Londra
Dünya çapında planlanan veya inşa halindeki rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin toplam kapasitesi 2025'te yüzde 11 artışla 4,9 teravat seviyesine yükselirken, bu projelerin büyük bir kısmını gelişmekte olan ülkeler hayata geçiriyor.
Uluslararası araştırma kuruluşu Global Energy Monitor (GEM) tarafından yayımlanan yeni bir analize göre, dünyada 2024'te planlanan veya inşa halindeki rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin kapasitesi 4,4 teravat seviyesinde bulunuyordu.
Bu kapasite 2025'te yıllık bazda yüzde 11 artarak 4,9 teravat seviyesine yükseldi. Planlanan veya inşa halindeki rüzgar enerjisi projelerinin kapasitesi bu toplamın 2,7 teravatını, güneş enerjisi ise 2,2 teravatını oluşturdu.
Küresel çapta toplam kapasitenin 758 gigavatlık kısmı şu anda inşaat aşamasında.
Rüzgar ve güneş enerjisinde büyüme ivmesi devam etmesine rağmen, dünyanın en zengin ekonomileri artık temiz enerji yatırımlarını yönlendirmiyor. Bu alandaki büyüme giderek gelişmekte olan ekonomilerde yoğunlaşıyor.
Çin tek başına şu anda inşaat halindeki 448 gigavatlık rüzgar ve güneş enerjisi projesine ev sahipliği yapıyor. Planlanan projelerle, bu kapasite Çin'de 1,5 teravata ulaşıyor.
İnşa halinde veya planlanan rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesi açısından Brezilya'da 401 gigavat, Avustralya'da 368 gigavat, Hindistan'da 234 gigavat, ABD'de 226 gigavat, İspanya'da 165 gigavat ve Filipinler'de 146 gigavatlık proje bulunuyor.
Küresel servetin yaklaşık yarısına sahip G7 ülkeleri, bu kaynakların kapasitesini artırmada Çin ve diğer ülkelere göre önemli geride kalıyor ve söz konusu toplam kapasitenin yalnızca yüzde 11'ini oluşturuyor.
Bu ülkelerin toplam kapasite planları 2023'ten beri yaklaşık 520 gigavat seviyesinde kaldı. Analize göre, bu durum gelişmiş ekonomilerde iklim hedefleri ve uygulamalar arasındaki uçurumun giderek genişlediğini gösteriyor.
Global Energy Monitor Araştırma Analisti Diren Kocakuşak, analize ilişkin değerlendirmesinde, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin hızla büyüdüğünü belirterek, "Bu ivmenin büyük bir kısmı bir zamanlar bu alanda takipçi olarak görülen ülkelerden geliyor. Şimdi soru, daha zengin ülkelerin hedefleri ile uygulamaları arasındaki uçurumu kapatıp kapatmayacakları ya da bu hızla büyüyen sektördeki liderliği başkasına bırakıp bırakmayacakları." ifadelerini kullandı.