İstanbul Su Müzesi, 3 binin üzerinde eşyayla suyun tarihini anlatıyor
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait musluklardan 700 yıllık şifa taslarına kadar binlerce objenin sergilendiği İstanbul Su Müzesi, suyun 2 bin yıllık medeniyet yolculuğuna ışık tutuyor.
İstanbul
İstanbul Su Müzesi Kurucu Başkanı Ercan Topçu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 45 yıldır armatür imalatı yapan bir aileden geldiğini belirterek, "Ailemizin 45 yıllık armatür imalatı yapan fabrikamız var. Ailemizin 4-5 kuşaktan beri bazı eşyaları muhafaza ediliyordu. Buradan gelen saklama kültürünü işimizle buluşturarak suyla ilgili nesneler toplamaya başladık. 30 yıldır eşya topluyoruz." dedi.
Topçu, tematik müzenin koleksiyonunda gündelik yaşamda suyla ilişkili pek çok unsurun yer aldığını belirterek, temizlik ve hamam kültüründen içme suyu, şifa ve inançlara uzanan su kapları, çeşmeler, sebiller ile çeşitli objelerin yanı sıra resim, gravür, kartpostal ve efemeraların da bulunduğunu söyledi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
"20 senede 3 binin üzerinde eşya toplandı"
Müze fikrinin ortaya çıkış hikayesine ilişkin Topçu, şunları anlattı:
"Ben 1989 Bursa'dan tıp mezunuyum, o yıllardan aldığım bazı hamam eşyaları vardı. Mesela küçük musluklar, Osmanlı dönemi Süleymaniye işi musluklar var. Eskiden de böyle ailenin bir saklama kültürü olduğu için eşyalarla haşır neşiriz. Suyla ilgili nesneler toplamaya başladık. Bundan 20 sene önce Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nden 'Tescile Tabi Taşınır Kültür ve Tabiat Varlığı Belgesi' aldık. Kurumsal kimlik katmak için firmamızın adına yapalım ki geleceğe taşıyalım istedik. Bu süre içerisinde 3 binin üzerinde eşya toplandı. Burada sadece Osmanlı dönemi eşyalar yok, erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı dönemi, Bizans, Selçuklu, Geç Roma dönemine ilişkin neredeyse 2 bin yıllık su ile insan serüvenini görmekteyiz."

Şu ana kadar da 7 sergi açtıklarını ve 2021'de koleksiyonun müze olarak tescillendiği aktaran Topçu, "En sonunda İstanbul Su Müzemizi açtık. Kovid-19 salgını dönemine denk geldiği için resmi açılış yapılmadı. Bununla birlikte de buraya yurt içinden, yurt dışından birçok misafirimiz gelmektedir ve girişlerimiz ücretsiz. Şu anda İkitelli Organize Sanayi Bölgesi'nde Başakşehir'deyiz." diye konuştu.
"Koleksiyonumuzda 700 yaşında başyapıt olan bir şifa tası var"
Ercan Topçu, müzeyi Sultanahmet'te turistik bir destinasyona taşıyarak daha geniş kitlelere ulaştırmak istediklerini ifade etti.

Müzede 3 binin üzerinde obje, 2 binin üzerinde de belge, doküman, kartpostal ve gravür yer aldığını dile getiren Topçu, koleksiyonda ayrıca 700 yaşında başyapıt olan bir şifa tası olduğuna dikkati çekti. Topçu, "Bugün bunların örneklerini British Museum'da, Metropolitan Museum'da görebilirsiniz. Diğer taraftan artık kaybolmaya yüz tutmuş, kullanmadığımız, unuttuğumuz birtakım su kaplarımız da var. İstanbul Su Müzesi olarak bir hedefimiz de bu kapların tanıtımını yapmak." dedi.
Güğüm, leğen, ibrik ve maşrapa gibi suyla ilişkili objelerin de müzede sergilendiğini söyleyen Topçu, "Anadolu'da 5 bin, 10 bin yıllık süreçte suyla ilgili aynı nesneler yapılmış. Sadece o dönemin sanatsal üslubundan, dini yaşantılardan etkilenerek aynı şeyler devam etmiş. Bu örnekleri müzede görebiliyoruz." şeklinde konuştu.

Topçu, müzeyle birlikte insanları su kültürü konusunda bilinçlendirmek istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Yani bir çeşme, sebil hiçbir kültürde yok. Sadece bizim Türk İslam kültüründe var. Mahallelerde, caddelerde bir vakıf olarak sebilhane denen bir mimari yapıyorsunuz. İnsanlara sırf Allah rızası için sadakaicariye olsun diye sular dağıtıyorsunuz. Para almadan görevli tayin ediyorsunuz. Ayrıca İstanbul'un biliyorsunuz meşhur suları da vardır. Sırmakeş, Taşdelen, Çamlıca, Hünkar Suyu, Hamidiye Suyu, Karakulak Suyu, Kanlıkavak Suyu... Hepsi sanki ilaç gibi insanlara etki ediyor. İnsanlar artık öyle bir noktaya gelmiş ki köşe başlarında (çeşmeden bir su içtiğinde) hangi suyun olduğunu anlıyorlar. Yani su gurmeleri oluşmuş."

"İstanbul bir su uygarlığının başkenti haline gelmiş"
Farklı uygarlıkların yaşadığı İstanbul'da tarih boyunca su sıkıntılarının yaşandığını söyleyen Ercan Topçu, "Suya ulaşımdaki ciddi sıkıntılar suyla ilgili nefis eserlerin ortaya çıkmasına da vesile olmuş ve İstanbul bir su uygarlığının başkenti haline gelmiş. Çeşmeler, sebiller, sarnıçlar, hamamlar, selsebiller, su kemerleri, bentler, Bizans dönemindeki kapalı sarnıçlar, Roma döneminden kalma su kemerleri..." dedi.
Topçu, İstanbul Su Müzesi olarak bir amaçlarının da su tasarrufu konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu belirterek, "Suyun yeni yeni farkına varmaya başladık. Osmanlı döneminden gelen bize iki tane çok önemli prensip var. Ecdadımız, 'Suyu asla israf etmeyeceksin' diyor. İkincisi de suyu isteyenden esirgemeyeceksin. Yani suyu tasarruflu kullanacağız." diye konuştu.

Armatür üreticisi olarak az su akıtan musluklar üretmek için Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını da aktaran Topçu, "Akıllı musluklar üretmek üzere biz de Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz ve TSE standartlarına göre normal bir lavabo musluğunda dakikada 12-15 litre su akması gerekirken bizim yaptığımız musluklarda bazı çeşitlerinde 4 litreye kadar bunu düşürdük." dedi.
Topçu, ayrıca müzenin kuruluşunda geçen sene vefat eden ağabeyi Recep Ali Topçu'nun büyük katkısı olduğunun altını çizerek, "Ağabeyim Recep Ali Topçu, sanayici kimliğinin yanı sıra suyun medeniyetimizdeki yerini belgeleyen İstanbul Su Müzesi'nin müessisi olarak, kültür mirasımıza kalıcı bir eser kazandırdı." ifadelerini kullandı.
Müze, Başakşehirde ziyaretçilerini bekliyor
Gündelik yaşamdan ibadet hayatına kadar uzanan geniş bir yelpazede suyun insan hayatındaki yerini gözler önüne seren İstanbul Su Müzesi koleksiyonu, temizlik, arınma ve bereketin simgesi olan suyun, geçmişte Anadolu'nun her köşesinde nasıl hayat bulduğunu, unutulmaya yüz tutmuş objeler aracılığıyla yeniden hatırlatıyor.
Koleksiyondaki Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait, her biri dönemin ruhunu yansıtan madeni, seramik, cam, ağaç, tekstil, deri ve pişmiş toprak eserlerin yanı sıra su medeniyetini anlatan fotoğraf, kartpostal, gravür, resim, ferman, belge ve yazma eserler de müzenin ayrılmaz parçaları arasında Başakşehir'de ziyaretçilerini bekliyor.
Suyun kültürel mirasını gelecek nesillere aktarma amacını taşıyan İstanbul Su Müzesi, UNESCO Global Network of Water Museums üyesi olarak Türkiye özelinde dünya su mirasının korunmasına katkıda bulunuyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

