Dolar
44.59
Euro
51.44
Altın
4,676.87
ETH/USDT
2,051.30
BTC/USDT
66,887.00
BIST 100
12,936.35
Gündem, 15 Temmuz Darbe Girişimi

Donanma Komutanlığındaki darbe girişimi davasında savunmalar alındı

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığındaki eylemlere ilişkin, 92 sanığın, haklarında birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi.

13.09.2017 - Güncelleme : 13.09.2017
Donanma Komutanlığındaki darbe girişimi davasında savunmalar alındı

Kocaeli

KOCAELİ

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 53'ü tutuklu, 13'ü firari 92 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Davanın görüleceği Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde özel olarak yaptırılan 250 kişi kapasiteli salondaki 3. duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları ve bazı yakınları katıldı.

Donanma Komutanlığında darbe girişimini yönettiği ve sözde "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından sıkı yönetim direktifinde yapılan görevlendirmelerde Harp Filosu Komutanı yapıldığı belirlenen tutuklu sanık eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici savunma yaptı.

Ekici, emniyet, savcılık ve mahkemedeki ifadelerini kabul etmediğini belirtti.

Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Ekici, darbe girişimine destek vermediğini, bu yönde bir emir almadığını ve emir vermediğini savunarak, suçsuz olduğunu iddia etti.

Sanık Ekici, 11 Temmuz 2016'da, eski İstanbul Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'ın kendisini telefonla aradığını, bazı önemli duyumlar aldığını söylediğini, bunu telefonda söyleyemeyeceğini, 13 Temmuz'da Ankara'da buluşmak üzere randevulaştıklarını ifade etti.

Eski Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele'nin 16 Temmuz'da oğlunun düğününe katılmak için 7 gün izin aldığını anlatan Ekici, şöyle devam etti:

"Aksaz'daki birliğimden eşim ve çocuklarımla birlikte Gölcük'e geldim. Darbe olacakmış gibi bir hazırlığım da yoktu. Yanımda pasaportum yoktu, bankadan para çekmedim. Akşam İstanbul Fenerbahçe Orduevi'nde kaldık. Daha sonra 13 Temmuz'da otomobilimle Ankara'ya gittim. Şehrin girişinde Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'la buluşacaktık. Bekledim ama gelmedi. Telefonları kapalıydı. Çok kez aradım ama ulaşamadım. O gece arabamda uyudum. Sabah İstanbul'a gittim. Burada eşimle akşama kadar gezdik, alışveriş yaptık. Darbe planı içinde olsam bu kadar rahat hareket edebilir miydim?"

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz'da Gölcük'e geldiğini, Harmancık'ın kendisini telefonla arayarak, "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu." dediğini belirten Ekici,şöyle devam etti:

"Hemen yerime vekalet eden Kurmay Albay Aykar Tekin'i aradım, ulaşamadım. Daha sonra beni arayarak, 'Ordu yönetime el koydu. Gemileri kaldırıyorum.' dedi. Ben ne olduğunu anlayamamıştım. Ortalığın karıştığını anladım. Gölcük'te üsse girdim. Her tarafta önlem alınmıştı. Silahlı askerler vardı. 1,5 yıldır aramızdaki bir husumet nedeniyle görüşmediğim eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren'i gördüm. Çelik yelek giymiş, silah kuşanmıştı. Ben kendisiyle görüşmedim. Kendisine, Gölcük Donanma Komutanlığında Harp Filo Komutanı olarak görev yapan, davanın müştekileri Tümamiral Ahmet İskender Yıldırım ile Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Yalçın Payal'ın tutuklanması için emir vermedim."

"Tuğamiral Ayhan Bay'ın evinde kaldım"

"Darbeciler beni Harp Filosu Komutanı olarak görevlendirmiş ama kesinlikle darbeye destek vermedim, bu yönde emir almadım ve emir vermedim." diyen Ekici, savunmasında şunları söyledi:

"Aksaz Üssü'nden ve Gölcük donanmadan gemilerin niye kalktığını sorduğumda bana 'gemilerin emniyeti için' diye cevap verdiler. Ben de 'Doğru yapmışsınız, halk içeri girerse gemilere zarar verebilir.' dedim ama gemiler geri dönmeyince, Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'ı aradım bana makul bir cevap vermedi. Darbe akşamı sabaha kadar eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay'ın evinde kaldım. Teslim olacaktım ama televizyondan generallerin yakalandığını ve köprüdeki olayları görünce kaos ortamı geçene kadar teslim olmama karar aldım. Sabah Donanma Komutanlığı Poyraz Limanı'ndan Tuğamiral Ayhan Bay ve Tuğamiral Hayrettin İmren'le birlikte sahil güvenlik botuna binerek kaçtık. Başiskele ilçesinde askeri donanmaya bağlı birliğin tel örgülerinden atladık. İmren ve Bay otostop yaparak gittiler. Bir buluşma noktası belirledik. Ben de daha sonra oraya gittim. Daha sonra İzmit'te birkaç evde kaldık. Ardından İstanbul'a gittik. Burada Bekir diye biri evine götürdü. Daha sonra başka eve geçtik. Daha sonra sivil polisler bizi yakaladı."

Bölgede görev yaptığı için Ege'yi santim santim bildiğini, nereden nasıl kaçılır, nerelerde sahil güvenlik var iyi bildiğini aktaran Ekici, "Kaçmak isteseydim İstanbul'a gitmezdim. Ege'den Yunanistan'a kaçardım ama akıl karı değildi. Zaten darbe yapmakla aranıyoruz bir de casuslukla suçlanmayalım diye kaçmadım. Ben Deniz Kuvvetlerinin birçok gizli askeri sırlarını biliyorum. Biz yurtdışına kaçmak istemedik. Benim tanıdığım hiç FETÖ'cü yok. Bu yapıya mensup kimseyle telefonda görüşmedim. Teslim olmayı planlıyordum." ifadelerini kullandı.

Tuğamiral Hayrettin İmren'in kendisine gülerek, "Eğer yakalanırsak, her şeyi senin üzerine atacağım." dediğini öne süren Ekici, "Ben şaka yapıyor sandım. Meğerse şaka yapmıyormuş." dedi.

İmren'in İstanbul'da kaldıkları evde psikolojik sorunlar yaşadığını, sabaha kadar uyuyamadığını ifade eden Ekici, "Bize, 'Ben cinnet geçirdim. Elime bıçak alıp sizi öldürmek istedim ama vazgeçtim.' dedi." şeklinde konuştu.

Kod adı kullanmadığını savunan Ekici, "Bana 'Muhsin', Bay'a 'Abdurrahman', İmren'e de 'Seçkin' ismi verilmişti. Biz bunu cemaatin içinde bir kod adı olarak kullanmadık. Kaçak olduğumuz sırada deşifre olmamak için bu isimleri kullandık." ifadelerini kullandı.

Savunmasının ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Yusuf Sevimli'nin sorularını yanıtlayan Ekici, sıkıyönetim ilan edildiğinde, "Tümamiral Yıldırım ile Tuğamiral Yalçın Payal'ı tutuklayın, direnirlerse vurun." şeklinde emir vermediğini, İmren'in bunu kendisine olan husumetinden dolayı söylediğini öne sürdü.

Sevimli'nin, "Darbe girişiminin bertaraf edilmesi için ne yaptınız?" şeklindeki sorusunu Ekici, "Evden dışarı çıkmadım. Ne olduğunu bilmiyorum ancak, top atışlarının insanlara ve mala mülke zarar gelmemesi yönünde uyardım. Hatta 'kuru sıkı atın' dedim. Limandan ayrılan gemilerin geri dönmesi için uğraştım." diye yanıtladı.

"TSK'nın içinde FETÖ yapılanmasıyla ilgili ne biliyorsunuz?" sorusu üzerine Ekici, "FETÖ ile ilgili bilgim yok. İddianamede gördüm. FETÖ'cü üst düzey isimlerle sık sık görüştüğüm doğru değildir. Onlarla hiçbir diyaloğum yok. Hiç yurtdışına çıkmadım. FETÖ'cü olsaydım beni yurt dışına gönderirlerdi." dedi.

Sanık Ekici, Sevimli'nin, "Madem darbe girişimine katılmadın, neden kaçtın?" şeklindeki sorusu üzerine, "Boğaz Köprüsü'ndeki olayları gördüm. Kaos vardı. Ortalık sakinleşince teslim olacaktım ama ortalık sakinleşmedi. Yakalanan amirallerin, generallerin durumunu görünce, teslim olmanın bir anlamı olmayacağını düşündüm. Darbeyle ilgili kimseye emir vermedim. Tek kusurum Gölcük'ten ayrılmam oldu." diye konuştu.

"Rusya ile savaş çıkarırdım"

Sanık Ekici, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Darbeyle ilgili olsam, illegal bir yapının içinde olsaydım Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizinde angajman kuralları yetkisi bendeydi. Eğer isteseydim Rusya ile savaş çıkartabilirdim." ifadelerini kullandı. 

Sıkıyönetim direktifinde yer alan görevlendirme

Darbe girişimini organize ettiği ve yönettiği, darbe girişimi sırasında Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı'ndan CASA tipi bir uçağın hazır olması yönünde Hava Üs Komutanı Tezcan Kızılelma'ya talimat verdiği, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nu usulsüz olarak gözaltına almakla görevlendirilen 6 kişilik timin SG 19 botu ile Donanma Komutanlığı'na gelmelerini sağladığı ve sözde "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından sıkı yönetim direktifinde "Sahil Güvenlik Komutanı olarak görevine devam" şeklinde görevlendirmesinin yapıldığı belirlenen tutuklu sanık eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem savunma yaptı.

Üstem, savunmasında, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda ölüm, yaralanma ya da herhangi bir kargaşa yaşanmadığını ve birliklerin kışla dışına çıkmadığını savunarak, Komutanlığın darbeye iştirak etmediğini, gece boyunca birlikleri kontrol altında tuttuklarını öne sürdü.

TBMM'ye en yakın bina olan Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın, Meclis'e atılan bombalardan en çok zarar gören bina olduğunu dile getiren Üstem, "Böyle bir durumla ilk defa karşılaşılması, Genelkurmay Başkanına ulaşamamam, binanın hasar görmesi ve dışarıda eylem yapan kalabalığın olması nedeniyle darbeye karşı durma yönünde eksikliklerimiz olmuş olabilir." diye konuştu.

Üstem, FETÖ/PDY ile hiçbir irtibatı ve ilişkisinin olmadığını, ByLock yüklemediğini iddia ederek, görev yaptığı süre içerisinde FETÖ ile ilgili her ihbar hakkında işlem yaptığını, hiçbirini sümen altı etmediğini savundu.

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz günü Genelkurmay Başkanlığı'na yıllık izin yazısı gönderdiğini ve aynı gün akşamı gerektiğinde gelmek üzere birlikten ayrıldığını vurgulayan Üstem, o akşam alışveriş yaparken gelen telefon üzerine karargaha geri döndüğünü anlattı.

Üstem, gece 23.20'de birliğe giriş yaptığını aktararak, "Ben darbeci olsam veya darbeden haberim olsa karargaha gidişim çok daha önce olurdu." dedi.

Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı'ndan CASA tipi bir uçağın hazır olması yönünde Hava Üs Komutanı Tezcan Kızılelma'ya talimat verdiği iddiasına ilişkin Üstem, "Benim böyle bir emir verme yetkim olamaz. Benim böyle bir emrim olmamış ve böyle bir olay vuku bulmamıştır. Uçağın uçuşuna yönelik hazırlığı uçuş ekibinin kendisi yapar. Uçuş izni için benim Kızılelma'yı aramama gerek yoktur. Benim uçağın kalkışıyla ilgili de bir talebim olmamıştır. Dolayısıyla ben Tezcan Kızılelma'yı hiç aramadım." ifadelerini kullandı.

Üstem, sıkıyönetim direktifinde "Tümamiral Hakan Üstem'in Sahil Güvenlik Komutanı olarak görevine devam" şeklinde bir ibare olmasının darbeci olarak itham edilmesine neden olduğunu ileri sürerek, "FETÖ davaları kapsamında tutuklu bulunan en yüksek rütbeli komutan benim. Darbecilerin en kıdemlisi ve en yüksek rütbelisi bensem, oramiral veya koramiral rütbesinde bir yere gelmem gerekir. Beni aynı görevde bırakarak bir anlamda tenzili rütbe yapmışlar. Darbeci olsaydım kendime oramiral rütbesinde bir görev seçerdim." şeklinde konuştu.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nu usulsüz olarak gözaltına almakla görevlendirilen 6 kişilik timin SG 19 botu ile Donanma Komutanlığı'na gelmelerini sağladığı iddiasına ilişkin Üstem, şu beyanlarda bulundu:

"Olay akşamı Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nun intikali için bir bot ihtiyacı bildirildi. Ben bot talebini Sahil Güvenlik Harekat Başkanı Süleyman Yarayan'a ilettim. Sonrasında botun nereden, nasıl temin edildiğini ve nereye gittiğini bilmiyorum. Ondan sonrasını takip etmedim. Harekat Merkezi'nin sonraki aşamalarda neler yaptığı konusunda benim bilgim yoktur. Bottaki Mahmut Arduç ve ekibinin Deniz Kuvvetleri Komutanı'nı enterne etmek konusunda görevlendirildikleri yönünde bir bilgiye sahip değilim."

İddianameden

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "1" numaralı şüpheli olduğu iddianamede, eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici, eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan, eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay, eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Muharrem Aslan, eski Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı Murat Erdem ile Donanma Komutanlığında görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18 sivil ve 1 asker öğretmenin de aralarında yer aldığı 92 şüpheli bulunuyor.

İddianamede Gülen hakkında, "cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs", "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" ve "silahla birden fazla kişiyle birlikte yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.

Şüpheli askerlerle irtibatlı olan, onları darbe toplantılarına götüren ve kaçtıkları dönemde saklayan, Donanma Komutanlığında görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18'i sivil, 1'i asker öğretmenle Donanma Komutanlığında darbe girişimini yönettiği belirtilen tutuklu sanıklar Hakan Üstem, Hayrettin İmren, Ömer Faruk Harmancık, Nazmi Ekici, Süleyman Yarayan, Tezcan Kızılelma, Gürel Kaynak, Muharrem Aslan ve Murat Erdem ile firari sanık Ayhan Bay hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer sanıkların ise ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl altışar aydan yirmi dokuzar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Muhabir: Metin Girgin, Şahin Oktay

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.