3 milyon yeni Epstein belgesi yayımlandı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar suçuyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'la ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha paylaştıklarını bildirdi.
Ankara
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, düzenlediği basın toplantısında, Epstein soruşturmasıyla ilgili 3 milyondan fazla yeni belge ile 2 bin videoyu ve yaklaşık 180 bin görseli yayımlayarak kamuoyunun erişimine açtıklarını söyledi.
- Epstein dosyasında yeni belgeler: Tepkiler, istifalar ve yalanlamalar
- Yeni yayımlanan belgeler Epstein'ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı
- Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein'den bağış toplamak için yardım istemiş
Son yayımın, ilgili yasa doğrultusunda toplamda 3,5 milyon belgenin kamuoyuna açıklandığı anlamına geldiğini kaydeden Blanche, ABD Başkanı Donald Trump'ın bakanlığa "şeffaf olma talimatı" verdiğini ve bakanlığın da bunu yaptığını kaydetti.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
500'den fazla avukat ve uzmanın bu çalışmayı tamamlamak için uzun günler ve geceler geçirdiğini kaydeden Blanche, "Yasaya uyduk. Kanuna uyduk. Başkan Trump'ı, ya da herhangi birini korumadık. Epstein hakkında sakladığımız süper gizli belgeler yok.” ifadesini kullandı.
Adalet Bakanlığının "çocuk istismarını ciddiye almadığı" yönündeki her türlü "eleştiriyi böylelikle kırdığını" savunan Blanche, "Epstein'in kurbanları tarifsiz acılar yaşadılar" diyerek, fotoğraflarda ve videolarda kişisel kimlik tespitini engellemek amacıyla kapsamlı sansürlemeler yapıldığını kaydetti.

Yeni yayımlanan belgeler Epstein'ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı
Epstein'a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
Dosyalarda yer alan gizli muhbir beyanına dayalı, Ekim 2020 tarihli ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) raporunda, Epstein'ın İsrail istihbaratı Mossad ile bağlantılı olabileceğine ilişkin iddialar dikkati çekti.
Muhbir, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Alan Dershowitz'in, varlıklı ailelerin çocukları üzerinde etkili olduğunu, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner'ın da Dershowitz'in öğrencileri arasında bulunduğunu öne sürdü.
Dershowitz'in İsrail istihbaratıyla bağlantılı olduğu kanaatine vardığını aktaran muhbir, Dershowitz'in, dönemin Florida Güney Bölgesi Savcısı Alex Acosta'ya, Epstein'ın hem ABD hem de müttefik ülke istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunu söylediğini iddia etti.
Dershowitz ile Epstein arasındaki telefon görüşmelerine tanıklık ettiğini belirten muhbir, bu görüşmelerin ardından İsrail istihbaratının Dershowitz ile temasa geçerek bilgi aldığını öne sürdü.
Epstein'ın, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile yakın olduğu ve onun döneminde istihbarat faaliyetleriyle bağlantılı şekilde yetiştirildiği yönünde iddialarda bulunan muhbir, tüm bu bilgiler ışığında Epstein'ın Mossad tarafından yönlendirilen bir ajan olduğu kanaatine vardığını kaydetti.
Muhbir, Trump'ın ilk başkanlık döneminde İsrail tarafından etki altına alındığını, damadı Kushner'ın ise Başkan'ın karar alma süreçlerinde belirleyici rol oynadığını öne sürdü.
Epstein ve Barak mesajlarındaki "Mossad" atfı
Dosyalarda, Epstein ve eski İsrail Başbakanı Barak'ın birçok konuşması yer alırken, ikilinin konuşmalarında iki farklı zamanda Mossad'a atıfta bulunulduğu görüldü.
Dosyaya göre, Epstein, 17 Aralık 2018'de yolladığı e-postada, Barak'a "Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin. :)" dedi.
Epstein, 9 Kasım 2017 tarihli e-postada ise Barak'a "Boies, eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar yapmak için bulmasına yardım etmeni istedi mi? Bu konu basında çok yer alıyor." ifadesini kullandı.
Öte yandan, Barak cevabında bu konuya ilişkin bir ifade kullanmayarak Epstein'dan kendisini aramasını istedi.
"Belgeler Trump'a yönelik şantaj niteliği taşıyor" iddiası
Epstein dosyalarının bir bölümünün daha kamuoyuna sunulmasının ardından sosyal medyada bazı kullanıcılar, Epstein dosyalarının zamanlamasına dikkati çekerek, bunu Trump'ın İran politikasıyla ilişkilendirdi.
Belgelerin, Trump'a yönelik hem uyarı hem de mesaj niteliği taşıdığı ve "siyasi baskı aracı" olarak kullanıldığı öne sürülen paylaşımlarda, Trump'ın İran'a yönelik askeri adım atmaması durumunda daha fazla belgenin kamuoyuna sızdırılabileceği iddia edildi.
Hristiyan nasyonalist aktivist ve podcast sunucusu Nick Fuentes, programında, Epstein dosyalarının "Trump'ın başının üzerinde bir hançer gibi asılı durduğunu" söyledi.
Fuentes, "Epstein dosyaları bugün yayımlanıyor. İran ile ikinci savaşımız için hazırız. Ne tesadüf. Yani Trump bizi İran'la savaşa sokmazsa hançer iner. Trump, İsrail lobisiyle veya milyarderlerle işbirliği yapmazsa hançer iner." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya platformlarındaki birçok kullanıcı da dosyaların yayımlanma zamanına ilişkin olarak, "Mossad, Tel Aviv'deki bir kasada Trump'ın çocuklara tecavüz ettiğini gösteren kasetler tutuyor ve onu ellerinde tutuyorlar." ve "Bu kasetlerin yayımlanması, Trump'ı İran'a savaş açmaya zorlamak içindi, aksi takdirde kasetleri yayımlayacaklardı." gibi iddialarda bulundu.
ABD'li milyarder Epstein, eski MI6 ve Mossad mensupları yardımıyla Libya'nın varlıklarına göz dikmiş
Epstein'a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
Dosyalarda yer alan, Epstein'e gönderilen Temmuz 2011 tarihli bir e-posta'da, Epstein ve çevresinin, Libya'daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.
Söz konusu e-postada, Libya'ya ait olduğu belirtilen ve uluslararası alanda dondurulmuş yaklaşık 80 milyar dolarlık fonun bulunduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD'de yer aldığı ifadesi bulunuyor.
E-postada, "Libya'ya ait çalınmış ve zimmete geçirilmiş" varlıkların gerçek tutarının bu miktarın üç ila dört katı olabileceği tahmininde bulunularak, söz konusu paraların küçük bir bölümünün dahi tespit edilip geri alınmasının "milyarlarca dolarlık kazanç" anlamına geleceğinin vurgulandığı görülüyor.
Libya'nın yeniden inşası ve ekonomisinin canlandırılması için gelecekte en az 100 milyar dolarlık harcama planlandığı belirtilen e-postada, bu sürecin "daha büyük bir fırsat" sunduğu ifadesi yer alıyor.
E-postada, Libya'nın kişi başına düşen nüfus, enerji rezervleri ve okuryazarlık oranları açısından zengin bir ülke olduğuna, bu durumun finansal ve hukuki girişimler açısından avantaj sağladığına dikkat çekiliyor.
Yazışmada, bazı uluslararası hukuk firmalarıyla bu konuda "başarı ücreti" esasına dayalı çalışmalar konusunda görüşmeler yapıldığı aktarılarak, daha önce MI6 ve Mossad'da görev yapmış bazı kişilerin, Libya'ya ait olduğu iddia edilen varlıkların tespiti ve geri kazanılması sürecine destek vermeye istekli olduğu ifadeleri yer alıyor.
E-postada, bu sürece erken dahil olunması halinde bunun "önemli bir fırsat" olacağı vurgusu da bulunuyor.
Belgelerde yer alan bu yazışmalar, Epstein ve çevresinin, Libya’daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.
ABD Ticaret Bakanı Lutnick, 2012'de Karayipler'de Epstein ile akşam yemeği ayarlamış
ABD basını, belgelerin detaylarını mercek altına aldı.
New York Times gazetesinin Bakanlığın yayınladığı belgelerdeki e-posta yazışmalarına dayandırdığı haberine göre Kasım 2012'de Epstein'ın asistanının, Lutnick'e gönderdiği e-postada, "Jeffrey Epstein, tatillerde St. Thomas'ta olacağınızı anlıyor. Bir araya gelebilmek için bazı telefon numaralarını size iletmemi rica etti." ifadesini kullandı.
O dönem Lutnick de Epstein'e gönderdiği bir e-postada kendisine ait teknede eşi, çocukları, bazı arkadaşları dahil grup olarak Karayipler bölgesini ziyaret ettiğini belirterek, "Cumartesi öğleden sonra erken saatlerde St. Thomas'a iniyoruz ve Pazartesi günü bir ara St. Bart's/Anguilla'ya gitmeyi planlıyoruz. Nerede bulunuyorsunuz? Pazar akşamı yemek uygun olur mu?" ifadesini kullandı.
Yazışmalarda ismi gizli tutulan bir kişi de e-postaya cevaben verdiği ve "Aşağıdaki (yanıt) Jeffrey'den" başlıklı yazışmada, "Cumartesi veya pazar öğle yemeğine gelir misiniz? Haritaya göre Little St. James, Christmans Cove'un arkasında." ifadesini kullandı.
Buna göre buluşma 23 Aralık 2012'de planlanmıştı. Bir gün sonra, Epstein'ın asistanı, Lutnick'e gönderdiği e-postada Epstein'ın "Sizi görmek güzeldi." mesajını ilettiğini aktardı. Gazete haberinde, söz konusu belgelerin ziyaretin gerçekleştiğini kanıtladığı aktarıldı.
Son yayımlanan belgeler arasında, Lutnick'in Epstein'ı 2015 yılında, o döneme denk gelen seçimlerde (Kasım 2016) ABD Başkanlığı için yarışan Hillary Clinton için düzenlenen bir bağış toplama etkinliğine davet ettiği de kaydedildi.
Musk'ın, Karayipler'deki adalara gezi düzenlemek için Epstein ile iletişime geçtiği iddia edildi
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullandı.
Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." dedi.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sordu.
CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunuldu.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demişti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
Epstein mağdurları, yeni açıklanan belgelerde isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterdi
The New York Times gazetesinin haberine göre, Epstein mağdurlarından oluşan 18 kişilik grup, yaptıkları ortak açıklamada, açıklanan belgelerin Epstein'ın "suç ortaklarını sorumlu tutmak için" yeterli olmadığını söyledi.
Mağdurlar, "Bir kez daha, mağdurların isimleri ve kimlik bilgileri ifşa edilirken, bizi istismar eden erkekler gizli kalmaya ve korunmaya devam ediyor. Bu çok çirkin bir durum." ifadelerini kullandı.
"Bu iş burada bitmedi." diyen mağdurlar, "tüm failler nihayet hesap verene kadar" mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna, ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a yazdıkları mektupta, mağdurların ifadelerini belgeleyen raporlar da dahil olmak üzere şu ana kadar yayımlanan belgelerdeki "sansürlemenin kapsamı ve tutarlılığı" ile ilgili endişelerini ifade etti.
Massie ve Khanna, tüm sansürlenmemiş belgeleri incelemek üzere Adalet Bakanlığı ile resmi bir toplantı talep etti.
Eski İsrail Başbakanı Barak, Epstein'ın New York'taki dairesinde birden fazla kez konaklamış
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesi sonrası ABD basını, belgelerin detaylarını incelemeye aldı.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelerdeki e-posta yazışmalarına dayandırdığı haberine göre Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve eşi Nili Priel'in, ABD'nin New York kentinde Epstein'a ait bir dairede birden fazla kez konakladığı ortaya çıktı.
Buna göre Priel, Mayıs 2017'de Epstein'e, kendisi ve Barak'ın birkaç günlüğüne Harvard bölgesine gitmek için konakladıkları daireden ayrılacaklarını bildiren ve "daire boşken bir temizlikçinin gelip gelemeyeceği sorusunu" içeren bir e-posta gönderdi.
Epstein'ın uzun süre asistanlığını yapan Leslie Groff, başka bir e-posta yazışmasında ise Barak'ların konakladığı dairedeki "kablo kutusunu Apple TV kurulumuyla değiştirmek için Priel ile iletişime geçeceğini" bildirdi.
Diğer e-postalarda ise Barak çiftinin New York'u ne zaman ziyaret edeceğine yönelik Groff, Epstein ve Priel'in görüşmeler ayarlama konusunda sık sık birbirleriyle yazıştığı aktarıldı.
Barak ilişkiyi reddetmemişti
1999-2001 arası İsrail Başbakanlığı yapan Barak, daha önceki açıklamasında, 2003 yılında Epstein ile tanıştığını, Epstein hüküm giydikten sonra da kendisiyle ilişkisini sürdürdüğünü kaydetmiş ve "hiçbir zaman uygunsuz bir davranışa tanık olmadığını" savunmuştu.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda eski Prens Andrew'un fotoğrafları yer aldı
Açıklanan yeni belgeler arasında İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.
İngiltere Kralı Charles, kardeşinin ünvanlarını geri almıştı
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre'nin cinsel istismarla suçladığı Mountbatten-Windsor, hakkındaki tüm iddiaları reddetse de 2019'da tüm resmi Kraliyet görevlerinden çekildiğini açıklamıştı.
Ekim 2025'te Giuffre'nin iddialarının yer aldığı kitabın yayımlanmasıyla söz konusu iddiaların, Kraliyet Ailesi ve Kral Charles'ı meşgul ettiğini belirten Mountbatten-Windsor, "Prens" hariç tüm Kraliyet ünvanları, rütbe ve nişanlarını bırakacağını duyurmuştu.
Ancak Kral Charles, bir adım ileriye giderek "Prens" ünvanını da almış, kardeşinin bundan böyle "Andrew Mountbatten-Windsor" olarak hayatına devam edeceğini açıklamıştı.
Mountbatten-Windsor'ın yaşadığı Windsor Kalesi'ndeki Royal Lodge malikanesinin de elinden alınabileceği belirtilmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer alıyor
Belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Yeni belgelerde Danimarka Kralı ve İsveç Prensesinin de adı geçiyor
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Eipstein'den bağış toplamak için yardım istemiş
ABD Adalet Bakanlığının dün yayımladığı belgeler arasında 7 Kasım 2014 tarihli bir yazışmada, aynı zamanda New York Times muhabiri olan Thomas Jr. ile Eipstein arasındaki e-posta yazışması yer alıyor.
Mailinde Robert Koleji'nin geçmişinden bahseden Thomas Jr, "Muhafazakar İslamın sosyal hayata ve eğitim sistemine gitgide daha çok sızdığı bugünün Türkiye'sinde, bu sene 150. yılını kutlayan Robert Koleji'nin misyonu hiç olmadığı kadar önemlidir." ifadelerini kullanıyor.
Gates Vakfından bağış istemek için Eipstein'in fikrini sormuş
Konuyu Gates Vakfı'na sunup sunmamak konusunda Eipstein'in fikrini soran Thomas Jr, "DEAŞ'tan sonra Türkiye çok muhafazakar bir yere doğru gidiyor. Biz de yönetim kurulu olarak, misyonunun çok önemli olmadığını düşünen bir hükümet altında ve bu atmosferde Robert Koleji'nin önemini insanlara anlatma çabalarımızı artırıyoruz." görüşünü paylaşıyor.
2014'teki yazışmalara göre, Robert Koleji'nin müdürünün New York'ta olacağını vurgulayan Thomas Jr, isterse müdürü Eipstein ile bu konuda görüştürebileceğini kaydediyor.
Babasının da Robert Koleji'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve kendisinin uzun yıllar Türkiye'de yaşadığını belirten Thomas Jr, "Neyse, sadece düşüncelerinizi almak ve bu hikayeyi sunabileceğim başka vakıflar/milyarderler hakkında fikirlerinizi görmek istedim. Utanmasızca yaptığım bu bağış toplama tanıtımını burada bitiriyorum." ifadelerine yer veriyor.
Eipstein'in ise Thomas Jr.'a "Görüştüğümüzde bana daha fazlasını anlat." yanıtını verdiği görülüyor.
Dosyalarda reşit olmayanlar da dahil 43 mağdurun isimlerinin gizlenmediği ortaya çıktı
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre dün dosyalardaki 47 mağdurun adlarının incelenmesi sonucunda bu kişilerden 43'ünün isimlerinin sansürlenmediği tespit edildi.
Birçok kadının tam adının yüzlerce kez geçtiği dosyalarda mağdurların arasında istismara uğradıkları dönemde reşit olmayan 20'yi aşkın kişinin de isimleri yer aldı.
Mağdurlardan bazılarının tam isimlerinin yanı sıra ev adreslerinin de dosyalarda görüldüğü belirtildi.
Yetkililer, Bakanlığın belgeleri yayımlamadan önce mağdurların isimlerinin gizlenmesi için çalışma yürüttüğünü, bu kişilere ilişkin yeni düzenlemeler yapmak amacıyla belgelerin geçici olarak kaldırıldığını bildirdi.
Suç adaları
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

