Dolar
44.08
Euro
51.27
Altın
5,170.82
ETH/USDT
1,983.20
BTC/USDT
67,987.00
BIST 100
12,792.81
Yaşam

Bulgaristan göçmeni kadınların anavatandaki başarıları örnek oluyor

Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden ve bugün Trakya Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yapan kadınlar, azimleri ve başarılarıyla gençlere örnek oluyor.

Cihan Demirci  | 07.03.2026 - Güncelleme : 07.03.2026
Bulgaristan göçmeni kadınların anavatandaki başarıları örnek oluyor

Edirne

Trakya Üniversitesi'nde (TÜ) görev yapan Bulgaristan göçmeni akademisyen kadınlar, çocukluk yıllarında yaşadıkları göç sürecinin hayatlarına ve akademik kariyerlerine etkisini AA muhabirine anlattı.

TÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elvan Bakar, 1978 yılında Bulgaristan’ın Kırcaali kentinden ailesiyle Bursa'ya göç ettiklerini söyledi.

İlk, orta ve lise eğitimini Bursa'da tamamladığını, 1990 yılından bu yana da Trakya Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yaptığını anlatan Bakar, göçün hayatına önemli katkıları olduğunu ifade etti.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Göçün zorlu bir süreç olduğunu ancak insanı güçlendirdiğini dile getiren Bakar, şunları kaydetti:

"Göç travmatik bir durum olsa da insanların bu süreci nasıl atlattıklarıyla çok ilişkili. Bu süreç insanı güçlendiren, sabır ve dirayet kazandıran, mücadeleci ruhu pekiştiren bir süreç. Akademik hayatıma göçün etkilerinin yansıdığını düşünüyorum. Pes etmeme, sıfırdan başlama ve her defasında ayağa kalkma gücünü bulmamda göçün önemli bir payı var."

Bulgaristan'da sahip oldukları tüm maddi varlığı geride bırakarak Türkiye’ye geldiklerini anlatan Bakar, göçün kendileri için "sıfırdan başlama" anlamı taşıdığını vurguladı.

"Türkiye'de ilk aldığımız şey Türk bayrağıydı"

Göç hikayesinin 8 yaşındayken Kırcaali Tren Garı’nda başladığını anlatan Bakar, o günleri unutamadığını belirtti.

Ailelerinde göçün sembolü olarak saklanan bir tarak olduğunu ifade eden Bakar, şöyle konuştu:

"Annem tarağını almayı unutmuştu, teyzem kendi tarağını verdi. O sarı tarak ailemizde göçün sembolü olarak 48 yıldır saklanır. Tren yolculuğu bilinmeyene doğru bir yolculuktu ama aynı zamanda büyük umut taşıyordu.

O dönemde Karaağaç ile Edirne arasında faytonlar vardı. Ailemle o faytonlara binip tarihi Alipaşa Çarşısı'na gelmiştik. Orada niyetçi tavşanlara niyet çektirmiştim. Türkiye'de ilk aldığımız şey Türk bayrağıydı. Ezanın yasak olduğu bir yerden gelmiştik. Sahurda ezan ve davul sesini duymak bizim için çok farklı bir duyguydu."

Türkiye Cumhuriyeti’ne minnettar olduklarını anlatan Bakar, ülkenin gelişmesi için çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.

"Hocam biz gidiyoruz, size kitaplarımızı emanet ediyoruz"

TÜ Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Armağan Dönertaş Engelli Çocuklar Eğitim, Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Filiz Tuna da çocuk yaşta ailesiyle Türkiye’ye göç ettiğinde bahsetti.

Türkiye'ye geldiklerinde yaşadıkları duyguları unutamadığını dile getiren Tuna, göç sonrası gördüğü bazı görüntülerin kendisine umut verdiğini söyledi.

"13 yaşındayken Türkiye'ye geldiğimizde manavlardaki rengarenk ışıklar bile bana umut olmuştu. Bir kişinin başarıdan başka seçeneği olmazsa azim ve adanmışlık onu mutlaka bir sonuca ulaştırır. Yeter ki pes etmesin." diyen Tuna, göç sırasında birçok anıyı geride bıraktıklarını ifade etti.

Göç etmeden önce yaşadığı unutulmaz bir anıyı da paylaşan Tuna, şöyle devam etti:

"Babam elektronik eşyaları, annem mobilyaları çevremizdekilere dağıttı. Ablamla bizim en değerli eşyalarımız yılbaşı ve doğum günlerimizde hediye edilen kitaplardı. Bu kitapları öğretmenimize emanet etmeye karar verdik. Bulgaristan'dan gitmeden önce öğretmenimizin kapısını çaldık. 'Hocam biz gidiyoruz, size kitaplarımızı emanet ediyoruz.' dedik. Çok duygulandı ve bize sarıldı. Bu, benim için unutulmaz bir anıdır."

"Göçmen olmanın insana kattığı bir karakter var"

TÜ Eczacılık Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Habibe Yılmaz ise 1989 yılında 3,5 yaşındayken ailesiyle Bulgaristan'ın Mestanlı kasabasından Türkiye'ye göç ettiğini anlattı.

Göçün zorlu bir süreç olduğunu ancak kendilerine güçlü karakter kazandırdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

"Biz Türk olduğumuz için buraya uyum sağlama konusunda kültürel problem yaşamadık. Ancak komünist bir rejimden gelmenin getirdiği bazı farklılıkları yaşadık. Göçmen olmanın insana kattığı bir karakter var. O azimle bir yerlere geliyorsunuz. Türkiye ister göçmen olsun, ister kendi vatandaşı olsun herkese eğitimde fırsat eşitliği tanıyor. Ben de bundan faydalandım."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.