bularak Yunanistan'ı 10 bin dolar tazminata mahkum etmesine rağmen, bu ülkenin eski uygulamalarından vazgeçmediğini ifade eden Şerif, ''AİHM yaptırımı olan bir mahkeme değil. Sadece insan hakkı ihlali bulunup bulunmadığını tespit ediyor. Yunan makamları, antlaşmalarla verilen haklarımız olmasına rağmen, Türk azınlığın seçtiklerini değil, kendi istediklerini müftü olarak atıyor'' diye konuştu.
Bütün sorunun, varlıklarını devam ettirmeleri için sahip olmaları gereken değerlere ulaşamamaları olduğunu ifade eden Şerif, ''Hristiyan vali, Müslüman müftü atıyor. Bizim değerlerimizi o bilemez. Yunanistan AB üyesi olmasına ve uluslararası anlaşmalarla haklarımız güvence altında olmasına rağmen kendimizi resmen Türk olarak ifade edemiyoruz'' dedi.

-TÜRKİYE'NİN AB'YE GİRMESİ-

İbrahim Şerif, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Batı Trakya Türklerinin en büyük arzusu olduğunu söyledi.
İki ülke arasında uzun yıllar süren diyalogsuzluğun kendi sorunlarının çözümsüzlüğünde etkili olduğunu dile getiren Şerif, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin AB'ye girmesi en büyük dileğimiz. Serbest dolaşımın sağlanmasıyla Türkiye'den kardeşlerimiz Yunanistan'a daha rahat bir şekilde gelebilecek. Türkiye ile Yunanistan arasında ilişkilerin gelişmesiyle bizler iki ülke arasında dostluk köprüsü olacağımıza inanıyoruz.''

-TÜRK DÜNYASIYLA İLİŞKİLER-

Şerif, Türk dünyasında bir birlikteliğin henüz tam olarak oluşmadığını belirterek, ''Bu birliktelik sağlanınca koordine içinde bizim sıkıntılarımızın çözümüne de yardımcı olacaklarını bekliyoruz'' dedi.
Bu tür toplantılarda sorunlarını Türk devlet ve topluluklardan temsilcilere aktardıklarını kaydeden İbrahim Şerif, ''Bu devlet ve toplulukların zamanla sorunlarımızın farkına vararak bize destek olacaklarını umuyoruz'' diye konuştu.




-MAKEDONYA TÜRK DEMOKRASİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI HASİP, ÜSKÜP'TE TÜRKÇE VE İNGİLİZCE EĞİTİM VERECEK BİR ÜNİVERSİTE KURULMASINI İSTEDİKLERİNİ BELİRTTİ

ANTALYA (A.A) - 19.09.2006 - Selma Bıyıklı bildiriyor - Makedonya Türk Demokrasi Partisi Genel Başkanı Kenan Hasip, Üsküp'te Makedonya'daki Türk gençlerinin de eğitim görebileceği, Türkçe ve İngilizce eğitim yapan bir Balkan Üniversitesi kurulmasını istediklerini bildirdi.
Antalya'da Sungate Port Royal Otel'de devam eden 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında Makedonya Türklerini, Makedonya Türk Demokrasi Partisi Genel Başkanı ve 5. Bölge Milletvekili Kenan Hasip ile 6. Bölge Milletvekili Hadi Nezir temsil ediyor.
Hasip, AA muhabirine yaptığı açıklamada, resmi rakamlara göre 2 milyon 30 bin nüfuslu Makedonya'da 80 bin dolayında Türk bulunduğunu belirterek, seçim sistemi nedeniyle 120 üyeli parlamentoda ikiden fazla milletvekili çıkarmalarının mümkün olmadığını söyledi.
Makedonya Türklerinin Türkiye'ye karşı büyük bir yakınlık duyduğunu anlatan Hasip, Türk çocuklarının Makedonya'daki 56 ilköğretim okulu ve 10 lisede Türkçe eğitim aldıklarını belirtti.
Üsküp'teki Kiril ve Metodi Üniversitesinde, Türk dili ve edebiyatı ile pedagoji bölümlerinde Türkçe eğitim verecek öğretmenlerin yetiştirildiğini ifade eden Hasip, burada diğer branşlar olmadığı için Türk gençlerinin büyük çoğunluğunun üniversite eğitimi almak için Türkiye'ye gittiklerini, bu gençlerin eğitimlerini tamamladıktan sonra ekonomik kaygılar ve iş bulamama kaygısıyla geri dönmediklerini söyledi. Hasip, birkaç yıl önce sivil toplum kuruluşlarıyla bir üniversite projesi hazırladıklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Amacımız gençlerimizin Türkiye'ye gelmelerine gerek kalmadan ülkelerinde kendi dillerinde üniversite eğitimi almalarını sağlamak. Batı Trakya'dan Romanya'ya kadar, Balkanlarda yaşayan Türk gençlerinin Üsküp'te Balkan Üniversitesi adı altında kurulacak bu üniversitede eğitim görmesini istiyoruz. Bu üniversitenin eğitim dilinin İngilizce ve Türkçe olması planlanıyordu. Bu yıl bir vakıftan bu üniversite için söz aldık ama maalesef projede eğitim dili İngilizce olarak öngörüldü. Biz mutlaka Türkçe'nin de eğitim dili olmasını istiyoruz. Buna itiraz ettik ve uyardık. Bu konuda Türkiye'den destek bekliyoruz.''

-''TÜRKÇE ÖZEL GAZETE VE TELEVİZYON İSTİYORUZ''-

Bundan 2.5 yıl önce tek Türkçe gazetenin, bunu basan şirketin iflas etmesi nedeniyle kapandığını anlatan Hasip, ''Bir gazetemiz bile kalmadı'' dedi.
Hasip, devlet radyosunun günde 5.5 saat, televizyonunun ise 2.5 saat Türkçe yayın yaptığını hatırlatarak, Makedonya'da Türkçe yayın yapan özel radyo, televizyon ve gazete kurulmasını istediklerini bildirdi. Kenan Hasip, ''Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Kosova'da Türkçe yayın yapan medya organları kurulmasına destek verdi. Bunun aynısının Makedonya'da da yapılmasını bekliyoruz'' diye konuştu.




-KURULTAY, KOMİSYON ÇALIŞMALARIYLA SÜRÜYOR

ANTALYA (A.A) – 19.09.2006 – Nurettin Aksu bildiriyor – Antalya'da dün başlayan 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, bugün komisyon çalışmalarıyla devam ediyor.
Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜRDEV) ile Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın (TİKA) düzenlediği 10. kurultayda bugün, katılımcılar çeşitli komisyonlarda bildiri ve tebliğler sunuyor.
Türk Devlet ve Toplulukları arasında dostluk, kardeşlik ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan kurultayın bugünkü çalışması, "Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim", "İktisadi, Mali, Ticari İşler ve Turizm", "Eğitim-Öğretim, Bilim ve Teknoloji", "Kültür", "Toplum Yönetimi ve Hukuk" ile "Gençlik" komisyonlarında yapılıyor.
Komisyonlara sunulan bildiriler ile kurultayda "dost ve kardeş ülkeler arasında bağımsızlıklara karşı saygı gösterme, iç işlerine karışmama, eşitlik ve mütekabiliyet anlayışı esasları üzerine dayanan ortak düşünce ve kararların oluşması" amaçlanıyor.
Komisyon çalışmalarının sonunda ise ortak bir bildiri hazırlanacak ve kurultay, ortak bildirinin yayımlanmasıyla sona erecek.




-KURULTAYA KATILAN ÜLKE VE TOPLULUKLAR ADINA KONUŞMALAR YAPILDI

ANTALYA (A.A) - 18.09.2006 - Selma Bıyıklı-Nurettin Aksu bildiriyor - Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfının (TÜDEV) Türk İşbirliği İdaresi Başkanlığının desteğiyle Antalya'da düzenlediği 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında, katılımcı ülke ve topluluklar adına konuşmalar yapıldı.
Toplantıda, Devlet Bakanı ve Divan Başkanı Beşir Atalay, Türk Kurultayının kurucusu, sürdürücüsü MHP eski Genel Başkanı merhum Alpaslan Türkeş ile Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Abülfeyz Elçibey'i de andıklarını söyledi.
Türkmenistan Büyükelçisi Nurberdi Amanmuradov, kurultayda alınan kararların hayata geçirilmesinin önemine işaret ederek, Türkiye'de çok sayıda Türkmen öğrencinin eğitim gördüğünü anlattı.
Amanmuradov, ''Bugüne kadar bu tür toplantılarda hep konuşuldu. Bugünkü toplantıdaysa uygulama sözleri verildi. İnşallah bu yerine gelir'' dedi.
Moğolistan Milletvekili ve Türkiye-Moğolistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Erdenburev Rajevik de Moğolistan'ın 800. kuruluş yıl dönümünün kutlandığını hatırlatarak, bunun aynı tarihi paylaşan bütün halkların bayramı olduğunu söyledi.
Tataristan Özerk Cumhuriyeti Milletvekili Damir İshakov da ülkesiyle Türkiye arasındaki ticaret hacminin her geçen gün arttığını belirterek, ilişkilerde bazı problemler yaşandığını, bunların bir an önce çözülmesi gerektiğini kaydetti.
Kosova Adalet Bakan Vekili Altay Suroy da Türk dünyasının Kosova'yı unutmamasını ve Kosova'da temsilcilikler açmalarını isterken, Kırım Üniversitesi Rektörü Fevzi Yakupov da Kırım'da Türkiye tarafından ikinci bir üniversite açılması talebini dile getirdi.

-GÜMÜLCİNE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ ŞERİF'İN SÖZLERİ-

Batı Trakya Gümülcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, kendisinin AB üyesi bir ülkeden gelen tek katılımcı olduğunu belirterek, ancak 60 bin Batı Trakya Türkünün Yunanistan'ın hukuk dışı uygulamaları nedeniyle başka ülkelerde ''vatansız'' olarak yaşadığını anlattı.
Kendisinin Batı Trakya'daki Türkler tarafından seçilmesine rağmen, Yunan makamlarının bunu tanımadığını ifade eden Şerif, Batı Trakya'da Türk kelimesinin artık tamamen kullanımdan kaldırılmak istendiğini kaydetti.
Irak Türkmenleri adına konuşan Mahir Nakip ise Irak'ın yeni Anayasasına göre Kürtçe ve Arapçanın resmi dil olduğunu, ancak üçüncü büyük nüfus olan Türkmenlerin dilinin resmi dil yapılmadığını anlattı.
Irak Türkmenlerinin hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirten Nakip, Türk dünyasından elçileri olmalarını istedi.
Altay Özerk Cumhuriyeti temsilcisi, ülkelerinde ancak nüfusun yüzde 30'unu oluşturduklarını ve var olma mücadelesi verdiklerini anlattı. Altaydan gelen temsilci Devlet Bakanı Atalay’a üzerinde bir bozkurt resmi olan pano hediye etti.
Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti temsilcisi de yine ülkelerinde yok olmama mücadelesini Türkiye ve Türk devletlerinin desteğiyle sürdüreceklerini belirterek, Türk işadamları ve girişimcilerini Çuvaşistan'a çağırdı.
Hakasya adına konuşan temsilci de Altaylar ve Çuvaşlar gibi kendilerinin de aynı tehlikeyle karşı karşıya bulunduklarını, benzeri durumun Tuvalar için de geçerli olduğunu kaydetti.
Kaşgay Türkleri adına konuşan Muhammed Kayani ise Kurultaydan, ABD'nin İran'a tavrı karşısında destek istedi.
Kurultay bildirisinde ABD'nin kınanmasını talep eden Kayani, ''Irak'a demokrasi getiren ABD'nin İran'a da demokrasi getirmesini istemiyoruz'' diye konuştu.
Kurultayın bugünkü bölümü akşam yapılacak 2. Uluslararası Avrasya Film Festivali ''Büyük Avrasya Gecesi ve Kokteyli'' ile sona erecek.
Yarın da komisyon toplantıları yapılacak.




-AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV: "TÜRK DÜNYASI, BİRLİK OLURSA GÜÇLÜ OLUR"

ANTALYA (A.A) - 18.09.2006 - Nurettin Aksu bildiriyor - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk dünyasının, "ancak birlik ve beraberlik içinde olması halinde güçlü olacağını" söyledi.
İlham Aliyev, 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayının açılışında yaptığı konuşmada, ağırlıklı olarak Türk dünyasındaki ilişkilerin pekişmesi ve birlik oluşturulması üzerinde dururken, "Türk dünyasının gücünün birlik ve beraberliğinde olacağını" ifade etti.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından kurulan Türk cumhuriyetlerinin Türkiye ile ciddi ve samimi ilişkiler kurduğunu dile getiren Aliyev, bu devletlerin bağımsızlık ile birlikte büyük imkanlara kavuştuğunu, ciddi birer ekonomik güç haline dönüştüğünü vurguladı. Aliyev, kendi başlarına da birer güç haline dönüşen bu ülkelerin, bu imkanlarını da kullanarak Türkiye ile işbirliği ve ilişkilerini daha da artırmaları gerektiğine dikkat çekti.
"Atatürk, (Azerbaycan'ın sevinci Türkiye'nin sevinci, Türkiye'nin de sevinci Azerbaycan'ın sevincidir), bizim liderimiz Haydar Aliyev de (Azerbaycan ve Türkiye, iki ayrı devlet, tek millettir) demiştir" diyen İlham Aliyev, "Bu, iki liderin dünya görüşünü yansıtıyor ve biz de bunu gerçekleştirmek ve pekiştirmek için çaba harcamalıyız" diye konuştu.
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattının Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzeyini gösterdiğini belirten İlham Aliyev, sırada, aynı güzergahta yer alacak doğalgaz ve demiryolu projelerinin bulunduğunu dile getirdi. BTC projesinin geçmişte "sadece bir efsane" olarak nitelendirildiğini vurgulayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, "Efsaneler birer birer gerçekleşiyor" dedi.
Türk devletleri arasındaki işbirliği ve ilişkilerin geliştirilmesi için sadece siyasilere değil, bürokratlar, bilim adamları ve iş adamlarına da çağrı yapan İlham Aliyev, "Kurultay, bu yöndeki iyi niyetli adımların bir göstergesidir" diye konuştu.
İlham Aliyev, gerek Azerbaycan'ın gerekse Türkiye'nin karşısına çıkan Ermeni lobisine de dikkat çekti. Bu lobinin, soykırım iddialarıyla Türkiye'nin karşısına çıktığını ifade eden Aliyev, "Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermeniler ayrıca Türkiye'den toprak talebinde de bulunuyor" dedi. Aliyev, "Azerbaycan topraklarında bir Ermenistan kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bunun için de askeri, siyasi, ticari, ekonomik tüm gücümüzü kullanacağız" diye konuştu.

-KAZAKİSTAN DEVLET SEKRETERİ ABDIKARİMOV-

Kurultaya katılan Kazakistan Devlet Sekreteri Oralbay Abdıkarimov da konuşmasına, Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in iyi dilek ve kutlama mesajı ile başladı.
Konuşmasında sık sık Atatürk'ün sözlerinden örnekler veren Abdıkarimov, "Atatürk'ün (Sen Türk oğlu olarak doğmuş olmanla övün) sözüyle biz de gurur duyuyoruz" dedi.
Kazakistan ile Türkiye arasında, işbirliği ve ilişkilerin kurulduğu 15 yıl içinde, çözülmemiş hiçbir sorun olmadığını ifade eden Abdıkarimov, "Astana ile Ankara arasında 15 yılda çok yol alındı. Ticari, ekonomik, kültürel, siyasi ilişkilerde ciddi ve büyük adımlar atıldı" dedi.
Konuşmasında uluslararası teröre de değinen Abdıkarimov, küreselleşen dünyada uluslararası teröristlerin İslam dinini de kendileri için kullandıklarına dikkat çekti. Kazakistan Devlet Sekreteri Oralbay Abdıkarimov, terörün dini ve milliyeti olmadığını ifade ederek, bu konuda tüm dünyanın uyanık olması gerektiğini söyledi.
Kazak temsilci, yönetim olarak kurultayda alınacak kararların uygulanması konusunda üzerlerine düşeni yapacaklarını da kaydetti.

-KIRGIZİSTAN BAŞBAKAN BİRİNCİ YARDIMCISI ÜSÖNOV-

Kırgızistan Başbakan Birinci Yardımcısı Daniyar Üsönov da açılışta yaptığı konuşmada, kurultayın Türk zirvesi şeklinde geçtiğini ifade ederken, ülkesinin Türkiye ile ilişkilere özel önem verdiğini vurguladı.
"Cumhurbaşkanımız Kurmanbek Bakiyev'in bu ayın başında yaptığı ziyaret bunun en canlı örneğidir" diyen Üsönov, kurultayın Türkiye ve Türk devletleri arasındaki işbirliği ve ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağına olan inancını dile getirdi.
Üsönov, yönetim olarak kurultayda alınan kararların uygulanmasına hazır olduklarını da belirtti.
Kırgızistan Başbakan Birinci Yardımcısı Üsönov, Atatürk'ün daha 1930'lu yıllarda Sovyetler Birliği'nin dağılacağına yönelik öngörüsünü de hatırlatarak, "Burada toplanan Türk kurultayı, Atatürk'ün öngörüsünün gerçekleştiğinin bir göstergesi değil mi" dedi.
Protokol konuşmalarının ardından Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdülhaluk Çay tarafından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan ve Türkmenistan temsilcilerine ülkelerinin bayraklarının da yer aldığı bozkurt heykelcikleri hediye edildi.
Devlet Bakanı Beşir Atalay da organizasyonu düzenleyen TİKA adına birer armağan sundu.




-KKTC CUMHURBAŞKANI TALAT: ''DÜNYA VE ULUSLARARASI TOPLUM KIBRISLI TÜRKLER'E BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRİRKEN, SANIYORUM Kİ EN BAŞTA TÜRK DÜNYASININ KIBRISLI TÜRKLERE, KKTC'YE BAKIŞ AÇISINI DAHA DA SAĞLAMLAŞTIRMA VE DAYANIŞMASINI DAHA DA GÜÇLENDİRMESİ GEREKİYOR''

KEMER (A.A) - 18.09.2006 - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dünyanın ve uluslararası toplumun Kıbrıslı Türkler'e bakış açısını değiştirirken, en başta Türk dünyasının Kıbrıslı Türklere ve KKTC'ye bakış açısını daha da sağlamlaştırmak ve dayanışmasını daha da güçlendirmek gerektiğini bildirdi.
Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Beldibi beldesinde başlayan ''10. Türk Dünyası ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı''nın açılış oturumunda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk dünyası ve devletleri olarak dayanışma içinde bir yer alarak, konum kazanmak zorunluluğuna dikkati çekti.
Kıbrıslı Türkler olarak, Türk dünyasının desteğinin kendileriyle birlikte, kendilerinin yanında olduğunu bildiklerini ifade eden Talat, ''Bunun fiilen uygulamaya geçebilmesi için de çalışıyoruz, gayret gösteriyoruz. Türk dünyasının gönlü bizimle ama bunun fiili desteğe dönüşmesi için çalışmamız gerektiğini söylerken gerçekçi davranıyoruz'' dedi.
Uluslararası kuruluşların Kıbrıslı Türkleri anlamış olmakla birlikte, halen Kıbrıslı Türkleri izolasyondan kurtaracak, dünyayla bütünleşmesini sağlayacak bir noktaya ulaşamadığına değinen Talat, şöyle devam etti:
''Bu da doğal olarak, Türk devlet ve topluluklarının bizlerle ilişkilerini ne yazık ki, sınırlamaktadır. Ancak gururla ve mutlulukla şunu söylemek istiyorum, artık Türk devlet ve topluluklarının Kıbrıslı Türklerin davasını desteklemek için herhangi bir çekincelerinin kalmamış olması gerekiyor. Çünkü Kıbrıs Türk halkı, dünyanın beklentilerini karşılayarak, dünyayı şaşırtarak, Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin hazırladığı ve referanduma sunduğu barış planını büyük bir güçle destekledi ve onayladı. Bu yepyeni bir gelişmeydi. Kıbrıslı Türklerin dostları olan Türk dünyası bunu biliyordu. Ancak dünya büyük bir şaşkınlık yaşamaktan kurtulamadı. Dünyanın bu şaşkınlığı yaşamasıyla birlikte Kıbrıslı Türklerin davası ve hedefleri daha iyi anlaşılmaya başlandı.''
Önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan BM Güvenlik Konseyi'ne tarihte ilk defa, Kıbrıslı Türklerin dünyayla bütünleşen politikasını ve Türkiye'nin buna verdiği desteği öven bir rapor sunduğunu anımsatan Talat, ''Bu rapor, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonu ve kısıtlamayı kaldırma çağrısı yapıyordu. Bunu yapan BM Genel Sekreteri idi ve bir şeyin altını çiziyordu. İzolasyonların kaldırılması BM Güvenlik Konseyi'nin 1983 ve 1984'teki kararlarına aykırı değildi'' diye konuştu.

-''KKTC BARIŞ VE İSTİKRAR HEDEFLİYOR''-

Talat, AB'nin Kıbrıs'ın birleşmesi için büyük çaba ortaya koyar ve bunun için Kıbrıslı Türkler üzerinde baskı uygularken, AB'nin dış işleri bakanları düzeyinde oy birliğiyle bir karar alarak, izolasyonun kaldırılmasını, Kıbrıslı Türkler üzerindeki bu izolasyonun anlamsız olduğunu ifade eden bir karar aldığına dikkati çekti.
Uluslararası alanda Kıbrıslı Türklerin ve KKTC'nin yaşaması için bu gelişmelerin önemli adımlar olduğuna işaret eden Talat, şöyle konuştu:
''Bu yeni durum, Kıbrıslı Türkler'e önemli bir destek oluşturdu. Ancak, bizi izole eden, dünyayla bütünleşmemizi istemeyen Kıbrıs Rum tarafı, izolasyonların kaldırılmasını istemiyor. Bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatını ele geçiren Rum kesimi, AB üyesi olmasını da kullanarak, bizim kurtulmamızı, dünyayla bütünleşmemizi engellemek için bütün gayreti ortaya koyuyor.''
Referandumun ardından uluslararası alanda ve Kıbrıs'ta yaşanan gelişmeleri özetleyen Talat, KKTC'nin barış ve istikrarı hedeflediğini, dünyayla bütünleşmek isteyen, laik, demokrat bir devlet olduğunu ve hiç bir ülkeden hiç bir şey istemediğini ifade etti.
Talat şöyle devam etti:
''Dünya ve uluslararası toplum Kıbrıslı Türkler'e bakış açısını değiştirirken, sanıyorum ki en başta Türk dünyasının Kıbrıslı Türklere, KKTC'ye bakış açısını daha da sağlamlaştırma ve dayanışmasını daha da güçlendirmesi gerekiyor. Ben sizlerden dünya değerlerine aykırı bir davranış içine girmenizi istemiyorum. Kıbrıs Türk halkı, KKTC, dünya hukukunun, dünya değerlerinin tam da içindedir. KKTC barış istiyor, bölgede, çözüm ve istikrar hedefliyor. Dünyayla bütünleşmek istiyor. KKTC, laik, demokratik bir devlettir. Başka bir ülkeden bir şey istemiyor. Sadece kendi hakkını istiyor.''
KKTC'nin herhangi bir sakınca ve sıkıntı yaşamadan Türk dünyasının desteğini beklediğini tekrarlayan Talat, sözlerini şöyle tamamladı:
''Türkiye Cumhuriyeti'ne bu konuda içtenlikle teşekkür ediyorum. Bizi kendinden ayrı görmüyor. Dayanışmasını her platforma, üstelik bizim herhangi bir şekilde attığımız adımlar için koşul öne sürmeden desteğini sürdürüyor. Türk dünyasından aldığımız desteğin daha da artmasını beklerken, bu desteğin olmadığını söylemek istemiyorum. Azerbaycan, Kıbrıslı Türklere büyük destek verdi ve vermeye devam ediyor. KKTC'ye Türkiye'den sonra doğrudan uçuş izni veren ülke olarak Azerbaycan, AB ile olan ilişkileri nedeniyle büyük bir baskı altına alınmış olmasına rağmen bizlere desteğini sürdürüyor. Kırgızistan başta olmak üzere diğer Türk devletleri de Kıbrıslı Türklere desteğini yükseltiyor. Kıbrıs'a, bakan, milletvekili düzeyinde ziyaretler düzenleniyor. Türk dünyasıyla olan ilişkilerimizi kesinlikle şikayet konusu yapmıyorum. Desteğin ve ilişkilerin daha da artırılmasını, kültürel ve dil birlikteliğimizi, ortak tarihimizi dikkate alarak, desteğin düzeyinin artırılmasını istiyorum. Bu desteği vereceğinizden yüzde 100 eminim.''


-AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV İLE KKTC CUMHURBAŞKANI TALAT GÖRÜŞTÜ

KEMER (A.A) - 18.09.2006 - Bilal Yakınbaş bildiriyor - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, görüştü.
10. Türk Devlet ve Toplulukları, Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı çerçevesinde Türkiye'de bulunan iki Cumhurbaşkanı, Kurultay'ın düzenlendiği Sungate Port Royal Otel'de bir araya geldiler.
Görüşme, basına kapalı gerçekleşti.




-DEVLET BAKANI ATALAY: ''ÖZELLİKLE DÜNYADAKİ GELİŞMELERE PARALEL OLARAK TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARININ İLİŞKİLERİ, ORGANİZASYONLARI, KONULARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMEK DURUMUNDADIR''

ANTALYA (A.A) - 18.09.2006- Selma Bıyıklı bildiriyor- Devlet Bakanı Beşir Atalay, son 15 yıl içinde Türk devlet ve topluluklarının birbiriyle ilişkilerinde istenilen mesafelerin alınmadığını belirterek,  ''Özellikle dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türk devlet ve topluluklarının ilişkileri, organizasyonları, konuları yeniden değerlendirilmek durumundadır'' dedi.
10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, Antalya'da Sungate-Port Royal Otel'de toplandı.
Toplantıda, Türk büyükleri için saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı söylendi.
Devlet Bakanı ve Kurultayın Koordinatörü Beşir Atalay yaptığı açış konuşmasında, böylesine anlamlı bir günde Türk dünyasının her köşesinden gelen konukların karşısında olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurultayın icrasını koordine etmekle görevlendirildiğinde büyük onur duyduğunu ifade eden Atalay, toplantıyı bütün boyutlarıyla en iyi şekilde düzenlemek için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyledi.
Kurultayın sivil toplum ve kamu kuruluşlarının işbirliğiyle gerçekleştirildiğini anlatan Atalay, toplantının TÜDEV ve Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığınca (TİKA) düzenlendiğini söyledi.
Çok titiz bir çalışma yaptıklarını ifade eden Atalay, ''Ama bugün bu tabloyu gördüğümüzde hedefine ulaştı. Katılım oranı çok yüksek, dünyanın her köşesinden Türk devlet ve topluluklarından katılım var'' dedi.
Soğuk savaş döneminin bitmesinden sonra Türk devlet ve topluluklarının önemli bir bölümünün ''tarihin taktığı kelepçeleri'' çıkarıp özgürlüklerine kavuşmalarının üzerinden çok fazla zaman geçmediğini vurgulayan Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dünyadaki Türk devlet ve toplulukları birbiriyle nasıl ilişki kurmalı, hangi çalışmaları yürütmeli bunlar her platformda tartışılan konulardır. Bu 15 yıl içinde gerçekten istenilen mesafelerin alınmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Duygu dolu, duygu ağırlıklı ilişkilerimizi tabii devam ettireceğiz. Ama şu da bir gerçek ki, özellikle dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türk devlet ve topluluklarının ilişkileri, organizasyonları, konuları yeniden değerlendirilmek durumundadır. Biz tam da bu dönümde, bunların yeniden değerlendirilmeye tabi tutulmasının gerektiği bu dönemde bu önemli kurultayı toplamış oluyoruz. Umuyoruz, bu zengin katılımlı kurultayda bize rehberlik edecek, yeni perspektifler açacak sonuçlar çıkar, kararlar alınır.''
Bu yeni perspektif ışığında, yeni dönemde Türkiye'nin Türk devlet ve topluluklarında yürüttüğü bazı çalışmaları anlatan Atalay, hem TİKA hem de Tanıtma Fonu aracılığıyla AK Parti hükümeti döneminde somut projeler yürütüldüğünü bildirdi.
Bunların kültürel, ekonomik ve sosyal içerikli olduğunu ifade eden Atalay, Avustralya'dan Moğolistan'a, Kırım'a ve Kosova'ya kadar her yerde ya yapılan çalışmaların desteklendiğini ya da proje bazında bazı çalışmaların tamamlandığını belirtti.
Ahmet Yesevi ve Sultan Sancar Türbeleri ile ilgili projeler yürütüldüğünü, Moğolistan'daki kazılarla Türk tarihinin eşsiz eserlerinin gün ışığına çıkarıldığını, Orhun Vadisi'nde ulaşımın sağlanması için Bilge Kağan kara yolunun yapımının devam ettiğini, tarihi Kazan Kütüphanesinin onarımına destek verildiğini, Balkanlar'da çok sayıdaki Osmanlı eserinin restorasyonunun ya tamamlandığını ya da çalışmaların devam ettiğini anlatan Atalay, Afganistan ve Kırgızistan'da okul, hastane gibi ekonomik ve sosyal projelere de katkı sağlandığını belirtti.

-''SOMUT SONUÇLARA VARILABİLECEK''-

Kamu kurumlarının katılımının yoğun olmasının bu kurultayı diğerlerinden farklı kıldığına işaret eden Atalay, ''Çünkü kurultaydan devletlerin, kamunun zihninde projeler kalması gerekiyor. Uygulamaya dönük rehberlik edecek kararların alınması gerekiyor'' dedi.
Bu kurultayda yürüyen projelerin, sorun alanlarının ve bundan sonraki yapılması gerekenlerin ele alınacağını anlatan Atalay, böylece daha somut sonuçlara varılabileceğini bildirdi.
Atalay, kurultayla Türk devlet ve topluluklarının modern anlamda ekonomik gelişme ve refahlarını sağlayabilmesi, uluslararası platformlarda dayanışmalarının güçlendirilmesi, kültürel bağlarının derinleştirilmesi, yürütülen müşterek çalışma ve projelerin daha etkin hale getirilmesi, kısa vadede uygulanabilir yeni işbirliği alanlarının ortaya çıkarılmasına yol gösterecek çalışmaların yapılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Kurultayın yer küredeki Türk devlet ve topluluklarının tamamını kuşatmasına büyük özen gösterildiğini anlatan Atalay, böylesine anlamlı bir kurultayda komisyonların verimli çalışmasının önemine işaret etti.

-''KURUMSALLAŞARAK 2 YILDA BİR TOPLANSIN''-

Çalışmalarına yarın başlayacak komisyonların makul, somut, gerçekçi, uygulanabilir teklifler üzerinde yoğunlaşmalarını beklediklerini kaydeden Atalay, ''Kurultayın kurumsallaşmasını ve 2 yılda bir toplanarak her seferinde başka bir cumhuriyetin ev sahipliği yapmasını arzu ediyoruz. Bu yönde komisyonlarımızda belki çalışmalar olacak ve sonuç bildirisinde bu konuda teklifler geliştirilebilecek'' diye konuştu.
Kurultayda bugün genel kurulun çalışma yürüteceğini bildiren Atalay, yarın da komisyonlarda delegelerin bazı konuları ele alınacağını söyledi.
Sonuç bildirgesinin çarşamba günü açıklanacağını belirten Atalay, ''Bu kurultayın Türk dünyası için hem bağları geliştiren, bütünlüğü artıran, hem ilişkileri daha sağlam temellere dayandıran teklif ve sonuçlarla zenginleşmesini diliyorum'' dedi.
Devlet Bakanı Beşir Atalay, Başbakan Erdoğan'a, kurultayın toplanmasına verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

-ÇAY'IN KONUŞMASI-

Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) Başkanı Abdülhaluk Çay, yaptığı konuşmada, bugüne kadarki kurultaylarda alınan kararların sonuç bildirgesi şeklinde açıklandığını hatırlattı.
Bu kararları hayata icra organlarının geçireceğini söyledi. Çay, ''O bakımdan 10. kurultayın çok büyük önemi var'' dedi.
1993'de ilk kurultay toplandığında,  ''Bu kurultaylarda hiç bir şey yapılmasa bile, dünyanın farklı yerlerindeki Türklerin karşı karşıya getirilip birbirlerini tanımalarının sağlandığına'' dikkat çekildiğini anlatan Çay, ''Yani Asya'nın en uzak köşesindeki bir Türk'ü Avrupa'nın ortalarındaki bir Türk, Anadolu Türkü ile bir araya getirerek tanışmalarını sağlıyoruz'' diye konuştu.
Geçmişte Türk dünyası ile ilgili olarak romantizme, ütopyaya dayanan bazı görüşler ortaya konulduğunu, ağıtlar yakıldığını kaydeden Çay, son 15 yılda ise artık ağıt düzmenin, hayal kurmanın ve romantizmin yerinin olmadığının görüldüğünü belirtti.
Çay, ''Bundan sonra gerçekçi olarak bu coğrafyada bir Kazak Türkü ile bir Türkiye Türkü, bir Kıbrıs Türkü ile bir Türkiye Türkü, bir Balkan Türkü ile bir Türkiye Türkü ne yapabilir bunun kavgasını, mücadelesini yapmamız lazım'' diye konuştu.
Bu kurultaylarda düşüncelerin tamamen serbest forum şeklinde, hiç bir siyasi endişeye kapılmadan ve ideolojik saplantıya girilmeden serbestçe ortaya konulabileceğini kaydeden Çay, önemli olanın gerekli hususların bir süzgeçten geçirildikten sonra hayata geçirilmesi olduğunu kaydetti.
İlk kurultay sonucunda, burada alınan kararların hayata geçirilip geçirilmemesinin çok tartışıldığını anlatan Çay, bugün toplanan kurultaya çok sayıda devlet organının temsilcisinin de davet edildiğini kaydetti.
Çay, ''Serbest forumu oluşturan delegesyonla, icra organlarının alınan kararların muhasesebini yapma ve bunları ilerde hayata geçirme imkanı da bu suretle ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.
Abdülhaluk Çay, toplantıya verdiği destekten dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer yetkililere teşekkür etti.
Kurultaya, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Devlet Sekreteri Oralbay Abdıkarimov, Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Daniyar Usenov, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler,  Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile çok sayıda milletvekili, Türk dünyası ve topluluklarından davetli katıldı.
Konuşmalardan önce sırasıyla Aliyev, Talat, Erdoğan, Abdıkarimov ve Usenov Ergenekon'dan çıkışı temsilen demir dövdüler.




BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''BİR KEZ DAHA ALTINI ÇİZEREK SÖYLÜYORUM. DÜNYA SİYASETİNİN YA NESNESİ OLACAĞIZ YA DA ÖZNESİ''

KEMER (A.A)- 18.09.2006 - Bilal Yakınbaş bildiriyor -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, dünya siyasetinin öznesi ya da nesnesi olacağını kaydederek, ''Bizim mahallemizde oynanan bu iktidar oyununun dışında kalmamız biz istesek de söz konusu olamaz. Öyleyse tarihi ve coğrafi bir mecburiyetle karşı karşıyayız'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Sungate Port Royal Oteli'nde düzenlenen 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'na katıldı.
Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, katılımcıları ülkesinde görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Türk Dünyasının, stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Erdoğan, zengin enerji kaynakları, dinamik genç nüfusu ve bereketli topraklarıyla bu coğrafyanın Türklere de, dünyaya da geniş imkanlar sunduğunu söyledi.
Tarihin Türk dünyasının karşısına çıkardığı büyük fırsatlarla karşı karşıya bulunulduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, ''Bu imkanları en iyi şekilde değerlendirmek mecburiyetindeyiz'' dedi. Yurt edinilen bu coğrafyanın büyük yükler getirdiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şanlı bir mazinin, köklü bir tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluklar var. Onun için inanıyorum ki, bugün bir araya gelişimizin anlamı büyüktür.
Buradaki temsilcilerin ortak sorunlarımızı tartışmaları, uygulanabilir siyasi, ekonomik ve kültürel projeler üretmeleri son derece önemlidir. Önemlidir diyorum çünkü yeni bir başlangıç mevsimindeyiz. Dünyamız soğuk bir savaş sonrasında yeniden şekilleniyor. Bu, on yılları alacak bir süreç olabilir. Ne yazık ki, bu süreç çok sancılı da geçebilir. Daha yeni Filistin ve Lübnan'da tanık olduğumuz gibi büyük acılara, yeni yıkımlara da yol açabilir. Yaşadığımız çalkantılar, etrafımızda tanık olduğumuz acılar korkarım ki, bunun ilk işaretleridir. Yine de amacım burada büyük bir felaketin, bir yıkımın yaklaşmakta olduğunu haber vererek gereksiz bir endişe meydana getirmek değildir. Hayır, ben aslında içinden geçtiğimiz dönemin barındırdığı imkan ve fırsatlara dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Nihayet korktuğumuz gelişmelerin, savaş ve çatışmaların önlenmesi de bizlerin bu imkan ve fırsatları ne kadar değerlendirdiğine bağlı olacaktır. Bunu tespit etmek, hatırlatmak için söylüyorum. Şurası muhakkak ki, günümüzün tehdit ve tehlikeleri, dolayısıyla yaşadığımız küresel değişim sürecinin olumsuz etkileri en çok bu coğrafyada hissedilmektedir.
Ancak bu krizleri büyük fırsatlara çevirmek bizim elimizdedir. Bilirsiniz, 'İhtiyaç medeniyetin üstadıdır' derler. İşte bu zor şartlar, bu tehdit ve tehlikeler, bu sarp dağlar bu coğrafyayı tarih boyunca bir medeniyet merkezi yapmıştır.
Bugün dünya siyasetinin ağırlık merkezi başka coğrafyalara kaymış gibi görünebilir. Ancak bilmeliyiz ki, bizim için sadece iki seçenek mevcuttur. Bu siyasetin ya öznesi, ya da nesnesi olmak durumundayız. Belki dünyanın başka bölgelerinde başka halklar için üçüncü bir ihtimal vardır. Belki sınırlı bir etkiye maruz kalarak olup bitenleri seyretmeleri mümkündür. Ancak dünya siyasetinin oyun sahnesi hiç şüphe yoktur ki, bu coğrafyadır. Bu coğrafyanın sakinleri için de seyirci kalma lüksü yoktur.Ya başkalarının oluşturduğu siyasete maruz kalmakla yetinen pasif unsurlar olacağız ya da bu siyaseti oluşturan aktörler arasında hep birlikte yerimizi alacağız.
Bir kez daha altını çizerek söylüyorum: Dünya siyasetinin ya nesnesi olacağız ya da öznesi... Ama bizim mahallemizde oynanan bu iktidar oyununun dışında kalmamız biz istesek de söz konusu olamaz. Öyleyse tarihi ve coğrafi bir mecburiyetle karşı karşıyayız.''


''KKTC'YE YÖNELİK HAKSIZ TECRİDİN KALDIRILMASI BİZİM İÇİN MİLLİ BİR DAVADIR. BİZ BUNU BÖYLE BİLİYORUZ, BÖYLE BİLECEĞİZ''

Başbakan Erdoğan, ''KKTC'ye yönelik haksız tecridin kaldırılması bizim için milli bir davadır. Biz bunu böyle biliyoruz, böyle bileceğiz'' dedi.
Erdoğan, yaptığı konuşmada, Türklerin tarihte derinliği olan, tarihe istikamet veren bir millet olduğunu söyledi.
Azerbaycan'ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in Türkiye ve Azerbaycan için ''iki devlet tek milletiz'' sözüne atıfta bulunan Erdoğan, ''Biz, tarih yapan, tarih yazan bir milletiz'' diye konuştu.
Yaşanılan çağda ülkelerin küresel ve bölgesel aktörler olarak ikiye ayrıldığını anlatan Erdoğan, ancak kendisine göre bu tanımın dönemsel ve tarihsel aktörler olarak da ayrılması gerektiğini dile getirdi. İçinde bulundukları dönemin şartlarından kaynaklanan aktörlerin, şartlar değişince etkilerini kaybettiğini vurgulayan Erdoğan, ''Oysa biz öyle gelip geçici şartların ortaya çıkardığı bir unsur değiliz. Onun için diyorum ki tarihsel bir aktörüz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizim zayıflığımız dönemseldir. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkan imkan ve fırsatlar, tarihin döngüsünde bizler için yeni ve parlak bir dönemin işaretidir. Tabiatı gereği, Türk dünyasıyla olan ilişkilerimizin dış politikamızda çok özel bir yeri var. Bu ilişkilerimizde askeri, siyasi ve ekonomik çıkarı belirleyici bir parametre olarak görmüyoruz, göremeyiz. Türk devlet ve topluluklarıyla ilişkilerimizi her türlü ölçülebilir menfaatin üstünde değerlendiriyor, bunu tarihi bir sorumluluk olarak kabul ediyoruz.
Burada karşımıza çıkarılan önemli bir tuzağa da dikkatlerinizi çekmek istiyorum. O da şudur: Aramızdaki münasebetlerde içe kapanmacı politikalar, izolasyonist yaklaşımlar bizleri birbirimizden uzaklaştıracak, ortak tarihimizden koparacaktır. Ben buna tecrit tuzağı diyorum. Bu tuzağa düşmememiz gerekiyor.''

-''ULUSLARARASI CAMİADA BİRLİKTE HAREKET EDİLMELİ''-

Başbakan Erdoğan, Türk dünyasının birbirlerinin meselelerine kayıtsız kalamayacağını ifade ederek, uluslararası camiada birlikte hareket etmekten kaçınılmaması gerektiğini ve dış politikaları koordine etmenin önemli olduğunu vurguladı.
Anadolu Türkleri ile Hazar'ın doğusundaki Türkistan coğrafyasında yaşayan Türk kavimlerinin ilişkilerinde, son yüzyıllarda boşluklar meydana geldiğini anlatan Erdoğan, sadece Hazar'ın batısındaki Türklerle, özellikle de Azerbaycan Türkleriyle ilişkilerin 20. yüzyılın başlarına kadar devam ettiğini anımsattı.
Soğuk savaş sona erip Sovyetler Birliği ve Yugoslavya dağılana kadar, Kafkaslar ve Balkanlar'da bulunan Türklerle ilişkilerde benzer bir kopukluk yaşandığına işaret eden Erdoğan, bunların hepsinin artık mazide kaldığını vurguladı. İçinde bulunulan yüzyılın bu topluluklar arasındaki bağları güçlendirmede, dayanışmayı artırmada tarihi fırsatlar sunduğunu belirten Erdoğan, Türk dünyası olarak bu fırsatları çok iyi değerlendirmek gerektiğini söyledi.
Erdoğan, şu anda kendisinin, sıkça Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşme fırsatı bulduğunu ifade ederek, diğer Türk devletleriyle de dayanışmanın devam ettiğini kaydetti. Erdoğan, bu dayanışma sürecinin geçmişte tehir edildiğini, ancak bugün bunun söz konusu olmadığına dikkati çekti. Bundan sonra çok daha farklı siyasi, askeri, kültürel pek çok alanda temasların devam edeceğini dile getiren Erdoğan, bu ilişkilerin her düzeyde sürdüğünü kaydetti. İş birliği alanlarını genişletmenin, bölge ve halkların refahına hizmet edeceğini dile getiren Erdoğan, ''Bölgemizde de, dünyamızda da barış ve istikrarın korunmasına hizmet edecektir'' dedi.

-''FAZLAMIZ VAR, EKSİĞİMİZ YOK''-

Dünya politikasında devletlerin artık birden fazla ittifakın üyesi olduğunu belirten Erdoğan, bu tür bölgesel ve küresel örgütlenmelerin üçüncü taraflara karşı olmadığı gibi yanlış, dışlayıcı oluşumlar olmadığını da bildirdi. Erdoğan, bunların tam aksine uluslararası sistemin daha etkin çalışmasına katkıda bulunduğunu belirterek, ''Küresel sistemle entegrasyonu artırmaktadır. Türkiye olarak biz AB ve İKÖ ile olduğu gibi Türk dünyasıyla da ilişkilerimizi geliştiriyoruz, geliştireceğiz, geliştirmeye de mahkumuz'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB ve Rusya ile olduğu gibi Çin ile de iyi ilişkiler içinde bulunduğunu kaydederek, Türkiye'nin bütün küresel ve bölgesel aktörlerle olan ilişkilerini birbirinin alternatifi olarak değil, tamamlayıcısı olarak gördüğünü belirtti.
İngilizce, Fransızca, İspanyolca konuşan ülkelerin siyasi, ekonomik ve askeri ittifakların yanı sıra kendi aralarında da aynı dil ve kültür etrafında bir araya geldiği örneğini veren Erdoğan, ''Öyleyse neden bizler de dış politikada koordineli hareket ederek, sinerji oluşturan, birbirlerinden güç alan böyle bir yapı oluşturmayalım. Açık söylüyorum; bizim fazlamız var, eksiğimiz yoktur'' dedi.

-''KKTC'YE YÖNELİK HAKSIZ TECRİT''-

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tarihin hem de yakın bir döneminde, emperyal ya da sömürgeci arayışlar sonucu tanışmış, birbirimize dilimizi ya da dinimizi bu yolla benimsetmiş değiliz. Böyle bir durum da yok. Onun içindir ki 'bizim tarihte derinliğimiz var' diyorum. Türkçe konuşan devletler topluluğu, hem de uluslararası platformlarda daha aktif ve etkin roller oynamamızı sağlayacak, böylece halklarımızın çıkarlarını daha iyi korumamıza imkan tanıyacak, hem de bölgemizde barış ve istikrara katkıda bulunacaktır. Bütün kardeş devlet ve toplulukları bu konuda daha fazla gecikmeden gerekli adımları atmaya davet ediyorum. Türkiye olarak biz bu konuda gereken sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Esasen bu istikamette önemli adımlar attık, atıyoruz. Bağımsız Türk Cumhuriyetlerine uluslararası platformlarda her türlü desteği vermeye devam ediyoruz.
KKTC'ye yönelik haksız tecridin kaldırılması bizim için milli bir davadır. Biz bunu böyle biliyoruz, böyle bileceğiz. Kırım, Ahıska, Irak ve Gagavuz Türklerine daha önce olmadığı kadar siyasi ve ekonomik noktada desteğimizi verdik, veriyoruz.''

-TİCARET HACMİ ARTIYOR-

Türk Cumhuriyetleriyle olan ticaret hacminin giderek arttığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, hükümet olarak da her türlü kolaylığın sağlandığını ifade etti.
Erdoğan, yapılan atılımları örneklerle anlatarak, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının hizmete açıldığını, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattının yakında hayata geçeceğini, Kars-Ahılkelek-Tiflis-Bakü demir yolu projesinin temelinin de gelecek yıl atılacağını anlattı. Erdoğan, bunların Türk dünyasına mensup devletlerin kendi aralarındaki iş birliğinin dünya refahına yapacağı katkıyı göstermesi açısından önemli örnekler olduğunu kaydetti.
Türk devlet ve topluluklarında ziyaret etmediği hiçbir yerin kalmadığını, Avustralya'da bile Türklerle bir araya geldiğini ifade eden Erdoğan, bu ilişkilerin önemine işaret etti.

-''ARAMIZDAKİ BAĞLARI GÜÇLENDİRMEK ZORUNDAYIZ''-

Üzerinde durulması gereken önemli konulardan birinin de dil birlikteliğinin sağlanması olduğunu kaydeden Erdoğan, Gaspıralı İsmail'in 19. yüzyılda ortaya koyduğu ''Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik'' düsturunu hayata geçirmenin bugün her zamankinden daha fazla gerekli olduğunu vurguladı. Ortak hedefe ulaşmak için projeleri somut hale dönüştürmek gerektiğini belirten Erdoğan, modern dünyanın takip ettiği kalkınma ve yönetim modelleriyle uluslararası iş birliği yöntemlerine Türklerin kendilerini uyarlaması gerektiğini belirtti.
Erdoğan, ''Türklerin bütün unsurlarıyla tarih sahnesinde özgür ve müreffeh olarak yeniden yer almaları için aramızdaki bağlarımızı, dayanışmamızı daha da güçlendirmek zorundayız. Tarihi birikimimizin, varisi olduğumuz değerlerin modern zamanlarda da insanlığın ortak medeniyetine önemli katkılarda bulunacağını ortaya koymalıyız'' diye konuştu.

-ERDOĞAN'DAN ÜÇ ÖNERİ-

Konuşmasının sonunda Türk dünyasına üç öneride bulunmak istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
''Öncelikle, ekonomi ve ticari alanda, başta enerji olmak üzere karşılıklı yatırımların artırılması ve kendi aramızda bir tahkim kurumunun hayata geçirilmesini de kapsayan bir yol haritası çıkarmalıyız.
Kültürel alanda dil birlikteliğine yönelik çalışmalarımızı hızlandırmalıyız. Ortak tarihimizi yeniden yazmalı, bunu okullarımızda ders kitabı olarak okutmalıyız.
Siyasi konularda ise 'Türkçe Konuşan Devlet Topluluğu' oluşturarak, uluslararası platformlarda dayanışmamızı güçlendirmeliyiz. Kıbrıs ve Karabağ gibi sorunlarda ortak hareket etmeliyiz. Türk dünyasındaki yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin iş birliğini de güçlendirmeliyiz.''




-TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARI ARASINDAKİ DOSTLUK, KARDEŞLİK VE İŞ BİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ AMACIYLA 1993'DEN BERİ DÜZENLENEN TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARI DOSTLUK, KARDEŞLİK VE İŞBİRLİĞİ KURULTAYI ANTALYA'DA TOPLANDI

ANTALYA (A.A) - 18.09.2006 - Türk devlet ve toplulukları arasındaki dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla, 1993'den beri düzenlenen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nın 10'uncusu Antalya'da toplandı.
Kemer'e bağlı Beldibi Beldesi'ndeki Sungate-Port Royal Otel'deki kurultayın açılışını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yapacak.
Erdoğan'ın himayesinde, Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın koordinasyonunda, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfının (TÜDEV) iş birliğinde düzenlenen Kurultaya, ilk kez kamu kurum ve kuruluşlarından yüze yakın bürokrat ve uzman ile Türkiye'nin yanı sıra 8 ülke, 6 federe devlet, 2 özerk cumhuriyet ve 11 topluluktan binden fazla davetli katılıyor.
Kurultaya katılan ülke, federe devlet, özerk cumhuriyet ve topluluklar şöyle:
''Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Moğolistan ve KKTC,
-Rusya Federasyonu'ndan Tataristan, Çuvaşistan, Saha-Hakas ve Altay cumhuriyetleri ile Kafkas Halkları,
-Kırım Özerk Bölgesi ile Gagauz Bölgesi,
-İran, Irak ve Afganistan,
-Gürcistan, Batı Trakya, Kosova, Romanya, Makedonya, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Arnavutluk,
-Almanya, Fransa, ABD, Avustralya, Belçika ve İsviçre'de yaşayan Türk diasporası.

-KOMİSYONLAR-

Çalışma konuları, ülkeler arasındaki mevcut iş birliğinin daha etkin hale getirilmesi, kısa ve orta vadede gerçekleştirilebilecek somut ve makul iş birliği alanlarının belirlenmesini kolaylaştıracak şekilde seçildiği bildirilen kurultayda, yarın, Medya ve İletişim Komisyonu, İktisadi, Ticari, Mali İlişkiler ve Turizm Komisyonu, Kültür Komisyonu, Eğitim-Öğretim, Bilim ve Teknoloji Komisyonu, Gençlik Komisyonu ve Hukuk Komisyonu çalışma yürütecek.

-KURULTAYIN HEDEFLERİ-

Bürokrat ve akademisyenlerin yanı sıra sivil toplum ve düşünce kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları ile medya temsilcilerinin davet edildiği kurultay ile hedeflenenler ise şöyle belirtildi:
-Türk devlet ve topluluklarının modern anlamda ekonomik gelişmelerini ve refahlarını sağlamak,
-Uluslararası platformlarda dayanışmalarını güçlendirmek,
-Kültürel bağlarını derinleştirmek,
-Somut iş birliği alanlarını kamu kesimini de içine katarak gerçekleştirme yolunda atılacak adımları belirlemek,
-Halen yürütülen müşterek çalışmaları ve projeleri daha etkin hale getirmek,
-Kısa ve orta vadede uygulanabilir yeni iş birliği alanlarını ortaya çıkarmak.
Kurultayın sonuç bildirgesi ise 20 Eylül Çarşamba günü açıklanacak.






Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın